Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

haciz esnasında alınan icra kefaletinin geçerli olup olmadığı

Yanıt
Old 15-06-2007, 12:24   #1
idiltez

 
Varsayılan haciz esnasında alınan icra kefaletinin geçerli olup olmadığı

merhaba arkadaşlar,

duyduğuma göre haciz esnasında alınan icra kefaletini yargıtay kabul etmiyormuş. Sebebi de İcra kefili olacak olan şahsın o esnada icra tehdidi altında olduğu ve zorunluluk nedeniyle icra kefili olabileceği söz konusu olduğundan. Duyduğuma göre bu çok yeni bir karar. 2006 yılına aitmiş. Bu konuda bir bilginiz var mı?
Old 15-06-2007, 18:04   #2
medenikal

 
Varsayılan

Arkadaşlar bu site engin bir derya ; ne ararsanız var.Beklemeyin cevap almayı; öncelikle küreklere asılın ,engin denizde küçük bir araştırma yapın; büyük ihtimal aradığınızı bulacaksınız.

İşte aradığınız bilgi,daha önce tartışılmış.Demekki beklemeye gerek yok.Aslında cevap verilmemesinin nedeni de belki budur.

http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=15543
Old 15-06-2007, 20:44   #3
Av. Can DOĞANEL

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan idiltez
Sebebi de İcra kefili olacak olan şahsın o esnada icra tehdidi altında olduğu ve zorunluluk nedeniyle icra kefili olabileceği söz konusu olduğundan.
Sn. idiltez,
Yukarıdaki şekilde bir gerekçe kanunun mantığına aykırı olur. İcra kefaleti uygulanamaz hale gelir. İcra tehdidi altında olan dosya borçlusudur. Kefil değil.. Zaten ortada bir icra dosyası olmalıdır ki bir icra kefaleti olsun. Derdest icra dosyası demek, dosya borçlusu için icra tehdidi demektir. Bahsettiğiniz şekilde bir karar var ise olayın, kendi içinde farklı koşullar taşıyor olması gerekir.. Şöyle olabilir belki aynı alacaklıya başka bir dosyadan borçlu olan bir kişinin hiç tanımaığı diğer borçlunun dosyasına kefil yapılması gibi bir durumda icra kefaletinin geçersizliği tartışılabilir. Eğer öyle ise mantıklı olabilir...
Old 18-06-2007, 10:29   #4
hakanalb

 
Varsayılan

icra kefaletinin geçersiz olması diye bir şey söz konusu olamaz. haklarını kullanma yeteneğine sahip herkes borçlunun borcuna icra kefili olabilir. Sadece burada uygulanması gerekren kurallar var. İlk kural damga vergisi. Bilindiği gibi icra kefilliği damga vergisine tabidir ve kefil olunan miktarın binde 7,5'u oranında damga vergisi yatırılması gerekir. Bu durumda icra kefilliği geçerli hale gelmiştir. icra kefilinin şahsi mallarının haczedilebilmesi için ise kendisine icra emri tebliği zorunludur. İcra kefilliği ilam hükmünde olduğuna göre icra kefiline Örnek 4-5 icra emri tebliğ edilir. (Kefil olduğu borç miktarı için). İcra emri tebliğ edildikten sonra icra kefili yönünden kesinleşen icra emri gereğince (yasal 7 günlük süreden sonra) icra kefilinin şahsi malları da haczedilebilir. Burada bir ayrıntı daha var. Borçluya tebligat yapılıp borçlu yönünden takip kesinleşmemişse icra kefilinin malı haczedilemeyeceği gibi, icra kefiline icra emri dahi gönderilemez. Bu ayrıntılara takılan icra kefillikleri geçersiz hale gelir ve yargıtayın geçersiz saydığı bu kefillikler bu ayrıntılarda gizlidir. Saygılar.
Old 18-06-2007, 13:03   #5
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan hakanalb
... Burada bir ayrıntı daha var. Borçluya tebligat yapılıp borçlu yönünden takip kesinleşmemişse icra kefilinin malı haczedilemeyeceği gibi, icra kefiline icra emri dahi gönderilemez. Bu ayrıntılara takılan icra kefillikleri geçersiz hale gelir ve yargıtayın geçersiz saydığı bu kefillikler bu ayrıntılarda gizlidir. Saygılar.

Sayın Hakanalb

Bunu ilk kez duyuyorum ve doğru olabileceğini düşündüğüm bir bilgi aktardınız sanıyorum. Mantığını da kavrayabiliyorum, kefil asıl borçlu gibi sorumluysa, asıl borçlu hakkındaki takip kesinleşmeden kefil hakkındaki nasıl kesinleşsin, borçlu halen icra zoru ile karşılaşmayacağı aşamadaysa, kefil neden karşılaşsın vb. vb.

Ancak doğru da bulmuyorum. Bunu bir tür borcun üstlenilmesi olarak düşünmek mümkün değil mi? Bence engel konmamalı ama bu tür dosyalarda kefile rücu belgesi tanzim edilmeyerek sorun çözümlenmeli, kişi icra kefili olmak istediğini beyan ettiğinde, hukuki ve cezai ihtaratların yanı sıra, rücu belgesi tanzim edilmeyeceği konusunda da uyarılmalı, buna karşın kefillikte (borcu ödemeye taliplilikte) ısrar edildiğinde de engel olmamalı diye düşünüyorum. Aksi halde borcun ödenmesinin bir gönüllüsü var olduğu halde takiplerin sürüncemede kalacağı da aşikar.

Saygılarımla...
Old 18-06-2007, 13:23   #6
Av.Mehmet Yılmaz

 
Varsayılan

Alıntı:

duyduğuma göre haciz esnasında alınan icra kefaletini yargıtay kabul etmiyormuş. Sebebi de İcra kefili olacak olan şahsın o esnada icra tehdidi altında olduğu ve zorunluluk nedeniyle icra kefili olabileceği söz konusu olduğundan. Duyduğuma göre bu çok yeni bir karar. 2006 yılına aitmiş. Bu konuda bir bilginiz var mı?

ben de rastlamadım böyle birşeye. İhtiyati haciz ile karıştırıyor olmayasınız?
Old 18-06-2007, 13:48   #7
hakanalb

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Şehper Ferda DEMİREL
Sayın Hakanalb

Bunu ilk kez duyuyorum ve doğru olabileceğini düşündüğüm bir bilgi aktardınız sanıyorum. Mantığını da kavrayabiliyorum, kefil asıl borçlu gibi sorumluysa, asıl borçlu hakkındaki takip kesinleşmeden kefil hakkındaki nasıl kesinleşsin, borçlu halen icra zoru ile karşılaşmayacağı aşamadaysa, kefil neden karşılaşsın vb. vb.

Ancak doğru da bulmuyorum. Bunu bir tür borcun üstlenilmesi olarak düşünmek mümkün değil mi? Bence engel konmamalı ama bu tür dosyalarda kefile rücu belgesi tanzim edilmeyerek sorun çözümlenmeli, kişi icra kefili olmak istediğini beyan ettiğinde, hukuki ve cezai ihtaratların yanı sıra, rücu belgesi tanzim edilmeyeceği konusunda da uyarılmalı, buna karşın kefillikte (borcu ödemeye taliplilikte) ısrar edildiğinde de engel olmamalı diye düşünüyorum. Aksi halde borcun ödenmesinin bir gönüllüsü var olduğu halde takiplerin sürüncemede kalacağı da aşikar.

Saygılarımla...


misal ihtiyati haciz için borçlunun adresine gittiniz, borçlu yok, hazır da dayısı var ve dayısı icra kefili oldu. Beyanı zapta geçti. Siz daha sonraki bir tarihte borçluya ödeme emrini tebliğe gönderdiniz ancak borçluya tebliğ yapamadınız. İşte bakın, borçluyu bulamadınız ama kefil var. o borçluyu bulup ödeme emri tebliğ etmeden icra kefiline de icra emri tebliğ edemezsiniz. Çünkü şart, önce borçlu yönünden takip kesinleşecek. Neden? Belki borçlu borcunu ödeyecek. Kefilin ödemesine gerek kalmayacak. Başka misaller de olabilir, borçluya tebligat yapamamışsınızdır ancak kardeşi bi şekilde takibi öğrenmiştir. (alacaklıdan veya postacıdan) icra dosyasına başvurup kefil olmak istediğini beyan edebilir. Misaller de çoğaltılabilir.
Old 18-06-2007, 13:55   #8
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Peki size örnekle başka bir soru. Dosyanız ihtiyati haciz aşamasında yahut normal takibe geçtiniz ancak tebligat bila. X şahsı gelerek dosyaya beyanda bulunuyor, bu borcu ben ödeyeceğim (mesela asıl borçlu da kendisi ama takipte A görünüyor, böyle olmak zorunda da değil) diyor.

X 'e icra kefili olmak istediği beyanından ötürü 4-5 örnek icra emri tebliğ ediyoruz. X söz alarak icra emrini tebellüğ ettiğini, lehine işleyecek sürelerden feragat ettiğini beyanla icra emrinin kesinleştirilmesini istiyor. Kesinleştirmeden sonra (A , yani ödeme emrinde yazılı borçlu hala yok, kayıp vb.) kefil X söz alarak, ödeme taahhüdünde bulunuyor, dosya borcu net olarak hesaplanıyor, beyanlar, kabuller, ihtaratlar zapta geçiyor.

Şimdi A hakkında kesinleşmemiş,ancak X hakkında kesinleşmiş bir takip söz konusu. (Size göre her ikisi hakkında da kesinleşmemiş)

Benim yukarıdaki mesajınızdan anladığım, A hakkında dosya kesinleştirilinceye dek X hakkındaki kefaletin de kesinleşmeyeceği yönündeydi.

Siz böyle durumlarda kefile 4-5 örnek tebliğe çıkarılamaz diyorsunuz. Ben uygulamada böyle bir itirazla kaşılaşmadım..? Dayandığınız bir içtihat veya uygulamaya dair bağlayıcı olabilecek bir örnek var mı?

Saygılarımla...
Old 18-06-2007, 14:14   #9
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan Konuyla İlgili Kararlar

Alıntı:
T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
E. 2005/10600
K. 2005/14542
T. 4.7.2005
• İCRA KEFALETİ ( Usulüne Uygun Olsa Da Hakkında Takip Yapılan Borçlu Yönünden Takip Kesinleşmedikçe Bu Aşamada 3.Kişiye İcra Emri Çıkarılamayacağı )
• İCRA EMRİ ( Usulüne Uygun Yapılsa Da Hakkında Takip Yapılan Borçlu Yönünden Takip Kesinleşmedikçe Bu Aşamada 3.Kişiye İcra Emri Çıkarılamayacağı )
• ŞİKAYET ( İcra Emrinin 3. Kişiye Gönderildiği Tarih İtibariyle Takip Kesinleşmemiş Olduğundan İcra Mahkemesince Şikayetin Kabulü Gereği )
2004/m.38
ÖZET : Usulüne uygun icra kefaleti olsa dahi hakkında takip yapılan borçlu yönünden takip kesinleşmedikçe bu aşamada 3.kişiye icra emri çıkarılamaz. İcra emrinin 3. kişiye gönderildiği tarih itibariyle takip kesinleşmemiş olduğundan icra mahkemesince şikayetin kabulüne karar verilmek gerekir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : İİK’nun 38. maddesi hükmüne göre ( icra dairesindeki kefaletler ) ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabidir. İhtiyati haciz sırasında takibin bilahare kesinleşmesi koşulu ile icra kefili olunması mümkündür. Nitekim, somut olayda da müşteki icra kefilinin 15.02.2005 tarihinde dosya borcuna icra kefili olduğu görülmüştür. Usulüne uygun icra kefaleti olsa dahi hakkında takip yapılan borçlu yönünden takip kesinleşmedikçe bu aşamada 3.kişiye icra emri çıkarılamaz. İcra emrinin 3. kişiye gönderildiği tarih itibariyle takip kesinleşmemiş olduğundan icra mahkemesince şikayetin kabulüne karar verilmek gerekirken şikayetin reddedilmesi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), 04.07.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.




Alıntı:
T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
E. 2004/4242
K. 2004/8278
T. 6.4.2004
• İCRA KEFALETİ ( Somut Olayda İcra Takibi Kesinleşmediğinde İcra Kefiline Çıkarılan İcra Emrinin Geçersiz Olduğunun Kabul Edlilmesi ve İptaline Karar Verilmesinin Gerekmesi )
• İCRA TAKİBİNİN KESİNLEŞMESİ ( İcra Kefaleti Usulüne Uygun Olsa Dahi Hakkında Takip Yapılan Borçlu Yönünden Takip Kesinleşmedikçe İcra Kefiline İcra Emri Çıkarılamaması )
• İCRA EMRİ ( İcra Kefaleti Usulüne Uygun Olsa Dahi Hakkında Takip Yapılan Borçlu Yönünden Takip Kesinleşmedikçe İcra Kefiline İcra Emri Çıkarılamaması )
2004/m.38
ÖZET : İcra kefaleti usulüne uygun olsa dahi hakkında takip yapılan borçlu yönünden takip kesinleşmedikçe icra kefiline icra emri çıkarılamayacağı gibi henüz borç miktarı kesinleşmediğinden onun hakkında takibin devamı mümkün değildir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin borçlular vekilince istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

İ.İ.K.'nun 38.maddesi gereğince, icra müdürlüğündeki kefaletler, ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabidir. İcra kefaleti usulüne uygun olsa dahi hakkında takip yapılan borçlu yönünden takip kesinleşmedikçe icra kefiline icra emri çıkarılamayacağı gibi henüz borç miktarı kesinleşmediğinden onun hakkında takibin devamı mümkün değildir. Somut olayda 49 örnek ödeme emrinin 3.9.2003 tarihinde tebliğinden itibaren 7 gün geçtikten sonra 18.10.2003 tarihinde yapılan haciz sırasında alınan icra kefaleti nedeniyle icra kefiline icra emri gönderilmiş ise de, daha sonra 49 örnek ödeme emri tebliğ tarihi İstanbul 10.İcra Mahkemesinin 28.10.2003 tarih 2003/1654 esas 2003/11429 k. sayılı karar ile 18.10.2003 olarak düzeltilmekle bu tarihten itibaren 7 gün geçtikten sonra icra takibi kesinleşeceğinden 18.10.2003 tarihinde icra kefiline çıkarılan 53 örnek icra emri geçersiz olacağından bu icra emrinin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlular vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.'nun 428.maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 06.04.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Not: Kararlar Kazancı'dan alınmıştır.
Old 18-06-2007, 14:40   #11
hakanalb

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Şehper Ferda DEMİREL
Peki size örnekle başka bir soru. Dosyanız ihtiyati haciz aşamasında yahut normal takibe geçtiniz ancak tebligat bila. X şahsı gelerek dosyaya beyanda bulunuyor, bu borcu ben ödeyeceğim (mesela asıl borçlu da kendisi ama takipte A görünüyor, böyle olmak zorunda da değil) diyor.

X 'e icra kefili olmak istediği beyanından ötürü 4-5 örnek icra emri tebliğ ediyoruz. X söz alarak icra emrini tebellüğ ettiğini, lehine işleyecek sürelerden feragat ettiğini beyanla icra emrinin kesinleştirilmesini istiyor. Kesinleştirmeden sonra (A , yani ödeme emrinde yazılı borçlu hala yok, kayıp vb.) kefil X söz alarak, ödeme taahhüdünde bulunuyor, dosya borcu net olarak hesaplanıyor, beyanlar, kabuller, ihtaratlar zapta geçiyor.

Şimdi A hakkında kesinleşmemiş,ancak X hakkında kesinleşmiş bir takip söz konusu. (Size göre her ikisi hakkında da kesinleşmemiş)

Benim yukarıdaki mesajınızdan anladığım, A hakkında dosya kesinleştirilinceye dek X hakkındaki kefaletin de kesinleşmeyeceği yönündeydi.

Siz böyle durumlarda kefile 4-5 örnek tebliğe çıkarılamaz diyorsunuz. Ben uygulamada böyle bir itirazla kaşılaşmadım..? Dayandığınız bir içtihat veya uygulamaya dair bağlayıcı olabilecek bir örnek var mı?

Saygılarımla...


Ben daha sorunuzu okuyana kadar Suat Bey içtihatları hemen eklemiş. Kendisine teşekkür ediyoruz. Sorunuzda da; X şahsının icra kefili olduğunu beyan ettiğini tutanağa geçirdik. ancak kendisine bu aşamasa Örnek 4-5 icra emri tebliğ edemiyoruz. Borçlu yönünden kesinleşmiş ise tebliğ ediyoruz. Bu nedenle kefil yönünden kesinleşmemiş oluyor. Saygılar.
Old 19-06-2007, 09:28   #12
damista

 
Varsayılan

geçersiz olan kefalet değil icra sırasında alınan taahhütlerdir.
Old 02-07-2008, 13:51   #13
Aybüke Kağan

 
Varsayılan

borçlunun evine hacze gittik.Kendisi yoktu.Eşinin devlet memurunu olduğunu biliyordum ve evde haciz yapılmaması için eşi borçluya kefil oldu.Hesap cetvelini okudum,kabul ediyorum yazarak imzaladı.Kefalet harcını yatırdık.Örnek 4-5 gönderdik.İtiraz süresi doldu.Sorun şu,

örnek 4-5 'e alacak miktarı olarak hesap cetveli sonundaki toplam rakamı yazmıştım.Yani asıl alacak,işlemiş faiz,icra harçları vekalet ücreti toplamı.Bu durumda işleyecek faiz konusunda sorun çıkar mı?
Old 13-09-2010, 12:47   #14
Av. Bilal

 
Varsayılan ÖRNEK 4-5 kefile aynı anda elden tebliğ edilebilir mi

Saygıdeğer meslektaşlarım, icra kefili olan kefile gönderilmesi gereken Örnek 4-5 İcra emri kendisine aynı anda elden tebliğ edilse ve kefil de sürelerden feragat ettiğini tutanağa yazıp imzalasa. aynı gün arabasına haciz konulabilir mi? Yoksa Örnek 4-5 usulüne uygun şekilde tebliğe çıkarıp sürelerin geçmesini beklemek gerek?
Old 05-03-2012, 16:24   #15
avturgayk

 
Varsayılan

Çok geç oldu ama sanırım sorunuza çok güzel cevap olacak Yargıtay kararları sunuyorum. İyi çalışmalar avturgayk

T.C.
YARGITAY
Onyedinci Hukuk Dairesi
Esas No : 2003/00649
Karar No : 2003/01900
Tarih : 13.03.2003
İcra kefili olan sanığın kendisine icra emri tebliğ edildikten sonra yeni bir taahhütte bulunmadığı, kefaletle birlikte yaptığı taahhüdün hukuku geçersiz olduğu gibi uygulama şekline göre de ödenecek borcun asıl alacak ve ferileriyle birlikte toplam tutarı ödeme taahhüdünde yazılmadığından müsnet suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş C. Savcısı'nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı (BOZULMASINA) 13.03.2003 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
Sekizinci Ceza Dairesi
Esas No : 1995/12914
Karar No : 1995/13791
Tarih : 24.10.1995
• TAAHHÜDÜ İHLAL
ÖZET: İcra kefili olan sanığın, icra emri tebliğ edilmeden yaptığı taahhüdün hukuken geçerli olmadığı ve suç oluşturmayacağı gözetilmelidir.
Taahhüdü ihlalden sanık Yaşar'ın yapılan yargılanması sonunda; İİK.nun 340, Türk Ceza Kanununun 81/2. maddeleri uyarınca 1 ay 5 gün hafif hapis cezasıyla hükümlülüğüne dair, (Nevşehir İcra Ceza Mahkemesi)nden verilen 26.4.1995 gün ve 964 esas, 272 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan; dava evrakı C. Başsavcılığımdan tebliğname ile 17.10.1995 günü Daireye gönderilmekle incelenip, gereği düşünüldü:
İcra kefili olan sanığın, icra emri tebliğ edilmeden yaptığı taahhüdün hukuken geçerli olmadığı ve suç oluşturmayacağı gözetilmeden, mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı (BOZULMASINA), 24.10.1995 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Haciz Esnasında İstihkak İddiası Desarac Meslektaşların Soruları 11 24-04-2010 17:27
haciz esnasında icra memurunun yetkisinin sınırı nedir. av.fundasin Meslektaşların Soruları 5 17-09-2008 00:20
Adli tıptan alınan rapor ne kadar süre geçerli kalır? Konuk Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) 1 16-04-2007 23:34
Hamilin Kötüniyetli Olup Olmadığı ,icra Mahkemesinde Belirlenebilir Mi Av.Zuhat Kaya Meslektaşların Soruları 5 18-02-2007 17:03
İhtiyati Haciz Sırasında Alınan Tahsilat ozgur Hukuk Soruları Arşivi 2 27-02-2002 03:32


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05289412 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.