Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Taraflar arasındaki yapılan protokolün gecersizligi için gabini öne sürmek veya başka bir çözüm yolu

Yanıt
Konuyu Değerlendirin Konu İçinde Arama Konu Araçları  
Old Dün, 19:40   #1
ayseozer

 
Varsayılan Taraflar arasındaki yapılan protokolün gecersizligi için gabini öne sürmek veya başka bir çözüm yolu

Merhaba meslektaşlarım , bir konuda açılmış bir dava var ve çözüm bulamamaktayım .yardımcı olabilirseniz çok sevinirim. Müvekkil 16 yıl önce müteahhit şirket ile adi yazılı şekilde takas usulü daire satış sözleşmesi yapıyor. Bir ev ve üstüne araba veriyor ve karşılığında dubleks evi alma karşılığında anlaşıyorlar ve satışın olmaması durumunda ise müvekkile garanti için teminat senedi veriyorlar. Sonrasında bu anlaştığı müteahhit , evi vermiyor ve müvekkil teminat senedini icraya koyuyor teminat senedinin tahsili için yıllar boyu süren ( 16 yıl ) icra dosyasından sonra , verdiği ev ve araba parasını çok düsük bir rakam olarak alabiliyor 2024 tarihinde. Biz de aradan geçen zaman için munzam zarar hesabı yapıyoruz, munzam zarar için aldığımız bilirkişi raporunu icraya koyuyoruz. İtirazın iptali davasını tüketici mahkemesinde açıyoruz. Karşı taraf hiç haberimin olmadığı ve müvekkilin imzaladığı 02.03.2023 tarihli bir protokolü sunuyor duruşmada. Bu protokole göre müvekkile ikinci bir senet verirmiş ve karşılığında müvekkilin “ sözleşme konusu teslim edilmeyen evden kaynaklı munzam , müspet menfi zararları giderilmiştir” yazıyor. Ancak müvekkilin protokolde açık bir feragat beyanı yok munzam zarardan feragat ettiğine yönelik. Müvekil bu senedi de 2025 te tahsil etmiş. Müvekkil protokolü imzaladığını kabul etti ancak bize başta bilgi vermemişti. Şimdi gabin hükümlerine dayanarak ve tüketici kanunundaki haksız şart hükümlerine dayanarak protokolün gecersiz olduğunu iddia etmeyi düşünüyoruz. Gabin deki zor durumun bittiği yani müvekkilin son ödemeyi aldığı son tarih 2025 diyerek protokolün gecersiz olduğunu önsorun olarak mahkemeye bildirmeyi düşünüyoruz. Davayı tekrar lehimize bu şekilde çevirebilir miyiz, yada davayı kurtarmak için başka bir çıkış yolu öneriniz var mıdır? Yardımcı olabilirseniz çok sevinirim 🙏
Old Dün, 21:08   #2
Muhsin KOÇAK

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan ayseozer
Merhaba meslektaşlarım , bir konuda açılmış bir dava var ve çözüm bulamamaktayım .yardımcı olabilirseniz çok sevinirim. Müvekkil 16 yıl önce müteahhit şirket ile adi yazılı şekilde takas usulü daire satış sözleşmesi yapıyor. Bir ev ve üstüne araba veriyor ve karşılığında dubleks evi alma karşılığında anlaşıyorlar ve satışın olmaması durumunda ise müvekkile garanti için teminat senedi veriyorlar. Sonrasında bu anlaştığı müteahhit , evi vermiyor ve müvekkil teminat senedini icraya koyuyor teminat senedinin tahsili için yıllar boyu süren ( 16 yıl ) icra dosyasından sonra , verdiği ev ve araba parasını çok düsük bir rakam olarak alabiliyor 2024 tarihinde. Biz de aradan geçen zaman için munzam zarar hesabı yapıyoruz, munzam zarar için aldığımız bilirkişi raporunu icraya koyuyoruz. İtirazın iptali davasını tüketici mahkemesinde açıyoruz. Karşı taraf hiç haberimin olmadığı ve müvekkilin imzaladığı 02.03.2023 tarihli bir protokolü sunuyor duruşmada. Bu protokole göre müvekkile ikinci bir senet verirmiş ve karşılığında müvekkilin “ sözleşme konusu teslim edilmeyen evden kaynaklı munzam , müspet menfi zararları giderilmiştir” yazıyor. Ancak müvekkilin protokolde açık bir feragat beyanı yok munzam zarardan feragat ettiğine yönelik. Müvekil bu senedi de 2025 te tahsil etmiş. Müvekkil protokolü imzaladığını kabul etti ancak bize başta bilgi vermemişti. Şimdi gabin hükümlerine dayanarak ve tüketici kanunundaki haksız şart hükümlerine dayanarak protokolün gecersiz olduğunu iddia etmeyi düşünüyoruz. Gabin deki zor durumun bittiği yani müvekkilin son ödemeyi aldığı son tarih 2025 diyerek protokolün gecersiz olduğunu önsorun olarak mahkemeye bildirmeyi düşünüyoruz. Davayı tekrar lehimize bu şekilde çevirebilir miyiz, yada davayı kurtarmak için başka bir çıkış yolu öneriniz var mıdır? Yardımcı olabilirseniz çok sevinirim 🙏



Müvekkilinizin müteahhit şirket ile imzaladığı 02.03.2023 tarihli protokolün geçersizliğini ileri sürerek munzam zarar davasını lehinize çevirme ve davayı kurtarma imkanınız bulunmaktadır. Bu strateji, Türk Borçlar Kanunu (TBK) kapsamında gabin (aşırı yararlanma) hükümleri, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) kapsamında haksız şart iddiası, munzam zarar talebinin niteliği ve feragat beyanının kapsamı ile usuli olarak ön sorun mekanizmasının kullanılması üzerine kurulabilir.

1. Gabin (Aşırı Yararlanma) Argümanı ve Hak Düşürücü Süre
Müvekkilinizin 16 yıl süren icra takibi sonucunda, başlangıçta verdiği ev ve arabanın çok düşük bir bedelini ancak 2024 yılında tahsil edebilmesi, müteahhit şirketle 02.03.2023 tarihli protokolü imzaladığı dönemde zor durumda (müzayaka halinde) bulunduğuna güçlü bir karine teşkil etmektedir. TBK Madde 28 () uyarınca gabin (aşırı yararlanma) iddiasının ileri sürülebilmesi için iki temel unsurun bir arada bulunması gerekir:

Objektif Unsur: Karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık bulunması. Müvekkilinizin 16 yıl önceki ev ve araba karşılığında almayı beklediği dubleks evin değeri ile 2024'te aldığı düşük bedel ve 2023 protokolüyle verilen ikinci senedin değeri arasında fahiş bir oransızlık olduğu açıktır. Protokolde "munzam, müspet menfi zararlar giderilmiştir" denilerek, gerçek zararın çok altında bir bedelle tüm haklardan feragat ettirilmesi bu oransızlığı pekiştirmektedir.
Sübjektif Unsur: Bu oransızlığın, zarar görenin zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirilmiş olması. Müvekkilinizin 16 yıl süren bir icra sürecinin ardından, alacağını tahsil etmekte yaşadığı çaresizlik ve müteahhidin bu durumdan yararlanma kastı (sömürme kastı) gabinin sübjektif unsurunu oluşturur. Yargıtay, müzayaka halinin varlığını kanıtlamak için somut delillerin ve ayrıntılı incelemenin gerekliliğini vurgulamaktadır (Yargıtay 17. HD, E. 2016/14196, K. 2018/1061, T. 19.02.2018 ()). Bu durumda, müvekkilinizin uzun yıllar süren tahsilat mücadelesi ve nihayetinde düşük bir bedelle yetinmek zorunda kalması, onun içinde bulunduğu zor durumun somut bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir.
Hak Düşürücü Süre: Gabin iddiasında, zarar görenin bu hakkını, zor durumda kalmada bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanması gerekir (TBK m. 28/2 ()). Müvekkilinizin protokolü 02.03.2023 tarihinde imzaladığı, ancak ikinci senedi 2025'te tahsil ettiği belirtilmiştir. Yargıtay içtihatlarında, "zor durumun ortadan kalktığı an" kavramı, baskının tamamen sona erdiği veya edimlerin tamamen ifa edildiği an olarak yorumlanabilmektedir (Yargıtay 17. HD, E. 2016/18503, K. 2018/1060, T. 19.02.2018 ()). Bu bağlamda, müvekkilinizin tüm alacaklarını tam olarak tahsil etmesi ve dolayısıyla mali sıkıntılarının sona ermesi 2025 yılında gerçekleştiği için, gabin nedeniyle iptal hakkını kullanma süresinin bu tarihten itibaren başlayacağı savunulabilir. Bu durum, 2023 tarihli protokolün gabin nedeniyle geçersizliği iddiasının bir yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürüldüğü anlamına gelecektir.

2. Tüketici Hukuku ve Haksız Şart İddiası
Müvekkiliniz ile müteahhit şirket arasındaki ilişki, konut satış vaadi ve buna bağlı zararlar nedeniyle tüketici işlemi niteliğindedir. Bu nedenle, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) hükümleri uygulanacaktır. TKHK Madde 5 () uyarınca, tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dahil edilen ve tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine bir dengesizliğe neden olan sözleşme şartları haksız şart olarak kabul edilir ve kesin olarak hükümsüzdür.

Protokolde yer alan "sözleşme konusu teslim edilmeyen evden kaynaklı munzam, müspet menfi zararları giderilmiştir" şeklindeki genel ibare, müvekkilinizin yasal haklarından, özellikle de munzam zarardan feragat ettiği anlamına gelmektedir. Bu tür bir feragat hükmünün, müvekkilinizle bireysel olarak müzakere edilmeden, standart bir metin olarak sunulduğu ve onun aleyhine açık bir dengesizlik yarattığı iddia edilebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tüketici kredisi sözleşmelerinde dahi, tüketicinin haklarını iyi niyet kurallarına aykırı olarak zedeleyen ve aleyhine dengesizlik yaratan hükümlerin haksız şart teşkil ettiğini kabul etmiştir (Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1980, K. 2021/829, T. 24.06.2021 ()). Bu karar ışığında, müvekkilinizin yıllarca süren mağduriyetinin ardından, tüm zararlarından feragat etmesini öngören bu protokol hükmünün, tüketici aleyhine haksız şart niteliğinde olduğu ve dolayısıyla geçersiz sayılması gerektiği savunulabilir.

3. Munzam Zarar ve Feragat Beyanının Kapsamı
Munzam zarar (aşan zarar), TBK Madde 122 () uyarınca, borçlunun temerrüdü nedeniyle alacaklının temerrüt faizini aşan zararını ifade eder. Müvekkilinizin 16 yıl süren icra takibi sürecinde, anapara alacağının tahsilinde yaşanan gecikme nedeniyle enflasyon ve diğer ekonomik koşullar karşısında uğradığı değer kaybı munzam zarar olarak talep edilmektedir.

Protokolde yer alan "munzam, müspet menfi zararları giderilmiştir" şeklindeki genel ibarenin, munzam zarardan açıkça feragat anlamına gelmediği ileri sürülebilir. Yargıtay, feragat beyanlarının açık, kayıtsız ve şartsız olması gerektiğini vurgulamaktadır (Yargıtay 2. HD, E. 2022/7207, K. 2023/2859, T. 01.06.2023 ()). Munzam zarar gibi spesifik bir alacak kaleminden feragat edildiğinin kabulü için, protokolde bu hususun açıkça belirtilmesi ve müvekkilinizin bu hakkından feragat ettiğine dair net bir irade beyanının bulunması gerekmektedir. Genel bir ibra veya feragat beyanının, tüm fer'i alacakları kapsadığı varsayılsa bile, munzam zarar asıl alacağın bir fer'isi olmayıp, temerrüt faizini aşan ayrı bir zarar kalemidir.

Ayrıca, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay'ın güncel içtihatları, yüksek enflasyon dönemlerinde munzam zararın ispatı konusunda alacaklı lehine bir kolaylık sağlamıştır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, yüksek enflasyonist dönemlerde para borcunun zamanında ödenmemesi halinde alacaklının zarara uğrayacağının karine olarak kabul edilmesi gerektiğini ve munzam zararın hesaplanmasında TEFE-TÜFE, döviz kurları, mevduat faizleri, altın fiyatları gibi ekonomik verilerin dikkate alınarak bir "sepet hesabı" yapılması gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 6. HD, E. 2023/1766, K. 2024/4097, T. 14.11.2024 (); Yargıtay 6. HD, E. 2025/860, K. 2025/3496, T. 21.10.2025 ()). Bu durum, müvekkilinizin asıl alacağı tahsil ederken munzam zarar hakkını saklı tutmamış olsa bile, bu hakkını talep etmesinin önünde bir engel teşkil etmemektedir.

4. Usulü Strateji (Ön Sorun)
Karşı tarafın sunduğu protokolün geçersizliği iddiası, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) Madde 163 uyarınca derdest davada bir ön sorun (hadise) olarak ileri sürülebilir. Bu, protokolün iptali için ayrı bir dava açmaya gerek kalmadan, mevcut itirazın iptali davası içinde mahkemenin bu hususu inceleyerek bir karar vermesi anlamına gelir. Yargıtay, dava sırasında sunulan bir belgenin (örneğin ibraname veya sulh sözleşmesi) geçerliliğinin, davanın esası açısından kritik olması halinde, bu hususun ön sorun olarak incelenmesi gerektiğini kabul etmektedir (Yargıtay 1. HD, E. 2021/5069, K. 2022/6958, T. 24.10.2022 (); Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1238, K. 2018/1277, T. 27.06.2018 ()). Bu nedenle, müvekkilinizin protokolü imzaladığını kabul etmesi ancak gabin ve haksız şart iddialarını ileri sürmesi durumunda, Tüketici Mahkemesi bu protokolün geçerliliğini ön sorun olarak değerlendirmelidir.

5. Alternatif Yollar (Hata, Hile, Dürüstlük Kuralına Aykırılık)
Gabin ve haksız şart iddialarının yanı sıra, protokolün geçersizliğini desteklemek için irade sakatlığı (hata veya hile) ve dürüstlük kuralına aykırılık argümanları da kullanılabilir:

Hata (Yanılma - TBK Madde 30): Müvekkilinizin protokolü imzalarken, "munzam, müspet menfi zararları giderilmiştir" ibaresinin hukuki sonuçları veya gerçek zararının kapsamı hakkında esaslı bir yanılgıya düşürüldüğü iddia edilebilir. Özellikle müvekkilin hukuki bilgi eksikliği veya içinde bulunduğu zor durum nedeniyle bu ibarenin tüm haklarından feragat anlamına geldiğini tam olarak anlayamadığı savunulabilir. Yargıtay, esaslı hatanın varlığı için, hataya düşülmese idi sözleşmenin hiç veya açıklanan biçimde yapılmayacağının ispatlanması gerektiğini belirtir (Yargıtay 1. HD, E. 2022/2078, K. 2022/2972, T. 11.04.2022 ()).
Hile (Aldatma - TBK Madde 36): Müteahhit şirketin, müvekkilinizin 16 yıllık mağduriyetinden ve alacak tahsilindeki çaresizliğinden bilerek yararlanarak, gerçek zararının çok altında bir bedelle bu protokolü imzalatmaya yöneltmesi, hile (aldatma) olarak nitelendirilebilir. Müteahhidin, müvekkilin tüm haklarından feragat ettiğini düşündürerek onu yanıltma kastı taşıdığı iddia edilebilir. Yargıtay, hilenin varlığı için aldatma fiili, aldatma kastı ve illiyet bağının bulunması gerektiğini vurgular (Yargıtay 2. HD, E. 2023/1061, K. 2023/2206, T. 04.05.2023 ()).
Dürüstlük Kuralına Aykırılık (TMK Madde 2): Müteahhit şirketin, müvekkilinizin içinde bulunduğu zor durumdan faydalanarak, ona cüzi bir bedelle tüm haklarından feragat ettiren bir protokolü imzalatmaya çalışması, Türk Medeni Kanunu Madde 2'de düzenlenen dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılması yasağına açıkça aykırılık teşkil eder. Yargıtay, dürüstlük kuralının emredici nitelikte olduğunu ve tarafların bu kuralın uygulanmayacağını kararlaştırmalarının mümkün olmadığını belirtir (İstanbul BAM 17. HD, E. 2019/2615, K. 2023/55, T. 19.01.2023 (); Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/41, K. 2025/523, T. 17.09.2025 ()). Müvekkilinizin uzun süreli mağduriyeti ve müteahhidin bu durumu istismar etme çabası, dürüstlük kuralına aykırı bir davranış olarak mahkemece değerlendirilmelidir.
Sonuç
Müvekkilinizin munzam zarar davasını kurtarmak için, 02.03.2023 tarihli protokolün geçersizliğini yukarıda belirtilen hukuki argümanlarla (gabin, haksız şart, hata, hile ve dürüstlük kuralına aykırılık) mevcut itirazın iptali davası kapsamında bir ön sorun olarak ileri sürmeniz mümkündür. Özellikle gabin için hak düşürücü sürenin 2025'teki son tahsilatla başlayacağı ve haksız şart hükümlerinin tüketici lehine yorumlanacağı argümanları, davanızı lehinize çevirme potansiyeli taşımaktadır. Protokoldeki genel feragat ibaresinin munzam zararı kapsamadığına dair Yargıtay içtihatları ve munzam zararın ispatındaki kolaylıklar da davanız için önemli destekleyici unsurlardır. Mahkemeden, bu protokolün geçerliliğinin öncelikle incelenmesini talep etmeli ve müvekkilinizin içinde bulunduğu zor durumu ve karşı tarafın istismar kastını tüm delillerle ortaya koymalısınız
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
yargıtay yolu kapalı kararlarda çözüm yolu Av. Kader DEMİR Meslektaşların Soruları 6 10-03-2015 11:18
Yapılan protokolün taraflar sayısı kadar yapılmış olması esas mıdır? hasan atila büyükmurat Meslektaşların Soruları 1 30-04-2014 09:34
Çalışan emeklinin kıdem tazminatı için çözüm yolu Mehmet Mustafa ÖZÜNVER Meslektaşların Soruları 7 28-10-2013 12:07


THS Sunucusu bu sayfayı 0,08031297 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.