Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Evlİlİk DiŞi DoĞan ÇocuĞun Velayetİ Hakkinda İÇtİhat

Yanıt
Old 13-07-2007, 16:10   #1
SPARTACUS

 
Varsayılan Evlİlİk DiŞi DoĞan ÇocuĞun Velayetİ Hakkinda İÇtİhat

iyi günler yardımınıza ihtiyacımız var.olay şöyleA(nne) ile B(aba) evlilik dışı ilişkilerinden Ç(ocuk) dünyaya gelir. Ç ile B arasında kişisel ilişkiye dair bir yargı kararı da yoktur. B nüfusta Ç ‘yi tanımıştır. Velayet TMK 337/1 göre annededir.her nekadar ortada B nin yapmış olduğu bir tanıma varsa da bu A’ nın velayet hakkını kaldırmaz velayet yalnızca A dadır. Ancak aile mahkemesi hakimleri cumhuriyet savcıları ve nüfus müdürleri velayettin A ve B de ortak olduğu görüşündeler. Bu görüş TMK 337/1 hükmüne açıkça aykırıdır. Bizden iddiamıza ilişkin Yargıtay kararı istemekteler. Ellinizde bu konuya ilişkin yargı kararı varsa lütfen bize ulaştırın av.hacigungor@hotmail.com ortada bir annenin çok büyük mağduriyeti vardır.

Bu yardım isteğimin forum yeri burası değil biliyorum fakat ayrıca şu konuyuda tartışmaya açmak istiyorum ortada açık ve net bir yasa hükmü mevcutken yinede yargıtay kararı istemek ne kadar doğru hele hele buu talep eden hukukçuysa( hakim-savcı) ?
Old 21-07-2007, 00:36   #2
bozoli

 
Varsayılan Evlİlİk DiŞi DoĞan ÇocuĞun Velayetİ Hakkinda İÇtİhat

T.C.

YARGITAY

18. HUKUK DAİRESİ

E. 2003/4547

K. 2003/6897

T. 29.9.2003

DAVA : Dava dilekçesinde adın düzeltilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
KARAR : 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 337.maddesine göre, ana baba evli değilse velayet anaya aittir. Dosyada bulunan nüfus kaydından, adının düzeltilmesi istenilen Hilal'in evlilik dışı doğduğu; babasının tanınması üzerine onun nüfusuna tescil edildiği; Hilal'in velayetinin davayı onun adına açan annesi Sevim'de bulunduğu anlaşıldığından; mahkemece yargılamaya devamla, gösterilen deliller toplanıp hasıl olacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, yerinde bulunmayan gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.9.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.(KAZANCI)


YARGITAY

2. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/3410

K. 2004/4687

T. 13.4.2004

• EVLİLİK DIŞI ÇOCUK ( Velayetin Anneye Ait Olduğu )

• VELAYET ( Evlilik Dışı Çocuk - Anneye Ait Olduğu )

4721/m. 337/1

ÖZET : Evlilik dışı doğan küçüğün velayeti anneye aittir.
DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle Türk Medeni Kanununun 337/1 maddesi uyarınca evlilik dışı doğan küçüğün velayetinin annede olacağının tabii bulunmasına göre;
SONUÇ : Yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine peşin alınan harcın mahsubuna, 13.04.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.
KAZANCI

Old 24-07-2007, 14:58   #3
Av.Gülsüm Sezen

 
Varsayılan

Sayın Kayar'ın uyarısı ile bulduğum ilgili tek Yargıtay kararını yazdığım mesajımı geri alıyorum. TMK 337/1 açıktır, ancak bahsedilen hakimi savcı ve memurların; uygulama farkından dolayı böyle bir düşüncede olduğuna ihtimal vermiş ve bu nedenle o kararı yayınlamıştım. Yanılmaya mahal vermek istemediğimden, özür dileyerek mesajımı silmiş bulunuyorum.Saygılarımla...
Old 24-07-2007, 21:01   #4
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Sn.SPARTACUS

Sn.Sezen'in yayınladığı karar yürürlükten kalkan 743 sayılı TMK düzenlemesidir.743 e göre evlilik dışı doğan çocuğun velayeti askıdaydı.Yani hakim kararına ihtiyaç bulunmaktaydı

4721 sayılı TMK ise evlilik dışı doğan çocuğun velayetinin tereddüte yer bırakmayacak şekilde annede olduğunu belirtmiştir.

Alıntı:
MADDE 337.- Ana ve baba evli değilse velayet anaya aittir
.

Saygılarımla
Old 25-07-2007, 08:00   #5
mehmet sirn

 
Varsayılan

Bununla ilgili bir davam olmuştu. O zaman araştırmıştım bu konuyu. İlginç bir konu olduğunu düşünüyorum.

Alıntı:

T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu
Esas No : 2005/18-383
Karar No : 2005/404
Tarih : 22.6.2005


EVLİLİK DIŞINDA DOĞAN ÇOCUK ( Anne Hanesine Kaydedileceği Ve Annesinin Soyadını Taşıyacağı )
ANNE SOYADINI TAŞIMA ( Evlilik Dışında Doğan Çocuğun Anne Hanesine Kaydedileceği Ve Annesinin Soyadını Taşıyacağı )
VELAYET ALTINDAKİ ÇOCUKLARIN SOYADININ DEĞİŞTİRİLMESİ ( Evlilik Dışında Doğan Çocuğun Anne Hanesine Kaydedileceği Ve Annesinin Soyadını Taşıyacağı )




ÖZET :

Çocuk, anne ve baba evli ise ailenin; evli değilse ananın soyadını taşır. Evlilik dışı doğan çocuğun, anasının kütüğüne, anasının soyadı ile yazılması gerekir. Eldeki davada, çocukların evlilik dışı doğduğu ve ana hanesine kaydedildiği anlaşılmaktadır. Davacı annenin, velayeti altındaki çocukların soyadlarının değiştirilmesi için dava açmasına yasal olanak olmadığı halde davanın kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.


DAVA :

Taraflar arasındaki "soyadı değiştirilmesi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 18.5.2004 gün ve 2004/230-2004/462 sayılı kararın incelenmesi davalı Y. vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin 19.10.2004 gün ve 6280-7446 sayılı ilamı ile,

( ...Türk Medeni Kanunu'nun 321. maddesi hükmüne göre, ana ve baba evli değilse çocuk ananın soyadını taşır. Dosyada bulunan 30.03.2004 değiştirme tarihli nüfus kayıt tablosunda soyadının düzeltilmesi istenilen küçüklerin evlilik dışı doğduğu ve ana hanesine yazıldığı görülmektedir. Bu nedenle davacı annenin kendi soyadı baki kalmak üzere velayeti altındaki çocuğunun soyadının değiştirilmesi konusunda açtığı davanın reddine karar verilmesi gerekirken yasanın buyurucu hükmüne rağmen yerinde bulunmayan gerekçeyle kabulü doğru görülmemiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA... )

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:


KARAR :

Dava; soyadın değiştirilmesi istemine ilişkindir.

A- DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:

Davacı R. vekili; davacı annenin velayeti altında bulunan küçükler Mehmet ve Uğur'un evlilik dışı doğmuş olup, ana hanesinde nüfusa kayıt edildiklerini, davalı babanın küçükleri tanımış olmasına karşın, başkasıyla evlenmesi nedeniyle çocukların baba hanesine kaydedilemediği gibi, soyadı farklılığı nedeniyle resmi işlemlerin yapılamadığını ileri sürerek, davacı ve davalıların müşterek çocukları Mehmet ve Uğur'un "E." olan soyadlarının, babalarının soyadı "K." olarak değiştirilmesine karar verilmesini istemiştir.

B- DAVALI CEVABININ ÖZETİ:

Davalı Y. vekili; evlilik dışı doğan çocukların, baba tarafından tanınmış bile olsa, annenin kızlık soyadını taşımaları gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C- YEREL MAHKEME KARARININ ÖZETİ:

Yerel mahkeme; "evlilik dışı doğan çocuklarını tanıyan davalı babanın, çocuklarının, soyadını kullanmalarına karşı çıkmasının, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ve ayrıca Türkiye'nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 8. maddesine göre, çocuğun kimliğine, ismi ve aile bağları dahil, koruma hakkına saygı gösterilmesi gerektiği" gerekçesiyle "davanın kabulüne" karar vermiştir.

D. TEMYİZ EVRESİ, BOZMA VE DİRENME:

Davalı vekilince temyiz edilen karar, özel dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş; yerel mahkeme önceki gerekçesini tekrarlayarak direnme kararı vermiştir.

E. GEREKÇE:

Özel daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık; davacı annenin, kendi soyadı baki kalmak üzere, evlilik dışında doğan ve velayeti altında bulunan çocuklarının soyadının değiştirilmesini isteyip isteyemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Öncelikle belirtilmelidir ki, soyadı, kanun gereği doğumla kazanılan addır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun, "Soybağının Hükümleri" başlığı altında düzenlenen 321. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde; "Çocuk, ana ve baba evli ise ailenin; evli değilse ananın soyadını taşır" hükmü öngörülmüştür.

1587 sayılı Nüfus Kanunu'nun 20. maddesinin dördüncü fıkrasında ise, evlilik dışında doğan çocuğun, anasının kütüğüne, ananın soyadı ile yazılması gerektiği belirtilmiştir.Az yukarıda açıklanan yasal düzenlemeye paralel olarak uygulamaya konulan, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün 21.08.2002 gün ve 147 sayılı Nüfus ve Vatandaşlık Hizmetlerine Ait Görev ve Çalışma Yönergesi'nin 21. maddesinde; evlilik dışında doğan çocuğun, anasının kayıtlı bulunduğu haneye, anasının soyadı ile tescili öngörülmüştür.

Görüldüğü üzere, anılan yasal düzenlemeler karşısında, evlilik dışında doğan çocuğun ananın soyadını taşıyacağı, çocuğun reşit olduktan sonra kendi soyadı usulüne uygun olarak açacağı bir dava sonunda verilecek kararla değişmedikçe çocuğun soyadının değiştirilemeyeceği kuşku ve duraksamadan uzaktır.

Aksinin kabulü, kamu düzeni ile ilgili olan Türk Medeni Kanunu'nun 321. maddesinin yasakladığı sonuca, kanunun başka kuralına dayanarak ulaşılması; eş söyleyişle kanunun emredici kuralının dolanılması sonucunu doğuracağı açıktır.

Somut olayda, soyadının düzeltilmesi istenilen küçüklerin evlilik dışında doğdukları ve ana hanesine yazıldıkları anlaşılmaktadır.

Bu haliyle, davacı annenin, velayeti altındaki çocukların soyadının değiştirilmesi davasını açmasına yasa olanak vermediğinden; davanın reddi gereğine işaret eden ve Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki karada direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.


SONUÇ :

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının özel daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 22.06.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.



T.C.
YARGITAY
İkinci Hukuk Dairesi
Esas No : 2003/2129
Karar No : 2003/3120
Tarih : 10.3.2003


EVLİLİK DIŞI ÇOCUĞUN VELAYETİ ( Babalık Davası - Velayet Anneye Ait Olsa Bile Çocuğa Menfaati İcabı Kayyım Atanması Gereği )
MENFAAT ÇATIŞMASI ( Anne Ve Çocuk Arasında Babalık Davası - Çocuğa Kayyım Atanması/Davanın Hazineye Ve Savcılığa Haber Verilmesi Gereği )
BABALIK DAVASI ( Çocuğa Kayyım Atanma Mecburiyeti - Davanın Görülebilirlik Şartı Olduğu )
DAVAYA MÜDAHALE ( Babalık Davasında Anne İle Çocuk Arasında Menfaat Çatışması Olması - Çocuğa Kayyım Atanması/Davanın Hazineye Ve Savcılığa İhbarı Gereği )




ÖZET :

1-Babalık davasında öncelikle çocuğa kayyım tayini davanın görülebilirlik şartıdır. Zira velayet anneye ait olmakla birlikte çocuk ile anne arasında menfaat çatışması mevcuttur.

2-Babalık davalarında davayı açan taraf diğer tarafa ihbar ederek C. Savcısı ve Hazine mutlaka davaya dahil edilmelidir.

3-Annenin avukatı babalık davasında velayeten çocuğun da vekili olamaz. Zira babalık davalarında anne ve çocuk arasında çatışma bulunduğu kabul olunur.


DAVA :

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:


KARAR :

Türk Medeni Kanununun 337.maddesi uyarınca evlilik dışı ilişkiden doğan çocuğun velayeti anaya ait ise de Kanun koyucu, babalık davasında ananın her zaman çocuğun yararına davranmayacağı ilkesinden hareket ederek küçük için hemen kayyım tayin edilmesini ( MK.md.426/2 ) ve davanın Cumhuriyet Savcısına, Hazineye; ana tarafından açılmışsa kayyıma; kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbarını ( TMK.md.301/3 )ve böylece çocuğun yararının korunmasını öngörmüştür.

Yukarıda açıklanan kural çerçevesinde tüm ilgililere dava ihbar ( HUMK. Md. 49 ) edilmeden, katılmasına imkân hazırlanmadan, gösterdiği takdirde delilleri de toplanmadan eksik tahkikatle hüküm verilmesi doğru değildir.


SONUÇ :

Hükmün açıklanan sebeple BOZULMASINA,bozma sebebine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 10.03.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.





T.C.
YARGITAY
İkinci Hukuk Dairesi
Esas No : 2005/2135
Karar No : 2005/4785
Tarih : 28.3.2005


EVLİLİK DIŞI DOĞAN ÇOCUK ( Annenin Çocuğunun Üzerinde Velayet Hakkı Bulunmadığı/Velayet Altında Bulunmayan Her Küçüğe Bir Vasi Atanması Gereği )
ÇOCUĞUN NÜFUSA KAYDI ( Evlilik Dışı Doğan - Anasının Aile Kütüğüne Ananın Soyadı ve Onun Bildireceği Baba Adı İle Yazılacağı )
KÜÇÜGE KAYYIM TAYİNİ ZORUNLULUĞU ( Evlilik Dışı Doğan Çocuk/Nesebin Düzeltilmesi Davası - Davaya Katılmasına İmkan Hazırlanması Gösterdiği Takdirde Onun da Delillerinin Toplanması Gereği )
NESEBİN DÜZELTİLMESİ DAVASI ( Mahkemece Davacının Kızının Babasının Tespitine Karar Verilmesi İle Yetinilmesi - İdareyi İşlem Yapmaya Zorlayacak Şekilde Baba Hanesine Kaydedilmesine Karar Verilemeyeceği )




ÖZET :

743 sayılı Medeni Kanunun hükümlerine göre, annenin evlilik dışı doğan çocuğunun üzerinde velayet hakkı bulunmamaktadır. Aynı Kanunun 374. maddesi uyarınca velayet altında bulunmayan her küçüğe bir vasi atanması gerekmektedir. 298. maddesinde de mahkemenin, evlilik haricinde bir doğumdan haberdar olduğu veya böyle bir gebelik ana tarafından kendisine haber verildiği takdirde; çocuğun menfaatini korumak üzere, hemen bir kayyım tayin edeceği düzenlenmiştir.

Bu hükümler uyarınca nesebin düzeltilmesi davasında küçük için kayyım tayin edilmeli, davaya katılmasına imkan hazırlanmalı, gösterdiği takdirde onun da delillerinin toplanması, bütün delillerin birlikte tartışılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir.

Öte yandan, 1587 Sayılı Nüfus Kanununa göre evlenme, doğum ve ölüm olaylarını siciline işleme görevi Nüfus İdaresine aittir. Aynı Kanunun 20. maddesi uyarınca evlilik dışında doğmuş çocuk, anasının aile kütüğüne, ananın soyadı ve onun bildireceği baba adı ile yazılır.


Mahkemece, davacının kızı Sibel'in babasının Veysi B. olduğunun tespitine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, idareyi işlem yapmaya zorlayacak şekilde baba hanesine kaydedilmesine karar verilmesi de doğru bulunmamıştır.


DAVA :

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:


KARAR :

Davacı Melekşah Ç. tarafından 20.03.2001 tarihinde Hatice B. aleyhine açılan davada, 1997 yılında davalının oğlu Veysi ile gayri resmi olarak evlenmesinden itibaren yaklaşık bir yıl sonra hamile iken Veysi'nin vefat ettiği, onun ölümünden kısa bir süre sonra müşterek çocukları Sibel'in doğduğu ileri sürülerek adı geçen küçüğün nesebinin tashihine karar verilmesinin talep edildiği, yargılama sırasında Veysi B.'un mirasçılarının da davaya dahil edildiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

02.05.1960 gün ve 5/8 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde ve 07.11.1962 gün ve 2/79-55 sayılı Hukuk Genel Kurulu kararında değinildiği gibi dava ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerine göre, annenin evlilik dışı doğan çocuğunun üzerinde velayet hakkı bulunmamaktadır.

Aynı Kanunun 374. maddesi uyarınca velayet altında bulunmayan her küçüğe bir vasi atanması gerekmektedir. Küçük velayet altında bulunsa dahi 376. madde uyarınca bir işte kanuni mümessilin menfaati ile küçüğün menfaati birbirine zıt olursa, ananın her zaman çocuğun yararına davranmayabileceği ihtimali gözetilerek anadan başka bir kişi tarafından çocuğun korunması amacıyla kayyım tayin edilmesi gerekmektedir.

Yine, 743 Sayılı Kanunun 298. maddesinde ""Mahkeme, evlilik haricinde bir doğumdan haberdar olduğu veya böyle bir gebelik ana tarafından kendisine haber verildiği takdirde; çocuğun menfaatini sıyanet etmek üzere, hemen bir kayyım tayin eder"" hükmü mevcuttur.

Açıklanan yasal düzenlemelere göre mahkemece, küçük için kayyım tayin edilmesi, davaya katılmasına imkan hazırlanması, davaya katıldığı ve delil gösterdiği takdirde onun da delillerinin toplanması, bütün delillerin birlikte tartışılıp sonucuna göre hüküm tesis olunması gerekirken bu hususlar gözetilmeden eksik hasım ve eksik inceleme ile karar verilmesi doğru bulunmamıştır.

Diğer taraftan; 1587 Sayılı Nüfus Kanununa göre evlenme, doğum ve ölüm olaylarını siciline işleme görevi Nüfus İdaresine aittir. Aynı Kanunun 20. maddesi uyarınca evlilik dışında doğmuş çocuk, anasının aile kütüğüne, ananın soyadı ve onun bildireceği baba adı ile yazılır.

Mahkemece, davacının kızı Sibel'in babasının Veysi B. olduğunun tespitine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, idareyi işlem yapmaya zorlayacak şekilde baba hanesine kaydedilmesine karar verilmesi de doğru bulunmamıştır.


SONUÇ :

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 28.03.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.





T.C.
YARGITAY
İkinci Hukuk Dairesi
Esas No : 2004/8401
Karar No : 2004/9379
Tarih : 12.7.2004


EVLİLİK DIŞI DOĞAN ÇOCUĞUN SOYADI ( Ananın Soyadını Taşıyacağı - Baba Hanesine Nüfusa Tesciline Karar Verilmesinin Kanuna Aykırılığı )
ÇOCUĞUN BABA HANESİNE KAYIT EDİLEMEMESİ ( Evlilik Dışı Doğan Çocuk - Ananın da Soyadını Taşıyacağı )
VELAYET ( Evlilik Dışı Doğan Çocuk - Anada Olacağı/Ananın Soyadını da Taşıyacağı )




ÖZET :

Çocuk anne - baba evli ise ailenin evli değilse ananın soyadını taşır. Bu nedenle çocuğun baba hanesine nüfusa tesciline karar verilmesi kanuna aykırıdır.


DAVA :

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:


KARAR :

1- Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2- Evlilik dışı doğan çocuğun annesi, doğuran kadın olup Türk Medeni Kanunu'nun 337. maddesi uyarınca velisi de annesidir. Türk Medeni Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca çocuk anne - baba evli ise ailenin evli değilse ananın soyadını taşır. Bu nedenle çocuğun baba hanesine nüfusa tesciline karar verilmesi kanuna aykırıdır. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.


SONUÇ :

Hüküm fıkrasının 3. bentteki "kayıtlı bulunan babalığına hükmedilen Özcan K.'un hanesine kaydedilmesine" cümlesinin hükümden çıkartılmasına, hükmün bu şekliyle düzeltilerek ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.07.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.



T.C.
YARGITAY
İkinci Hukuk Dairesi
Esas No : 2004/3410
Karar No : 2004/4687
Tarih : 13.4.2004


EVLİLİK DIŞI ÇOCUK ( Velayetin Anneye Ait Olduğu )
VELAYET ( Evlilik Dışı Çocuk - Anneye Ait Olduğu )




ÖZET :

Evlilik dışı doğan küçüğün velayeti anneye aittir.


DAVA :

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:


KARAR :

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle Türk Medeni Kanununun 337/1 maddesi uyarınca evlilik dışı doğan küçüğün velayetinin annede olacağının tabii bulunmasına göre;


SONUÇ :

Yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine peşin alınan harcın mahsubuna, 13.04.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Diaport Hukuk Programından alınmıştır
Old 25-07-2007, 16:10   #6
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Sn.Şirin

Yanılgıya yol açmamak için ek yapma ihtiyacı duydum.

Evlilik dışı doğan çocuğun velayeti kuşkusuz annenedir.Soyadı konusu ise başlangıçta baba tarafından tanınması veya babalığa hükmedilmesi dikkate alınmaksızın yine annenin soyadını taşıması gerektiği yasaca düzenlenmişti.

Daha sonra Nüfus Kanununda yapılan değişiklik ile baba tarafından tanınan çocuğun baba hanesine tesçil edileceği ve baba soyadını taşıyacağı düzenlemesi yapıldı.

Belirtmiş olduğum nedenlerle ,aksi yöndeki Yargıtay görüşleri ,verildiği tarih olarak doğrudur fakat yasa değişikliği sonrasında artık geçerli değildir.

Saygılarımla
Old 09-08-2007, 10:36   #7
SPARTACUS

 
Varsayılan

-- Değerli hukukçular kanun ve yargıtay kararları evlilik dışı doğmuş çocuğun velayeti açık ve net annnededir diyor.

-- Fakat ne acıdır ki durum böyle olmasına rağmen çocuğun babadan alınarak annneye verilmesi için savcılığa şikayettte bulnmuştuk.
-- İlk başta Savcılığın bu konuda bilgi eksikliği vardı
-- Daha sonra bizim verdiğimiz yargıtay kararları ve sayın savcılığın yaptığı araştırmalarda velayetin anne de olduğuna savcılık kanaat getirdi.
-- Baba göz altına alınmasına rağmen tutuklanamadan serbest bırakılmıştır(Çocuğun başka şehirde olduğunu beyan etmiştir baba )
-- Annenin çabalarıyla çocuğun babanın yanında olduğu tesbit edilerek savcılığa başvurulumuş ,savcılıkta polis merkezine talimat vererek çocuğun babadan alınarak anneye
teslim edilmesini belirtmiştir.
-- Ne tuhaftır ki tam çocuk babadan alınarak çocuğa teslim edilecekken, babanın avukatı savcıyla görüşmüş akabinde savcı çocuğun tekrar babaya verilmesi için polis merkezine emir vermiştir ! Anneni şokunu hayal edemezsiniz....
-- Savcılığa bu durumun nedenini sorduğumuzda velayetin anne ve bababda olduğunu çocuğu icra kanalıyla istememiz gerektiği söylenmiştir !


-- İlimzdeki savcılarla görüştüğümüz de savcının korkmuş olabileceği söylenmiştir ve savcılar biz olsaydık çocuğu anneye verirdik, yanlış kara verilmiş demişlerdir bize !

-- Savcının korkmaya hakkı varmıdır ?
-- Hukuk bilmeden savcı olunur mu ?

-- Şimdi hukuk davası açmayı düşünüyoruz (Velayetin annede olduğunun tesbit edilerek babadan alınarak anneye verilmesi için ) ;
Umarız aile mahkemesi hukuk yarar yoksunluğundan davamızı reddedmez !
BU dava hakında görüşlerinizi ve önerilerinizi alabilirmiyim yada farklı bir tavsiyeniz var mı ?
Yardımcı olursanız sevinirim
Old 18-08-2007, 19:46   #8
Av. Ela

 
Varsayılan

sayın spartacus,
anlattığınız durumun aynısı cuma günü başımıza geldi. savcı bey aynı şekilde çocuğu nüfusta baba olarak bile görünmeyen ( çocuğun nüfusunda baba başka biri görünüyo ama çocuğun teslim edildiği baba biyolojik baba) birine teslim etti. hatta anne ile babanın tartışması üzerine çocuğu yetiştirme yurduna gönderme kararı aldığı sırada annenin, çocuğun karşı tarafta kalmasın razı olması üzerine çocuğu tekrar biyolojik babaya teslim etti. sayın savcının çocuğun gerçek annesi oradayken henüz 1 yaşındaki bir çocuğu karşı tarafa vermesi hakikaten anlaşılması oldukça güç bir durum. bu arada davanızı açtınız mı? açtıysanız davanızın seyri hakkında bilgi verirseniz çok sevinirim. teşekkürler.
Old 20-08-2007, 17:24   #9
SPARTACUS

 
Varsayılan

-- Hukuk katliyamı yapıyor sayın savcılar
-- Davamızı açmak üzereyiz
-- Umarız dava aşamasında da sıkıntı yaşamayız.
-- Savcının hukuka aykırı olarak yapmış olduğu işlem nedeniyle yaşanan mağduriyet dava usuliyle giderilebilinir mi ? Bilinmez.
-- Kısa sürede sonuçlanacağın zannetmiyorum davamızın.
-- Sayın Av. Ela sizi ve ilgil hukukçuları olayla ilgili bilgilendireceğim.
-- Umarız hukuk devleti olmanın gereği uygulanılarak sizlerin ve bizlerin mağduriyeti bir an önce giderilir !
Old 21-08-2007, 10:03   #10
Av. Ela

 
Varsayılan

kanunun açık hükmü karşısında verilen karaları anlamak mümükün değil. umarım almamız gereken sonuçları hukuk mahkemelerinden alabiliriz. size davanızda başarılar biraz zorlu ve uzun olacak gibi. bizleri mutlaka bigilendirin.
Old 11-12-2007, 16:03   #11
hidayet

 
Varsayılan

sayın spartacus tartışmaya açtığınız konuya ilişkin bir olay ile karşılaşmış bulunduğum için merak ettim.davayı açtığınız mı acaba?
Old 25-12-2007, 10:37   #12
SPARTACUS

 
Varsayılan

-- Sayın hidayet ; Davayı açtık fakat komik bir durum söz konusu.
-- Çünkü hakimin davayı hukuki yarar olmadığı için dava şartı yokluğundan dolayı usulden reddetmesi gerekirken yargılamay geçmiştir.Üstelik tanıkların bildirilmesi için süre dahi vermiştir.
-- Yargılama süreci devam etmektedir.
-- Gelişmelerden sizleri bilgilendirmeye çalışacağım.
Old 26-12-2007, 21:17   #13
hukukun-üstünlüğü

 
Varsayılan

Sayın spartacus bir hukuk fakültesi öğrencisi olarak şunu sormak istiyorum hangi hukuki yarar?Hepimizce malum ki dava konusuna ilişkin bir şart olarak dava açılırken bir menfaat olması unsuru var ancak bu ittifakla kabul edilmiş bir konu değil.Doktrinde dava açılırken menfaat olması koşulunun kişilerin dava açmalarını engelleyici bir unsur olmaması gerektiği belirtiliyor.Böyle bir şartın demokratik rejimlerde olamayacağı ancak totaliter rejimlerde esasa girilmeden menfaat olmadığı gerekçesiyle davanın reddi yoluna gidildiği belirtilmektedir.Hakimi kutluyorum demokratik bir hukuk devletine yakışır bir usul izlemiştir.
Old 27-12-2007, 09:22   #14
SPARTACUS

 
Soru

-- Sayın hukukun-üstünlüğü kaçıncı sınıfta okuyorsunuz bilemiyorum
-- Eğer Prof.Dr.Baki KURU,Prof.Dr.Ramazan ARSLAN,Prof.Dr.Ejder YILMAZ MEDENİ USUL HUKUKU 14.Baskı sayfa 314-319 okuyayabilirseniz aydınlanacağınız kannatindeyim.
-- Sizin idealinizdeki hukuk devleti, haklı ve evlat özlemi duyan bir annenin mağduriyetine ve hukukun-üstünlüğüne olan inancını yitirmesine sebep olmuştur.
Old 27-12-2007, 10:37   #15
hukukun-üstünlüğü

 
Varsayılan

Sayın spartacus çabanıza saygı duyuyorum bir hukuk öğrencisi olarak.Galiba yanlış anlaşıldım,ben davanın reddedilmemesinin yerinde olduğunu belirttim.Eğer dava reddedilmiş olsaydı sizin verdiğiniz bilgilere göre haklı bir annenin hukuka olan inancı sarsılmış olurdu.Hukuki menfaat ilkesi adı altında hukuk devletine mensub bireylerin hak arama haklarının ortadan kaldırılmasına karşıyım.Hakimde davayı reddetmeyerek annenin haklı hak arama çabasının önünü açmıştır.İstanbul hukukta medeni usul hocamız,dava açılırken menfaat olması koşulunun kişilerin dava açmalarını engelleyen bir unsur olmaması gerektiğini belirtmiştir.Menfaat yok diyerek esasa girmeden davanın reddedilmesinin ancak totaliter rejimlerde olabileceğini özellikle belirtmiştir.Ben bu görüşü yerinde buluyorum,demokratik bir hukuk devletiysek bu görüşte ısrar etmeli,yargısal hak arama hakkının önünü açmalıyız.Umarım görüşüme katılıyorsunuzdur.Davayı kazanmanız dileğiyle...
Old 27-12-2007, 16:35   #16
SPARTACUS

 
Varsayılan

-- Sayın hukukn-üstünlüğü sizi yanlış anlamadım.
-- Kullanıcı ismi hukukun-üstünlüğü olan birinin söz konusu davamızda annenin haksız olduğunu söylemesi beklenemez ve fakat bu hukuğu yanlış yorumlayamayacağı anlamına gelmez.Nitekim hukuki yarar hususunda böyle olmuştur.
-- Usul hukuku hocanızın görüşlerine saygı duymakla beraber sayın hocamızın geniş manada hukuki yarar yoksunluğu gerekçesiyle davaların görülmesinin engellenmemesini ifade etmeye çalıştığı kanaatindeyim.
-- Umarım yanlış anlaşılmamışımdır
Old 27-12-2007, 18:12   #17
hukukun-üstünlüğü

 
Varsayılan

Sayın spartacus galiba ben vakıaya tam olarak vakıf olamadığımdan,bambaşka bir mevzudan bahsettim.Kusura bakmayın.Davanızda başarılar...
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Evlilik Dışı Doğan Çocuğun Tanınma Sonrasi Velayeti SPARTACUS Meslektaşların Soruları 20 08-01-2012 15:26
evlilik dışı doğan çocuğun dayı tarafından evlat edinilmesi mümkün mü? yeldakullap Meslektaşların Soruları 2 25-06-2007 23:44
Evlilik dışı doğan çocuğun soyadı Konuk Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) 2 08-04-2007 21:58
Velayet (azerİ Bİr Kadindan Evlİlİk DiŞi Ve Halen Yurt DiŞinda Olan Çocuklarin) a.c.79 Meslektaşların Soruları 2 04-10-2006 18:40


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06759191 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.