Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Ecrimisil Davası

Yanıt
Old 27-08-2010, 12:49   #1
ncoban

 
Acil Ecrimisil Davası

İyi günler,
müvekkilim 3 kardeş,babasının vefatından sonra miras kalan taşınmazı diğer 2 erkek kardeşi uzun süredir kullanmış ve halen de kullanmakta.Müvekkilim 1994 ve 1995 yıllarında olmak üzere kardeşlerine 2 adet ihtarname çekerek miras payı oranında belli miktarda bir ira bedelinin kendisine ödenmesini talep etmiş;ancak diğer kardeşleri tarafından hiçbir ödeme yapılmamıştır.Daha sonra erkek kardeşlerinden biri daha vefat etmiş geriye onun mirasçısı olarak eşi,kızı ve oğlu kalmıştır.Şu an aynı taşınmazı vefat edenin oğlu fiilen işyeri olarak kullanmakta,müvekkilimin erkek kardeşi de aynı taşınmazın kiraya verilen bir bölümündeki kirayı almaktadır.Vefat edenin kızı ve eşi ne kiradan ne de taşınmazdan müvekkilim gibi yararlanamamaktadırlar.Benim sorularım şöyle:
1-çekilen ihtarnamelerin 15 yıl gibi çok uzun bir süre önce çekilmesi ve bu süre zarfında hiç dava açılmaması,bizim açacağımız bu dava için halen intifaden men koşulunu gerçekleştirir mi,yoksa ecrimisil davasının makul bir sürede açılmamaış olması sebebi ile mahkeme bu ihtarnameleri yok sayabilir mi?
2-çekilen ihtarnameler müvekkilimin sadece 2 erkek kardeşine çekilmiş,erkek kardeşinden biri vefat ettikten sonra fiilien kullanmaya devam eden oğluna çekilmemiştir.Bu durumda bu kişiye ilk defa ihtarname çekeceğimiz için geriye yönelik 5 yıllık ecrimisil talep edemeyeceğiz;ancak eğer ihtarnameler halen geçerli sayılabiliyorsa erkek kardeşinden 5 yıllık geriye yönelik olarak ecrimisil isteyeceğiz.Bu iki durumu dava dilekçesinde nasıl toparlamam gerekiyor?
3-vefat edenin geriye kalan diğer mirasçıları olan eşi ve kızı her ne kadar bu taşınmazdan ve kira bedelinden yararlanmıyor olsa da elbirliği mülkiyet gereğince onlara da ihtarname çekip davada davalı sıfatı ile göstermeli miyiz,yoksa sadece taşınmazı fiilen kullanan ve kiradan yararlanan mirasçıları mı davalı olarak göstermemiz gerekiyor?
4-ayrıca kiracıya da bir ihtarname çekip bundan sonraki kiraların miras payı oranında müvekkilime gönderilmesini talep etmeli miyiz?Bu durumda kiracıya ilk defa ihtarname çekileceği içn yine de sağ olan erkek kardeşinden 5 yıllık geriye yönelik olarak kira bedellerini talep edebilir miyiiz?
yardımcı olursanız çok sevinirim.Saygılarımla.
Old 30-08-2010, 08:55   #2
Av.Cengiz Aladağ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan ncoban
İyi günler,
müvekkilim 3 kardeş,babasının vefatından sonra miras kalan taşınmazı diğer 2 erkek kardeşi uzun süredir kullanmış ve halen de kullanmakta.Müvekkilim 1994 ve 1995 yıllarında olmak üzere kardeşlerine 2 adet ihtarname çekerek miras payı oranında belli miktarda bir ira bedelinin kendisine ödenmesini talep etmiş;ancak diğer kardeşleri tarafından hiçbir ödeme yapılmamıştır.Daha sonra erkek kardeşlerinden biri daha vefat etmiş geriye onun mirasçısı olarak eşi,kızı ve oğlu kalmıştır.Şu an aynı taşınmazı vefat edenin oğlu fiilen işyeri olarak kullanmakta,müvekkilimin erkek kardeşi de aynı taşınmazın kiraya verilen bir bölümündeki kirayı almaktadır.Vefat edenin kızı ve eşi ne kiradan ne de taşınmazdan müvekkilim gibi yararlanamamaktadırlar.Benim sorularım şöyle:
1-çekilen ihtarnamelerin 15 yıl gibi çok uzun bir süre önce çekilmesi ve bu süre zarfında hiç dava açılmaması,bizim açacağımız bu dava için halen intifaden men koşulunu gerçekleştirir mi,yoksa ecrimisil davasının makul bir sürede açılmamaış olması sebebi ile mahkeme bu ihtarnameleri yok sayabilir mi?
2-çekilen ihtarnameler müvekkilimin sadece 2 erkek kardeşine çekilmiş,erkek kardeşinden biri vefat ettikten sonra fiilien kullanmaya devam eden oğluna çekilmemiştir.Bu durumda bu kişiye ilk defa ihtarname çekeceğimiz için geriye yönelik 5 yıllık ecrimisil talep edemeyeceğiz;ancak eğer ihtarnameler halen geçerli sayılabiliyorsa erkek kardeşinden 5 yıllık geriye yönelik olarak ecrimisil isteyeceğiz.Bu iki durumu dava dilekçesinde nasıl toparlamam gerekiyor?
3-vefat edenin geriye kalan diğer mirasçıları olan eşi ve kızı her ne kadar bu taşınmazdan ve kira bedelinden yararlanmıyor olsa da elbirliği mülkiyet gereğince onlara da ihtarname çekip davada davalı sıfatı ile göstermeli miyiz,yoksa sadece taşınmazı fiilen kullanan ve kiradan yararlanan mirasçıları mı davalı olarak göstermemiz gerekiyor?
4-ayrıca kiracıya da bir ihtarname çekip bundan sonraki kiraların miras payı oranında müvekkilime gönderilmesini talep etmeli miyiz?Bu durumda kiracıya ilk defa ihtarname çekileceği içn yine de sağ olan erkek kardeşinden 5 yıllık geriye yönelik olarak kira bedellerini talep edebilir miyiiz?
yardımcı olursanız çok sevinirim.Saygılarımla.

1- Taşınmazı fiilen kullananlar için ihtar ile intifada men koşulunun sağlanması gerekir. İhtardan sonrası için ecrimisil istenebilir.
2- Taşınmazın kira gelirinden yararlanan kişi için ihtara gerek yoktur, yararlanma süresi ve 5 yıllık zamanaşımı dikkate alınarak dava açılabilir.
3- Taşınmazdan yararlanmayan kişiler davaya dahil edilmeyecektir.
4- Aynen yazdığınız gibi, kiracılara bundan sonraki kira bedellerinden miras payı oranındaki kısmın müvekkilinize ödenmesini ihtar edebilirsiniz.
Old 30-08-2010, 09:15   #3
Av. Musa TAÇYILDIZ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Cengiz Aladağ
1- Taşınmazı fiilen kullananlar için ihtar ile intifada men koşulunun sağlanması gerekir. İhtardan sonrası için ecrimisil istenebilir.
2- Taşınmazın kira gelirinden yararlanan kişi için ihtara gerek yoktur, yararlanma süresi ve 5 yıllık zamanaşımı dikkate alınarak dava açılabilir.
3- Taşınmazdan yararlanmayan kişiler davaya dahil edilmeyecektir.
4- Aynen yazdığınız gibi, kiracılara bundan sonraki kira bedellerinden miras payı oranındaki kısmın müvekkilinize ödenmesini ihtar edebilirsiniz.


sayın aladağ;
1- verdiğiniz bilgi doğru ama olayda kullanma yok kiraya verme var. bu nedenle ihtara da gerek yok.
2-aynen katılıyorum
3- ortada miras ortaklığı olduğu için diğerleri davada bir şekilde taraf olması gerekir zorunlu dava arkadaşlığı gereği.
4- katılıyorum
Old 30-08-2010, 09:27   #4
Av.Cengiz Aladağ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.m.taçyıldız
sayın aladağ;
1- verdiğiniz bilgi doğru ama olayda kullanma yok kiraya verme var. bu nedenle ihtara da gerek yok.

Soru sahibi kullanma olduğunu açıkça yazmış:

Alıntı:
Yazan ncoban
İyi günler,
müvekkilim 3 kardeş,babasının vefatından sonra miras kalan taşınmazı diğer 2 erkek kardeşi uzun süredir kullanmış ve halen de kullanmakta.Müvekkilim 1994 ve 1995 yıllarında olmak üzere kardeşlerine 2 adet ihtarname çekerek miras payı oranında belli miktarda bir ira bedelinin kendisine ödenmesini talep etmiş;ancak diğer kardeşleri tarafından hiçbir ödeme yapılmamıştır.Daha sonra erkek kardeşlerinden biri daha vefat etmiş geriye onun mirasçısı olarak eşi,kızı ve oğlu kalmıştır.Şu an aynı taşınmazı vefat edenin oğlu fiilen işyeri olarak kullanmakta,müvekkilimin erkek kardeşi de aynı taşınmazın kiraya verilen bir bölümündeki kirayı almaktadır.Vefat edenin kızı ve eşi ne kiradan ne de taşınmazdan müvekkilim gibi yararlanamamaktadırlar.Benim sorularım şöyle:
1-çekilen ihtarnamelerin 15 yıl gibi çok uzun bir süre önce çekilmesi ve bu süre zarfında hiç dava açılmaması,bizim açacağımız bu dava için halen intifaden men koşulunu gerçekleştirir mi,yoksa ecrimisil davasının makul bir sürede açılmamaış olması sebebi ile mahkeme bu ihtarnameleri yok sayabilir mi?
2-çekilen ihtarnameler müvekkilimin sadece 2 erkek kardeşine çekilmiş,erkek kardeşinden biri vefat ettikten sonra fiilien kullanmaya devam eden oğluna çekilmemiştir.Bu durumda bu kişiye ilk defa ihtarname çekeceğimiz için geriye yönelik 5 yıllık ecrimisil talep edemeyeceğiz;ancak eğer ihtarnameler halen geçerli sayılabiliyorsa erkek kardeşinden 5 yıllık geriye yönelik olarak ecrimisil isteyeceğiz.Bu iki durumu dava dilekçesinde nasıl toparlamam gerekiyor?
3-vefat edenin geriye kalan diğer mirasçıları olan eşi ve kızı her ne kadar bu taşınmazdan ve kira bedelinden yararlanmıyor olsa da elbirliği mülkiyet gereğince onlara da ihtarname çekip davada davalı sıfatı ile göstermeli miyiz,yoksa sadece taşınmazı fiilen kullanan ve kiradan yararlanan mirasçıları mı davalı olarak göstermemiz gerekiyor?
4-ayrıca kiracıya da bir ihtarname çekip bundan sonraki kiraların miras payı oranında müvekkilime gönderilmesini talep etmeli miyiz?Bu durumda kiracıya ilk defa ihtarname çekileceği içn yine de sağ olan erkek kardeşinden 5 yıllık geriye yönelik olarak kira bedellerini talep edebilir miyiiz?
yardımcı olursanız çok sevinirim.Saygılarımla.


Alıntı:
Yazan av.m.taçyıldız
3- ortada miras ortaklığı olduğu için diğerleri davada bir şekilde taraf olması gerekir zorunlu dava arkadaşlığı gereği.

Ecrimisil davaları, taşınmazdan yararlanana karşı açılır.
Old 30-08-2010, 09:31   #5
ncoban

 
Varsayılan

Sayın Taçyıldız,olayda söz konusu taşınmazın hem kullanımı em de kiraya verilmesi mevcut.Sayın Aladağ cevabınız için çok teşekkür ederim;ancak bir hususu anlayamadığım için tekrar soracağım.İhtarnamelerin 15 yıl gibi çok uzun bir zaman önce çekilmş olması benim şu an açacağım dava için gene de intifadan men koşulunu sağlar mı?Bu ihtarnameler müvekkilimin iki erkek kardeşine çekilmiş ancak bu kardeşlerinden biri daha sonra ölmüştür.Onun yerine şu an aynı taşınmazı oğlu kullanmaktadır ve ona daha hiç ihtarname çekilmemştir.Sanırım ölenin oğluna bir ihtarname çekmem lazım;ancak ihtarnameyi yeni çekeceğim için kendisinden geriye yönelik 5 yıllık ecrimisil isteyemem doğru mudur?
Old 30-08-2010, 09:47   #6
Av.Cengiz Aladağ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan ncoban
Sayın Taçyıldız,olayda söz konusu taşınmazın hem kullanımı em de kiraya verilmesi mevcut.Sayın Aladağ cevabınız için çok teşekkür ederim;ancak bir hususu anlayamadığım için tekrar soracağım.İhtarnamelerin 15 yıl gibi çok uzun bir zaman önce çekilmş olması benim şu an açacağım dava için gene de intifadan men koşulunu sağlar mı?Bu ihtarnameler müvekkilimin iki erkek kardeşine çekilmiş ancak bu kardeşlerinden biri daha sonra ölmüştür.Onun yerine şu an aynı taşınmazı oğlu kullanmaktadır ve ona daha hiç ihtarname çekilmemştir.Sanırım ölenin oğluna bir ihtarname çekmem lazım;ancak ihtarnameyi yeni çekeceğim için kendisinden geriye yönelik 5 yıllık ecrimisil isteyemem doğru mudur?

15 yıl önce çekilmiş ihtar, o zaman taşınmazı kullanmayan ve hatta mirasçı bile olmayan kişiyi bağlamaz.
Şöyle toplayalım:
- Kira gelirini alan kişi için ihtara gerek yoktur ve zamanaşımı süresi dikkate alınarak geriye dönük ecrimisil istenebilir.
- Taşınmazı fiilen kullanan kişi için ihtar ile intifadan men koşulu sağlandıktan sonrası için ecrimisil talep edilebilir.
Old 30-08-2010, 13:51   #7
Av. Musa TAÇYILDIZ

 
Varsayılan

peki sayın aladağ affınıza sığınarak ve öğrenmek amacıyla şu yargıtay kararını sunuyorum:


T.C. YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ
E. 2003/13090
K. 2003/13274
T. 6.11.2003



* EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI ( Davanın Terekedeki Hakların Korunması Kavramına Dahil Olması-Bu Sebeble Mirasçıların Yalnız Başına Açabilmesi )
* ECRİMİSİL TALEBİ ( Söz Konusu Talebin Terekedeki Hakların Korunması Kavramına Dahil Olmaması-Bu Sebeble Mirasçıların Birlikte Hareket Etmesinin Zorunlu Olması )
* OBJEKTİF DAVA BİRLEŞMESİ ( Davacının Davalıya Karşı Olan Birden Fazla Talebini Aynı Davada Birleştirmesi )
* ZORUNLU DAVA ARKADAŞLIĞI ( Miras Ortaklığının Tümüne İlişkin Davaların Mirasçılar Tarafından Birlikte Açılmasının Gerekmesi )
* TAPU SİCİLİ ( Tapunun Sınırı Ve Kapsamı Yönünden Kendisinden Beklenen Özeni Göstermeyen Kimsenin İyiniyetli Sayılmaması )
* İŞTİRAK HALİNDE MÜLKİYET ( Pay Sahibinin Yalnız Kendi Payına İsabet Eden Kısım İçin Dava Açamaması-Açtığı Davanın Diğer Mirasçıların Katılması Halinde Dahi Davanın Sağlık Kazanamaması )
* TEREKEYE AİT DAVALAR ( Davaların Bütün Ortaklar Tarafından Açılmasının Gerekmesi )
* MİRAS ORTAKLIĞI ( Ortaklığın Tümüne İlişkin Davaların Mirasçılar Tarafından Birlikte Açılmasının Gerekmesi )
* TARAF EHLİYETİ ( Taraf Ehliyetine Sahip Olmanın Dava Şartı Olması Ve Mahkemece Resen Gözetilmesinin Gerekmesi )
4721/m.640,702, 933,995



ÖZET:

Bir davada tarafların taraf ehliyetine sahip olmaları dava şartlarındandır. Bu nedenle, davanın taraflarından birinin taraf ehliyetine sahip olmadığı mahkemece kendiliğinden ( re’sen ) gözetilir ve dava esasa girilmeden ( mesmu olmadığından ) reddedilir.

Elbirliği ( iştirak ) halindeki mülkiyet kuralları ( TM. mad. 640/702 ) gereğince miras ortaklığının ( terekenin ) tümüne ilişkin davaların, bütün mirasçılar tarafından birlikte açılması gerekir. Davacı mirasçının kendi açtığı davayı tüm mirasçıların birlikte yürütmeleri gerekir. Mahkemece, diğer mirasçıların davaya katılmasını ( icazet vermelerini ) sağlaması veya terekeye temsilci tayin ettirmesi ( TMK. mad. 640 ) için davacıya uygun bir süre verilmelidir. Mahkemece açıklanan ilkeler doğrultusunda ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.



DAVA :

Dava dilekçesinde 1.000.000.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:



KARAR :

1- MADDİ OLAY

Davacı, murisi ( annesi ) adına tapuda kayıtlı olan Ovacık Köyü 3 nolu parseli işgal eden davalının elatmasının önlenmesi ile 1.000.000.000 lira ecrimisilin tahsilini istemiş, davalı bitişik taşınmazın kadastro tespiti sırasında maliklerinin ters olarak yazıldığı için dava konusu yerin davacının murisi adına tapuda kayıtlı görüldüğünü gerçekte kendi dedesine ait olduğundan bu nedenle tasarruf ettiği için davanın reddini savunmuş olup; mahkemece davalının, davacının murisine ait tapulu taşınmaza haksız olarak el attığından elatmasının önlenmesine, davalının taşınmazı kullanması iyi niyete dayandığından ecrimisil isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından ecrimisile hasren temyiz edilmiştir.

Öncelikle şu hususa açıklık getirmek gerekir: Davacı mirasçının, miras şirketinin haiz olduğu ( terekeye ait ) davanın tamamı için değil de, SADECE KENDİ PAYINA İSABET ETTİĞİNİ İDDİA ETTİĞİ PAYIN ( ecrimisilden hissesine düşecek payın ) ÖDENMESİ İÇİN DAVAYI AÇMIŞ İSE, İŞTİRAK HALİNDEKİ PAYLARDA TASARRUF ( örneğin dava ) CAİZ OLMADIĞINDAN VE DAVA DİĞER MİRASÇILARIN HİSSESİNE DÜŞECEK PAYLARI DA KAPSAMADIĞINDAN, BÖYLE BİR DAVAYA DİĞER MİRASÇILARIN KATILMASI İLE DEVAM EDİLMESİNE OLANAK YOKTUR; YANİ DAVA DİĞER MİRASÇILARIN KATILMASI İLE DE SAĞLIK KAZANAMAZ; DAVANIN HİÇ BİR ARAŞTIRMAYA GEREK KALMAKSIZIN REDDİ GEREKİR.

Aşağıdaki açıklamalar, bir mirasçının terekeye ait ( yani miras şirketi tarafından açılması gereken ) bir davayı bir başına açması durumu ile ilgilidir.

II- TEREKEDEKİ HAKLARIN KORUNMASI

TMK. mad. 640/II hükmüne göre “”Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler”" Aynı maddenin IV. fıkrasına göre: “”Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır”" ( Koşut anlamda TMK. mad. 702/IV )

TMK. mad. 640/IV hükmü, mirasçılardan biri ya da bir kısmının başvurabileceğ i yasal yolları “”terekedeki hakların korunması”" ile sınırlı tutmuştur. Açılan dava veya başvurulan yasal yolun bu nitelikte olmadığı durumlarda ana kural ( TMK. mad. 702/II ) geçerli olup, bir ya da bir kısım mirasçının istemi, sıfat yokluğundan reddedilecektir.

Uyuşmazlık konusu olayda, davacı, murisinden intikal eden taşınmaza ( paydaş bulunmayan ) davalının elatmasının önlenmesi ile birlikte ecrimisil istemiştir. Terekeye dahil bir taşınmaza elatmanın önlenmesi davası “”terekedeki hakların korunması”" kavramına dahil olduğundan mirasçılardan herhangi birisi veya birkaçı tarafından açılabilir. Buna karşın ecrimisil davası, “”terekedeki hakların korunması”" ile ilgili olmayıp terekedeki taşınmazdan yararlanmaya yönelik bulunmaktadır. Böyle bir durumda ana kural gereğince birlikte hareket etme gereği vardır. Bu nedenle, iştirak halinde mülkiyet konusu olan bir mal veya hakka ilişkin ( örneğin uyuşmazlık konusu olan olayda olduğu üzere - ecrimisil - ) davalarının, -bağımsız olarak açıldığı takdirde elbirliği ( iştirak ) halindeki maliklerin ( paydaşların ) hepsi tarafından veya hepsine karşı birlikte açılması zorunludur.

II/1 ) TEREKEDEN ( veya tereke mallarının semerelerinden ) FAYDALANMA BİRLİKTE HAREKET ESASINA DAYANIR.

Mirasçılar, tereke mallarını kullanabilir ve bunlardan yararlanabilirler. Kullanma ve istifade hakkı müşterektir ve tüm mirasçılara aittir. Bu hak, terekenin idaresine ve birlikte hareket esasına dayanır. Bu konuda, mirasçıların anlaşmaları şarttır. Anlaşmazlık halinde, mirasçılara tayin olunacak temsilci, tereke mallarını idare edeceği gibi, mirasçıların kullanma ve faydalanma haklarını da düzenler.

II/2 ) ALACAK HAKLARI ÜZERİNDE TASARRUF

Terekeye dahil alacakları mahkeme ve cebri icra yoluyla takibe, mirasçıların ( ortakların ) hepsi birden yetkilidir. Tasarruf mahiyetinde olan tüm işlemler gibi, dava da ancak ortakların hepsi veya mümessilleri tarafından açılabilir. Nitekim İsviçre Federal Mahkemesi de dava yoluyla bir alacağı takipte, tasarruf mahiyeti görmüştür. Terekeye ait bir alacağın tüm mirasçılar tarafından ileri sürülmesi zorunluğu, mirasçılardan birinin davayı kötü idaresi yüzünden diğer mirasçılara da ait olan bir alacağı yok edebileceği düşüncesinden doğmaktadır ( Ayiter, Nuşin: Elbirliği Ortaklıkları, Ank. 1961, sh. 133 ve orada anılan Federal Mahkeme Kararları ve sh. 140 ).

II/3 ) YAPILMASI ZORUNLU İŞLEMLER

Olağan koruma eylemleri ve buna bağlı olarak onarımlar, mahsullerin toplanması, bozulacak olanların satılması, ivedi olarak yapılması zorunlu bulunan işlerin yerine getirilmesi gibi işlemler, tek bir mirasçı tarafından yapılabilir. Çünkü bunlar, tereke mallarının değerlerinin korunması için yapılan eylem ve işlemlerdir.

II/4 ) TAKSİMİ KABİL OLMAYAN TALEPLER ( örneğin; istihkak, elatmanın önlenmesi, tapu sicilinde hak sahipliğinin saptanması gibi talep ve davalar ) ORTAKLARDAN HER BİRİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEBİLİR. ECRİMİSİL GİBİ TAKSİMİ KABİL DAVALARIN ORTAKLARDAN BİRİSİ TARAFINDAN AÇILABİLECEĞİNİN KABULÜ İSE, DİĞER ORTAKLARI ZARARA SOKMASI OLASILIĞINI GÜNDEME GETİREBİLECEĞİ GİBİ TEREKE MALLARININ DOĞRU BİR ŞEKİLDE PAYLAŞTIRILMASINDA DA SAKINCALAR YARATABİLİR.

III- ELATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI İLE ECRİMİSİL DAVASI ARASINDAKİ FARKLAR

Elatmanın önlenmesi davası ile ecrimisil davası çoğu kez birlikte açıldığı halde, ikisi de aynı mahiyette olmayıp çıkış noktaları ve görevleri ( amaçları ) birbirinden farklıdır. Şöyle ki elatmanın önlenmesi davası objektif olarak haksız ihlalin giderilmesinin, ecrimisil ( tazminat ) davası ise haksız eylemin mal varlığından ( terekede ) meydana getirdiği değişikliklerin giderilmesine hizmet eder ( Bkz. Giritlioğlu, Necla: Müdahalenin Men’i ( elatmanın önlenmesi ) Davası, İst. 1984, sh. 55 ve orada anılan FEHR ).

IV- OBJEKTİF DAVA BİRLEŞMESİ

Bu halde davacı, davalıya karşı olan birden fazla talebini ( elatmanın önlenmesi + ecrimisil ) aynı davada birleştirir; yani birden fazla davasını ( aynı davalıya karşı ) aynı dava dilekçesi ile açar, buna objektif dava birleşmesi denir. Davaların birleşmesi taleplerin maddi hukuk bakımından hukuksal niteliğini değiştirmediği gibi kendilerine usul hukuku yönünden de bir ayrıcalık sağlamaz. Bir başka anlatımla, talepler ayrı ayrı bağımsızdır, kendilerine özgü hukuk kurallarına bağlıdır ve bu nedenle de ecrimisil istemi başka bir talebin ( elatmanın önlenmesi ) yukarıda açıklanan hukuksal ayrıcalığından yararlanamaz.

V- TAPU KAPSAM VE SINIRI YÖNÜNDEN GEREKLİ ÖZEN GÖSTERİLMELİDİR.

Bundan ayrı, tapu sicili aleni olup tapu kayıtları iptal edilinceye kadar geçerliliğini korur. Davalının, tapu kaydına göre gerekli özeni göstererek taşınmazını kullanması gerekirdi. Zira tapusunun sınırı ve kapsamı yönünden kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse, TMK. 993-995 anlamında iyiniyetli sayılamaz.



VI-SONUÇ :

Bir davada tarafların taraf ehliyetine sahip olmaları dava şartlarındandır. Bu nedenle, davanın taraflarından birinin taraf ehliyetine sahip olmadığı mahkemece kendiliğinden ( re’sen ) gözetilir ve dava esasa girilmeden ( mesmu olmadığından ) reddedilir.

Elbirliği ( iştirak ) halindeki mülkiyet kuralları ( TMK. mad. 640, 702 ) gereğince, miras ortaklığının ( terekenin ) tümüne ilişkin davaların, bütün mirasçılar tarafından birlikte açılması gerekir ( zorunlu dava arkadaşlığı ).

Davacı mirasçının kendi açtığı böyle bir davayı yalnız başına yürütemez Davayı tüm mirasçıların birlikte yürütmeleri gerekir. Şu var ki, mahkeme davacının açtığı davayı hemen reddetmemelidir. Mahkemece, diğer mirasçıların davaya katılması ( icazet vermelerini ) sağlaması veya terekeye temsilci tayin ettirmesi ( TMK. mad. 640 ) için davacıya uygun bir süre vermelidir ( Karş. 11.10.1982 gün ve 3/2 sayılı Çit. Bir. Kar. ).

O halde mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar vermekten ibarettir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6.11.2003 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Old 30-08-2010, 14:08   #8
Av.Cengiz Aladağ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.m.taçyıldız
peki sayın aladağ affınıza sığınarak ve öğrenmek amacıyla şu yargıtay kararını sunuyorum:


T.C. YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ
E. 2003/13090
K. 2003/13274
T. 6.11.2003



* EL ATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI ( Davanın Terekedeki Hakların Korunması Kavramına Dahil Olması-Bu Sebeble Mirasçıların Yalnız Başına Açabilmesi )
* ECRİMİSİL TALEBİ ( Söz Konusu Talebin Terekedeki Hakların Korunması Kavramına Dahil Olmaması-Bu Sebeble Mirasçıların Birlikte Hareket Etmesinin Zorunlu Olması )
* OBJEKTİF DAVA BİRLEŞMESİ ( Davacının Davalıya Karşı Olan Birden Fazla Talebini Aynı Davada Birleştirmesi )
* ZORUNLU DAVA ARKADAŞLIĞI ( Miras Ortaklığının Tümüne İlişkin Davaların Mirasçılar Tarafından Birlikte Açılmasının Gerekmesi )
* TAPU SİCİLİ ( Tapunun Sınırı Ve Kapsamı Yönünden Kendisinden Beklenen Özeni Göstermeyen Kimsenin İyiniyetli Sayılmaması )
* İŞTİRAK HALİNDE MÜLKİYET ( Pay Sahibinin Yalnız Kendi Payına İsabet Eden Kısım İçin Dava Açamaması-Açtığı Davanın Diğer Mirasçıların Katılması Halinde Dahi Davanın Sağlık Kazanamaması )
* TEREKEYE AİT DAVALAR ( Davaların Bütün Ortaklar Tarafından Açılmasının Gerekmesi )
* MİRAS ORTAKLIĞI ( Ortaklığın Tümüne İlişkin Davaların Mirasçılar Tarafından Birlikte Açılmasının Gerekmesi )
* TARAF EHLİYETİ ( Taraf Ehliyetine Sahip Olmanın Dava Şartı Olması Ve Mahkemece Resen Gözetilmesinin Gerekmesi )
4721/m.640,702, 933,995



ÖZET:

Bir davada tarafların taraf ehliyetine sahip olmaları dava şartlarındandır. Bu nedenle, davanın taraflarından birinin taraf ehliyetine sahip olmadığı mahkemece kendiliğinden ( resen ) gözetilir ve dava esasa girilmeden ( mesmu olmadığından ) reddedilir.

Elbirliği ( iştirak ) halindeki mülkiyet kuralları ( TM. mad. 640/702 ) gereğince miras ortaklığının ( terekenin ) tümüne ilişkin davaların, bütün mirasçılar tarafından birlikte açılması gerekir. Davacı mirasçının kendi açtığı davayı tüm mirasçıların birlikte yürütmeleri gerekir. Mahkemece, diğer mirasçıların davaya katılmasını ( icazet vermelerini ) sağlaması veya terekeye temsilci tayin ettirmesi ( TMK. mad. 640 ) için davacıya uygun bir süre verilmelidir. Mahkemece açıklanan ilkeler doğrultusunda ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.



DAVA :

Dava dilekçesinde 1.000.000.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:



KARAR :

1- MADDİ OLAY

Davacı, murisi ( annesi ) adına tapuda kayıtlı olan Ovacık Köyü 3 nolu parseli işgal eden davalının elatmasının önlenmesi ile 1.000.000.000 lira ecrimisilin tahsilini istemiş, davalı bitişik taşınmazın kadastro tespiti sırasında maliklerinin ters olarak yazıldığı için dava konusu yerin davacının murisi adına tapuda kayıtlı görüldüğünü gerçekte kendi dedesine ait olduğundan bu nedenle tasarruf ettiği için davanın reddini savunmuş olup; mahkemece davalının, davacının murisine ait tapulu taşınmaza haksız olarak el attığından elatmasının önlenmesine, davalının taşınmazı kullanması iyi niyete dayandığından ecrimisil isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından ecrimisile hasren temyiz edilmiştir.

Öncelikle şu hususa açıklık getirmek gerekir: Davacı mirasçının, miras şirketinin haiz olduğu ( terekeye ait ) davanın tamamı için değil de, SADECE KENDİ PAYINA İSABET ETTİĞİNİ İDDİA ETTİĞİ PAYIN ( ecrimisilden hissesine düşecek payın ) ÖDENMESİ İÇİN DAVAYI AÇMIŞ İSE, İŞTİRAK HALİNDEKİ PAYLARDA TASARRUF ( örneğin dava ) CAİZ OLMADIĞINDAN VE DAVA DİĞER MİRASÇILARIN HİSSESİNE DÜŞECEK PAYLARI DA KAPSAMADIĞINDAN, BÖYLE BİR DAVAYA DİĞER MİRASÇILARIN KATILMASI İLE DEVAM EDİLMESİNE OLANAK YOKTUR; YANİ DAVA DİĞER MİRASÇILARIN KATILMASI İLE DE SAĞLIK KAZANAMAZ; DAVANIN HİÇ BİR ARAŞTIRMAYA GEREK KALMAKSIZIN REDDİ GEREKİR.

Aşağıdaki açıklamalar, bir mirasçının terekeye ait ( yani miras şirketi tarafından açılması gereken ) bir davayı bir başına açması durumu ile ilgilidir.

II- TEREKEDEKİ HAKLARIN KORUNMASI

TMK. mad. 640/II hükmüne göre Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler" Aynı maddenin IV. fıkrasına göre: Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır" ( Koşut anlamda TMK. mad. 702/IV )

TMK. mad. 640/IV hükmü, mirasçılardan biri ya da bir kısmının başvurabileceğ i yasal yolları terekedeki hakların korunması" ile sınırlı tutmuştur. Açılan dava veya başvurulan yasal yolun bu nitelikte olmadığı durumlarda ana kural ( TMK. mad. 702/II ) geçerli olup, bir ya da bir kısım mirasçının istemi, sıfat yokluğundan reddedilecektir.

Uyuşmazlık konusu olayda, davacı, murisinden intikal eden taşınmaza ( paydaş bulunmayan ) davalının elatmasının önlenmesi ile birlikte ecrimisil istemiştir. Terekeye dahil bir taşınmaza elatmanın önlenmesi davası terekedeki hakların korunması" kavramına dahil olduğundan mirasçılardan herhangi birisi veya birkaçı tarafından açılabilir. Buna karşın ecrimisil davası, terekedeki hakların korunması" ile ilgili olmayıp terekedeki taşınmazdan yararlanmaya yönelik bulunmaktadır. Böyle bir durumda ana kural gereğince birlikte hareket etme gereği vardır. Bu nedenle, iştirak halinde mülkiyet konusu olan bir mal veya hakka ilişkin ( örneğin uyuşmazlık konusu olan olayda olduğu üzere - ecrimisil - ) davalarının, -bağımsız olarak açıldığı takdirde elbirliği ( iştirak ) halindeki maliklerin ( paydaşların ) hepsi tarafından veya hepsine karşı birlikte açılması zorunludur.

II/1 ) TEREKEDEN ( veya tereke mallarının semerelerinden ) FAYDALANMA BİRLİKTE HAREKET ESASINA DAYANIR.

Mirasçılar, tereke mallarını kullanabilir ve bunlardan yararlanabilirler. Kullanma ve istifade hakkı müşterektir ve tüm mirasçılara aittir. Bu hak, terekenin idaresine ve birlikte hareket esasına dayanır. Bu konuda, mirasçıların anlaşmaları şarttır. Anlaşmazlık halinde, mirasçılara tayin olunacak temsilci, tereke mallarını idare edeceği gibi, mirasçıların kullanma ve faydalanma haklarını da düzenler.

II/2 ) ALACAK HAKLARI ÜZERİNDE TASARRUF

Terekeye dahil alacakları mahkeme ve cebri icra yoluyla takibe, mirasçıların ( ortakların ) hepsi birden yetkilidir. Tasarruf mahiyetinde olan tüm işlemler gibi, dava da ancak ortakların hepsi veya mümessilleri tarafından açılabilir. Nitekim İsviçre Federal Mahkemesi de dava yoluyla bir alacağı takipte, tasarruf mahiyeti görmüştür. Terekeye ait bir alacağın tüm mirasçılar tarafından ileri sürülmesi zorunluğu, mirasçılardan birinin davayı kötü idaresi yüzünden diğer mirasçılara da ait olan bir alacağı yok edebileceği düşüncesinden doğmaktadır ( Ayiter, Nuşin: Elbirliği Ortaklıkları, Ank. 1961, sh. 133 ve orada anılan Federal Mahkeme Kararları ve sh. 140 ).

II/3 ) YAPILMASI ZORUNLU İŞLEMLER

Olağan koruma eylemleri ve buna bağlı olarak onarımlar, mahsullerin toplanması, bozulacak olanların satılması, ivedi olarak yapılması zorunlu bulunan işlerin yerine getirilmesi gibi işlemler, tek bir mirasçı tarafından yapılabilir. Çünkü bunlar, tereke mallarının değerlerinin korunması için yapılan eylem ve işlemlerdir.

II/4 ) TAKSİMİ KABİL OLMAYAN TALEPLER ( örneğin; istihkak, elatmanın önlenmesi, tapu sicilinde hak sahipliğinin saptanması gibi talep ve davalar ) ORTAKLARDAN HER BİRİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEBİLİR. ECRİMİSİL GİBİ TAKSİMİ KABİL DAVALARIN ORTAKLARDAN BİRİSİ TARAFINDAN AÇILABİLECEĞİNİN KABULÜ İSE, DİĞER ORTAKLARI ZARARA SOKMASI OLASILIĞINI GÜNDEME GETİREBİLECEĞİ GİBİ TEREKE MALLARININ DOĞRU BİR ŞEKİLDE PAYLAŞTIRILMASINDA DA SAKINCALAR YARATABİLİR.

III- ELATMANIN ÖNLENMESİ DAVASI İLE ECRİMİSİL DAVASI ARASINDAKİ FARKLAR

Elatmanın önlenmesi davası ile ecrimisil davası çoğu kez birlikte açıldığı halde, ikisi de aynı mahiyette olmayıp çıkış noktaları ve görevleri ( amaçları ) birbirinden farklıdır. Şöyle ki elatmanın önlenmesi davası objektif olarak haksız ihlalin giderilmesinin, ecrimisil ( tazminat ) davası ise haksız eylemin mal varlığından ( terekede ) meydana getirdiği değişikliklerin giderilmesine hizmet eder ( Bkz. Giritlioğlu, Necla: Müdahalenin Meni ( elatmanın önlenmesi ) Davası, İst. 1984, sh. 55 ve orada anılan FEHR ).

IV- OBJEKTİF DAVA BİRLEŞMESİ

Bu halde davacı, davalıya karşı olan birden fazla talebini ( elatmanın önlenmesi + ecrimisil ) aynı davada birleştirir; yani birden fazla davasını ( aynı davalıya karşı ) aynı dava dilekçesi ile açar, buna objektif dava birleşmesi denir. Davaların birleşmesi taleplerin maddi hukuk bakımından hukuksal niteliğini değiştirmediği gibi kendilerine usul hukuku yönünden de bir ayrıcalık sağlamaz. Bir başka anlatımla, talepler ayrı ayrı bağımsızdır, kendilerine özgü hukuk kurallarına bağlıdır ve bu nedenle de ecrimisil istemi başka bir talebin ( elatmanın önlenmesi ) yukarıda açıklanan hukuksal ayrıcalığından yararlanamaz.

V- TAPU KAPSAM VE SINIRI YÖNÜNDEN GEREKLİ ÖZEN GÖSTERİLMELİDİR.

Bundan ayrı, tapu sicili aleni olup tapu kayıtları iptal edilinceye kadar geçerliliğini korur. Davalının, tapu kaydına göre gerekli özeni göstererek taşınmazını kullanması gerekirdi. Zira tapusunun sınırı ve kapsamı yönünden kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse, TMK. 993-995 anlamında iyiniyetli sayılamaz.



VI-SONUÇ :

Bir davada tarafların taraf ehliyetine sahip olmaları dava şartlarındandır. Bu nedenle, davanın taraflarından birinin taraf ehliyetine sahip olmadığı mahkemece kendiliğinden ( resen ) gözetilir ve dava esasa girilmeden ( mesmu olmadığından ) reddedilir.

Elbirliği ( iştirak ) halindeki mülkiyet kuralları ( TMK. mad. 640, 702 ) gereğince, miras ortaklığının ( terekenin ) tümüne ilişkin davaların, bütün mirasçılar tarafından birlikte açılması gerekir ( zorunlu dava arkadaşlığı ).

Davacı mirasçının kendi açtığı böyle bir davayı yalnız başına yürütemez Davayı tüm mirasçıların birlikte yürütmeleri gerekir. Şu var ki, mahkeme davacının açtığı davayı hemen reddetmemelidir. Mahkemece, diğer mirasçıların davaya katılması ( icazet vermelerini ) sağlaması veya terekeye temsilci tayin ettirmesi ( TMK. mad. 640 ) için davacıya uygun bir süre vermelidir ( Karş. 11.10.1982 gün ve 3/2 sayılı Çit. Bir. Kar. ).

O halde mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar vermekten ibarettir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6.11.2003 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Öğrenme çabanızı takdir ediyorum. Yukarıdaki soruda ve aktardığınız içtihattaki davada taraflara dikkat ederseniz aradaki farkı anlayabilirsiniz.
Old 31-08-2010, 16:00   #9
Av. Musa TAÇYILDIZ

 
Varsayılan

tamam aradki farkı anlıyorum. yani sayın aladağ siz diyorsunuz ki; mirasçıların birbirlerine karşı açacakları böyle bir davada zorunlu dava arkadaşlığı yoktur. bu nedenle diğer mirasçıların rızasına yada terekeye temsilci tayininine de gerek yoktur. her biri taraf sıfatına haizdir.
Old 31-08-2010, 16:26   #10
ncoban

 
Varsayılan

evet sayın Aladağ öyle diyor.Rcrimisil davasında her ne kadar taraflar mirasçı olsa da ecrimisil davası sadece dava konusu yeri kullanana karşı açılır diyor.
Old 24-03-2015, 22:45   #11
omav

 
Varsayılan

Sayın Aladağ'a ve tüm meslektaşlara faydalı paylaşımları için teşekkür ederim..

benim sorum ecrimisil davasından önce gönderilecek ihtarname ile ilgili
bu ihatrnamede

".. fazlaya ilişkin talep hakalrımız saklı kalmak üzere, gayrimenkulü kullandığınız dönemler için 5.000-TL'den az olmamak üzere ecrimisil bedelini ödemenizi..."

Bu ifade ileride açacağımız ecrimisil davasında 5.000-TL'den daha fazla bir ecrimisil bedeli hükmedilmesini sağlamamızda bizi korur mu

Diğer bir ifadeyle;
1- "fazlaya ilişkin hakalrı saklı tutmak" ve
2-"5.000-tl" gibi bir rakam belirtmek
(bana göre) faydalıdır ve aynı zamanda zorunluluktur diye düşünüyorum...

Değerli görüşleriniz için şimdiden teşekkürler,

Saygılarımla..
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Ecrimisil Davası - İntifadan Men Koşulu Av.Selim Balku Meslektaşların Soruları 4 25-05-2010 13:48
kiracıya açılan ecrimisil davası cunapiedra Meslektaşların Soruları 0 20-12-2009 16:15
taksim davası açmadan paydaş aleyhine ecrimisil davası açılabilirmi -betül- Meslektaşların Soruları 4 29-07-2009 13:44
aile konutu davası-ecrimisil talebi Aybüke Kağan Meslektaşların Soruları 2 24-10-2008 10:32


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07220793 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.