Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Anayasa Mahkemesi 2013/36 E., 2013/53 K. İçtihat

Üyemizin Özeti
Başvuran Mahkeme, silahla basit yaralama suçunda verilen ceza ile silahla tehdit suçuna verilen cezayı karşılaştırarak, bu hususun suç ve ceza dengesini bozduğunu ileri sürmüş ise de, silahla tehdit suçunun işlenmesi hâlinde verilecek cezayı belirlemek kanun koyucunun takdirinde olup, ceza miktarının kanunda belirtilen yaralama suçu ile karşılaştırılarak yapılan değerlendirme anayasal denetime esas alınamaz. Açıklanan nedenlerle, Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan “…iki yıldan beş yıla kadar…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına karar verildi.
(Karar Tarihi : 10.4.2013)
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı: 2013/36
Karar Sayısı: 2013/53
Karar Günü: 10.4.2013
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : İ____ 20. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun;
1- 86. maddesine, 31.3.2005 günlü, 5328 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 4. maddesiyle eklenen (2) numaralı fıkrada yer alan "…dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para…" ibaresinin,
2- 106. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan "…iki yıldan beş yıla kadar…" ibaresinin (a) bendi yönünden,
Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Sanık hakkında silahla tehdit suçundan açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralların Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
"Sanık ... hakkında silahla tehdit suçundan yürütülen yargılamada verilen ara kararı uyarınca sanığın suçu sabit olduğu taktirde uygulanması gereken TCK'nun 106/2-a maddesi aynı Yasanın 86/2, 3-e maddesi ile karşılaştırıldığında Anayasaya aykırı olduğu düşüncesi ile Yüksek Mahkemenizde itiraz yoluna gidilmesine karar verilmiştir.
B____ Cumhuriyet Başsavcılığının 01/09/2006 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında çıkan tartışmada müştekiyi silah çekerek "Sen ölümünü istiyorsun" şeklindeki sözle tehdit suçunu işlediği gerekçesi ile TCK 106/2-a, 54/4 maddeleri uyarınca cezalandırılması için mahkememizde kamu davası açılmıştır.
Sanığın silahla tehdit suçu sabit olduğu taktirde uygulanması gereken TCK 106/2-a maddesi uyarınca 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası tayin edilmesi gerekmektedir. Sanık müştekiyi silahla basit bir tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde yaralamış olsa idi TCK 86/2,3-e maddesi uyarınca 6 aydan 1 yıl 6 aya kadar hapis veya adli para cezası tayin edilmesi gerekmektedir. Özetlemek gerekirse elinde silahla birini yaralayan kişiye az ceza, yaralayacağım diyen kişiye çok ceza tayini gerekmektedir. Bu cezalar suç ve ceza dengesini bozduğu, tehdit suçu aleyhine adaletsiz olduğu kanaatine varılmıştır. Çünkü: Olacak olan (TCK 106/2-a) olmuş olan (TCK 86/2, 3-e) den daha vahimdir demek sanığın yoğun kast ile işleyip amacına ulaştığında az ceza, işlemeyi düşündüğü suçtan belki de işlemeyeceği (kastı sadece korkutmak olabilir) halde çok ceza tayin edilmesi adalet ve eşitlik kavramına aykırı düşmektedir. Normal olanı bunun tersi olandır yani "yapacağım" diyene az, "yapana" çok ceza verilmelidir. (Zaten silah 6136 Sayılı Yasa'ya aykırı ise ayrıca cezalandırılacağı unutulmamalıdır.)
Her ne kadar tehdit suçunun konusu öldürmek, öldürmeye teşebbüs etmek ya da nitelikli şekilde yaralamak olduğu taktirde cezanın basit yaralamaya göre ağır olması kabul edilebilir ise de, sanık hafif derecede yaralamak ya da sadece korkutmak kastı ile tehdit suçunu işlediği taktirde bunun telafisi mümkün görülmemektedir.
Diğer yandan silahı çekip "vuracağım-kulağını keseceğim-öldüreceğim" diyen biri ciddi ise zaten dediğini yapar. Yapmayan ciddi değildir, amacı korkutmaktır. Dediğini yapana 86/2 madde ile ceza olarak adli para cezası yeterli görülürken tehdit edene 2-5 yıl hapis cezası hukuken kabul edilemez. 765 sayılı TCK zamanındaki "Gözlüğü yağmalayana gözü çıkarandan fazla ceza veriliyor" feryadı şimdiki 5237 Sayılı TCK zamanında "Yapacak olana yapandan çok ceza veriliyor" feryadına dönüşmüştür.
Yaralamaya teşebbüs halinde 35. madde ile ceza indirimi olduğu halde tehdit suçu istisna dışında teşebbüse elverişli olmadığından ceza indirimi de yapılamamaktadır.
Ülkemizde en çok işlenen suçlar TCK 86/1 ve 2 maddelerdeki kasten yaralama suçlarıdır. Bu konuda sadece görev yaptığım mahkemede yüzlerce örnek bulunmaktadır. Ülkemizde bu kadar çok olmasının sebebi cezalarının caydırıcılıktan uzak olmasıdır. En tipik ve güncel olan örneği görsel ve yazılı basında her gün gördüğümüz gibi aile içi şiddetir. Önce basit yaralama, sonra nitelikli yaralama ve sonunda da öldürme ile sonuçlanmaktadır. Çünkü yaralama suçundan az ceza ile kurtulan sanık suça teşvik edilmiş gibi daha ağır suçlara yönelmektedir. Bu nedenle toplumumuz şiddete başvuran bir hale gelmiştir.
Tersine olan bu adaletsizliğin giderilmesi gerekir. Bunu sağlayacak olan mahkemenizin vereceği karardır. Çağdaş demokratik ülkelerin ceza yasalarına baktığımızda bunu önleyen radikal hükümler taşıdığını görürüz.
Her iki suçun da konusu olan kavramlardan yaralama suçu 17. maddede "Kişinin dokunulmazlığı maddi ve manevi varlığı" başlığı ile, tehdit suçu 19. maddede "Kişi hürriyeti ve güvenliği" başlığı ile Anayasamızda koruma altına alınmış TCK'nun da yaralama suçu "vücut dokunulmazlığına karşı suçlar" madde 86, 87 ile, tehdit suçu "hürriyete karşı suçlar" başlığı altında madde 106 ile düzenlenmiştir.
KARAR : Bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde yaralama ve tehdit suçları, muhatabı kişi olması nedeniyle Anayasamızda güvence altına alındığı ve TCK'nun da suç olarak düzenlendiği göz önüne alındığında elinde silah ile kişiyi (basit bir tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde) yaraladığında az ceza; elinde silahla kişiyi "Seni bıçaklayacağım - kulağını keseceğim – vuracağım" diyerek korkuttuğunda çok ceza tayin edilmesi suç ve ceza dengesini bozduğu adalet ve eşitlik kavramlarına aykırı olduğu gerekçesi ile TCK 106/2-a maddesi uygulandığı taktirde sanığa fazla ceza tayin edileceği dikkate alınarak 5237 Sayılı TCK 106/2-a maddesinde geçen "... 2 yıldan 5 yıla kadar ..." ibaresi ile buna bağlı olarak 5237 Sayılı TCK'nun 86/2 maddesindeki "... 4 aydan 1 yıla kadar hapis veya adli para..." ibaresinin Anayasamızın 152. maddesi uyarınca iptali için dosyanın onaylı sureti gönderilmiş olmakla yürütülen yargılama sonunda verilecek olan kararın mahkememize gönderilmesi bilgilerinize sunulur."
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun itiraz konusu ibareleri de içeren 86. ve 106. maddeleri şöyledir:
"Madde 86- (1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
(3) Kasten yaralama suçunun;
a) Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı,
b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
e) Silahla,
İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Madde 106- (1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
(2) Tehdidin;
a) Silahla,
b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN'ın katılımlarıyla 10.4.2013 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.
Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddesine göre, mahkemeler, bakmakta oldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da kanun hükmünde kararname kurallarını Anayasa'ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırlarsa, o hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kuralların da o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa kuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 5237 sayılı Kanun'un 86. maddesine 5328 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle eklenen (2) numaralı fıkrada yer alan "…dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para…" ibaresinin de iptalini istemiştir.
Bakılmakta olan dava, sanığın silahla tehdit suçunu işlediğinden dolayı 5237 sayılı Kanun'un 106. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca cezalandırılmasına ilişkindir. Sanığın yaralama suçunu işlediğine dair bir iddia yer almadığı gibi bu konuda hakkında açılmış bir dava da bulunmamaktadır. Dolayısıyla, 5237 sayılı Kanun'un 86. maddesine 5328 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle eklenen (2) numaralı fıkrada yer alan "…dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para…" ibaresi davada uygulanacak kural değildir.
Bu nedenlerle;
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun;
A- 86. maddesine, 31.3.2005 günlü, 5328 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 4. maddesiyle eklenen (2) numaralı fıkrada yer alan "…dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para…" ibaresinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme'nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu ibareye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B- 106. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan "…iki yıldan beş yıla kadar…" ibaresinin (a) bendi yönünden esasının incelenmesine,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ayşegül ATALAY tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, silahla bir kişinin basit tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde yaralanmasında az ceza, silahla tehdit suçu sonucunda ise çok ceza tayin edilmesinin suç ve ceza dengesini adalet ve eşitlik yönünden bozduğu belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un 106. maddesinin (1) numaralı fıkrasında; bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişinin altı aydan iki yıla kadar hapis, malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit eden kişinin ise mağdurun şikâyeti üzerine altı aya kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılacağı öngörülmüştür. İtiraz konusu kuralın da bulunduğu anılan maddenin (2) numaralı fıkrasında ise tehdit suçunun nitelikli halleri sayılarak tehdidin; silahla, kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle, birden fazla kişi tarafından birlikte, var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi hâlinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunacağı belirtilmiştir. Böylece anılan maddenin (1) numaralı fıkrasında suçun temel şekli bakımından ikili bir ayrım yapılarak yaşam, vücut ve cinsel dokunulmazlığa yönelik tehditlerle, malvarlığı ve diğer değerlere yönelik tehditler, yaptırım ve muhakeme şartları bakımından farklı olarak ele alınmış olmasına karşın suçun nitelikli hâllerinin sayıldığı (2) numaralı fıkrasında böyle bir ayrım yapılmamıştır.
Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerine ilişkin kurallar, ceza hukukunun temel ilkeleri ile Anayasa'nın konuya ilişkin kurallarına aykırı olmamak kaydıyla, ülkenin sosyal, kültürel yapısı, ahlaki değerleri ve ekonomik hayatın gereksinimleri göz önüne alınarak saptanacak ceza politikasına göre belirlenir. Kanun koyucu, cezalandırma yetkisini kullanırken toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ile karşılanacağı, nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabul edilebileceği konularında takdir yetkisine sahip olmakla birlikte, bu yetkisini kullanırken suç ve ceza arasındaki adil dengenin korunmasını da dikkate almak zorundadır. Ancak, suçun sadece failin eylemlerini esas alarak ve bu eylemler için öngörülen ceza miktarlarını kıyaslayarak suç ve ceza arasında adil denge bulunup bulunmadığı konusunda bir karar vermek sorunu tek yönlü ya da eksik olarak ele almak anlamına gelir. Suç ve ceza arasında adalete uygun bir oranın bulunup bulunmadığının saptanmasında herhangi bir suç için konulmuş ceza ile yapılacak bir kıyaslamanın değil, ceza siyaseti yanında o suçun toplumda yarattığı etkinin de dikkate alınması gerekir. Cezanın belirlenmesinde suçtan zarar görenin kişiliği ve ona verilen zararın azlığı veya çokluğu da etkilidir. Kanun koyucu, değişik eylemler için değişik cezalar yanında, daha hafif bir eylem için daha ağır bir cezayı da uygun görebilir.
Kanun'un 106. maddesinin gerekçesinde, tehdit suçunda kişilerin huzur ve sükûnu ile karar verme ve hareket etme hürriyeti korunarak kişilerde güvensizlik duygusunun oluşmasının engellendiği, suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâllerinde tehdidin kapsadığı korkutma gücünün ağırlığı ve yoğunluğu nedeniyle mağdurda ciddi kaygılara neden olduğu ve suçun silahla işlenmesi hâlinde meydana gelen korkunun çok daha yoğun ve kolay gerçekleşebileceği belirtilmiştir. Buna göre kanun koyucunun, takdir yetkisine dayanarak ve kuralla korunmak istenen hukuki yararı, suçun niteliğini, ortaya çıkan neticeyi de dikkate alarak düzenlediği itiraz konusu kuralda hukuk devleti ilkesine aykırılık bulunmamaktadır
Öte yandan başvuran Mahkeme, silahla basit yaralama suçunda verilen ceza ile silahla tehdit suçuna verilen cezayı karşılaştırarak, bu hususun suç ve ceza dengesini bozduğunu ileri sürmüş ise de, itiraz konusu kural uyarınca silahla tehdit suçunun işlenmesi hâlinde verilecek cezayı belirlemek kanun koyucunun takdirinde olup, ceza miktarının Kanun'da belirtilen yaralama suçu ile karşılaştırılarak yapılan değerlendirme anayasal denetime esas alınamaz.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
İtiraz konusu kuralın, Anayasa'nın 10. maddesi ile bir ilgisi görülmemiştir.
VI- SONUÇ
26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan "…iki yıldan beş yıla kadar…" ibaresinin (a) bendi yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 10.4.2013 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Başkanvekili
Alparslan ALTAN



Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ



Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM



Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI



Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN


(Resmi Gazete 25.05.2013 Sayı:28657)
İlgili Mevzuat Hükmü : Türk Ceza Kanunu MADDE 106 :(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

(2) Tehdidin;

a) Silahla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir.



 
Şerhi Ekleyen Üyemiz:
Av.Cengiz ALADAĞ
Hukukçu
Avukat
Şerh Son Güncelleme: 30-05-2013

THS Sunucusu bu sayfayı 0,03268909 saniyede 8 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.