Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Boşanan Kadınlar Hangi Zorlukları Yaşıyor?

Yanıt
Old 14-09-2006, 20:53   #1
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan Boşanan Kadınlar Hangi Zorlukları Yaşıyor?

Merhabalar

Boşanan kadınların yaşadığı zorlukları bu sayfalalara taşımayı öneriyorum.

Katkı sağlayacak herkese teşekkürler

Saygılar
Old 14-09-2006, 22:38   #2
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

İlk yaşanan sorun, kadının kimlik kayıtlarının değişmesidir.Bilindiği gibi evlenmekle kadın erkeğin nüfus hanesine nakledilmektedir.Doğal olarak evlilik sırasında nüfusa kayıtlı olduğu yer bilgisi değişmektedir. Boşanan kadın eski nüfus kaydına dönmektedir.Evlilik sırasında almış olduğu soyadı da geri alınarak.

Evlilik sırasında bazı işlemler yaptıran kadın boşandıgında eski kimlik bilgilerine yeniden dönüş yaptığından bazı işlemleri yeniden yaptırmak zorundadır.Yeni kimliği ile banka kredi kartlarını ehliyetini,vergi levhasını ilgili imza örneklerini hatta pasaportunu vs.değiştirmek zorunda kalmaktadır.

Bu arada kişisel hayatındaki değişiklikleden de ilgili herkesi mecburen haberdar etmektedir.

Eğer evlilik sırasında sadece eşe ait olan soyadını kullanıyorsa yeniden bekarlık soyadına dönmeyi seçmisse yeniden eski soyadı ile tanınmak zorunda kalması ve yeniden kişisel yaşamına ilişkin bilgi verme süreçleri...

Liste uzayıp gidiyor..

Saygılar
Old 15-09-2006, 00:02   #3
PINAR YILMAZ

 
Varsayılan

Sayın Kayar, ilk sorunun bürokratik sorunlar olduğunu belirtmiş.Bende ikinci bir sorun belirteyim.Ülkemizde kadınlarımız iş ve evlilik hayatı arasında bir seçim yapıyorlar ve genelde iş hayatından feragat ediyorlar nedense.Ama ikisini bir arada yürütebileceklerine inanmıyorlar maalesef.Bu sebeple ekonomik özgürlüğü olmayan kadınlarımız boşandıktan sonra geçimlerini sağlayabilmek için birilerine ihtiyaç duyuyorlar ve kendi ayakları üzerinde duramıyorlar.
Üçüncü bir sorun ise yeni medeni kanunumuzla azalmakla birlikte resmi nikahsız yapılan evlilikler sonucunda boşanmadır.Bu durumda gerçek anlamda boşşanma bile olmadığı için kadınlarımız tazminat bile alamamaktadırlar.Bu da ekonomik bir diğer sorundur.Şimdilik aklıma gelen bunlar.Saygılar...
Old 15-09-2006, 11:12   #4
Viyola

 
Varsayılan

Boşanma sonrası bürokratik sorunlar ilk başta aşılması gereken bir sorun olarak ortaya çıkıyor tabi.İşin psikolojik tarafı da var.Boşanma sonrası yalnızlık duygusu,öfke ve hatta daha ciddi psikolojik sorunlar...Zorluklardan biri de boşanmış bir kadın olarak topluma kendini kabullendirmek.Ama işin ekonomik boyutu belki de en önemli olanı.Belli bir gelire sahip olan,kendi ayakları üzerinde durabilen kadın boşandıktan sonra da hayatını sürdürüyor.ama hayatı boyunca hiç çalışmamış,ekonomik açıdan eşine bağlı bir kadın için ise boşanma sonrası sıkıntılı dönemler başlıyor.Boşanan kadın babaevine dönse bile günümüz ekonomik koşullarında hele hele çocuk da varsa mutlaka çalışmak zorunda...
Velhasıl kadın olmak zor!
Old 21-10-2006, 10:34   #5
üye11185

 
Mahçup

Toplulumuzun en büyük problemi kadın erkek eşitsizliği tabiki buda boşanan kadınların bir çok güçlüklerin beklediğinin habercisi. Yuvayı yapanda kadın bozanda kadın düşüncesi değişmediği sürece bu böyle devam edecek. Bu nufüs sorununada bir çare bulmak gerekir erkek hem sosyal açıdan hemde resmi açıdan ne nufusu nede sosyal kimliği açısından hiç bir problem yaşamıyor. Zaten boşanır boşanmazda ailesi ve kendisi yeni arayışlar içinde oluyor. Herseyi kendinde hak gören erkeklerin bulunduğu toplumda kadınların sorunları bitmez
Old 07-11-2006, 11:58   #6
mefaret

 
Varsayılan

boşanma aşamasından önce bazı şehirlerde sığınma yerleri var sığınma evlerinin olmadığı yerlerde evinden atılan, ayrılmak zorunda kalan kadın eğer kendi ailesinin bulunduğu yerde değilse barınma, güvenlik, maddi sorunlarla karşı karşıya kalıyor.Polise intikal etmiş olsa bile kimse nereye gideceksin diye sormuyor, ifade tutanaklarını imzalatıyor, savcılığa sevkediyor, hastaneliksen hastahaneye gidiyorsun ya daha sonra ne olacak nereye gidilecek sokağa mı ?
Kadın, Çalışsın veya çalışmasın (Gelir düzeyi herzaman çok önemli) en küçük birimde dahi bunun çözümlenmesi gerekiyor .
Boşanma davasının sonuçlanması her zaman kısa sürmüyor yıllarca sürüyor, paran yoksa dava açmak haklarını almak o kadar kolay değil.Hakkını alabilmek için de öncelikle resmi makamlar ve avukat için para gerekiyor. Zaten mağdur olan kadına bu tür davaları açamada bazı kolaylıklar sağlanması bağlanan nafaka,kazanılan tazminatın beklenilmeden ödenmesi yönünde gibi konular.
Hukuken kazanılmış nafaka ve tazminatların kadına karşı taraftan alınmasında sorunlar yaşanıyor. Zaten boçlanarak veya zorlanarak davalar açılıyor, hukuken kazılan haklar hak sahibi tarafından alınması geciktiği zaman mağdurluk devam ediyor.
Old 27-05-2007, 23:10   #7
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan Söz Veriyorum

Bir eksikle oyuna devam

Ellen Sue Stern, boşanan kadınların ruh sağlığını koruması için günlük bir rehber hazırladı. 'Sil Baştan' adlı kitabında tecrübelerini anlatan Stern, 'Sevip kaybetmek, hiç sevmemekten çok daha iyidir' diyor

"Boşanma konusunda bir gazi olarak kendimi hem bedbaht, hem de şanslı buluyorum. Bir zamanlar son derece korkutucu ve can yakıcı oldu. Diğer zamanlar beklenmedik mutluluklar ve zevkler getirdi. Baştan sona mücadelelerle doluydu."
Ellen Sue Stern, boşanan kadınlar için 'Sil Baştan' adlı bir kitap yazdı. Oğlak Yayınları'ndan çıkan kitapta, her günün sonunda bir 'Söz veriyorum' köşesi var.

Birinci ay
1. gün: Ölüm bizi ayırana kadar.
Böyle dedik, bütün yüreğimizle söyledik" diyor yazar ve devam ediyor: "Ama hayat değişiyor. Evliliğimizi sürdürmek için durup dinlenmeden çabalamamıza ve elimizden gelen her şeyi yapmamıza karşın yürümedi. Yeni bir hayata başlamanın zamanı artık. Kararımıza yüzde yüz güvendiğimiz zaman bile bizi rahatsız eden üzüntü, acı ve pişmanlığı kabul etmenin zamanı. Beklentimizi de kabul etmeliyiz. Söz veriyorum: Üzüntümü de beklentilerimi de inkâr etmeyeceğim.

Boşanmış olsun olmasın herkesin en derin anlamda yalnız olduğunu söyleyen yazar, bunun en çok başarı ve başarısızlık anlarında, kuşku ve karar anlarında ortaya çıktığını vurguluyor: "Evlilik bir güvenlik yanılsaması."

3. gün: Dışarıdaki karanlıktan korkmuyorum. Benim hoşlanmadığım içimde barınan karanlık. Boşandıktan sonra, kapıdan içeriye girdiğim an, evdeki bütün ışıkları yakma alışkanlığı edindim. Sonra televizyonu açardım. Radyoyu da... Ama giderek kolaylaşır. Televizyon tutku haline gelmeden, sayısız telefon konuşmaları yapmadan ya da her kanepenin ardına bakmadan da evde tek başına olmaya yavaş yavaş alışırız. Söz veriyorum: Evimde kendimi güvencede hissetmem için gereken her şeyi yapacağım.

5. gün: Uzun süre yatağın sol tarafında uyudum, sağ taraf boş bir çayırlık gibiydi. Bizler alışkanlıkları olan yaratıklarız; mutfaktaki 'kendi' yerimizde oturmaya, pizzanın 'kendimize ait' kısmını yemeye, yatağın kendi tarafımızdaki bölümünde yatmaya alışırız. Değiştirmek acı
verir. Ama artık iskemleleri istediğimiz gibi seçip, yatağa sereserpe yayılabiliriz. Söz veriyorum: Ne zaman kendimi hazır hissedersem o zaman harekete geçeceğim.

7. gün: Çoğumuz eski kocamızla ilgili çok karmaşık duygularla savaşırız. Onun hakkında iyi şeyler düşünmek isteriz, ama en kötü anlarımızda da ölmesini isteriz. Onun için en iyiyi dileriz, ama onun yalnız, kırık ve çok mutsuz olduğunu hayal ettiğimiz zamanlar vardır; kaldı ki biz acı çekiyoruz, neden o da çekmesin? Bununla birlikte öfke bizi yiyip bitirdikçe bağlılığımızı sürdürürüz. Söz veriyorum: Onu tamamen bırakacağım.

9. gün: Erkeksiz bir kadın her karşılaştığı erkeğin 'o erkek' olduğunu düşünmeden edemez. Bu erkek meselesi aniden ortaya çıkar. Birden kızımızın boşanmış fen öğretmenini fark eder; kendimizi markette yabancılarla flört ederken buluruz. Bu demek değil ki, erkeklerle çıkmaya, yeniden evlenmeye hazırız. Bu yalnızca, tekrar âşık olabileceğimiz birisiyle karşılaşabilmek için kapıları açık bırakıyoruz demektir. Biliyorum: Bakmanın zararı yok.

17. gün: Janis Joplin şöyle diyor: Zor ve uzun bir süreç olacak ama başaracağız. Ne kadar olumlu ve iyimser olursak olalım, hâlâ bazı günler yaşanıyor. Dondurucuyu açıp tek kişilik tavuğu çıkardığımız bir gün gözyaşlarına boğuluruz. Bazı günler en küçük eleştiri bile patlamamıza neden olur. Söz veriyorum: Yarını daha iyi bir gün yapacağım.

25. gün: Bana hayatındaki en kötü hatayı yaptığını söyledi, geri dönmemi istedi. Boşanma ilamını imzaladınız, eşyaları ikiye böldünüz, sonra o aradı ve dönmenizi istedi.
1- Gerçekten samimidir. Kararınızı bir profesyonele danışarak verin.
2- Yalnızdır. Bunu anlarsınız. Bir arkadaşını aramasını önerin.
3- Pişmanlık duyuyordur. Onu konuşmaya teşvik edin. İhtiyacınız olan özürü dileyecektir. Söz veriyorum: Ağırdan alacağım.

27. gün: Boşanmak cinsel perhiz demek değildir. Dokunmak ve dokunulmanın çeşitli yolları var. Kucaklaşmak, masaj, banyo gibi... Söz veriyorum: Cinsel istek ve rahatlık için kendi ihtiyaçlarıma saygı göstereceğim.


İkinci ay
7. gün: 'Asla neden ben, diye sormam. Çünkü o zaman hayatımdaki bütün harika olaylar için de neden ben, diye sormam gerekir.' En büyük tenis ustalarından
Arthur Ashe'in AIDS'ten ölmeden önce söylediği sözler bunlar. Şanssızlıklarımızı sorgulayacak olursak, bütün harika şeyleri de aynı derecede sorgulamamız gerekir. Biliyorum: Çünkü...

11 gün: Çocuklarımızla eski kocamız arasında yarattığımız duruma dikkatli ve bilinçli yaklaşmak gerekir. Çocuklarımızı piyona çeviririz. Onları eski eşimizi cezalandırmak, haklı olduğumuzu kanıtlamak için kullanırız. Ya da barış aracılarına döndürürüz. Profesyonel yardım alın. Söz veriyorum: Çocuklarımı kullanmayacağım.

25. gün: Zsa Zsa Gabor şöyle diyor: Pırlantalarımı geri verecek kadar nefret ettiğim bir erkek olmadı hiç. Alyanslarımızı ne yapacağız? Atacak mıyız? Kızımıza vermek üzere kasaya mı koyacağız. Alyans sizindir. Bir armağandı ve yaşamınızın önemli bir aşamasının anısı. Bir zamanlar simgelediği bağlılığa yakışır biçimde davranın. Söz veriyorum: Alyansımı saklayacağım.


Üçüncü ay
14. gün: Kendinizi küçümsemeyin. Özgüvenimiz sarsılmışsa (boşanmanın geçici bir etkisi) kendimizi küçümseriz: Zaman ve enerjimizi boş yere harcayarak, yatırımımıza layık olmayan arkadaşlıklar edinerek... Söz veriyorum: Değerimi küçümsemeyeceğim.

15. gün: Boşanmanın bazı açılardan ölümden daha yıkıcı olduğu söylenir. Sinemada yeni karısıyla ona rastladığımızda içimizden öfke yükselir. Bazen ölmüş olsa daha kolay olurdu diye düşünürüz. Ama ölmemiştir. Herhalde ölmesini istemeyiz, özellikle de çocuklarımızın babasıysa. Söz veriyorum: Elveda demeyi öğreneceğim.


Dördüncü ay
2. gün: En dostane boşanmalarda bile ortak velayet karmaşık olabilir. Pratik açıdan zordur. Tenis dersi zamanında raket babanın evinde kalmıştır. Çocuklarımızı temiz giysilerle göndeririz, ama onlar kirli iç çamaşırlar bir torbaya tıkılmış olarak geri gelebilir. Duygusal olarak da yorucudur bu. Onları babasına bıraktığımızda 'Anne ben bu gece seninle olmak istiyorum' dedikleri zaman, tek çatı altındayken yaşamın ne kadar kolay olacağını düşünürüz. Söz veriyorum: Çocuklarımın iyi uyum sağlama yeteneğine sahip olduğunu unutmayacağım.


Altıncı ay
15. gün: Kendinize boşanma sonrası hediye alacaksanız çarşaf alın. Üstünde beyaz koyunlar bulunan mavi çarşaflar. Yeni oldukları sürece nasıl oldukları önemli değil. Söz veriyorum: Yeni çarşafları lüks olarak değil, temel gereksinim olarak kullanacağım.

28. gün: Boşanmak bir bacağınızın kesilmesine benzer. Yürümeye devam edersiniz ama artık eskisi gibi olmaz. Zamanla kayıp gölge haline gelir ve daha az acı duyarız. Söz veriyorum: Kaybettiklerimin acısını bir gün dindirebileceğim.


Sekizinci ay
7. gün: Seçtiğiniz anda yeni bir başlangıç yapabilirsiniz. Yeni bir ilişkiyiı seçebiliriz. Ters giden her şey için onu suçlamaya devam edebiliriz. Ya da kendi rolümüze bakmayı seçebiliriz. Söz veriyorum: Seçim hakkımı olumlu yönde kullanacağım.


11'inci ay
8. gün: Kimse kendisininki dışındaki evliliklerin dokusunu ve biçimini bilemez. Başkalarının evliliğimiz üzerine analizini dinlemek sıkıntı verir. 'Çok iyi anlaşıyordunuz' gibi... Şu yanıtı verin: Teşekkürler ama evliliğimizin nasıl olduğunu anlamanız mümkün değil. Söz veriyorum: Cevap vermek zorunda değilim.


12'nci ay
29. gün: Sevdikten sonra kaybetmek hiç sevmemekten daha iyidir. Evliliğimiz olmasaydı, bugün böyle olmayacaktık. Söz veriyorum: Evlenip boşanmanın deneyimiyle hayatımın daha da zenginleştiğini düşüneceğim.

(Radikal)
Old 27-05-2007, 23:37   #8
Ayşe BİLGİÇ TAHTACI

 
Varsayılan

Bu konuyu daha önceden neden göremedim, bilmiyorum.Tam bana göre.

Boşandıktan sonra hayatım daha da düzene girdi.Anne ve baba anlaşamıyorlarsa çocukların huzursuz bir ortamda olmasındansa anne ve babanın ayrılması daha iyidir.Bu taraflar için de geçerli.Eşimle ayrıldıktan sonra çocuklarının iyiliği için çok iyi iki arkadaş olduk.Bizim bu halimizi görenler siz tekrar birleşirsiniz yorumunu yaptılar.Hepimiz medeni insanlarız sonuçta.Özellikle ortak çocuklar varsa bu çocukların anne ve babası olduğumuz gerçeğini hiçbirşey değiştiremez.

Onun dışında karşılıklı hesaplaşmalar,suçlamalar,temize çıkmaya çalışmalar bir süre devam ediyor tabii.Toplumda boşanmış kadına bakılan açı nedeniyle bayanlar zorlanabiliyorlar.Ama bilinçli hareketlerle bunun da üstesinden gelinebilir.

Boşanmayı savunuyor değilim.Ancak genelde anlaşmazlık olan evlilikler çocukların uğruna devam ediyor.Bu da yanlış.

Her evlilik kendine özgüdür.Tarafların şartları sonuna kadar zorlayıp ondan sonra karar vermeleri ilerde pişman olmaları önleyecektir.Aile psikologları bu konuda oldukça faydası olan danışmanlar.Benim ayrılığımda danıştığım psikoloğumun dediği gibi "Eşinizin bariz,hiçkimse tarafından kabul edilmeyecek hataları varsa sizi katbetmemek uğruna bu hatalarını düzelteceği konusunda yeminler edecektir.Eşinizin düzeleceği umuduyla değil; düzelirse birleşin."

Yine de her evliliğin sağlıklı yürümesi dileğiyle...

Saygılar.
Old 28-05-2007, 00:06   #9
Av.Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Bir kısım zorluklar fiilen , bir kısım zorluklar öğretiyle geliyor.

Fiili zorlukları, her durum ve koşulda yaşama yeteneğine sahip olan insan, zamanla aşıyor.

Öğretiyle gelen zorluklar ise, öğreti bireysel değil kamusal olduğundan aşılabilir nitelikte değil. Sübjektif "ben aştım" yorumlarıysa, sübjektifliği nedeniyle genele yarar sağlamayacaktır.

"Boşanmış kadın" ne demektir? Belki de önce bu "etikete" itiraz etmek gerekiyor. X, boşanmış bir kadın olabilir, ama evlilikten önce de adı X'tir, evliyken de, boşandıktan sonra da vs. Bir diğer deyişle, önemli olan X ismiyle yaşamını sürdürebilmektir. Evlilikten veya toplum genel kabullerinden alt kimlik edinmemeyi kadına öğretmektir.

Kadın kendi kimliğine sahip çıkmayı önce kendi nazarında öğrendiğinde, medeni/hukuksal/öğretide egemen bakışlar, kadını etkilemeyecektir.

Dünün ve bugünün sancıları, kadının cinsiyete dayalı ayrımcılığa maruz kalışının, edilgen yaradılışının ürünüdür. Evinin kadını olması öğretilmiş kadın, evinin kadınıyken boşandığında kısa ya da uzun vadede açmaz yaşayacaktır. Kadın erkeğin kaburgasından yaratılmıştıra inandırılmış kadın, toplumsal statüsü aykırı düşse bile, kendini lanetlenmiş varsayacaktır. Kendi bakış açısını edinememiş kadın, her koşulda, üçüncü gözlerin bakış açılarında yara alıp duracaktır.

Sahi, boşanmış kadın ne demektir?

Kadın, kadındır.

Saygılarımla...
Old 28-05-2007, 12:07   #10
av.semire nergiz

 
Varsayılan

"""""Boşanmış eşler üzerinde yapılan bir araştırmada boşanmış erkeklerin, evli erkeklere göre beş kat yüksek oranda, boşanmış kadınların da evli kadınlara göre üç kat yüksek oranda ruhsal bozukluk saptanmıştır. Bu bulgular iki biçimde yorumlanabilir: ya mutsuz evlilikler eşlerde ruhsal uyumsuzluklara sebep olmakta ya da ruhsal uyumu bozuk olanların evlilikleri kısa sürüyor. Bu iki yorumunda gerçeklik payı olabilir (Yörükoğlu, 1997: 108)""" Boşanma anlık olarak ortaya çıkan bir olay değil, aslında devam eden uzun bir sürecin sonlanmasıdır.Ve sonlandırılan bu süreç gerek kadın gerekse de erkekte acı ve yoğun pişmanlıklara yol açmaktadır . Her boşanmanın sonu rahatlama ve kurtuluş değildir.Hem kadın hem de erkek aslında büyük bir eziklik ve tedirginlik içindedir.Acaba evliliğimizi kurtarabilir miydik ? iç hesaplaşmaları yanında diğer eşi olanlardan sorumlu tutma da yoğun olarak yaşanmaktadır.Böylece Suçluluk psikolojisi sürer gider.Dışarıdan çok net anlaşılmasa da aslında her iki eş de kendini boşanmadan dolayı belli ölçüde sorumlu tutar ve suçluluk duyar. Bazı eşler ise karşısındakini suçlar.Kimi çiftler bunu aşıp yeni bir yaşama başladığı halde birçok çift ise yeniden birbirlerine dönerek yeniden birbirleri ile evlenmektedirler.Takip ettiğimiz boşanma davalarının hepsinde olmasa bile azımsanmayacak kadar çoğunda da bu sonu görmekteyiz.

Kadının ekonomik yaşam,toplumsal yaşam içerisindeki konumu ve duruşu bu sürecin sağlıklı atlatılıp atlatılmamasında çok büyük etkendir.Bu süreçte çocukların varlığı da gerek boşanma kararı verilmesinde ve gerekirse de boşandıktan sonra sürecin sağlıklı atlatılmasında büyük bir öneme sahiptir.

""""""Boşanma kesinleştikten sonra çocuklar nedeniyle soğukta olsa ilişkinin sürdürülmesi zorunludur. Bu dönemde kırgınlık ve kızgınlık duyguları çocuklar aracılığıyla bir eşten diğerine taşınır durur. Nafaka sorunları çocukların anne ve baba arasında gidip gelmelerinden dolayı ilişki soğuk ta olsa devam eder. Bu durumdan en çok çocuklar zarar görmektedir.
Boşanma her iki eş içinde çetin bir dönemin başlangıcıdır. Eşler bir süre kendilerini boşluktaymış gibi hissedebilirler. Özellikle baba evine sığınmak zorunda kalan kadının durumu daha da güçtür. Kadın kendini sığıntı durumunda görür ve iş bulma zorunluluğu duyar. Hele çocuklarının sorumluluğunu da yüklenen bir anne için gelecek ürkütücüdür. Böyle bir anneden karamsarlık kendine ve eşine kızgınlık, iş sıkıntısı bedensel yakınmalar kime dayanacağını bilememe gibi duygular olağandır. Çocuklar bakım ve ilgi bekledikçe, buna çocukların sızlanmaları tutturmaları ve ayağa dolanmaları eklenince annenin bunalımı dayanılmaz olur (Yörükoğlu, 1994: 266)</p>&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;
Gerek boşanma öncesinde ve gerekse de boşanma sonrasında eşler karşılıklı olarak çok yoğun olumlu-olumsuz duygular yaşarlar ;bu duygu ve düşüncelerin doğru değerlendirilip doğru yöne kanalize edilmesinde uzman doktor desteğinden yararlanılması bu süreçlerin sağlıklı atlatılmasında büyük yarar sağlıyacağı kanaatindeyim.
Old 11-05-2009, 22:50   #11
suskun_juliette

 
Varsayılan

Boşanmışlık kadınlara toplumun genel kanısı sebebiyle sanki hicap duyulacak bir şeymiş gibi geliyor.Her nesil kendi ile birlikte başka düşünüş biçimleri ve değişik vizyonlar getiriyor topluma.Neyse ki bu sayede eskiler gibi bakmıyoruz olaylara.Erkek egemenliğini esas edinmiş medeni kanun bile kadına sus diye dikte etmekte iken,toplumda kendini saydıramayan kadın,kanun önünde de sus pus kalıyordu.Ancak zaman insanları geliştirdikçe neyse ki biz de o örümcek ağı tutmuş kökleşmiş düşünce biçimlerinden sıyrılabildik.Ne yazık ki halen kadınlara boşandıklarında,sahipsiz etiketi vurulmaktadır.(Oysa ki herkes kendinin sahibidir!)Başında eri,erkeği olmayan,saldırıya her zaman açıktır onların nazarlarında.Ya da belli bir otoriteyle bağlı kılınmayan,özgür bir kadın imajları olduğu sanılır hep.Halbuki alakası yoktur,kadın sadece tek başına ayakta kalabilmenin mücadelesini vermektedir kendince.Böyle insani bir yaşam savaşı gerçekleştiren kadına da böyle yaftalar yapıştırılmasını hep kınamışımdır.

Evlenmek kadar boşanmak da doğaldır.İki insan bir arada bulunmaktan hoşnut değilse,birbirlerine sırf Evlilik bozulmasın diye katlanmaya zorlanmalarına ne luzum var ki?'Boşanmak kötüdür,ayıptır!' denilerek düsturlanan kadınlar ne yapsınlar,her gün işkence tadında ve zulm adında bir yaşam(!) sürecekler.Ama namuslu olarak kalacak ve yaşayacaklar değil mi?Mutsuz olduğun zaman insan olduğun kimsenin aklına gelmez ama boşanmak istediğinde namus başına çalınıverir.Aşmalıyız gerçekten aşmalıyız bunları.Bunları aşmak ne bizi yozlaştırmaya delalettir ne de değerlerimize ihanettir.Sadece biraz daha insani bir dünyada yaşamamız için bir adımdır.

Ben boşanacağım desem sanırım ailemde kıyamet kopar.Eminim birçok insanın çevresinde de böyle bir frenleme yöntemi uygulanıyor.İyi de,nereden bilebilirsin evlenirken kimi seçtiğini,piyango misali,ne çıkarsa bahtıma deyip oturacak mısın yerinde?Hadi sustun diyelim,için nasıl direnmeyecek sana,ya gururun?Hiç susmayacak mı?Aç kargalar gibi kemirmeyecek mi zihnini?Bütün bunları bir ömür yaşamaktansa kangren olmuş bir ilişkiyi bir kerede kesmek en iyisidir.

Kadınların en çok karşılaştıkları zorluk budur,bunu yaşamadım diyen bir kadın bile gösteremem size.Ne yazık ki gösteremem..
Old 16-07-2009, 17:25   #12
Academic

 
Varsayılan

Boşanma sonrası kadınların erkeklerden daha fazla ruh sağlığı sorunları yaşaması ve toplumda kendisini yeniden kabul ettirmesinin doğurduğu sorunların temel nedeni evliliğin kadın üzerinde görünmez bir zırh işlevi görmesinden kaynaklanmaktadır. Toplumda cinsiyet ayrımcılığı kadar cinsiyet ayrımcılığının dışında kadınlar arasında da kadının medeni durumuna bağlı bir takım ayrımcılık mı yoksa bakış açısı mı demeli farklı algılamalar ve farklı rol yüklemeleri vardır.

"Evli kadın geleneksel yapıda sahipli kadındır." Evlenmemiş kadın ki toplum ona kız der, yine sahiplidir(!) Ama boşanmış kadını toplum boşandığı için sorumlunun kim olduğu, sorunun ne olduğu, kararın neden verildiği vs. bunlarla ilgilenmeden direkt suçlu kabul eder ve sahipsiz olarak algılar.. Oysa ki evlenmemiş, evli, boşanmış.. bunlar sonradan yapılan etiketlemelerdir ve kadının değerini artırmaz, eksiltmez, kadının bir sahibi mutlak surette olacaksa eğer en doğrusu kendi kendisidir.. İşin ilginç tarafı bunu erkekler kadar kadınlar da böyle algılayıp böyle kabul ederler. Bundan ötürü de boşanmış kadını toplumda ilk yalıtanlar yine hemcinsleri olmaktadır.

Bunu engellemenin en dolaysız yolu kadının kendini algılamasında ve kendine bakışında erkek bakışından farklı bir biçimde kendini değerlendirmesini sağlamaktır. Kadının kendine değer vermesi için mutlaka birinin bir şeyi olmaya ihtiyacı olmadığını algılamasını sağlamanın yolu onu birey yapmaktan geçiyor. Kadınlar arasında da dayanışmanın özü bu olmalıdır. Bu suni ayrımlar nedeniyle de kadınlar ortak çıkarları etrafında toparlanmakta zorlanmaktadırlar.
Old 17-07-2009, 13:48   #13
Nur Deniz

 
Varsayılan

Bir insan hayatında kaç kez boşanır ki, en fazla..

Eğlenmenize bakın..

En acı durumlara gülmenin yolunu anlatabilirim..
Old 22-07-2009, 15:12   #14
Academic

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Şehper Ferda DEMİREL

"Boşanmış kadın" ne demektir? Belki de önce bu "etikete" itiraz etmek gerekiyor. X, boşanmış bir kadın olabilir, ama evlilikten önce de adı X'tir, evliyken de, boşandıktan sonra da vs. Bir diğer deyişle, önemli olan X ismiyle yaşamını sürdürebilmektir. Evlilikten veya toplum genel kabullerinden alt kimlik edinmemeyi kadına öğretmektir.

Kadın kendi kimliğine sahip çıkmayı önce kendi nazarında öğrendiğinde, medeni/hukuksal/öğretide egemen bakışlar, kadını etkilemeyecektir.

Dünün ve bugünün sancıları, kadının cinsiyete dayalı ayrımcılığa maruz kalışının, edilgen yaradılışının ürünüdür. Evinin kadını olması öğretilmiş kadın, evinin kadınıyken boşandığında kısa ya da uzun vadede açmaz yaşayacaktır. Kadın erkeğin kaburgasından yaratılmıştıra inandırılmış kadın, toplumsal statüsü aykırı düşse bile, kendini lanetlenmiş varsayacaktır. Kendi bakış açısını edinememiş kadın, her koşulda, üçüncü gözlerin bakış açılarında yara alıp duracaktır.

Sahi, boşanmış kadın ne demektir?

Kadın, kadındır.


Evet temel soruna dair güzel bir saptamadır yukarıda Sayın Demirel'in yazdıkları.



Boşanmış kadın gerçekten ne demektir?

Ayıca bir diğer konu da soyadı meselesidir. Kadının soyadının evlenirken de boşanırken de değişmesi kadının isim hakkında sorunlar yaratmaz mı?

Saygılar..
Old 23-07-2009, 13:48   #15
imge_nil

 
Varsayılan

Boşanmış kadın ne demektir ? Cevabı uzun bir soru olduğunu düşünüyorum. Tabii şahsi kanaatim olmamakla birlikte Türk toplumdaki izlenimlere göre boşanmış kadın; aldatılmış kadın, şiddet görmüş kadın, beş parasız bırakılmış kadın, dışlanmış kadın, aşağılanmış kadın... gerekçe ne olursa olsun neticede 'boşanmış kadın'' . Erkekleri toplum nazarında ele alacak olursak, boşanmış erkek = erkek . Artısı eksisi sorgulanmaya bile gerek görülmeyen boşanma sebebi üzerinde dahi durulmayan = Türk erkeği .
Velhasıl ülkemizde kadınlık; her türlü sıfata maruz kalmaya açık ve taşınması zor bir konum.
Old 29-10-2010, 20:59   #16
Nur Deniz

 
Varsayılan Zorluklar

Başından geçenler bilirler ki, en zoru bu kararı vermektir. Aklımızda onlarca soru dolaşır.

Çocuğuma yeterli olabilecek miyim?

Hayat standardımdan ne değişecek?

İnsanlar hakkımda ne düşünecek?

Boşanmış kadın diyerek tacizler mi olacak?

Ailemle hayatıma şimdi devam edebilecek miyim?

Çocuk sorarsa ne şekilde anlatacağım?

Vb...

Bunların birçoğunu ne yazık ki, boşanma kararını almış kadınların birçoğu yaşamaktadır. Bazıları bu durumu başarısızlık olarak görür, bazılarıysa başarı. Pişman olmamanız başarıyla doğru orantılıdır.

Kişiler, olaylar farklı olduğu için her kadının yaşadığı durum ayrıdır. Ama zordur boşanmak ve yalnız hayata tutunmaya çalışmak.

Ciddi oranda maddi kaybınız olur, özellikle de çalışıyor ve belli bir mal varlığınız varsa. Ama bunlar sonra geri döner, haklıysanız mutlaka döner...Bunlar için üzülmeyin.

Maddi geliriniz yoksa, yoksulluk, iştirak nafakası gibi maddi yardımlar, barodan avukat talep etme hakkınız vardır. Yeter ki niyetiniz sağlam olsun.

''Güçlü olan değil, haklı olan güçlüdür.''

Sorandan geçilmez;''Niye boşanıyorsun?'' Özellikle de ev içinde olanlardan çok bahsetmeyen biriyseniz. Herkes merak içindedir. Aileniz bile uzun süre anlayamaz. Hatta çoğu zaman, hemen yeni bir evlilikle herşeyin düzeleceğini sanırlar. Buna zorlarlar.

Yalnız kadın olmak zordur, hele ki çocuğunuz varsa, herkes bir yere gittiğinizde sorguya tutar, konu komşu gereksiz yere çocuğunuzla ilgilenmeye çalışır, sahte bir acıma duygusu yerleşir insanların yüzlerinde.

Bu tür müdahalelere de asla izin vermeyin. Abartılması gereken birşey olmadığını, çocuğunuzun sizin denetiminizde olduğunu mutlaka belirtin. Anlayabilecek yaştaysa o zaman, anlayamayacak kadar küçükse daha sonra bu durumun normal birşey olduğunu anlatmaya çalışın. Ama asla çocuğunuza idareten yalan söylemeyin.

Sizin yokluğunuzda çocuğunuza ''Annenle babanı barıştır'' gibi saçma sapan öğütler veren olacaktır. Buna da çok dikkat etmek gereklidir.

Güzelseniz, biraz dikkat çekici bir kadınsanız, o zamana kadar cesaret edemeyen birçok insan sizinle sohbet açmaya, gereksiz yakınlaşmaya, yardım edelim lafı altında yakınlaşma çabasına girer. Çünkü siz ayrı ve yalnız bir kadınsınızdır, risk yoktur yani, umutlanmazsınız, şefkate ihtiyacınız vardır. Öyle sanırlar...Hiç ummadığınız kişilerden taciz görebilirsiniz.

Borç isteyemez, hüzünlü davramazsınız. Neşeli olur gülersiniz, gözünüz başka yerde derler. Hüzünlenirsiniz, kocasını unutamamış derler. Ama şu var ki, sorunlu insandan herkes kaçar. Güzel sohbetleri dostlarınızla, acınızı ailenizle, neşenizi de düşmanlarınıza gösteriniz.

Saçıp savurmadan kendinize zaman ayırıp, ihtiyaçlarınızı karşılamaya çalışınız. Bu daha güzel bir yaşam olacağı konusunda size umut verecektir. Çok daraldığınızda çocuğunuzla birşeyler paylaşıp, Onun büyümesini bu sorunlarla uğraşırken sakın kaçırmayınız. İşinize olduğundan daha fazla önem verip, öncelik sırasını yükseltiniz. En büyük güvenceniz budur.

Zaman geçiremiyorsanız öğrenmeye odaklanın, öğrendiğiniz herşey zamanla size geri dönecektir.

Bir kadın istisnai durumlar dışında sevmeden evlenmez. Sevmeden bir başkasına yakınlık hissetmez. Güçlü olarak yeniden sevebilmek için önceki yaraların geçmesi gereklidir. Bunun için zaman tanımak lazımdır.

Zor iştir gerçekten, ama başarılabilir ve ''ohh iyi ki yapmışım'' denilebilir.

Saygılarımla...
Old 03-11-2010, 13:25   #17
Polis2010

 
Varsayılan

Boşanan kadının en büyük korkusu öncelikle toplumsal müeyyideler. Önce yakın çevresinden başlayarak; aile, iş arkadaşları, mesleki çevresinin kendisine olan bakış açılarının olumsuz yönde değişmesi kadını korkutur.
Evlilik kadar boşanmakta kişinin kendi seçimidir. Mutlu olmak için evlenmiştir kadın. Ancak evliliğinde mutsuz ile mutsuzluğu seçmeyip, boşanarak, yeni bir hayat, yeni bir düzen kurup, hayata belkide yeniden başlamayı istemektedir. Yani boşanarak mutluluğu seçmek istemektedir.
Ancak toplumun bakış açısı ve değer yargıları kadını anlamak konusunda yetersiz kalmaktadır. Boşanmış kadın toplumsal bakış açısıyla dul kadın profili vardır . Bu nedenle de bir çok kadın mutsuz evliliklerini devam ettirmeye çalışmaktadırlar.
Diğer yandan kadın boşandığında ekonomik özgürlüğü bulunmuyorsa dışarıdaki gerçek hayatla mücadele süreci başlar. Evin kirası, mutfak masrafları, çocukların masrafları, elektrik, doğalgaz, su vs bunların hepsi eşinden alacağı nafaka ile yeterli olmayacaktır.
Bir de işin en ağır yönü önce kendisinin ve çocukları varsa onların psikolojilerini ayakta ve sağlıklı tutmak anlamında güçlü olmak zorundadır.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Boşanan anne-baba çocuğu istediği şehirde görecek Av.Suat Ergin Hukuk Haberleri 1 19-12-2006 12:10
Gemı Rehni Hangi Şartlarda Kurulabilir ve Hangi Usüllere tabidir Av.Demet Meslektaşların Soruları 1 07-12-2006 02:49
1 yıl dolmadan anlaşmalı boşanan çiftlere Yargıtay'dan kötü haber faruksa Hukuk Haberleri 2 29-11-2006 11:24
Hangi sucu hangi milletten kaptik obaykan Site Lokali 0 21-07-2006 23:11
Kadınlar Suçludur !!!! Merhaba Kadın Hakları Çalışma Grubu 17 25-03-2004 18:40


THS Sunucusu bu sayfayı 0,15574002 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.