Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Kadastroya dayalı muris muvazaası

Yanıt
Konuyu Değerlendirin Konu İçinde Arama Konu Araçları  
Old 13-12-2025, 12:28   #1
avukatt.01

 
Varsayılan Kadastroya dayalı muris muvazaası

Herkese merhabalar, 2008 senesinde gerçekleştirilen kadastro çalışmaları sırasında normalde müvekkilin babasına ait olan tarlayı müvekkilin kardeşi ile müvekkilin diğer kardeşinden olma yeğeni %50-%50 olacak şekilde üzerlerine alıyorlar. Kadastro sırasında müvekkilin babasının ne şekilde beyanda bulunduğunu bilmiyoruz. 2012 senesi gibi de bu ikisi taşınmazda ev inşa ediyorlar ve eski evi de yıkıyorlar. şuan taşınmazda malik gözüken 2 kişiye ait 2 ayrı ev de bulunmakta. müvekkilin babası 2021 senesinde vefat etti. biz bu taşınmazda tapu iptal tescil açabilir miyiz? kadastro ile taşınmazın üzerine alınmasında muvazaa iddiaları dinlenmeyeceğine dair kararlar görüyorum ama kadastrodan sonra mirasbırakanın ölmesi halinde hak düşürücü süre olmadığı ve tapu iptal tescil taleplerinin kabul edildiği emsal kararlar da bulunmakta. bu durumda nasıl bir yol izleyebiliriz
Old 13-12-2025, 15:36   #2
Öğr. Gör. Dr. Yunus Konbul

 
Varsayılan

Merhabalar,

Muvekllinizin babasının kadastroda nasıl bir beyanda bulunduğunu ilgili parselin tesis kadastrosu tutanağından öğrenebilirsiniz.

Ancak kadastronun üzeriden 10 yıl geçtiği için maalesef elinizin oldukça zayıf olduğunu düşünüyorum (KK 12).

Ancak bahsettiğiniz hak düşürücü süre aranmayacağına dair emsal kararı buradan paylaşırsanız çok faydalı olur.

Saygılarımla
Old 14-12-2025, 11:06   #3
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

Öncelikle kadastro tespit tutanağının incelenmesi ile ,taşınmazın kadastrodan öncesinde tapulu olup olmadığının ve parselin davalı adına tespit ve tescil nedeninin bilinmesi gerekir.

Konu açılabilecek muris muvazaası ve tenkis davaları ile hak düşürücü süreler yönünden ele alındığında:

1.Kadastrodan önceki nedenlere dayalı olarak açılan muris muvazaası davaları Kadastro K. m.12/3 ‘deki 10 yılık hak düşürücü süreye bağlı olmakla beraber Yargıtay 1.HD.sinin oluşturduğu içtihata göre miras bırakanın kadastro tespitinden sonra ölmesi halinde,10 yıllık hak düşürücü süre muris muvazaası davalarında uygulanmamaktadır.(1)

2. Ancak , Yargıtay 1 HD sinin yerleşik diğer içtihatına göre de ; miras bırakanın kadastro tespit tutanağındaki Kadastro K. 13/B m.sine göre beyanına dayalı olarak tespit ve tescil yapılması halinde muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası açılması imkanı bulunmamaktadır. Miras bırakanın beyanı bağış sayılarak tenkis davası açılabilirse de olayda tenkis hak düşürücü süresinin geçtiği görülmektedir.(2)

3. Parselin kadastrodan önceki evveliyatı tapusuz olup zilyetliğe dayalı kadastro tepiti yapılmış ise zaten muris muvazaası hükümleri uygulanmayacaktır.

Sonuç olarak ; Hernekadar miras bırakanın kadastrodan sonra ölmesi halinde,muris muvazaasına dayalı davalarda Kadastro K.m. 12/3’deki hak düşürücü süre uygulanmaz ise de, miras bırakanın kadastro tespit tutanağındaki beyanına göre tespit ve tescilin yapılması halinde muris muvazaasına dayalı davanın açılamayacağ,ı tenkis davası açma hak düşürücü süresinin de geçmesi nedeniyle sorunun cevabı olumsuz olarak gözükmektedir.
---------------------
(1)“(...)Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalarda dava açma hakkının murisin ölümüyle ortaya çıktığı Kadastro Yasasında öngörülen hak düşürücü sürenin uygulanmasında murisin ölüm tarihinin büyük önem taşıdığı kaşkusuzdur.
Davacının hakkı mirasbırakanın ölümü ile doğmaktadır. Muris hayatta iken böyle bir iptal davası açmaya hakkı yoktur. 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesinin uygulanabilmesi için de iki koşulun bir arada bulunması zorunludur. Öncelikle davacıların tapulama öncesi dayanacakları bir haklarının doğmuş olması ve murisin tespit tarihinden önce ölmüş olmasıdır.
On yıllık hak düşürücü sürenin tesbitin kesinleşme tarihinden itibaren hesaplanacağı da tartışmasızdır.
Somut olayda, mirasbırakan taşınmazların geometrik ve hukuksal durumunu belirleyen tesbitten sonra öldüğüne göre 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin uygulanması olanağı yoktur."

(Yargıtay 1.HD: 27.05.2015 T. 2015/7552 E.2015/7772 K.)
Ayrıca BKN https://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=114809 deki Büşra Özcan'ın sorusu ile ilgili yazılarımız ve Yargıtay kararları


(2)"(...)Dava konusu taşınmazın davacıların kardeşi olan davalı adına tapu kayıtlarının oluşmasının dayanağının kök mirasbırakanın tapulama sırasında tapulamateknisyeni huzurunda verdiği ve imzası tahtında bu yerin davalı adına tespitine muvafakatini içeren tek taraflı beyanı olup taşınmazın davalıya devrini sağlayan bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından muris muvazaasına ilişkin 01.04.1974 tarihli, 1/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının eldeki davada uygulanamayacağı kuşkusuzdur."
(Yargıtay 1.HD.22.01.2024 T.2023/5376 E. 2024/535 K.)


Old 15-12-2025, 09:38   #4
avukatt.01

 
Varsayılan

çok teşekkür ediyorum. peki mirasbırakanın herhangi bir beyanının olmaması ihtimaline binaen muvazaa iddiası söz konusu olabilir mi?
Old 15-12-2025, 12:54   #5
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

Kadastro ile ilişkili muris muvazaası veya genel muvazaa hükümlerine dayanılabilmesi için öncelikli olarak ; taraflar arasında karşılıklı iradeyi ifade eden ve taşınmazın davalıya devrini sağlayan bir sözleşmenin varlığının kadastro tespit tutanağında tespit edilmiş olması gerekir.Ayrıca bu devir sözleşmesi ile miras bırakanın mirasçıları miras haklarından yoksun bırakma amacıyla hareket ettiği ispat edilmelidir. Nitekim ilk cevabımda bildirdiğim kararda Yargıtay " miras bırakanın tek taraflı beyanının sözleşme kavramına girmememsi nedeniyle olayda muris muvazaası hükümlerinin uygulanmayacağı " gerekçesine yer vermiştir.
Old 16-12-2025, 14:58   #6
Öğr. Gör. Dr. Yunus Konbul

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan avukatt.01
çok teşekkür ediyorum. peki mirasbırakanın herhangi bir beyanının olmaması ihtimaline binaen muvazaa iddiası söz konusu olabilir mi?

Konuyu biraz daha açacak olursak, tesis kadastrosu özü itibariyle, 20 yıllık olağanüstü kazandırıcı zaman aşımı süresinin tespit edilerek arazilerin ilgilileri adına tescil edilmesini sağlayan resmi bir uygulamadır.

Sizin durumunuzda da muris (müvekkilinizin babası) kadastro çalışmaları sırasında o taşınmazı örneğin 15 yıl kullanmış olsaydı, 20 yıllık süreyi tamamlamamış olacağından o taşınmazı kazanamayacaktı. Ancak senaryomuza göre 15 yıl kullandıktan sonra taşınmazı diğer oğluna (müvekkilin kardeşi) devretmiş olsun ve o da 5 yıl daha kullanarak 20 yıllık süreyi tamamlamış olsun. Bu şartlarda mirastan mal kaçırma amacından bahsetmek zor. Çünkü kardeş taşınmazın kazanılması için çaba sarf ederek bunu hak etmiştir. Böylece tenkis davası açma şartları da sağlanamamış olacak.

Ancak ikinci senaryoya göre muris 20 yıllık süreyi tamamlamış ve parselin adına tesciline hak kazanmış olsun, ancak kadastro tespiti sırasında bu parseli diğer oğluna bağışlamış olsun. Burada aslında bir bağış işlemi olduğu için tenkise konu olması beklenir. Duruma göre belki muvazaadan da bahsedilebilir.

Sizin sorunuza gelecek olursak, kadastro tutanağında herhangi bir beyanın olmaması imkanı yoktur. Çünkü "kadastro ekibi" her parsel için "kadastro tutanağı" hazırlamak suretiyle taşınmazı hak eden kişinin, bu taşınmazı nasıl ve hangi şartlarla hak ettiğini yazarak tutanağı imzalamak zorundadır.

Yani sizin durumunuzda tüm sorularınızın cevabının, davaya konu parselin kadastro tutanağında düğümlendiği görülüyor
Old 01-02-2026, 18:57   #7
Av. Ahmet F. Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Yücel Kocabaş
Öncelikle kadastro tespit tutanağının incelenmesi ile ,taşınmazın kadastrodan öncesinde tapulu olup olmadığının ve parselin davalı adına tespit ve tescil nedeninin bilinmesi gerekir.

Konu açılabilecek muris muvazaası ve tenkis davaları ile hak düşürücü süreler yönünden ele alındığında:

1.Kadastrodan önceki nedenlere dayalı olarak açılan muris muvazaası davaları Kadastro K. m.12/3 ‘deki 10 yılık hak düşürücü süreye bağlı olmakla beraber Yargıtay 1.HD.sinin oluşturduğu içtihata göre miras bırakanın kadastro tespitinden sonra ölmesi halinde,10 yıllık hak düşürücü süre muris muvazaası davalarında uygulanmamaktadır.(1)

2. Ancak , Yargıtay 1 HD sinin yerleşik diğer içtihatına göre de ; miras bırakanın kadastro tespit tutanağındaki Kadastro K. 13/B m.sine göre beyanına dayalı olarak tespit ve tescil yapılması halinde muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası açılması imkanı bulunmamaktadır. Miras bırakanın beyanı bağış sayılarak tenkis davası açılabilirse de olayda tenkis hak düşürücü süresinin geçtiği görülmektedir.(2)

3. Parselin kadastrodan önceki evveliyatı tapusuz olup zilyetliğe dayalı kadastro tepiti yapılmış ise zaten muris muvazaası hükümleri uygulanmayacaktır.

Sonuç olarak ; Hernekadar miras bırakanın kadastrodan sonra ölmesi halinde,muris muvazaasına dayalı davalarda Kadastro K.m. 12/3’deki hak düşürücü süre uygulanmaz ise de, miras bırakanın kadastro tespit tutanağındaki beyanına göre tespit ve tescilin yapılması halinde muris muvazaasına dayalı davanın açılamayacağ,ı tenkis davası açma hak düşürücü süresinin de geçmesi nedeniyle sorunun cevabı olumsuz olarak gözükmektedir.
---------------------
(1)“(...)Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalarda dava açma hakkının murisin ölümüyle ortaya çıktığı Kadastro Yasasında öngörülen hak düşürücü sürenin uygulanmasında murisin ölüm tarihinin büyük önem taşıdığı kaşkusuzdur.
Davacının hakkı mirasbırakanın ölümü ile doğmaktadır. Muris hayatta iken böyle bir iptal davası açmaya hakkı yoktur. 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesinin uygulanabilmesi için de iki koşulun bir arada bulunması zorunludur. Öncelikle davacıların tapulama öncesi dayanacakları bir haklarının doğmuş olması ve murisin tespit tarihinden önce ölmüş olmasıdır.
On yıllık hak düşürücü sürenin tesbitin kesinleşme tarihinden itibaren hesaplanacağı da tartışmasızdır.
Somut olayda, mirasbırakan taşınmazların geometrik ve hukuksal durumunu belirleyen tesbitten sonra öldüğüne göre 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin uygulanması olanağı yoktur."

(Yargıtay 1.HD: 27.05.2015 T. 2015/7552 E.2015/7772 K.)
Ayrıca BKN https://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=114809 deki Büşra Özcan'ın sorusu ile ilgili yazılarımız ve Yargıtay kararları


(2)"(...)Dava konusu taşınmazın davacıların kardeşi olan davalı adına tapu kayıtlarının oluşmasının dayanağının kök mirasbırakanın tapulama sırasında tapulamateknisyeni huzurunda verdiği ve imzası tahtında bu yerin davalı adına tespitine muvafakatini içeren tek taraflı beyanı olup taşınmazın davalıya devrini sağlayan bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından muris muvazaasına ilişkin 01.04.1974 tarihli, 1/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının eldeki davada uygulanamayacağı kuşkusuzdur."
(Yargıtay 1.HD.22.01.2024 T.2023/5376 E. 2024/535 K.)



Üstadım öncelikle detaylı cevabınız için kendi adıma da teşekkür ederim. Konuyu açan meslektaşımın olayına benzer bir konuda fikrinizi duymaktan memnun olurum.
Elimizdeki bir uyuşmazlıkta bahsettiğiniz Yargıtay 1. Hukuk Dairesi içtihadında önem arz eden "kadastro tespiti" tarihiyle ilgili bir ihtilaf var. Taşınmaza ait kadastro tutanaklarını incelediğimde tarihler şu şekilde:
1-İlk Tespit Tarihi (Edinme Sebebi başlıklı kısımda yazan tarih): 04.06.2007 (Edinme sebebi olarak davalı müvekkilin 20 yıldır davasız aralıksız zilyet olduğu belirtilmiş.)
2-Muris vefat tarihi: 22.10.2007
3-Kadastro tutanağındaki kontrol memuru ve bilirkişiler tarafından tutanak imza tarihi: 30.10.2007
4-Kadastro Müdürü ve üyesi tutanak imza tarihi: 20.11.2007
5-30 günlük ilan askı süresi: 28.12.2007 - 28.01.2008
6-Kadastro tutanağı kesinleşme tarihi: 29.01.2008

Bu durumda mirasçıların kadastro tespitine itiraz sürecinde (28.12.2007-28.01.2008 arası) terekeye malik olmaları sebebiyle 10 yıllık zamanaşımına tabi olduklarını, tapu iptal ve tescil davası açamayacaklarını düşünüyorum. Sizce doğru bir düşünce midir?
Old Dün, 16:25   #8
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Ahmet F. Ergin
Bu durumda mirasçıların kadastro tespitine itiraz sürecinde (28.12.2007-28.01.2008 arası) terekeye malik olmaları sebebiyle 10 yıllık zamanaşımına tabi olduklarını, tapu iptal ve tescil davası açamayacaklarını düşünüyorum. Sizce doğru bir düşünce midir?

Yargıtay kararlarına bakıldığında "murisin tespitten önce ölmesi " hali " kadastro tespit tutanağının düzenlenmesi tarihinden önce ölmesi" şeklinde kabul ediliyor.Somut olayda mirasbırakan kadastro tespit tutanağının düzenlendiği tarih 04.06.2007 olup ,mirasbırakan bu tarihten önce değil sonra 22.10.2007 tarihinde öldüğüne göre , mirasçılarının açtığı muris muvazaası davasında Kad.K.12/3'deki 10 yıllık hak düşürücü süre uygulanmayacaktır.

Bununla beraber ,sizin ifade ettiğiniz görüş mantıki değerlendirme açısından doğru olarak gözüküyor. Genel kurallar aksine de olsa her olayın kendine özgü özelliğinin de değerlendirlmesi gerekir.Somut olayda mirasçılar kadastro tespitine itiraz sürecinin tamamında (28.12.2007-28.01.2008 arası) terekeye malik olmaları sebebiyle itiraz hakları mevcutken bu haklarını kullanmamıştır.İddia kadastrodan önce oluşan hukuki haklar ile ilgilidir.Mirasçıların İtiraz ve dava süresi yönünden herhangi bir kaybı söz konusu değildir. Bu durumda ayrıca 10 yıllık hak düşürücü süreden bağışık tutulmaları için ortada haklı ve adaletli bir sebebin mevcut olmadığını düşünüyorum.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Görünürde 3.Şahıs Adına Kayıtlı Muris'e Ait Yerin Muris'in Oğlu Tarafından 3.Kişilere Muvazaalı Devri-Muris Muvazasına Dayalı Sebepsiz Zenginleşme denipre Meslektaşların Soruları 3 07-02-2018 11:16
muris muvazaası bohti przr Meslektaşların Soruları 4 16-10-2015 12:59
Muris muvazaası-semen olarak muris için yapılan harcamaların gösterilmesi-murisin mektupta satışı ikrarı-satış bedelinin çok düşük olması yeditepelişehir Meslektaşların Soruları 0 17-02-2014 15:55
muris muvazaası Hak ve Nisfet Meslektaşların Soruları 19 11-10-2012 23:28


THS Sunucusu bu sayfayı 0,09999204 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.