Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Davacının Kayıp Olması halinde Humk.96-97 Temelinde Teminat Talebinin Haklılığı Sor.

Yanıt
Old 08-05-2004, 11:13   #1
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan Davacının Kayıp Olması halinde Humk.96-97 Temelinde Teminat Talebinin Haklılığı Sor.

Türk vatandaşı davacının kayıp olması halinde HUMK.96-97 temelinde Teminat talebinin haklılığı sorunu üzerine..


Bir olay ve düşündürttükleri:

Dava, basın yoluyla hakarete dayalı olarak davacının manevi tazminat talebi ile açılmıştır. Dava dilekçesinde davacının adresi yazılmamıştır. Vekaletnamede davacının adresi yoktur.

Davalı HUMk.179' a dayanarak dilekçenin iptali ilk itirazında bulunmuştur. Ayrıca adresi olmadığı savı ile humk. 97 'ye tabi olduğunu ve teinat yatırılması gerektiğini ileri sürmüştür.

Mahkeme davalıya eksikliği gidermesi yönünde mehil tanımıştır.

Davacı Türkiye'de yerleşik olup, Türkiye'deki son ikametgahı bellidir. Bir süredir aranmaktadır. (nerede olduğu bilinmemektedir)

İlgili Yasal düzenlemeler:

Alıntı:
Madde 97 - Türkiye’de Kanunu Medeni mucibince ikametgahı olmıyan müddei veya davaya müdahale eden kimse diğer tarafın muhtemel zarar ve ziyaniyle masarifi muhakemesine mukabil 96 ncı madde mucibince teminat göstermeğe mecburdur.

İşbu kaide tahkikat ve muhakeme esnasında ikametgahını ecnebi memlekete nakledenler hakkında da caridir. Muahede hükümleri mahfuzdur.


Alıntı:
Madde 179 - (Değişik madde: 26/02/198 - 53156/6 md.)

Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur:

1. Tarafların ve varsa kanuni temsilci veya vekillerinin ad ve soyadları ile adresleri,

2. Açık bir şekilde dava konusu,

3. Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri ve delillerinin nelerden ibaret olduğu,

4. Hukuki sebeplerin özeti,

5. Açık bir şekilde iddia ve savunma,

6. Karşı tarafın hangi sürede cevap verebileceği,

7. Davacının veya varsa kanuni temsilci yahut vekilinin imzası.


Alıntı:
Madde 28 - Türkiye’de ikametgahı bulunmayan Türk vatandaşlarının, kişi hallerine ilişkin davaları, ikamet ettikleri ülke mahkemesinde açılmadığı veya açılamadığı takdirde Türkiye’de yer itibariyle yetkili mahkemede, bulunmaması halinde ilgilinin sakin olduğu yer, Türkiye’de sakin değilse Türkiye’deki son ikametgahı mahkemesinde, o da bulunmadığı takdirde Ankara, İstanbul veya İzmir Mahkemelerinden birinde görülür.



Alıntı:
Madde 32 - Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzelkişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadırlar.

Mahkeme, dava veya takibin niteliğine ve duruma göre davacıyı, davaya katılanı veya takip isteğinde bulunanı karşılıklılık esasına göre teminat göstermekten muaf tutabilir.



HUMK.97' de yer verilen ''Türkiyede ikametgahı olmayan'' dan kasıt, Türkiye'de son ikametgahı olup da şu aşamada izi bilinmeyen kişilere teşmil edilebilir mi?

HUMK.97 ila MÖ_HUK 28 birlikte değerlendirildiğinde, Bu hükmün Türk Vatandaşlarına uygulanamayacağı (benim düşüncem gibi) ileri sürülebilir mi?

Görüşlerinizi alıp, karşılıklı olarak konuyu tartışmak isterim.

Saygılarımla.
Old 08-05-2004, 16:19   #2
Av. Bülent Sabri Akpunar

 
Varsayılan

Selamlar,

Sayın Tikici bildiğiniz gibi HUMK'taki teminat zorunluluğu ikametgah şartına bağlıyken ve daha genel bir düzenlemeyken , MÖHUK'taki düzenleme yabancılık unsuru taşıyan ve "tabiiyet ayrılığı " gösteren vakıalara işaret etmekle daha özeldir.Yabancılarla ilgili teminat konusuna MÖHUK, Türklerle ilgili olanlara ise HUMK uygulanmak gerekir.

HUMK 97 - maddenin konuş amacından hareket edersek, Türkiye'de ikametgahı olmayan Türk kişinin teminat vermesi gereği davada haksız çıkması halinde karşı tarafın dava sebebiyle yapacağı masrafların kendisinden istenebilmesi ve tahsilatın zorluğudur.Bu sebeple ikametgahı Türkiye'de olmayan Türk kişi 97 ' ye göre teminat vermekle mükelleftir.
İkametgah (yerleşim yeri-TMK 19) " bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir" ."Bir yerleşim yerinin değiştirilmesi yenisinin edinilmesine bağlıdır" .
Davacının son ikametgahı Türkiye'de olduğu ve yerleşmek niyetiyle başka bir yerde de olduğu bilinemediğine göre HUMK 97 ya göre -bana göre- teminat göstermek zorunda değildir.
Old 10-05-2004, 21:09   #3
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Teşekkürler sayın jus,

MÖ-HUK.28 'e göre Türkiye'de hiç bir şekilde ikametgahı bulunmayan Türkler, kişi hallerine ilişkin ve yabancılık unsuru taşıyan (boşanma davası gibi) bir davasını Türkiye' de teminatsız açabildiği halde HUMK.97 'yi kayıp oluşuna dayalı olarak Türk vatandaşı için uygulamak yada uygulamaya çalışmak elbetteki kötü niyetten başka bir şey olamaz.

Sizin gibi düşündüğüm halde, hakimin ısrarla HUMK.97'ye meyletmesi ve davayı olmaz noktalara sürüklemek istemesi karşısında, olayın çarpıklığını vurgulamak ve acaba ben mi yanlış düşünüyorum evhamından arınmak için buraya konuyu taşıdım.

Elin yabancısı için bile mütekabiliyet unsurunu dikkate alıp, varsa iki ülke arasında anlaşmaya dayanıp, teminat almazken, öz be öz Türk vatandaşına son ikametgah adresi de belli iken teminat almaya çalışmak abesle iştigaldir.

Siz, biz yada çoğu meslektaşımız bunun böyle olması gerektiğini tartışmaya bile gerek görmeden söyleyebilsek de, işin başında olan ve karar veren illa da teminat diyebiliyor..

Acaba biz mi hata yapıyoruz ?
Old 11-05-2004, 08:54   #4
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan

Merhaba Sayın Tikici
Davacı çifte vatandaşlığına sahipse ?
Old 11-05-2004, 10:25   #5
OKoseoglu

 
Varsayılan

Çifte vatandaşlık durumunda bu vatandaşlıklardan biri Türk ise Türk hukuku uygulanacaktır.
Tartıştığınız konunun pratikte nasıl meydana geldiğini anlamadım. Vekille açılan davalarda asilin adresi yazılması gerekmez. Davacı anladığım kadarıyla tüzel kişi de değil. Hayali bir adresle de davacı vekalet çıkartabilirdi.
Bunlar pratik önerilerim.
Old 11-05-2004, 10:31   #6
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Hayır sayın okoseoglu,

Vekille dahi açılsa davacının ikametgah adresinin dilekçede olması zorunlu bir koşul. HUMK.179 açıkça bu konuyu yazmış. Eksiklik giderilmediği takdirde dilekçe iptal ediliyor.
Old 11-05-2004, 10:33   #7
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Sayın Metin,

Çifte vatandaşlık bu olayda iddia edilmiyor. Ancak Çifte vatandaşlık varsa ve birisi Türk vatandaşlığı ise, MÖ_HUK.28 uygulanacaktır.
Saygılarımla.
Old 11-05-2004, 13:07   #8
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan Hayalet davacı - Senaryo

Alıntı:
Dava dilekçesinde davacının adresi yazılmamıştır. Vekaletnamede davacının adresi yoktur.


Türk vatandaşı davacının (ülkesindeki yargıdan kaçmak için -mesela diyelim-) uzun zamandır yurtdışında olduğu kamuoyunca bilinmektedir.
Bu vatandaş hakkını ararken vekili vasıtasıyla ortaya çıkmakta; hak talep edildiğinde ise bulunamamaktadır... (senaryo icabı)

İmdi;

Alıntı:
Dava, basın yoluyla hakarete dayalı olarak davacının manevi tazminat talebi ile açılmıştır.


Davacı manevi tazminat isterken... Anayasal, yasal haklarını kullanırken sorun olmayacak!
Dava kazanılırsa tahsilat vekil eliyle gerçekleştirilip davacıya bir şekilde iletilecek, - dava kaybedilirse davacı bulunamayacak !


HUKUK ve YASA

TMK.
m.1.- Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır.
Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hakim, örf ve adet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir.
m. 2.- Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.
Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.
m.19.- Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir.
m.25/son - Davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir.

HUMK.
m.97 - Türkiye'de Kanunu Medeni mucibince ikametgâhı olmayan müddei veya dâvaya müdahale eden kimse diğer tarafın muhtemel zarar ve ziyaniyle masarifi muhakemesine mukabil 96 ncı madde mucibince teminat göstermeğe mecburdur.
İşbu kaide tahkikat ve muhakeme esnasında ikametgâhını ecnebi memlekete nakledenler hakkında da, caridir. Muahede hükümleri mahfuzdur.

m.98 –
... Dâvanın rüyeti esnasında ikametgâhını ecnebi memlekete nakledenler hakkında teminat talebi; nakil keyfiyetinin diğer tarafa bildirilmesini müteakip vâki olmak iktiza eder.

Sonuç Olarak :

Yasayı yaşama / olaya uyarlayan/uygulayan yargıç olduğuna göre;
davacının, örneğin, "Taksim meydanındaki "yasal ikametgah adresinin "göstermelik" olduğu takdiriyle, teminat istemiş olması hukuka uygun olmaz mı ?
Saygılar
Old 11-05-2004, 13:29   #9
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Sayın Metin,

Konu gerçektir. Hayali davacı - veya senaryo yoktur.

Diğer yasal görüşlerinize gelince:

HUMK.97. madde Türkiye'de hiç< ikametgahı bulunmayan yada Türkiye'de ikametgahı bulunup da bu ikametgahını yurt dışındaki ile değiştirenler için Teminatı aramaktadır.

Bu durumda:

1) Türkiye'de geçerli bir muhtar ikametgah kaydı bulunan,
2) Bu ikametgahını Yurt dışındaki yeni bir ikametgahı (yada yerleşme yeri diyelim) ile değiştirmeyen, (En azından değiştirdiği ispatlanamayan!)

Davacı için HUMK.97'yi uygulamak kanımca mümkün olmaz.

Türk Medeni Kanunu 1/2. madde hükmü, boşluk olan hallerde hakime bu yetkiyi vermiştir. Olayımızda boşluk sözkonusu değildir. Açık hüküm ve ikametgah kaydı vardır.

Taksim meydanı şeklinde hayali adres değil, sapasağlam muhtar kaydı ile sabit ikametgah adresi sözkonusudur.

Olaya tersinden bakalım:

İddianız gibi hareket ettikten yaklaşık 1 ay sonra davacı ortaya çıkarsa, yerleşim yeri size göre neresi olacaktır?

Son yasal ikametgahı mı? Yoksa başka bir yer mi?

Saygılar,sevgiler..
Old 11-05-2004, 13:47   #10
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Dava kazanılırsa tahsilat vekil eliyle gerçekleştirilip davacıya bir şekilde iletilecek, - dava kaybedilirse davacı bulunamayacak !


Kayıp olan davacı. Davacının malvarlığı kayıp değil ki kaybettiği dava konusu tahsil edilemesin.
Old 12-05-2004, 09:52   #11
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan Yasa ve YAŞAM

Sayın Tikici,
Taraf vekili sıfatıyla yaptığınız savunmaya ve gerekçenize katılıyorum.
Ben de olsam aynı savunmayı yapardım. Ancak...
Olaya tarafsız olarak bakıldığında :
Vekaletname yönünden :
Borçlar Yasası ve 1512 sayılı Noterlik Yasası ile herhangi bir şekil şartına bağlı tutulmayan vekâletnamelerde “Vekâletname verenin adı, soyadı, unvanı, adresi, Vekâletname verenin varsa, gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı bulunduğu vergi dairesi ile vergi dairesi sicil (hesap) bulunması” zorunludur (VUK.tebliğleri, Noterler Birliği Genelgeleri).
Noter, iş yaptıracak kimselerin kimlik, adres ve yeteneğini ve gerçek isteklerini tamamen öğrenmekle yükümlüdür (Noterlik Kanunu m.72/son).
İlgili noterin bile titiz davranmadığı olayda, değil "geçerli bir muhtar ikametgah kaydı", birden çok ikametgah kaydı alınması da
mümkün değil midir?
HUMK. m.97 uygulaması yönünden Yargıç takdir hakkını kullanmış olamaz mı?
Tebligat yapılamadıktan sonra mal varlığının olması ne derece rahatlatıcıdır ?
Alıntı:
İddianız gibi hareket ettikten yaklaşık 1 ay sonra davacı ortaya çıkarsa,

Talebi doğrultusunda olayı yine tartışırız
Saygılar
Old 12-05-2004, 10:07   #12
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Sayın Metin,

Cevaplarınız için teşekkür ederim.

Muhtarda ikametgah kaydı bulunan kişi için HUMK.97' hükmü kapsamında hakimin ''takdir'' yetkisi olduğuna katılmıyorum.

Hakim şunu isteyebilir: ''Beyana bağlı ikametgahı kabul etmiyorum. Muhtardan ikametgah belgesi getirin! ''

Saygı duyarız

Ayrıca, ikametgahı muhtarda kayıtlı olan kişi kayıpta olsa tebligat muhtara yapılabilir. Çünkü ortada gaiplik kararı yok.

Kısaca; alacaklısı korkmasın tebligatta yapabilir, alacağını da ''eğer ona kalırsa! '' alabilir ..

Saygı ve sevgilerimle.
Old 12-05-2004, 18:08   #13
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan KATKI (1)

Oturulan yer – Yerleşmek amacıyla oturulan yer

“Muhtar tarafından düzenlenen ikametgah belgesi sadece oturulan yeri gösterir.
Türk Kanunu Medenisinin 19. maddesi uyarınca ikametgah yerleşmek amacıyla oturulan yerdir.
Nüfus Kanunun 4. maddesine göre nüfus kaydı ikametgaha karine teşkil eder.”
2. HD.E. 2002/6912, K. 2002/7937,T. 13.6.2002 (Kazancı)
Old 12-05-2004, 18:11   #14
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan KATKI (2)

Bilindiği gibi, Hukuki işlemin hükmü, içerdiği iradeye göre tayin olunur.
Her hukuki işlem hüküm ve sonuç meydana getirmesi için bir iradeye yani hukuki bir kasta lüzum gösterir...
Hukuki fiil ise hukuki işleme nazaran daha geniş bir kavramdır
Maddi fiiller ise maddi sahada bir değişiklik meydana getirmek maksadıyla yapılan fiillerdir (zilyetliğin nakli, kiralanan şeyin kullanılmasına devam edilmesi, bir işin, bir hizmetin ifası gibi). İkametgah tesisi de maddi fiillerdendir. Verilen örneklerdeki gibi durumlarda kanun irade açıklamasına değil, dış alemdeki bir sonuca hüküm vermektedir. (Von Tuhr, Borçlar Hukuku)
Old 12-05-2004, 18:53   #15
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Katkılarınızı bana değil karşı tarafa sunuyorsunuz hep. ) siz sanki müvekkilimi de biliyorsunuz gibi..

Çok teşekkürler. Saygı ve sevgiler.
Old 13-05-2004, 08:40   #16
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan Adalet

Sayın Tikici,
THS. dışında ne sizi tanırım, ne de müvekkillerinizi.
Görüş ve gerekçelerim "Adalet "adına...
Adalet... Ki -bir tanımıyla da- "duyumsanabilir ancak!"
Ve avukat; adaletle müvekkili arasında yalnız bir insandır.
saygılar
Old 13-05-2004, 09:35   #17
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Sayın Metin,

O bir şakaydı. Görüş ve katkılarınız için teşekkürler.

Size katılmadığım bir nokta var, o da şu:

Kayıp olan yahut bir süredir nerede olduğu bilinmeyen kişi için, bulunduğu yer yada yerleri (sürekli yer değiştiriyor olabilir!) yerleşme niyeti ile oturulan yer kapsamında düşünmek olası değildir.

Von Thur' un ikametgah değerlendirmesi, belirleyicilik açısından tatmin edici olsa da, yasal ikametgahı belli olan ve bu bağlamda ikametgah konusunda ''karine'' niteliğine haiz muhar kaydı karşısında somut olay için yeterli değildir.

Muhtar kaydı olmayan kişiler için, Von Thur tespiti dikkate alınabilir.
esasen, muhtar kaydı olsa bile bu kayıtta oturmadığı başka bir yerde fiilen ve yerleşmek kastı ile bulunduğu ispatlandığında, Von Thur tespit ve görüşü uygulanabilecektir.

Yerleşmek niyeti ile oturulan yer, belirlenmeden (ispatlanmadan) kayıp olan kişi için son yasal ikametgahı, geçerlidir.

Saygılar..
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
affetmiş olması manevi tazminat talebinin reddedilmesine neden olabilir mi? Nesrin D. Meslektaşların Soruları 11 03-04-2015 15:06
Lehe olan yasada suçun düzenlenmemiş olması halinde... aslı çağdaş Meslektaşların Soruları 3 19-12-2006 15:56
Tedbirin talebinin reddi Viyola Meslektaşların Soruları 3 03-08-2006 08:14
AB UYUM YASALARI-Humk Av.Habibe YILMAZ KAYAR Hukuk Sohbetleri 0 03-08-2002 23:55
Humk Batu Hukuk Soruları Arşivi 1 01-03-2002 20:55


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05532694 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.