Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aile Konutu Yargıtay Kararları

Yanıt
Old 14-04-2004, 19:04   #1
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan Aile Konutu Yargıtay Kararları

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ

E. 2003/1436
K. 2003/3050
T. 6.3.2003


• İŞTİRAK NAFAKASI ( Arttırım Talepli-Olumlu veya Olumsuz Karar Verilmesi Gereği )

• ARTTIRIM TALEPLİ NAFAKA ( İştirak Nafakası-Olumlu veya Olumsuz Karar Verilmesi Gereği )

• AİLE KONUTU ( Malik Olmayan Eşin Tapu Kütüğüne Şerh Verilmesi Talebi-Görev )

• MALİK OLMAYAN EŞ ( Tapu Kütüğüne Aile Konutu Hakkında Şerh Verilmesi-Görev )

• GÖREV ( Malik Olmayan Eşin Tapu Kütüğüne Aile Konutu Hakkında Şerh Verilmesi Talebi )

• TAPU SİCİLİNE ŞERH ( Aile Konutu-Malik Olmayan Eş )

4721/m.176, 182, 186, 194, 1008, 1009

ÖZET : 1 ) Gelecek yıllara sari surette arttırım talepli nafaka davasında karar verilmemiş bulunması bozma sebebidir.

2 ) Malik olmayan eş, müşterek hane olarak kullanılan meskenin aile konutu olarak şerhini talep ve dava edebilir. Mahkemeler bu hususta karar vermek zorundadırlar.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Davacının 12.11.2002 tarihli dilekçe ile çocuğun iştirak nafakasının gelecek yıllara göre belirlenmesi istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru değildir ( T.M.K. md. 182/son ).

3-Türk Medeni Kanununun 194/3. maddesi gereğince; Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini isteyebilir. Konutun aile konutu olup olmadığının belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden bu konuda ihtilaf çıktığı takdirde karar verme yetkisi, Adli Yargıya aittir. Bu yön gözetilmeden bu konuda karar verecek yerde yazılı şekilde ve gerekçelerle hüküm tesisi ve talebin görev yönünden reddi bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : 1-Hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu kesimlerinin 1. bentte gösterilen nedenlerle ONANMASINA,

2-Hükmün 2 ve 3. bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, oybirliğiyle karar verildi.

---------------------------------------------------------------------------------
Karar Kazancı Bilişim Teknolojileri İçtihat Bilgi Bankasından alınmıştır. www.kazanci.com.tr
----------------------------------------------------------------------------------

Av.Habibe Yılmaz Kayar
İstanbul Barosu
Old 14-04-2004, 19:07   #2
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2003/3071
K. 2003/4352
T. 27.3.2003

• AİLE KONUTU (Mülkiyeti Davalıya Ait - Konutla İlgili Gerekli Şerhin Tapu Kaydına Yargılamayla Sınırlı Olmaksızın Konulması Gereği)

• TAPU KAYDINA ŞERH KONULMASI (Aile Konutu Olarak Özgülenen Taşınmaz - Yargılamayla Sınırlı Olmaksızın Konulması Gereği)

4721/m.194

ÖZET : Aile konutu olarak özgülenen taşınmazın tapu kaydında yargılamayla sınırlı olmaksızın şerh konulması gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1- Davalının temyizi yönünden;

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalının haklı bir sebep olmaksızın ortak konutu terk ederek birlikte yaşamaktan kaçındığının (TMK. md.197) anlaşılmış bulunmasına ve tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına göre belirlenen "parasal katkı" miktarının mormal olmasına göre, davalının parasal katkı miktarına yönelik temyiz itirazları yersizdir.

2- Davacının temyizi yönünden;

a) Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre yazlık konut ailenin tatil ihtiyacını karşılamak amacıyla edinilmiş olup, bütün yaşam faaliyetlerinin gerçekleştiği sürekliliği olan alan niteliğinde değildir. Bu nedenle davacının Urla'daki yazlık konutla ilgili temyiz itirazları yersizdir.

b) Davacı, mülkiyeti davalıya ait "aile konut"u olarak özgülendiği anlaşılan Balçova'daki 25 parselde kayıtlı taşınmazdaki 3 nolu meskenin tapu kaydına, Türk Medeni Kanununun 194. maddesi gereğince; konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini talep ettiğine, toplanan delillerle de, bahse konu taşınmazın aile konutu olduğunun belirlenmiş bulunmasına göre, bu yönde tapuya verilen şerhin, "dava sonu" ile sınırlı tutulması yasaya aykırıdır. O halde tapuya bu taşınmazla ilgili Aile Konutu Şerhinin verilmesi gerekir. Bu taşınmaz yönünden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.

SONUÇ : Temyiz olunan hükmün yukarda 2. maddenin (b) bendinde gösterilen sebeple (BOZULMASINA), tarafların bozma kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi ile bozma dışında kalan bölümlerin (ONANMASINA), harcın davalıya yüklenmesine, peşin harcın mahsubuna, temyiz peşin harcını yatıran davacıya geri verilmesine, 27.3.2003 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


---------------------------------------------------------------------------------
Karar Kazancı Bilişim Teknolojileri İçtihat Bilgi Bankasından alınmıştır. www.kazanci.com.tr
----------------------------------------------------------------------------------

Av.Habibe Yılmaz Kayar
İstanbul Barosu
Old 15-03-2005, 15:16   #3
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/9589
K. 2004/10505
T. 23.9.2004

• AİLE KONUTU ŞERHİ ( Kaldırılması İstemi - Taraflar Arasında İhtilaf Bulunduğu/Tapu Sicil Memurunun İdari İşlemle Mülkiyet Hakkını Sınırlayan Şerhi Kendiliğinden Kaldıramayacağı )

• TAPUDA AİLE KONUTU ŞERHİNİN KALDIRILMASI İSTEMİ ( Tapu Sicil Memurunun İdari İşlemle Mülkiyet Hakkını Sınırlayan Şerhi Kendiliğinden Kaldıramayacağı - Taraflar Arasında İhtilaf Bulunduğu )

• HAKİMİN MÜDAHALESİNİ GEREKTİREN HAL ( Aile Konutu Şerhinin Kaldırılması İstemi - Taraflar Arasında İhtilaf Bulunduğu/Tapu Sicil Memurunun İdari İşlemle Mülkiyet Hakkını Sınırlayan Şerhi Kendiliğinden Kaldıramayacağı )

4721/m. 195
2644/m. 26

ÖZET : Davacı taşınmaz üzerine konulan "aile konutu" şerhinin kaldırılmasını istemiştir.

Hiç kimse kanundan almadığı bir kamu yetkisini kullanamaz. Söz konusu taşınmaz malın aile konutu olup olmadığı yönünde taraflar arasında ihtilaf bulunduğuna göre tapu sicil memuru idari işlemle mülkiyet hakkını sınırlayan şerhi kendiliğinden kaldıramaz.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacı 8. numaralı taşınmaz üzerine konulan "aile konutu" şerhinin kaldırılmasını istemiştir.

İzmir 2. Aile Mahkemesinin 6.11.2003 günlü kararı ile dava konusu taşınmaz üzerine aile konutu şerhi verilmiştir.

Hiç kimse kanundan almadığı bir kamu yetkisini kullanamaz. Söz konusu taşınmaz malın aile konutu olup olmadığı yönünde taraflar arasında ihtilaf bulunduğuna göre tapu sicil memuru idari işlemle mülkiyet hakkını sınırlayan şerhi kendiliğinden kaldıramaz. ( 2644 sayılı Tapu Kanunu md. 26 )

4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 195. maddesi uyarınca hakimin müdahalesini gerektiren bir hal ortaya çıkmıştır. Davacının isteği bu çerçevede değerlendirilip tarafların delilleri toplanarak sonucu uyarınca karar vermek gerekirken davanın gösterilen gerekçe ile reddi doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Hükmün açıklanan sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.09.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.


---------------------------------------------------------------------------------
Karar Kazancı Bilişim Teknolojileri İçtihat Bilgi Bankasından alınmıştır. www.kazanci.com.tr
----------------------------------------------------------------------------------

Av.Habibe Yılmaz Kayar
İstanbul Barosu
Old 16-03-2005, 15:12   #4
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/1124
K. 2004/4388
T. 6.4.2004

• AİLE KONUTU ( Aile Konutu Olan Taşınmazı Satış Yoluyla Devreden Eşinin Yapmış Olduğu Bu Hukuki İşlemin Geçersizliğinin ve Taşınmazın Davalılar Üzerindeki Tapu Kaydının İptalinin İstenmesi )

• TAPU KAYDI ( Aile Konutu Olan Taşınmazı Satış Yoluyla Devreden Eşinin Yapmış Olduğu Bu Hukuki İşlemin Geçersizliğinin ve Taşınmazın Davalılar Üzerindeki Tapu Kaydının İptalinin İstenmesi )


• HUSUMET ( Somut Olayda Satışı Gerçekleştiren Davacının Eşinine de Davanın Yöneltilmesi ve Toplanacak Delillere Göre Sonuca Gidilmesinin Gerekmesi )

• ŞERH ( Davacının Dava Konusu Taşınmaza İlişkin Aile Konutu Şerhi Konulmasını Talep Etmesi )

4721/m.194

ÖZET : Somut olayda; Davacı eş, aile konutu olduğunu ileri sürdüğü taşınmazın eşi tarafından davalılara satış yoluyla devredildiği Türk Medeni Kanununun 194. maddesine göre satış için rızasının alınmadığı gibi satışı gerçekleştiren eşinin akli melekelerine yeterince sahip olmaması nedeniyle dava konusu taşınmazın davalılar üzerinde bulunan tapu kaydının iptali ile tekrar eski maliki olan dava dışı eşi adına tapuya tesciline ve bu taşınmazın aile konutu olduğuna ilişkin şerh konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Bu durumda mahkemece davanın satışı gerçekleştiren davacının eşi Yüksel 'e yöneltilip onun da göstereceği deliller toplanıp hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün temyiz eden davalıladan Harun vekili ve karşı taraf Türkan geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacı eş, aile konutu olduğunu ileri sürdüğü taşınmazın eşi tarafından davalılara satış yoluyla devredildiği Türk Medeni Kanununun 194. maddesine göre satış için rızasının alınmadığı gibi satışı gerçekleştiren eşinin akli melekelerine yeterince sahip olmaması nedeniyle dava konusu taşınmazın davalılar üzerinde bulunan tapu kaydının iptali ile tekrar eski maliki olan dava dışı eşi adına tapuya tesciline ve bu taşınmazın aile konutu olduğuna ilişkin şerh konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Bu durumda mahkemece davanın satışı gerçekleştiren davacının eşi Yüksel 'e yöneltilip onun da göstereceği deliller toplanıp hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Eksik hasımla karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, duruşma için takdir olunan 375.000.000 lira vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oybirliğiyle karar verildi.

---------------------------------------------------------------------------------
Karar Kazancı Bilişim Teknolojileri İçtihat Bilgi Bankasından alınmıştır. www.kazanci.com.tr
----------------------------------------------------------------------------------

Av.Habibe Yılmaz Kayar
İstanbul Barosu
Old 04-05-2005, 22:53   #5
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/14472
K. 2004/15964
T. 29.12.2004

• AİLE KONUTU ŞERHİ VERİLMESİ TALEBİ ( Boşanma Davası İçerisinde Davalı Kadının Harç Yatırmadan Yaptığı Talep Hakkında Karar Verilmesine Yer Olmaıdığına Hükmedilmesi Gereği )

• KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA KARAR VERİLMESİ GEREĞİ ( Davalı Kadının Harcını Yatırmadan İleri Sürdüğü Oturulan Konutun Aile Konutu Olduğuna İlişkin Şerh Verilmesi Talebi )

• OTURULAN KONUTUN AİLE KONUTU OLDUĞUNA İLİŞKİN ŞERH VERİLMESİ TALEBİ ( Kadının Harcını Yatırarak Açtığ Bir Dava Bulunmadığından Bu Hususta Karar Verilmesine Yer Olmadığına Şeklinde Hüküm Kurulması Gereği )

4721/m.194/3

ÖZET : Davalı - davacı kadın oturulan konutun aile konutu olduğuna dair şerh verilmesini istemiştir. Bu konuda harcı verilerek açılmış bir dava ve karşı dava bulunmamaktadır. Mahkemece bu hususta karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

KARAR : 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı - davalı kocanın tüm, davalı-davacı kadının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Davalı - davacı kadın oturulan konutun aile konutu olduğuna dair şerh verilmesini istemiştir. Bu konuda harcı verilerek açılmış bir dava ve karşı dava bulunmamaktadır. Mahkemece bu hususta karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerekirken kesin hüküm oluşturacak şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün 2. bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, tarafların diğer temyiz itirazlarının l. bentte gösterilen nedenlerle ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın Ercan'a yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, temyiz peşin harcını yatıran Nurtaç'a geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29.12.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.


---------------------------------------------------------------------------------
Karar Kazancı Bilişim Teknolojileri İçtihat Bilgi Bankasından alınmıştır. www.kazanci.com.tr
----------------------------------------------------------------------------------

Av.Habibe Yılmaz Kayar
İstanbul Barosu
Old 07-08-2005, 23:57   #6
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/2547
K. 2005/7234
T. 3.5.2005


• AİLE KONUTU ( Tapu Sicilinde Konutun Maliki Olarak Gözüken Eşin Hukuki İşlem Özgürlüğünün Diğer Eşin Katılımına ve Onamına Bağlı Olduğu )

• EŞLERİN AİLE KONUTU ÜZERİNDEKİ HAKLARI ( Eşlerden Biri Diğer Eşin Açık Rızası Bulunmadıkça Kira Sözleşmesini Feshedemeyeceği Devredemeyeceği ve Aile Konutu Üzerindeki Haklarını Sınırlandıramayacağı )

• AİLE KONUTU OLARAK ÖZGÜLENEN KONUTUN SATIMI ( Tapu Sicilinde Konutun Maliki Olarak Gözüken Eşin Hukuki İşlem Özgürlüğünün Diğer Eşin Katılımına ve Onamına Bağlı Olduğu )
4721/m.194, 240, 279, 652, 1023

ÖZET : Toplanan delillerden dava konusu taşınmazın eşler tarafından kendilerine aile konutu olarak özgülendikleri tartışmasızdır. Davalıların taşınmazı satın alırken bu yerin aile konutu olduğunu ve davacının da satışa rızasının bulunmadığını bildikleri sabittir. Türk Medeni Kanununun 1023. maddesi koşulları da gerçekleşmemiştir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan 19.04.2005 günü temyiz eden Türkan Bakan ile vekili Av. Mehmet Temel ve karşı taraf davalılar vekili geldiler. Dahili Davalı tebligata rağmen gelmedi. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe girmiş, yeni kanunda 194, 240, 254, 279 ve 652. maddelerde "aile konutu" adı altında yeni bir hukuki kavram getirmiştir.Türk Medeni Kanununun 194/1. maddesi " eşlerden biri diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez; aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki haklarını sınırlandıramayacağını " hükme bağlamıştır. Bu düzenleme ile Tapu Sicilinde konutun maliki olarak gözüken eşin, hukuki işlem özgürlüğü diğer eşin katılımına onamına bağlanmıştır. Amaç aile konutunun ve bu konutla ilgili kanuni hakları koruma altına almaktır. Bu koruma evlilik birliği devam ettiğine göre 4721 sayılı kanunun yürürlüğe girişi 1.1.2002'den önceki edinilmiş aile konutları içinde geçerlidir. Toplanan delillerden dava konusu taşınmazın eşler tarafından kendilerine aile konutu olarak özgülendikleri tartışmasızdır. Davalılar Harun ve Hadi'nin taşınmazı satın alırken bu yerin aile konutu olduğunu ve davacının da satışa rızasının bulunmadığını bildikleri sabittir. Türk Medeni Kanununun 1023. maddesi koşulları da gerçekleşmemiştir. Bu açıklamalar karşısında davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde reddi uygun görülmemiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, duruşma için takdir olunan 400 YTL. vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 03.05.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

---------------------------------------------------------------------------------
Karar Kazancı Bilişim Teknolojileri İçtihat Bilgi Bankasından alınmıştır. www.kazanci.com.tr
----------------------------------------------------------------------------------

Av.Habibe Yılmaz Kayar
İstanbul Barosu
Old 07-08-2005, 23:59   #7
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/4553
K. 2005/7237
T. 3.5.2005

• AİLE KONUTU ŞERHİ ( Taşınmazın Üzerinde Eylemli Olarak Binanın Mevcut Olduğu Aile Konutu Olarak Kullanıldığının Tesbit Edilmesi - Tapuda Cinsinin Arsa Olarak Gösterilmiş Olmasının Şerhe Engel Olmayacağı )

• TAPUDA ARSA OLARAK GÖSTERİLEN TAŞINMAZ ( Aile Konutu Şerhi Konulmasına Engel Olmadığı - Üzerinde Eylemli Olarak Binanın Mevcut Olduğu Aile Konutu Olarak Kullanıldığının Tesbit Edilmesi )

• ARSAYA AİLE KONUTU ŞERHİ KONULMASI ( Üzerinde Eylemli Olarak Binanın Mevcut Olduğu Aile Konutu Olarak Kullanıldığının Tesbit Edilmesi - Tapuda Cinsinin Arsa Olarak Gösterilmiş Olmasının Şerhe Engel Olmayacağı )

4721/m. 194/3

ÖZET : Taşınmazın üzerinde eylemli olarak binanın mevcut olduğu belirlendiğine ve bu binanın aile konutu olarak kullanıldığı tesbit edildiğine göre, tapuda cinsinin "arsa" olarak gösterilmiş olması, Türk Medeni Kanununun 194/3. maddesi anlamında aile konutu şerhi verilmesine engel değildir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacı, mülkiyeti davalı eşine ait olan ( 23 ) parsel de kayıtlı taşınmazın tapu kaydı üzerine aile konutu şerhi verilmesini istemiştir. İstek, Türk Medeni Kanununun 194/3. maddesine dayalıdır. Türk Medeni Kanununun 199. maddesinde yer alan tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasına yönelik bir dava bulunmamaktadır. Yapılan keşifte, taşınmaz tapu sicilinde "arsa" olarak kayıtlı olmakla birlikte zemininde dubleks bir konutun mevcut olduğu, bu evde davacı ve çocuklarının kaldığı, taraflar birlikte yaşarlarken bu evde oturuyor oldukları, davalının üç yıldır ayrı yaşadığı, konutun aile konutu olduğu belirlenmiştir. Taşınmazın üzerinde eylemli olarak binanın mevcut olduğu belirlendiğine ve bu binanın aile konutu olarak kullanıldığı tesbit edildiğine göre, tapuda cinsinin "arsa" olarak gösterilmiş olması, Türk Medeni Kanununun 194/3. maddesi anlamında aile konutu şerhi verilmesine engel değildir. Bu bakımdan istek çerçevesinde karar verilmesi gerekirken isteğin aşılması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.05.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


---------------------------------------------------------------------------------
Karar Kazancı Bilişim Teknolojileri İçtihat Bilgi Bankasından alınmıştır. www.kazanci.com.tr
----------------------------------------------------------------------------------

Av.Habibe Yılmaz Kayar
İstanbul Barosu
Old 04-12-2005, 19:01   #8
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/12409
K. 2005/11944
T. 13.9.2005

• AİLE KONUTU ( Davacının Eşinin Rızasını Almadan Devri - Tapu İptali ve Tescil Davasına Bakma Görevinin Aile Mahkemelerine Ait Olduğu )

• TAPU İPTALİ VE TESCİL ( Aile Mahkemelerinde Çözümlenmesi Gereken Uyuşmazlık - Davacının Eşinin Rızasını Almadan Aile Konutunu Devri )

• GÖREV ( Tapu İptali ve Tescil/Davacının Eşinin Rızasını Almadan Aile Konutunu Devri - Bakma Görevinin Aile Mahkemelerine Ait Olduğu )

4721/m. 194/1
4787/m. 4/1

ÖZET : Aile konutu nedeniyle tapu iptali ve tescil davalarına bakma görevi aile mahkemelerine aittir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

KARAR : Dava, aile konutu üzerinde hak sahibi olan eşin ( kocanın ), davacı eşinin rızasını almadan aile konutunu devriyle ilgili işlemin iptali ve aile konutunun yeniden davalı eş üzerine tescilinin sağlanması isteğine ilişkindir. Aile konutuyla ilgili devir işleminin geçerliliğinin, davacı eşin rızasına bağlı olduğu, bu rıza alınmadan yapılan işlemin geçersiz olduğu, devralan üçüncü kişilerin de kötü niyetli oldukları iddia edilerek iptal ve tescil talep edilmiştir. İstek, Türk Medeni Kanununun 194/1. maddesine dayanmaktadır. Ve aile hukukundan doğmaktadır. 4787 Sayılı Kanunun 4/1. maddesi gereğince Aile Mahkemesinin görevine girmektedir. ( 2.HD.'nin 5.7.2004 tarihli 2004/7861 E., 2004/8887 K. sayılı kararı ) İşin esasının incelenmesi gerekirken iptal ve tescil istemi yönünden bu istemin Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine girdiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Kararın gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.09.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

---------------------------------------------------------------------------------
Karar Kazancı Bilişim Teknolojileri İçtihat Bilgi Bankasından alınmıştır. www.kazanci.com.tr
----------------------------------------------------------------------------------
Old 07-08-2006, 12:01   #9
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ

E. 2005/16473
K. 2006/799
T. 2.2.2006

• AİLE KONUTUNUN BELİRLENMESİ ( Eşlerin Evlenmelerinden İtibaren Beraber Oturdukları Evden Eşlerden Birinin Geçimsizlik Nedeniyle Başka Yere Taşınması Durumunda Daha Önce Birlikte Oturulan Evin Aile Konutu Olarak Belirlenmesi Gereği )

• EŞİN GEÇİMSİZLİK NEDENİYLE BAŞKA YERE TAŞINMASI ( Daha Önce Birlikte Oturulan Evin Aile Konutu Olarak Belirlenmesi Gereği )

• AİLE KONUTU KAVRAMI ( Eşlerin Bütün Yaşam Faaliyetlerini Gerçekleştirdikleri Mekan Olduğu - Eşlerden Birinin Geçimsizlik Nedeniyle Başka Yere Taşınması Durumunda Daha Önce Birlikte Oturulan Evin Aile Konutu Olarak Belirlenmesi Gereği )

4721/m.186,188,189,194,195

ÖZET : Aile konutu, eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdikleri mekandır. Evlenmelerinden itibaren beraber oturdukları evden eşlerden birinin geçimsizlik nedeniyle başka yere taşınması durumunda, daha önce birlikte oturulan evin aile konutu olarak belirlenmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Eşler, evlilik birliğini beraberce yürütür ve yönetirler. Oturdukları konutu da birlikte seçerler ( MK md. 186 ). Aile konutu; eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdikleri acı, tatlı günlerini yaşadıkları, yaşam faaliyetlerini yoğunlaştırdıkları mekandır. Aile konutu tektir. Bu sebeple de konutla ilgili kira sözleşmesinin feshi, bu konutun başkasına devredilmesi yahut buna benzer hukuki işlemlerin tamamen veya kısmen sınırlandırılması diğer eşin rızasına bırakılmıştır ( MK md. 194 ). Eşlerden her biri ortak yaşam devam ettiği sürece ailenin ihtiyaçlarını temin bakımından birliği de temsil ederler ( MK md. 188 ). Bu temsilin kullanıldığı hallerde eşler üçüncü kişilere karşı müteselsil sorumlu olurlar ( MK md. 189/1 ). Eşlerden her biri, meslek ve iş seçiminde, diğerinden izin almak zorunda değildir. Ancak, meslek ve iş seçerken, seçilen meslek ve iş yürütülürken evlilik birliğinin huzur ve yararları da dikkate alınmalıdır ( MK md. 192 ). Aile konutu ile yerleşim yeri kavramlarının eş anlamlı olmadığı da tartışmasızdır.

Eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde hakimin müdahalesinin istenmesi imkan dahilindedir ( MK md. 195 ).

Toplanan delillerden; tarafların 19.04.1990'da evlendikleri, bu evlilikten iki çocuklarının olduğu, halen çocuklardan birinin annenin, diğerinin babanın yanında kaldığı, davalı ( kadın ) tarafından 01.07.2003'te boşanma davası açıldığı, bu davanın reddine karar verildiği ve 14.03.2005'te kesinleştiği, eşlerin iki yılı aşkın bir süredir ayrı yaşadıkları, tarafların evlenmeleri üzerine Yozgat'ın T... Mahallesi, T... Sokak 4/4 numaralı taşınmazda oturmaya başladıkları, davacının Yozgat'ta sağlık memuru, davalının da Telekom İdaresinde çalıştığı, eşler arasında geçimsizliğin çıkması üzerine davalının tayinini Gemlik'e istediği ve halen de Gemlik'te memuriyet görevini yaptığı anlaşılmaktadır.

Davacı ( koca ) evliliğin başından beri eşi ile beraber oturdukları T... Sokaktaki 4/4 numaralı dairenin eşlerin aile konutu olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.

Bu dosya ve özellikle delil olarak dayanılan retle sonuçlanan dava dosyasından; T... Sokaktaki 4/4 numaralı dairenin aile konutu olduğu anlaşılmaktadır. Davalının karşı çıkması dürüstlük kuralı ile bağdaştırılamaz ( MK md. 2 ).

Mahkemece; davanın kabulü ile T... Sokaktaki 4/4 numaralı dairenin aile konutu olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile ret hükmü kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün gösterilen sebeple ( BOZULMASINA ), temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 02.02.2006 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY :

Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde, eşlerin ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilecekleri konusunda değerli çoğunluk ile aramızda "görüş birliği" vardır. ( Ömer Uğur GENÇCAN, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu, Bilimsel Açıklama-İçtihatlar-İlgili Mevzuat, Yetkin Yayınevi: l. Cilt, TMK. m. 1-351, Ankara 2004, 1614 sayfa, II. Cilt, TMK. m. 352-1030, Ankara 2004, 1628 sayfa, Kısaltma: GENÇCAN-TMK, s. 1101-1106 ).

Çekişme nedir?;

Değerli çoğunluğun davacı kocanın isteğinin "ne olduğunu bilmeden" kendiliğinden belirleme yapmasına katılmıyorum.

Şöyle ki;

Davacı koca dava dilekçesinde dava konusunu "ortak konut seçimi" olarak göstermesine karşın, son istem bölümünde "Yozgat'ta bulunan konutun müşterek aile konutu olduğuna" karar verilmesini istemiştir. Açıklamalar bölümünde davalının "ortak konut" seçimine yanaşmadığı açıklanırken bir yandan da "eşler tüm anılarını bu evde geçirmiştir" açıklaması ile "aile konutu"na göndermede bulunmuştur.

Aynı çelişkiyi aile mahkemesi hakimi de yaşamaktadır. Hakim gerekçesinde davanın TMK m. 186 hükmüne göre "ortak konut seçiminden" kaynaklandığını açıklarken kararını farklı olarak TMK m. 194 hükmüne göre "aile konutu seçiminden" kurmaktadır.

Bilindiği üzere, TMK m. 186 hükmünde ( ZGB 162 ) "eşlerin konutu" ( Eheliche Wohnung ), buna karşılık TMK m. 194 hükmünde ( ZGB 169 ) ise "aile konutu" ( Wohnung der Familie ) düzenlenmiştir. Sözkonusu bu iki konut her zaman aynı anlamda değildir ( Şükran ŞIPKA, Türk Medeni Kanunu'nda Aile Konutu ile ilgili işlemlerde Diğer Eşin Rızası, TMK. m. 194, 2. Bası, İstanbul-2004, s. 80 ).

Yapılacak işlem nedir?

Aile mahkemesi hakimi davacı kocadan isteğinin ne olduğunu açıklamasını ( HUMK m. 74 ) istemeli, delilleri buna göre değerlendirip sonucuna göre karar vermelidir.

Kaldı ki, mesleki nedenlerden dolayı eşler farklı yerleşim yerleri edinmeleri durumunda aile konutu bu iki yer de olabilir. ( ŞIPKA, s. 81; HAUSHEER/REUSSER/GEISER, Bern Komm., N. 139; STETTLER N. 279 ).

Bu sebeplerle değerli çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Ömer Uğur GENÇCAN

Üye
Karar Kazancı Bilişim Teknolojileri İçtihat Bilgi Bankasından alınmıştır. www.kazanci.com.tr
Old 06-11-2006, 06:22   #10
A.Turan

 
Varsayılan

Teşekkürler.
Old 04-04-2007, 14:02   #11
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ

E. 2006/6814
K. 2006/14469
T. 30.10.2006

• AİLE KONUTU ( Ölen Kocadan Kalan Ev - Sağ Eşe Tahsis Edilmesine Yönelik İstemlerde Sulh Hukuk Mahkemesinin Görevli Olduğu )

• ÖLEN KOCADAN KALAN EV ( Sağ Eşe Tahsis Edilmesine Yönelik İstemlerde Sulh Hukuk Mahkemesinin Görevli Olduğu - Evin Aile Konutu Olması )

• GÖREVLİ MAHKEME ( Ölen Kocadan Kalan Evin Aile Konutu Olması Nedeniyle Sağ Eşe Tahsis Edilmesine Yönelik İstemler )

4721/m. 652, 658

ÖZET : Davacı ölen kocasından kalan evin kendisine özgülenmesini istemiştir. Ölen kocadan kalan evin aile konutu olması nedeniyle sağ eşe tahsis edilmesine yönelik istemlerde Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Taraflar arasında taşınmazın aile konutu olduğu konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı ölen kocasından kalan evin kendisine özgülenmesini istemiştir. ( TMK, md. 652 ) Bu tür işlerde görev Türk Medeni Kanununun 658, maddesi gereğince Sulh Hukuk Mahkemesine aittir.

Görev kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması da zorunludur. Bu açıklamalar karşısında mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasının incelenmesi doğru olmamıştır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların incelenmesine yer 0lmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.10.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Kazancı Bilişim Teknolojileri İçtihat Bilgi Bankasından alınmıştır. www.kazanci.com.tr
Old 10-01-2008, 23:41   #12
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2007/2341
K. 2007/3377
T. 5.3.2007

• AİLE KONUTU İDDİASINA DAYALI TAPU İPTALİ VE TESCİL ( Davanın Aile Mahkemesinde Görülmesi Gerektiği )

• TAPU İPTALİ VE TESCİL ( Aile Konutu İddiasına Dayalı - Davanın Aile Mahkemesinde Görülmesi Gerektiği )

• GÖREVLİ MAHKEME ( Aile Konutu İddiasına Dayalı Tapu İptali ve Tescil Davası - Aile Mahkemesinde Görüleceği )

4721/m. 194
4787/m. 4
1086/m. 7,27

ÖZET : Davacı kadın, aile konutunun muvazaalı olarak satıldığı iddiasıyla tapu iptali ve tescil davası açmıştır. Talep, TMK'nun 194. maddesine dayanmakta ve Aile Hukukundan doğmaktadır. Bu nevi davalarda görevli mahkeme aile mahkemesidir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup, gereği görüşülüp düşünüldü.

KARAR : Görev kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması zorunludur. Davacı kadın, dava konuşu taşınmazın aile konutu olduğunu iddia ile diğer davalı Ö'ye yapılan satış işleminin muvazaalı olması nedeniyle tapu kaydının iptali ve tescilini istemiştir. İstek Türk Medeni Kanunu'nun 194/1. maddesine dayanmaktadır ve Aile Hukukundan doğmaktadır. 4787 Sayılı Yasanın 4/1. maddesi gereğince Aile Mahkemesi görevlidir. Bu açıklama karşısında işin görev yönünün düşünülmemesi isabetsizdir.

SONUÇ : Temyiz olunan hükmün gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.03.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Kazancı Bilişim Teknolojileri İçtihat Bilgi Bankasından alınmıştır. www.kazanci.com.tr
Old 10-03-2008, 03:38   #13
tolgaaltun

 
Varsayılan

merhaba, yazlık ev aile konutu sayılır mı? bununla ilgili bir yargıtay kararına ihtiyacım var.eğer elinizde mevcutsa ekleyebilir misiniz? şimdiden teşekkürler...
Old 11-03-2008, 01:31   #14
Av.Ergün Vardar

 
Varsayılan

T.C. YARGITAY
2.Hukuk Dairesi
Esas: 2003/3071
Karar: 2003/4352
Karar Tarihi: 27.03.2003
ÖZET: Aile konutu olarak özgülenen taşınmazın tapu kaydında yargılamayla sınırlı olmaksızın şerh konulması gerekir

(4721 S. K. m. 186, 194, 197)
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1- Davalının temyizi yönünden;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalının haklı bir sebep olmaksızın ortak konutu terk ederek birlikte yaşamaktan kaçındığının (TMK. md.197) anlaşılmış bulunmasına ve tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına göre belirlenen "parasal katkı" miktarının normal olmasına göre, davalının parasal katkı miktarına yönelik temyiz itirazları yersizdir.
2- Davacının temyizi yönünden;
a) Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre yazlık konut ailenin tatil ihtiyacını karşılamak amacıyla edinilmiş olup, bütün yaşam faaliyetlerinin gerçekleştiği sürekliliği olan alan niteliğinde değildir. Bu nedenle davacının Urla'daki yazlık konutla ilgili temyiz itirazları yersizdir.
b) Davacı, mülkiyeti davalıya ait "aile konut" olarak özgülendiği anlaşılan Balçova'daki 25 parselde kayıtlı taşınmazdaki 3 nolu meskenin tapu kaydına, Türk Medeni Kanununun 194. maddesi gereğince; konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini talep ettiğine, toplanan delillerle de, bahse konu taşınmazın aile konutu olduğunun belirlenmiş bulunmasına göre, bu yönde tapuya verilen şerhin, "dava sonu" ile sınırlı tutulması yasaya aykırıdır. O halde tapuya bu taşınmazla ilgili Aile Konutu Şerhinin verilmesi gerekir. Bu taşınmaz yönünden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarda 2. maddenin (b) bendinde gösterilen sebeple (BOZULMASINA), tarafların bozma kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi ile bozma dışında kalan bölümlerin (ONANMASINA), harcın davalıya yüklenmesine, peşin harcın mahsubuna, temyiz peşin harcını yatıran davacıya geri verilmesine, 27.3.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

YKD Ağustos 2003
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programları
**************************************
Old 21-11-2008, 11:12   #15
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2006/14602
K. 2006/15767
T. 16.11.2006


• AİLE KONUTU ( Talep Konusu Konutun Aile Konutu Olup Olmadığının Tespiti 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunun Üçüncü Kısmı Hariç İkinci Kitabından Kaynaklanmakta Olup Görev Aile Mahkemesinin Olduğu )

• GÖREVLİ MAHKEME ( Talep Konusu Konutun Aile Konutu Olup Olmadığının Tespiti 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunun Üçüncü Kısmı Hariç İkinci Kitabından Kaynaklanmakta Olup Görev Aile Mahkemesinin Olduğu )

• ÖZGÜLEME İŞİ ( Davacının Ölen Kocasından Kalan 1/2 Payın Kendisine Özgülenmesini İsteminde Sulh Hukuk Mahkemesinin Görevli Olduğu )

4787/m.4/1
4721/m..218,219,220,222,652,658

ÖZET : Davacı somut olayda ½'sinin kendisinin malik olduğu 1/2 sinin ise ölen eşine ait olan konutun aile konutu olduğunun tespiti ile konutun kendi adına özgülenmesini talep etmiştir.

Talep konusu konutun aile konutu olup olmadığının tespiti 4787 Sayılı Yasanın 5133 Sayılı Yasa ile değişik 4/1. maddesi gereğince 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunun üçüncü kısmı hariç ikinci kitabından kaynaklanmakta olup görev Aile Mahkemesinindir. Ayrıca davacı ölen kocasından kalan 1/2 payın kendisine özgülenmesini de istemiştir. Özgüleme işinde görev Sulh Hukuk Mahkemesine aittir.

DAVA
: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR
: Davacı eşi Kadir'in 8.10.2004 tarihinde vefat ettiğini 21.12.1999 tarihinden beri birlikte oturdukları Alpaslan Mahallesi, Mustafa Şimşek Caddesi, Birdal Apartmanı B. Blok Kat: 1/2 Melekgazi/Kayseri adresinde bulunan ve tapuda Melekgazi İlçesi Alpaslan Mahallesi 4 parsel sayıda kayıtlı 50/300 arsa paylı B. Blok 2. nolu bağımsız bölümün 1/2 sinin ölen eşi Kadir adına kayıtlı olduğunu, anılan konutun aile konutu olduğunun tesbiti ile Türk Medeni Kanununun 652. maddesi gereğince miras payı ve tapudaki hisseleri göz önüne alınarak özgülenecek hisse toplamının tapusunun iptali ile adına tescilini talep etmiştir.

Olayları açıklamak taraflara hukuki nitelendirme hakime aittir. ( HUMK. Md. 76 )

Davacı somut olayda ½'sinin kendisinin malik olduğu 1/2 sinin ise ölen eşi Kadir'e ait olan konutun aile konutu olduğunun tespiti ile konutun kendi adına özgülenmesini talep etmiştir.

Talep konusu konutun aile konutu olup olmadığının tespiti 4787 Sayılı Yasanın 5133 Sayılı Yasa ile değişik 4/1. maddesi gereğince 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunun üçüncü kısmı hariç ikinci kitabından kaynaklanmakta olup görev Aile Mahkemesinindir. ( TMK. md. 218, 219, 220, 222 )Ayrıca davacı ölen kocasından kalan 1/2 payın kendisine özgülenmesini de istemiştir. ( TMK. md. 652 )Özgüleme işinde görev Sulh Hukuk Mahkemesine aittir. ( TMK. md. 658 )

Görev kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması da zorunludur. Bu açıklamalar karşısında mahkemece yapılacak iş; konutun aile konutu olup olmadığının aile mahkemesince belirlenmesi, özgüleme istemi hakkında görev Sulh Hukuk Mahkemesine ait olduğundan görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kazancı
Old 10-02-2009, 16:59   #16
av.mustafa Kaya

 
Olumlu aile konutu sayılanlar

Alıntı:
Yazan tolgaaltun
merhaba, yazlık ev aile konutu sayılır mı? bununla ilgili bir yargıtay kararına ihtiyacım var.eğer elinizde mevcutsa ekleyebilir misiniz? şimdiden teşekkürler...


merhaba aile konutu eşlerin beraberce seçmiş oldukları ve varsa çocukları ile eylimli olarak içinde yaşadıkları konutu ifade eder.
yazlık. yayla evi ,dağ evi gibi ikincil nitelikli konutlar aile konutu sayılmaz.
Old 14-02-2009, 23:12   #17
Av.Ufuk Bozoğlu

 
Varsayılan Aile Konutu/ tahliye

T.C. YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu

Esas: 2005/12-652
Karar: 2005/583
Karar Tarihi: 19.10.2005

ÖZET: Aile konutu özel bir konuma ve öneme sahip kılınmış ve üzerindeki tasarruf yetkisi yasa ile sınırlandırılmıştır. Takibe ve tahliyeye konu taşınmazın aile konutu olduğunun belirlenmesi halinde bu yasal gereklerin yerine getirilip getirilmediğinin araştırılması gerekecektir. Öyleyse, mahkemece öncelikle bu iddia üzerinde durulmalı ve takip ve tahliyeye konu taşınmazın kaydı üzerinde şikâyetçi eşin talebi üzerine "aile konutu" olduğuna ilişkin şerh verilip verilmediği, şikâyetçinin bu yerin "aile konutu" olduğunun tespitine yönelik olarak açılmış bir davasının ve aile mahkemesince yapılmış bir belirlemenin bulunup bulunmadığı, araştırılmalı, sonucuna göre gerektiğinde şikâyetçiye tahliyesi istenen taşınmazın aile konutu olduğunu ispata yönelik olarak aile mahkemesine dava açma yetkisi ve olanağı verilmeli ve sonuca göre bir karar verilmelidir.

(4721 S. K. m. 194) (2004 S. K. m. 272, 276)

Dava: Taraflar arasındaki <şikayet> davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Üsküdar 1.İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin kabulüne dair verilen 06.01.2004 gün ve 2003/1151-2004/2 sayılı kararın incelenmesi Karşı taraf/alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 20.12.2004 gün ve 21730-26253 sayılı ilamı ile ;

( ...1- Mahkeme kararının ve bunun taalluk ettiği işin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılması HUMK. nun hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oybirliği ile kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi.

2- Dairemizin süre gelen içtihatlarında benimsendiği üzere boşanma gerçekleşse dahi eşlerden birisi diğerine karşı ve ona tebaan mecurda oturduğundan İİK. nun 276/son madde hükmi gereğince 3. kişi sayılamazlar. Somut olayda ilgili konutu şikâyetçinin eşi 3. kişi takip alacaklısına satarak tahliye taahhüdünde bulunmuştur. Alacaklı bu tahliye taahhüdüne dayanarak koca aleyhine icra takibinde bulunmuş ve onun itiraz etmemesi üzerine takibin kesinleştiği görülmektedir. Bu nedenlerle şikayet konusu olayda İIK.nun 276/son maddesinin uygulama olanağı bulunmaktadır. Ne var ki Türk Medeni Kanununun 194/1. maddesi aynen <eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini fesh edemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz> hükmünü içermektedir. Mahkemece anılan madde koşullarında herhangi bir inceleme yapılmaksızın özellikle, mecurun aile konutu niteliğinde olup olmadığı hususu araştırılmaksızın eksik incelemeyle sonuca gidilmesi isabetsizdir... )

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Karar: A- Şikâyetçi İsteminin Özeti:

Şikâyetçi vekili 15.07.2003 tarihli dilekçesinde;

<Müvekkilinin icra takibi borçlusu Sinan E. ile evli iken, Sinan E.'nin müvekkilinin haberi olmadan müşterek haneyi terk ederek Ankara'da boşanma davası açtığını, dava devam ederken eşi şikâyetçiye zarar vermek gayesiyle müşterek oturdukları daireyi satmaya kalktığını, bunun için de bu davanın davalısı Erkan G. ile anlaştığını ve davalının evi görmeden hiçbir sözleşme yapmadan, para ödemeden icra takibine konu daireyi satın aldığını, müvekkilinin dairenin satıldığını 08.01.2003 tarihli ihtarnameden öğrendiğini ve yine malike noterden ihtarname keşide ederek satıcı muhatabın bu evde oturmadığını boşanma davasını sürdüğünü, bu binada kendisinin çocuklarıyla birlikte yalnız kaldığını, aile ikametgâh olduğunu bildirdiğini, davalının müvekkilinin kocası ile anlaşmalı olarak sırf daireyi boşalmak niyeti ile satım akdi yapmış olduklarından satıcı koca ile görüşüp kendisinden tahliye taahhüdü aldığını, ayrıca ikinci bir tahliye taahhüdü aldığını bu ikinci taahhüdün tarihi ise 21.04.2003 tarihli olduğunu, davalının tahliye taahhütlerinin ikisini birden 3.İcra Müdürlüğünün 2003/4236 esas sayılı dosyası ile icra koyduğunu, satıcı kocanın bu yerde oturmayıp şikâyetçi eşi ve çocuklarının ikamet etmiş olmasına rağmen bu yola gidildiğini, davalı tarafın tahliyeye gelip evi boşaltacağına dair muhtıra bırakması sonucu müvekkilinin takipten haberi olduğunu, ifadeyle, dava sonuna kadar tahliyenin ertelenmesine ve takibin iptaline karar verilmesini> istemiştir.

B- Karşı Tarafın Cevabının Özeti:

Karşı taraf alacaklı vekili 01.08.2003 tarihli cevap dilekçesinde ve aşamalardaki diğer dilekçelerinde;

<Davacının icrada taraf olmadığını, evinde oturan üçüncü şahıs olduğunu ve icraya müdahalesi diye bir kavramın olmadığını, müvekkili ile ilgisi olmayan bir kişinin dilekçe vermesi ile mülkiyet hakkını kısıtlamaya mahkemenin yetkili olmadığını, daireyi satan kişi ile içinde oturanın iç ilişkilerinin yani karıkoca arasındaki olayların kendilerini ilgilendirmediğini, tapuda evi satın aldıklarını, tapu sahibi satıcının tahliye taahhüdü verdiğini ve buna ilişkin icra takibinin kesinleştiğini, şikâyetçinin taleplerinin kendilerini ilgilendirmediğini, başka bir dava açması gerektiğini, mahkemenin görevinin icranın kanununa uygun olup olmadığını incelemek olduğunu, aile meseleleri için aile mahkemeleri kurulduğundan bu hususların inceleme yerini icra mahkemesi olmadığını, tedbiri kararının kaldırılmasını, evin mülkiyeti kendisine ait olduğundan tahliyeye karar verilmesini ve şikayetin reddini> savunmuştur.

C- Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Yerel Mahkeme; <Tahliye isteyen vekilinin 1.8.2003 havale tarihli cevap dilekçesinde açıkladığı gibi, Müşteki Hatice E. takipte taraf olmadığı gibi takipten haberdar da değildir. Hadise, icra dairesinin, anne ile çocuklarını, taraf olmadıkları ayrıca haberdar edilmedikleri bir takip sebebiyle ve emrivaki şeklinde oturdukları evden sokak ortasına çıkarılıp-çıkarılamayacağı konusudur. Kiralanan gayrimenkulün kira süreci bittiği ahvalde tahliyesi hakkındaki 56 örnek sayılı tahliye emri ile 15.5.2003 tarihinde başlatılmış olan takipte uygulanacak olan, İİK. nun 272-276. maddeleri hükümleri, Kira akdinin mevcudiyeti ve kiracının tahliye taahhütleri ile ilgilidir. Değişik hukuki münasebetler hakkında doğrudan doğruya veya kıyas yoluyla uygulanabilmeleri mümkün değildir. Gayrimenkul alım satımı yapan şahıslar hakkında uygulanabilecek hükümler ise malikin ve zilyedin hakları ile ilgili genel hükümlerdir. Kiracının iyi niyetli olmayan fiillerinin önlenmesini amaçlayan İİK. nun 276. maddesi hükmünün takipte uygulanabilme imkanı yoktur.

Yürütülen takipler sebebiyle masum 3. şahısların rencide edilmelerinin önlenmesi, icra dairelerinin ve Hakimliklerinin başlıca görevleridir.>

Gerekçesiyle <müşteki ve çocuklarının taşınmazdan tahliyeleriyle ilgili olarak yapılan takip işlemlerinin iptaline> karar vermiştir.

D- Temyiz Evresi, Bozma Ve Direnme:

Karşı taraf/alacaklı vekilinin temyizi üzerine Yüksek Özel Dairece karar yukarıda başlık bölümünde ayrıntısı açıklandığı üzere;

"Boşanma gerçekleşse dahi eşlerden birisi diğerine karşı ve ona tebaan mecurda oturduğundan İİK. nun 276/son madde hükmü gereğince 3. kişi sayılmayacakları; ilgili konutu şikayetçinin eşinin 3. kişi takip alacaklısına satarak tahliye taahhüdünde bulunduğu, alacaklının buna dayanarak koca aleyhine icra takibine girişerek, onun itiraz etmemesi üzerine takibin kesinleştiği, ancak mahkemece Türk Medeni Kanununun 194/1. maddesi koşullarının varlığı konusunda herhangi bir inceleme yapılmaksızın özellikle, mecurun aile konutu niteliğinde olup olmadığı hususu araştırılmaksızın eksik incelemeyle sonuca gidilmesinin isabetsiz olduğu" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.

Şikâyetçi vekilinin karar düzeltme istemi Özel Dairece reddedilmiş; karşı taraf/alacaklı vekili de bozmaya uyulmasını, şikâyetçi vekili ise direnme kararı verilmesini istemişlerdir.

Mahkemece; "önceki kararda direnilmiş; hükmü karşı taraf/alacaklı vekili temyiz etmiştir.

E- Gerekçe:

İstek, icra müdürlüğü işlemini şikâyete ilişkindir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; icra takibinden önce aralarında boşanma davası bulunan eşlerden erkeğin satarak iki adet tahliye taahhüdüne konu ettiği taşınmazda çocukları ile birlikte oturmakta olan şikâyetçi eş kadının, taahhüdü alan tarafından kocası aleyhine girişilen takipteki hukuki konumunun ne olacağı ve mahkemece taşınmazın Türk Medeni Kanunu'nun 194/1 maddesi anlamında aile konutu niteliğinin araştırılmasının gerekip gerekmediği, noktasında toplanmaktadır.

Öncelikle; somut olaya ilişkin özelliklerin açıklanmasında yarar vardır:

Şikâyetçi eş, tahliyesi istenen konutta çocukları ile birlikte oturmakta iken konutun sahibi dava dışı koca tarafından şikayetçi aleyhine 31.07.2002 tarihinde boşanma davası açılmış ve ardından da tapuda kendisi adına kayıtlı bu taşınmaz 27.12.2002 tarihinde Erkan G.'ye satılmıştır.

Taşınmazı satan koca, satın alan Erkan G.'ye halen şikâyetçi ve çocuklarının içinde oturması nedeniyle Beşiktaş 10. Noterliğinden gönderilen 22.01.2003 tarihli ihtarla <05.02.2003 tarihinde tahliyeyi gerçekleştireceği>, ardından Beşiktaş 10.Noterliğinde düzenlenen 21.04.2003 tarihli ihtarla da <tahliye taahhüdünü yerine getiremediği, 27.04.2003 tarihinde taşınmazı boşaltacağı> taahhütlerinde bulunmuştur.

Şikayetçi kadının kocasından taşınmazı ve tahliyeye ilişkin taahhütleri alan Erkan G., Üsküdar 3.İcra Müdürlüğünün 2003/4236 esas sayılı dosyasında 15.05.2003 tarihinde dava dışı borçlu Sinan E. aleyhine <27.04.2003 tarihinde tahliye edileceği yönündeki taahhüdüne dayanarak> haciz ve tahliye istemli takibe girişmiş; icra müdürlüğünce borçluya Örn.56 tahliye emri gönderilmiştir.

Tahliye emri kendisine 21.05.2003 tarihinde tebliğ edilen borçlu tarafından itiraz edilmemekle takip kesinleşmiş ve takip alacaklısı 26.06.2003 tarihinde tahliyeye karar verilmesini istemiştir.

Tahliye istemine konu taşınmazda oturan ve takipten haberdar olan şikâyetçi eş eldeki şikayet isteminde bulunmuş; icranın ertelenmesi ve takibin iptalini istemiştir.

Şikâyetçi, takip borçlusu eşinin kendisini mağdur etmek için bu yola başvurduğunu, takip alacaklısı ile takip borçlusu eşi arasında gerçek bir satışın bulunmadığını, ileri sürmektedir.

Tahliye istemine konu taşınmaz açıklandığı üzere takip alacaklısı tarafından takip borçlusundan satın alınmış ve tarafların sözlü anlaşmaları ile içinde oturulmakta iken iki ayrı tahliye taahhüdüne konu edilmiştir. Bu tahliye taahhütlerine dayanılarak alacaklı tarafından girişilen takibe borçlu tarafından itiraz edilmemekle takip kesinleşmiştir.

Takip kesinleşmekle takibin tarafları arasındaki ilişkinin hukuksal niteliği ve kesinleşen takibin sonuçları uyuşmazlık konusu olmakta çıkmıştır.

Dolayısıyla şikayet konusu olayda takip kesinleşmekle 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 276/son maddesinin uygulanma olanağı bulunmaktadır.

Burada alacaklı ile borçlu arasındaki ilişki üzerinde değil; şikâyetçinin onlar karşısındaki konumu üzerinde durmak gereği ortaya çıkmaktadır.

Kural olarak; eşlerden birisi diğerine karşı ve ona tebaan taşınmazda oturduğundan -boşanma gerçekleşse bile- İİK. nun 276/son madde hükmü gereğince 3.kişi konumunda değildir.

Ancak, kural bu olmasına karşın tahliyeye konu konutun <aile konutu> olarak kullanıldığı, şikâyetçi eşin halen bu yerde çocukları ile birlikte oturmaya devam ettiği ileri sürüldüğüne göre şikayetçinin bu iddiası üzerinde durulmak gerekir.

Zira 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun <Aile konutu> başlıklı 194/1 maddesinde;

<Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz> hükmü yer almakta;

Aynı Kanunun 194/3 maddesinde ise;

<Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini isteyebilir.> Denilmektedir.

Bu hükümler göstermektedir ki, aile konutu özel bir konuma ve öneme sahip kılınmış ve üzerindeki tasarruf yetkisi yasa ile sınırlandırılmıştır. Takibe ve tahliyeye konu taşınmazın aile konutu olduğunun belirlenmesi halinde bu yasal gereklerin yerine getirilip getirilmediğinin araştırılması gerekecektir.

Öyleyse, mahkemece öncelikle bu iddia üzerinde durulmalı ve takip ve tahliyeye konu taşınmazın kaydı üzerinde şikâyetçi eşin talebi üzerine <aile konutu> olduğuna ilişkin şerh verilip verilmediği, şikâyetçinin bu yerin <aile konutu> olduğunun tespitine yönelik olarak açılmış bir davasının ve aile mahkemesince yapılmış bir belirlemenin bulunup bulunmadığı, araştırılmalı, sonucuna göre gerektiğinde şikâyetçiye tahliyesi istenen taşınmazın aile konutu olduğunu ispata yönelik olarak aile mahkemesine dava açma yetkisi ve olanağı verilmeli ve sonuca göre bir karar verilmelidir.

Bu hususlar göz ardı edilerek eksik incelemeyle hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç: Karşı taraf alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının özel daire bozma ilamında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 19.10.2005 gününde, oybirliği ile karar verildi.(¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programları
Old 14-03-2009, 16:31   #18
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2008/10081
K. 2008/13491
T. 16.10.2008

• TESPİT İSTEMİ ( Konutun Ölen Eşiyle Birlikte Oturdukları Konut Olduğunun Tespiti İstemi - Aile Konutu Olarak Özgülenen Taşınmaz İçin Şerh Verilebilmesi İçin Evlilik Birliğinin Devam Ediyor Olması Gerektiği )

• AİLE KONUTU ŞERHİ ( Şerh Verilebilmesi İçin Evlilik Birliğinin Devam Ediyor Olması Gerektiği - Evlilik Birliği Diğer Eşin Ölümü Nedeniyle Sona Erdiğinden Şerh Konulamayacağı )

• ÖLÜM NEDENİYLE EVLİLİK BİRLİĞİNİN SONA ERMESİ ( Aile Konutu Olarak Özgülenen Taşınmaz İçin Şerh Verilemyeceği )

4721/m.194/m.3,240,652

ÖZET : Davacının dava konusu konutun ölen eşiyle birlikte oturdukları konut olduğunun tespitini istemekte hukuki yararı bulunmaktadır. Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz için şerh verilebilmesi için evlilik birliğinin devam ediyor olması gerekir. Evlilik birliği diğer eşin ölümü nedeniyle sona erdiğinden şerh konulamaz.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacının; dava konusu taşınmazın, ölen eşiyle birlikte oturdukları konut olduğunun tespitini istemekte, Türk Medeni Kanunu'nun 240. ve 652. maddesinin sağ eşe tanıdığı haklar bakımından hukuki yararının bulunduğunun anlaşılmasına göre, davalıların, hükmün tespite ilişkin bölümüne yönelik temyiz itirazları yersizdir.

2-Türk Medeni Kanunu'nun 194/3. maddesi gereğince aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilebilmesi için evlilik birliğinin devam ediyor olması gerekir. Şerh, diğer eşin konut üzerindeki tasarruf yetkisini etkiler. Evlilik birliği kocanın 30.07.2006 tarihinde ölümüyle sona erdiğine göre, aile birliği ve korunması gereken bir aile konutu artık kalmamıştır. O halde; taşınmazın tapu kütüğüne Türk Medeni Kanunu'nun 194/3. maddesi gereğince konutla ilgili şerh konulamaz.

Şerh konulmasına İlişkin isteğin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Temyiz edilen kararın yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple ( BOZULMASINA ), bozma kapsamı dışında kalan bölümlerinin yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ( ONANMASINA ), temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kazancı
Old 17-04-2009, 14:06   #19
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ

E. 2008/11885
K. 2008/11958
T. 16.9.2008

• AİLE KONUTU ŞERHİ ( Mülkiyeti 3. Kişiye Ait Taşınmaz Hakkında Eşler Tarafından Aile Konutu Olarak Kullanılsa Bile Tapu Kütüğüne Şerh Verilemeyeceği )

• MÜLKİYETİ 3. KİŞİYE AİT TAŞINMAZ ( Eşler Tarafından Aile Konutu Olarak Kullanılsa Bile Tapu Kütüğüne Şerh Verilemeyeceği )

• TAPU KÜTÜĞÜNE AİLE KONUTU ŞERHİ VERİLMESİ ( 3. Kişiye Ait Taşınmaz - Eşler Tarafından Aile Konutu Olarak Kullanılsa Bile Şerh Verilemeyeceği )

4721/m. 194

ÖZET : Mülkiyeti üçüncü kişiye ait bir taşınmaz hakkında, eşler tarafından aile konutu olarak kullanılsa bile, hak sahibi olan üçüncü kişinin bu taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkını sınırlayıcı şekilde tapu kütüğüne aile konutu şerhi verilemez.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesi gereğince aile konutu olan taşınmazın tapu kaydına, aile konutu şerhi verilmesi için, o konutun eşlerden birine ait olması zorunludur. Mülkiyeti üçüncü kişiye ait bir taşınmaz eşlerce aile konutu olarak kullanıyor olsa bile, hak sahibi olan üçüncü kişinin bu taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkını sınırlayıcı şekilde tapu kütüğüne aile konutu şerhi verilemez.

Aile konutu şerhi konulması istenen Tuzluçayır'ın 6534 ada 5 parseldeki 1. kat 5 nolu mesken, 16.09.2005 tarihinde B.'a, bu kişi tarafından da 11.06.2007 tarihinde A.'a satılmış ve halen bu kişi adına kayıtlı bulunmaktadır. Dava ise 08.08.2007 tarihinde açılmıştır. Davanın üçüncü kişiye ait bu taşınmazın tapu kaydına aile konutuyla ilgili şerh verilmesi yönündeki isteğinin reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle ( BOZULMASINA ), temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.09.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kazancı
Old 13-07-2009, 17:04   #20
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan Aile Konutu ve Harcı verilerek Açılmış Davanın Bulunması Gerektiği

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2009/2-69
K. 2009/109
T. 4.3.2009

• BOŞANMA İSTEMİ ( Az Kusurlu Eş Boşanmaya Karşı Çıkarsa Bu Halin Tespiti Dahi Tek Başına Boşanma Kararı Verilebilmesi İçin Yeterli Olamayacağı )

• AZ KUSURLU EŞ ( Boşanmaya Karşı Çıkarsa Bu Halin Tespiti Dahi Tek Başına Boşanma Kararı Verilebilmesi İçin Yeterli Olamayacağı - Karşı Çıkması Hakkın Kötüye Kullanılması Niteliğinde Olmalı Eş ve Çocuklar İçin Korunmaya Değer Bir Yararın Kalmadığının Anlaşılması Gerektiği )

• EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI ( Tamamen Davacının Tutum ve Davranışlarından Kaynaklanmış Olup Davalıya Atfı Mümkün Hiçbir Kusur Gerçekleşmediği - Boşanma İsteğinin Reddi Gerektiği )

• AİLE KONUTU ŞERHİ ( Davalı Kadının Bu Konuda Harcı Verilerek Usulüne Uygun Açılmış Bir Dava ve Karşı Davası Bulunmadığı Halde Yazılı Şekilde Karar Verilmesinin Usul ve Yasaya Aykırı Olduğu )

4721/m.166/2,194

ÖZET : Dava, boşanma istemidir. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır.

Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.

Davalı kadının aile konutu şerhi isteği konusunda harcı verilerek usulüne uygun açılmış bir dava ve karşı davası bulunmadığı halde yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

DAVA : Taraflar arasındaki “Boşanma” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Küçükçekmece 1.Aile Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 25.01.2007 gün ve 2006/236 E.,2007/46 sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 28.01.2008 gün ve 2007/6220 E.,2008/557 K. sayılı ilamı ile;

( ... 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle *yetkili mahkeme doğru gösterilmediğinden davalının yetkiye yönelik itirazları yersizdir.

2-Tarafların esasa ilişkin temyizlerinin incelenmesine gelince;

A )Taraflardan ve üçüncü kişilerden aktarılan olaylar hükme esas alınamaz. Davacı tanıklarının beyanında geçen olaylardan sonra birlik devam etmiştir. Boşanmaya neden olan olaylarda birlik görevlerini yerine getirmeyen başka kadınla yaşayan davacı koca tamamen kusurludur.

Türk Medeni Kanununun 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir.Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer.Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir.

Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz yada az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır.

Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır. ( TMK.md.166/2 )

Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.

B-Davalı kadının aile konutu şerhi ( TMK. md. 194 ) isteği konusunda harcı verilerek usulüne uygun açılmış bir dava ve karşı davası bulunmadığı halde yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir... ),

Gerekçesi ile hükmün 2/A-B bentlerinde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, davalının yetkiye yönelik temyizinin 1.bentte gösterilen nedenlerle ONANMASINA karar verilerek dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece boşanma yönünden önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle H.U.M.K.nun 2494 sayılı Yasa ile değişik 438/II.fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının iadesine, 04.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kazancı Bilişim
Old 13-07-2009, 18:20   #21
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2008/894
K. 2008/2245
T. 25.2.2008

• AİLE KONUTU ( Taşınmazın Tapu Kaydına Aile Konutu İle İlgili Şerhin Verilebilmesi İçin O Konutun Eşlerden Birine Ait Olmasının Zorunlu Olduğu )

• ŞERH VERİLMESİ ( Aile Konutu Olan Taşınmazın Tapu Kaydına Aile Konutu İle İlgili Şerhin Verilebilmesi İçin O Konutun Eşlerden Birine Ait Olmasının Zorunlu Olduğu )

• MÜLKİYETİ 3. KİŞİYE AİT OLAN TAŞINMAZ ( Eşlerce Aile Konutu Olarak Kullanılıyor Olsa Bile Hak Sahibi Olan 3. Kişinin Bu Taşınmaz Üzerindeki Mülkiyet Hakkını Sınırlayıcı Şekilde Tapu Kütüğüne Aile Konutu Şerhi Verilemeyeceği )

4721/m.194

ÖZET : Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesi gereğince aile konutu olan taşınmazın tapu kaydına, aile konutu ile ilgili şerhin verilebilmesi için, o konutun eşlerden birine ait olması zorunludur. Mülkiyeti üçüncü kişiye ait bir taşınmaz eşlerce aile konutu olarak kullanılıyor olsa bile, hak sahibi olan 3. kişinin bu taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkını sınırlayıcı şekilde, tapu kütüğüne aile konutu şerhi verilemez.

DAVA : Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; onanmasına dair Dairemizin 2.10.2007 gün ve 17890-13145 sayılı ilamiyle ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü:

KARAR : 1-Davalının nafakalara yönelik karar düzeltme isteğinin incelenmesinde;

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 23.6.1996 gün 4146 sayılı kanun ile değişik 440/III-1 maddesi ile taşınır mal ve alacak davalarında karar düzeltme sınırı 1.1.1998 tarihinden itibaren 300.000.000 liraya 1.1.2000 tarihinden itibaren 600.000.000 liraya 21.7.2004 tarihinden itibaren 6.000.000.000 liraya çıkarılmıştır.

Hukuk Genel Kurulu; 30.03.2005 gün ve 196-239 sayılı kararında açıklanan gerekçelerle, temyiz ve karar düzeltmelerde, bağlanan yıllık nafaka miktarının gözetileceğini açıklamıştır. Benimsenen bu ilkeler doğrultusunda gerek temyiz, gerekse karar düzeltmeler de üst sınır yıllık nafaka miktarıyla belirlenmelidir.

Karar tarihi itibariyle yıllık nafaka miktarına göre karar düzeltilmesi istenemez. Bu nedenle karar düzeltme dilekçesinin reddi gerekmiştir.

2-Aile konutuna ilişkin karar düzeltme istemine gelince; Türk Medeni Kanununun 194. maddesi gereğince aile konutu olan taşınmazın tapu kaydına, aile konutu ile ilgili şerhin verilebilmesi için, o konutun eşlerden birine ait olması zorunludur. Mülkiyeti üçüncü kişiye ait bir taşınmaz eşlerce aile konutu olarak kullanılıyor olsa bile, hak sahibi olan üçüncü kişinin bu taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkını sınırlayıcı şekilde, tapu kütüğüne aile konutu şerhi verilemez.

Aile konutu şerhi konulması istenilen 10 nolu bağımsız bölümün 1999 yılından bu yana üçüncü kişi durumdaki S.A.'e ait olduğu ve bu kişi adına tapuda kayıtlı bulunduğu davanın ise 26.9.2005 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının üçüncü kişiye ait bu taşınmazın tapu kaydına konutla ilgili şerh verilmesi yönündeki isteğinin reddi gerekirken, hükmün bu bölümü de sehven onanmış olmakla davalının bu yöne ilişkin karar düzeltme isteğinin kabulüne, dairemizin onama ilamının aile konutuna mühasır olarak kaldırılmasına, hükmün yukarıda gösterilen sebeple aile konutu yönünden bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ : Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440/I-4. maddesi gereğince davalının karar düzeltme talebinin aile konutuyla ilgili bölüm yönünden kabulüne, dairemizin 2.10.2007 tarihli 2006/17890 esas ve 2007/13145 karar sayılı onama ilamının aile konutuna münhasır olarak kaldırılmasına, hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple aile konutu şerhi verilmesi yönünden BOZULMASINA, davalının nafakalara yönelik karar düzeltme isteğinin yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple REDDİNE, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 25.02.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kazancı Bilişim
Old 15-08-2009, 14:52   #22
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan Aile Konutunun Sağ Kalan Eşe Özgülenmesi

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2008/12535
K. 2008/14964
T. 12.11.2008

• AİLE KONUTU ( Eşi Vefat Eden Davacı - Tespit Kararı İstemekte Hukuki Yararı Bulunduğu )

• AİLE KONUTUNUN SAĞ KALAN EŞE ÖZGÜLENMESİ ( Eşi Vefat Eden Davacının Tespit Kararı İstemekte Hukuki Yararı Bulunduğu )

4721/m.240, 652

ÖZET : Davacı vekili, müvekkilinin eşinin vefat ettiğini, konuttan çıkarıldığı taktirde mağdur olacağını ileri sürerek, konutun aile konutu olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Davacının, Türk Medeni Kanunda yer alan aile konutu ve ev eşyasının sağ kalan eşe özgülenmesi haklarını kullanabilmesi için, böyle bir tespit kararı istemekte hukuki yararı mevcuttur.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin eşinin 02.12.2005 tarihinde vefat ettiğini, 3/4 hissesi mirasbırakan H.. adına kayıtlı olan Ö.. Ü.. köyündeki 1230 parsel sayılı taşınmazdaki meskenin aile konutu olduğunu, ölen eşinin diğer mirasçıları tarafından bu payla ilgili olarak ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, bu konuttan çıkarıldığı taktirde mağdur olacağını ileri sürerek, konutun aile konutu olduğunun tespitine karar verilmesini istemiş;

Mahkemece; "Türk Medeni Kanunun 194. maddesi gereğince meskenin aile konutu olduğunun tespitinin istenebilmesi için, eşlerin her ikisinin de sağ olması gerektiği, eşlerden birinin ölümü halinde Türk Medeni Kanununun 240. maddesi gereğince dava açılmasının mümkün olduğundan bahisle, istek reddedilmiştir.

Olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hakime aittir. ( HUMK. m.76 ) Somut olayda davacı, 1/4 payı kendisine, 3/4 payı da ölen eşine ait olan konutun, aile konutu olduğunun tespitini istemiştir. Davacının, Türk Medeni Kanununun 240. ve 652. maddelerinin kendisine tanıdığı hakları kullanabilmesi için, böyle bir tespit kararı istemekte hukuki yararı mevcuttur. O halde, mahkemece yapılacak iş; tarafların tüm delillerini toplayıp, gerektiğinde keşif de yapılıp, bu konutun aile konutu olup olmadığını tespit etmekten ibarettir. Açıklanan husus üzerinde durulmadan yasal olmayan gerekçe ile isteğin reddi doğru bulunmamıştır.

SONUÇ :
Temyiz edilen kararın yukarda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kazancı
Old 15-08-2009, 20:54   #23
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan Aile Konutunun Tespitinde Aile Mahkemesi Özgülemede Sulh Hukuk Mah.nin Görevli Olması

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2006/3284
K. 2006/10109
T. 26.6.2006

• AİLE KONUTU OLDUĞUNUN TESPİTİ ( Aile Mahkemesinin Görevine Girdiği - Özgülenme Görevi İse Sulh Hukuk Mahkemesine Ait Olduğu )

• GÖREV ( Aile Konutu Olup Olmadığının Tesbiti Aile Mahkemesinin Görevine Girdiği - Özgülenme Görevi İse Sulh Hukuk Mahkemesine Ait Olduğu )

• ÖZGÜLEME GÖREVİ ( Aile Konutunun - Sulh Hukuk Mahkemesinin Görevli Olduğu )

• TEFRİK KARARI ( Mahkemece Özgülenme Konusunda Tefrik Kararı Verilerek Bu Taleple İlgili İstemin Sulh Hukuk Mahkemesine Gönderilmesi Aile Konutu İle İlgili İstemin Tesbiti Konusunda Taraflara Delillerinin Dinlenmesi Gerektiği )

4721/m.240,652

ÖZET : Dava Türk Medeni Kanunun 240. madde ve 652. maddesinden kaynaklanmaktadır. Aile konutu olup olmadığının tesbiti, Aile Mahkemesinin görevine, özgülenme görevi ise Sulh Hukuk Mahkemesine aittir. O halde, mahkemece özgülenme konusunda tefrik kararı verilerek bu taleple ilgili istemin Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesi, aile konutu ile ilgili istemin tesbiti konusunda taraflara delillerinin sorulup toplanması değerlendirilmesi ve sonucu itibariyle karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava Türk Medeni Kanunun 240 ıncı madde ve 652 nci maddesinden kaynaklanmaktadır.

Aile konutu olup olmadığının tesbiti ( TMK.mad.240 ) Aile Mahkemesinin görevine, özgülenme görevi ise ( TMK.mad.652 ) Sulh Hukuk Mahkemesine aittir. O halde, mahkemece özgülenme konusunda tefrik kararı verilerek bu taleple ilgili istemin Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesi, aile konutu ile ilgili istemin tesbiti konusunda taraflara delillerinin sorulup toplanması değerlendirilmesi ve sonucu itibariyle karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde aile konutunun tesbiti konusunda da görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.06.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kazancı
Old 03-11-2009, 14:53   #24
Av. Taner BAŞ

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ

Esas No.
2006/6814
Karar No.
2006/14469
Tarihi
30.10.2006

İLGİLİ MEVZUAT
4721-TÜRK MEDENİ KANUNU (MK)/652/658

KAVRAMLAR
AİLE KONUTU
ÖLEN KOCADAN KALAN EV
GÖREVLİ MAHKEME

ÖZET
DAVACI ÖLEN KOCASINDAN KALAN EVİN KENDİSİNE ÖZGÜLENMESİNİ İSTEMİŞTİR. ÖLEN KOCADAN KALAN EVİN AİLE KONUTU OLMASI NEDENİYLE SAĞ EŞE TAHSİS EDİLMESİNE YÖNELİK İSTEMLERDE SULH HUKUK MAHKEMESİ GÖREVLİDİR

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Taraflar arasında taşınmazın aile konutu olduğu konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı ölen kocasından kalan evin kendisine özgülenmesini istemiştir. ( TMK, md. 652 ) Bu tür işlerde görev Türk Medeni Kanununun 658, maddesi gereğince Sulh Hukuk Mahkemesine aittir.
Görev kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması da zorunludur. Bu açıklamalar karşısında mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasının incelenmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların incelenmesine yer 0lmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.10.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 08-06-2010, 18:55   #25
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2009/19922
K. 2010/387
T. 13.1.2010

• TAPU İPTALİ TESCİL ( Evlilik Sona Erdikten Sonra Konut Aile Konutu Özelliğini Kaybettiğinden Rızası Gereken Eş Yapılan Devir İşleminin Geçersizliğini Birliğin Sona Ermesinden Sonra İleri Süremeyeceği )

• BOŞANMA ( Tapu İptali ve Tescil - Evlilik Sona Erdikten Sonra Konut Aile Konutu Özelliğini Kaybettiğinden Rızası Gereken Eş Yapılan Devir İşleminin Geçersizliğini Birliğin Sona Ermesinden Sonra İleri Süremeyeceği )

• AİLE KONUTU ( Evlilik Sona Erdikten Sonra Konut Aile Konutu Özelliğini Kaybettiği - Rızası Gereken Eş Yapılan Devir İşleminin Geçersizliğini Ancak Evlilik Birliği Devam Ediyorsa İleri Sürebileceği )

• RIZA ( Tapu İptali ve Tescil - Evlilik Sona Erdikten Sonra Konut Aile Konutu Özelliğini Kaybettiğinden Rızası Gereken Eş Yapılan Devir İşleminin Geçersizliğini Birliğin Sona Ermesinden Sonra İleri Süremeyeceği )

4721/m.194

ÖZET : Türk Medeni Kanunu'nun evliliğin genel hükümlerini düzenleyen 194. maddesi evlilik devam ettiği sürece uygulanabilir. Bu nedenle, evlilik sona erdikten sonra konut, aile konutu özelliğini kaybettiğinden bu hükmün uygulama imkanı bulunmamaktadır. Evliliğin devamı sırasında, hak sahibi eş tarafından aile konutunun devri veya bu konut üzerindeki hakların sınırlanması diğer eşin açık rızasına bağlanmıştır. Rızası gereken eş, yapılan devir işleminin geçersizliğini de, ancak evlilik birliği devam ediyorsa ileri sürebilir. Birliğin sona ermesinden sonra bu sebebe dayanan dava hakkını kaybeder.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacı, davalı M. ile boşandıklarını, davalıya ait 493 parselde kayıtlı ( 4 )bağımsız bölüm numaralı meskenin aile konutu olduğunu, hak sahibi olan M.'nin, bu konutu, rızasını almadan boşanma davasından önce diğer davalı S.'a satış göstererek muvazaalı olarak devrettiğini ileri sürerek, satış işleminin ve davalı S.nın üzerindeki tapu kaydının iptali ile taşınmazın eski malik davalı M. adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, davanın kabulü ile taşınmazın S. üzerindeki tapu kaydının iptaline ve davalı M. adına tesciline karar verilmiş, kararı davalı M. temyiz etmiştir.

İptal ve tescil isteği Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesine dayanmaktadır.

Davacı ile davalı M. arasındaki evlilik birliği boşanma kararıyla sona ermiş, verilen boşanma kararı 01.02.2007 tarihinde kesinleşmiştir. Bu dava ise, 31.07.2007 tarihinde açılmıştır. Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesi, "evliliğin genel hükümleri" kapsamında yer almaktadır ve evlilik devam ettiği sürece uygulanabilecek olan bir hükümdür. Evliliğin sona ermesiyle, konut, aile konutu vasfını kaybeder ve bu hükmün uygulanma imkanı kalmaz. Evliliğin devamı sırasında, hak sahibi eş tarafından aile konutunun devri veya bu konut üzerindeki hakların sınırlanması diğer eşin açık rızasına bağlanmıştır. Rızası gereken eş, yapılan devir işleminin geçersizliğini de, ancak evlilik birliği devam ediyorsa ileri sürebilir. Birliğin sona ermesinden sonra bu sebebe dayanan dava hakkını kaybeder. Öyleyse davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple ( BOOZULMASINA ), temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kazancı
Old 13-07-2010, 17:04   #26
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2007/7375
K. 2007/8031
T. 14.5.2007
• AİLE KONUTU ŞERHİ KONULMASI İSTEMİ ( Boşanmaya Dair Kararın Kesinleşmiş Olması - Evlilik Sona Erdiğine Göre Davanın Konusunun Kalmadığının Gözetilmesi Gerektiği )

• BOŞANMA KARARININ KESİNLEŞMESİ ( Evlilik Sona Erdiğine Göre Aile Konutu Şerhi Konulması Davasının Konusunun Kalmadığının Gözetilmesi Gerektiği )

• DAVANIN KONUSUNUN KALMAMASI ( Aile Konutu Şerhi Konulması İstemi - Boşanmaya Dair Kararın Kesinleşmiş Olması )

4721/m. 194, 199

ÖZET : Tarafların boşanmalarına dair yabancı mahkemece verilen kararın tenfizine ilişkin karar kesinleşmiş, evlilik bu tarihte sona ermiştir. Evlilik sona erdiğine göre Türk Medeni Kanunu'nun 194 ve 199. maddesine dayanan isteğin konusunun kalmadığı gözetilmelidir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Tarafların boşanmalarına dair yabancı mahkemece verilen kararın tenfizine ilişkin karar 21.06.2005 tarihinde kesinleşmiştir. Evlilik bu tarihte sona ermiştir. Evlilik sona erdiğine göre Türk Medeni Kanunu'nun 194 ve 199. maddesine dayanan isteğin konusu kalmamıştır. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.05.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.

Kazancı
Old 21-01-2011, 16:02   #27
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2009/1911
K. 2009/5425
T. 24.3.2009

• AİLE KONUTU ÜZERİNDE ŞERH BULUNMAMASI ( Malik Olan Eşin Kendi Eşinin Muvafakati Olmadan Taşınmazı Alacaklı Banka Lehine İpotek Altına Aldırdığı/Bankanın Taşınmazın Aile Konutu Olduğunu Bilebilecek Durumda Olduğu - Şerh Bulunmamasına Rağmen İpoteğin Kaldırılmasına Karar Verileceği )

• EŞİNİN MUVAFAKATİ OLMADAN MALİK OLAN EŞİN AİLE KONUTUNU İPOTEK ALTINA ALDIRMASI ( Alacaklı Bankanın Taşınmazın Aile Konutu Olduğunu Bilebilecek Durumda Olduğu/Basiretli Davranması Gerektiği - Şerh Bulunmamasına Rağmen İpoteğin Kaldırılmasına Karar Verileceği )

• BANKANIN BASİRETLİ TACİR GİBİ DAVRANMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ ( Malik Olan Eşin Kendi Eşinin Rızası Olmadan Taşınmazı Alacaklı Banka Lehine İpotek Altına Aldırdığı/Bankanın da Taşınmazın Aile Konutu Olduğunu Bilebilecek Durumda Olduğu - Basiretli Davranması Gerektiği )

• İPOTEĞİN KALDIRILMASI ( Malik Olan Eşin Kendi Eşinin Rızası Olmadan Aile Konutunu Alacaklı Banka Lehine İpotek Altına Aldırdığı/Bankanın da Taşınmazın Aile Konutu Olduğunu Bilebilecek Durumda Olduğu - Şerh Bulunmamasına Rağmen İpoteğin Kaldırılabileceği )

1086/m.432
4721/m.193, 194, 1023
6762/m.20

ÖZET : Uyuşmazlık malik olan davalı eş tarafından diğer davalı banka lehine davacının rızası olmaksızın aile konutu olarak kullanılan taşınmaz üzerinde tesis edilen ipoteğin hukuken değer taşıyıp taşımadığı, davacının bu işleme rızasının bulunup bulunmadığı noktası toplanmaktadır. Aile konutu olarak kullanılan taşınmaz üzerinde eşlerin tek başlarına, hukuki işlem yapmasının diğer eşin önemli yararlarını zedeleyeceği düşünülerek bu konut üzerindeki malik eşin tasarrufu diğer eşin rızasına bağlanmıştır ve rıza alınma yapılacak işlemlerin önlenmesi için tapu siciline şerh verilmesi olanağı getirilmiştir. Bir taşınmazın aile konutu olarak özgülenmesine ilişkin şerh olmasa bile kimi durumlarda tapu maliki olmayan ve özgülemeden yararlanan eş kendi rızası dışında tapu maliki eşin yaptığı tasarrufların ortadan kaldırılmasını isteyebilir. Davalı ipotek alacaklısı bankanın ipotek tesisi sırasında kötü niyetle hareket ettiği elbette söylenemez, bununla birlikte basiretli bir biçimde davranıp taşınmazın aile konutu olarak kullanıldığını eksperleri marifetiyle yaptıkları inceleme sırasında görmeleri nedeniyle bu konutta oturduklarını bildiği davacı eşin rızasını da almaları gerekir. Davacı eşin muvafakati olmaksızın davalı eş tarafından diğer davalı banka lehine tesis edilen ipoteğin kaldırılmasına karar verilmelidir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR VE SONUÇ : Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

YEREL MAHKEME İLAMI

T.C.

ANKARA

11. AİLE MAHKEMESİ

E. 2007/575

K. 2008/266

T. 06.03.2008

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan davanın esas defterine kaydını müteakip yapılan açık yargılama sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

KARAR : Davacı vekili 26.06.2007 tarihli dilekçesinde, davalılardan K davacının eşi olduğunu, 1997 yılında evlendiklerini, 10.01.2003 tarihinde xx ilçesi xxkayıtlı daireyi birlikte satın aldıklarını, davalı adına tapuya tescil edildiğini, bu dairenin aile konutu olarak kullanıldığını, davalı K.nin davacının bilgisi dışında kefil olduğu bir kredi alacağının teminatı olarak diğer davalı banka lehine ipotek tesis edildiğini, borcun ödenmemesi nedeniyle alacaklı banka tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine girişildiğini, davacının davalı eşinin yapmış olduğu ipotek işleminden haberi olmadığı gibi aile konutu üzerindeki hakları sınırlayıcı bu işleme muvafakatinin da bulunmadığını beyan ile aile konutu üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

Davalı K., dava dilekçesi ile duruşma gününü bildiren davetiyenin tebliğine rağmen duruşmalara katılmamış, davaya karşı bir cevap da vermemiştir.

Davalı banka vekili, gerek ipotek sırasında gerekse icra takibine başlanıldığında tapu kayıtlarında taşınmazın aile konutu olduğuna dair bir şerhin bulunmadığını, diğer davalı K.’nin borçlu şirket tarafından kullanılan kredinin kefili olduğunu, icra takibini semeresiz bırakmak için bu davanın açıldığını, TMK. nun 193. maddesine göre eşlerden her birinin üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabileceğini, tapuda taşınmazın aile konutu olduğuna dair şerhin bulunmaması nedeniyle tapu siciline güven ilkesi gereği iyi niyetli üçüncü kişilerin haklarının korunması gerektiğini, davacının bu ipotekten haberinin olmamasının ise mümkün bulunmadığını beyan ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

x Tapu Sicil Müdürlüğünden davaya konu ipoteğin tesis edildiği taşınmazın tapu kayıtları getirtilmiş, taşınmazın K. adına 10.01.2003 tarihinde tescil edildiği, 03.06.2005 tarihinde 80.000 YTL borç karşılığında K. bankası lehine ipotek tesis edildiği, tapu kaydı ve ekli akit tablosundan anlaşılmıştır.

K. Bankası ile Y. Bankasının birleşmiş olması nedeniyle taraf teşkilinin mevcut olduğu düşünülmüştür.

Ticaret Sicil Memurluğundan borçlu şirketin bilgileri ve ortakları sorulmuş, davacının ve davalının bu şirketin ortağı olmadığı görülmüştür.

Ankara 22. İcra Müdürlüğünün xxesas sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı Y. Bankası’nın borçlu şirket ile birlikte ipotek borçlusu diğer davalı K.aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla 09.05.2007 tarihinde icra takibine giriştiği görülmüştür.

x Tapu Sicil Müdürlüğünde tapuya kayıtlı davalılardan K. …'e ait taşınmazın aile konutu olarak kullanıldığı hususunda bir tartışma bulunmamaktadır. Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan nüfus kaydından davacı ile davalı K.’nin 1997 yılında evlendikleri ve yine dosyaya sunulan ikametgah ilmühaberinden bu dairede oturdukları, anlaşılmaktadır. Kaldı ki ikametgah ilmuhaberindeki adres ile davalı tebligat adresi de aynı adrestir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı eş tapu maliki K. tarafından diğer davalı banka lehine davacının rızası olmaksızın aile konutu olarak kullanılan bu taşınmaz üzerinde tesis edilen ipoteğin hukuken değer taşıyıp taşımadığı, davacının bu işleme rızasının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

Dinlenen davacı tanıkları, davalı K. ile iş arkadaşı olduklarım, borçlu şirket sahibinin şirketin ekonomik sıkıntısını atlatmak için K.’ye sahip olduğu daireyi ipotek edip kredi çekmeyi teklif ettiğini, davalının da çalıştığı iş yerinin durumunun düzeleceği düşüncesi ile bu teklif kabul ettiğini, fakat şirketin borcunu ödememesi üzerine eşinden habersiz evi ipotek ettirmesi nedeniyle duyduğu sıkıntıyı kendileri ile paylaştığını söylemişlerdir.

Tanık beyanları ile davacının aile konutu olarak kullanılan dairenin diğer davalı banka lehine ipotek edilmesinden haberinin ve rızasının bulunmadığı anlaşılmıştır.

TMK nun 193. maddesinde gerçekten eşlerin her birinin diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabileceği yazılıdır. Yine TMK. nun 1023. maddesinde tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni bak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımının korunacağı da hüküm altına alınmıştır. Ancak TMK. nun 194. maddesinde aile konutu ile ilgili olarak özel bir düzenleme yapılmıştır Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2006/2-591-624 sayılı kararında da belirtildiği üzere bu yasa hükmünün TMK. nun 1023 maddesinde benimsenen iyi niyetli kişinin kazanımının korunmasına ilişkin ilkenin geçerliliğini kaldırmadığı muhakkaktır. Bununla beraber aile konutu Olarak kullanılan taşınmaz üzerinde eşlerin tek başlarına hukuki işlem yapmasının diğer eşin önemli yararlarını zedeleyeceği düşünülerek bu konut üzerindeki malik eşin tasarrufu diğer eşin rızasına bağlanmıştır ve TMK. nun 194/3 maddesi ile rıza alınmadan yapılacak işlemlerin önlenmesi için tapu siciline şerh verilmesi olanağı getirilmiştir. Ne var ki bu şerh soyut olarak malik eşin tasarruflarının sınırlandırılması sonucunu doğuran bir şerh değildir. Bir taşınmazın aile konutu olarak özgülenmesine ilişkin şerh olmasa bile kimi durumlarda tapu maliki olmayan ve bu özgülemeden yararlanan eş kendi rızası dışında tapu maliki eşin yaptığı tasarrufların ortadan kaldırılmasını isteyebilir. Davalı ipotek alacaklısı bankanın ipotek tesisi sırasında kötü niyetle hareket ettiği elbette söylenemez, bununla karşılığında K. Bankası lehine ipotek tesis edildiği, tapu kaydı ve ekli tablosundan anlaşılmıştır.

K. Bankası ile Y. Bankasının birleşmiş olması nedeniyle taraf teşkilinin mevcut olduğu düşünülmüştür.

Ticaret Sicil Memurluğundan borçlu şirketin bilgileri ve ortakları sorulmuş, davacının ve davalının bu şirketin ortağı olmadığı görülmüştür.

Ankara 22. İcra Müdürlüğünün xx esas sayılı dosyası incelenmesinde; davalı Y Bankası’nın borçlu şirket ile birlikte ipotek borçlusu diğer davalı K aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla 09.05.2007 tarihinde icra takibine giriştiği görülmüştür.

Sincan Tapu Sicil Müdürlüğünde tapuya kayıtlı davalılar Kamile …’e ait taşınmazın aile konutu olarak kullanıldığı hususunda tartışma bulunmamaktadır Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan nüfus kaydından davacı ile davalı K’nin 1997 yılında evlendikleri ve yine dosyaya sunulan ikametgah ilmühaberinden bu dairede oturdukları, anlaşılmaktadır Kaldı ki ikametgah ilmühaberindeki adres ile davalı tebligat adresi de aynı adrestir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı eş tapu maliki K. E tarafından diğer davalı banka lehine davacının rızası olmaksızın aile konutu olarak kullanılan bu taşınmaz üzerinde tesis edilen ipoteğin hukuken değer taşıyıp taşımadığı, davacının bu işleme rızasının bulunup bulunmadığı noktası toplanmaktadır.

Dinlenen davacı tanıkları, davalı K ile iş arkadaş olduklarını, borçlu şirket sahibinin şirketin ekonomik sıkıntısını atlatmak için K.’ye sahip olduğu daireyi ipotek edip kredi çekmeyi teklif ettiğini, davalının da çalıştığı iş yerinin durumunun düzeleceği düşüncesi ile bu teklif kabul ettiğini fakat şirketin borcunu ödememesi üzerine eşinden habersiz evi ipotek ettirmesi nedeniyle duyduğu sıkıntıyı kendileri ile paylaştığını söylemişlerdir.

Tanık beyanları ile davacının aile konutu olarak kullanılan dairenin diğer davalı banka lehine ipotek edilmesinden haberinin ve rızasının bulunmadığı anlaşılmıştır.

TMK. nun 193. maddesinde gerçekten eşlerin her birinin diğer üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabileceği yazılıdır. Yine TMK. nun 1023. maddesinde tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımının korunacağı da hüküm altına alınmıştır. Ancak TMK. nun 194. maddesinde aile konutu ile ilgili olarak özel düzenleme yapılmıştır Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2006/2-591-624 s. kararında da belirtildiği üzere bu yasa hükmünün TMK. nun 1023. maddesi benimsenen iyi niyetli kişinin kazanımının korunmasına ilişkin ilkenin geçerliliğini kaldırmadığı muhakkaktır. Bununla beraber aile konutu olarak kullan taşınmaz üzerinde eşlerin tak başlarına, hukuki işlem yapmasının diğer eşin önemli yararlarını zedeleyeceği düşünülerek bu konut üzerindeki malik eşin tasarrufu diğer eşin rızasına bağlanmıştır ve TMK. nun 194/3 maddesi ile rıza alınma yapılacak işlemlerin önlenmesi için tapu siciline şerh verilmesi olanağı getirilmiştir. Ne var ki bu şerh soyut olarak malik eşin tasarruflarının sınırlandırılması sonucunu doğuran bir şerh değildir. Bir taşınmazın aile konutu olarak özgülenmesine ilişkin şerh olmasa bile kimi durumlarda tapu maliki olmayan ve özgülemeden yararlanan eş kendi rızası dışında tapu maliki eşin yaptığı tasarrufların ortadan kaldırılmasını isteyebilir. Davalı ipotek alacaklısı banka ipotek tesisi sırasında kötü niyetle hareket ettiği elbette söylenemez, bununla birlikte davalı K.’ye ait olan taşınmazın bu davalının çalıştığı şirketin borcu nedeniyle ipotek edilmesi sırasında TMK. nun dan doğan sınırlamaların izale edilmesini temin zımnında basiretli bir biçimde davranıp aile konutu olarak kullanıldığını eksperleri marifetiyle yaptıkları inceleme sırasında görmeleri nedeniyle bu konutta oturduklarını bildiği davacı eşin rızasını da almaları gerekir iken sanki bu taşınmazın kim tarafından ne şekilde kullanıldığını, değerinin ne olduğunu bilmiyormuş, sadece borçlu şirket ve davalı K.nın soyut beyanı ile ipoteği kabul etmiş gibi davranması yaşamın olağan akışına uygun bulunmadığından üzerinde ipotek tesis edilen taşınmazın tapu kaydında aile konutu şerhi bulunmamakla birlikte davalı ipotek alacaklısı bankanın TMK’nun 1023. maddesi anlamında korunmaya değer biçimde iyi niyeti kabul edilemeyeceği düşünülerek davacı eşin muvafakati olmaksızın davalı eş tarafından diğer davalı banka lehine tesis edilen ipoteğin kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davanın kabulü ile dava konusu x ili x ilçesi x Sokağı x3 ada x parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan arsa paylı xBlok xemin kat x nolu bağımsız bölüm üzerinde davalı Y. Bankası A.Ş ( K. Bankası A. Ş. ) lehine 0xx tarih x yevmiye sayılı işlem ile tesis edilen ipoteğin iptaline,

Peşin alınan 1 080,00 YTL harcın mahsubu ile bakiye 3 240 YTL nispi harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline

Davacı tarafından yapılan 1.114.50 YTL masrafın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine,

Davacı vekilinin sarf ettiği emek ve mesai karşılığı takdir olunan 7.500 YTL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine,

Dair, davacı vekili ve davalı banka vekilinin yüzüne karşı, davalı Kamile’nin yokluğunda HUMK. nun 432. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde temyiz için Yargıtay’a başvurma yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.

Kazancı
Old 28-05-2011, 17:16   #28
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2009/8276
K. 2010/11146
T. 7.6.2010

• AİLE KONUTU ŞERHİ (Boşanma Kararından Sonra Taşınmazın Aile Konutu Vasfını Kaybedeceği)

• BOŞANMA KARARINDAN SONRA TAŞINMAZIN AİLE KONUTU VASFINI KAYBETMESİ (Rızası Gereken Eşin Yapılan Devir İşleminin Geçersizliğini Ancak Evlilik Birliği Devam Ediyorsa İsteyebileceği)

4721/m.194
ÖZET : Davacı ile davalı arasındaki evlilik birliği sona ermiştir. Evliliğin sona ermesiyle konut, aile konutu vasfını kaybeder ve bu hükmün uygulanma imkanı kalmaz. Evliliğin devamı sırasında, hak sahibi eş tarafından aile konutunun devri veya bu konut üzerindeki hakların sınırlandırılması diğer eşin rızasına bağlanmıştır. Rızası gereken eş, yapılan devir işleminin geçersizliğini ancak evlilik birliği devam ediyorsa isteyebilir. Davanın reddi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda; mahalli mahkemece verilen hüküm duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de; dava konusu itibarıyla duruşmalı işlerden olmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten sonra, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Davacı ile davalı M. arasındaki evlilik birliği 13.09.2006 tarihinde kesinleşen boşanma kararı ile sona ermiştir.

Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesi “evliliğin genel hükümler” kapsamında yer almakta olup, evlilik devam ettiği sürece uygulanabilecek bir hükümdür. Evliliğin sona ermesiyle konut, aile konutu vasfını kaybeder ve bu hükmün uygulanma imkanı kalmaz. Evliliğin devamı sırasında, hak sahibi eş tarafından aile konutunun devri veya bu konut üzerindeki hakların sınırlandırılması diğer eşin rızasına bağlanmıştır. Rızası gereken eş, yapılan devir işleminin geçersizliğini ancak evlilik birliği devam ediyorsa isteyebilir. Evlilik birliğinin boşanma ile sona ermiş olması karşısında Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddeye dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

Kazancı
Old 28-05-2011, 17:38   #29
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2009/1511
K. 2009/13466
T. 7.7.2009

• AİLE KONUTU ŞERHİ (Davalı Kocanın Taşınmaz Üzerinde 1/4 Hissesi Olduğu - Diğer Maliklerin de Tasarruf Yetkisini Kısıtlayacak Şekilde Taşınmazın Tamamı Üzerine Şerh Konulamayacağı)

• MÜŞTEREK MÜLKİYETİ OLAN BİNA (Davalı Kocanın Taşınmaz Üzerinde 1/4 Hissesi Olduğu - Diğer Maliklerin de Tasarruf Yetkisini Kısıtlayacak Şekilde Taşınmazın Tamamı Üzerine Aile Konutu Şerhi Konulamayacağı)
4721/m.194

ÖZET : Aile konutu şerhi konulması talep edilen bağımsız bölümün, aile konutu olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoksa da, davalı kocanın bağımsız bölümde payı olduğundan diğer maliklerin de tasarruf yetkisini kısıtlayacak şekilde tamamı üzerine şerh konulması yasaya aykırıdır.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Aile konutu şerhi konulması talep edilen Bakırköy Kartaltepe Mahallesi, 578 ada, 13 parsel, 7 nolu bağımsız bölümün, aile konutu olduğu konusunda taraflar arasında ihtilaf yoktur. Ancak 7 nolu bağımsız bölümde davalı kocanın sadece 1/4 oranında pay sahibi olmasına karşın, diğer maliklerinde tasarruf yetkisini kısıtlayacak şekilde, taşınmazın tamamı üzerinde şerh konulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY : Taşınmaz, tapuda kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı "bağımsız bölüm" (mesken) niteliğinde olup, davalı eş ve dava dışı kişilerin paylı mülkiyetindedir. Davalı eşin taşınmazda 1/4 oranında payı bulunmaktadır. Kat mülkiyetine tabi "bağımsız bölüm" niteliğindeki paylı taşınmazın fiilen paydaşlarından davalının kullanımında olduğu, konutun tamamından davalı ve eşinin "aile konutu" olarak yararlandığı toplanan delillerden anlaşılmaktadır.

Paylı mülkiyette birden çok kimse, maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla maliktir. Paydaşlardan her biri kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahiptir. Pay devredilebilir, rehnedilebilir ve alacaklılar tarafından hacze ttirilebilir. (TMK. md. 688) Paydaşlardan her biri, diğerlerinin haklarıyla bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir (TMK. md.693/1) Diğer bir ifade ile paylı mülkiyette, paydaşların yararlanma ve kullanma hakları payları oranında geçerlidir. Kullanım şeklinin paylara göre parçalara ayrılması mümkün olmadığına göre, davalıya ait pay üzerine "aile konutu şerhi" konulması, sadece bu pay sahibinin payı üzerindeki tasarrufunu davacı eşin rızasına bağlı kılar. Bu ise, amaca hizmet etmez ve Türk Medeni Kanununun 194. maddesinin "aile konutuna" sağladığı korumayı gerçekleştirmez. Diğer paydaşlar kendi payları üzerinde tasarrufta bulunduklarında veya onlardan birinin talebiyle ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verildiğinde, aile konutunun kaybedilmesi kaçınılmaz olur. Ne var ki, paylı mülkiyette, paydaşlar; aralarında oybirliğiyle anlaşarak yararlanma, kullanma ve yönetime ilişkin konularda 689. maddenin 1. ve 2 bentlerindeki hak ve yetkilere dokunmamak koşuluyla, kanun hükümlerinden farklı bir düzenleme yapabilirler. (TMK. md. 689/1) Paylı taşınmazlarda, yararlanma. kullanma ve yönetime ilişkin konularda paydaşların yaptıkları düzenleme ve aldıkları kararların, sonradan paydaş olan veya pay üzerinde ayni hak kazanan kimseleri bağlaması için, bu hususun taşınmazlarda tapu kütüğüne şerh edilmiş olması gerekir. (TMK. md.695/1-2) Şerh, sonradan paydaş olan veya pay üzerinde ayni bir hak kazanan kişileri bağlaması içindir. Paydaşların kendi aralarındaki hukuki ilişki bakımından şerh zorunlu değildir. Böyle bir durumda paydaşlar, paylı taşınmazın özgülendiği kullanım amacı ortadan kalkmadıkça veya taşınmazdan yararlanma ve kullanmayla ilgili hukuki işlem bozulmadıkça paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü altına girerler. (TMK. md. 698/1) O halde, açıklanan hukuki durumun varlığı halinde, başka bir ifade ile, taşınmazın davalı paydaş ve eşi tarafından aile konutu olarak kullanılmasının, paydaşların kendi aralarında yaptıkları bir anlaşmaya dayanması halinde, tamamına aile konutu şerhi konulmasına yasal bir engel yoktur. Öyleyse, kat mülkiyetine tabi bağımsız bölüm niteliğindeki paylı taşınmazın diğer paydaşlarına da husumet yöneltilerek; davalı paydaş ile eşinin konut olarak kullanımına terk edilmesinin, paydaşların aralarında yaptıkları bir anlaşmaya dayanıp dayanmadığının araştırılması, kullanımla ilgili aralarında açıklanan şekilde bir hukuki ilişki (kira veya ariyet) oluşmuş ise; pay ayrımı yapılmaksızın taşınmazın tamamı için tapu kütüğüne konutla ilgili şerhin konulmasına karar verilmesi, aksi halde, taşınmazdan yararlanma ve kullanmanın paylara göre parçalara ayrılmasına olanak bulunmadığından isteğin reddine karar verilmesi gerekirken, açıklanan yasal hükümler üzerinde durulmadan eksik hasım ve eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru bulunmamıştır. Hükmün, açıklanan sebeple bozulması gerektiği düşüncesiyle değerli çoğunluğun bozma gerekçesine iştirak etmiyorum.

Kazancı
Old 15-06-2011, 13:43   #30
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2010/7462
K. 2010/20692
T. 9.12.2010

• AİLE KONUTUNUN ÖZGÜLENMESİ İSTEMİ ( Kocanın Ölümü/Sağ Kalan Eşin - TMK. Md. 652'ye Dayalı Özgüleme İsteklerinde Görevli Mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi Olduğu )

• SAĞ KALAN EŞE AİLE KONUTUNUN ÖZGÜLENMESİ ( TMK. Md. 652'ye Dayalı Özgüleme İsteklerinde Görevli Mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi Olduğu - Özgülenmenin Paylaştırma Niteliği )

• GÖREVLİ MAHKEME ( Aile Konutunun Sağ Kalan Eşe Özgülenmesi - TMK. Md. 652'ye Dayalı Özgüleme İsteklerinde Görevli Mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi Olduğu )

4721/m. 652
1086/m. 8/II-2

ÖZET : Evlilik birliği, kocanın ölümüyle kendiliğinden sona erdiğine göre, konut üzerinde hak sahibi olan kocanın artık tasarrufta bulunma imkanı kalmamıştır. Türk Medeni Kanunu'nun 652. maddesinde yeralan, tereke malları arasında bulunan eşlerin birlikte yaşadığı konutun veya ev eşyasının sağ kalan eşe miras hakkına mahsuben özgülenmesi, paylaştırma niteliğinde olup, o mal üzerindeki mirasçıların "elbirliği" şeklindeki ortaklığının izalesi sonucunu hasıl eder. Türk Medeni Kanunu'nun 652. maddesine dayalı özgüleme isteklerinde görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

KARAR : 1- Evlilik birliği, kocanın 07.01.2007 tarihinde ölümüyle kendiliğinden sona erdiğine göre, konut üzerinde hak sahibi olan kocanın artık tasarrufta bulunma imkanı kalmamış; tapu kütüğüne Türk Medeni Kanunu'nun 194/3. maddesi gereğince konutla ilgili şerh konulmasının hukuki sebebi ortadan kalkmıştır. Mahkemece verilen ret kararı şerh isteği yönünden bu sebeple sonucu itibariyle doğrudur. Davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazları açıklanan sebeple yerinde görülmemiştir.

2- Davacı, taşınmazın tapu kütüğüne "aile konutu şerhi" konulması isteği yanında, bu konut üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet, bunun kabul edilmemesi halinde intifa veya oturma hakkı tanınmasını da talep etmiştir. Bu talep Türk Medeni Kanunu'nun 652. maddesine dayanmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 652. maddesinde yeralan, tereke malları arasında bulunan eşlerin birlikte yaşadığı konutun veya ev eşyasının sağ kalan eşe miras hakkına mahsuben özgülenmesi, paylaştırma niteliğinde olup, o mal üzerindeki mirasçıların "elbirliği" şeklindeki ortaklığının izalesi sonucunu hasıl eder. O nedenle Türk Medeni Kanunu'nun 652. maddesine dayanan isteklerde görevli mahkeme, paylaşma isteklerindeki görev kurallarına göre belirlenmelidir. Her mirasçı, terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa satış yoluyla paylaştırmasına karar verilmesini Sulh Mahkemesinden isteyebilir. ( TMK. m. 642 ) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ait davalarda Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. ( HUMK. m. 8/II-2 ) Açıklanan yasal hükümler karşısında Türk Medeni Kanununun 652. maddesine dayalı özgüleme isteklerinde görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, davanın her aşamasında, ileri sürülebileceği gibi, mahkeme de kendiliğinden görevli olup olmadığına karar verir. ( HUMK. m. 7/1 ) Gerçekleşen bu hukuki duruma göre, özgüleme isteği yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesi doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple ( BOZULMASINA ), aile konutu şerhi konulmasına ilişkin talebin reddi yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple doğru olmakla verilen ret kararının bu yönüyle ( ONANMASINA ), istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kazancı
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Aile Konutu Şerhi berrin leyla Meslektaşların Soruları 21 05-03-2015 16:18
Aile Konutu - Hükmün İşleyişi Av. Hulusi Metin Meslektaşların Soruları 12 30-03-2012 13:06
Aile Konutu Şerhi Avukat Kamer Akgül Meslektaşların Soruları 8 17-07-2009 13:38
Aile Konutu Şerhi Avukat Kamer Akgül Meslektaşların Soruları 9 20-02-2007 22:49
inançlı işlem/aile konutu/boşanma hidayet Meslektaşların Soruları 0 29-12-2006 11:48


THS Sunucusu bu sayfayı 0,09703588 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.