Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Eda ve tesbit davası

Yanıt
Old 19-07-2006, 20:40   #1
genç osman

 
Varsayılan Eda ve tesbit davası

Maddi zararın tazmini için açılacak bir dava, aynı zamanda bu zararın tespitini de kapsamaz mı? Yani , ayrıca eda davası niteliğinde olan maddi tazminat davasından önce , öncü bir dava niteliğinde olan tespit davasını açmanın gereği usul ekonomisine aykırı değil midir? Bilindiği üzere; tespit davası hükmünün icrai bir kabiliyeti yoktur. Doğrudan zararın tazmini için açılan bir dava ile bir taşta iki kuş vurmak varken, uygulamada genelde önce tespit, sonra da eda davası prosedürü takip edilmektedir. Bunun gerekçesi de sanırım zararın bir an önce tespiti. Ama, eda davasıyla da aynı tespit gecikmeksizin yapılamaz mı... Kafama takıldı paylaşmak istedim... Görüşlerinizi paylaşırsanız sevirinim...
Old 20-07-2006, 09:35   #2
MeLoDyY

 
Varsayılan eda davası tespit davasıyla verilecek hükmüde kapsar

eda davsı bilindiği gibi bir şey yapmaya yapmamaya yönelik hüküm verilen bir davadır.tespit davası ise gerekli olduğu hallerde durumu tespite yarar.ben önce tespit sonra eda davası açılmasının belik bir gerekçesi olarak açıklığa kavuşturma olabileceğini düşünüyorum.ayrıntılı bir tahkikat yapıldıktan sonra taraflara hangi edimler yükletilceği daha rahat ortaya çıkacaktır.ama bizlere fakülte sıralarında öğretildiğine göre ,ki bu konuda haklısınız,eda davsı açılabilecekken tespit davası açılkmasının bir anlamı yoktur.ama günümüzde davaların çok uzun sürdüğünü düşünecek olursak hakkını sağlama almayı planlayan kişinin tespit davasını tercih edebileceği de düşünülebilir..
ama bence de pratikteki gerçek nedeni hakkında kesin bilgim olmamasına rağmen bana da bu uygulamam mantıksız geldi..fazladan emek ve zamn kaybı bence..
teşekkürler..
Old 22-09-2006, 17:42   #3
ISIL YILMAZ

 
Varsayılan Hgk

T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 2004/7-411

K. 2004/477

T. 31.3.2004

• TESPİT DAVASI ( Davacının Bir Hakkı Veya Hukuki Durumu Güncel Bir Tehlike İle Tehdit Edilmiş ve Zarar Verebilecek Nitelikte İse ve Tespit Hükmü Bu Tehlikeyi Kaldırmaya Elverişli İse Hukuki Yararın Varlığının Kabulü Gereği )

• HUKUKİ YARAR ( Davacının Bir Hakkı Veya Hukuki Durumu Güncel Bir Tehlike İle Tehdit Edilmiş ve Zarar Verebilecek Nitelikte İse ve Tespit Hükmü Bu Tehlikeyi Kaldırmaya Elverişli İse Varlığının Kabulü Gereği - Tespit Davası )

• EDA DAVASI ( Açılması Mümkün Olan Hallerde Tespit Davası Açılmasında Hukuki Yarar Mevcut Olmadığı )

• KADASTRO HARİCİNDE DEVLETİN HÜKÜM VE TASARRUFU ALTINDA BULUNAN TAŞINMAZ ( Üzerinde Bulunan Ağaçların Aidiyetinin Tespiti İstemi - Davacının Hukuki Yararının Bulunduğu )

• DEVLETİN HÜKÜM VE TASARRUFU ALTINDA BULUNAN TAŞINMAZ ( Kadastro Harici Bırakılan - Üzerinde Bulunan Ağaçların Aidiyetinin Tespiti İstemi/Davacının Hukuki Yararının Bulunduğu )

• KAMULAŞTIRMA ( Zilyedi Tarafından İktisap Edilmemiş Yer - Bina ve Ağaçların Takdir Olunan Bedelinin Zilyedine Ödeneceği/Tespit Davası )

3402/m.12/3

2942/m.19/11-12

4721/m.25

2004/m.69,72,89

1086/m.519

5846/m.15,67

6762/m.58

2822/m.46


ÖZET : Dava, kadastro haricinde ve devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Tespit davaları, bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının saptanmasına ilişkin davalardır.
Tespit davası açılabilmesi için hukuki ilişkinin varlığı şartı yanında davacının bu ilişkinin varlığını tespitte hukuki yararı da bulunmalıdır.
Davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel bir tehlike ile tehdit edilmiş ve bu durum davacıya zarar verebilecek nitelikte ise ve tespit hükmü, bu tehlikeyi kaldırmaya elverişli ise hukuki yararın varlığının kabulü gerekir.
Eda davası açılması mümkün olan hallerde tespit davası açılmasında hukuki yarar mevcut değildir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 19/12 maddesine göre, başkası adına tapulu, sahipsiz ve zilyedi tarafından iktisap edilmemiş yerin kamulaştırılmasında, bina ve ağaçların takdir olunan bedeli zilyedine ödenir. Olayda, dava konusu ağaçların davacıya ait parselin bitişiğinde ve ancak tapulama dışı alanda kaldığı, kamulaştırma bürosundan gelen yazıya göre kamulaştırma alanı içerisinde olup, su altında kaldığından durumu tereddütlüdür. Davacının ağaçların kendisine ait olduğunu tespit ettirmekte hukuki yararı vardır. Çünkü, alacağı tespit hükmü, ileride ağaçların kamulaştırma bedelinin tahsiline ilişkin olarak açacağı eda davasının öncüsü olacaktır.
DAVA : Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Dava, kadastro haricinde ve devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Davacı, dava konusu yerde bulunan ağaçların, kendisi tarafından dikildiğini ileri sürerek, bu ağaçların kendisine ait olduğunun tespitini istemiştir.
Davalı Hazine davanın reddini savunmuştur.
Yerel mahkemenin, davanın 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 19/11. maddesinden kaynaklandığını, ağaçların kamulaştırma alanı içerisinde bulunan tapulama dışı bölgede kaldığını ve ağaçların davacıya ait olduğunun dosya kapsamına göre sabit görüldüğünü açıklayarak, davanın kabulüne ilişkin olarak kurduğu hüküm; Özel Daire'ce, yukarıda belirtilen şekilde, ağaçların tapulama dışı bırakılmış bölümde yer aldığı ve kamulaştırmaya tabi tutulmadığı anlaşıldığından davacının tespit istemede hukuki yararı yoktur, gerekçesiyle bozulmuştur.
Görüldüğü üzere yerel mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık, davacının böyle bir dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Tespit davaları, bir hukuki ilişkinin ( münasebetin ) var olup olmadığının saptanmasına ilişkin davalardır.
Tespit davası, HUMK'da açıkça düzenlenmiş değildir. Fakat bazı özel yasalarda tespit davalarını düzenleyen özel hükümler mevcuttur ( MK m. 25; İİK m. 69, II, m. 72, m. 89, III; HUMK m. 519; 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri K. m. 15, III. m. 67, II; TTK m. 58/a; 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt K. m. 46; ).
Ancak, öğretide tespit davalarının caiz olduğu hakkında tam bir görüş birliği vardır.
Tespit davasının işlevi, bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının saptanması olup, bundan ileri gitmez. Bu tespit işlemi ( bölümü ) eda davalarında da vardır. Ancak, eda davalarının ikinci bir ( eda ) bölümü vardır ki, bu bölüm tespit davalarında yoktur. Bu nedenle, eda davası, aynı konudaki tespit davasını ( talebini ) da içeren geniş kapsamlı bir davadır. İşte bundan dolayıdır ki, tespit davası, eda davasının öncüsüdür.
Tespit Davasının Şartları:
a. Hukuki İlişki ( Münasebet ) Şartı: Hukuki ilişkiden maksat, bir kişi ile diğer bir kişi veya bir mal ( eşya ) arasında somut bir olaydan doğan hukuki ilişkidir.
b. Hukuki Yarar ( Menfaat ) Şartı: Davacının hukuki ilişkinin hemen tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Her davada bulunması gereken hukuki yararın önemi, kendisini özellikle tespit davasında gösterir.
Bir hukuki ilişkinin hemen tespit edilmesinde hukuki yararın bulunması, şu üç şartın birlikte varlığına bağlıdır: 1 ) Davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel ( halihazır ) bir tehlike ile tehdit edilmiş olmalı; 2 ) Bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu husus davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmalı; 3 )Yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup, cebri icraya yetki vermeyen ( icraya konulamayan ) tespit hükmü, bu tehlikeyi kaldırmaya elverişli olmalıdır.
Buna karşılık, görülmekte olan veya açılacak bir davada iddia veya savunma olarak ileri sürülebilecek konular için ayrı ( müstakil=bağımsız ) bağımsız bir tespit davası açmakta hukuki yarar yoktur.
Eda davası açılması mümkün olan hallerde de tespit davası açılmasında hukuki yarar mevcut değildir. Çünkü, yukarıda da belirtildiği üzere eda davası sonunda verilen hüküm ile, aynı zamanda dava konusu hukuki ilişkinin var olup olmadığı da tespit edilir ve ondan sonra bu tespite dayalı olarak eda hükmü kurulur. Yargıtay'ın kararlı uygulamasına göre de, eda davası açmak mümkün ise, tespit davası açılamaz.
Eda davası açmak mümkün ise tespit davası açılamaz kuralının geçerli olabilmesi için, eda davası sonunda verilecek hükmün tespite ilişkin bölümü ile tespit davası sonunda alınacak tespit hükmü arasında, meydana getirdikleri kesin hüküm ( m. 237 ) etkisi bakımından hiç biri fark bulunmaması gerekir. Diğer bir söyleyişle tespit davası ile istenen hukuki korunma, eda davası ile tamamen elde edilebilecekse, o zaman, davacının ayrı bir tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur. ( Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. II. 2001 baskı s. 1409-1448 ).
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 19/12 maddesinde ""... Başkası adına tapulu, sahipsiz ve zilyedi tarafından iktisap edilmemiş yerin kamulaştırılmasında, bina ve ağaçların 11 ve 12. maddeler uyarınca takdir olunan bedeli zilyedine ödenir..."" hükmü yer almaktadır.
Somut olayda dava konusu ağaçların davacıya ait parselin bitişiğinde ve ancak tapulama dışı alanda kaldığı, kamulaştırma bürosundan gelen yazıya göre kamulaştırma alanı içerisinde olup, 01.08.2000 tarihi itibarıyla su altında kaldığı anlaşılmaktadır. Davacı taşınmaz üzerindeki muhdesat niteliğindeki ağaçların kendisine ait olduğunu, yani hukuki ilişkiyi tespit ettirmek istemiştir. Davacının ağaçların kendisine ait olduğunu tespit ettirmekte hukuki yararı vardır. Çünkü ağaçlar su altında kaldığından durumu tereddütlüdür. Alacağı tespit hükmü, ileride ağaçların kamulaştırma bedelinin tahsiline ilişkin olarak açacağı eda davasının öncüsü olacaktır. Bu husus dava ve ıslah dilekçesi, kadastro müdürlüğünden ve kamulaştırma bürosundan gelen yanıt yazılar, bilirkişi raporları ile dosya kapsamı birlikte düşünüldüğünde belirgin hale gelmektedir.
Açıklanan bu olgular karşısında yerel mahkemenin hukuki yararın bulunduğuna ilişkin direnme kararı yerindedir.
Ne var ki, hükmün esasına ilişkin temyiz itirazları incelenmediğinden dosyanın Özel Dairesi'ne gönderilmesi gerekir. SONUÇ : Temyiz itirazlarının kabulü ile dosyanın Özel Dairesi'ne gönderilmesine, 31.3.2004 gününde karar verildi.
Old 27-09-2006, 09:01   #4
genç osman

 
Varsayılan Teşekkürler...

Değerli paylaşımlarınız için çok çok TEŞEKKÜRLER...Saygılarımla...
Old 09-08-2008, 11:03   #5
g:)

 
Varsayılan

1965 tarihli bir içtihadı birleştirme kararında henüz şartları tamam olmadığı için açılamayan eda davası için ilerideki hukuki ilişkinin belli edilmesi bakımından kesin delil olarak kullanılmak üzere tespit davası açılabileceği belirtilmiştir. Maddi tazminat davalarında da bu sebeple tespit davası açılıyor olabilir. misal bir haksız fiil ile maddi zarar doğuran failin kim olduğu bilinemediğinden eda davası açılamıyor olabilir. böyle bir durumda kesin delil olması için tespit davası açılabilir.
Old 09-09-2008, 13:43   #6
ISIL

 
Varsayılan Gecikmesinde sakınca var ise önceden "tespit "gerek.

Tespit davası, gecikmesinde sakınca olan hallerde gündeme geliyor. Örneğin çok yeni yaşadığım bir olay. Müvekkil restoranını yeniletmiş, parkeleri, duvar kağıtları, halıları v.s. Ancak bunu yapan taseron görevini tam olarak yerine getirmemiş, eksik ve hatalı imalatlar yapmış. Bu arada müşteri alıyorsunuz. Bu eksikleri gidermeniz gerek. Fakat taşeron yapmıyor. Hemen bir tespit davası ile bu hata ve eksikleri tespit ettirir, sonra burayı kendiniz baska bir taseron aracılığı ile düzelttirirsiniz. Zira o vaziyette müşteri alamazsınız. Bu durumda eda davası açıp, davanın sonuçlanmasını bekleme sansınız yok. Düzeltmeyi yaparsanız da, eda davası işlerken sıra kesfe geldiğinde hatalı ve eksik imalat tespit edilemez.

Hızlıca yaptırdıgınız tespit sonra açtığınız eda davası işlerken size delil olur.Bunun gibi örnekler coğaltılabilir.
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Maddi tazminat ve tesbit davası genç osman Borçlar Hukuku Çalışma Grubu 10 31-05-2012 11:44
Kiracının Açtığı Kira Tesbit Davası Admin Meslektaşların Soruları 32 22-02-2010 14:40
Tesbit Zorunlu Mu? jurista Meslektaşların Soruları 2 17-05-2003 00:12
Kiralayanın Aylık Kiranın Tesbit İstemi ethem Hukuk Soruları Arşivi 1 04-03-2002 18:46
Gayrimenkul Tesbit Ve Tescil Davası Halil BURAK Hukuk Soruları Arşivi 1 02-03-2002 00:39


THS Sunucusu bu sayfayı 0,10653710 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.