Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

boş olarak kiralanan arsa üzerine yapılan yapı

Yanıt
Old 29-06-2010, 17:58   #1
hırs

 
Varsayılan boş olarak kiralanan arsa üzerine yapılan yapı

Merhaba.Sayın meslektaşlarım 2005 yılında müvekkil bir hastane kantinini milli emlaktan boş arsa olarak kiralıyor ve buraya idarenin bilgisi ve izni dahilinde tahta baraka bir kantin yapıyor üç yıl sonra sözleşme sona eriyor ancak 2010 yılında yeni bir ihale yapılıyor.Müvekkilede bu yaptığın yapı bizim para da ödemeyiz deniyor.Bir tarfatan ise burayı sök yoksa biz sözkeriz şeklinde bir yazı
gönderiliyor.Müvekkil bir tespit yaptırıyor buranın değeri yaklaşık 140.000 T.L.
belirleniyor.Müvekkil burayı sökmese iadreye dava açıp buranın değeri isteyebilir mi ?Sözleşmede buranın idareye bırakılacağına dair hiçbir madde yok.Böyle bir davayı nerede açmalıdır idari yargıda mı adli yargıda mı? Bizim kafamız karıştı net bilgi de bulmadık...Saygılar...
Old 29-06-2010, 22:00   #2
Av. Bülent Sabri Akpunar

 
Varsayılan

Sayın Hırs,

Olayınızda davaya konu olacak yapının niteliği önemlidir.Eğer "Baraka" şeklinde adlandırılan ve arza bağlı olmayan bir yapı sözkonusu ise menkul mal niteliğinde olup yapanın mülkiyetinde sayılır.Bu tür yapıların yıkılıp sökülmesi arz sahibi tarafından her zaman istenebilir.Bu nedenle eğer arazi sahibi tarafından bu yapının götürülmesi engelleniyorsa ancak bu durumda bedel veya tazminat istenebilir. (menkul yapı hükümleri)

Ama "sabit temel sistemine sahip, sökülüp götürülmesi mümkün olmayan veya fahiş zarar doğuran, örtülü" bir yapıdan bahsedilebiliyorsa, arza bağlı taşınmaz sayılacak ve "haksız inşaat" hükümlerine tabi olacaktır.Bu arada eklemek gerekir ki, sizin olayınıza uyan aşağıdaki kararda da belirtildiği üzere, arz sahibi tarafından verilen açık yetkiye dayanılarak arsa üzerine bu nitelikte bir yapı yapılması, kira ve tahliyenin de 6570 hükümlerine göre düzenleneceği anlamına gelecektir.(sizin lehinize olacaktır)

Kira akdinden ve/veya haksız inşaattan doğan uyuşmazlığın ise adli yargıda çözümlenmesi gerekir.

Alıntı:
T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu

E:2005/6-181
K:2005/208
T:30.03.2005

6570 s. Yasa m. 1,7
818 s. Yasa m. 256

Taraflar arasındaki "Tahliye" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 3.12.2003 gün ve 2003/1081-1460 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 27.4.2004 gün ve 2004/3092-3194 sayılı ilamı ile,
( ... Taraflar arasındaki uyuşmazlık kiralananın Borçlar Kanununun adi kiraya ilişkin hükümlerine mi, yoksa 6570 Sayılı Yasaya mı tabi olduğu noktasındadır. Kiralanana ait 1.8.1999 başlangıç tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesinde kiralanan yer 9 m2 lik boş, açık alan olarak belirtilmiştir. Kira sözleşmesindeki bu belirtmeye göre kiralanan Borçlar Kanununun adi kiraya ilişkin hükümlerine tabidir. Sözleşme kurulduktan sonra kiralanan yer üzerine kiracı tarafından yapı yapılmış olması sözleşmenin bu niteliğini değiştirmez. Uyuşmazlığın Borçlar Kanununun adi kiraya ilişkin hükümleri ve sözleşme hükümleri birlikte değerlendirilerek çözümlenmesi ve ona göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olduğundan hükmün bozulması kap etmiştir... )
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Dava, kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir.
A-DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı vekili, davacı Kurumun Çınarlı Dispanseri bahçesindeki 9 m2'lik arsanın 1.8.1999 tarihli kira sözleşmesiyle davalıya kiralandığını, sözleşmede davacının arsa üzerine polyester seyyar kabin yapacağının ve bunu büfe olarak kullanacağının belirtildiğini, sözleşme eki özel şartların 11. maddesinde de, tahliye anında kabin sökülerek yerin eski haliyle tesliminin öngörüldüğünü; Yargıtay kararlarına göre, arsa olarak kiralanan yere sonradan musakkaf bina yapılsa dahi, kiralananın sözleşmedeki arsa vasfının değişmeyeceğini, davacının sözleşmeye ve Borçlar Kanunu hükümlerine uygun 24.6.2003 günlü ihtarnamesine rağmen kiralanan yerin davalı tarafından tahliye ve teslim edilmediğini ileri sürerek, akdin feshi ile kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir.
B-DAVALI CEVABININ ÖZETİ:
Davalı Doğan Köse vekili, dava konusu büfenin musakkaf olup, 6570 Sayılı Kanuna tabi bulunduğunu; sözleşmenin 11. maddesi gereğince, davalının kiralanan yeri 6. maddede belirtilen şekilde sözleşmede yazılı gaye için kullanıma elverişli hale getirebilmek amacıyla, özel şartname eki'nin 1. maddesi çerçevesinde davacı Kurumun onayını da alarak, tüm yasal prosedürleri tamamlamak suretiyle musakkaf bir büfe inşa ettiğini ve bu haliyle hiçbir uyuşmazlık çıkmadan, sözleşmede belirtilen şekilde büfe olarak işlettiğini; taraflar arasındaki sözleşmenin düzenlenmesi sırasında, her iki tarafın ortak iradesinin boş alan üzerine tesis edilecek büfenin işletilmesine yönelik olduğunu, bu durumun sözleşmenin 6. Maddesi ile de teyit edilerek hüküm altına alındığını, ayrıca taraflar arasındaki kira sözleşmesinin 1.8.2000 tarihinden itibaren süresiz kira akdine dönüştüğünü, Borçlar Kanunu'na dayanılarak tahliye talebinde bulunulmayacağını, olayda 6570 Sayılı Kanun hükümleri ile Borçlar Kanunu'nun buna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanması gerektiğini, 6570 Sayılı Kanun'un 7. maddesinde kiralayanın tahliye isteyebilmesi için aranan koşulların dava konusu olayda gerçekleşmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C-YEREL MAHKEME KARARININ ÖZETİ:
Yerel Mahkeme, kira sözleşmesinde, kiracının yapacağı büfenin tümüyle sökülüp, yerin boş arsa olarak teslim edileceği yönünde bir hüküm bulunmadığı, davalı tarafından davacının muvafakati ve Belediyenin onayıyla inşa edilen yapının sabit temel sistemine sahip, sökülüp götürülmesi mümkün bulunmayan, musakkaf nitelikte bir yapı olduğunun bilirkişi raporuyla belirlendiği, bu durumda, sözleşmenin musakkaf nitelikteki büfeyi konu alması nedeniyle, uyuşmazlığın 6570 Sayılı Kanun hükümlerine göre çözülmesi gerektiği, Borçlar Kanunu çerçevesinde feshi ihbar yoluyla tahliyenin istenilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
D-TEMYİZ EVRESİ BOZMA VE DİRENME:
Davacı vekilince, arsa niteliğiyle kiralanan yere sonradan kiralayanın tanıdığı yetkiye dayalı olarak ve musakkaf nitelikte dahi olsa bina yapılmasının, kiralananın arsa niteliğini etkilemeyeceği iddiasıyla temyiz edilen karar. Özel Dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulmuş; Yerel Mahkeme gerekçesini tekrarlayarak önceki kararında direnmiş, direnme kararı davacı vekilince temyiz edilmiştir.
E-MADDİ OLAY
Taraflar arasında ihale sonucunda düzenlenen 1.8.1999 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesiyle, davacı Kurum bünyesindeki Çınarlı Dispanseri bahçesinde bulunan 9 metrekarelik boş alan, büfe olarak kullanılmak üzere davalıya kiralanmıştır. Kiralanan boş alana davalı tarafından davacı Kurumca da onaylanan projeye uygun şekilde bufe yapıldığı, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesinin de alındığı cekismesizdir. Davacı, davalıya gonderdıgi 24.6.2003 günlü ihtarnamede, sözleşme süresi 31.7.2003 tarihinde sona erecek olan kira sözleşmesinin yenilenmeyeceğini bildirerek, kiralanan yerin, ek Hususi Şartnamenin 11. maddesi doğrultusunda mevcut haliyle boş olarak Kuruma teslim edilmesini istemiş, aksi takdirde tahliye davası açılacağını ihtar etmiştir, ihtarname davalıya 25.6.2003 günü tebliğ edilmiştir.
F-GEREKÇE
Davalının da imzaladığı ihaleye ilişkin "Özel Şartname Eki"nin 1. maddesi "...9 metrekarelik açık alana yapılacak büfe için ekli projede örneği bulunan cam elyaftan ( polyester ) seyyar kabin kiracı tarafından konulacaktır..." hükmünü taşımaktadır. Sözleşmenin Hususi Şartlar bölümünün 11. maddesinde "Kurum'un izni alınarak ve her türlü masrafı kendisine ait olmak koşuluyla yapılacak tadilat, kiralık yerin tahliyesi anında kurum tarafından yerinde kalmasına izin verilmediği durumda kiracı tarafından sökülerek kiralık yer eski haliyle Kurum'a teslim edilecektir. Şayet Kurum bu tadilatın kaldırılmasını İstemezse kiracı bedelsiz olarak Kuruma terk edecektir. Kiracı bundan dolayı hiçbir hak ve tazminat talebinde bulunamayacaktır." hükmü bulunmaktadır. 10. Madde ise "Kurumumuzun ihtiyacı doğrultusunda Kurum sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmeye yetkili olup, belirtilen tarihte kantin boş olarak teslim edilecektir. Kiracı bu hükmü peşinen kabul ve taahhüt eder" şeklindedir. Büfeye ilişkin yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi ve diğer belgeler davalı vekilince dosyaya sunulmuştur. Yapı kullanma izin Belgesine göre, söz konusu büfe, tuğladan ve karkas yapı sistemiyle yapılmıştır.
Yargılama sırasında keşif yoluyla alınan 4.11.2003 günlü bilirkişi raporunda, kiralanan boş alan üzerinde projeye uygun olarak tuğladan, yığma tarzda, alüminyum doğramalı, üzeri kiremit kaplı, seramik döşemeli, dış cephesi mineral sıvalı 10.69 metrekarelik inşaat alanına oturan, sabit bir temel sistemine sahip, sökülüp götürülmesi mümkün olmayan, musakkaf ( örtülü ) nitelikte bir büfenin yapılmış olduğu belirtilmiştir.
Bozma ve direnme kararlarının içerik ve kapsamlarına göre. Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, boş arsa olarak kiralanan yere, sonradan kiracı tarafından, sözleşmede tanınan yetkiye dayanılarak, sozleşmedeki kullanım amacına uygun şekilde ve kiralayanın da onayıyla büfe yapılmıs olmasının, kiralananın arsa niteliğini etkileyip, etkilemeyeceği; buna bağlı olarak da, tahliye konusunda Borclar Kanunu hükümlerinin mi, yoksa 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun hükumlerinin mi uygulanması gerektigı noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği gibi. 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun, sadece belediye sınırları içerisinde ve musakkaf ( örtülü ) nitelikte olan taşınmazlarla, ilgili kira sözleşmelerine ilişkin düzenlemeler içermekte ve kapsamındaki kira sözleşmeleri yönünden, salt kira süresinin bitmiş olmasının tek başına tahliye nedeni olarak kabul etmemekte; Borçlar Kanunu'nun adi kiraya ilişkin olarak öngördüğü tahliye nedenlerinin dışında, kendine özgü, başka nedenlerin varlığını tahliye için koşul olarak öngörmektedir.
Bu noktada önemle belirtilmelidir ki; Yargıtay'ın sapma göstermeyen uygulamasına göre, sözleşme anındaki durumu itibariyle 6570 sayılı Kanun kapsamında bulunmayan bir taşınmazla ilgili olarak kira sözleşmesi düzenlendikten sonra, kiracının, o yönde kendisine tanınmış açık bir yetki olmaksızın, musakkaf ( örtülü ) nitelikte de olsa, taşınmaz üzerine bina yapmış olması, kiralananın sözleşmedeki niteliğini değiştirmez; sonradan yapılan örtülü binaya rağmen, sözleşmeye konu taşınmaz. Borçlar Kanunu'nun adi kiraya ilişkin hükümleri kapsamında kalmaya devam eder.
Ne var ki, somut olayda. 1.8.1999 günlü sözleşmeyle boş arsa olarak kiralanan yere, sözleşmede tarafların birlikte amaçladıkları kullanım şekline uygun olarak, davalı kiracı tarafından, sözleşmede kendisine bu yönde açıkça tanınan yetkiye dayalı olarak, kiralayanın onayından da geçen proje çerçevesinde. Belediyeden inşaat ruhsatı alınmak suretiyle, sabit temel sistemine sahip, sökülüp götürülmesi mümkün olmayan, musakkaf ( örtülü ) nitelikte bir büfe yapılmış, iskan izni de alınıp büfe olarak işletilmiş; davacı kiralayan da, tahliye konusundaki 24.6.2003 günlü ihtarnamesine kadar, bu yönde herhangi bir uyuşmazlık yaratmamıştır. Bu durumda, başlangıçta boş arsa niteliğinde olan kiralananın, tarafların ortak iradeleriyle ve sözleşmede güttükleri amaç çerçevesinde bu nitelikten çıktığı; 6570 Sayılı Kanun kapsamında bulunan, örtülü bina niteliğine büründüğü kabul edilmelidir. Dolayısıyla, uyuşmazlığın çözümünde anılan Kanun hükümlerinin uygulanması gerekir.
Hal böyle olunca Yerel Mahkeme'nin uyuşmazlığın 6570 sayılı Kanun kapsamında bulunduğuna ilişkin direnme gerekçesi yerindedir. Ne var ki, uyuşmazlık Özel Dairece bu kapsamda değerlendirilmemiş olduğundan, açıklanan yönde inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
SONUÇ : Açıklanan gerekçeyle, uyuşmazlık ve davacı vekilinin temyiz itirazları 6570 sayılı Kanun çerçevesinde incelenmek üzere dosyanın 6. Hukuk Dairesine gönderilmesine. 30.03.2005 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Old 30-06-2010, 08:55   #3
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan hırs
milli emlaktan kiralıyor
- Milli emlaktan kiralanan yer devletin özel mülkiyetinde olan yerdir. Bu yerlerin tahliyesi için (Borçlar Kanunu veya 6570 sk değil) Devlet İhale Kanunu’nun 75.maddesi uygulanır.
Devlet İhale Kanunu
ECRİMİSİL VE TAHLİYE
MADDE 75 - Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malları ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz malların, gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine, fuzuli şâgilden, bu Kanunun 9. maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, 13. maddesinde gösterilen komisyonca takdir ve tespit edilecek ecrimisil istenir. Ecrimisil talep edilebilmesi için, Hazinenin işgalden dolayı bir zarara uğramış olması gerekmez ve fuzuli şâgilin kusuru aranmaz.
Ecrimisil fuzuli şâgil tarafından rızaen ödenmez ise, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur.
Kira sözleşmesinin bitim tarihinden itibaren, işgalin devam etmesi halinde, sözleşmede hüküm varsa ona göre hareket edilir. Aksi halde ecrimisil alınır.
İşgal edilen taşınmaz mal, idarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek, idareye teslim edilir.

- Sayın Av.Bülent Sabri Akpınar’ın yukarıda lütfedip gönderdiği karar üniversite ile ilgili olduğundan milli emlaktan kiralanan yer hakkında emsal değildir.

- (Belediye mallarının kira süresi sonunda tahliyesi konusunda da Devlet İhale Kanunu’nun 75.maddesine göre işlem yapılır. Bakınız: 5393 sk 15.madde/ sondan ikinci fıkra)
Alıntı:
Müvekkil burayı sökmese idareye dava açıp buranın değeri isteyebilir mi?

İsteyemez. Borçlar Kanunu’nun 266.maddesine göre “Müstecir, mecuru ne halde tesellüm etmiş ise icarın hitamında o halde ve mahalli âdete tevfikan geri vermekle mükelleftir.” Boş arsa olarak kiralanan yerin boş arsa olarak teslimi gerekir.
Alıntı:

Böyle bir davayı nerede açmalıdır idari yargıda mı, adli yargıda mı?
Sözleşmenin imzalanmasından itibaren özel hukuk ilişkisi başladığından adli yargı görevlidir.

Saygılarımla
Old 30-06-2010, 15:44   #4
Av. Bülent Sabri Akpunar

 
Varsayılan

Sayın Konyalı,

Kamuya ait "özel mülk" taşınmazların özel hukuk hükümleri uyarınca kiralanması, 2886 sayılı yasaya göre akdedilmiş olsa bile bana göre tahliye hususunda 6570 Sayılı yasanın uygulanmasına istisna teşkil etmez. Zira bu durumda taraflardan biri devlet dahi olsa kira ilişkisi tamamen özel hukuk hükümlerine tabi olacağından tarafların eşitliğinden bahsedilmelidir.6570 SK'nun 14. maddesinde "2490 sayılı Artırma, Eksiltme ve İhale Kanununa tabi olarak kiraya verilen gayrimenkuller hakkında da bu kanun hükümleri tatbik olunur." hükmü mevcuttur. Çeşitli kararlarda da belirtildiği üzere bu hüküm ilga eden kanun olan 2886 SK. için de uygulanır. Zira amaç devlet karşısında özel hukuk ilişkisine giren kişinin hukukunu da korumaktır. Bu nedenle, 6570 SK. 1. maddesi kapsamında giren ve orada belirtilen nitelikleri haiz taşınmazların özel hukuk hükümlerine göre kiralanması halinde tahliye hususunun yine bu yasada sayılan nedenlerle sınırlı olarak çözülmesi gerekir diye düşünüyorum.
Old 01-07-2010, 08:56   #5
Av.Adnan Koray

 
Varsayılan

Sayın Konyalı'ya ilave olarak;

4706 sayılı kanunu değiştiren 4916 sayılı kanunu da gözöünde bulundurmak gerekiyor:

MADDE 4. - ........

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Hazineye ait taşınmazlar üzerinde yapılan her türlü yapı ve tesisler, başka bir işleme gerek kalmaksızın Hazineye intikal eder. Yapı ve tesisleri yapanlar herhangi bir hak ve tazminat talep edemezler.
Old 01-07-2010, 09:09   #6
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Armağan Konyalı
- Milli emlaktan kiralanan yer devletin özel mülkiyetinde olan yerdir. Bu yerlerin tahliyesi için (Borçlar Kanunu veya 6570 sk değil) Devlet İhale Kanunu’nun 75.maddesi uygulanır.
Devlet İhale Kanunu
ECRİMİSİL VE TAHLİYE
MADDE 75 - Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malları ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz malların, gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine, fuzuli şâgilden, bu Kanunun 9. maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, 13. maddesinde gösterilen komisyonca takdir ve tespit edilecek ecrimisil istenir. Ecrimisil talep edilebilmesi için, Hazinenin işgalden dolayı bir zarara uğramış olması gerekmez ve fuzuli şâgilin kusuru aranmaz.
Ecrimisil fuzuli şâgil tarafından rızaen ödenmez ise, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur.
Kira sözleşmesinin bitim tarihinden itibaren, işgalin devam etmesi halinde, sözleşmede hüküm varsa ona göre hareket edilir. Aksi halde ecrimisil alınır.
İşgal edilen taşınmaz mal, idarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek, idareye teslim edilir.

- Sayın Av.Bülent Sabri Akpınar’ın yukarıda lütfedip gönderdiği karar üniversite ile ilgili olduğundan milli emlaktan kiralanan yer hakkında emsal değildir.

- (Belediye mallarının kira süresi sonunda tahliyesi konusunda da Devlet İhale Kanunu’nun 75.maddesine göre işlem yapılır. Bakınız: 5393 sk 15.madde/ sondan ikinci fıkra)

İsteyemez. Borçlar Kanunu’nun 266.maddesine göre “Müstecir, mecuru ne halde tesellüm etmiş ise icarın hitamında o halde ve mahalli âdete tevfikan geri vermekle mükelleftir.” Boş arsa olarak kiralanan yerin boş arsa olarak teslimi gerekir.

Sözleşmenin imzalanmasından itibaren özel hukuk ilişkisi başladığından adli yargı görevlidir.

Saygılarımla

Sayın Konyalı'nın tahliye konusunda yazdıklarını teyit eden Yargıtay kararını ekliyorum. Bu karara göre 2886 sayılı yasadan sadece HAZİNE VE BELEDİYE yararlanabilecek, diğer kamu kurumları yararlanamayacaktır. Milli Emlak Müdürlüğü, Hazine kapsamında sayılabiliyorsa yararlanabilecektir.

Soru: "Hazine" hangi kamu kurumlarını içerir?" Hangilerini içermez?


Alıntı:
T.C.
YARGITAY
6. HUKUK DAİRESİ
E. 2007/723
K. 2007/2564
T. 12.3.2007
• KİRALANANIN TAHLİYESİ ( 2886 Sayılı Devlet İhale Yasası'nın 75. Maddesinden Ancak Hazine İle 13.07.2005 Tarihinde Yürürlüğe Giren 5393 Sayılı Belediye Kanunu'nun 15. Maddesi Hükmü Uyarınca Belediyeler Yararlanabileceği )
• DEVLET İHALE YASASI ( 75. Maddesinden Ancak Hazine İle 13.07.2005 Tarihinde Yürürlüğe Giren 5393 Sayılı Belediye Kanunu'nun 15. Maddesi Hükmü Uyarınca Belediyeler Yararlanabileceği )
• TAHLİYE ( 2886 Sayılı Devlet İhale Yasası'nın 75. Maddesinden Ancak Hazine İle 13.07.2005 Tarihinde Yürürlüğe Giren 5393 Sayılı Belediye Kanunu'nun 15. Maddesi Hükmü Uyarınca Belediyeler Yararlanabileceği )
2886/m.75
6570/m.7, 12, 14
ÖZET : 2886 sayılı Devlet İhale Yasası'nın 75. maddesinden, ancak Hazine ile 13.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15. maddesi hükmü uyarınca Belediyeler yararlanabilir.

DAVA : Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Uyuşmazlık, işyeri ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece kiralananın tahliyesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili dava dilekçesinde, Üniversitenin mutfağında her gün 40.000 öğrenciye yemek hizmeti verildiğini, bu hizmetin verildiği mutfak alanı ön cephe koridorunun dört adet kafeterya ile kapatılmış olduğundan mutfağın altyapısının yetersiz olduğunu ve havalandırmanın sağlanmasında sıkıntı yaşandığını, mutfak alanının yeniden düzenleneceğini, bunun için bütçeye ödenek koyduklarını belirterek 6570 sayılı Yasa'nın 7/c maddesi uyarınca kiralananın ihtiyaç nedeniyle tahliyesini istemiştir. Davalı, davacının ihtiyacının samimi olmadığını, kira bedelini artırmak için dava açıldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

Davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.03.2003 başlangıç ve 29.02.2004 bitim tarihli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kiralananın niteliği itibariyle 6570 sayılı Yasa kapsamına giren yerlerden olduğu, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen Bursa İkinci Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2005/536-732 sayılı ilamıyla hükmen belirlenmiştir.

Kiralananın 2886 sayılı Devlet İhale Yasası hükümlerine göre ihale sonucu kiralanması, 6570 sayılı Yasa'nın uygulanmasına engel teşkil etmez. Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki 6570 sayılı Yasa, Belediye hudutları dahilindeki musakkaf nitelikteki taşınmazlar hakkındaki kira sözleşmelerine uygulanmakta olup, 2886 sayılı Devlet İhale Yasası yönünden ayrık bir hüküm taşımamaktadır. Esasen 6570 sayılı Yasa'nın 14. maddesi "2490 sayılı İhale Kanunu'na tabi olarak kiraya verilen gayrimenkuller hakkında da bu Kanun hükümleri tatbik olunur" hükmünü taşımaktadır. 2490 sayılı Yasa 01.01.1984 tarihinde yürürlükten kaldırılmış, yerine 2886 sayılı Yasa konmuştur. 2886 sayılı Yasa'nın 75. maddesi hükmünden ancak Hazine ve Belediyeler yararlanır. Zira, Hazine ve Belediyeler bu yasa uyarınca kiraya verdikleri taşınmazların süre bitimi sebebiyle 2886 sayılı Kanun'un 75. maddesine göre mülki amirden tahliyesini isteyebilecekleri gibi, 6570 sayılı Kanun'un 12. maddesine dayanarak süre bitimi sebebiyle "fuzuli şagil" durumuna düşen kiracının sulh hukuk mahkemesine başvurarak tahliyesini isteyebilirler. Hazine ve Belediyeler dışında diğer kamu kuruluşları, taşınmazlarını 2886 sayılı Yasa uyarınca kiraya vermiş olsalar bile, bu Kanun'un 75. maddesine dayanarak kiralananın tahliyesini sağlayamazlar. Hazine ve Belediyeler dışındaki diğer kamu kurumlarına ait taşınmazlar, 6570 sayılı Kanun'un kapsamında ise, yazılı tahliye taahhüdü dışında süre bitimi sebebiyle tahliye edilemezler. Açıklanan bu nedenle, 2886 sayılı İhale Yasası'na göre kiraya verilen 6570 sayılı Yasa'ya tabi kiralananın ihtiyaç nedeniyle tahliyesinin istenmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır.

Davacı dava dilekçesinde, mevcut mutfağın yeterli olmadığını, mutfak altyapısının yetersiz gelmesi nedeniyle mutfak alanının yeniden yapılandırılacağını ileri sürerek tahliye isteminde bulunmuştur. Bu şekilde ileri sürülen ihtiyaç iddiası karşısında tahliye kararı verilebilmesi için, kiralananın mevcut haliyle veya basit bir tadilatla ihtiyaca cevap vermesi gerekir. Davacı idare vekilinin dava dilekçesinin ekinde sunduğu zemin kat mutfak tadilat planının incelenmesinden, kiralananda yapılacak işlerin basit bir tadilatı gerektirip gerektirmediği anlaşılamamaktadır. Bu gibi hallerde mahkemece yapılacak iş, davacının dayandığı projenin uzman bilirkişi aracılığı ile mahalline uygulanması suretiyle kiralananda yapılacak işin basit bir tadilat mı yoksa imar amaçlı esaslı bir tadilat mı olduğunun saptanmasından ibarettir. Zira bundan amaç, 6570 sayılı Yasa'nın 7/c veya 7/ç maddelerinden hangisinin olaya uygulanacağının belirlenmesidir. Uygulanacak yasa hükmü mahkemece belirlenir. Mahkemece bu belirleme yapıldıktan sonra varılacak sonuç dairesinde hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçe ile tahliye kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün ( BOZULMASINA ), istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 12.03.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Old 01-07-2010, 09:34   #7
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Bülent Sabri Akpunar
6570 SK'nun 14. maddesinde "2490 sayılı Artırma, Eksiltme ve İhale Kanununa tabi olarak kiraya verilen gayrimenkuller hakkında da bu kanun hükümleri tatbik olunur." hükmü mevcuttur. Çeşitli kararlarda da belirtildiği üzere bu hüküm ilga eden kanun olan 2886 SK. için de uygulanır. Zira amaç devlet karşısında özel hukuk ilişkisine giren kişinin hukukunu da korumaktır. Bu nedenle, 6570 SK. 1. maddesi kapsamında giren ve orada belirtilen nitelikleri haiz taşınmazların özel hukuk hükümlerine göre kiralanması halinde tahliye hususunun yine bu yasada sayılan nedenlerle sınırlı olarak çözülmesi gerekir diye düşünüyorum.
Sayın Av.Bülent Sabri Akpunar'ın her iki düşüncesi doğrudur; ama uygulama aksinedir:
- Bir kanun kaldırılırsa ve yerine başka bir kanun konursa kaldırılan kanuna yapılan atıflar yeni kanuna yapılmış sayılmalıdır.
- 6570 sayılı Kanun kiracıyı koruyorsa kiralayan devlet de olsa korumalıdır.

Ama kanun koyucu böyle düşünmemiş ve Yargıtay da kanun koyucunun amacına uygun olarak uygulamada Devlet İhale Kanunu'nun 75.maddesini geçerli saymıştır.
Old 01-07-2010, 14:46   #8
Av. Bülent Sabri Akpunar

 
Varsayılan

Sayın Konyalı ,

Değerli görüşleriniz için teşekkür ederim. Dediğiniz gibi uygulamada tahliye konusunda devletçi bir tutum hakim.Ne var ki aşağıdaki gibi kararlar da çıkabiliyor..Tartışalım derim.


Alıntı:
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2009/13-282
K. 2009/320
T. 8.7.2009
• KİRACILIĞIN TESPİTİ DAVASI ( Muarazanın Meni Talebi/Sözleşmenin Yap İşlet Devret Modeli Kapsamında Akdedildiği - Taşınmazın 6570 S.K. Md. 1'de Öngörülen Koşulları Taşıması Halinde Bu Kanuna ve Kanunda Sayılan Tahliye Sebeplerine Tabi Olacağı )
• DEVLET İHALE KANUNUNA GÖRE KİRAYA VERİLEN TAŞINMAZ ( Taşınmazın 6570 S.K. Md. 1'de Öngörülen Koşulları Taşıması Halinde Bu Kanuna ve Kanunda Sayılan Sınırlı Tahliye Sebeplerine Tabi Olacağı )
• YAP İŞLET DEVRET MODELİ ( Kira Sözleşmesinin Bu Kapsamda Yapılmasının 6570 S.K.'da Yer Alan Tahliye Sebepleri Arasında Yer Almadığı - Taşınmazın 6570 S.K. Md. 1'de Öngörülen Koşulları Taşıması Halinde Bu Kanunun Uygulanacağı )
• TAHLİYE ( 6570 S.K.'da Sebeplerinin Sınırlı Olarak Sayıldığı/Kira Sözleşmesinin Yap İşlet Devret Modeli Kapsamında Akdedildiği - Taşınmazın 6570 S.K. Md. 1'de Öngörülen Koşulları Taşıması Halinde Bu Kanunun Uygulanması Gereği )
6570/m.1, 7
2886/m.75
ÖZET : Dava; kiracılığın tespiti ve davalının bu konudaki muarazasının meni istemine ilişkindir. Devlet İhale Kanununa göre kiraya verilen taşınmazların da 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanunun 1. maddesinde öngörülen koşulları taşımaları halinde Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun kapsamında olacaklarının ve bunlara ilişkin kira sözleşmeleriyle ilgili olarak, ancak tahdidi olarak sayılan nedenlerden birine dayanılmak ve ilam alınmak suretiyle tahliyenin sağlanabileceğinin kabulü gerekir. Davalının kira sözleşmesini fesih beyanını ve tahliye istemini dayandırdığı, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin Yap-İşlet-Devret modeline ilişkin sözleşmenin imzalanmış olması tahliye sebepleri arasında yer almamaktadır. Somut olayda, taraflar arasındaki kira sözleşmesine konu taşınmazın nitelikleri itibariyle 6570 sayılı kanun kapsamında bulunup, bulunmadığı ( Kanunun 1. maddesinde öngörülen şekilde belediye teşkilatı olan yerlerle, iskele, liman ve istasyonlardaki örtülü taşınmazlardan olup, olmadığı ) dosya kapsamından açıkça anlaşılamamaktadır. Gerekli araştırma yapıldıktan sonra karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki "kiracılığın tespiti" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Edirne Asliye 2.Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 27.02.2008 gün ve 2008/17-51 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 06.11.2008 gün ve 2008/6555-13155 sayılı ilamı ile;

( ... Davacı, Kapıkule Gümrük sahası Çıkış Ünitesindeki 19 nolu mağazayı davalıdan 10.12.2004 başlangıç tarihli 5 yıl süreli kira sözleşmesi ile kiraladıklarını, davalı tarafça gönderilen 02.01.2008 tarihli yazı ile "yapılacak modernizasyon çalışmaları nedeniyle kira sözleşmesinin tek taraflı fesh edildiğinin ve 15 gün içinde tahliyesinin istendiğinin, olmadığı taktirde 2886 sayılı yasanın 75. maddesi uyarınca tahliyenin sağlanacağının" bildirildiğini, oysa kira sözleşmesinin 6570 sayılı yasaya tabi olduğunu, kira süresinin henüz dolmadığını, davalı tarafından bildirilen sebebin sözleşmenin 1. maddesindeki sebeplerden olmadığını, tahliyeye ilişkin alınmış bir karar bulunmadığını ileri sürerek kiracılığının tespiti ile kira sözleşmesinin 10.12.2009 tarihine kadar devam ettiğine ilişkin muarazanın giderilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı, kira sözleşmesinin 2886 sayılı yasaya tabi olup 6570 sayılı yasa hükümlerinin uygulanamayacağını, kira sözleşmesinin Özel Şartlar 1. maddesinde "…yap işlet devret modeline ilişkin protokolün Gümrük Müsteşarlığınca imzalanması" halinde sözleşmenin tek taraflı feshedileceğinin ve kiracının Hazineden hiçbir hak ve tazminat talebinde bulunmaksızın tebligat sonrası 15 gün içinde taşınmazı tahliye edeceğinin" kararlaştırıldığını, tahliyenin buna göre istendiğini, Yap işlet devret sözleşmesinin imzalandığını savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, sözleşmedeki 1.madde uyarınca tahliyenin istenmiş olduğuna dayanılarak davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

1-Taraflar arasında düzenlenmiş olan 10.12.2004 başlangıç tarihli 5 yıl süreli kira sözleşmesi gereği taşınmazın 2886 sayılı yasaya göre kiraya verildiği sabittir. Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufunda bulunan taşınmazlar 2886 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi ile 6570 sayılı yasa kapsamından çıkarıldığından bu taşınmazların kira sözleşmeleri hakkında 6570 sayılı yasa hükümleri uygulanmaz. Bu tür nitelikteki taşınmazların kira sözleşmeleri, 2886 sayılı yasanın 75. maddesi hükmü uyarınca kira süresinin bitim tarihinde sona erer. Somut olayda kira sözleşmesinin 10.12.2009 tarihinde sona ereceği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalı tarafça sözleşmenin Özel şartlar 1.maddesine dayanılarak tahliye istenmekte ise de; sözleşmenin bu hükmü ancak sözleşmenin süresi dolduktan sonraki dönem için geçerlilik arz edecektir. Bunun dışında davalı tarafça, davacının feshi gerektiren sözleşmeye aykırı davranışları olduğuna, kira bedellerini ödemediğine veya bu konuda temerrüde düşürüldüğüne ilişkin dosya içerisinde herhangi bir iddia ve delil bulunmamaktadır. Hal böyle olunca mahkemece davacının kiracılığının tespiti ile muarazanın giderilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir... ),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Dava; kiracılığın tespiti ve davalının bu konudaki muarazasının meni istemine ilişkindir.

Yerel Mahkeme; taraflar arasındaki kira sözleşmesinin özel şartlar bölümünün 1.maddesiyle, davalı idarenin belli şartların oluşması halinde kira sözleşmesini tek taraflı feshetme hakkını kendi uhdesinde tuttuğu, davacının da bunu kabul ettiği, sözleşmenin anılan maddesinde sözü edilen yap işlet devret modeli çerçevesinde Gümrük Müsteşarlığı ile Gümrük ve Turizm İşletmeleri A.Ş. ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği arasında sözleşme imzalandığına ve davalı idare sözleşmedeki hüküm gereğince kira sözleşmesini feshettiğine göre, fesih işleminde sözleşmeye aykırı herhangi bir yön bulunmadığı; taşınmazın 2886 Sayılı Yasaya göre kiraya verildiği, sözleşmede taraflar fesih hak ve yetkisini iradeleri ile kabul ettiğine göre, sözleşme 6570 Sayılı Yasa kapsamına dahil olsa dahi, sözleşmede belirtilen şekilde davalının şartlar oluştuğunda sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olacağı, sözleşmeye uygun fesih nedeni ile taşınmazda fuzuli şagil durumuna gelen davacının 2886 Sayılı Yasanın 75. maddesi gereğince tahliyesinde de hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş; Özel Daire metni yukarıda bulunan ilamla bu kararı bozmuş; Yerel Mahkeme önceki gerekçesini tekrarlayarak ve sözleşmenin 1. maddesindeki tahliyeye ilişkin hükmün, ancak sözleşmenin devamı sırasında uygulanabileceğini belirterek direnme kararı vermiştir.

2886 sayılı Devlet İhale Kanunu çerçevesinde yapılan ihale sonucunda taraflar arasında düzenlenen 10.12.2004 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesiyle, Kapıkule Gümrük sahası Çıkış Ünitesinde bulunan mağazanın davacı şirkete kiraya verildiği; sözleşmenin Özel Şartlar bölümündeki 1. maddede, Yap-İşlet-Devret modeline ilişkin protokolün Gümrük Müsteşarlığınca imzalanması veya serbest bölge çalışmalarının başlaması halinde, kira sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedileceğine, kiracının Hazineden hiçbir hak ve tazminat talebinde bulunmadan, yapılacak tebligatı takip eden 15 gün içerisinde taşınmazı tahliye edeceğine dair hüküm bulunduğu, bu hükümde sözü edilen Yap-İşlet-Devret modeline ilişkin sözleşmenin 27.08.2007 tarihinde imzalandığı, davalı tarafından davacıya gönderilen 02.01.2008 günlü yazıyla, Kapıkule Gümrük Sahasında modernizasyon çalışmalarına başlanılacağı gerekçesiyle kira sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedildiği belirtilmek suretiyle tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde taşınmazın boş olarak tesliminin istenildiği, aksi takdirde; 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75. maddesine göre tahliyenin sağlanacağının bildirildiği dosya kapsamıyla sabittir ve bu yönler çekişmesizdir.

Görülmekte olan davada, davacı vekili, 2886 sayılı Kanun çerçevesinde yapılan ihale sonucunda taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin 6570 Sayılı Kanuna tabi bulunduğunu ileri sürmüş ve kiracılığın tespiti istemini bu gerekçeye dayandırmıştır.

Hukuk Genel Kurulundaki görüşmede, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin tahliye sebepleri bakımından 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun kapsamında olup, olmadığı hususu öncelikle tartışılıp, değerlendirilmiştir.

18.05.1955 tarihinde kabul edilen 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanunun 14. maddesinde “2490 sayılı Artırma, Eksiltme ve İhale Kanununa tabi olarak kiraya verilen gayrimenkuller hakkında da bu kanun hükümleri tatbik olunur.” hükmü bulunmaktadır.

Bu hükümde atıf yapılan 02.06.1934 tarih ve 2490 sayılı Artırma, Eksiltme ve İhale Kanunu, sonradan 08.09.1983 tarih ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 94. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış, ancak, 6570 sayılı Kanunun 14. maddesinde bu yönden bir değişiklik yapılmamış; böylece, anılan 14. madde, yürürlükte olmayan bir kanuna atıf yapan içeriğiyle varlığını sürdürmüştür.

Hem 2490 sayılı Artırma, Eksiltme ve İhale Kanunu ve hem de onu yürürlükten kaldırarak aynı konuyu yeniden düzenleyen 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu; kamu kurumlarının satım, kira ve benzeri konularda yapacakları ihalelerin yöntemlerine, içeriklerine ve sonuçlarına ilişkin düzenlemeler taşımaktadırlar.

Gerek bu durum ve gerekse Kanun Koyucunun 2490 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış olmasına rağmen, 6570 sayılı Kanunun ona atıf yapan 14. maddesinde bir değişiklik yapma gereğini duymamış olması, anılan 14. maddedeki atfın, 2490 sayılı Kanunu yürürlükten kaldıran ve onun yerine yürürlüğe giren 2886 sayılı Kanuna yönelik olarak da devam ettiğinin kabulünü gerektirmektedir.

Dolayısıyla; 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa göre kiraya verilen taşınmazların da ( 6570 sayılı Kanunun 1. maddesinde öngörülen koşulları taşımaları halinde ), 6570 sayılı Kanun kapsamında olacaklarının ve bunlara ilişkin kira sözleşmeleriyle ilgili olarak, ancak 7. maddede tahdidi olarak sayılan nedenlerden birine dayanılmak ve ilam alınmak suretiyle tahliyenin sağlanabileceğinin kabulü gerekir.

Somut olay bu çerçevede değerlendirildiğinde: Davalının kira sözleşmesini fesih beyanını ve tahliye istemini dayandırdığı, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin yukarıda değinilen 1. maddesinde öngörülen hal ( Yap-İşlet-Devret modeline ilişkin sözleşmenin imzalanmış olması ), 6570 sayılı Kanunun 7. maddesinde tahdidi olarak düzenlenen tahliye sebepleri arasında yer almamaktadır.

Ne var ki; somut olayda, taraflar arasındaki kira sözleşmesine konu taşınmazın nitelikleri itibariyle 6570 sayılı Kanun kapsamında bulunup, bulunmadığı ( Kanunun 1. maddesinde öngörülen şekilde belediye teşkilatı olan yerlerle, iskele, liman ve istasyonlardaki örtülü taşınmazlardan olup, olmadığı ) dosya kapsamından açıkça anlaşılamamaktadır.

Hal böyle olunca; Yerel Mahkemece öncelikle davaya konu taşınmazın ( kiralananın ) 6570 sayılı Kanun kapsamında bulunup, bulunmadığı belirlenmek suretiyle, eğer anılan Kanun kapsamında ise davalının kira süresinin bitiminden önce sözleşmenin 1. maddesi hükmüne dayalı olarak yarattığı muarazanın önlenmesine ve davacının kira süresinin sonuna kadar bu sıfatının devam edeceğinin tespitine karar verilmesi; nitelikleri itibariyle taşınmazın 6570 sayılı Kanun kapsamında bulunmadığının belirlenmesi halinde ise, söz konusu sözleşme hükmüne geçerlilik tanınarak uyuşmazlığın çözülmesi gerekir.

Yerel Mahkemenin eksik incelemeyle ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak verdiği direnme kararı, açıklanan bu değişik gerekçeyle bozulmalıdır.

SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile,direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçeyle H.U.M.K.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 08.07.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

yarx
Old 01-07-2010, 15:49   #9
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Bülent Sabri Akpunar
Ne var ki aşağıdaki gibi kararlar da çıkabiliyor..Tartışalım derim.
Sayın Av.Bülent Sabri Akpunar

Ben zaten sizden yanayım. Lakin tartışalım dediğiniz için aşağıdaki mesajı yazıyorum:

Örnek olarak gönderdiğiniz kararın konusu “kira süresi bitmeden kira sözleşmenin idarece tek taraflı feshi” hakkındadır. Bizim konumuz ise kira süresi bitince DİH 75.maddesinin uygulanacağı hakkındadır.

- Örnek karardan alıntıladığım hükümler aşağıda sunulmuştur. Bu hükümlere bakılırsa DİH 75.maddesinin uygulanmayacağını (6570 sk uygulanacağını) söylemek mümkün değildir:

Daire Kararı :
Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufunda bulunan taşınmazlar 2886 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi ile 6570 sayılı yasa kapsamından çıkarıldığından bu taşınmazların kira sözleşmeleri hakkında 6570 sayılı yasa hükümleri uygulanmaz. Bu tür nitelikteki taşınmazların kira sözleşmeleri, 2886 sayılı yasanın 75. maddesi hükmü uyarınca kira süresinin bitim tarihinde sona erer.

Genel Kurul Kararı:
Hal böyle olunca; Yerel Mahkemece öncelikle davaya konu taşınmazın ( kiralananın ) 6570 sayılı Kanun kapsamında bulunup, bulunmadığı belirlenmek suretiyle, eğer anılan Kanun kapsamında ise davalının kira süresinin bitiminden önce sözleşmenin 1. maddesi hükmüne dayalı olarak yarattığı muarazanın önlenmesine ve davacının kira süresinin sonuna kadar bu sıfatının devam edeceğinin tespitine karar verilmesi; nitelikleri itibariyle taşınmazın 6570 sayılı Kanun kapsamında bulunmadığının belirlenmesi halinde ise, söz konusu sözleşme hükmüne geçerlilik tanınarak uyuşmazlığın çözülmesi gerekir.

- Sadece içtihadı birleştirme kararları bağlayıcı olduğundan, Hukuk Genel Kurulu kararları bağlayıcı değildir. Hukuk Genel Kurulu kararının gerekçe kısmındaki görüşlere bakılarak yön belirlemek yanıltıcı olacaktır. Yargıtay Daire kararları istikrar sağlamıştır. Sayıştay ve idare mahkemeleri de DİH 75.maddesinin uygulanması yolunda kararlar vermektedir. Hukuk Genel Kurulu kararının hüküm kısmı da bu istikrarlı kararlara aykırı düşmemektedir.

Saygılarımla

Old 01-07-2010, 16:09   #10
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Artık Suat Bey gelip, İçtihadı birleştirir. ))
Old 01-07-2010, 16:19   #11
Av.Adnan Koray

 
Varsayılan

2886 sayılı Kanun kapsamında olan yerler için de 6570 sayılı Kanun uygulanıyor. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus Sayın Konyalı'nın çok isabetli şekilde ifade ettiği gibi "kira süresi bitince DİH 75.maddesinin uygulanacak" tır.



Alıntı:
Yazan Saim Bey

Hazine" hangi kamu kurumlarını içerir?" Hangilerini içermez?


Hazine dar anlamda Maliye Bakanlığıdır. Geniş anlamda ise Genel Bütçe içindeki tüm kuruluşları ifade etmek için kullanılır.
Old 02-07-2010, 21:40   #12
Av. Bülent Sabri Akpunar

 
Varsayılan

Alıntı:
Sayın Av.Bülent Sabri Akpunar
Ben zaten sizden yanayım

Sayın Konyalı, sizin her zaman yanımda olduğunuzu bilmek gerçekten gurur verici.Teşekkür ederim.


Suat Bey içtihatları birleştirmeden bir toparlama yaparsak, 6570'in uygulandığı hazine ve belediyeye ait özel mülk niteliğindeki taşınmaz kiralarında dahi 6570'teki sınırlı tahliye sebepleri uygulanacaktır ; ama işbu kurumlara 2886 SK. 75. md. ile kira süresinin sona ermesi halinde bir tahliye nedeni daha verilmiştir.

Old 03-07-2010, 11:52   #13
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Bülent Sabri Akpunar
Sayın Konyalı, sizin her zaman yanımda olduğunuzu bilmek

Yanınızda olunca doğru yerde durduğumdan emin oluyorum.

Her zaman doğru yerde durmak zordur. Siz bu zorluğu aşmışsınız. Kutlarım...
Old 02-06-2013, 21:59   #14
avukatneşe

 
Varsayılan kira

çok faydalı bir tartışma olmuş,teşekkürler.
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Arsa olarak kiralanan mecura bina yapılması durumunda 6570 mi BK mı uygulanacak kordelya Meslektaşların Soruları 17 08-06-2012 13:25
Arsa üzerine yapılan binanın tekbaşına haczi mümkünmüdür. lethe Meslektaşların Soruları 2 16-06-2010 09:09
Kiralanan yapılan masraflar Av. İsa kargın Meslektaşların Soruları 1 20-01-2009 14:41
inşaat yapılmak üzere kiralanan arsa oles Meslektaşların Soruları 1 28-11-2008 13:09
Açık Arttırma Usulü İle Alınan Kiralanan Arsa 6570 Sayılı Kanuna Tabi Değil Mi? Burak Hukuk Soruları Arşivi 1 27-02-2002 16:12


THS Sunucusu bu sayfayı 0,19232893 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.