Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Çocuk HÇG Röportajları (1): TANZER GEZER

Yanıt
Old 18-06-2007, 21:36   #1
Av. Semra YILDIZ

 
Varsayılan Çocuk HÇG Röportajları (1): TANZER GEZER

HER KARESİNDE COCUĞUN GÖZYAŞININ OLDUĞU TABLO:İSTİSMAR

Sokak çocukları rehabilitasyon derneği başkanı Tanzer Gezer ile çocuk hakları,çocuk istismarı Türkiye de çocuğa karşı şiddetin boyutları ve başarılı bir çalışmayla yürütükleri destek hattı ;çocuğa karşı istismarın gün yüzüne çıkarılması projesi ve istatiksel sonuçları hakkında bir söyleşi yaptık.
''Benim öngörüme göre bazı bölgelerde kız çocuklarının okula gönderilmemesinin nedenlerinden birisi de ensesttir.Gizli tutma amacı vardır. Çocuğun budurumu arkadaşlarıyla ya da sosyal çevresiyle paylaşmasından endişe edildiği için kız çocukları okula gönderilmez.. ''


Tanzer hanım sizi tanıyabilir miyiz?
BoğaZiçi işletme mezunuyum.Sokak Çocukları Rehabilitasyon Derneği 2. başkanıyım.Yönetim Kurulu üyesiyim.Derneğin koordinatörlüğünü yapıyorum.Ayrıca projenin koordinatörlüğünü yapıyorum.Başka sivil toplum örgütleri ile çalışıyorum Uluslararası platformda BM nezdinde çocuk hakları ve silahsızlanma ile ilgili faaliyetlerim var.0-18 elektronik platformda haftalık yayınlanan bir köşem var,orda da çocuk hakları çocuk istismarı konularında yazılarım yayınlanıyor açık radyoda uzmanların davet edildiği bir program için Prof.Dr.Oğuz polat ile birlikte röportaj veriyoruz.
Çocuğa karşı istismarın günyüzüne çıkarılması projesi nasıl ve niçin hazırlandı? Hazırlanma sürecinden bahseder misiniz?
Derneğimiz 98 yılında kurulduğundan beri Sosyal Hizmetler,Çocuk Esirgeme Kurumunun devrettiği Yel değirmeni Gençlik Merkezinde ki çocuklara maddi anlamda ve rehabilite amaçlı rehberlik hizmetleri vererek destek oluyorduk.2004 yılında farkettik ki bu süreç son derece uzun ve maliyeti yüksek aynı zamanda rehabilitayon istenen düzeyde olmuyordu.Bizde çözüm getirdik. Çocuklar sokakla buluşamadan önce travmalarla karşılaşmadan evvel aile içinde kalarak eğitilmeleri gerektiğini öngördük.Koruyucu önleyici faaliyet kapsamında 2004 ten itibaren bu projeye yöneldik.Şunu keşfettik ki çocukların sokağa yönelmesinde nedenlerden biri cinsel istismar ki ağırlıklı olarak aile içinden gelen cinsel istismar sokağa yönelmede ikinci neden olarak yer alıyor.Sonra Sağlık Bakanlığı Türkiye Üreme Sağlığı Programınına cinsel sağlık,üreme sağlığı ve hakları konusunda projeler davet edildi.
Biz de cinsel istismarı bir halk sağlığı problemi olarak gördüğümüz için başvurduk ve kabul edildi.Gerçekten de cinsel istismar bir halk sağlığı problemi şöyle ki;Erken yaşta gebelik sonucunda töre nedeniyle korkup çocuğunu düşürmek için girişimler,çocuğun sakat kalmasına neden olabilir. Ya da cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara neden olmakta.Bu sebeplerle sağlık bakanlığını ikna ettik ve istimarın önüne geçilmesi,mağdur olanların biran evvel sağlık hizmetlerinden yararlanması gerekir şeklindeki projemiz kabul edildi ve AB nin desteğiyle oluştu.
Bu projede ne kadarlık bir süreyi kapsıyor?
5 -6 aralık 2005 te başladık 1 yıllık deneme süreci var.
Ne kadar sürecek peki?
6 aralık 2006 da bitti.Ancak projenin faaliyetlerinden biri olan DESTEK HATTI projesi 2 yıl daha derneğin kendi faaliyetleri ile sürecek.
Finansal sorununu nasıl çözeceksiniz?
Üyelerden aldığımız aidatlar,özel şirketlerden elde edilen gelirlerle ve de Prof Dr Oğuz Polat ın yine çocuk istismarı ile ilgili yeni kitabı DÖVME BENİ nin gelirleriyle finanse adeceğiz.
Projede kimler çalıştı?
Destek hattı yapılandırılırken üniversite öğrencileriyle çalışmak ve multidisipliner bir çalışma için de olmak için hukuk psikoloji tıp sosyoloji bölümlerde okuyan öğrencilerin mesleki eğitimlerini alırken ayrıca bir eğitime gerek kalmadan sadece çağrı merkezinden nasıl iletişim kurulur
ya da istismara uğrayan çocuklar için başvuru prosedürleri nelerdir gibi ana hatlarıyla üç haftalık bir eğitim verdik.40 kişi arasından 30 nu değerlendirmeye aldık 3 haftalık eğitimin sonunda 16 arkadaş ile devam ettik.Şubat 14 ten itibaren haftada 7 gün 24 saat gelen çağrıları cevapladık.
Destek hattı projesi Türkiye'de ilk mi?Örnekleri var mı?Varsa etkin olduklarını söyleyebilir misiniz?
Destek hattı hem bilgilendirme hem de ihbar kabul amaçlı bir proje.Bu ilk kez bizim derneğimiz tarafından hayata geçirildi.Tabiki dünyada örnekleri çok,fakat bizde maalesef yok. Sivil Toplumların oluşturdukları birkaç tane destek hattı var ancak bunlar daha çok kadına yönelik olanlarla ilgili.Paylaşım olmadığı için başarılı oldukları pek söylenemez.Sosyal Hizmetlerin ALO 183 ünü inceledik ona göre bir yöntem belirledik.Farkettik ki;t
Toplumda ihbar mekanizması çalışmıyor.O nedenle duyurular yaptık,ulusal kanallarda çizgi filmler yayınladık ancakulusal kanallar pek ilgili davranmadı.Ama 81 ilin yerel tv lerinde yayınlandı.
Kaç tane çağrı aldınız?
Hedefimiz 10.000 çağrıydı.Gelen istismar çağrılarının %30 na ulaşabildik bilgilendirme %23 destek hattına gelen ve mail ile %20 oranında mağdur ve bilgi talebinde bulunan kişiye ulaşıldı.
Takibi yapılan çağrı oldu mu?
Tabiki.Son dönemlerde cinsel sömürüyle ilgili çağrılar var.Bu çağrıların kırsalda Jandarma ,Emniyet Genel Müd.nezdinde organize suç olması nedeniyle bildirimleri yapıldı.Hala çalışmalar sürüyor.Çocuk pornosu ve çocuk fuhuşu ile ilgili gelen çağrılarla Dernek Yönetim Kurulu ayrıca ilgileniyor.
Tanzer hanım kolluk ve soruşturma aşamasında Savcılık; soruşturmayı etkin bir biçimde yerine getiriyor mu?
Özellikle aile içinde yaşanan istismar vakıaları ile ilgili çağrılar ,aciliyeti olanlar da hemen Çocuk Polisine yönlendirilir.Diğerleri Sosyal Hizmetlere.Ancak gördük ki gerek Sosyal Hizmtler'de gerek Çocuk Polisi'nde ilden ile hatta ilçeden ilçeye değişen başvuru prosedürleri var.Yazılı müraacat ediniz ,telefonla ihbar kabul etmiyoruz,faks çekin gibi gibi.....bizde Sosyal Hizmetler,Emniyet Genel Müdürlüğü'ne sorduk prosedür nedir?Diye;şunu belirtmek isterim,gelen çağrılarda arayan kimseler kendi kimliklerinin ortaya çıkmasından endişe edip,'söz verin ismimi söylemeyin' şeklinde çağrılar aldık.Ve vatandaşların aramamalarının bir nedeni de budur.bunun yanında polis bizim başvurularımız çoğunlukla kabul etmedi.Böyle olumsuzluklar yaşandı.Polis isim verin,uygun prosedürü izleyin takip edelim derken diğer tarafta ismini vermemek için elinden geleni yapan vatandaş var.Neticede gelen çağrılarla ilgili Çocuk Polisi,155,Sosyal Hizmetler arandı.Ama geri bildirimler konusunda oldukça zorluk çektik.Ama bunun daha çok prosedürden kaynaklanan aksaklıklar olduğunu düşünüyoruz.Netice çocuk yararına yapılan bir ihbarda kimsede art niyet arama gibi bir amacımız yok.Görevi ihmal aramak haddimiz değil.Bu proje vatandaşın prosedürü uygulaması bakımdan oldukça olumlu.
Peki Sosyal Hizmetler sizce görevini tam olarak yerine getiremiyor mu?Geri bildirimleri alamamış olmanızdan bunu anlayabilir miyiz?
Çok yoğun popülasyonu olan bir ülkeyiz ve Sosyal Hizmetler sadece Destek Hattına gelen çağrılarla ilgili değil genel olarak istismar vakıalarında yeterli değil.Zaten gerek ekonomik gerekse sosyal yoksulluk nedenleriyle istismar olguları çokca yaşanıyor.Bu nedenlerle Çocuk Esirgeme Kurumun'a ve Sosyal Hizmetler'e çok fazla talep var.Çünkü yoksul ailelerin çocuklarına da bakıyor. Ve Sosyal Shizmetlerin gerek insan kaynakları gerekse nakit açısından yeterli olduğunu söylemek mümkün değil.Mevcut sistem ise dünya standartlarının oldukça altında ve tabiki çok önemli bir reform gerekmektedir ki dünya standartlarına ulaşılabilsin.Bugüne kadar tüm hükümetler özellikle şimdiki hükümet sosyal yardımları üst seviyede tutmasına rağmen Çocuk Esirgeme kurumlarına gereken önem verilmemiş;Bu kurumlar özellikle bu hükümetim yumuşak karnı olmuştur.Bu konuda maaleef çok etkin olamamıştır.
Sivil toplum örgütlerinin son zamanlarda çocuk hakları ile ilgili büyük atılımları olmuştur bu görüşleriniz doğrultusunda hükümet STK ların atılımlarını desteklemiyor mu?
Şimdi Sosyal Hizmetlerden sorumlu bir Devlet Bakanımız var;Nimet Çubukçu Hanımefendi,O'nun icrartlarına ve ifadelerine bakarsak ;Son zamanlarda istismar konuları oldukça gündemde olmasına rağmen kendisi çok fazla beyanatta bulunan birisi değil maalesef.Özellikle de çocuk pornosu konusunda haberdar olduklarını ne olup ne bittiğini bildiklerini ve kurumsal olarak çocuk pornosunu önleyebilecek yeterliliğe sahip olduklarını söyleyen biri var.Biz de bunun aslında kendilerinin söylediği gibi olmadığını proje kapsamında göstermeye çalıştık.Fakat bu kurumlar ve sivil toplum arasında bir işbirliği başaramadık.Sivil toplumun görevi olumsuzları konu edip devletin bu konuda bilgi sahibi olmasını sağlamaktır.Belirtmek isterim ki;Sivil toplumun devlete karşı bir duruşundan bahsetmek mümkün değildir.Misyon olarak baktığımızda demokraside olmazsa olmaz üç unsur var;Birisi devlet,birisi sivil toplum,diğeri ise yurttaşlar üç ayaklı bir masa gibi düşünün. Birisi aksarsa devrilecektir.O bakımdan bu kurumlar birbiri arasında iletişim içinde olmalı.Ancak dediğim gibi stk lar ile hükümet arasında bir iletişim kopukluğu mevcut ama tabiki bunun yanında proje kapsamında basın çalışmaları yapıldı ve gerek basın mensubu arkadaşlar gerekse milletvekilleri ile işbirlik kuruldu .Bu bakımdan olsa da iletşim kurma konusunda başarılı olduk. Hükümete bu şekilde ulaştık.Meclise bir soru önergesi sunduk. Daha etkin olması beklenen devletin bir ALO 183 ü var.Onu irdeledik bir yılda toplamda 10 çağrı aldığını biliyoruz.Fakat çok efektif değil.10 çağrının 6 tanesi cinsel istismar ve diğeleri konusunda bir bilgimiz yok çünkü geribildirim almakta güçlük çekiyoruz zira Sosyal Hizmetler kendi İl Müdürlüklerinden dahi geri bildirim alamıyorlar.Böyle de bir handikap var.
Toplum olarak çocuk istismarını ancak basına yansıyan şekliyle görebiliyoruz.Sizce Türkiye' de cinsel istismar özellikle ensest ne boyutta?
Türkiye'de çocuk hala ailenin bir parçası gibi algılanıyor.Güneydoğuda çocuk ailenin namusu olmaktan çıkmış yörenin,köyün,kazanın,namusu haline gelmiş durumda.Belli sebepleri var :Kız çocuklarının başlık parası ile evlendirilmesi,erkek çocuklarının kan davalarına yönlendirilmeleri, gelir kapısı olarak görülmesi,feodal sistemin hala bu bölgelerde mevcut olduğunu gösterir niteliktedir.Kaldı ki;devletinde bir etkinliğinin olduğunu söyleyemeyiz.Zamanında bu ülkenin başbakanı o bölgeye gidip,aşiretleşmek ne demek burası bir cumhuriyet demek yerine;aşiret reislerini barıştırma gibi bir tutum sergiledi.Bence bu da istismarının son derece geleneksel, başbakan nezdinde bile vijdanen kabul görmüş olacağını gösterir.Evet tabi ki yeni tck da suç teşkil etmektedir.Zira cinsel suçlar adı altında istismar,suç olarak kabul edilmiştir.Ancak yine bakınız ki, ensest hala ayrı bir suç olarak değil ağırlaştırıcı neden olarak kalmıştır kanunumuzda.Bu da yasamızda bazı aksaklıklar olduğunu gösterir. Suç doğası gereği gizli tutulmaya çalışıldı. Uygulamada aksaklık mavcuttur.Şöyleki;Benim öngörüme göre,bazı bölgelerde kız çocuklarının okula gönderilmemesinin nedenlerinden birisi de ensesttir.Gizli tutma amacı vardır.Çocuğun okula gitmesi arkadaşlarıyla ya da sosyal çevresiyle paylaşmasından endişe edildiği için kız çocukları okula gönderilmez..
Değindiğiniz bu konulardan ne gibi sonuçlar çıkarabiliriz?
Bahsettiğim gibi bizi endişelendiren husus ilgili kurumlardan geri bildirimleri alamamış olmamız.buradan istismar vakıaları için uygulamanın etkin olduğunu söylemeyiz.öyle ki;Sosyal Hizmetler BM Çocuk Hakları Komitesi'ne çocuk pornosu ve çocuk kaçırılması ile ilgili bir bir rapor sundu.Bu rapor neticesinde BM Çocuk Hakları Komitesi gözlem raporu çıkardı.Çocuğa karşı istismarın,cinsel sömürünün Türkiye'de yeterince konuşulmadığı ve çocuk fuhuşu ve cinsel istismar olylarının Türkiye'de giderek yaygınlaştığı yönünde rapor verdi.Burda çelişki var aslında raporu sunan Sosyal Hizmetler ve Bakanımız Nimet Çubukçu bu hizmetlerden sorumlu kişi olarak adli bir süreçtir bu konuları toplumda konuşmayalım gibi üstü kapalı bir tutum sergiledi .Bana göre çocuğu gizlemek,namusu kirlendi,gözüne bant çekelim demek doğru bir yaklaşım değil.Yasada suç kabul edilen bir hareketin mağdurunu gizlemek yerine,tabi ki çocuğu daha fazla istismar etmeden biraz radikal gelebilir ama önleme amaçlı ortaya çıkarılması gerekiyor..Mağduru gizlemek yerine destek olmamız gerekiyor.
O halde şunu söyleyebilir miyiz?Aksaklıklar olsa da Yasalar korumayı getiriyor,bu tür davranışları suç olarak kabul ediyor ancak ceza miktarları ve ertelemeler ile topluma verilen mesaj affedilebilir bir suç olduğu yönünde.
Evet uygulayıcılar ve toplum bunları hala bir suç olarak görmüyor. Yasalar var fakat arzu edilen mertebede değil henüz.Toplum çocuğu aile bütünlüğü içinde görüyor ne uygulayıcılar ne de toplum suç olarak kabul etmiş değil.Yasa var mı var suç mu suç ama çok da mükemmel değil.
Destek hattı projesi kapsamında istismar,çocuğa yönelik şiddet çağrıları genelde şu sosyal çevreden gelmiştir diye bir sonuç çıkarabilir miyiz?
Bunu söyleyemeyiz.Nedeni ise gelen çağrılarda arayan kişi genellikle kimliğini gizleme eğilimindedir.Hatta mağdur kendisi olmasına rağmen mağduru bir yakınım,komşum,akrabam şeklinde tanıtanlar olmuştur.
Projenin istatiksel sonuçları analizleriniz hakkında bilgilendirebilir misiniz?
Gelen çağrıların %44 ü İstanbul tabi burda çağrı merkezinin yerleşik olması bir etken.%6.9 u Ankara dan. %3.3 Diyarbakır %2.9 Adana %2.6 Antalya %34.6 diğer illerden gelmiştir.
Çağrıların taleplere göre dağılımı;Gelen çağrıların %3 ü ihbar.%26 sı Türkiye Üreme Sağlığı hakkında bilgilendirme talebi,%23 ü prosedür hakkında bilgilendirme ve diğer konular,dernek faaliyetleri,mağdurlara destek olmak isteyen yurttaşların yaptığı çağrılar,mağdurlara yardımcı olamak isteyenlerin yaptığı çağrılar var.
Çağrıların sebeplerine göre dağılımı;Cinsel istismar %22, ensest %6, fiziksel istismar %20, sokak çocuklarını bildirme %27
Arayanlara göre dağılım;Arayanların %31 i mağdurun yakını olduğunu söylüyor ancak inandırıcı değil.Çünkü kimliğini gizlemek isteyen çoğunlukta.Tanıdık %15, mağdur olduğunu söyleyenler,%10,anne baba.%5, akraba %5 oranında.
Yaş grubuna göre arama oranları;%59 oarnında mağdurun yaş grubu belli değil,% 10 oarnında 0-5 yaş grubu, %15 oranında 6-11 yaş grubu ,%13 oarnında 12-15 oranından gelen çağrılar.
Ve %42 kız çocuklarının %16 erkek çocuklarının istismara maruz kaldığını söyleyebiliriz.
Çağrıların %47 si hakkında işlem yapılmamış.%18i Çocuk Polisine ,%13 ü 155 e %5 i Baro ya ,. %1 i sağlık kuruluşuna bunlara cinsel yolla bulaşan enfeksiyonel hastalıklar dahil. %51 i sosyal hizmetlere bildirilmiş.
Sosyal hizmetlerin alo 183 üne baktığımızda;25.12.05 tarihinden 04.05.06 tarihleri arasında toplamda 10 çağrı almış ve bunların 6 tanesi cinsel istismar 1 tanesi duygusal istismar.1 tanesi de hem duygusal hem fiziksel istaismarı içeriyor.Oldukça düşük rakamlar.
Gerek bütün bu çalışmalarınız neticesinde gerekse çocuk hakları,istismarı konusunda oldukça faal biri olmanızdan hareketle sizce Türkiye de hukuk çocuk haklarının korunması ve çocuğa yönelik şiddetin önlenmesi bakımından yeterli mi?Ya da bir umut vaadediyor mu?
1989 yılında imzalanan BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne ilk imza koyan devletlerden birtanesiyiz.Turgut Özal o dönemde imzalamış ancak iç hukukta kullanılması için Meclis'te onaylanması ve kabul görmesi tam 6 yıl almış.Bu da hükümetlerin çocuk hakları konusunda ilgisiz davrandığını gösteren bir tutum.İç hukuk yollarının bu sözleşmeye adapte edilmesi ise yetersiz olmakla birlikte ancak yeni TCK ile mümkün olabilmiştir.Sözleşme'nin tam adaptasyonu henüz sağlanamamıştır.Uyarlamalar yetersiz. Çocuk Koruma kanunu çıkıyor ancak uygulamada problemler var.Örneğin her ilde bir çocuk mahkemesi kurulması gerekirken,sadece 11 ilde çocuk mahkemesi var.Çocuk hakimlerimizin ayrı olması gerekiyor.Çocuk Polisi bütün illerde yapılanmış ve elbetteki meslek içi eğitimler,kısa dönemde yapılanma çalışmaları bir nebze başarılı ancak mahkemelere baktığınızda yetişkinlerin yargılandığı mahkemelerde,mağdur çocuk ve sanık birada girip çıkıyor.Mesela çocukların sorgulanmasında bir psikolog,sosyal hizmet uzmanı,mutlaka olmalıyken,bakıyorsunuz yargılamada,sorgulamada mağdur oldukları durumlarda böyle bir pembe tablo yok. Babacan çocuk hakimlerimiz yok.Türk Polisi yolda çocuğu götürürken dahi soru sorabiliyor.Bunlar maalesef yürütmede mevcut kanunlarımızı yürütülemez hale getriyorlar.
Son olarak Destek Hattının başarısı hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Destek hattı her nekadar arzu edilen oranda çağrı alamasa da ;Operatör arkadaşları gözlemlediğim kadarıyla işlerini yaparken gerçekten çok etkilendiler bir örnekle açıklamam gerekirse BM nezdinde Cenevre'de bir toplantıya katıldım.Orada şunu öngördüm;Çocukla çalışan uzmanların mutlaka periyodik olarak destek almaları gerekir.Tükenmişlik sendromu yaşanabileceğinden bunun gerekli olduğunu söyledim. Ogün o toplantıda herkes ayağa kalkıp beni reddetti.Meğer sağım solum sosyal hizmet uzmanı ile doluymuş.Fakat daha sonra BM yayınladığı bir bildiride beni doğrulayarak çocukla ilgili çalışanların arzu edilen ideal ortamlarda belli periyotlarda destak almaları gerektiğni öngördü.Sosyal Hizmetlerin ALO 183 hattında ki uzmanlar dahi bu zor işi başaramamışken benim operatör arkadaşlarım çok iyi başladılar,azimle çalıştılar.7 gün 24 saat hiç birşeyden kaçınmadan görevlerini en iyi şekilde yerine getirdiler.Hergelen çağrıda ne kadar yıkıldıklarını,üzüldüklerini bu işi ne kadar gönülden yaptıklarını gördüm.Bu bir örnek teşkil etmeli.Çocukla ilgili bir işte çalışıyorsanız formanızı giymiş olmanız yeterli değildir. Buna ancak gönlünüzü koymalısınız ki birşeyler başarıya ulaşsın.....
peki verdiğiniz bu bilgilerden dolayı teşekürler son olarak destek hatının numarasını hatırlatabilir misiniz?
Ben teşekür ederim.
ÇOCUĞA KARŞI İSTİSMARIN GÜN YÜZÜNE ÇIKARILMASI PROJESİ DESTEK HATTI :
0216-450-54-54
www.sokakcocukları.net


Semra yıldız
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler Nesrin D. Meslektaşların Soruları 4 23-08-2007 14:22
bankanın sorumlu olduğu miktar Av.Ufuk Meslektaşların Soruları 10 30-03-2007 14:35
Bankanin Sorumlu OlduĞu Mİktar. biçer hukuk Hukuk Sohbetleri 3 16-04-2006 12:09


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05084991 saniyede 16 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.