Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Avukat İçin Çıkartılan Vekalet Mutlaka Noterde Veya Konsoloslukta Mı Yapılmalıdır?

Yanıt
Old 10-11-2006, 15:42   #1
erdal7

 
Varsayılan Avukat İçin Çıkartılan Vekalet Mutlaka Noterde Veya Konsoloslukta Mı Yapılmalıdır?

Sayın Meslektaşlarım

ilginç bulacağınızı düşündüğüm bir soru var. Gözlerimle de gördüm ,

Vatandaş kendi avukatına vekalet yazmış . Fakat bu vekalet noterden çıkartılan bildiğimiz Genel vekalet değil. Oturmuşlar ....... yetkileri yazmışlar ..... falan avukatı vekil tain ettim demişler.....
Bu şekilde noterde yapılmayan vekalet ile Avukat bey icra takibine başlamış ve hatta parayı da tahsil etmiş. Tabi bende merak duygusu sardı .Bu hususu araştırmalıyım diye .

Araştırdım. Fakat konunun ilginçliği doğrultusunda bir kez de tartışmaya açmak istiyorum.

Saygılarımı sunarım. Av. Erdal
Old 10-11-2006, 16:42   #2
Av. Can DOĞANEL

 
Varsayılan

Alıntı:

HUMK
Madde 65 - Katibiadil, nahiye meclisi veya ihtiyar heyeti veyahut sulh hakimi tarafından imzası musaddak bir vekaletname ile vekaletini vekil ispat etmeğe ve vekaletnamenin aslını veyahut musaddak suretini dava dosyasına konulmak üzere vermeğe mecburdur. Şu kadar ki nahiye meclisi, ihtiyar heyeti veya sulh hakimi tarafından tasdik edilecek vekaletname ancak sulh hakimleri huzurunda görülecek davalar hakkında muteberdir. Devairi resmiye vekillerine mensup oldukları daire amiri tarafından usulüne muvafık surette verilen vekaletnameler, muteber olup ayrıca tasdika tabi değildir.
Her ne kadar İcra İflas Kanunundaki pek çok hükümde HUMK'a atıf bulunmakta ise de vekalet yönünden böyle bir atıfa rastlayamadım. Ancak yine de bence ilginç değil, çünkü her iki kanunun birbirini tamamlar nitelikte olduğu ve böyle uygulanageldiği çok açık. Ayrı bir hükme gerek olduğunu düşünmüyorum. Yapılan usulsüzdür. Belki söz konusu atıfı ben bulamadım. Bir daha bakacağım..
Old 10-11-2006, 16:43   #3
üye11708

 
Varsayılan

Türk hukukunda vekalet akdini şekle bağlı tutan bir hüküm yoktur. Sözlü de vekalet verilebilir. Hatta Yargıtay, davacı asil ile avukat beraber gelse, asil hakime bu avukat benim vekilimdir dese, hakim de bunu tutanağa geçirse bu olay avukatın davayı takip edebilmesi için yeterlidir demiştir. Dolayısıyla vekaletnamenin noterden verilmesi gerekli değildir fakat devlet daireleri mühürü çok sevdikleri için mühürsüz bir vekaletnameyle yahut ben falancanın vekiliyim diye ortaya çıktığınızda kimse inanmayacaktır. Yani, vekaletnamenin noterden veya konsolosluktan verilmiş olması geçerlilik değil, bir ispat şartıdır.
Old 10-11-2006, 17:27   #4
Av.Nebi

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Erhan BULUT
Türk hukukunda vekalet akdini şekle bağlı tutan bir hüküm yoktur. Sözlü de vekalet verilebilir. Hatta Yargıtay, davacı asil ile avukat beraber gelse, asil hakime bu avukat benim vekilimdir dese, hakim de bunu tutanağa geçirse bu olay avukatın davayı takip edebilmesi için yeterlidir demiştir. Dolayısıyla vekaletnamenin noterden verilmesi gerekli değildir fakat devlet daireleri mühürü çok sevdikleri için mühürsüz bir vekaletnameyle yahut ben falancanın vekiliyim diye ortaya çıktığınızda kimse inanmayacaktır. Yani, vekaletnamenin noterden veya konsolosluktan verilmiş olması geçerlilik değil, bir ispat şartıdır.

İspat külfeti dışında devlete ve noterlere kazanç diyebilirmiyiz o zaman ?

Biliyosunuz yurt dışından vekalet alma olayları biraz zor bi prosedür. O zaman yurt dşındaki müvekil elle yazıp imzaladığı yetkisini bana gönderse kullanamaz mıyım acaba mahkemede ?
Old 10-11-2006, 18:13   #5
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
13. HUKUK DAİRESİ
E. 1993/5631
K. 1993/7554
T. 12.10.1993
• YABANCI ÜLKEDE DÜZENLENEN SENETLERİN ONAYLANMASI ( Konsolosluk Tarafından )
• VEKALETNAME ( Yurt Dışında Düzenlenen )
• YABANCI RESMİ BELGELERİN TASDİKİ MECBURİYETİ
• YABANCI ÜLKEDE DÜZENLENEN SENEDİN İSBAT KUVVETİ
• YABANCI RESMİ BELGELERİN TASDİKİ MECBURİYETİNİN KALDIRILMASI HAKKINDA LA HAYE SÖZLEŞMESİ
2675/m.6
1512/m.195
1086/m.296
ÖZET : Almanya Devleti`nin "Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Hakkındaki La Haye Sözleşmesi`nde akit devlet olup olmadığı, akit devlet ise sözleşmenin 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtildiği gibi aramızda gerek karşılıklı uygulama ve gerekse iki veya çok taraflı ayrı sözleşmelerle tasdik şerhi işleminin kaldırılması, basitleştirilmesi veya tümden bağışık tutulma durumunun olup olmadığı Adalet Bakanlığı`ndan sorulup tesbit edilmek, bu tesbite göre Almanya`da, Alman yetkili noteri tarafından düzenlenen vekaletnamenin Türkiye`de resmi vekaletname olarak kabul edilip edilmeyeceğini değerlendirmek, resmi vekaletname olarak kabulü halinde, vekilin ibranameyi verme yetkisinin olup olmadığı, ibranamenin vekil tarafından düzenlenip düzenlenmediği üzerinde durulmak, gerekirse bu konularda tarafların delil ve karşı delilleri toplanmak ve böylece hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir.

DAVA: Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR: Davacılar, davalının vekili tarafından verilen ibranameye rağmen ibra konusu alacağı için icra takibine geçtiğini beyanla borçlu olmadıklarının tesbitine, % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemişlerdir.

Davalı, Almanya ... Noterliği`nde düzenlenen vekaletname ile M. isimli kişiyi vekil tayin ettiğini, bu vekaletnamede vekilin ibra yetkisinin olmadığını, vekilin davacılardan hiçbir meblağ da almadığını, ibranın vekili tarafından verildiğinin kanıtlanması gerektiğini, Türk Konsolos ve siyasi memurları tarafından onaylanmadığı için vekaletnamenin geçerli olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece, vekalet ilişkisinin mercii hakimliğinde tartışıldığı, Türk Konsolos veya siyasi memurları tarafından onaylanmadığı, geçerli bulunmadığı, davalının da kabul etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Yanlar arasındaki uyuşmazlık, Almanya ... Noterliği`nde düzenlenen vekaletnamenin Türkiye`de bir hukuki işlemde kullanılabilmesi için, Türk Konsolos veya siyasi memurlarınca onaylanmış olmasının gerekip gerekmediği ile vekaletnamede ibra yetkisinin vekile verilip verilmediği, vekilin ibra karşılığı bir meblağ alıp almamasının ibraya etkisi ve ibranamenin gerçekten vekil tarafından verilip verilmediği noktalarında toplanmaktadır. Öyle ise sağlıklı bir çözüm, için yabancı bir ülkede düzenlenen vekaletnamenin Türkiye`de Türk hukuku açısından geçerlilik durumu ile isbat gücü üzerinde öncelikle durulmalıdır. Kural olarak; yabancı bir ülkede, o ülkenin yetkili makamı tarafından doğrudan düzenlenen veya tasdik edilen senetler, o yabancı ülkedeki Türk Konsolos veya siyasi memurlarınca onaylanmış olmadıkça, bu senetlerin Türkiye`de resmi senet olarak kabulü mümkün değildir. Türk Konsolos veya siyasi memurları tarafından onaylanmamış olması, o senedin geçerliliğini hiç bir zaman etkilemez. Sadece isbat kuvvetine etkili olur. Resmi senet olarak nitelendirilemez. Resmi senedin sağladığı ,isbat imkanlarından yoksun olur ( HUMK.m.296 ve Noterlik Kanunu m.195 ). Nitekim, MÖHUK.`nun 6. maddesiyle de özet olarak, yabancı otoritenin düzenlediği senetlerin de şeklen geçerli olduğu, ancak Türkiye`de isbat kuvveti bakımından Türk Kanunlarına tabi olduğu açıklanmıştır.

Ne varki Türkiye, 5.10.1961 tarihli "Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Hakkındaki La Haye Sözleşmesi"ni 1984 yılında onaylamış, sözleşme Türkiye için 1985 yılında yürürlüğe girmiştir ( 27.7.1984 , 1984/8373 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı; RG., 16.9.1984 T., 18517 S. ).

Anılan sözleşmenin 1. maddesinde; "sözleşmenin, Akit Devletlerden birinin ülkesinde düzenlenmiş olupta, diğer bir Akit Devlet ülkesinde kullanılacak olan resmi belgelere uygunalacağı, amaçları bakımından noter senetlerinin de resmi belgeler arasında sayıldığı", 2. maddesinde; "Akit Devletlerden her birinin bu sözleşmenin uygulama alanına giren ve kendi ülkesinde kullanılacak olan belgeleri tasdik işleminden bağışık tutacağı ... tasdik işleminden yalnız belgenin kullanıldığı ülkenin diplomasi veya konsolosluk memurları tarafından belgedeki imzanın doğruluğunun, belgeyi imzalayan kişinin hangi sıfatla imzaladığının veya gerekirse üzerindeki mühür veya damganın aslı ile aynı olduğunun teyidi işleminin anlaşılacağı", 3. maddesinde ise; "imzanın doğruluğunun, belgeyi imzalayan kişinin sıfatının veya gerektiğinde bu belge üzerindeki mühür ve damganın aslı ile aynı olduğunun teyidi için zorunlu görülebilecek tek işlemin 4. maddede tanımlanan tasdik şerhinin belgenin verildiği devlet yetkili makamınca bu belgeye konulmasından ibaret olduğu ... bu fıkrada belirtilen işleme uymasının gerek belgenin kullanıldığı ülkede yürürlükte bulunan yasa, yönetmelik veya uygulamalarla gerekse 2 veya daha çok akit devlet arasındaki bir anlaşma ile böyle bir işlemin kaldırılmış, basitleştirilmiş veya tasdikten tüm bağışık tutulmuş olması hallerinde istenemiyeceği" 4. maddesinde de; "3. maddenin 1. fıkrasında öngörülen tasdik şerhinin bizzat belgenin veya buna eklenecek bir kağıdın üzerine konulacağı tasdik şerhinin sözleşmedeki örneğine uygun ve şerhi koyan devlet dilinde düzenleneceği, ancak tasdik şerhinin "Apostille Convention de La Haye du 5 Octobre 1961" başlığının Fransızca olması gerektiği" hükümlerine yer verilmiştir. Sözleşmenin az yukarıda açıklanan hükümlerine göre akit devletlerden birinde düzenlenen resmi belgenin, kullanıldığı ülkenin yetkili konsolos veya siyasi memurları tarafından onaylanması koşul ve mecburiyeti kaldırılmış 3. ve 4. maddelerdeki işlemlerle resmi senet niteliği verilmiştir.

Almanya`nın anılan sözleşmede akit devlet olması durumunda, uyuşmazlığa özel nitelikteki bu sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğinde duraksanmamalıdır. Bu durumda ise davalı, Almanya ... Noteri Dr. L. tarafından onaylanan vekaletname ile bayan M.`yi vekil tayin ettiğini kabul etmektedir. Ancak, bu beyanı açık ve net değildir. İbranamede sözü edilen vekaletname, Almanya ... Noteri Dr. L. tarafından düzenlenen vekaletname ise ve sözleşmenin 3. ve 4. maddeleri gereğince Alman yetkili makamınca bu vekaletnameye "tasdik şerhi" verilmişse vekaletname Türkiye`de de resmi belge niteliğindedir. Bu nitelikteki bir belge ancak sahtelik iddia veya davasının subutu ile hükümden düşürülebilir. Davalının belgeyi kabul etmemesi isbat gücüne etkili olmaz. Mahkemece, anılan sözleşme ve bu sözleşmenin açıklanan hükümleri yönünde hiç bir inceleme ve araştırma yapılmamıştır. İcra Tetkik Mercii Hakimliğinin taraflara ve konuya ilişkin 7.2.1992 gün, 1991/231 esas, 992/30 kararı takib hukukuna özgü kurallar içinde verilmiş bir karar olup, genel hükümlere göre açılmış bu davada delil olamaz. Öyle ise mahkemece yapılacak iş; Almanya Devleti`nin "Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Hakkındaki La Haye Sözleşmesi`nde akit devlet olup olmadığı, akit devlet ise sözleşmenin 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtildiği gibi aramızda gerek karşılıklı uygulama ve gerekse iki veya çok taraflı ayrı sözleşmelerle tasdik şerhi işleminin kaldırılması, basitleştirilmesi veya tümden bağışık tutulma durumunun olup olmadığı Adalet Bakanlığı`ndan sorulup tesbit edilmek, bu tesbite göre Almanya`da, Alman yetkili noteri tarafından düzenlenen vekaletnamenin Türkiye`de resmi vekaletname olarak kabul edilip edilmeyeceğini değerlendirmek, resmi vekaletname olarak kabulü halinde, vekilin 5.7.1991 tarihli ibranameyi verme yetkisinin olup olmadığı, ibranamenin vekil tarafından düzenlenip düzenlenmediği üzerinde durulmak, gerekirse bu konularda tarafların delil ve karşı delilleri toplanmak ve böylece hasıl olacak sonuca uygun bir karar vermekten ibarettir.

Mahkemenin açıklanan tüm bu hususları gözardı edip, yasa hükümlerini uygulamada ve nitelendirmede yanılgıya düşerek yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacılar yararına BOZULMASINA, 12.10.1993 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 10-11-2006, 18:33   #6
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan Yargıtay Sayın Doğanel'i Doğrulamaktadır.

T.C.
YARGITAY
18. HUKUK DAİRESİ
E. 1998/5620
K. 1998/7052
T. 11.6.1998
• MAHKEMEYE İBRAZ EDİLECEK VEKALETNAME ( Resmen Düzenlenmiş Olması )
• VEKALETNAMENİN MÜSTENİDATI ( Resmi Şekilde Düzenlenmesinin Gerekli Olması )
1086/m.65
ÖZET : Mahkemeye ibraz edilecek vekaletnamenin resmen düzenlenmiş olması gerektiğinden, bunun müstenidatının da resmi bir şekilde düzenlenmiş olması zorunludur.

DAVA : Dava dilekçesinde eski hale getirme istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

KARAR : Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davada uyuşmazlık konusu olan hususlar anagayrimenkulde projeye aykırı müdahalelerin önlenmesine ve eski hale getirilmesine ilişkindir. Kat Mülkiyeti Kanunu'nun hükümlerine göre böyle bir dava, ancak kat maliklerinden biri tarafından veya kat malikleri kurulunca yetkili kılınmış yönetici tarafından açılabilir.

Dosya içerisinde yöneticilere dava açma yetkisi verildiğini bildiren 22.4.1993 tarihli geçici divan başkanı imzalı bir yazı mevcut ise de, dava, kat maliki ve yönetici olmadığı anlaşılan İ. E.'ın verdiği vekaletnameye istinaden Avukat S. K. tarafından açılmıştır. Dosyada ayrıca, vekaleti İ. E.'a devreden 30.4.1993 tarihli yönetim kurulu üyeleri tarafından imzalanmış bir belge mevcut ise de, bu belge resmi olarak düzenlenmemiş bulunduğundan, buna istinaden İ. E., avukata yönetici adına vekalet veremez. Dava açmak üzere yetkili kılınmış bir yönetici, davayı bizzat açmadığı takdirde, davayı açmak üzere avukata resmen düzenlenmiş vekaletname verebilir ise de, kat malikleri kurulundan aldığı yetkiyi, avukat olmayan birine davayı açmak üzere devredemez.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 65.Maddesi hükmü uyarınca, mahkemeye ibraz edilecek vekaletnamenin resmen düzenlenmiş olması gerektiğinden, bunun müstenidatının da ( yöneticinin üçüncü şahsa verdiği vekaletname ) resmi bir şekilde düzenlenmiş olması zorunludur.

Öncelikle, bu eksikliğin giderilmesi yönünden davayı açan avukata mehil verilip yasa hükmü gereği yerine getirilmekle beraber yöneticiye dava açmak üzere yetki veren kat malikleri kurulu kararı da dosyaya getirtilmeli ve yukarıda açıklandığı gibi kat malikleri kurulunun ( yönetim kurulu değil ) verdiği yetki belgelendirilmelidir.

Bu hususlar ile davalının yasal aktif husumet ehliyeti ve avukatın vekaleten dava açma yetkisi belirlenmeden davaya devam edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.6.1998 gününde oybirliğiyle karar ver
Old 11-11-2006, 13:08   #8
erdal7

 
Varsayılan

Arkadaşlar bir de şu karara bakınız

Özellikle karşı oy yazısına dikkatinizi çekerim

Saygılarımı sunarım Av.Erdal

T.C.
YARGITAY
7. HUKUK DAİRESİ
E. 1990/8163
K. 1991/998
T. 29.1.1991
• KADASTRO TESBİTİ ( Davanın Kadastro Mahkemesine Aktarılmasında Taraf Teşkili )
• TARAF TEŞKİLİ ( Kadastro Tesbiti Davasının Kadastro Mahkemesine Aktarılmasında )
• VEKALETNAMENİN ŞEKLİ ( Taşınmazların Bağış Yoluyla Temlikini İçeren )
3402/m.5
ÖZET : Mülkiyet nakleden akitler resmi şekilde yapılmadıkça muteber olmaz.
Taşınmazlardan 358 sayılı parselin tesbitinin kesinleşmesini müteakip 766 sayılı Tapulama Kanununun 13, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmünce, kadastro mahkemesine aktarılması gerekirken komisyonun davanın varlığını gözardı ederek Hüseyin'in itirazının kabulü ile parselin bir bölümünün Hüseyin adına tesbitini öngören 2.4.1984 tarihli tapulama komisyonu kararının kesinleşmesini de önler. Hal böyle olunca Hüseyin'in aktarılan tapu iptali ve tescil davasının 358 sayılı parsel yönünden davacı sıfatıyla doğal tarafıdır. Bu itibarla 358 sayılı parselle ilgili davada Hüseyin'e davacı sıfatıyla tebligat yapılarak taraf oluşturulmak ve ondan sonra iddia ve savunma ile ilgili deliller toplanılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
DAVA : Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; tetkik hakiminin raporu ve kağıtları okundu, iş incelendi, gereği görüşüldü:
KARAR : 1- Mahkemece, 217, 256, 290, 291, 411, 446, 409, 821, 896, 892, 893, 894 ve 895 parsel sayılı olan ve 5.5.1961 gün ve 837 sayılı noter aracılığı ile düzenlenen, tapuda kayıtlı taşınmazların bağış yoluyla temlikini içeren vekaletnamenin oluşturulduğu tarihte yürürlükte bulunan Noterlik Kanununun 35. maddesinde öngörülen koşullarla düzenlenmediği, bu nedenlerle geçersiz olduğu, toplanıp değerlendirilen delillerle saptanmıştır. Gerçekten vekaletnamenin tanzim edildiği tarihte yürürlükte bulunan Noterlik Kanununa göre vekaletnamenin tanzimi şekle bağlıdır. Vekaletname noterlikçe resen tanzim edileceği gibi ayrıca iki tanığın da bulunması gerekir. Olayda vekaletname Yerköy Noter Muavini Başkatip tarafından miras bırakan Abdullah'ın mührü kullanılmak suretiyle tanzim edilmiştir. Tanık dinlenmemiştir. Bu nedenle; kanunun aradığı geçerlilik koşullarını taşımamaktadır. Tapuda kayıtlı taşınmazların bağış veya satışı şekle tabidir. Asli resmi şekle tabi kılınmış taşınmazın bağış veya satımı için verilen vekaletname şekle tabi kılınmazsa, satış ve bağışın şekle tabi kılınmasının anlamı kalmaz. Öte yandan, Tapu Sicilli devletin sorumluluğu altındadır. Böyle işlemlerin daha sıkı kontrol ve denetiminin resmi şekli gerektiğinin olayımızda şekil hukuki muamelenin sıhhat koşulunu oluşturur. Mülkiyeti nakleden akitler resmi şekilde yapılmadıkça muteber olmaz. Yukarıda açıklandığı gibi, aslı şekle tabi olan tasarruflarda vekaletnamenin şekle tabi olması gerekir. Şekli eksikliği halinde vekaletname ve buna göre yapılan intikallerde hukukça değer taşımaz. Doktrinde bu görüşü Rossel, Arsebük, Oğuzman, Selici benimsemişler, uygulamada Yargıtay Birinci Hukuk Dairesi'nin 21.1.1950 gün, esas: 1949/5706, karar: 1950/341 ve Hukuk Genel Kurulu'nun 4.6.1952 gün, 1 esas, 1952/163 karar sayılı ilamları da bu yöndedir. Bu nedenlerle, davalı tarafın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacıların avukatlık parasına yönelik temyiz itirazlarına gelince: Tapulama Kanununun 57. maddesi hükmünce taşınmazların dava tarihindeki değeri ve vekilinin sarf ettiği emek gözönünde tutularak avukatlık parası takdir edilmiş bulunmasına göre davacıların bu yöne yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3- Tapulama tesbitinden önce Asliye Hukuk Mahkemesine açılan ve görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılan 1981/646 esas sayılı tapu iptali ve tescil davasının konusu bulunan taşınmazlardan 358 sayılı parselin 3.11.1981 tarihinde yapılan tesbitinde malikhanesi Osman adına doldurulmuş ve bu tesbite sınırdaş 360 ve 361 parselde zilyed Hüseyin bir bölüm yerinin bu parsel içinde tesbit edildiğini ileri sürmüştür. Tapu iptal ve tescil davasının varlığı konusu olan taşınmazlardan 358 sayılı parselin tesbitinin kesinleşmesini ve 766 sayılı Tapulama Kanununun 13, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmünce Kadastro Mahkemesine aktarılması gerekirken komisyonca davanın varlığı gözardı edilerek Hüseyin'in itirazının kabulü ile parselin bir bölümünün Hüseyin adına tesbitini öngören 2.4.1984 tarihli Tapulama Komisyonu kararının kesinleşmesini de önler. Hal böyle olunca, Hüseyin aktarılan tapu iptali ve tescil davasının 358 sayılı parsel yönünden davacı sıfatı ile doğal tarafıdır. Bu itibarla, 358 parsel ile ilgili davada Hüseyin'e davacı sıfatı ile tebligat yapılarak taraf oluşturulmak ve ondan sonra iddia ve savunma ile ilgili deliller toplanılarak sonucuna göre bir karar verilmek gerekir. Mahkemece bu yön gözardı edilerek Hüseyin'e tebligat yapılıp taraf oluşturulmadan işin esası hakkında karar verilmesi isabetsiz, 358 sayılı parsel hakkındaki temyiz itirazları bu nedenle yerindedir.
SONUÇ : Yukarıda bir ve iki sayılı bentlerde açıklanan nedenlerle; davacıların avukatlık parası davalıların 217, 256, 290, 291, 411, 446, 409, 821, 896, 892, 893, 894 ve 895 parsellerle ilgili hükme yönelik temyiz itirazları yerinde bulunmadığından reddi ile hükmün ( ONANMASINA ) oyçokluğu ile,
2- Yukarıda üç sayılı bentte ve 358 sayılı parselle ilgili olarak oluşturulan hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle ( BOZULMASINA ), 83.260 lira bakiye onama harcının davalılardan, 4200 lira harcın davacılardan tahsili ile Hazineye ödenmesine, Yargıtay duruşmasında avukatla temsil edilen davacı ve davalı taraf yararına ayrı ayrı 100.000 lira ücreti vekaletin takdirine, 29.1.1991 gününde oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Başkası adına taşınmaz almak ve satmak için temsil yetkisini tanıyan vekalet akdinin de taşınmaz satışının kendisi gibi resmi şekle tabi olup olmadığı tartışılmalıdır. Batı hukukunda ve özellikle İsviçre'de baskın olan ve Federal Mahkemece de kabul edilen, Yurdumuzda da yazar çoğunluğunun ve Yargıtay'ın katıldığı görüş tarzı, taşınmaz alım-satımı için verilen vekaletin sıhhatinin bir şekle tabi olmadığıdır. Gerçekten; tems yetkisinin ve vekalet akdinin sıhhatini şekle tabi tutan bir hükme ne Borçlar Kanununda, ne Medeni Kanunda rastlamak kabildir. Bu nedenle, Borçlar Kanununun 11. maddesindeki genel kural gereğince taşınmaz alım-satımına ilişkin de olsa, temsil yetkisinin verilmesinin ve vekalet akdinin şekilsiz dahi geçerli olduğunu kabul etmek gerekir. Öte yandan, vekil müvekkil adına salim akdini yaparken zaten resmi şekle uyacaktır. Kaldı ki; Borçlar Kanununun 390. maddesi gereğince vekil, müvekkile karşı ileride sorumlu olmamak için vekaletini yerine getirirken özenle hareket etmek zorundadır. Nihayet, satım akdi yapılana kadar müvekkil daima vekalet akdinden caymak yani vekili azletmek olanağına sahiptir. Taşınmaz alım-satımına ilişkin vekaletin şekilsiz geçerli sayılması onun isbatı için bazı koşulların aranmayacağı anlamına gelmez. Tapu Sicil Nizamnamesinin 17. maddesi gereğince tescil talebi hak sahibinin temsilcisi veya vekili tarafından yapılırsa talepte bulunan kimse hak sahibini temsil etmeye yetkili olduğunu kanıtlayıcı belge ve vekaletnamenin onaylı birer örneğini tapu memuruna vermesi yeterlidir.
5.5.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1512 sayılı Noterlik Kanununun 89. maddesi; "niteliği bakımından tapuda işlem yapılmasını gerektiren vekaletnameleri" "düzenleme şeklinde yapılması zorunlu işlemler" arasında saymaktadır. Bu hükmün bir sıhhat şekli mi koyduğu, yoksa bir ispat şekli mi öngördüğü tartışılabilir. Kanımızca, maddi hukuk işlemlerinin sıhhat şekline bağlı tutulması yine maddi hukuka ilişkin kanunlarda öngörülmelidir. Medeni Kanunun şekil serbestliği ilkesi, usule ilişkin kanunlarla zedelenmemelidir. Kaldı ki, Noterlik Kanununun 89. maddesinin yazılış biçiminden, bu maddede sayılan işlemler için notere başvurulduğu taktirde noterin bunları ne şekilde yapacağını göstermeyi hedef tuttuğu, yoksa onlar için bir sıhhat şekli koymak amacını taşımadığı sonucuna ulaşabilmektedir. Olayda müvekkil, vekilini azletmemiş; vekil, vekaletnamesindeki yetkiye dayalı olarak müvekkili adına dava konusu olan taşınmazları tapu memuru huzurunda bağış yoluyla başkasına temlik etmiştir. Bu durumda, vekaletnamenin düzenlendiği tarihte yürürlükte olan Noterlik kanununun 35. maddesi gereğince iki tanık onayı bulunmadığından söz edilerek vekaletnamenin geçersiz olduğu ve vekilinin Tapu Sicil MUhafızlığında yaptığı aktin hukukça değer taşımadığı sonucuna ulaşılamaz. Mahkemece bu yönler gözönünde tutularak davanın reddine, taşınmazların davalı taraf adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekir. Bu nedenlerle yazılı şekilde hükmün kurulması isabetsiz ve temyiz itirazları yerinde olduğundan hüküm b o z u 1 m a 1 ı d ı r. Yukarıda arza çalıştığımız nedenlerle onamayı öngören çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.
İ. Hakkı GÜROĞLU

Başkan
Y.Mete GÜNEL

Üye
yarx
Old 11-11-2006, 16:26   #9
Av. Can DOĞANEL

 
Varsayılan

Karşı oy çok sakıncalı ve yanlış bir görüş. Adi yazılı şekilde düzenlenen vekaletname ile yapılacak tapu işlemi geçerli sayılır ise tapu dairelerinde oluşacak kuyruğun haddi hesabı olmaz. Boğaz üzerindeki köprülerin bile tapusunu üzerine geçirmeye kalkışanlar olacaktır. Bu husus tüm tapu sahiplerinde ciddi bir tedirginlik oluşturacak ve paranoyak bir yaşam sürmek durumunda kalmalarına sebep olacaktır. Bize de bol iş çıkar gerçi ama...
Old 12-11-2006, 01:44   #10
Av. Muzaffer ERDOĞAN

 
Varsayılan Avukat için Çikartilan Vekalet Mutlaka Noterde Veya Konsoloslukta Mi Yapilmalidir

Vekalet akdinin şekil şartı var mıdır?

Bazı özel maddelar dışında (HUMK) dahil olmak üzere yazılı şekilde yapılması gerektiğini gösteren bir madde varmıdır? HUMK da zaten hangi koşullrda hangi biçimde vekalet verileceğini düzenlemiştir. (Örn Gayrimenkul satımı, boşanma)Bunun dışında sınır nedir? Bence bunlar da sadece vakalet aktine isbat nen ile konulmuş sınırlardır. Örneğin hukukumuza göre yetkisiz vekilin yaptığı taşınmazın sahibi işleme onay verdiğinde geçerli olmeyecek mı?

Ya da şöyle tartışalım inaçlı temlikle aldığım bir taşınmazı (vekaletin bir türü) Başkasına devir ettim. müvekkilim de ben devir etmesine izin vermedim dedi.
1- İnançlı muamele var mı? Var sa sıırı?
2_ Benim sorumluluğum ne?

Vekaletin yazılı olması gerektiğini savunursak Ceza hukukundaki savunmanlık makenizmasını veya sanığın benim avukatım budur şeklindeki beyanını ve avukatın davaya kabul edilmesini nasıl açıklayacağız?

Saygılar
Old 12-11-2006, 02:20   #11
Av. Can DOĞANEL

 
Varsayılan

Sn. muzaffererdogan
Sanırım yazılan cevapları hiç okumadan kendi düşündüğünüzü direk olarak yazmaya başlıyorsunuz. 2 no'lu mesajımda HUMK 65'i aktarmıştım ve Sn. Ergin 6 no'lu mesajda buna ilişkin bir karar da sundu. Yani yasa hükmü bu kadar açıkken nasıl olup da
Alıntı:
Yazan muzaffererdogan
Bazı özel maddelar dışında (HUMK) dahil olmak üzere yazılı şekilde yapılması gerektiğini gösteren bir madde varmıdır?
diyebildiniz. Dediğim gibi cevapları okumamanız halinde ancak mümkün olabilir. Bu da sizin tercihinizdir, bize bir şey demek düşmez. Öte yandan İnançlı muamele, vekalete benzemekle birlikte, kendine has özellikleri olan farklı bir muamele türüdür. Kişi kendi namına aldığı gayrimenkulü başkası hesabına birine devretme borcu altına girer. İnkar halinde karşı taraf haliyle ispat sıkıntısı yaşayacaktır. Vekil ise müvekkil adına ve hesabına hareket eden kişidir. Ceza Mahkemelerindeki durum ise özellikle son yıllardaki uyum yasaları vb. yenilikler neticesinde giderek yumuşayan bir anlayışla, sanığın temel insan haklarının ihlali noktasında, sanığa ek bir külfet olarak vekil tayininde vekalet aranması gerekliliği çok katı bir şekilde yapılan bir uygulama olmaktan çıkma yoluna girmiştir. Ancak, sanığın benim avukatım budur şeklindeki beyanı aynı avukatın söz konusu sanık hakkında buna istinaden mameleki bir takım işlemleri diğer makamlar nezdinde de (örneğin hukuk mahkemeleri) yapabileceği anlamına gelmez. Zaten bunun için HUMK ve CMK gibi iki farklı kanun var.
Old 12-11-2006, 12:35   #12
Mustafa O.

 
Varsayılan Daha ilginç.

Sayın Can Bey konu hakkında yasa hükmünü belirterek net cevap vermiş. Ama buna rağmen tartışmanın devam etmesi daha ilginç bir hal almış. "KONU : AVUKATA VERİLEN VEKALETNAME" bu konunun düzenlendiği yasa maddeleri HUMK 59 ve 71. maddeler arası. Hatta Can Bey, anlaşılmadığını anlayarak katibiadil'in ne demek olduğunu dahi yazmak zorunda kalmış.
Old 13-11-2006, 13:02   #13
erdal7

 
Varsayılan

Arkadaşlar soruya bir de şu yönden bakalım ;

Sayın Av.Suat Ergin , Humk 65 maddeye atıf yapan Yargıtay Kararı ibraz etmiştir. Kararda ve Humk 65 maddede özetle
Mahkemeye sunulan vekaletlerin şekli şartını düzenlemiştir.( HUMK 65 maddede bu hususun sıhhat şartı mı şekil şartı mı olacağı hususu her ne kadar tereddütlü olsada )

Sorduğumuz soruda İcra dairesine sunulan ve noterde yapılmayan vekalet şeklinde sorulmuştur. Belirtilen nedenle İCRA MÜDÜRLÜKLERİ nin mahkeme statüsünde olup olmadığı ve HUMK 65 in icra müdürlüklerinde de uygulanıp uygulanamıyacağı ve icra iflas hukukuna Humk un atıf yapıp yapmadığına da bakılması gerektiği kanatindeyim.

Benim görüşüm : Mahkemelere sunulan vekaletlerde Humk 65 madde gereği noterden geçmesi gerekecektir. Yine Noterler Kanunu 89 maddeye göre Gayrimenkule teallük eden vekaletlerin de Noterde düzenlemesi gerekecektir. Bunun dışında kanunlarımızda sıhhat şartı olarak vekaletlerin noterde olacağına dair açık bir hüküm yoktur. Buna rağmen Avukat arkadaşların çıkabilecek problemler bakımından vekaletlerin noter kanalı ile çıkarttırılmasına özen göstermeleri daha sağlıklı olacaktır.

Saygılarımı sunarım. Av.Erdal
Old 13-11-2006, 19:03   #14
Av. Muzaffer ERDOĞAN

 
Varsayılan Avukat için Çikartilan Vekalet Mutlaka Noterde Veya Konsoloslukta Mi Yapilmalidir

Burada tartışılan vekaletin (aktin)varlığı.

Sözünü ettiğiniz HUMK 65. Md. geçerliği değil isbat şartını düzenlemektedir. Aksi tartirde (Ceza davaları konbusundaki yorumunuza da katılamıyorum. Bu hüküm CMUK da uyum çabalarından önce de vardı.) sonradan verilen icazetle yetkisiz vekilin yaptığı işlemlerim mahkemelerde de geçerli sayılmasını açıklayamayız.

Diğer bir ifade ile mahkemelerin vekaletnamesini ibraz etmesi için vekile süre vermesini açıklayamayız. Geçerlik şartı ise vekil olarak kabul edilmemelidir. Bu durumda da işlem yapamaz. Ancak süre verilip vekaletname ibraz etmeksizin yaptığı işlemler geçerli sayılıyorsa bunun bir geçerlik değil ispat koşulu olduğunu kabul etmemiz gerek.
Yani vakalet ilişkisi şekle bağlı olmaksızın doğar. Ancak yasadaki şekil ile kanıtlanır.

Saygılarımla.
Old 14-11-2006, 03:32   #15
Av. Can DOĞANEL

 
Varsayılan

Maddede "mecburdur" ibaresi geçiyor ki bu hükmün emredici olduğu anlamına gelir. Zaten vekil olarak kabul edilmez. Ancak bir sonraki duruşmada vekalet ibraz ederse vekil olarak kabul edilir. O duruşma için kabul edilmesinin nedeni yargılamanın aksamamasıdır. Örneğin, feregat, sulh vs. gibi bir işlem yapmaya kalksanız asla o celse yapamazsınız. İsterseniz bir deneyin. Noterden düzenlenmiş vekaletname duruşmalara kabul için geçerlilik şartıdır. Mahkeme sözlü bir beyanı kabul edecek olursa her duruşma öncesi vekaletin devam edip etmediğini araştırmak durumunda kalacaktır. Bu da işleyişi içinden çıkılmaz bir hale getirir. İspat şartı olsa idi adi yazılı şekil de ispata yeterdi.
Old 14-11-2006, 16:12   #16
Av. Muzaffer ERDOĞAN

 
Varsayılan Avukat için Çikartilan Vekalet Mutlaka Noterde Veya Konsoloslukta Mi Yapilmalidir

Sayın Doğanel;

Yasa zaten İsbat etmeye ve aslını veya suretini koymaya mecburdur diyerek bunun ispat koşulu olduğunu açıklıkla belirtmiştir.

Sul feragat vb. özel yetkiyi gerektiren işlemlerdir. Bu tartışmada yeri yok. İster noterden onaylanmış, ister noterce düzenlenmiş vekaletnameniz olsun bu yetkileri içermediği sürece zaten bu yetkileri kullanamazsınız.

Saygılar
Old 13-08-2008, 18:28   #17
Avukat Kamer Akgül

 
Varsayılan Boşanma vekaletnamesi resimli olmak zorunda mı?

Merhabalar meslektaşlarım;

Bugün almış bulunduğum bir davada yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurmak istiyorum ve temel dayanağım sahte vekaletname. Almanya'daki müvekkilemin yine Almanya'da yaşayan eşi, müvekkilemin adına sahte vekaletname oluşturuyor ve kendisi de imzalayarak güya müvekkilemin bu vekaletname ile yetkilendirdiği bir meslektaş ile birlikte tam bir hukuk katliamı gerçekleştiriyorlar. Müvekkilemin eşi, GENEL VEKALETNAME başlıklı kendi yazısına, adı geçen genel vekaletnamedeki ibarelerin tümünün aynısını yazmasının yanında eşim ...'in aleyhime açtığı veya açacağı, gerekse benim, eşim aleyhine açtığım veya açacağım boşanma davası ve bilimum dava ve takiplerden dolayı....ibaresini de ekleyerek ve kendisi müvekkilemin adına imzalayarak Türkiye'deki bir meslektaşımıza gönderiyor.
BOŞANMA DAVASI İÇİN VERİLEN VEKALETNAME AMA RESİMSİZ VE HERHANGİ BİR NOTERLİKTEN ÇIKARILAN BİR VEKALETNAME DEĞİL!MÜVEKKİLEMİN EŞİ BİLGİSAYARDA HAZIRLAYIP ÇIKTISINI ALIYOR VE MÜVEKKİLEMİN YERİNE İMZALIYOR İMZALIYOR.

Meslektaşımız bu vekaletnamedeki velayete ilişkin yetkinin eksikliğini görecekki, bu sefer müvekkilemin eşine kendi el yazısıyla ' size vermiş olduğum vekaletname ile boşanma davasını açın ve ortak çocuğumuzun velayetini de eşime verin diye talimat yazdırıyor. Müvekkilemin eşi kendi elyazısı ile yazdığı bu talimata da yine müvekkilemin adına imza da atıyor.

En nihayetinde bu vekaletname ile dava açılıyor, istenilen doğrultu da boşanma sağlanıyor ( müvekkilem davacı gösteriliyor ) ve ortak çocukta müvekkilemin eşi olan babaya veriliyor. Tabi temyizden feragat de karşılıklı veriliyor ve 3 haftada herşey noktalanıyor. Müvekkilemin eşinin temyizden feragat beyanı da kendi el yazısı ile veriliyor ve yukarıda bahsettiğim müvekkilemin adına yazmış olduğu ve avukata davayı açmasına yönelik talimatta ki yazının aynısı. Müvekkilemin eşinin Türkiye'deki öğretmenlik geçmişi sebebiyle yazısının temizliği karşısında doğru düzgün okuma yazması olmayan müvekkilemin yazısı arasındaki farktan bahsetmek ayrı konu.
MÜVEKKİLEM NE (GÜYA) VEKALETNAME VERDİĞİ AVUKATI TANIR NE DE BU DAVA İLE İLGİLİ OLARAK BU AVUKATA EN UFAK BİR ÖDEME YAPMIŞTIR.

Açıklamalarım doğrultusunda; BOŞANMA VEKALETNAMELERİNİN ŞEKLİne ilişkin yorumlarınıza ve bu boşanma kararının iptaline ilişkin hangi yola başvurmam gerektiği konusunda tavsiyelerinize ihtiyacım var.

Ben yargılamanın yenilenmesi yolu şeklinde dava açmak istiyorum.

Sahte vekaletname ile işlem yapan meslektaşımız hakkında yapılabilecek işlemler konusunda da görüşünüzü bildirirseniz sevinirim. ( Müvekkilem açısından manevi tazminat gerekçesi görüyorum ben. )

Kıymetli emekleriniz için şimdiden teşekkür ediyorum.
Old 14-08-2008, 03:39   #18
Av. Muzaffer ERDOĞAN

 
Varsayılan Avukat için Çikartilan Vekalet Mutlaka Noterde Veya Konsoloslukta Mi Yapilmalidir

Sn Akgül;

İfadenizde bir hata var.

Yukarıdaki tartışmalardan da anlaşılacağı üzere vekalet ilişkisinin doğması farklı bunun mahkeme nezdinde kanıtlanması farklıdır.

Türkiye'de fotoğrafsız ve resmi biçimde kanıtlanmamış bir vekaletnameye dayanılarak boşanma davasının görülmesi ve sonuçlandırılması olanaksızdır. Ben hiç bir hakimin bu kadar hataya düşebileceğini düşünmüyorum.

Söylediğiniz gibi ise yargılamanın yenilenmesi yolu açık.

Saygılar.
Old 14-08-2008, 10:55   #19
Avukat Kamer Akgül

 
Varsayılan Yazıkki böyle bir karar var

Sayın Erdoğan;
Bahsettiğim dava ile ilgili olarak yazdıklarımda hiçbir hata olmadığını söyleyeyim. Mersin Aile Mahkemesinin vermiş olduğu bir karar. Müvekkilemin bana vekalet vermesinden ve dün Mersin'de çalıştığım meslektaşıma tevkil yollamamdan sonra bana tüm dosyanın fotokopisini gönderildi. Müvekkilemin eşi Almanya'da bu vekaleti hazırlıyor, hazırlandığı şehri(Almanya'daki), hazırlanma tarihini ve müvekkilem yerine kendi el yazısı ile imzasını da ekleyerek Türkiye'deki meslektaşımızla mahkemede bu hukuk katliamını gerçekleştiriyorlar. Ve bu dava 3 hafta içinde kesinleşme boyutuna varıyor. İlgili aile mahkemesi hakimi de o kadar heyecanlı davranmış ki; kararın hemen kesinleşmesinden sonra 6 yaşındaki çocuğun babaya teslimi için Alman vesayet makamlarına da gerekli müzekkereyi hemen gönderme gereği duyuyor.
BOŞANMA VEKALETNAMELERİNİN RESİMLİ OLMASI ZORUNLU MU? BUNA DAİR BİR HÜKÜM BULAMADIM. PRATİK TECRÜBELERİMİZDEN GÖRDÜĞÜMÜZ BOŞANMA VEKALETNAMELERİNİN RESİMLİ OLMAK ZORUNDA OLDUĞU.

Saygılarımla.
Old 14-08-2008, 16:30   #20
emrahcevik

 
Varsayılan boşanma vekaleti resimli olmak zorunda

Sayın Akgül sorunuzun cevabını noterlik kanunu yönetmeliğinin ilgili maddesinde bulabilirsiniz. çok da açık bir düzenleme yapılmıştır.

İşlemlere fotoğraf yapıştırılması

Madde 93- Aşağıdaki noterlik işlemlerinde ilgilinin fotoğrafının yapıştırılması zorunludur.
...k- Boşanma davaları için düzenlenecek vekaletnameler...


sonuna kadar gidilmesi gerektiğini düşünüyorum böyle bir olaydan dolayı. hakim tarafından yapılan hata vahim. umarım meslektaşımız tarafından yapılan da aynı vahamette bir hatadır. aksini düşünmek bile istemiyorum.
Old 15-08-2008, 01:27   #21
Av. Muzaffer ERDOĞAN

 
Varsayılan Avukat için Çikartilan Vekalet Mutlaka Noterde Veya Konsoloslukta Mi Yapilmalidir

Sn Akgül;

Türk/isviçre borçlar hukukuna göre vekalet ilişkisi şekle bağlı değildir.

Türk hukuk sisteminde vekalet ilişkisinin HUMK hükümlerince kanıtlanması gerekir.

Türk hukuk sisteminde yetkisiz temsilcinin yaptığı işlemlere icazet verilince geçmişteki yapılmış tüm olaylar vekalet ilişkisi kapsamına girer.

Aydınlatıcı olması için şöyle bir örnek vereyim:
Müvekkiliniz öldü; siz davayaı sürdürdünüz, müvekkiliniz adına işlem yapıyorsunuz, karşı taraf itiraz ettiğinde derhal sizden mirasçıların vekaletnamesi (resmi biçimde kanıtlanan yetkibelgesi) istenir. Bunu verirseniz geçmişe yönelik yaptığınız tüm işlemler geçerlik kazanırve vekalet ilişkisi içinde değerlendirilir. Bunlar HUMK hükümleri. Yani usul hükümleri.

Bu aşamada karşımıza iki sorun çıkıyor:
1- Karşı tarafın düzenlediği belge mahkemeyi kandırabilecek şekilde hazırlanmış mı?

Bu durumda resmi evrakta sahtekarlık suçu oluşur.

2- Kandırabilecek nitelikte değilse (anımsadığım kadarı ile yurtdışı vekaletler için oradaki yetkili merci veya konsolosluğun onayı aranıyor) usule uygun vekaletname ibrazı için süre verilmesi gerekirdi. Sizin anlattığınız bir biçimdeki vekaletname ile dava sürdürülemez.

Ben bu açıdan olamaz dedim. Hukuk fotoğraf da dahil olmak üzere bir sürü önlem almış. Ama siz; bilgisayardan çıkarılan adi bir belge ile bu işlem yapılmış diyorsunuz.

Bence gariplik hala sürüyor.

Saygılar
Old 15-08-2008, 11:42   #22
Avukat Kamer Akgül

 
Varsayılan teşekkür

Saygıdeğer meslektaşlarım;
Kıymetli emeklerinizden ve yardımlarınızdan dolayı çok teşekkür ediyorum. Bu bölümde ve boşanma vekaleti ile ilgili olarak diğer mesajlarda bulduğum bilgiler bana çok yardımcı oldu. Özellikle sayın Doğanelin konuyla ilgili HGK. kararı da uygulama da olması gerekeni açıklıkla ortaya koyuyor. Sayın Doğanel'in sunmuş olduğu HGK kararı:


T.C. YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu
Esas: 2003/2-36
Karar: 2003/10
Karar Tarihi: 22.01.2003
ÖZET: Öncelikle belirtmekte yarar vardır ki, boşanma kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olup, bir yönüyle de kamu düzenine ilişkindir. Boşanma davası açılmak ya da hakkında açılmış boşanma davasında savunmada bulunulmak üzere taraflarca düzenlettirilen vekaletnamelerin resimli düzenlenmesi boşanma davasının bu niteliğinden kaynaklanmaktadır.
(1512 S. K. m. 80, 89, 93)
Dava: Taraflar arasındaki "boşanma" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Konya Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 07.05.2001 gün ve 2000/961 E., 2001/330 K. sayılı kararın incelenmesi davalı tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10.09.2001 gün ve 2001/9804-11424 sayılı ilamı ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Temyiz Eden: Davalı

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Öncelikle belirtmekte yarar vardır ki, boşanma kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olup, bir yönüyle de kamu düzenine ilişkindir.
Boşanma davası açılmak ya da hakkında açılmış boşanma davasında savunmada bulunulmak üzere taraflarca düzenlettirilen vekaletnamelerin resimli düzenlenmesi boşanma davasının bu niteliğinden kaynaklanmaktadır.
Noterlik Kanunu'nun "Düzenleme şeklinde yapılması zorunlu işlemler" başlıklı 89. maddesinde; "Niteliği bakımından tapuda işlem yapılmasını gerektiren sözleşme ve vekaletnamelerle, vasiyetname, mülkiyeti muhafaza kaydı ile satış, gayrimenkul satış vaadi, vakıf senedi, evlenme mukavelesi, evlat edinme ve tanıma, mirasın taksimi sözleşmesi ve diğer kanunlarda öngörülen sair işlemler bu fasıl hükümlerine göre düzenlenir." denilmektedir. Bu hükmün getirilmesindeki ölçüt kamusal önemidir. Aynı Kanunun "Fotoğraf yapıştırılması" başlıklı 80. maddesinde ise; ilgilinin fotoğrafının yapıştırılması zorunlu olan işlemler yönetmelikte gösterilir. Noter, birinci fıkranın kapsamı dışında kalan bir işlemin niteliği, ilgilinin durumu ve kimliği bakımından gerekli görür veya ilgili isterse, o isleme ait kağıtlara da ilgilinin fotoğrafını yapıştırabilir" hükmü yer almaktadır. Bu hükmün getirilmesindeki ölçüt kamusal önemidir.
Noterlik Kanunu'nun açıklanan 80. maddesinde yapılan atfa konu Noterlik Kanunu Yönetmeliğinin "Noterlik işlemlerinde uyulması gerekli hususlar" üst başlıklı On beşinci Kısmında düzenlenen "işlemlere fotoğraf yapıştırılması" başlıklı 93. maddesinde aynen; "Aşağıdaki noterlik işlemlerinde ilgilinin fotoğrafının yapıştırılması zorunludur...
a - niteliği bakımından tapuda ilsem yaptırılmasını gerektiren sözleşmelere,
b - niteliği bakımından tapuda ilsem yaptırılmasını gerektiren vekaletnamelere,
c - Vasiyetname,
d - Mülkiyeti muhafaza kaydıyla satış,
e - Gayrimenkul satış vaadi,
f - Vakıf senedi,
g - Evlenme mukavelesi,
h - Evlat edinme,
i - Tanıma,
j - Mirasın taksimi sözleşmesi,
k - Boşanma davaları için düzenlenecek vekaletnameler, ...
Yukarıda sayılan işlemler dışında kalmakla beraber, diğer kanunların öngördüğü, noterin işlemin ve ilgilinin durumuna göre gerekli bulduğu veya bizzat ilgilinin istemde bulunduğu işlem kağıtlarına da fotoğraf yapıştırılabilir... Asıllarına fotoğraf yapıştırılması zorunlu noterlik işlemlerinin, çıkartılacak örneklerine de fotoğraf yapıştırılması zorunludur." denilmektedir.
Görüldüğü üzere boşanma davaları için düzenlenecek vekaletnamelerin fotoğraflı düzenlenmesi gerekmektedir.

Eldeki dosyada ise; dava temelinde boşanmaya ilişkin olup, davacı A.A.'nin Avukat I.Ö.'yü vekil tayinine ilişkin vekaletnamesi tasdiksiz fotokopidir. Velayetin tevdii konusunda talepte bulunan boşanma davası davalısı E.B. vekili Avukat A.G.'nin ise vekaletnamesinde resim bulunmadığı gibi, eldeki davaya özgü yetkileri de taşımamaktadır.
O halde anılan eksikler giderilmek üzere dosyanın mahalline geri çevrilmesi gerekir.

Sonuç: Yukarıda yazılı noksanlığın tamamlanması için dosyanın mahkemeye geri çevrilmesine, 22.01.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programları
Old 27-03-2009, 18:30   #23
üye28458

 
Varsayılan

Bende tam bu konuyu araştırıyordum. Yine en güzel tartışma ortamı Türk Hukuk Sitesinde çıktı.


Stajda bize eğitim veren avukat bir abimizin anısı geldi aklıma. Zaman sıkıntısı nedeniyle vekalet alacak fırsatları olmuyor. Müvekkili ile birlikte duruşmaya gidiyorlar. Mahkeme heyeti noterden vekalet istiyor. Müvekkil mahkeme huzurunda sözlü vekalet veriyor. Mahkeme kabul etmeyecek gibi olunca avukat abimiz devreye giriyor. 3 hakim, 1 savcı, 2 avukatın huzurunda verilen vekalet kabul olmuyorda noterde verilen vekalet mi kabul oluyor deyince mahkeme tutanağa geçirerek vekaleti kabul ediyor. Verilen Yargıtay kararı da bu davayla ilgili olabilir.

Değerli meslektaşlarım benim sorunum ise şu şekilde, açık denizde kaptan olan kişi nasıl vekalet verecek, limanda 1 gün bile kalmadığı hesaba katıldığında durumunu ispatlamak koşuluyla vereceği yazılı vekalet kabul olunacak mıdır? Bu konuyla ilgili Yargıtay Kararı bulamadım. Uç bir durum ama çözümlenmesi gereken bir durum.
Old 28-03-2009, 11:59   #24
av.sinem

 
Varsayılan

Çok üzülerek belirtmek istiyorum ki Sayın Kamer Akgül'ün bahsettiği olay benimde başıma geldi.Mesleğe başlamamın ilk haftasında yakın arkadaşım olan meslektaşlarım tarafından anlaşmalı bir tanıma tenfiz davasına davalı vekili olarak katıldım.Ancak meslekteki tecrübesizliğimiz ,hakimin dosyayı incelemiş olması ve diğer meslektaşlara duyduğum güven neticesinde bilerek sahte evrakı kullanmak suçundan 3 yıl süreyle yargılanıp beraat ettim.Bu nedenle konuya ilişkin çok avı tecrübelerim var.Sayın Kamer Akgül dava süreci ile ilgili başkaca bilgi isterse özelden atacağı mesajda bildirebilirim.
Old 10-09-2009, 14:42   #25
av.hsnonder

 
Varsayılan

Herkese Merhaba:Fransada bulunan müvekkilim konsolosluğa gittiğinde kimliğinin sahte olduğu anlaşılıyor.Kimlikteki bilgiler doğru fakat kimlik sahte.Şimdi bana nüfus cüzdanı çıkarmak için vekalet vermek istiyor,fakat konsolosluk ceza kovuşturması nedeniyle vermiyor?Fransa noterleri ise kimliği olmadığından dolayı vekaletname çıkarmıyorlar.(ben belki fransa noterkiğinde çıkarılmış vekaletname ile sorunun çözüleğini düşündüm.) Bu konuda ne yapabilirim saygılar selamlar
Old 10-09-2009, 17:17   #26
Avukat Kamer Akgül

 
Varsayılan

Müvekkiliniz Fransız noterine Türk pasaportu ile başvurarak vekaletname çıkarabilir ama konsolosluktaki tercüme tasdiği işlemi sırasında sorun yaşayabilir. Türk vatandaşı olmana rağmen neden Alman noterinden vekaletname çıkarıyorsun denilebilir. Bahsettiğim usulde vekaletnamey fransızca olmuş olacak, öncelikle türkçeye tercüme edilmesi gerekir. Vekaletnamenin türkçe tercümesi Türk konsolosluğunun tercüme tasdiği işlemine tabi tutulduktan sonra Türkiye'de kullanılabilecektir.
Old 22-01-2010, 23:36   #27
mehmet behic güleç

 
Varsayılan

Üzerinde çok durduğum ve ilgi alanıma giren bir konu
yargıtay bu konu ile ilgili olarak hemde 2003 seneli hukuk genel kururu kararında aynen şunu söylüyor "vekaletname bir borçlar hukuku sözleşmesidir, şekil şartı aranmaz." Sanırım bu yorum tartışmaya noktayı koymak için yeterli olacaktır.
Old 23-01-2010, 08:00   #28
Avukat Kamer Akgül

 
Varsayılan Boşanma Vekaletnamesinde Özellik

Sayın Güleç,

Ekteki kararları ve kıymetli meslektaşların yorumlarını dikkatli okursanız boşanma vekaletinin özelliğini daha iyi anlayabileceğinizi düşünüyorum. Ki ben bahsettiğim konuyla ilgili davamı başarıyla sonuçlandırdım ve taraflar arasındaki hüküm tüm sonuçlarıyle (boşanma ve velayet) bozuldu.
Old 23-01-2010, 08:53   #29
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Kabul etmek gerekir ki, vekalete ilişkin bilinen teorik kurallarla uygulamada gelişen ve yaygın kabul gören anlayış yüzde yüz ters istikamettedir. Buna ben hukukun iki yüzlülüğü diyorum.

Gelinen noktada "vekalet akdinde şekil aranmaz" kuralı teoride kalan ve kanaatimce uygulanmayarak anlamını yitiren bir kuraldan ibarettir.
Old 08-11-2010, 10:25   #30
ege

 
Varsayılan

Sayın Meslekdaşlarım,
Benim de Fikri Sınai Haklar ile ilgili vekaletname düzenlenmesine ilişkin sorularım olacak.

Sınai Mülkiyet hakkı "şahsi hak" olarak tanımlanıp, "gayri maddi" olarak nitelendiriliyor.

Yurt dışındaki bir marka hakkı sahibi, Türkiye'de mukim bir firmaya " her türlü taklidi önlemek üzere uygun göreceği her türlü yasal işlemi yapması için iş bu belge ile yetkili kılıyoruz". şeklinde süreli bir vekaletname veriyor.

Firma bu vekalatname istinaden avukata "feragat, ibra da dahil olmak üzere" vekaletname veriyor,tazminat talebinde bulunuyor, ibralar yapıyor, ceza şikayetlerinde bulunuyor.

bu arada süre dolduktan sonra dava açılıyor, ancak vekaletname yenileniyor.

yine başka bir yabancı firma ,yine Türkiye'de mukim bir firmaya "taklit işlemlerini önlemek ve ilgili yasal işlemleri yapmak üzere" vekaletname düzenliyor.
Bu firma avukata "kendi vekaletini dayanak göstermeden"
vekaletname veriyor.
Yine ceza şikayetleri yapılıyor ve tazminat isteniyor.
Bu vekalete istinaden avukatlar sulh-ibra- para alama işlemleri yapıyor.


Av. K. m.56 "Vekaletnameler Türkiye için tek tip olup, vekaletnamenin biçim ve içeriği Türkiye Barolar Birliği ile Türkiye Noterler Birliği tarafından hazırlanır."

Türkiye'de tüzel yada gerçek kişi " taklide ilişkin her türlü önlemi alması için" yazan bir vekaletname verdiğinde, avukatın bu vekaletname ile , dava açması, şikayette bulunması, para alması, sulh yapması,ibra vermesi mümkün değil iken;
bir yurt dışı vekaletine dayanak gösterilerek tüm yetkileri haiz olması mümkün olmaması gerekir.

Bu konudaki görüşlerinizi paylaşırsanız çok sevinirim.

saygılarımla.
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Sivas'ta bir haciz işlemi için avukat arkadaş arıyorum saadet Şehirlerarası Nöbetçi Avukat 2 09-01-2007 11:52
Tekirdağ'da haciz için bir avukat arkadaş arıyorum... Av.Özlem KALAY Şehirlerarası Nöbetçi Avukat 1 28-12-2006 20:36
Ödeme veya İcra emrinin iptalinde masraf ve vekalet ücreti ozyoldas Meslektaşların Soruları 1 19-12-2006 12:31


THS Sunucusu bu sayfayı 0,20937705 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.