Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Kiralayanın hapis hakkı ve bir Yargıtay kararı

Yanıt
Old 31-08-2010, 12:04   #1
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan Kiralayanın hapis hakkı ve bir Yargıtay kararı

Borçlar Kanunu 269. maddeye göre, kiralayan; hapis hakkını Sulh Mahkemesinden talep etmek zorundadır. İİK. 270. maddeye göre ise, "Hapis hakkı için defter tutulması" başlığı altında; "Kiralayan, evvelce yapması lazım gelen icrai takibatı yapmadan haiz olduğu hapis hakkının muvakkaten muhafazası için icra dairesinin yardımını isteyebilir."

Yargıtay 12. HD.'nin 10.12.1999 gün ve 1999/13885 E. 1999/16164 K, sayılı ilamına göre ise; "BK.269. maddeye göre Hapis hakkı kararını vermeye yetkili makamın Sulh Hakimi olduğu yazılı ise de; İİK.270. maddede "Hapis hakkı için defter tutulması" talebini görmeye yetkili merciin İcra müdürlüğü olduğunun belirtildiğini, İcra Kanununda hapis hakkı konusunda Sulh hakiminin yetkisine dair bir hükmün olmadığını, esasen İcra kanununun Borçlar kanununa göre daha yeni bir kanun olduğunu, bu nedenle yetkili merciin icra müdürlüğü olduğunun kabulünün gerekeceği..." vurgulanmıştır.

Ben, bu kararın doğru olmadığı kanaatindeyim. Zira İcra kanununun 270. maddesinin Sulh Hakimince verilen hapis kararının icrası ile ilgili olduğu düşüncesindeyim. Esasen İİK.270. maddesi icra takibinden önce muvakkaten defter tutulması amacıyla İcra müdürlüğüne yetki vermiş olmakla, icra müdürünün icra takibi açılması için verdiği 15 günlük süre içinde, takibe borçlunun itirazı sonucunda icra müdürünün vaz ettiği (!) hapis kararının akıbeti de inkıtaya uğrayacaktır. Bu nedenle de kararın yanlış olduğunu düşünüyorum, sizin bu konudaki fikirlerinizi merak ediyorum.

Görüş belirtecek meslektaşlarıma şimdiden teşekkürler.
Old 31-08-2010, 15:30   #2
Av.Adnan Koray

 
Varsayılan

Baki Kuru'ya göre, BK.m.269,I de bu görev sulh hukuk hakimine verilmiş ise de, İİK.m. 270'e göre hapis hakkı defter tutmak icra dairesinin görev alanına dahildir. Bu nedenle, BK.mn. 269,I deki sulh hakimi deyimini İcra dairesi olarak anlamak gerekir, demektedir. (İcra İflas Hukuku Ders Kitabı. Sh. 413)


İlgili kararın da tamamı:

T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
Esas : 1999/13885
Karar : 1999/16164
Tarih : 10.12.1999

HAPİS HAKKI
DEFTER TUTMA
YETKİLİ MERCİİ


Özet :B.K.269. maddesi hapis hakkı için Sulh Hakimi kararını öngörmektedir. Ancak somut olayda alacaklı kiralayan İİK.270. maddesi gereği hapis hakkı için defter tutulması talebinde bulunmuştur. Maddede hapis hakkı için Sulh Hakimi kararı olması koşulu yoktur. İİK., Borçlar Kanunundan daha yeni tarihli olduğu için yetkili merciin İİK.da belirtildiği şekilde İcra Müdürlüğü olduğunun kabulü gerekir.


( 2004 s. İİK. m. 270 ) ( 818 s. BK. m. 267, 269 )



Yukarıda tarih ve numarası yazılı merci kararının müddedi içinde temyizen tetkiki Alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 7.10.1999 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :

Alacaklı kiralayan İİK. 270. maddesi gereğince hapis hakkını kullanıp menkul rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçmiş, borçlu kiracı takip dosyasında borca itiraz ettiği gibi İcra Tetkik Mercii nezdinde de hapis hakkına konu kira alacağı için ayrıca takipte bulunulduğunu, sözleşmenin feshedilmiş olunmasına rağmen, rehin hakkı kullanılamayacağını belirterek şikayette bulunmuştur. Mercice, B.K.267. maddesi gereğince Sulh Hakiminin kararı olmadan hapis hakkı kullanılamayacağı gerekçesi ile 19.7.1999 tarihli memur muamelesinin iptali kararı verilmiştir. B.K.269. maddesi hapis hakkı için Sulh Hakimi kararını öngörmektedir. Ancak somut olayda alacaklı kiralayan İİK.270. maddesi gereği hapis hakkı için defter tutulması talebinde bulunmuştur. İİK.270. maddesindeki hapis hakkı için Sulh Hakimi kararı olması koşulu yoktur. İİK., Borçlar Kanunundan daha yeni tarihli olduğu için yetkili merciin İİK.da belirtildiği şekilde İcra Müdürlüğü olduğunun kabulü gerekir. (Açıklamalı Borçlar Kanunu, Turgut Uygun, Cilt 4, Sayfa 775) Bu durumda merciin bu yöne ilişkin kararı yerinde görülmemiştir. Kiracının daha önce icra takibi yapıldığı için hapis hakkı kullanılamayacağına ilişkin merci hakimi olumlu veya olumsuz bir karar vermemiştir. Ancak kiralayan hapis hakkını kullandıktan sonra menkul rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçmiş, kiracı borçlu, icra müdürlüğünde borca itiraz edip takip durmuştur. Alacaklı itirazının kaldırılması yoluna gitmeden takibe devam edilemeyeceği ve temyiz edenin alacaklı olduğu gözetildiğinde sonuca etkili görülmemiştir.

SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile merci kararının yukarıda açıklanan nedenle İİK. 366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 10.12.1999 gününde oybirliğiyle karar verildi.

(Corpus'tan alınmıştır)
Old 31-08-2010, 16:46   #3
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Adnan Koray
Baki Kuru'ya göre, BK.m.269,I de bu görev sulh hukuk hakimine verilmiş ise de, İİK.m. 270'e göre hapis hakkı defter tutmak icra dairesinin görev alanına dahildir. Bu nedenle, BK.mn. 269,I deki sulh hakimi deyimini İcra dairesi olarak anlamak gerekir, demektedir. (İcra İflas Hukuku Ders Kitabı. Sh. 413)


İlgili kararın da tamamı:

T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
Esas : 1999/13885
Karar : 1999/16164
Tarih : 10.12.1999

HAPİS HAKKI
DEFTER TUTMA
YETKİLİ MERCİİ


Özet :B.K.269. maddesi hapis hakkı için Sulh Hakimi kararını öngörmektedir. Ancak somut olayda alacaklı kiralayan İİK.270. maddesi gereği hapis hakkı için defter tutulması talebinde bulunmuştur. Maddede hapis hakkı için Sulh Hakimi kararı olması koşulu yoktur. İİK., Borçlar Kanunundan daha yeni tarihli olduğu için yetkili merciin İİK.da belirtildiği şekilde İcra Müdürlüğü olduğunun kabulü gerekir.


( 2004 s. İİK. m. 270 ) ( 818 s. BK. m. 267, 269 )



Yukarıda tarih ve numarası yazılı merci kararının müddedi içinde temyizen tetkiki Alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 7.10.1999 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :

Alacaklı kiralayan İİK. 270. maddesi gereğince hapis hakkını kullanıp menkul rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçmiş, borçlu kiracı takip dosyasında borca itiraz ettiği gibi İcra Tetkik Mercii nezdinde de hapis hakkına konu kira alacağı için ayrıca takipte bulunulduğunu, sözleşmenin feshedilmiş olunmasına rağmen, rehin hakkı kullanılamayacağını belirterek şikayette bulunmuştur. Mercice, B.K.267. maddesi gereğince Sulh Hakiminin kararı olmadan hapis hakkı kullanılamayacağı gerekçesi ile 19.7.1999 tarihli memur muamelesinin iptali kararı verilmiştir. B.K.269. maddesi hapis hakkı için Sulh Hakimi kararını öngörmektedir. Ancak somut olayda alacaklı kiralayan İİK.270. maddesi gereği hapis hakkı için defter tutulması talebinde bulunmuştur. İİK.270. maddesindeki hapis hakkı için Sulh Hakimi kararı olması koşulu yoktur. İİK., Borçlar Kanunundan daha yeni tarihli olduğu için yetkili merciin İİK.da belirtildiği şekilde İcra Müdürlüğü olduğunun kabulü gerekir. (Açıklamalı Borçlar Kanunu, Turgut Uygun, Cilt 4, Sayfa 775) Bu durumda merciin bu yöne ilişkin kararı yerinde görülmemiştir. Kiracının daha önce icra takibi yapıldığı için hapis hakkı kullanılamayacağına ilişkin merci hakimi olumlu veya olumsuz bir karar vermemiştir. Ancak kiralayan hapis hakkını kullandıktan sonra menkul rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçmiş, kiracı borçlu, icra müdürlüğünde borca itiraz edip takip durmuştur. Alacaklı itirazının kaldırılması yoluna gitmeden takibe devam edilemeyeceği ve temyiz edenin alacaklı olduğu gözetildiğinde sonuca etkili görülmemiştir.

SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile merci kararının yukarıda açıklanan nedenle İİK. 366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 10.12.1999 gününde oybirliğiyle karar verildi.

(Corpus'tan alınmıştır)

Adnan Bey teşekkürler.

Bu kararı biliyorum, eklemeniz de iyi olmuş. Baki Kuru da Yargıtay ile demek ki aynı fikirde. Ama ben hala bu karara ve görüşe katılamıyorum.

Çünkü evvela İİK.270. maddenin başlığı aynen: "Hapis hakkı için defter yapılması" başlıklı olup, kanaatimce Sulh mahkemesinin hapis kararının tatbikine ilişkin bir hükümdür.

Aksi takdirde bu kararı icra müdürünün verdiği bir karar olarak nitelendirirsek, hapis kararı sonrasında yapılacak icra takibine yönelecek borçlunun itirazı neticesinde takibin durmasını ve hapis kararının akıbetini izah etmemiz mümkün olamaz. Takibe yönelecek itiraz halinde icra müdürlüğünce vaz edilen hapis kararının akıbeti ne olacaktır? Kanaatimce alacağa dayanak olan takip durunca hapis kararı evleviyetle sona erer ve söner.

Bu durumda icra müdürünün tesis ettiği hapis kararının ne faydası olacaktır?
Old 31-08-2010, 18:35   #4
Av.Adnan Koray

 
Varsayılan

Saim Bey,

Hapis hakkını var eden icra müdürlüğü değil. Bk.m 267 de " Bir gayrimenkulün muciri, nihayet geçmiş bir senelik ve cereyan etmekte olan altı aylık kiranın temini için mecurun tefrişatına ve tezyinatına ve ondan intifaı temine mahsus olup mecur dahilinde bulunan menkul eşya üzerinde hapis hakkını haizdir."

Hapis hakkını kira sözleşmesi varediyor.

Hatta İcra müdürü şüphesi varsa bile hacze gider gibi kiracının adresine gider ve deftere kaydeder.

Talih Uyar da şöyle diyor:

İcra müdürünün, «alacaklı-kiralayanın hapis hakkının bulunup bulunmadığını» kural olarak araştırmak yetkisi yoktur. Bu nedenle, alacaklı-kiralayanın, «kiracı ile aralarında bir kira sözleşmesi bulunduğu» konusunda, icra dairesine kanaat vermesi gerekir... Kiralayanın ibraz ettiği belgelerden «hapis hakkının bulunmadığı» açıkça anlaşılmakta ise, o zaman icra müdürü defter tutmaktan kaçınabilir... Ancak, hapis hakkının şüpheli olduğu hallerde, icra müdürü defter tutmaktan kaçınamaz.

Hapis hakkının tehlikeye düşmesinden bahsediyorsanız, zaten hapis hakkı ve defterin tutulması için hapis hakkının tehlikeye düşmesi şart değil. ( En azından muaccel borçlar için)
Old 31-08-2010, 19:14   #5
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Adnan Koray
Saim Bey,

Hapis hakkını var eden icra müdürlüğü değil. Bk.m 267 de " Bir gayrimenkulün muciri, nihayet geçmiş bir senelik ve cereyan etmekte olan altı aylık kiranın temini için mecurun tefrişatına ve tezyinatına ve ondan intifaı temine mahsus olup mecur dahilinde bulunan menkul eşya üzerinde hapis hakkını haizdir."

Hapis hakkını kira sözleşmesi varediyor.

Hatta İcra müdürü şüphesi varsa bile hacze gider gibi kiracının adresine gider ve deftere kaydeder.

Talih Uyar da şöyle diyor:

İcra müdürünün, «alacaklı-kiralayanın hapis hakkının bulunup bulunmadığını» kural olarak araştırmak yetkisi yoktur. Bu nedenle, alacaklı-kiralayanın, «kiracı ile aralarında bir kira sözleşmesi bulunduğu» konusunda, icra dairesine kanaat vermesi gerekir... Kiralayanın ibraz ettiği belgelerden «hapis hakkının bulunmadığı» açıkça anlaşılmakta ise, o zaman icra müdürü defter tutmaktan kaçınabilir... Ancak, hapis hakkının şüpheli olduğu hallerde, icra müdürü defter tutmaktan kaçınamaz.

Hapis hakkının tehlikeye düşmesinden bahsediyorsanız, zaten hapis hakkı ve defterin tutulması için hapis hakkının tehlikeye düşmesi şart değil. ( En azından muaccel borçlar için)

Defter tutmak ile menkulun hapis edilmesi sizce aynı şey midir?
Old 31-08-2010, 20:10   #6
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Mehmet Saim Dikici
Adnan Bey teşekkürler.

Bu kararı biliyorum, eklemeniz de iyi olmuş. Baki Kuru da Yargıtay ile demek ki aynı fikirde. Ama ben hala bu karara ve görüşe katılamıyorum.

Çünkü evvela İİK.270. maddenin başlığı aynen: "Hapis hakkı için defter yapılması" başlıklı olup, kanaatimce Sulh mahkemesinin hapis kararının tatbikine ilişkin bir hükümdür.

Aksi takdirde bu kararı icra müdürünün verdiği bir karar olarak nitelendirirsek, hapis kararı sonrasında yapılacak icra takibine yönelecek borçlunun itirazı neticesinde takibin durmasını ve hapis kararının akıbetini izah etmemiz mümkün olamaz. Takibe yönelecek itiraz halinde icra müdürlüğünce vaz edilen hapis kararının akıbeti ne olacaktır? Kanaatimce alacağa dayanak olan takip durunca hapis kararı evleviyetle sona erer ve söner.

Bu durumda icra müdürünün tesis ettiği hapis kararının ne faydası olacaktır?

İtiraz üzerine alacaklı itirazın iptali/kaldırılması yollarından birini seçecek ve itiraz hakkında mahkemece bir karar verilecektir. Bence, itiraz üzerine hapis kararı kendiliğinden mürtefi olmaz. Mahkeme kararı alacaklı lehine çıkarsa, takip durduğu yerden devam edecektir. Hapis kararının sağlamış olduğu rüçhanlı alacak niteliği de devam edecektir. Bu nedenle hapis kararının faydası derece sıralamasında görülecektir.
Old 31-08-2010, 22:15   #7
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Suat Ergin
Bence, itiraz üzerine hapis kararı kendiliğinden mürtefi olmaz.

Teşekkürler Suat Bey. Bunun dayanağı nedir?
Old 01-09-2010, 09:30   #8
Av.Adnan Koray

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Mehmet Saim Dikici
Defter tutmak ile menkulun hapis edilmesi sizce aynı şey midir?

Bu içtihat yardımcı olacaktır, diye düşünüyorum.

T.C.
YARGITAY
19. Hukuk Dairesi
Esas : 2004/9522
Karar : 2005/3781
Tarih : 01.01.2005

Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekili dava dışı borçlu Azim Gıda Makine San. Tic. AŞ.ne ait bir kısım malların davalı yanca icra takibi sonucunda satılarak paraya çevrildiğini; kendilerinin de borçlu aleyhine kira alacağına ilişkin tahliye talepli takip yaptıklarını ve satılan mallar üzerinde İİK.nun 270 ve 271 nci maddeleri ile BK.nun 267 ve devamı maddeleri gereğince hapis hakları bulunduğunu; oysa düzenlenen sıra cetvelinde rüçhanlı olan alacaklarının göz ardı edilerek ilk sıranın davalıya verildiğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İcra Mahkemesi'nce yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre; davacının icra takibinden sonra 14.05.2002 tarihinde hapis hakkının tesisi için talepte bulunduğu, ne var ki icra müdürlüğüne başvurarak bu malların defterini tutturmadığı ve rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatmadığı, hapis hakkı kullanılmadan başlatılan kira alacağına ilişkin takiplerin öncelikli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanunu'nun 267 nci maddesine göre kiralayan, geçmiş bir yıllık ve işleyecek altı aylık kira alacağının teminatını teşkil etmek üzere; kiralanan taşınmazın tefrişatı, tezyinatı ve kiralanandan yararlanmayı kolaylaştırmak üzere hasredilmiş taşınır malları üzerinde hapis hakkını haizdir. Kiralayanın bu hakkı yukarıda açıklanan dönem içinde doğmuş ve doğacak kira alacaklarını teminat altına almak üzere her zaman kullanılabilir.
Aynı yasanın 269 ncu maddesindeki şartların olayda bulunmadığı da dikkate alındığında davacı yanın bedeli paylaşıma konu olan mallar üzerindeki hapis hakkının korunması ve sıra cetvelinde öncelikle yer alması gerekir. Mahkemece malların defterinin tutulmadığı gibi yasada yer almayan bir şartın bulunmadığından bahisle davanın reddinde isabet olmadığı gibi, rehin ve hapis haklarında alacak, söz konusu teminat kapsamında rüçhanlı olup, hiç takibe girişilmese dahi öncelikle ödenmelidir. Açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.04.2005 günü oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak :Hokus Pokus
Old 01-09-2010, 09:34   #9
Muhsin KOÇAK

 
Varsayılan

Borçlar Yasasının 269. maddesi düzenlemesi karşısında bu hakkın kiralayan tarafından bizzat değil, Sulh hakimi marifetiyle kullanılabileceği belirtilmiştir. Kiralayanın bu hakkını yasal yollardan değil de bizzat ihkak etmesi mümkün değildir ve hatta suç teşkil eder. İİK 270 ile 271 ve BK nun kiralayanın hapis hakkını düzenleyen 267/1 maddeleri birlikte çalıştırılır.
Old 01-09-2010, 10:14   #10
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Adnan Koray
Bu içtihat yardımcı olacaktır, diye düşünüyorum.

T.C.
YARGITAY
19. Hukuk Dairesi
Esas : 2004/9522
Karar : 2005/3781
Tarih : 01.01.2005

Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekili dava dışı borçlu Azim Gıda Makine San. Tic. AŞ.ne ait bir kısım malların davalı yanca icra takibi sonucunda satılarak paraya çevrildiğini; kendilerinin de borçlu aleyhine kira alacağına ilişkin tahliye talepli takip yaptıklarını ve satılan mallar üzerinde İİK.nun 270 ve 271 nci maddeleri ile BK.nun 267 ve devamı maddeleri gereğince hapis hakları bulunduğunu; oysa düzenlenen sıra cetvelinde rüçhanlı olan alacaklarının göz ardı edilerek ilk sıranın davalıya verildiğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İcra Mahkemesi'nce yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre; davacının icra takibinden sonra 14.05.2002 tarihinde hapis hakkının tesisi için talepte bulunduğu, ne var ki icra müdürlüğüne başvurarak bu malların defterini tutturmadığı ve rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatmadığı, hapis hakkı kullanılmadan başlatılan kira alacağına ilişkin takiplerin öncelikli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanunu'nun 267 nci maddesine göre kiralayan, geçmiş bir yıllık ve işleyecek altı aylık kira alacağının teminatını teşkil etmek üzere; kiralanan taşınmazın tefrişatı, tezyinatı ve kiralanandan yararlanmayı kolaylaştırmak üzere hasredilmiş taşınır malları üzerinde hapis hakkını haizdir. Kiralayanın bu hakkı yukarıda açıklanan dönem içinde doğmuş ve doğacak kira alacaklarını teminat altına almak üzere her zaman kullanılabilir.
Aynı yasanın 269 ncu maddesindeki şartların olayda bulunmadığı da dikkate alındığında davacı yanın bedeli paylaşıma konu olan mallar üzerindeki hapis hakkının korunması ve sıra cetvelinde öncelikle yer alması gerekir. Mahkemece malların defterinin tutulmadığı gibi yasada yer almayan bir şartın bulunmadığından bahisle davanın reddinde isabet olmadığı gibi, rehin ve hapis haklarında alacak, söz konusu teminat kapsamında rüçhanlı olup, hiç takibe girişilmese dahi öncelikle ödenmelidir. Açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.04.2005 günü oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak :Hokus Pokus

Teşekkürler...
Old 01-09-2010, 10:19   #11
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Suat Ergin
İ Bence, itiraz üzerine hapis kararı kendiliğinden mürtefi olmaz.

Varsayalım ki kiralayan kira alacağının olduğundan bahisle icra müdürlüğüne başvurup hapis hakkının kullanılmasını talep etmiş olsun ve icra müdürü bu kararı verip, tatbik etmiş olsun!

İcra takibi üzerine kiracı ödeme makbuzunu dosyaya ibraz edip,borca itiraz etsin!

Size göre bu durumda borç olmadığı (ve takip durduğu) halde itirazın kaldırılması/İptal davası sonuna kadar hapis kararının devam etmesi gerekecektir. (Dayanağınızın ne olduğunu halen bekliyorum!)

Peki Suat Bey, soruyorum size:

Alacaklı kiralayan, ödeme makbuzu ibraz eden ve borca itiraz eden kiracı karşısında, itirazın kaldırılması yoluna başvurmazsa, (takip durduğu halde) en az 6 ay boyunca hapis kararı devam mı edecektir?
Old 01-09-2010, 10:38   #12
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Muhsin KOÇAK
Borçlar Yasasının 269. maddesi düzenlemesi karşısında bu hakkın kiralayan tarafından bizzat değil, Sulh hakimi marifetiyle kullanılabileceği belirtilmiştir. Kiralayanın bu hakkını yasal yollardan değil de bizzat ihkak etmesi mümkün değildir ve hatta suç teşkil eder. İİK 270 ile 271 ve BK nun kiralayanın hapis hakkını düzenleyen 267/1 maddeleri birlikte çalıştırılır.

Ben de hapis kararının, mülkiyet hakkına sınırlama getirdiği için, ancak hakim kararı ile mümkün olabileceği kanaatindeyim. İcra müdürünün takip konusu dahi olmayan bir konuda, mülkiyeti sınırlama kararı vermesinin hukukun temel ilkelerine de aykırı olacağı kanaatindeyim.

Borçlar Kanununun 269.maddesi bu yetkiyi Sulh Hakimine vermiştir. İİK.270. maddesi ise, BK.269. madde kapsamında verilen Hakim kararının uygulanması ile ilgilidir, düşüncesindeyim.
Old 01-09-2010, 12:38   #13
Av.Adnan Koray

 
Varsayılan

Basitleştirip özetlemek gerekirse;


1)Burada bir tür kanundan doğan rehin hakkı var.

2) Bu rehin hakkı, kiracının kira borcunu ödememesi durumunda ortaya çıkıyor. Bu nedenle borcun ödendiğine ilişkin makbuzlar varsa bu açık bir şekilde anlaşılıyorsa, icra müdürü defter tutmaktan imtina edecektir.

3) Kira alacağını tahsil etmek için sözlemenin bir örneğini ekleyip İcra müdürlüğüne başvuran kiralayan icra müdürlüğünün verdiği 15 günlük sürede rehnin paraya çevrilmesi yoluyla (ya da diğer takip türlerini kullanarak) alacağını tahsil ediyor.

4) Bu süreç içinde icra müdürlüğü mülkiyet hakkının sınırlamasına ilişkin bir karar almıyor. Zaten sınırlı mülkiyet hakkının bedelini ödettiriyor. ))


Özetin özeti: Benim bir hakkım var, kanundan doğmuş. Bu hakkımı icra dairesi aracılığı ile almak istiyorum. Bu hakkımın olup olmadığına icra memuru karar vermiyor.


Özetin Özetinin Özeti: Hakkımı icra dairesini kullanarak alırım abi.... )))))
Old 01-09-2010, 13:33   #14
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Adnan Koray
Basitleştirip özetlemek gerekirse;


1)Burada bir tür kanundan doğan rehin hakkı var.

2) Bu rehin hakkı, kiracının kira borcunu ödememesi durumunda ortaya çıkıyor. Bu nedenle borcun ödendiğine ilişkin makbuzlar varsa bu açık bir şekilde anlaşılıyorsa, icra müdürü defter tutmaktan imtina edecektir.


Özetin özeti soru: İcra müdürü, borcun ödenip ödenmediğini nereden bilecek? Çünkü hapis kararı talep tarihinde henüz icra takibi bile söz konusu değil,kaldı ki icra memurunun ödeme makbuzunun sıhhatini değerlendirme yetkisi de yok.
Old 01-09-2010, 13:42   #15
Av.Adnan Koray

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Mehmet Saim Dikici
Özetin özeti soru: İcra müdürü, borcun ödenip ödenmediğini nereden bilecek? Çünkü hapis kararı talep tarihinde henüz icra takibi bile söz konusu değil,kaldı ki icra memurunun ödeme makbuzunun sıhhatini değerlendirme yetkisi de yok.

Eksikliği düzeltiyorum:


2) Bu rehin hakkı, kiracının kira borcunu ödememesi durumunda ortaya çıkıyor. Bu nedenle borcun ödendiğine ilişkin makbuzlar kiralayanın ibraz ettiği belgeler içinde varsa ve kiralayanın hapis hakkı olmadığı açık bir şekilde anlaşılıyorsa, icra müdürü defter tutmaktan imtina edecektir.
Old 01-09-2010, 13:45   #16
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Adnan Koray
Eksikliği düzeltiyorum:


2) . Bu nedenle borcun ödendiğine ilişkin makbuzlar kiralayanın ibraz ettiği belgeler içinde varsa icra müdürü defter tutmaktan imtina edecektir.

Üstadım, böyle bir olasılığın gerçekleşmesi için kiralayanın azbirşey salak olması gerekmez mi?
Old 01-09-2010, 13:51   #17
Av.Adnan Koray

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Mehmet Saim Dikici
Üstadım, böyle bir olasılığın gerçekleşmesi için kiralayanın azbirşey salak olması gerekmez mi?

Üstadım, Colomb salak olmasaydı Hindistan'ı keşfediyorum diye Amerika'yı keşfedemezdi. Dünyada yaşanan çoğu gelişmenin o keşfe bağlandığını biliyorsunuz. Yani bu gün bu tartışmaya bile etkilemiş olabilir.

Yani bazen yapılan salaklık iyidir. Neyin ne olduğunu anlamamızı sağlayabilir.
Old 01-09-2010, 13:59   #19
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Adnan Koray
Üstadım, Colomb salak olmasaydı Hindistan'ı keşfediyorum diye Amerika'yı keşfedemezdi. Dünyada yaşanan çoğu gelişmenin o keşfe bağlandığını biliyorsunuz. Yani bu gün bu tartışmaya bile etkilemiş olabilir.

Yani bazen yapılan salaklık iyidir. Neyin ne olduğunu anlamamızı sağlayabilir.

Üstadım, Colomb ile kira hukuku tartışmak da inan ki çok da zevkli olurdu. Maceralarını da anlatırdı bize.
Old 01-09-2010, 14:32   #20
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Mehmet Saim Dikici
Üstadım, Colomb ile kira hukuku tartışmak da inan ki çok da zevkli olurdu. Maceralarını da anlatırdı bize.

Beni o tartışmadan ari tutunuz.
Old 02-09-2010, 09:32   #21
Av.Cengiz Aladağ

 
Varsayılan

Bir Yargıtay kararı da ben ekleyip, ortalığı biraz daha karıştırayım.
Aşağıdaki kararda kiralayanın doğrudan doğruya hapis hakkı kabul edilmiş:


YARGITAY
13. Hukuk Dairesi
2008/8105 E.N
2008/8757 K.N.


Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, mayıs 1999 tarihinden itibaren davalıya ait evde kiracı olarak oturduğunu, davalının da muvafakati ile 1999 yılı sonunda evi tahliye ettiğini, davalının kendisine ait buzdolabı ile çamaşır makinesini vermediğini, davalıya herhangi bir borcunun da bulunmadığını ileri sürerek bahsi geçen menkul malların aynen iadesini, iki menkulün yıpranma bedeli olan 200 YTL'nın tahsilini, olmaz ise menkullerin karar tarihindeki rayiç bedellerinin ödetilmesini istemiştir.

Davalı, davacının 6 aylık 240.00 YTL kira bedelini ödemediğini, ödenmeyen kira bedelleri nedeniyle bu menkullerin kendisinde teminat olarak kaldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, menkullerin kira borcuna karşılık bırakıldığının davalıca ispatlanamadığı gerekçesiyle eşyaların aynen davacıya iadesine, olmaz ise bedelleri toplamı olan 400 YTL ile kullanım bedeli 200 YTL'nın davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davalı davaya cevap dilekçesinde ve yargılama aşamasındaki beyanlarında dava konusu menkul eşyaların davacının kira borcu nedeniyle kendisinde teminat olarak kaldığını ve hapis hakkı bulunduğunu savunmuştur. Dosya arasında bulunan Fethiye Sulh Hukuk Mahkemesinin 2002/139 Esas sayılı dava dosyasında davacının 6 aylık kiradan dolayı davalıya 240.00 YTL kira borcunun bulunduğuna karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki B.K.'nun 267.maddesi uyarınca kiralayanın menkul mallar üzerinde kira borcundan dolayı hapis hakkı bulunmaktadır. Davalının davacıdan kira alacağı bulunduğu da az yukarıda anılan mahkeme kararı ile sabit olduğuna göre davalının kanundan kaynaklanan hapis hakkını kullanabileceğinin kabulü gerekir. Bu itibarla öncelikle az yukarıda açıklanan mahkeme kararı uyarınca belirlenen kira bedelinin davacı tarafından davalıya ödenip ödenmediği hususunda tarafların delilleri toplanarak, kira bedelinin ödenmemesi halinde dava konusu eşyalar üzerinde hapis hakkına sahip olduğu da kabul edilmek suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemenin değinilen bu yönü gözardı ederek yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.


SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 23.6.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 17-01-2011, 21:44   #22
Nuriye Değer

 
Varsayılan

iki farklı karar yorum sizin. tartışmanın sonunu bağlayamadık.

T.C.
YARGITAY
4. Hukuk Dairesi
E:1981/1602
K:1981/3057
T:12.03.1981

DAVA : TaraFlar arasındaki çamaşır makinesine istiHkak davası nedeniyle
yapılan yargılama sonünda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine ilişkin
hükmün süresi içinde davalı avukatı ve davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya
incelendi, gereği konuşuldu:

KARAR : Mahkeme, davacıya ait dazı eşyaların tahliye sırasında davalı
kiralayan tarafından alındığı vakıasını benimsemekle beraber, bu konuda davalının yasal bir
hakkını, yani hapis hakkını kullandığından bahisle eylem ve davranışında hukuka aykırılık
bulunmadığını kabul etmiş ve davanın reddi cihetine gitmiştir.

Bilindiği gibi; kiralayan mali durumları bozuk veya ödeme niyetleri kuşkulu olan
kiracıların kira borçlarını sağlayacak bir imkana daha sahiptir. Bu imkan adi kira için B.K.
nun 267 - 269. maddelerinde; hasılat kirası için de madde 281/3'de deyimini bulan (hapis
hakkı) dır.

Hapis hakkı, borcunu ödemeyen bir borçluya ait olan eşyayı alıkoymak ve borç
odenmediği takdirde bu eşyayı sattırarak bedelinden alacağı mümtaz surette istifa
eylemek olanağını sağlayan ve rehin hakkına benzeyen bir ayni haktır. Ancak, yasa
koyucu yukarda anılan maddelerde kiralayana tanınan bu hapis hakkının konusunu ve
kapsamını, bu hakkın hangi zamana ait olacaklar icin kullanılabilecegini ve ozellikle de
269. madde hükmünde bu hakkın ileri sürülüş şeklini, suretini ve hükümlerini ayrıntılariyle
duzenlemistır. O halde Borçlar Yasasının 269. maddesinin sarahati karşısında bu hakkın
kiralayan tarafından bizzat değil, Sulh hakimi marifetiyle kullanılabileceği belirtilmiştir.
Kiralananın bu hakkını yasal yollardan değil de bizzat ihkak etmesi mümkun değildir ve
hatta suç teşkil eder. Bu itibarla mahkemenin davayı red gerekçesi yanlıştır.

Ancak dinlenen tanıklar davalının savunmasını tamamen teyit etmişler ve davacı
kiracıya ait eşyaların davalı kiralayan tarafından değil onun oğlu tarafından alındığını
bildirmişlerdir. Kaldı ki davalının eşyaları alması konusunda cocuğun tahrik ve teşvik ettigi
hususunda ne iddia edilmiş ve ne de ispatlanmıstır.

O halde, davanın reddı anılan nedenlerle ve sonucu bakımından doğrudur ve
davacının işin esasına yönelik temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmemiştir.

2 - Dava reddedilmiş olmasına rağmen kendisini vekil ile temsil ettiren davalı
yararına eksik avukatlık ücreti hükmetmesi bozmayı gerektirir. Ancak bu yanlışlığın
giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın düzeltilerek
onanması Usulün değişik 438. maddesinin 7. bendi gereğidir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın hüküm fıkrasında mevcut olan davalı yararına
takdir edilen avukatlık ücretine ilişkin (300) rakamanın silinerek yerine (3000) rakamının
yazılmasına ve kararın bu düzeltilmiş biçiminin ONANMASINA 12.3.1981 gününde
oybirliğiyle karar verildi.
-----------------------------
T.C.
YARGITAY
15. Hukuk Dairesi
E:1984/4254
K:1985/372
T:06.02.1985

DAVA : TaRaflar araşındaki davanın ReyHanlı İcra Tetkik Mercii Hakimliğince görülerek mahkeme ilamında belirtilen gerekçelere binaen verilen 16.8.1984 tarih ve 18-33 sayılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmis ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü :

KARAR : Davacı üçüncü kişi elde edilecek pamuk mahsulünün % 35 kira bedeli karşılığında verilmek üzere tarlasını borçlu davalıya kiraladığını ileri sürerek pamuk mahsulunün % 35 miktarı üzerindeki haczin kaldırılmasını dava etmiştir.

Davalı alacaklı, haczedilen pamukta davacının bir hakkı ve alacağı bulunmadığını savunmuştur.

Mercii Hakimliğince istihkak davasının mülkiyet veya rehin hakkına dayanması gerektiği, icra bedeli için ayrıca dava açılabileceği, olayda davacının istihkak davası açmaya hakkı olmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

Davacı vekili süresi içinde temyiz isteğinde bulunmuştur.

Mahsulü haczedilen pamuk tarlasını davacı tarafından davalı borçluya kiralandığı konusunda bir uyuşmazlık olmadığı gibi taraflar kira bedelinin pamuk olarak ödeneceğini duruşma sırasında kabul etmişlerdir. Olayda çözümlenmesi gereken husus bu maddi olgu karşısında davacının pamuk mahsulü üzerinde hapis hakkının mevcut olup olmadığı ve hapis hakkının istihkak davasına konu yapılamıyacağı noktasında toplanmaktadır.

Bilindiği gibi hapis hakkı, alacaklının borçluda olan alacağı ödeninceye kadar borçluya ait malı elinde tutmak ve borç ödenmeyince de onu paraya çevirmek hakkıdır. Bunun için, iki alacak arasında bir bağın mevcut olması yeterlidir. (K.Tunçomağ, Türk Borçlar Hukuku 1976 cilt 1. sayfa 1207) alacaklının alacağını temina yönelik olmak üzere yasalarımızda kabul edilen çeşitli hapis hakları yanında kiralayanın yasal hapis hakkı önemli bir yer tutmaktadır. Bu cümleden olarak bir edim karşılıgında seminerlerden yararlanma kaydıyle bir eşyayı kullanmayı iceren ürun sozlesmeleri (Hasılat Kirası) ıçin, adi kira akitlerinde olduğu gibi, kiralayan yararına hapis hakkı tanınmış, B.K.'nun 281 inci maddesinde, işlemiş ve işleyecek olan bir kira için kiralayanın adi kirada olduğu gibi hapis hakkı bulunduğu açıkça belirtilmiştir.

Hapis hakkı sahibi dilediğinde icra memuruna başvurarak bu hakkının muhafazası için önlemler alınmasını isteyebilir. Bu takdirde icra memurunun deftere geçirdiği bu eşya için hapis hakkı sahibi, rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip hakkını elde eder (İ.İ.K.'nun 270 inci md) görülüyor ki, takip hukuku açısından hapis hakkı rehin hakkı düzeyinde bir uygulamayı gerektirmekte ve böylece hapis hakkı sahibi bu malların satışı halinde satış bedeli üzerinden rehin haklarında oldugu gibi öncelikle (rüçhan) hakkına sahip olmaktadır. (B. Kuru, İcra ve İflas Hukuku 1983 Sayfa 459) öte yandan, gerek doktrinde, gerekse yerleşmis Yargıtay İctihatlarında İ.İ.K.'nun 96 ncı maddesinin ilk fıkrasında sözü edilen (mulkiyet veya rehin) hakları sınırlı olmayıp, bır ornek (Emsal) olmak için gösterildiği sözbirliği içinde kabul edilen bir olgudur. Diğer bir deyimle, istihkak davası yalnız mülkiyet veya rehin hakkına değil, ayrıca diğer ayni ve kişisel haklara da dayandırılabilir. Örneğin irtifak ve intifa hakları (M.K.'nun 703 ve 711 maddeler) sükna hakkı (M.K.'nun 748 madde) üst hakkı (M.K.'nun 751 inci madde) mürur hakkı (M.K.'nun 753 üncü madde) mülkiyet muhafaza kaydına dayanan haklar ve olayımızda olduğu gibi sözleşmenin ya da yasadan kaynaklanan hapis hakları bu cümledendir. (Yargıtay Hukuk Genel kurulu 12.1.1966 gün ve E. 76, K.4. keza 15. Hukuk Dairesinin 4.12.1984 gün ve E. 1984/4341, K. 3765)

O halde, davacının yasadan kaynaklanan hapis hakkına dayanarak mahcuz pamuk mahsulü nedeniyle istihkak davası açmaya hakkı olduğu kabul edilmeli, işin esası incelenerek uygun sonuç dairesinde bir karar verilmelidir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle mercii hakimliği kararının davacı yararına BOZULMASINA, 6.2.1985 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 17-01-2011, 21:48   #23
law in law

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
19. Hukuk Dairesi

E:1996/8083
K:1996/11153
T:12.12.1996

KİRALAYANIN HAPİS HAKKI
SIRA CETVELİNE İTİRAZ

Davalı, kira alacağından dolayı
hapis hakkı kararı alarak kiralanan işyerindeki menkul malların tesbitini talep etmiş, bu malların tesbitinden sonra rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçmiştir. Bu durumda menkul malların satış bedelinin öncelikle hapis hakkı sahibi alacaklıya ödenmesi gerektiğinden BK'nun 267. maddesi ile İİK'nun 23 ve 270. maddeleri gözetilerek düzenlenen sıra cetveli ve Mercii Hakimliğinin Şikayetin reddine ilişkin kararında bir isabetsizlik yoktur.

818 s. BK. m. 267
2004 s. İİK. m. 23, 270

Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraZ davasının yapılan yargılaması sonünda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen Hükmün süresi içinde davacı banka vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, geregi konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, borçluya ait menkul malların paraya çevrilmesinden sonra düzenlenen sıra cetvelinde davalıya 1. sırada yer verildiğini, davalının hapis hakkına dayanarak yaptığı takibin satış bedeli dosyaya girdikten sonra kesinleştiğini, odeme emrinin borçluya tebliğ işleminin Tebligat Kanununa aykırı olduğunu ileri sürerek sıra cetvelinin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kira alacağından dolayı Samsun İkinci Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 1996/10. D. İş sayılı dosyasından hapis hakkı kararı aldığını ve rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçtiğini, hapis hakkının ruçhanlı olduğunu belirterek şikayetin reddini istemiştir.
Mercii hakimliğince, davalının geçmiş 6 aylık kira parasını kapsar bicimde satısa konu menkul mallar uzerinde hapis hakkını kullandıgı, hapıs hakkı rehinli alacak niteliğinde olduğundan, satış bedelinin hapis hakkı sahibi davalıya ayrılmasının doğru olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı kira alacağından dolayı hapis hakkı kararı alarak kiralanan işyerindeki menkul malların tesbitini talep etmiş, bu malların tesbitinden sonra rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçmiştir. BK.nun 267. maddesine gore
kiralayan işlemiş bir senelik ve islemekte olan 6 aylık kira alacagının temini icin kıralanan yerde bulunan kiracının menkul eşyası üzerinde hapis hakkı vardır. Kiralayanın kiracıya ait eşyalar üzerindeki hapis hakkı İİK. nun 23 ve 270. maddeleri uyarınca rehinli alacak niteliğindedir. Bu durumda menkul malların satış bedelinin öncelikle hapis hakkı sahibi alacaklıya ödenmesi gerekir. Bu yönler gözetilerek düzenlenen sıra cetveli ve Mercii Hakimliğinin şikayetin reddine ilişkin kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
S o n u ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün (ONANMASINA), 12.12.1996 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak:YKD - 1998/4 - Sayfa:568

Old 14-06-2011, 21:44   #24
cemaydın

 
Varsayılan

Benimde bir sorum olacak, kira alacağı için takibe geçtik, borçlu itiraz etti ve takip durdu. Bu arada itirazın kaldırılması ve tahliye talepli olmak üzere icra mahekemsine başvurduk.

Şimdi icra dairesine iik 270 gereği hapis hakkını kullanmak için başvuruda bulunmayı düşünüyoruz. Peki daha önce açılmış bir takip var, itiraz edildi ve dosya şuan mercide.

Hapis hakkının kullanılmasına bir engel teşkil eder mi bu durum ?
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
rehin hakkı ve hapis hakkı Gürkan Çalışkan Meslektaşların Soruları 3 03-10-2009 11:53
Hapis Hakkı Nil Şeker Meslektaşların Soruları 5 20-04-2009 09:45
6570 sayılı yasa kapsamında kiralayanın sözleşme sonunda fesih hakkı Av.Öznur A. Arabacı Meslektaşların Soruları 5 20-02-2007 21:37


THS Sunucusu bu sayfayı 0,18601894 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.