Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Sohbetleri Hukuki yorumlar, görüşler ve tartışmalar.. Soru niteliği taşımayan her türlü hukuki sohbet için.

Her G.D Ayağa Kalkmayı Gerektirir Mi?

Yanıt
Old 24-11-2004, 17:03   #1
Av.Fahri ALİMOĞLU

 
Varsayılan Her G.D Ayağa Kalkmayı Gerektirir Mi?

"Gereği düşünüldü" cümlesinin şartlı refleks kuramını doğrularcasına bizde ayağa kalkma dürtüsü uyandırmasının hem de G.D diyenin beklentisinin bu yönde oluşmasının nedenini bulamadım yasamızda.
G.D. "vekilliğine karar verilerek yargılamaya devam olundu"
G.D."sorunun sorulmasına karar verilerek devam"
G.D. "mahkeme salonunda hazır edilen tanığın dinlenmesine karar"
G.D "türkçe bilmeyen sanığın tercüman vasıtası ile dinlenmesine"
G.D "duruşmanın ... tarihine ertelenmesine"
böyle devam edip giden bi yığın G.D (gereği düşünüldü) ve hepsinde ayağa kalkması gerektiğine inanılan avukat.
Daha ileri gidip ayağa kalkmayan avukatları uyaran hakimler var. "Avukat bey G.D dedik"
Nedir doğrusu bilen var mı?
CMUK 261 "hüküm ayakta dinlenir" demek sureti ile ayakta dinlenmesi gerekenin ne olduğunu açıkça deklere ettiğine göre ve ara kararların hiç biri hüküm anlamı taşımadığına göre her G.D denildiğinde neden ayaktayız?
Yasanın hüküm ve yemin dışında ayağa kalkmak gerektiğini gösterir hiç bir maddesi olmadığına göre uygulama yanlış değil mi?
Tam bu nokta da bir celsede 30'a yakın kez kalkıp oturunca yargılama faaliyetinin ciddiyetinin kaybolduğunu ve mahkeme salonunda oyun oynuyormuşuz hissine kapıldığımı itiraf etmeliyim.
Kalkmamız gerekiyorsa kalkalım. Yasa böyle diyorsa onu değiştirmeden söylenecek bir şey yok. Ama yasa böyle demiyor.
En azından benim yorumum böyle.
Saygılarımla
Old 24-11-2004, 23:15   #2
Av.Özcan

 
Varsayılan

Sayın Alimoğlu

Aktarmış olduğunuz yorumunuzda tamamen haklısınız. Bahsedilen durum, tamamıyla uygulamadan kaynaklanan bir beklenti ve daha ötesinde bir usul hükmü gibi algılanmaktadır. Ancak ne yazık ki bizden önceki uygulayıcıların buna zamanında müdahele etmemeleri ve neyin doğru neyin yanlış olduğunu sorgulamamaları nedeni ile vermiş olduğunuz örnekte ve başkaca örneklerde olduğu gibi zor ve anlamsız durumlar ile karşılaşılmaktadır.

Usul hükümlerine göre hangi kararların hüküm olduğu belirtilmiş ve bu hüküm niteliğindeki kararların hangi durumlarda verilebileceği de ayriyeten belirtilmiştir. Ancak belirtilen bu durumlarda yasa gereği muhakemenin taraflarının ve dinleyenlerin ayağa kalkarak hükmü dinlemesi gerekmektedir.

Ancak yazınızda belittiğiniz tarzdaki kararlar ARA KARAR niteliğinde olup, usulde sayılan hüküm niteliğinde kararlardan değildir. Bu kararlar yargılamayı bir şekilde nihayete erdiren kararlar değil, sadece yargılamanın ilerlemesini sağlayan ve mevcut eksiklikleri gideren kararlardır. Bu nedenle "HÜKÜM" olarak addedilemezler.Her ne kadar kendilerinden önce " GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ" dense dahi...Hatta bu konudaki şahsi düşüncemi belirtmek gerekirse, bahsettiğiniz şekilde ki kararlara hükmederken tutanağa G.D olarak değil de "ARA KARAR" başlığı altında giriş yapılması daha uygun olacağı gibi ara karar ve hüküm niteliğindeki karar arasındaki fark da şekil itibari ile farklılığı vurgulanmış olacaktır.

Gerçekten belirtmek gerekir ki, mevcut usul yasasına göre hüküm ayakta dinelenir kuralı meslektaşlarımıza her ara karar dahil vurgulanırken ihmal edilen bir husus ortaya çıkmakta, ne yazık ki, bu hususun gereği tek taraflı olarak yerine getirilmeye, uygulanmaya çalışılmaktadır.Bu husus ise yargılamada iddia görevini yerine getiren Savcılar ile ilgilidir. Hüküm ayakta dinlenir kuralından hareket ile hükmü verenin mahkeme olduğu göz önüne alındığında bahse konu hükmün mahkemeyi teşkil eden hakim veya hakimler hariç olmak üzere diğer tüm şahıslar tarafından ayakta dinlenmesi gerektiğidir.Bir de hükmü yazan katip dışında...

Çünkü, savcılar da avukatlar gibi yargılamanın tarafını teşkil etmekte ve aynı usul hükümlerine tabi olmak durumundadırlar. Savcıların devlete bağımlı olması, devlet memuru olması, serbest meslek icra eden avukatlara nazaran özel hükümlere tabi olduğu anlamına gelmemektedir. Kaldı ki, savcıların, mahkeme salonundaki yerlerinin kürsü olduğuna ilişkin herhangi bir usul hükmü bulunmamasına rağmen hükmü verenler safında yer alması ve orada oturması, devleti yani kamuyu temsil etmesi,devlet adına iddia görevini yerine getirmesi, HÜKÜM verilirken savcının da ayağa kalkmaması gerektiği anlamına gelmez. Bu nedenle uygulama hem yanlıştır hem de tek taraflı olarak işlemektedir.

Ancak, yeni usul yasa tasarısında sanırım bu konuda bir düzenleme yapılmaktadır. Buna göre, hüküm kim için veriliyorsa onun ayağa kalkarak dinlemesi gerektiği, ne savcının ne avukatın ayağa kalmadan hükmü dinleyebilmesi ve oturduğu yerden derdini anlatabilmesine imkan tanınmaktadır.

Bu nedenlerle,Sayın Alimoğlu' nun açıklamalarına katıldığımı beyan ederek, Baroların bu tür mesnetsiz uygulamalara en tepeden aşağıya kadar gerektiği yerde ve gerektiği şekilde müdahil olup ilgili avukatlara yardımcı olmaları gerektiği kanaatindeyim.

NOT: Savcılarla ilgili aktarmalarım kimi internet sitelerinde yer alan ve kısır çekişmelere yol açan anlamsız hakim-savcı-avukat tartışmasına çanak tutmak değil,gerekçeleri ile bir takım yanlışlıkları dile getirmektir. Belirtmeliyim ki, teamüller hiç bir zaman yasal düzenlemerden önde gelemez ve tercih sebebi sayılamaz.
Old 27-11-2004, 13:14   #3
Av. Adil Giray ÇELİK

 
Varsayılan G.D:

Sevgili Meslektaşlarım, Değerli İzleyenler:

THS de yer alan konuların yargılama aşamasında çok önemli bir yeri olduğu meslektaşların ve izleyenlerin ortak değerlendirmesidir.

Sevgili Meslektaşım Alimoğlu her gün yaşadığımız ve gündeme getirilmesi gereken bir konuyu açmış. Kutluyorum.

Öncelikle G.D ile ilgili bazı yaşananları sizlerle paylaşmak isterim.

1981 yılında Stajyer Avukat iken Ankara Barosu Yazı Kurulu adına Av. Faruk Erem ile bir söyleşi yaptık. Faruk Hoca'nın anlattığı olaylardan birisi konumuzu ilgilendirmektedir.

Faruk Hoca sanık Avukatı olarak Ağır Cezada duruşmaya girer. Müdahil vekili yaşlıca bir Avukattır. Hoca sanığa ve tanıklara istediği gibi sorular yöneltmektedir. Zaman ilerledikçe müdahil Avukatının terlediğini, zorlandığını görür. Karşı taraftan hiç bir müdahale olmaması nedeniyle Hoca, tanıklara istediği soruları yöneltmektedir.

Duruşmanın sonunda Mahkeme Başkanı Gereği Düşünüldü der. Gereği Düşünüldü ifadesi bellirli yıl avukatlık yapanlar üzerinde şartlı refleks haline gelmiştir. Bu sözü duyan avukatlar hayatın her aşamasında ister istemez aniden bir irkilirler. Ve hatta aniden ayağa kalkarlar.

Faruk Hoca yerinden fırlar, ayağa kalkar. Müdahil Avukatı başı elleri arasında öylece kalakalmıştır. Başkan Avukatın duymadığını sanarak kafasını o tarafa çevirerek sözünü yüksek sesle yineler yineler. Müdahil meslektaş son bir gayretle doğrulmaya çalışır, ayağa kalkamaz. Yüz üstü kafası öndeki masaya düşer. Müdahil vekili duruşma sırasında kalp krizi geçirmekte, hayatla ölüm arasında görevini yapmaya çalışmaktadır. Mahkemeye saygısı nedeniyle Gereği Düşünüldü sözünü duyunca son bir gayretle doğrulmaya çalışır, yüzüstü masaya düşer ve orada vefat eder.

Faruk Hoca, o günkü duruşmayı, meslektaşının son nefesini verinceye kadar görevini yapma gayretini, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ sözünden sonra son bir gayretle kımıldamaya çalışıp, önündeki masaya düştüğü anı yaşamının hiç bir döneminde unutamadığını belirtmişti.
Old 29-11-2004, 20:24   #4
Av. Adil Giray ÇELİK

 
Varsayılan

Sevgili Meslektaşlarım Değerli İzleyenler;

10 yılı aşkın bir süre önce Aydın İli Kuşadası ilçemizin Asliye Hukuk Mahkemesi salonunda diğer 6,7 meslaktaşım ile yargılama sırasının gelmesini beklemekte idik.

O Tarihlerde mahkeme mübaşiri pek rastlanmayacak biçimde bir bayan idi. (Ben pek bayan mübaşir ile Kuşadası Adliyesi dışında karşılaşmadım)

Mahkeme hakimi bir boşanma davası sonunda Gereği Düşünüldü dedi ve kararı okumaya başladı.

Salonda bir ön sırada bulunan, kır saçlı, yaşlıca bir meslektaşım hemen ayağa kalktı. Bunu gören bir kaç meslektaşımız daha ayağa kalktı. Biz, bir kaç kişi yine kalkmadık.

Yaşlı meslektaşımız mübaşir hanıma bizi göstererek kalkılması gerektiği şeklinde harekette bulundu ve bizede işaret etti.

Diğerleride kalktı biz 2 ya da üç kişi ayağa kalkmadık. Duruşma bitti, meslektaşımız bizi kötü kötü kollamakta. Anladım dışarıya çaktım. O da arkamdan geldi.

Sinirli biçimde MAHKEME KARARLARININ VE ÖZELLİKLE HÜKMÜN AYAKTA DİNLENİLMESİ GEREKTİĞİNİ, herkesin ayağa kalkması gerektiğini, bunca yıllık yargıçlık yaşamında böyle bir olayla karşılaşmadığını söyledi.

Biz kendisine hukuk yargılamasında böyle bir düzenleme olmadığını söylemeye çalıştık. Bu sırada benim aklıma geldi. Yaşlı meslektaşa hangi mahkemeden emekli olduğunu sordum.

Yaşlı meslektaşımız Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi'nden emekli olmuş ve ilk defa bir hukuk mahkemesinde duruşmaya katılmakta idi.

Ben bu nedenlerle hakimlikten emekli olanların mutlaka en az 6 ay avukatlık stajı yapmaları gerektiği tezini savunmaktayım.
Old 29-11-2004, 21:30   #5
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
...Savcıların devlete bağımlı olması, devlet memuru olması, , devleti yani kamuyu temsil etmesi,devlet adına iddia görevini yerine getirmesi...


Sayın meslektaşım,

Savcı Devleti değil, kamuyu temsil eder. Devlet bir kamu kuruluşudur ancak tek başına kamu değildir.

Devleti kamu olarak değerlendirdiğimizden olsa gerek geçenlerde gazete ve televizyonlara da yansıyan bir olayda, Tasarruf mevduatı sigorta fonu yetkilisi, temsil ettiği kamu tüzel kişiliği Tasarruf mevduatı sigorta fonunun taraf olduğu bir hukuki ihtilafta, devletin tüm birimlerinden bu arada savcılık makamından da kendilerine "destek verilmesini" hatalı olarak istedi.

Savcılık makamı kamu adına hareket etse de, devleti ve diğer kamu tüzel kişiliklerini temsil edemez, onlarla birlikte hareket edemez.

Saygılarımla.
Old 01-12-2004, 10:55   #6
tiny lady

 
Varsayılan acaba bu konuda cmk'da düzenleme yapılması için avukatlar çalıştı mı?

önce TCK yenilendi. meclis'te görüşülme aşamasına geldi. hiçbir barodan ses gelmedi. ne istanbul barosu, ne de barolar birliği mevcut tasarıya alternatif oluşturup ceza kanunu komisyonuna sunmadı. benim gördüğüm kadarıyla avukatlar ya da baro başkanları sadece basın konu hakkında bir şey sorduğunda cevap verdi. basına cevap vermek, ayaküstü kolaydı. ancak 500'ün üzerinde maddesi olan tck üzerinde çalışma yapmak her yiğidin harcı değildi. ve öyle de oldu. yeni tck'da baroların dahli olmadı.

şimdi cmuk değişiyor, cmk oluyor. usul kanunu daha fazla avukatları ilgilendiriyor. duruşmadan çıkarılan, hakimle tartışmaya girdiğinde hemen hakkında soruşturma açılan, konuşması kabaca kesilen (kendisi hakime 'efendim' derken hakim kısa kesin der), müvekkilleriyle aynı seviyede tutulan. yani suçlu konumunda. güvenlik nedeniyle arabaları otoparka alınmıyor ümraniye adliyesinde. savcının gerekçesi şu:müvekkilleriyle geldikleri için bu durum güvenliği tehdit ediyor. ama bütün davalar ceza davası değil. zaten tehlikeli müvekkil de tutuklu olur kuvvetle muhtemel....... böyle uzayıp gidiyor. buna karşılık bütün bu şikayetler acaba avukatlar tarafından tasarının hazırlandığı komisyonlara iletildi mi, kulis çalışmaları yapıldı mı? acaba?
Old 01-12-2004, 22:52   #7
Av.Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Ümraniye adliyesinde avukatların araçlarının güvenlik nedeni ile otoparka alınmadığını yazmışsınız.
Aklıma İzmir Bayraklı adliyesinde; duruşmaya geç kalacağımı farkederek binbir dönemeçten dönmemek ve zaman kaybetmemek adına; yarım saatliğine, bulduğum ama daha önce hiç farketmemiş olduğum ilk otoparka aracımı bıraktığım ve yarım saat sonra döndüğümde; üzerinde ceza pusulasını bulduğum gün geldi:
İhlal edilen trafik kuralı: Park yasağı ihlali...??
Bıraktığım yer ise alenen otopark...??
Polise itiraz ettiğimde aldığım yanıt: Ama orası HAKİMLERE AYRILMIŞ olan otopark..
Old 01-12-2004, 23:04   #8
Av.Fahri ALİMOĞLU

 
Varsayılan

Sayın Çelik;
Konuya anekdotlarınızla yaptığınız katkı için teşekkür ederim. İnternetin sanal ortamına aktardığımız düşüncelerimizin gerçek hayattaki yansımalarını hemen görmeye başladığımızı sevinerek belirteyim. Gerek sitemizde ve gerekse adalet org.da dile getirmeye çalıştığım bu konu ile ilgili olarak olumlu ve olumsuz bir çok tepki aldığımı söyleyebilirim. Ancak ilginç olanın olumlu yaklaşımların çoğunlukla hakim ve savcılardan gelmesine karşılık bağlı bulunduğum barodaki meslektaşlarımın büyük bölümü konunun sanaldan sonra adliye ortamında tartışılmaya başlanmasına rağmen "gereği düşünüldü" dendiğinde ne yapacaklarına karar verememiş olmaları. Öte yandan konuşulmaya başlanan ve bir konuda hukukçuların doğruyu bulacağından hiç şüphem olmadı. Bu konuda da böyle olacaktır. Ancak konunun saygı zemininde ele alınmasından rahatsızlık duyduğumu da belirtmek zorundayım. Kalkmamız saygının somut hali olmadığı gibi kalkmamamız da saygısızlıkla ilgili değil. Bu sadece yasanın uygulanması. Belki de problem olarak bile algılanmıyordur bu durum bir çok hukukçu tarafından ama ben öyle düşünmüyorum. Makam olaraka adlandırdığımız savunmanın da saygıyı hakketiğine ve bunun da detaylarda ortaya çıkacağına inanıyorum. Özellikle ceza yarglamasının etkisiz elemanı konumunda kalmamızın nedenlerinden birinin de asgari oranda dahi olsa saygıyı hakketiğimize kendimizin dahi inanmamasıdır. Son cümlenin ağır bir tanımlama içerdiğini düşünebilir bir çok meslektaşım ama ne yazık ki gerçek bu. Yeni cmk'un lehteki düzenlemeleri ve özellikle çapraz sorgunun bu durumu önemli orandan değiştirmesini umuyorum.
Saygılarımla
Old 03-12-2004, 11:41   #9
Av.Ömer KAVİLİ

 
Varsayılan KARAR

Değerli meslektaşlar,

"HÜKÜM AYAKTA DİNLENİR"

Bu bir kural ve dağıtılan adalete saygı amaçlıdır.

Kararı davanın yanları ve vekilleri ayakta dinlemeli, davanın yanlarından olmayanların ayağa kalkmaları gerekmez.

Avukat Ömer KAVİLİ
Old 03-12-2004, 12:20   #10
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

HÜKÜM mutlaka dinlenir. Ha ayakta ha oturarak. Bunlar sorun olmamalı.

Sevgili Fahri'nin şikayeti ayağa kalkmak değil zaten. Zırt pırt ayağa kalkıp oturmak adeta ağanın önündeki maraba gibi olmak hoş değil.

Hüküm dinlenmelidir.
Old 24-02-2005, 00:06   #11
Av.Fahri ALİMOĞLU

 
Varsayılan G.D'nün CMK ışığında değerlendirilmesi

Konu yeni CMK'da çok daha net ve açık biçimde ele alınmış durumda. Md.231/4 "Hüküm fıkrası ayakta dinlenir " demektedir. benzeri hüküm eski CMUK'da da mevcuttu. Ancak yeni yasa "MADDE 223. - (1) Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür" demek sureti ile hükmü tanımlamış ve bu konuda ki kargaşaya son vermiştir. Yani avukatın vekilliğine karar vermenin duruşmayı ertelemenin, bir sorunun sorulup sorulmayacağına dair kararın hüküm ile ilgisi yoktur.
Ve bence bu çok önemsiz değil.
Old 20-11-2006, 16:58   #12
Av.Ömer KAVİLİ

 
Varsayılan Arakarar AYAKTA dinlenir mi ?

Sevgili arkadaşlar,

Bugün, 20 Kasım 2006 günü Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesi tutanağını bilginize sunuyorum.

"...
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ : İstem gibi,
1- Kalemce ...davetiye çıkarılmasına,
bu sırada sanık müdafiinin mahkemece verilen kararı dinlemek için ayağa kalkmadığı görülerek kendisine neden böyle davranıldığı sorulduğunda,
sanık müdafii CMK.nun 223/1 ve 231/son maddesi gereğince hüküm fıkrası ayakta dinlenir, ara kararının ayakta dinlenmesini gerektirecek ayrıca bir kanun hükmü varsa bunada da itaat etmeye hazırız diyerek oturmasına devam etti.
2- Sanık müdafiinin yerleşik uygulamalara aykırılık teşkil eden bu tavrının mahkemece yasa hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesine,
3- Bu nedenle duruşmanın... oybirliğiyle karar verildi.20/11/2006

Başkan Üye Üye"

Açıklama: Yazı içindeki altçizgi, kalınlaştırma tarafımızdan yapılmıştır.

------------------- 0 ---------------

Başlıktaki bu konu uzun süre ileti almamış ve site "arama" seçeneğinden arattımsa da bulamadımdan google.com adresinden yazarak ulaştım.

Av.Özgür ODABAŞ haklı mı ?

Aslında bu konunun benzeri Hüküm Ayakta Dinlenir(mi?) başlığı altında da tartışılmıştı.
http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=5599
Old 20-11-2006, 17:31   #13
Jeanne D'arc

 
Varsayılan

Alıntı:
Sanık müdafiinin yerleşik uygulamalara aykırılık teşkil eden bu tavrının mahkemece yasa hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesine,

"Yerleşik uygulamalara aykırılık"!?! "Kanunsuz suç ve ceza olmaz."

"Yasa hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesine" mahkeme de ne yapabileceğinden emin olamamış ve ne yapacağına karar verememiş gibi.

Saygılarımla.
Old 20-11-2006, 17:51   #14
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Ben de Sayın Jeanne Darc'a katılıyorum. Mahkeme başkanı dersini çalışmamış...Sayın Kavili gibi bir itiraz ve davranışla karşılaşmadığı için ne diyeceğini bilememiş; ancak avukatın oturması karşısında bir şeyler yapmak ihtiyacını da hissetmiş ki "değerlendirilmesine" şeklinde yazdırmıştır.

Sayın başkan ve üyeler CMK'nın ilgili maddelerini okuyup gerçeği öğrenecekler...Benim asıl merak ettiğim bir sonraki duruşmada neler yaşanacağıdır. Çünkü her davanın son duruşmasında bir önceki ara karar okunup, eksiklikler tamamlanır, gelen müzekkere cevapları değerlendirilir vs.

Önümüzdeki duruşmada başkan, aşağıdaki iki karardan birisini seçecektir:

1-Önceki ara kararı gereği, yasa hükümleri çerçevesinde yapacak bir şey olmadığına karar verildi.(Bunun anlamı dersimizi çalıştık, öğrendik. )

2- Önceki ara karar gereği yapılan incelemede, sanık müdafii hakkında suç duyurusunda bulunulmasına...(Bunun anlamı Ömer Kavili müdafii olarak bana yeni bir dava çıkması demek )

Toto oynamaya ne dersiniz? Sayın Mahkeme nasıl karar verecek?

Saygılarımla
Old 20-11-2006, 18:01   #15
Jeanne D'arc

 
Varsayılan

Mahkeme kanunen ceza veremeyeceğini (konuyu bilmiyorum, forumun neticesi itibariyle) gördüğünde, meslek ilke ve kurallarını ihlal ve sair gerekçelerle disiplin hukuku bağlamında Baro'ya şikayette bulunabilir mi?

Saygılarımla.
Old 20-11-2006, 20:35   #16
Av.Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

"Hüküm fıkrası ayakta dinlenir", metin açık. Açık da, her duruşma sonrası hakim ne der: "gereği düşünüldü" . Bu ne anlama gelir, o celse neticesi varılan ara/hüküm-ler. Öyleyse ayağa kalkılmalı, maddenin lafzi yorumuyla bile. Nereden yanasınız derseniz, yargının saygınlığından yanayım derim, kamu adına karar veren yargıcın ara kararı da, nihai kararı kadar önemli olmalı.

Burada, "hakim ayağa kalkmıyor, biz de kalkmayalım, biz eşitiz" veya üç aşağı beş yukarı bu çıkarıma bizi ulaştıracak hiç bir mantık yürütülmesi, objektif anlamda adil ve haklı gelmiyor bana. Sübjektif pencerelerden bakarak, kanunu tatbik eden, yegane karar mercii olan yargılama makamıyla yarışıyor konumuna düşmek , bence , doğru değil, yanı sıra güzel de değil.

Kürsü kompleksi oluşturmaya gerek yok. Dileyen yargıçlık mesleğini seçebilir.

Saygı gösterilen a hakimi, b hakimi değil, yargılama makamıdır. Ona her gün her birimizin ihtiyacı olabilir.

Ha, savcılar neden ayağa kalkmıyor derseniz; sonuna kadar yanınızdayım.

Saygılarımla...
Old 21-11-2006, 14:57   #17
Av.Ömer KAVİLİ

 
Varsayılan Yasa metni

5271.223/1 : Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir.
-Beraat,
-ceza verilmesine yer olmadığı
-mahkumiyet,
-güvenlik tedbirine hükmedilmesi,
-davanın reddi ve düşmesi kararı
hükümdür.

5271.231/4 : Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.

Bu yasa kurallarına göre hüküm sayılan kararlar "tadad edilmiş", "tüketici sayma yolu"yla tek tek sayılmış olup, YASADA ARAKARARLAR HÜKÜM OLARAK KABUL EDİLMEMİŞTİR.

Hüküm sayılan BU KARARLARIN ayakta dinlenmesi konusunda yasa, "HERKES" kelimesini kullanmakta; avukat veya savcı ayrımı yapılmaksızın herkes tarafından ayakta dinleneceğini buyurmaktadır.

Başka anlatımla, arakararlarda ayağa kalkılması gerekmediği ve ayrıca hüküm sayılan kararlar verilirken yalnızca avukatın değil savcının da hüküm açıklanırken ayakta olması yasakoyucu tarafından istenmektedir.

Sayın Şehper,
Bu açıklama çerçevesinde
Alıntı:
Burada, "hakim ayağa kalkmıyor, biz de kalkmayalım,
düşüncesi bizce önerilmemiştir.

Şimdi konunun düşünsel yanını bu açıklama yönüyle, site üyesi hukukçu meslektaşların beğenme ve/veya eleştirmelerine sunuyorum.

Ömer KAVİLİ
Hukukçu, yeni sanık
Old 21-11-2006, 21:28   #18
Bona_fides

 
Varsayılan

merhabalar.Ceza Usul hocamız dersimizde;"Ara kararlarda ayağa kalkmak bir gelenek haline gelmiştir bunun yasal bir hükmü yoktur.Yasaya göre tanıklara yemin verdirilirken ve de karar okunurken ayağa kalkılmalıdır.Hakim ara kararda ayağa kalkmayan avukatı ancak kınayabilir" diyerek bu konuya değinmişti.İyi çalışmalar
Old 22-11-2006, 20:02   #19
Av.Fahri ALİMOĞLU

 
Varsayılan

Sevgili Ömer;
Sanırım başına iş açtım:-))
Şimdi ben de merak ediyorum. Ayağa kalkmadığını ve yerleşik uygulamalara aykırı hareket ettiğinin duruşma tutanaklarına geçiren o mahkeme gelecek duruşmada bu konuda ne yapacak?
Kişisel görüşüm yapacak hiç bir şey olmadığını gördükleri için o konu ile ilgili kayıtlara bir daha herhangi bir şey geçmesini istemeyeceklerdir. En çok duruşmadan önce veya sonra bir iki cümle ile haklı olduğunuzu filan söyleyeceklerdir.
Artık hüküm ve yemin dışında yargılama esnasında ayağa kalkmak zorunda olmadığımızı, yasanın bize böyle bir külfet yüklemediğini b i l i y o r u z.
Gelelim konunun göz ardı edilen boyutuna.
Biz avukatların, yargılama içinde konuşurken, soru sorarken, savunma yaparken de ayağa kalkması gerekmiyor.
Sevgili meslektaşlarımın bir bölümü buna karşı çıkacaktır ama durum böyle. Konuşmak için de ayağa kalkmamız gerekmiyor.
Daha bitmedi:-))
Bunun uygulamasını da yapıyoruz biz. Muş Ağır Ceza Mahkemesinde hüküm ve yemin dışında hiç bir avukat ayağa kalkmıyor. Savunmasını da oturduğu yerden yapabiliyor, sorusunu da oturduğu yerden sorabiliyor v.s v.s
Yasa aksini söylemiyor demiyorum yasanın böyle söylediğini iddia ediyorum. Ayağa kalkmamız gerekmiyor...
Ancak her yerde Muş Ağır Ceza Mahkemesi başkanı gibi hakimlerin kendiliğinden bu ortamı oluşturmasını beklersek daha çook uzun zaman bekleriz diye düşünüyorum. Oysa her mahkemede bir tek avukat bu durumu açıklığa kavuşturabilir.
Ne önemi var ve neden bu kadar önemsiyorsun diyenler, demese bile düşünenlerin olması da ihtimal dahilinde olduğu için, nedeni açıklama ihtiyacı duyuyorum;
Hukukçular arasındaki mesafeyi bir milim dahi olsa kısaltacağına inanıyorum. Hukukçuların zenci olanları pozisyonundan bir parça daha uzaklaşabiliriz. Özellikle hakim ve savcıların yerleşik önyargılarının kırılması sağlanabilir ve son yargıya giden süreci domine etmesi engellenebilir. Esas hakkında AYAKTA savunma yapmakta iken oturdukları yerden sizi dinlememek için kendi aralarında konuşan ve daha sonra önceden hazırlandığı net olan kararı açıklayan hakimler -istisanları var elbette ve ne yazık ki istisna- belki oturduğu yerde konuşan, konuşma hakkı olan bir avukatı zaman içinde dinlemek konusunda daha istekli olabilirler. Ve bizler de kendimizi daha fazla yargılamanın tarafı gibi hissedebiliriz.Olayın küçümsenen ve bence küçümsenmesi hata olan psikoljik boyutu yani.
Saygılarımla
Old 05-07-2007, 15:07   #20
Av.Bulut

 
Varsayılan

Sayın Kavili ara kararda ayağa kalkmayan meslektaşımızla ilgili sonucu bilgisi dahilinde bize ulaştırırsa kendi adıma sevinirim.Şimdiden teşekkürler.
Old 05-07-2007, 17:04   #21
Fatma KAPUÇAM

 
Varsayılan

Benim çalıştığım adliyede öyle her "gereği düşünüldü" denildiğinde de ayağa kalkılmıyor.Sadece ceza mahkemelerinde karar verilirken(özellikle ağır ceza'da)ayakta dinleniyor.Ama bence zaten doğrum olanı da bu.Dosya tammalanıp karara verilirken saygı ifadesi olarak ayağa kalkıldığında bence bu yargıya duyulan saygıdır yoksa bireysel olarak hakime karşı bir saygı anlamına taşımaz.Bu düşünceyle karar verilirken ayakta olmak beni mutsuz etmiyor bilakis guru duyuyorum
Old 05-07-2007, 17:55   #22
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Sevgili meslektaşlarımın bir bölümü buna karşı çıkacaktır ama durum böyle. Konuşmak için de ayağa kalkmamız gerekmiyor.

Sevgili Fahri,

Ayağa kalkmayı pek sevmediğimiz belli oldu. Peki bir de olaya tersinden bakalım, yargılama boyunca oturmamak da mümkün müdür? ABD filmlerinde olduğu gibi elimizi pantolonumuzun cebine koyarak volta atmamıza mani var mıdır? Ya da hadi kanuna dayalı soralım: Yasamızda Yargılama sırasında elimizi cemize koyup, volta atmamıza mani bir hüküm var mıdır?

Bunların yasada yer alması sizce gerekir mi?

Saygılarımla..
Old 06-07-2007, 15:56   #23
Özgür DİKTAŞ

 
Varsayılan

Kanun hükmü açık "hüküm ayakta dinlenir"
Bunun dışında yargılamaya ara verme şeklindeki ara kararlarda ayağa kalkmak gerekmez diye düşünüyorum.
Bunun mahkemeye saygıyla bir alakası yok.Ara kararı oturarak dinleyen avukat da mahkemeye saygılı.
Ben şahsen her gereği düşünüldüde, tabiri caizse asker gibi ayağa kalkmayı avukatlık onuruna aykırı buluyorum.
Her ara kararda bu şekilde ayağa kalkan avukata, gün gelir savcı soruşturma aşamasında şüpheli veya müştekinin ifadesini alırken "avukat bey/hanım lütfen ayağa kalkın" der.Ben böyle bir duruma tanık oldum.Oysa orda avukatın değil şüpheli veya müştekinin ifadesi alınıyor.Avukatın konumunu, savcının gözünde şüphelinin konumuna indirgeyen durum ,mahkeme aşamasında her ara kararda asker gibi ayağa kalkan meslektaşlarımızın tavrı değildir de nedir?
Old 06-07-2007, 17:29   #24
aqua

 
Varsayılan

Dün İstanbul'da DGM'de Av.Osman Karahan'ın tutuklu olarak yargılandığı davada konu olan ayağa kalkma olayına ilişkin mahkeme kanuna rağmen,mahkeme teamüllerini öne sürerek ayağa kalkılması konusunda ara karar oluşturdu.Sormaya gerek yok bu durumu Av.Ömer Kavili dile getirdi.
Old 12-07-2007, 12:05   #25
Ahmet Turan

 
Varsayılan

Ben sayın Dikici'ye katılıyorum.
Gerçekten de artık bizim de ABD mahkemelerinde olduğu gibi elimizi cebimize koyarak mahkemelerde konuşmamızın zamanın geldiğini düşünüyorum. Bizim avkutlarımızın amerikan avukatlarından eksiği mi var? Neden onlar ellerini ceplerine koyarken biz koyamıyoruz? Bakın biri bunu denesin o duruşmada olay çıkabilir.Haksız mıyım? O halde artık bu meseleye bir çözüm bulmanın zamanın geldi de geçiyor sanırım.

Geçen ay, bir AB üyesi ülkenin istinaf mahkemesinde bir ceza yargılaması izledim. Tanık sorgulanıyordu. Hakimler kurulu savcı ve katip aynı kürsüdeler. Hemen aşağıda ise sanıklar ve tam karşılarında müştekiler var. Onların biraz altında da vekilleri var. Onların marangoz da böyle dizayn etmiş mahkeme salonunu. Neyse tanık anlatıyor. Ama o arada hakim soruyor, taraf vekilleri soruyor doğrusu o tanığın yerinde olmayı asla istemezdim. Hakimden izin isteyen yok ama. Fakat karmaşa da yok. Sırası gelen soruyor. ABD filmlerindeki gibi agresif te soruyor.Hah dedim şimdi görürsün sen müşteki vekili böyle agresif sormanın sonucunu ama nerde hiç bişiy olmadı.

O halde özetlersek, artık bizim avukatlarımız da ellerini ceplerini koymalı ve agresifce sorular sormalıdır. Madem AB ye giriyoruz öyle değil mi?
Old 12-07-2007, 12:19   #26
av.semire nergiz

 
Varsayılan

5271 sayılı CMK'nın 231.maddesinin 4.fıkrası ''hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir'' demektedir.Burada sadece hüküm fıkrasının ayakta dinleneceği hususunda tereddüt olmadığı açıktır.Eğer bu açık hükme rağmen ayağa kaldırmaya davet veya icbar varsa burada bir keyfi muameleden başka bir şeyden bahsetmek mümkün değildir.

Bence burada asıl tartışılması gereken husus kanunun 'herkes' dediği kişilerden kimi kastetdiği hususudur.Herkesin bildiği üzere hakim ve savcılar hüküm fıkrası dahil hiç bir aşamada ayağa kalkmıyorlar.Herkes kapsamına onların da dahil olması gerekir diye düşünüyorum.Kalkmak gerekliyse hep beraber kalkacağız yok eğer gerekli değilse hep beraber oturacağız.

Geçen sene ,tarafı olmadığım bir davanın duruşması yapılırken ben de duruşma salonunda oturuyordum.Bir ara tüm salondaki gözlerin bana çevrildiğini farkettim başımı kaldırdım mahkeme hakimi bana 'gereği düşünüldü dedik avukat hanım dedi' meğer ben dalgın vaziyette iken iki kez bu ikazı bana doğru söylerek kalkmam gerektiğini kendince ihtar etmiş.Ben tabi ki daldığım için ancak ikinci ihtarda bunun farkına vardım.Ben de kendisine 'deyin hakim bey' dedim ve oturmaya devam ettim.Ama avukat hanım kalkmanız gerekir dediğinde ben de yasa düzenlemesini izah ettim ve kendi mahkemeleri dışında adliyede böyle bir uygulamayla ilkkez karşılaştığımı eğer ısrar ediyorsa hepimizin beraber kalkmamız gerektiğini bu herkes kavramına savcının da dahil olduğunu kaldı ki tarafı ya da taraf vekili olmadığım bir davada başka bir deyişle hükümde hiçbir etkim olmadığı halde kalkmamın doğru olmadığını hükümde katkısı olan hakim-savcı-sanık ve mağdurun hükmün sorumluluğunu paylaşmak adına ayağa kalkmalarının ise yasa gereği olduğunu ve bunun bu şekliyle mantıklı olduğunu izah etmeye çalıştım.
Tartışmaya savcı bey de katıldı ve kanunun gerekçe metninde herkesten kastın hakim savcı dışında salonda bulunan herkesin kastedildiğini ve kendisinin bu manada kalkmasının gerekmediğini söyledi.Ben de buna karşılık aklımın bir köşesinde kalmış ve ne kadar da doğru olduğunu bilmediğim bir bilgiyi aktardım.'Ama sayın hakim ve savcı bey hepimizin bu konuda bildiği üzere kanunun gerekçe metni kanun metninden sayılmaz dedim.Bu yönde yüksek yargı kararları vardır.' dedim.

Tartışmanın Sonucu ne mi oldu diye soracaksanız.Davanın asıl tarafları neler olduğunu bilmediği için şaşkın,hüküm bir türlü verilemiyor,avukat ayağa kalkmıyor ,hakim ve savcının ise ayağa kalkmaya hiç niyeti yok.Son noktayı hakim bey koydu 'avukat hanım mahkememde ben öyle istiyorum'.
dedi.Sanırım herşey son sözde gizli nasıl istiyorlarsa öyle yaptırıyorlar.Ben de konu daha fazla uzamasın diye 'kanuna uygun olmayan yanlış bir uygulamadır, ancak peki bu seferlik kalkıyorum dedim ve bir daha duruşmamın tam saati gelmeden ve ben çağrılmadan asla o duruşma salonuna girmiyorum.

Bu arada eski türk filmlerinde mahkeme GD. dediğinde salondaki herkesle beraber mahkeme heyeti ile savcının da ayağa kalktığını görüyoruz.Acaba o zaman mevzuat farklı mıydı ve bu günkü yersiz taleplerin psikolojik dayanağı o döneme mi dayanıyor??

Herkese kolaylıklar dilerim.
Old 12-07-2007, 12:27   #27
Ahmet Turan

 
Varsayılan

Bence bu mevzu kanunla açıkça düzenlenmeli. Başka türlü karmaşa çözülemez.
Ama ben iddiamın arkasındayım. yukarda 25 no.lu yazımda belirttiğim gibi artık zamanı geldi.
Old 17-07-2007, 09:01   #28
Av.EErdem

 
Varsayılan

Hüküm ayakta dinlenir kuralının en sıkı uygulandığı yer Ağır Ceza Mahkemeleri duruşma salonları olsa gerek, izleyiciler de dahil herkes son hüküm verilirken ayağa kalkar. Ancak ara kararlarda sadece taraf vekilleri için zorunlu bir uygulama. Hukuk Mahkemeleri'nde son hüküm dahi sadece taraf vekillerinin ayağa kalkmasıyla yazdırılır. Meslek hayatımda gördüğüm genel tavır budur. Ancak ne ağır ceza ne de hukuk mahkemelerinde stajyerler ayağa kalkmaz, ceza hükmü verilirken savcının ayağa kalkması beklenemez bile. Ancak savcı iddia makamı olarak duruşma salonundaysa, hüküm verilirken onun da ayağa kalkması gerekmez mi?
Hatta mahkeme heyeti hüküm vermeden önce müzakere için tüm salonu boşaltıp, avukatları dışarı çıkardığında savcının içeride kalması da aynı şekilde gerekli değil midir?
Kural varsa vardır ve bu ayrılık ya da ayrıcalık nereden gelmektedir. Birileri bunu biz avukatlara izah etsin lütfen.
Old 17-07-2007, 22:49   #29
ali ümit aksu

 
Varsayılan

Aydın barosunun panosunda :Hakim kanunların üstünde değil,sadece kanun uygulayıcısıdır'anlamında bir düşünür sözü var.Ben de eskidenberi hakimin,savcının da bir memur olduğunu sadece görevini iyi yapmağa çalışması gerektiğini,sırf görevinden dolayı kendini başka insanlardan üstün göremeyeceğini düşünürüm.Hatta bu yüzden yıllar önce bir taşra mahkemesinde bir avukatın,hakime hitaben 'Karşınızda boynumuz kıldan ince' demesini kendime yapılmış küçük düşürücü bir davranış sayarak o avukata gereken daVRANIŞI GÖSTERMİŞTİM.GERÇİ HAKİM ONU DA BENİ DE TARTMIŞTI ELBETTE ve onun bu sözüne gülümsemişti ama yine de mesleğin saygınlığına aykırıydı.Yine bir örnek vereyim seneler önce Aydın'da görev yapan bir hakim hukuk kararlarını tüm salondakilerin ayakta dinlemesini istemiş ve yürütmüştü.Bir kısım meslektaşlarımız belki hakime şirin görünmek için buna uymuştu.Bunda belki hakimden göreceği destek beklentisi olabilir.Ama bunun faydası olamaz ki.Diyeceğim maalesef bazı meslektaşlarımızın yanlış tutumları da bu sorunları körüklüyor.Hakim,ancak iyi iş yapıyorsa özel saygıyı kazanır.Genel olarak gösterilen saygı mahkemeye saygıdır.
Bir de hakimlik ve savcılık belli bir ruhsal ve karakteristik seviyeyi gerektirir inancındayım.Hakim ve savcı seçimlerinde buna da dikkat edilip görgü ve olgunluk da aranmalı.Yukarıdaki meslektaşlarımın tümünün bu yöndeki görüşlerine katılıyorum ve memnun oluyorum.Hakim ve savcılardan mesleğe saygısızlık gösteren olursa,o,hakimlik seviyesinin altında olacağından hiç çekinmeden gereken tepki onurla gösterilmeli.O zaman size saygı duyuyorlar. Saygılarımla...
Old 18-07-2007, 00:54   #30
Ahmet Turan

 
Varsayılan

Ben Ali Ümit beye katılmakla birlikte, hep karşımızdaki hakimleri düzeltmeye neden çalışıyoruz acaba gerçi avukatlar elbette kusursuz insanlar ama olsun arada bir kusuru eksiği olan da vardır diyorum. Onları da uyarsak hep beraber düzgün olsak nasıl olur acaba?
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi


THS Sunucusu bu sayfayı 0,18572688 saniyede 12 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.