Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Senette malen Kaydının yazılmış olması

Yanıt
Old 10-07-2006, 08:22   #1
Brusk

 
Varsayılan Senette malen Kaydının yazılmış olması

Değerli arkadaşlar senette malen kaydının yazılmış olmasının hukuki değeri nedir ve bu durum senedin mücerretliği ilkesiyle nasıl bağdaşır. ve borca konu malların teslim edilmediği nasıl ispatlanmalıdır. BU konudaki fikirlerinize ihtiyaç duymaktayım iyi çalışmalar hepinize
Old 10-07-2006, 09:17   #2
hukukçu42

 
Varsayılan yargıtay kararı

konuyla ilgili olarak bir yargıtay kararı. Umarım sorunuza cevap olur.
Alıntı:
MENFİ TESPİT - BONODA YAZILI MALEN KAYDI - TANIKLA İSPAT EDİLEMEMESİ
Esas Yılı : 2003
Esas No : 2288
Karar Yılı : 2003
Karar No : 1848
Karar Tarihi : 27.02.2003
Daire No : 3
Daire : HD

ÖZET : Kambiyo senedinin düzenlenmesi ile taraflar arasında soyut bir borç ilişkisi doğmaktadır. Bu nedenle karşı edimin elde edilmiş olup olmaması önem taşımaz. Bedel kayıtları daha çok senedi düzenleyen ( davacı ) ile lehtar ( davalı ) arasındaki iç ilişki yönünden ve de ispat konusunda ( HUMK. m.290 ) önem arzeder. Davacı ( borçlu ) senette bedelin "malen alındığını" bildirmiş ise, artık bu hususun aksini tanık ile ispat edemez. Bedel kaydı, dava konusu olayda olduğu gibi mala taalluk ediyorsa, malın teslim edilmediğini borçlunun ( davacının ) ispat etmesi gerekir.



DAVA : Dava dilekçesinde 98.000.000 lira bedelli bonodan borçlu olmadıklarının tesbiti ve %40 inkar tazminatının ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü :

KARAR : Davacı vekili dilekçesinde müvekkilinin davalı şirketten araç telefonu almak konusunda anlaştığını ve karşılığında da 98.000.000 lira bedelli bir senet verdiğini, telefonu almaya gittiklerinde davalı tarafından 8.000.000 lira daha talep edilince telefonu almaktan vazgeçtiklerini, sonradan da davalı şirketin mal teslim edilmediği halde karşılığında verilen seneti icra yolu ile takibe koyduğunu beyan ederek müvekkilinin bu senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile %40 icra-inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı savunmasında; davacıya telefon satarak teslim ettiğini, karşılığında da takip konusu senedi aldığını, malın teslim edilmediği iddiası varsa davacının bunu yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini ifade etmiştir.Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.Dava ve takip konusu senedin ( bono ) incelenmesinden alacaklısının davalı, borçlusunun davacı olduğu, 98.000.000 lira bedelli olup "bedeli malen alınmıştır" kaydını taşıdığı görülmüştür.Davacının iptalini istediği senette "bedeli malen alınmıştır" kaydı yer almaktadır. Böyle bir kayıt senedi düzenleyenin ( davacının ) lehdardan ( davalıdan ) karşı edimi olduğunu belirtmeğe yarar. Aslında kambiyo senedinin düzenlenmesi ile taraflar arasında soyut bir borç ilişkisi doğmaktadır. Bu nedenle karşı edimin elde edilmiş olup olmaması önem taşımaz. Bedel kayıtları daha çok senedi düzenleyen ( davacı ) ile lehdar ( davalı ) arasındaki iç ilişki yönünden ve de ispat konusunda ( HUMK. m.290 ) önem arz eder. Davacı ( borçlu ) senette bedelin "malen alındığını" bildirmiş ise, artık bu hususun aksini tanık ile ispat edemez. Bedel kaydı, dava konusu olayda olduğu gibi mala taalluk ediyorsa, malın teslim edilmediğini borçlunun ( davacının ) ispat etmesi gerekecektir.Bu bilgiler ışığında somut olaya bakılacak olursa:

Dava ve takip konusu senette "bedeli malen alınmıştır" kaydı yer almaktadır. Bu kayıt, borcun konusunu oluşturan telefonun teslim edildiğine ilişkin yazılı delil niteliğindedir. Davacı ( borçlu ) senette yer alan bu kayda rağmen, sözkonusu telefonun teslim edilmediğini ispat etmelidir. Senetteki "malen" kaydının aksi de ancak yazılı delil ile ispat edilebilir.Davacı taraf yazılı delil ileri sürmemiş ve miktar itibariyle de uyuşmazlık konusu olayda tanık dinlenemeyeceğinden, mahkemece davacı tarafa iddiasını ispat yönünden yemin teklif etme hakkının bulunduğu hatırlatılarak, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.02.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Çalışmalarınızda Başarılar...
Old 10-07-2006, 09:25   #3
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Malen kaydı olan bonolarda, senedin mal karşılığı alındığı kabul edilmiş varsayılır. Bu durumda lehdar şirket ise, bu bonoyu ticari defterlerine işlemek ve karşılığında fatura ve sevk irsaliyesi düzenlemek zorundadır.

Çünkü TTK.76-86 arası hükümlere göre ticaret şirketleri aldıkları senetleri defterlerine işlemek ve karşılığında TTK.23 'ye uygun fatura kesmek zorundadır. Keza VUK' da bu husus ayrıntılı düzenlenmiştir.

Bu bağlamda ticaret şirketleri mal karşılığı bono aldıkları zaman ihtilaf çıktığında bu malı bono keşideisine (Tanzim edene) teslim ettiğini irsaliyedeki imza ile ispatlamak zorundadır.

Ancak unutulmamalıdır ki bononun karşılıksız kalması icrasına engel değildir. Böyle bir durumda İcra takibinden önce veya takipten sonra borçlu, senedin karşılıksız kaldığını (bedelsiz olduğunu) açacağı Menfi tespit davası ile ispatlayabilir. İşte, bu Menfi Tespit davasında malen kaydı malın teslim edildiğini ispat yükünü lehdar şirkete geçirir.

Eğer lehdar ticaret şirketi değil de tacir olmayan her hangi bir kişi ise, bu duurmda ticari defterle ispat ya da sevk irsaliyesi söz konusu olmayacak malın teslim edildiği hususu lehdar tarafından (fiili bir olgunun ispatı) tahtında ispatlanabilecektir fakat beliritlmelidir ki lehdarın böyle bir durumda ispat yükü yoktur.Ancak bu durumda borçlu malın teslim edilmediğini ancak yazılı bir delille ispat zorundadır.
Old 10-07-2006, 10:12   #4
Brusk

 
Varsayılan

Sayın MEHMET S,DİKİCİ ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.işlerinizde kolaylıklar dilerim
Old 10-07-2006, 10:14   #5
erdal7

 
Varsayılan

Bedeli MALEN ahzolunmuştur yazan bono dolayısı ile borçlunun açacağı Menfi tespit davasında YARGITAY ispat yükünü Davacı borçluya yüklemekte ve borçlunun bonodaki yazılı hususun aksini yani " MALIN TESLİM EDİLMEDEĞİ VAKIASINI " usulüne uygun bir şekilde ispatını borçlu davacıya yüklemektedir. Yani borçludan İMKANSIZIN ispatını istemektedir.
Hatta kanatimce Borçlu mevcut borç için alacaklısına bono verdiği için bonoya ilişkin ticari defterlerinde kayıt olup olmaması da önemli değildir.
Sırf bono alınıp verildiğine dair ve tarafların ticari defterlerinde kayıt olmaması halinde dahi bono dan doğan alacak mevcuduyitini devam ettirir. Bu hususa ilişkin olarak da Yargıtay Kararları mevcuttur.
Burada dikkat edilmesi gereken husus Bono alınmamış olsaydı Faturalara dayanarak takip yapılsaydı . İspat yükü alacaklıda olacaktı. Malen kaydını taşıyan bono nedeni ile ispat yükü tersine dönmektedir.

Saygılarımı Sunarım AV. ERDAL

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2001/5751

K. 2002/2759

T. 11.4.2002

• MENFİ TESPİT DAVASI ( Davalıdan Sipariş Edilen Malların Teslim Edilmemesi Sebebiyle Mallara Karşılık Olarak Keşide Edilen Senetler Sebebiyle Borcu Bulunmadığının Tespiti İstemi )

• BONONUN KARİNE TEŞKİL ETMESİ ( Bononun Bedeli Malen Ahzolunmuştur Kaydı Taşımasının Bononun Mal Karşılığı Düzenlendiği Hususunda Karine Teşkil Edecek Olması )

• KANIT YÜKÜ ( Bedeli Malen Ahzolunmuştur Kaydı Taşımasının Bononun Mal Karşılığı Düzenlendiğine Karine Teşkil Edeceğinden Alıcının Malı Teslim Almadığını Usulen Kanıtlamasının Gerekmesi )

2004/m.72

ÖZET : Bononun, "bedeli malen ahzolunmuştur" kaydını taşıması, teslim edilen mal karşılığında düzenlenmiş olduğuna karine teşkil eder. Bu durumda kanıt yükü üzerinde bulunan alıcı, bu karinenin aksini yani malın kendisine teslim edilmemiş olduğunu usulen kanıtlaması gerekir
Old 10-07-2006, 15:11   #6
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Sayın Erdal,

Ticari defterle ispat TTK. da düzenlenmiştir. Lehdarı ticaret şirketi olan bir bonoda, ispat külfeti borçluda olmuş olsa bile karşı tarafın defterleri kapsamıyla borcu olmadığını ispatlama imkanı vardır. Bu hesapla, bahsettiğiniz durum şirketler için geçerli değildir.
Old 10-07-2006, 15:23   #7
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Bu konuda Ticaret Hukuku Çalışma Grubu alanında tartışma başlatılmış olup, o alanın da takip edilmesini öneriyorum.
Old 10-07-2006, 16:21   #8
erdal7

 
Varsayılan

Davacı ( borçlu ) senette yer alan bu kayda rağmen, sözkonusu malın teslim edilmediğini ispat etmelidir. Senetteki "malen" kaydının aksi de ancak YAZILI DELİL ile ispat edilebilir.

Burda düşünülmesi gereken husus , Senede karşı senet ile isbat HUMK 290 varlığına rağmen , Muvafakat hali hariç .

Bono ya karşı , Senede karşı senedin hüküm ve kuvetini ortadan kaldıracak bir delilin de aynı ağırlıkta olması lazımdır. Bu nedenle Özel delil teşkil eden Ticari defterlerin senede karşı senetle isbatta aynı kuvette olup olamıyacağı hususu da tartışmaya açık gibi me geliyor. Sanırım olay bu noktada düğümlenmektedir . Belki de Yargıtayın farklı farklı kararları bu nedenlerden doğmaktadır .
İncelediğim kadarı ile Yeni kararlarda , Ticari defterlerde bono hakkında kayıt olmamasını , alacağın var olmadığını göstermeyeceği şeklindedir( Bu durumda borçlu davasını, Malın teslim edilmediği vakıasını ,karşı tarafın yani alacaklının Ticari defterleri ile isbat edemiyecek anlamı çıkmaktadır. ) . Eski kararlarda ise Ticari defterleri adeta Yazılı delil kuvetinde görmekte ve tam aksi sonuçlara varılmaktadır.
Sanırım daha araştırılması gereken bir konu ...
Saygılarımı sunarım.... AV. ERDAL
Old 11-07-2006, 01:06   #9
ibreti

 
Varsayılan

Erdal'a katılıyorum..
Sahiden de ispat yükü senet borçlusunda olup, Sn.Dikici'nin söylediğei "alacaklının ticari defter ve kayıtları" zaten borçlunun ileri sürdüğü delillerdir. Yani bu halde bile ispat yükü borçludadır... Borçlunun kendi ticari defter ve kayıtları düzenli tutulmadı ise alacaklının ticari defter ve kayıtlarında böyle bir alacağın yer almaması hüküm ifade etmez ve borçlu iddiasıını ispat edememiş salıyır.
Alacaklının ticari defter ve kayıtların VUK'na uygun biçimde tutmaması vergi mevzuatı ile ilgili bir durum olup, alacağını senetle ispat eden alacaklı açısından olumsuz bir durum oluşturmaz.
(Not:Bir tohumculuk firmasına karşı açtığım davada birebir karşılaştığım için yazdım.)
Old 12-07-2006, 09:09   #10
Şafak

 
Varsayılan senette malen kaydı

senette malen ibaresi yer alıyorsa malın teslim alındığı borçlu tarafından ikrar edilmiş demektir.Alacaklının teslim ettiğini kanıtlama yükümlülüğü yoktur.Yazılı ikrarın aksini yani malın teslim edilmediğini borçlu kanıtlama yükümlülüğü altındadır.Bu durumda akla şu ihtimaller gelebilir: Borçlu malı teslim almadığını iddia eder, alacaklı da borçluya mal vermediğini kabul ederse borçlunun iddiası sabit olmuş sayılır.Alacaklının başka bir iddiası varsa mesela alacağının bir alacak borç ilişkisine dayandığını iddia ediyorsa bunu ispat etmek zorundadır.Her olayda dosya kapsamına , davacı defter kayıtlarına göre değişebilir.Taraflar arasında bir ticari ilişki varsa , verilmiş olan hizmete ilişkin olarak herhangi bir irsaliye, fatura veya serbest meslek makbuzu yada sözleşme aranır.
Old 13-07-2006, 20:26   #11
Av. Muzaffer ERDOĞAN

 
Varsayılan

Ben sayın erdal ve ibretiye katılamıyorum Sayın dikiciye katılıyorum. Bizim yasamızdaki senet kevramı yazılı belge anlamında kullanılmıştır. Güçlerin eşitliği sadece kurumlarda işlem görmesi veya onaylanması anlamında söz konusudur. Bence de defter ve tesellüm belgesi ile bu sorun çözülür.
Old 14-12-2007, 23:54   #12
ares139

 
Varsayılan

Aklıma şöyle bir ihtimal geldi.Bono borçlusu malen kaydına ilişkin aleyhine yapılan icra takibine karşı menfii tespit davası açmış olsun.Yargıtay kararlarına göre ispat yükü davacı borçludadır.Davacı dava dilekçesinde malen kaydının oto alım satımından kaynaklandığını ve araç teslimimin ve devrinin davalı alacaklı tarafından kendisine yapılmadığını iddiasına dayanmış olsun.
Senede karşı yazılı belge ile ispat zorunda olan davacı borçlu; o ilde bulunan tüm noterlerden ve ilgili trafik tescil müdürlüğünden davalı alacaklı tarafından kendine yapılmış bir resmi devrin olmadığı yönünde iddiasını destekler nitelikte cevaplar alırsa, bu durum davasını ispat açısından yazılı belge ile malı almadığının ispatını oluşturacak mıdır?
Konu hakkında bilgisi olan arkadaşlar yorumda bulunurlarsa ve mümkün ise ellerinde konu ile ilgili karar var ise; paylaşırlarsa memnun kalacağım.
Saygılarımla
Old 15-12-2007, 00:42   #13
Av.Ergün Vardar

 
Varsayılan

T.C. YARGITAY
11.Hukuk Dairesi
Esas: 1979/93
Karar: 1979/187
Karar Tarihi: 22.01.1979


Dava: Mitaş Koll. Şirketi adına Gündüz Tüfekçi ile Sigma Tek Ltd. şirketi arasında çıkan davadan dolayı Ankara As.1.Ticaret Mahkemesince verilen 29.5.1978 gün ve 163/159 sayılı hükmü bozan dairenin 31.10.1978 gün ve 4210/4848 sayılı ilamı aleyhinde davacı avukatı tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunmuş ve karar düzeltem dilakçesinin süresi içinde verildiği anlışmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü :
Karar: Davacı vekili müvekkili şirket ile davalı şirketin aynı konularda ticari çalışma yaptıklarını davalı şirketin ısrarı üzerinei müvekkili şirketin hiç bir mal almadığı halde 60.000 liralık hatır bonosu verdiğini davalı tarafın ise bu bonoyu dayalı bahsile giriştiğini belirterek söz konusu senedin iptalini istemiştir.
Davalı vekili savunmasında sözü edilen senedin alınan mal karşılığı verildiğini hatır bonosu olmadığını ileri sürmüştür.
Mahkemece iddia savunma bilirkişi raporu ve belgelere göre fatura ile ilgili malın davacıya teslimine ilişkin bir belgenin mevcut olmadığı faturanın tebliğ edilmediği ve davalı defterinde kapanış tasdiki bulunmadığı davacı defterlerinin usulünce düzenlendiği gerekçeleriyle karşılıksız olan senedin iptaline karar verilmiştir.
81 Davalı vekilinien temyizi üzerine hüküm dairenin 31.10.1978 günlü ve 4210/4848 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Davacı vekili tarafından karar düzeltme isteğinde bulunulmuştur.
Gerçekten Dairemizin bozma kararında sözü edilen 12.4.1933 gün ve 30/6 sayılı Yargıtay içtihadı Birleştirme kararı gereğince borç ikrarını içeren beyyine aleyhine delil ikamesi caiz olup ikrarda borcun dayandığı neden açıkça belirtilmiş ise borçlu bu sebebin gerçekleşmediğini ispat edebilir. Kuşkusuz ispat yükümlüğünün ve şeklinin usul hukuku çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. Davalı şirketin takip konusu yaptığı senette karşılığının malen alındığı yazılı olduğuna göre davacı bunun aksinin yazılı bir delil ile kanıtlamak hakkına sahiptir. Çünkü senet yazılı bir delil olmasına karşın her yazılı delilin senet sayılması olanaksızdır. Önemli olan yazılı delilin borç ikrarını içermiş olmasıdır.
Davalı senet karşılığını davacıya mal olarak satıldığına ileri sürmüştür. Şirket olarak tarafların tacir olmaları ve öne sürülen hukuksal işlemin niteliği bakımından tutmakla yükümlü oldukları tefterlerin kendileri aleyhine ikrar teşkil edeceği ve yazılı delil düzeyinde bulunacağı tabiidir. Başka bir deyimle tacirler arasındaki işlemlerde bir tarafın bir birini teyit eden defterlerinin sahibinin ileri sürdüğü iddiayı doğrulaması yani tekzip etmemesi icap eder. öte yandan TTK.nun 84 ncü ve 1465 nci maddeleri gereğince yasaya uygun olsun veya olmasına ticari defter daima sahibi aleyhine yazılı delil olduğu halde lehte delil sayılmaları için her halde yasaya uygun surette tutulmuş olmaları 85 nci maddenin açık hükmü gereğidir.
Olayda senet karşılığının mal verdiğini iddia eden davalı şirket anılan TTk.nun 1465 nci maddeye uygun olarak gerekli defterleri tutmamış ve duruşmanın son oturumunla mahkemece incelenen defterin ise kapanış tasdikinden yoksun bulunmuş olması itibarile lehine yazılı delil olarak kabul edilmesi olanaksızdır. İbraz edilen faturanın da akide edildiği ispat edilmemiş ve malların tespitine ait herhangi bir tesellüm belgesi verilmemiştir. O halde davalı açısından mal verildiği ve bunun teselim olunduğu subuta ermemiştir.
Konu davacı bakımından incelendiğinde bozma kararında belirtildiğinin aksine onun defterlerinle senet karşılığı olan mal hakkında bir kayıt bulunamaması onun iddiasının doğrular nitelikte olduğu gibi esasen almadığını ileri sürdüğü bir malı defterlerine yazması da beklenemez. Davacının defterleri yasaya uygun şekilde düzenlenmiş olduğundan, TTK.nun 85 nci maddesi gereğince kendi lehine yazılı delil durumunda olacaktır. Çünkü davalıya ait defterin yasaya aykırı tutulmuş olması nedenile anılan maddenin ikinci fıkrasının yani davacı defterinin lehine delil olmak niteliğini ortadan kaldıran durumların artık uygulama olanağı yoktur. Bu itibarla davacının karar düzeltme isteğinin kabulü gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle Dairemizin 31.10.1978 gün ve 4210/4848 sayılı bozma kararı kaldırılarak sonucu itibarla doğrulolan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1327 lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına 22.1.1979 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programları
**************************************
Old 15-12-2007, 07:01   #14
ares139

 
Varsayılan

Eklemiş olduğunuz karar için teşekkürler.Ancak vermiş olduğum örnek üzerine bir hukukçu olarak yorumda bulunur ve ilgili karar var ise eklerseniz sevinirim.Resmi sicillerin yazılı belge olarak değerlenrilip değerlendirilmeyeceği (malen kaydına bağlı oto alım sav'ına dayanan davada) noktasında karar arıyorum.
Eklemiş olduğunuz karar şeklinde başka kararlar mevcut ancak kastettiğim yönde değil.İlginize tekrar teşekkürler.

2918 Sayılı Trafik Kanunu'nun 20/d maddesi'nide örneğimizde nazara alıp değerlendirmede bulunursanız sevinirim.

d) (Değişik : 4262 - 21.5.1997) Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, aracın motorlu taşıtlar vergisi borcu bulunmadığına dair belgenin ibrazı halinde araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi esas alınarak noterlerce yapılır.
Bu satış, noterlerce tesçil belgesine tarih konularak ve tasdik edilmek suretiyle işlenir. Ayrıca, tesçil edilmiş araçların satış ve devir işlemleri noterler tarafından siciline işlenmek üzere işlemin tamamlanmasını müteakip en geç onbeş iş günü içinde ilgili tesçil kuruluşu ile vergi dairesi müdürlüğüne bildirilir. Noterlerin vergi dairesi müdürlüklerine satış işlemlerini bildirmesi üzerine intikal eden araçların vergi kayıtları, satış sözleşmesinin düzenlendiği tarih itibariyle, 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu hükümlerin uyarınca önceki malikin vergi mükellefiyetine son verilir. Ayrıca, yeni malik adına vergi mükellefiyeti tesis edilir.
Tesçil sürelerini geçirdiği tespit edilen araçlar trafikten men edilir. Aracın trafikten men edildiği yer tesçil kuruluşunda, aracın alıcı adına tesçil işlemleri yaptırılır. Bu süre içinde araçta veya taşınan yükte meydana gelecek zararlar, yeni araç sahibine aittir.
Noterlerce yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir.
Old 16-12-2007, 15:26   #15
Av.Ergün Vardar

 
Varsayılan

Malen" ibaresi bulunan bir bonoda malın teslim alındığı, borçlu tarafından ikrar edilmiştir. Alacaklının teslim ettiğini kanıtlamak yükümlülüğü yoktur. Yazılı ikrarın aksini diğer bir deyişle, malın teslim edilmediğini borçlu kanıtlamak yükümlülüğündedir. (Yargıtay Ticaret Dairesinin 10.4.1967 gün 558-1967 sayılı ilamı ve 23.11.1970 gün ve 2787-4659 sayılı ilamı, 11.H.D.nin 22/3/1983 gün ve 1983/772-1384 sayılı ilamı).
Old 16-12-2007, 15:36   #16
sailor1981

 
Varsayılan

Benım de bu konu ile alakalı ılgınç bır sorum var...?
Müvekkılın elınden 30 yıl önce boş olarak alınmış bır senet yenı tarıhlı olarak doldurulup ıcraya konulmuş....imza bize ait tek yol menfı tesbıt davası...aradakı ılışkı şu 30 yıl önce muvekkıl bu şahıstan daıre almış tapu da satış yapılmış resmi ...senette MALEN kaydı var..açacağımız davada karsı taraf daıre satışından alacağımız var derse..bızde tapu daıresınden resmı akıt tablosu getırtılsın...(akit tablolarında ....kadar para karşığında ...daıreyı ....sattım paramı aldım şeklinde ibareler olduğunu zannedıyorum.)diyeceğiz bu tablodan parayı alıp daıreyı sattığı açıga cıkacak..bu durumun da aksini ispat karşı tarafa gececek dıye dusunuyorum...sizce durum ne olacak..?
Old 16-12-2007, 17:39   #17
Av.Ergün Vardar

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan sailor1981
..açacağımız davada karsı taraf daıre satışından alacağımız var derse...?
Karşı tarafın böyle bir beyanda bulunmaya ispat açısından bir zarureti bulunmadığından bu ihtimaliniz gerçekleşmeyecektir.
Old 16-12-2007, 19:14   #18
sailor1981

 
Varsayılan

Sayın vardar..
Resmi akit tablosundan daıre bedelını ödedıgımızi ispat etmış oluyoruz...ödenmedığının ispatı karşı tarafa dusmez mı...buraya bır açıklık getırırısenız sevınırım
Old 16-12-2007, 21:59   #19
Av.Ergün Vardar

 
Varsayılan

T.C. YARGITAY
19.Hukuk Dairesi
Esas: 2001/9457
Karar: 2002/1148
Karar Tarihi: 15.02.2002
ÖZET : Dava menfi tespit davasıdır. Davacı taraf dava konusu bono ile borçlu bulunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir. Mahkemece davalının "malen" düzenlenen bono karşılığında ne gibi bir mal verdiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bedeli malen ahzolunmuştur kaydını içerecek şekilde keşide edilmiş bir kambiyo senedinin teslim alınan mal karşılığında düzenlendiğinin bir karine olarak kabul edilmesi gereklidir.
(2004 S. K. m. 72)
Dava : Taraflar aras
ındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av. ile davalı vek.Av. 'un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: 1-HUMK.nun 429 ve 442/a maddeleri hükümlerine göre davalı vekilinin usule ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi gerekmiştir.
2-Esasa yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Dava menfi tespit davasıdır. Davacı taraf dava konusu bono ile borçlu bulunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir. Mahkemece davalının "malen" düzenlenen bono karşılığında ne gibi bir mal verdiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa "Bedeli malen ahzolunmuştur" kaydını içerecek şekilde keşide edilmiş bulunan bir kambiyo senedinin, teslim alınan mal karşılığında düzenlendiğinin bir karine olarak kabulü gerekir. Bir başka anlatımla davacının keşide edilen bono karşılığında kendisine mal teslim edilmediğini ve dolayısıyla borçlu olmadığını usulen kanıtlaması gerekir. Açıklanan durum göz ardı edilerek, kanıt yükünün tayininde hataya düşülmesi isabetli olmadığı gibi bu husus hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ve tecrübeyle çözümlenmesi mümkün olan bir husus olduğu halde HUMK.nun 275.maddesine aykırı biçimde bilirkişi görüşüne başvurulması da usulsüz olduğundan hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 2 ) nolu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 97.500.000.-TL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.

Sinerji Mevzuat ve
İçtihat Programları
**************************************
Umarım açıklayıcı olmuştur.Esen kalın.
Old 17-12-2007, 17:26   #20
sailor1981

 
Varsayılan

SAYIN VARDAR
Bizim olayımızda senet lehtarı üvey annedir..dolayısıyla bu daire satışından başka aramızda bır alış veriş yok...kararı sonuna kadar okudum...sorun yok....ancak benım alacağım daıre bedelınden kalan para savunması yapılacağını bılıyoruz...zira savcılıkta da aynı savınmayı yaptılar...benım demek ıstedığım daıre bedelınden kalan alacağımız var savunanması ..resmi akıt tablosundaki beyanla çürütülmüş olur mu?saygılar
Old 17-12-2007, 17:51   #21
Av.Ergün Vardar

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan sailor1981
SAYIN VARDAR
Bizim olayımızda senet lehtarı üvey annedir..dolayısıyla bu daire satışından başka aramızda bır alış veriş yokancak benım alacağım daıre bedelınden kalan para savunması yapılacağını bılıyoruz...zira savcılıkta da aynı savınmayı yaptılar
Siz öncelikle sorunuzdaki önemli hususları belirtmeden açıklama yapıyorsunuz.Savcılık aşamasındaki beyanları şimdi belirtiyorsunuz.Hazırlık aşamasındaki beyanlar lehinize delildir.Ancak karşı tarafın hangi beyanda bulunacağını tahmin etmeniz gerçekçi olmayabilir.
Old 17-12-2007, 19:43   #22
sailor1981

 
Varsayılan

Ben sizden sadece şu cevabı beklıyorum sizde ısrarla cevap vermıyosunuz.....resmi akit tablsoundakı.. parayı aldım daıreyı sattım beyanı...bu davada işimize yarar mı?
İspat yükü yer değiştirir mi? Bu arada ilginiziçin teşekkur..bu konu ıle alakalı karar bır turlu bulamadım...
Old 17-12-2007, 20:25   #23
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan sailor1981
Benım de bu konu ile alakalı ılgınç bır sorum var...?
Müvekkılın elınden 30 yıl önce boş olarak alınmış bır senet yenı tarıhlı olarak doldurulup ıcraya konulmuş....imza bize ait tek yol menfı tesbıt davası...aradakı ılışkı şu 30 yıl önce muvekkıl bu şahıstan daıre almış tapu da satış yapılmış resmi ...senette MALEN kaydı var..açacağımız davada karsı taraf daıre satışından alacağımız var derse..bızde tapu daıresınden resmı akıt tablosu getırtılsın...(akit tablolarında ....kadar para karşığında ...daıreyı ....sattım paramı aldım şeklinde ibareler olduğunu zannedıyorum.)diyeceğiz bu tablodan parayı alıp daıreyı sattığı açıga cıkacak..bu durumun da aksini ispat karşı tarafa gececek dıye dusunuyorum...sizce durum ne olacak..?


1: Tapudan devir sırasında tapu sicil kayıtlarında "satış bedelini aldım" deniyorsa o daire satışı nedeniyle alacak- borç ilişkisinin sona erdiği hususu karinedir. Karinenin aksi ispatlanabilir.(Satış bedeli nakden mi? alınmıştır, senet yahut çek olarak mi Diye sorgulanamaz mı?)

2: Bu durumda senet hamili senetteki "malen" kaydını söz konusu bu tapudaki satışa bağlıyorsa, Senedin bedelsiz kaldığını "karine" olarak kabul etmek gerekirse de, tapudan yapılan satış vadeli "= taksitli" satış değilse o halde neden senet verilmiştir? Madem devir bedeli ödendiyse neden senet iade alınmadı? diye soran olmaz mı?



Hakim size şunu sorarsa ne demeyi düşünüyorsunuz? :

1. Satış Taksitli midir?

2. Madem taksitli (vadeli) satış değil, o halde senet vermeniz için sebep nedir?


Son soru: Senet hamili; Tapuda,tahrir verirken "satış bedelini aldım" demiş isem de, bunu nakit olarak değil, senet olarak aldım diyemez mi?

Bunlar olaya konsatre olmanız için sorulmuştur.
Old 17-12-2007, 21:11   #24
sailor1981

 
Varsayılan

Syn Saim...ılgınız için tesekkurler sorularınız haklı ben konuyu bıraz daha açmalıyım..

Sözkonusu senet muvekkıl tarafından 30 yıl önce babasına açık şekılde verılmış (temınat amaçlı) ve uvey anne yıllar sonra senedı daktılo ıle doldurmuş ve 100.000 ytl mıktar yazmış...Bu arada malen kaydı koymuş....sened uzerınde pul 50 liralık yanı çok eskı..tabı 2006 keşıde ve vade tarıhı konulmuş senede...savcılığa şıkayet ettık ıfadeler alındı bu arada yapılan bır ıcra takıbı var..menfı tespıt davasıaçtım...karşı taraf 30 yıl once (babası ıle evlenmeden önce) muvekkıle sattıgı daıre bedelını alamadıgı savunmasını yapıyo.....durum bu....bende delıl olarak resmi akit tablosunu lehıme kullanabılırmıyım dıyorum..ispat yükü ve şahit dinletme sorunu var amacım bunlar hakkında fikir edinmek...tekrar herkese teşekkür..
Old 17-12-2007, 21:32   #25
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Sizin olayınızda:

Hernekadar senet sebepten mücerret ise de senet hamili, senedin sebebini beyan ederek kendini bu sebeple sınırlamıştır.

Yine Hernekadar hamil bu senedin tapudaki satış bedeli olarak verildiğini iddia etse bile; tapu kaydına göre, bu bedelin ödendiği, yani senedin sebepsiz kaldığı açıktır.

Bu durumda karinenin aksini ispat yükü sizin de belirttiğiniz gibi senet hamilindedir kanaatindeyim.

Buna göre:

1. Tapudaki kayıt tapu bedelinin ödendiğine karinedir. Karinenin aksi ispatlanabilir.
2. HUMK'a göre yakın akrabalar arasında "tanık" dineletilebilir.
3. Hakim delilleri serbestçe takdir eder ve karar verir.
Old 18-12-2007, 16:24   #26
sailor1981

 
Varsayılan

Benım gbı dusunuyosunuz çok sevındım...çok teşekkurler ...tek kaygım tanık dınlenmesı olayı...zira aleyhımıze yargıtay kararları okudum...saygılar
Old 18-12-2007, 17:26   #27
Av.Ergün Vardar

 
Varsayılan

T.C. YARGITAY
19.Hukuk Dairesi
Esas: 2003/1915
Karar: 2004/948
Karar Tarihi: 09.02.2004
ÖZET avacı, dava konusu bononun tapuda kayıtlı taşınmazın devrinin sağlanması amacıyla teminat olarak verildiğini iddia etmiş, davalı yan ise bononun davacıya satılan ve devredilen taşınmazın bedeli karşılığı verildiğini savunmuştur. Davacı yan söz konusu bononun teminat maksadıyla verildiğini, HUMK.nun 290. maddesi hükmü gereğince usulüne uygun yazılı delille kanıtlayamamıştır. Mahkemece bu yasa hükmü göz ardı edilerek tanık dinlenmek suretiyle bononun teminat olarak verildiğinin kabulü usul ve yasaya aykırıdır.
(1086 S. K. m. 288, 290)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalıya dava dışı Şakil Mail Yaldız adına kayıtlı taşınmazın tapuda devrini sağlaması için teminat amacıyla 15.6.2001 vade tarihli, 8.600 USD bedelli senet verdiğini, davalının ise taşınmazı alıp devretmediği gibi senedi takibe koyduğunu belirterek, bedelsiz kalan senetten dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitiyle %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline taşınmaz satışı nedeniyle senedin verildiğini, teminat amacıyla verilmediğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tanık anlatımları ile senedin teminat amacıyla düzenlendiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davacının borçlu olmadığının tespitiyle %40 tazminata karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı, Dava konusu bononun tapuda kayıtlı taşınmazın devrinin sağlanması amacıyla teminat olarak verildiğini iddia etmiş, davalı yan ise bononun davacıya satılan ve devredilen taşınmazın bedeli karşılığı verildiğini savunmuştur.
Davacı yan söz konusu bononun teminat maksadıyla verildiğini, HUMK.nun 290. maddesi hükmü gereğince usulüne uygun yazılı delille kanıtlayamamıştır. Mahkemece bu yasa hükmü göz ardı edilerek tanık dinlenmek suretiyle bononun teminat olarak verildiğinin kabulü usul ve yasaya aykırıdır.
Öte yanan davalı savunmasında adı geçen taşınmazların tapudan devir edilmiş olduğu, dava konusu bononun da "malen" düzenlendiği gözetildiğinde bononun satılan taşınmazların bedeli karşılığında verildiğinin kabulü gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 9.2.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.


Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programları
**************************************
Old 18-12-2007, 20:05   #28
sailor1981

 
Varsayılan

Sayın vardar karar güzel ancak benım olayımda ki BONO karar da bahsedilen anlamda TEMİNAT BONOSU değil hem kararda resmi olarak gerçekleşmiş bir satış yok gibi...Biz senedin kötü niyetli olarak boş şekilde bulunarak üzerinin daktilo ile dolduruldugunu savunuyoruz...
Old 18-12-2007, 20:38   #29
korayoz

 
Varsayılan

öncelikle ispat yükü hiçbir zaman yer değiştirmez. yer değiştiren delil ikame yüküdür. tapuda bedel alınmıştır kaydı bedelin ne şekilde alındığına dair bir bilgi içermiyor.bedel karşılığı olarak pekala bono da verilebilir. ikincisi senede karşı senetle ispat kuralı gereği mahkemeler açığa imzanın kötüye kullanıldığı ile ilgili savunmaları genellikle dikkate almıyor. bu iddialarında senetle ispatlanması gerektiğini belirtiyor. ayrıca açık bono verilmeside yasal bir durum böyle bir iddiaya karşıda yapılabilecek bir savunma yok gibi. borçlu eğer parayı ödemişse bile bunun karşılığı seneti geri almamasına dair gösterdiği ihmalkarlığına katlanmak zorunda. aklıma yapılabilecek pek birşey gelmiyor ancak 30 yıl önceki bir sözleşmeye dair olan bu senetle ilgili belki ceza davasından bir sonuç alabilirsiniz.
Old 18-12-2007, 22:03   #30
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
öncelikle ispat yükü hiçbir zaman yer değiştirmez. yer değiştiren delil ikame yüküdür.

Sayın Korayoz,

Bu cümlenizi dayanaklarıyla açıklayabilir misiniz? Size ait bir teori midir?
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
kira sözleşmesi-malen kayıtlı senet *sinequanon* Meslektaşların Soruları 6 14-09-2012 09:27
Tapunun Kaydının Hukuki Değerini Yitirmesi Av. Arzu Mercan Meslektaşların Soruları 6 24-11-2006 02:50
Bono-Malen kaydı-Tacir-İspat Yükü Av. Bülent Sabri Akpunar Ticaret Hukuku Çalışma Grubu 0 10-07-2006 12:55
ticari senette pul Desarac Meslektaşların Soruları 4 23-02-2006 12:15
Tapu Kaydının Geçerliliği ŞEN ÇELİK Meslektaşların Soruları 7 23-03-2004 21:54


THS Sunucusu bu sayfayı 0,23300195 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.