Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

senette keşide yerinin sonradan doldurulması

Yanıt
Old 19-07-2004, 18:25   #1
ragıp

 
Varsayılan Lütfen Yardım

müvekkilim aleyhinde, ihtiyati haciz kararı alınmış. Müekkilim de icra memuru arabasını hazcedeceği sırada arabaya binerek kaçmış. Bana gelerek borcunun olmadığını, senedin teminat senedi olduğunu ve bedelinin de ödendiğini beyan etti.
Alacaklı vekili avukat arkadaşı arayarak dosya numarasını istedim. borçlunun arabayı kaçırdığını ve bu nedenle kızgın olduğunu, dosya no sunu veremeyeceğini söyledi.

Adliyede yaptığım araştırmada, 13.7.2004 vadeli protesto olmuş senet ile ihtiyati haciz kararı talep edildiğini, ancak senette keşide yerinin olmaması nedeniyle red edildiğini öğrendim. Gerçekten senet fotokopisinde, borçlu adresi yazılı ancak şehir yazılı değildi.

İcra takibinin yapıldığı daireyi buldum, ihtiyati haciz red edilmesine rağmen, nasıl hacze gelindiğini sorduğumda bana ihtiyati haciz kararı gösterildi.

Alacaklı vekili, red kararından sonra, keşide yerini yazarak yeniden ihtiyati haciz talep etmiş ve başka d.iş no su ile ihtiyati haciz kararı almış.

1- Burada evrakta sahtecilik suçu oluşmuş mudur?
2- Şikayet edersem, avukat arkadaş ta yargılanır mı?

ne yapmam gerekir, avukatı şikayet etmek istemiyorum. Ama müvekkilimin menfaatlerini de korumak zorundayım
Old 19-07-2004, 22:23   #2
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Sayın ragıp,

Anlaşmaya aykırı olmamak koşulu ile alacaklının çekte boş bırakılan yerleri sonradan doldurmasının sahtekarlık suçunu oluşturmayacağı yolunda kararlar hatırlıyorum.

Bu kararları içimden kabul edemedim. Bir senedin çek olması için keşide yeri yazılı olmalı yoksa çek olmaz. Alacaklı bunu anlaşmaya aykırı olmadan nasıl doldurur: keşide yeri yoksa borçlu bunu çek diye vermemiş demektir. Keşide yeri eklemekle borçlunun çek vermeme iradesini hiçe saymış oluyoruz gibi geliyor bana. Ama benim düşüncelerim yerine pratik nedenlerle aksi uygulanmakta sanırım .

Bu yazdıklarıma başka bir kaynaktan doğrulatmadan güvenmeyiniz. Ben icra hukukunu çok bilmiyorum.

Saygılarımla

Bir Dost
Old 19-07-2004, 23:01   #3
sbudak

 
Varsayılan

Sayın bir dost kıymetli evrakta şekil önemli. Buna bütün hukukçular katılır. Ancak şekle verilen aşırı önem bir çok durumda kişilerin hak kaybına uğramalarına ve mağduriyetlerine sebebiyet verdiği için son yıllarda Yargıtay'ın kararlarında şekile riayetsizlik sebebiyle verilen geçersizlik kararlarında yumuşa olmuştur. Önceden bazı şekli eksikleri geçersizlik sebebi saydığı halde sonraki kararlarında bu konuda yumuşama görülmeye başlamıştır. Şekle ilişkin bu eksiklikler hangileri onu tam hatırlamıyorum. Ancak Yargıtay'ın önceden şekil konusunda tavizsiz bir tutum takınmışken sonradan yumuşamaya gittiğini biliyorum.
Old 20-07-2004, 09:11   #4
OKoseoglu

 
Varsayılan

Arkadaşlar,
Geçen başka bir kıymetli evrak olayı sebiyle tartıştığımız konudaki görüşlerimi tekrar etmek isterim. Yasal unsurlarını taşımayan bir belgeye ekleme ve çıkartmalar yaparak onu hukuken geçerli veya daha güçlü hale getimek bence sahtecilik suçunu oluşturur. Boş bırakılan miktar kısmının sonradan alacaklı tarafından doldurulması durumunda böyle bir çekin keşidecisinin durumu baştan kabul ettiği ve sahtecilik sayılmayacağı hukuk güvenliği, irade serbestisi gibi gerekçelerle açıklanabilir ancak diğer yasal unsurlar bakımından aynı geniş yorumun yapılması bence sakıncalıdır. Olaya diğer taraftan şöyle de bakabiliriz: Taraflar arasında o kıymetli evrakın nasıl ve hangi şartlarda doldurulacağına ilşkin başka bir anlaşma yoksa senedin teslim edilmiş en son halinin mevcut taraf iradeleri , yani anlaşma olduğunun kabulü gerekir. Anlaşmaya aykırılık durumunun sadece yazılı delille ispat edilmesini yalnızca taraflar arasındaki açık bir anlaşmayla sınırlı tutan bir hüküm yoktur. Davacı tarafından sadır olan ilk ihtiyati haciz talebindeki evraklar ve sonucundaki mahkeme kararı bence aykırılığı ortaya koyan yeterli bir delildir.
TSayın Ragıp,
Tavsiyem her iki dosyanın da birer suretini aldıktan sonra karşı tarafın vekili ile tekrar görüşmeye çalışmanız, bundan çekinmesi durumunda bu sefer müvekkiline durumu açarak diğer hukukçulardan da kendi lehine görüş almasını sağlamanız, bunların hiçbirisinin sonuç vermemesi durumunda karşı taraf müvekkil hakkında suç duyurusunda bulunmanızdır.Eğer ileride sonucu bizimle paylaşırsanız sevinirim.
Old 20-07-2004, 13:16   #5
Av. Bülent Sabri Akpunar

 
Varsayılan

Selamlar,
Öncelikle belirtmek istediğim husus alınmış olan ikinci ihtiyati haciz kararının belgeye kambiyo senedi niteliği vermeyeceğine dair içtihatlar bulunmaktadır.
Senette keşidecinin imzası var ama keşide yeri yoksa açık senet olarak değerlendirilebilir.Açık senetin ise tedavüle çıktığı zaman doldurulması zorunludur.Bonoya dayanılarak telep edilmiş olan ilk ihtiyati haciz merasiminde bono eksik ise bence sonradan doldurulması artık ona kambiyo senedi niteliği veremez.İğfal kabiliyetine sahipse ayrıca cezai sorumluluğu da doğurabilir.

Zaten alacaklı "vekilinin" bonoyu kendi iradesiyle doldurması lehdar ile borçlu arasındaki anlaşmaya uygun olarak doldurması olarak kabul edilemeyecektir, ihtilaf geniş yetkili mahkemece çözümlenecektir.(12 HD, 06.03.1978, 1945-2075)
Old 20-07-2004, 17:17   #6
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Merhaba,

Benim fikrim:
Cekin gecerliligi icin "keside yeri" nin yazili olmasi ve kesidecinin imzasinin bulunmasi sarttir. Baska bir ifade ile icra takibine konulurken keside yerinin herhangi bir kisi tarafindan yazilmasi degil, cek imzalanirken kesideci tarafindan keside yerinin yazilmasi önemlidir. O halde, keside yeri ve imza atilarak tedavüle sokulan bir cek, bu iki unsur disinda kalan meblag unsuru icin, anlasmaya uygun olarak lehdar tarafindan doldurulmasi halinde gecerlidir. Yoksa, imza ve keside yeri olmadan tedavüle sokulan cek, cek degildir.

Bunlarin disinda, diger bir husus: Anlasma ancak kesidci ve lehdar arasinda var sayilabilir ve ancak lehdar tarafindan eksiklik (meblag eksikligi) tamamlanabilir. Yoksa, ciranta yahut cirantadan sonraki hamil tarafindan -"bunlarla kesideci arasinda temel bir anlasma bulunmadigindan" -doldurulamaz.
Old 20-07-2004, 17:44   #7
ragıp

 
Varsayılan

ihtiyati haciz kararına itiraz ettim. gerekçe olarak, senedin kambiyo senedi olmadığını bu nedenle ilk talebin re edildiğini gösterdim. müvekkilim senette kefil. Senet kambiyo senedi olmadığı için müteselsil kefalet olamaz diye düşünüyorum.
Savcılığa suç duyurusunda da bulundum. Korkum, avukat arkadaşın zarar görmesi
Old 20-07-2004, 19:09   #8
sbudak

 
Varsayılan

Sayın ragıp bence bu avukat arkadaş için endişelenmeyin. Bu arkadaş bunu hakediyor. Avukatlık mesleği bu tür insanlar yüzünden yozlaştı. Kurnazlık yapayım diye evrakta sahtekarlığa tevessül eden bu insanlar yüzünden avukat "yalancı ve işbilir" olarak görülür oldu. Bu tür insanları meslektaş diye korumaya kalkışmak onların yanlışına ortak olmaktır. Hem bu tür insanları koruyarak mesleği hakkıyla yapanlara da haksızlık yapmış olursunuz. Bu arkadaş için endişelenmek yerine hakkında ayrıca baroya şikayette bulunmak daha doğru olur.
Old 20-07-2004, 20:48   #9
levent öge

 
Varsayılan

Avukat arkadaş için endişelenmeyin Çünkü büyük ihtimalle yapacağı savunmada (uygulamada yaşanmiştir)
İlk ihtiyati haciz talebimiz red edilince(çekin kambiyo senedi unsurlarını taşımadığından) bende müvekkili çağırdım.Al kardeşim senedini dedim.Bu kambiyo senedi değilmiş dedim.Daha sonra iki gün sonra müvekkil geldi başka bir senedim var dedi buna ihtiyati haciz al dedi bende talep ettim .İlk senedle bu senedin aynı sened olduğunu işlerimin yoğunluğu nedeniyle anlıyamadım diyecek
Sonuç Beraat. İşte böyle
Ancak Baroya şikayet edin .kesin disiplin cezası alır.
Hakimler bu savunmayı yutmak zorunda ama Avukatlar bu savunmayı inandırıcı bulmaz.Zaten Avukatla hakim arasındaki fark da burda
Saygılarımla.
Old 22-07-2004, 11:32   #10
ragıp

 
Varsayılan

alacaklı vekili, icra dosyasında takip talebinde bulundu. Borcun dayanağı olarak tanzim yeri bulunmayan, senedi göstererek ilamsız takip yaptı ve 49 örnek ödeme emri tebliğ edilecek.
Dosyada senedin, tahrifattan önceki haliyle yani keşide yeri bulunmayan hali ile fotokopisi var. ilamsız takip olduğu için, senet aslını da ibraz etmemiş
Old 23-07-2004, 16:52   #11
Av.M.Aydın Bilen

 
Varsayılan

Sayın Ragıp,
İhtiyati haciz dosyasında senedin fotokopisi zaten var.Alacaklı vekili hakkında da yasal tüm işlemleri yapmak gerekir.Aynı olayla ben de muhatap oldum,alacaklı vekili hakkında savcılık tahkikat yaptı.
Avukatlık sadece para kazanmak için yapılamaz,amacı sadece para kazanmak ise avukatlık yapmasın.Gitsin başka bir iş yapsın belki avukatlıktan da daha çok para kazanır.

İşin diğer hukuki byutunda ise Sayın jus_ açıkladığı fikirlere katılıyorum.Önemli olan kambiyo senedinin tedavüle çıkarılmadan doldurulmasıdır.Tedavüle çıktıktan sonra doldurulsa bile kambiyo vasfını taşımaz.

Selam ve saygılarımla...
Av.M.Aydın Bilen
Old 26-07-2004, 01:35   #12
Nusret

 
Varsayılan Sahtekarlık mı, başka bir şey mi?

Keşide yeri veya başka bir unsuru yazılı olmadan verilip de takibe konmadan eksikliklerin giderilmesi yasaldır, ticaret kanununa göre. Takibe konmadan bu eksikliklerin giderildiğini bir şekilde ispatlasanız dahi, yasal olduğu için bir şey olmayacaktır.

Ama, bir kez yasal yola başvurup da sonuç alamadıktan sonra eksikliklerin giderilmesi yasal değildir. Bence burada sahtecilik suçundan ziyade (revize edilen senet artık kambiyo senedi değildir) görevi kötüye kullanma ve emniyeti suiistimal suçları sözkonusu olabilir.

Öte yandan, avukat açısından bu durumun büyük bir sahtekarlık olduğunu düşünmüyor ve "Vurun kahpeye" tarzı eleştirileri de doğru bulmuyorum. Bu olayda avukatın tavrı cahillik veya amiyane tabirle enayilik olarak adlandırılabilir.

Bononun teminat senedi olarak verilip verilmediğinden ve üzerinde yazılı borcun ödenip ödenmediğinden bağımsız olarak şunu söyleyebiliriz: Ülkemizde bono ile, hatta çek ile iş gören vatandaşların büyük bir çoğunluğu bunların zorunlu unsurları hakkında bilgi sahibi değildir. Bunlardaki bir eksikliğin bonoyu veya çeki kambiyo senedi olmaktan çıkaracağını bilmezler. Buna rağmen, yani örneğin üzerinde keşide yeri bulunmamasına rağmen bir çeki alan kişi onu çek olarak almıştır, veren de çek olarak. Sonradan üzerindeki keşide yeri kasten veya cahillikle yazılmamış bir çekin çek olmadığını iddia etmek (avukatlar için değil ama) müvekkiller için ne kadar etiğe uygundur? (Hatta belki, avukatlar için de!..)

Öte yandan, burada bir sahtekarlıktan ille de bahsedeceksek, belki de, bunları verenlerin sahtekarlığından bahsedebiliriz. Şöyle ki: Bonoyu veya çeki veren kişi, eğer bunların zorunlu unsurları hakkında bilgi sahibiyse, kasıtlı olarak dahi eksik bırakabilir, ya tutarsa diye! Değil mi? Bu nedenle avukatı değerlendirirken biraz daha insaflı olmakta fayda var. Eğer bu avukat, bononun teminat için verildiğini veya ödendiğini bile bile bunu yapmışsa, o zaman o tür sıfatları hakkeder diye düşünüyorum.

Av. Seyit Nusret Öztürk
Old 26-07-2004, 11:03   #13
ragıp

 
Varsayılan

başlığı yardım edin diye atmamın sebebi, avukat arkadaşımızın zarar görmeyeceği bir formül aramam. Senedinteminat senedi olduğuna ilişkin belge var. Hem bende hem alacaklı vekilinde. senet avukatın elindeyken tahrif edilmiş bu da sabit. Daha kötüsü, ihtiyati hacizden sonra esas takibe geçerken ilamsın takip yapmış ve senedi eski metin ile fotokopisini ibraz etmiş
Old 26-07-2004, 21:03   #14
Nusret

 
Varsayılan

Ragıp Bey;

Devlet ve hükümet sahiplerinin bilinçli politikaları nedeniyle son 15 yılda açılan üniversite ve hukuk fakülteleri nedeniyle diğer birçok meslekte olduğu gibi avukatlık mesleğinin niteliğinde de müthiş düşüşler oldu. Mesleğin saygınlığı kalmadı. Ama bunun öznel nedenlerinin yanısıra belki daha fazla nesnel nedenleri var.

Hiç kimse ya da çoğu kimse diyeyim, sahtekarlık yapmak maksadıyla ortalığa çıkmaz, bu tür işleri yaparken. Birincisi topluma egemen olan yaşayış ve anlayış tarzının böyle davranışlara duygusal-mental planda zemin hazırlaması, ikincisi de maddi olarak insanların, meslek mensuplarının bu tür şeyleri yapabilecek konumlara sürüklenmiş olmaları gerekir.

Ben, günümüzde her iki şartın da mevcut olduğunu düşünüyorum. Öyle davranmaya eğilimli bir avukat, öyle davrandığında çok tepki çekmeyeceğini, zaten topluma egemen eğilimin de bu olduğunu düşünüyor ve ikincisi zaten maddi zorluklar içinde kıvrandığından bir hatasının maddi kayıpla sonuçlanmasını engellemek için böyle davranabiliyor. Sonuç itibariyle asla öğütlenemeyecek, kınanması gereken böyle bir davranışı sergileyen bir avukatın bu sistemin bir kurbanı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Ama bu söylem, elbette ki, böyle davranışların geçiştirilmesi gerektiği anlamına gelmez. Ama kesin sonuç alıcı bir davranış içine girmeden, "acaba bu avukatı kazanabilir miydik" diye düşünerek, önce kendisiyle konuşup bu tavrından vazgeçmesini, yanlışından dönmesini istemek, buna rağmen devam ederse şikayet yoluna başvurmak daha doğru olurdu. Böylelikle bir sistem kurbanının ipini çekmemiş, ipi onun eline vermiş olurdunuz.

Av. Seyit Nusret Öztürk
Old 27-10-2004, 12:39   #15
ragıp

 
Varsayılan

sonradan keşide yeri eklenmesi nedeniyle ağır cezada dava açıldı. Alacaklı, senedin teminat senedi olduğunu ve sonradan doldurulduğunu kabul etti.
Senede, keşide yeri yazmak suretiyle kambiyo senedi vasfı kazandırmanın, hukuki ihtilaf olduğu ve manevi unsurun gerçekleşmediği nedeniyle beraat kararı verildi
Old 27-10-2004, 13:39   #16
Av.Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Senet protesto edildikten sonra ekleme yapılmış..Keşide yeri olmadığı için adi senet muamelesi gören (ilk ihtiyati haciz başvurusunda) senede, kambiyo evrakı niteliğini kazandırmak için ekleme yapıldığı; hem ilk ihtiyati haciz başvurusunda , hem de bankada senedin fotokopisinde (protesto işlemi sırasında) bellidir.
Resmi evrakta sahtecilik suçu oluşuyor. Ancak, fail, zaten var olduğuna inandığı bir hakkı teslim almak yönünde bu suçu işlediğinden; TCK.m.347 kapsamında değerlendirilecektir ki; bu maddede atılı suça öngörülen ceza hadlerinin pek de ciddi olmadığı açık..
Avukatın zarar görmesini istemiyorsanız savcılık şikayetini siz yapar ve sadece alacaklıyı sanık olarak belirtirsiniz.Ama aşamalarda vekili hakkında da re'sen kovuşturmaya geçilip geçemeyeceğini bilemezsiniz.
Saygılarımla
Old 27-10-2004, 13:42   #17
Av.Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Sayın Ragıp;
Son yanıtınızı az önceki yazımdan sonra okudum Sonuç gerçekten enteresan.. Artı suç ikrarı da var (teminat senedi olduğunu kabul..bedelsiz senedi icraya koymak)
Ama her iki yan için de iyi olan sonuç
Kolay gelsin
Old 27-10-2004, 16:39   #18
ragıp

 
Varsayılan

sanırım mahkeme de meslektaşımız açısından düşündü. Zira alacaklı, "benim haberim yok ben avukata senedi vermiştim bir daha görüşmedim" dedi. Hakime, "tanzim tarihi sonradan atıldığında suç oluşuyor, böyle kararlar var" dediğimde, "ama o zaman senedin vasfı değişiyor. Burada sadece bursa yazılmış kasıt yok" dedi. ilginç olan bu. Sanki keşide yeri ekleyince senet vasfı değişmiyor
Old 27-10-2004, 18:37   #19
Av. Hasan SAKARYA

 
Varsayılan

Selamlar, saygılar,

1136 sy. Av.K. m.9/5 (Değişik: 02/05/2001- 4667/8 m )
" Hukuka, ahlaka, mesleğin onuruna ve kurallarına uygun davranacağıma namusum ve vicdanım üzerine and içerim." dedik.
Ruhsatımızı cebimize koyduk. Hukuku, yasayı, meslek etik ve kurallarını tartıştık.

Takip edebildiğim kadarı ile SONUNDA, " hamamın
namusunu da kurtardık. "

Pekiyi de, " yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eden " AVUKATLARIN varlığı ile güvence altında olan benim hakkım ve hukum NE OLDU ?...
Saygılarımla.
Old 28-10-2004, 12:47   #20
Av.M.Aydın Bilen

 
Varsayılan

Kararın yanlış olduğunu düşünüyorum.Bu nedenle temyiz edildiğinde bozulur.Ancak mahkemenin de sayın ragıp'la aynı düşünceden(Meslektaş! zarar görmesin) hareketle beraat kararı verebilmek için kanunu yanlış yorumladığı kanaatindeyim.Senetteki tahrifat haklı bir alacak için dahi olsa suçtur.Fakat cezayı hafifletici hükümler uygulanır.TCK.347
Old 28-10-2004, 19:23   #21
Av. Bülent Sabri Akpunar

 
Varsayılan

Merhaba,
Senette keşide yerinin olmaması onun doğrudan adi senet sayılmasını gerektirmez, keşidecinin ismi yanında bir yer ismi belirtilmişse, burası kanunen keşide yeri sayılır ve senet bono niteliğini kazanır. Şayet, keşide yeri özel olarak gösterilmeyen bir bonoda, keşidecinin ismi yanında bir yer ismi de yoksa belge âdi senet hükmünde olur.

Açık senet tedavüle çıktıktan sonra onu başkalarını aldatıcı şekilde değiştirmek veya tadil etmek sahtecilik suçunu oluşturmaktadır. Suçun, "Senedin niteliğinin değişmesi" şeklinde bir unsuru yoktur.
Old 01-11-2004, 13:07   #22
ciril

 
Varsayılan

sn. ragıp
ilamsız takibe geçildiğinden söz etmişsiniz
bu takibede itiraz etmeniz mümkün bu kez itirazın iptalini karşı taraf istemek durumunda kalacak.
elinizde kıymetli evrakın teminat olarak verildiğine dair belge varsa doğru usulle işlem yapılana değin alacağa kavuşulamayacağı gibi haksız takip nedeni ile icra inkar tazminatı almanızda mümkün olacak.
evrakta sahtecilikle ilgili şikayetinizde diğer pek çok arkadaş gibi minareyi çalanın kılıfınıda hazırlayacağına ve yargılamadan alacaklı vekilinin kurtulacağına inanıyorum. büyük ihtimal yazı onun elinden çıkmamıştır. Benim fikrim şikayetinizi yapın bu mahir arkdaş oradada maharetini nasılsa gösterir.diğer yandan tüm davalarınızı tazminat istemli açmalısınız diye düşünüyorum hiç değilse ekmek parasının kolay kazanılmadığını bazan bu kolay lokmaların midesinden döneceğini öğrensin.
diğer yandan bende bu tür insanları meslektaş olarak kabul etmek istemiyorum. mesleğini, onurunu korumayan birini korumakla aslında aynı kefeye yerleşmiyormuyuz öyle olalım yada olmayalım.
sn. nusretin cevabını ise yadırgadım hukukun temel kurallarındandır kanunu bilmemek mazeret sayılmaz.eğer çek senet almayı bilmiyorlarsa danışmak mümkün danışmamış ve işlem yapmışsa tabiki sonucuna katlanacak.
Old 29-11-2004, 23:47   #23
Nusret

 
Varsayılan Yadırganacak olan sözler nelerdir ya da avukat kimdir?

Epeydir uyuyan bu konuyu uyandırmak zorunda kaldığım için iyi mi yaptım yoksa kötü mü, bilemeyeceğim. Benim de huyum kurusun (kurumasın mı, yoksa!) her şeyden toplumsal bir sonuç çıkarmasam olmayacak! Ama neydersin ki, bizim kuşağın temel özelliği (bazılarına göre de sorunu) bu.

Aslında ciril adlı/lakaplı arkadaş sebep oldu buna. Bu arkadaş şöyle
Alıntı:
diğer yandan bende bu tür insanları meslektaş olarak kabul etmek istemiyorum. mesleğini, onurunu korumayan birini korumakla aslında aynı kefeye yerleşmiyormuyuz öyle olalım yada olmayalım.
sn. nusretin cevabını ise yadırgadım hukukun temel kurallarındandır kanunu bilmemek mazeret sayılmaz.eğer çek senet almayı bilmiyorlarsa danışmak mümkün danışmamış ve işlem yapmışsa tabiki sonucuna katlanacak.

dediği için üzerime alınıp buradan nasıl bir toplumsal sonuç çıkarırım diye birkaç saniye düşünüp durdum. Ve "Evet" dedim, "bu tür laflar, benim avukatların çoğunun zihinlerinin pozitivizmle malul olduğu tezimi bir kez daha kanıtlıyor."

Bu arada bilgisayarda Sabahat ablamız
"Ben de bu dünyaya geldim geleli
Bir ahdına sadık yar bulamadım
Yağmurunan yağdım yel ilen estim
Yanan yüreğime kar bulamadım
Eğlen turnam eğlen eğlen, Ali misin sen?
Ali sevilmez mi gardaş, deli misin sen?
Pirim Hünkar Hacı Bektaş Veli misin sen?
"
diye yüreğimi yakan bir deyiş söylüyor; deyişin sonuna kadar mesajı yazmaya ara veriyorum. Fakat bir sonraki deyiş de sarıyor beni, "Erenler Cemi'ne gireyim dersen/ Kin ile kibiri at da öyle gel". Kendimi zor kurtarıp tekrar mesaja dönüyorum.

Hani hep denir ya "filanca avukatta hukukcu nosyonu var mı?" filan diye, işte bu nosyonun pozitivizmi de içerdiğine inanmaya başladım ben. Yahu arkadaşlar, niye değerlendirmelerimizi çok katı kanun kuralları çerçevesinde yapıyoruz hep. Hani sözkonusu bir dava olsa ve bu davada karar ne olur türünden bir soru sorulsa o zaman anlarım, genellikle kanun dışında bir cevap verilemez. Ama bu konu öyle değil ki! Buna rağmen yok kanunu bilmemek mazeret değilmiş de, mesleğini onurunu korumayan birini korumakla aynı kefeye düşüyormuşuz da...

Yahu arkadaş, birini koruyan mı var?! Ben ne demişim, bir de ona bakalım: Bu konuyla ilgili iki mesaj yazmışım. İlki hukuki bir mesaj, ikincisi ise değil. Bu mesajımda (ciril'i kızdıran mesaj da bu olsa gerek)
Alıntı:
Devlet ve hükümet sahiplerinin bilinçli politikaları nedeniyle son 15 yılda açılan üniversite ve hukuk fakülteleri nedeniyle diğer birçok meslekte olduğu gibi avukatlık mesleğinin niteliğinde de müthiş düşüşler oldu. Mesleğin saygınlığı kalmadı. Ama bunun öznel nedenlerinin yanısıra belki daha fazla nesnel nedenleri var.

Hiç kimse ya da çoğu kimse diyeyim, sahtekarlık yapmak maksadıyla ortalığa çıkmaz, bu tür işleri yaparken. Birincisi topluma egemen olan yaşayış ve anlayış tarzının böyle davranışlara duygusal-mental planda zemin hazırlaması, ikincisi de maddi olarak insanların, meslek mensuplarının bu tür şeyleri yapabilecek konumlara sürüklenmiş olmaları gerekir.

Ben, günümüzde her iki şartın da mevcut olduğunu düşünüyorum. Öyle davranmaya eğilimli bir avukat, öyle davrandığında çok tepki çekmeyeceğini, zaten topluma egemen eğilimin de bu olduğunu düşünüyor ve ikincisi zaten maddi zorluklar içinde kıvrandığından bir hatasının maddi kayıpla sonuçlanmasını engellemek için böyle davranabiliyor. Sonuç itibariyle asla öğütlenemeyecek, kınanması gereken böyle bir davranışı sergileyen bir avukatın bu sistemin bir kurbanı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

demişim. İnsaf et ciril Bey, bu mesajın neresinde yanlış yapanı koruma düşüncesi var. Burada var olan şey, sadece, yanlışın sebeplerini ortaya koyma çabasıdır. Siz de pozitivist hükümler vereceğinize bu sebepler üzerine kalem oynatsaydınız daha iyi bir iş yapmış olurdunuz. Emin olun, her gün binlerce avukat ragıp'ın mesajında bahsettiği türden eylemleri yapıp yapmama arasında bocalayıp yapmak zorunda kalmanın ezikliğini yaşıyor. Bize yakışan, sırça köşklerimizde bu kişilere, (bu tür işlerde kaşarlanmış olanlar ile niteliği ve sonuçları itibariyle eylemleri vahim olanlara karşı tavrımız daha sert olabilir kuşkusu) sağ elimizin işaret parmağını sallayarak asıp kesmek değil, sebeplerini anlayıp ortaya koyarak çözümü için uğraşmaktır. Unutmayalım, Erenler Cemi'ne girebilmek için elzem olan budur!
Old 01-12-2004, 17:37   #24
ciril

 
Varsayılan

nusret bey,

sanırım epey geç bir cevap ama malesef cevabınızı bugün okudum özür dilerim

küçük düzeltmeler yapayım
ciril ( cırıl ) soyadım nette ı pek kabul görmediğinden ciril geçiyor
bey değil bayan
bişi fark edeceğinden değil sadece / işaretli yazılarla uğraşmamanız için bilgilendirme

size kızmış öfkelenmiş falanda değilim böyle bir haddim olduğunu bile düşünmem, üstelik eleştirim alıntı yaptığınız bölümede değildi cevabım meslektaşa zarar vermeden nasıl çözümlerime idi, meslektaş adı altında sahtecilik yapan birinin korunması bunun için emek sarfetmeniz kaygılanmanız ve değerli zamanınızı harcamanıza idi yoksa alıntı yaptığınız konuya ilişkin bir eleştirim olmamıştır.

pozitivistlikle ilgili görüşlerinizde çokda sizin gibi düşünmüyorum hukuk adına hukukun yenilenmesinde hukukçunun sınırları zorlamasından yanayım hukukçunun görevinin yasaları güncelleştirmek olduğunda da hem fikirim, yasaların içinde sıkışıp kalmak elbetteki bir hukukçunun açıkçası intihar etmesidir.

ama eğer para kazanmak adına bir melektaş (ım) yasa dışı (yasa dışılıktan kastımı açıklamam gerekmi bilmiyorum yasayı yorumlamak için mücadele ayrı bişi yasaya uygun hale getirmek için tahrifat yapmak ayrı ) bir işlem yapıyorsa ve bunu korumaya çalışıyorsak kabul etmem mümkün değil benim için onun evime hırsızlığa giren şahıstan farkı yok o zaman onuda mağdur sayıp helal olsun evladım deyip sokağa geri bırakalım mağduriyelerine inanalım

cevabım sn ragıp'ın alttaki yazısı içindi forumun 1. sf ına bakarsanız aynen şöyle yazılmıştı;

başlığı yardım edin diye atmamın sebebi, avukat arkadaşımızın zarar görmeyeceği bir formül aramam. Senedinteminat senedi olduğuna ilişkin belge var. Hem bende hem alacaklı vekilinde. senet avukatın elindeyken tahrif edilmiş bu da sabit. Daha kötüsü, ihtiyati hacizden sonra esas takibe geçerken ilamsın takip yapmış ve senedi eski metin ile fotokopisini ibraz etmiş
Old 04-12-2004, 15:19   #25
hukukdoktoru

 
Varsayılan Bir Katkı

Yargıtay'a göre, keşide yeri yazılmadan senet düzenlenmiş olması (açık senet) mümkündür ve keşide yerinin sonradan ve hatta bir başkası tarafından farklı bir kalemle yazılmış olması da senedi geçersiz kılmaz . Bkz. 19. HD., 09.06.1997, 8867/5595 (ERİŞ, Çek, 2000, s.57) ; 12. HD., 18.01.1993, 12130/595 (ERİŞ, Çek, 2000, s.31). Çeklerle ilgili bu içtihatların bono için de uygulanabilir olduğu kanısındayım.
Old 26-11-2005, 12:52   #26
ragıp

 
Varsayılan

sayın hukuk doktoru
verdiğiniz cevaba teşekkür ederim. Ama sanırım gözardı ettiğiniz bir şey var. Açık senet verilebilir ve sonradan doldurulabilir. Ancak bunun tedavüle sürülmeden yapılması gerektiği kamısındayım
Old 28-02-2006, 22:43   #27
amd_athlon

 
Varsayılan

Hepinize İyi Çalışmalar

Bence senedin keşide edilmesi aşaması tamamlandıktan sonra, ortada kıymetli evrak olabilme açısından bir sakatlık varsa artık bu durum sonradan doldurma ile giderilememelidir. Sonradan doldurulan unsur her ne olursa olsun tek tarafın iradesiyle kıymetli evrak olmayan bir senet kıymetli evrak niteliğine sokulamamlıdır. Çünkü kıymetli evraklar diğer senetlere göre çok güçlü ispat yükü ve fiili sonuçları olan senetlerdir. Kıymetli evrağı nasıl dolduracağını iyi bişmeyen biri de doldurmamalıdır, hatalı dolduruduysada sonuçlarına katlanmalıdır. Çok yeni bir Avukat olduğum için uygulamayı bilmiyorum. Ancak düşüncelerim bu yöndedir.
Old 08-08-2006, 12:14   #28
seyitsonmez

 
Varsayılan

sevglili melektaşım ve adaşım nusret...seyıt, nacı-i guruh, kamil insan olma yolunda ilerliyosunuz sanırım)))) ellerinizden öperim.
Old 08-08-2006, 13:26   #29
erdal7

 
Varsayılan

12 HD 13-11-1986 TARİH E: 1866 K: 12182 sy. kararı

İHTİYATİ HACİZ DOSYASINDAKİ ÇEK FOTOKOPİLERİNDE TANZİM YERİNİN MEVCUT OLMADIĞI , TAKİP DOSYASINA KONULAN FOTOKOPİLERDE BİLEHARE ESKİŞEHİR OLARAK TANZİM YERİNİN YAZILIDIĞI.......... Takip talebinin iptali gerekeceği....

Talih uyar Kambiyo senetleri sy. 216


12 HD 18-06-1984 T E 5496 K 7767
DAYANAK BELGENİN KEŞİDE YERİ VE TARİHİHİNİN BULUNMADIĞININ İCRA DOSYASINDAKİ FOTOKOPİSİNDEN ANLAŞILMASINA TARİH VE TANZİM YERİNİN ŞU SURETLE TEDAVÜLE ÇIKARTILDIKTAN SONRA YAZILDIĞININ KABULÜNÜN GEREKTİĞİNE BİNAEN..... .......

Talih Uyar Kambiyo senetleri sy. 216

12 HD 3-3-1980 T E 515 K; 1955

protesto evrakından ve senetlerin fotokopisinden düzenleme tarihinin bulunmadığının anlaşılması halinde senetlerin bono niteliğini kaybedeceği .....

Bence adi belgeye bu türlü eklenti yapılarak kambiyo senedi vasfı kazandırılmaya çalışılmıştır. İspatı bizatihi ihtiyati haciz dosyasıdır. Senedin Tedavüle çıkmasınından anlaşılması gereken de ilk olarak vadeden sonraki bir tarihte bu eklentinin yapılması ve vadeden sonraki bir tarihte senedin resmiyete geçmesi ve resmiyete geçtiği anda zorunlu unsurlarınını bulunmaması halinde senedin tedavüle geçtikten sonra tanzim yada keşide yerinin sonradan atıldığı ve kambiyo senedi vasfında olmadığı anlaşılacaktır.

Talih Uyar Kambiyo senetleri sy 123 VD.

Bu anlatılanlar karşısında olayın cezayi yönünün oduğu açıktır.

Saygılarımı Sunarım.. AV. ERDAL
Old 09-08-2006, 00:58   #30
Av. Can DOĞANEL

 
Varsayılan

Benzeri bir konuda suç oluşmayacağına, kambiyo senedi vasfının kaybolmayacağına ilişkin Yargıtay kararları gördüğümü ben de hatırlıyorum. Konu zaten yeterince tartışılmış ve herhalde nihayete ermiş. Olaya farklı bir pencere açalım isterseniz. Fotokopi belgenin delil niteliği nedir? Senedin kaybolduğu senet aslının ibraz edilemediği durumlarda alacak talep edilemeyeceği malum. Fotokopi belgeye ne hukuk mahkemesi ne de ceza mahkemesi itibar edemez. Zira yine malumdur ki Adli Tıp fotokopi belge üzerinde imza incelemesi dahi yapamaz. Günümüz teknolojik imkanları düşünüldüğünde her birimiz büromuzdaki imkanlarla bile renkli fotokopi yolu ile birbirinden farklı 2-3 senedin çeşitli yerlerini birleştirerek tamamen yeni ve farklı bir senet yaratabiliriz. Böyle düşündüğümüzde fotokopi belgeye itibar edilmemesi yerindedir. Söz konusu meslektaşımız. Ceza Mahkemesinde şöyle bir savunma yapsa idi: " Söz konusu senette başından beri keşide yeri vardı ama her nasılsa fotokopiye çıkmamış. Ben de farketmemiştim. " Fotokopi belge üzerinde bilirkişi incelemesi dahi yapılsa bunun tespiti mümkün değildir. Buna karşı Ceza Mahkemesinin vereceği karar yine beraat olacaktır. Burada bence yanlış gerekçe ile sonuca gidilmiş ama doğru karar verilmiş. Zira bu konudaki meşhur İçtihadı birleştirme kararına göre senedin sözleşmeye aykırı doldurulduğu ancak yazılı delille ispatlanabilir ve bu gibi durumlarda ceza tahkikatı da tanık vs. delillerle değil senetle ispat zorunluluğunda olduğu gibi ancak yazılı deliller nazara alınır. Yapılanın doğruluğuna veya yanlışlığına bir yorumda bulunmuyorum. Yalnızca fotokopi belgenin delil niteliğini tartışmak istedim.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Çekte keşide tarihinde tahrifat Burak Demirci Meslektaşların Soruları 1 10-11-2006 16:28
sürekli suçlarda sonradan koşulların tamamlanması sehmusdolu Hukuk Soruları Arşivi 4 18-10-2006 13:53
ticari senette pul Desarac Meslektaşların Soruları 4 23-02-2006 13:15
Boşanmış Çiftler Arasında Sonradan Yapılan Özel Anlaşmanın Bağlayıcılığı DenizSu Hukuk Soruları Arşivi 1 27-10-2004 16:49
İmarlı Olarak Almış Olduğum Arsanın Daha Sonradan İmarının Kaldırıldığı Engin Hukuk Soruları Arşivi 1 04-03-2002 21:32


THS Sunucusu bu sayfayı 0,18740392 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.