Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

iş kazası? trafik kazası?

Yanıt
Old 28-11-2008, 08:17   #1
miss_lawyer

 
Dikkat iş kazası? trafik kazası?

A şahsı X şirketinin soförü, ve A , bu şirketin işleri için X limited şirkeine ait araçla seyir halinde iken kaygan zeminden dolayı tek taraflı kaza yapıyor ve A ölüyor. Kaza tespit tutanağında KTK'nın 52/1 b maddesinin ihlali yazılı.
soru 1) araç Y sigortası ile sigortalı, bu kazadan dolayı mirasçılar Y sigortasından hak talep edebilir mi?
soru 2) ya da bu bir iş kazası olarak mı nitelenir?
soru 3) davayı kime / kimlere açmalıyım? nasıl bir yol izlenmeli? teşekkürler.
Old 28-11-2008, 09:22   #2
özfn_34

 
Varsayılan

Bu bir iş kazasıdır.Aşağıda belirtmiş olduğum link sanırım size yol gösterecektir.
http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=7181
Old 28-11-2008, 10:20   #3
miss_lawyer

 
Varsayılan

işçi A nın trafik kazasında tam kusurlu olması olayın iş kazası olarak nitelenmesine engel olup işveren sorumluluktan kurtulur mu?
Old 28-11-2008, 10:42   #4
özfn_34

 
Varsayılan

Elbette ki hayır,kusur sadece hükmedilecek tazminatta etken olacaktır.
Old 28-11-2008, 14:19   #5
Av.Şenel DELİGÖZ

 
Varsayılan

T.C. YARGITAY
11.Hukuk Dairesi

Esas: 2007/925
Karar: 2008/9359
Karar Tarihi: 11.07.2008

ÖZET: Dava konusu olayda, davacıların murisi Yaşar'ın kullandığı araçla tam kusurlu olarak tek taraflı kaza sonucu ölümü nedeni ile davacıların talep ettikleri destekten yoksunluk tazminatından işletenin, dolayısıyla onun sorumluluğunu üstlenmiş Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısının sorumlu tutulması mümkün olmadığı halde, sürücü Yaşar'ın ölümü nedeni ile bir kısım davalılar yararına destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

(2918 S. K. m. 85, 91, 92) (818 S. K. m. 44)

Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul İkinci Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.04.2006 tarih ve 2003/865-2006/166 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Karar: Davacılar vekili, davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu trafik sigorta poliçesi yapılan aracın müvekkillerinin murisi Yaşar yönetimindeyken geçirdiği kaza neticesinde müvekkillerinin anne ve babalarının hayatlarını kaybettiğini, destek zararları bulunduğunu, davalı sigorta şirketinin teminatı ödemediğini ileri sürerek, 36.000 YTL'nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı G... D... Sigorta A.Ş. vekili, genel şartlar 3/c maddesi uyarınca işletenin eşinin, usul ve füruuna gelen zararların teminat dışında kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacıların destek zararları bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile toplam 14.646,88 YTL'nin davalı sigorta şirketinden tahsiline, diğer davalı hakkındaki davanın vazgeçme nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Dava, trafik kazası sonucu sürücü ve eşinin ölmesi nedeniyle desteğinden yoksun kalanların zorunlu mali sorumluluk sigortacısından destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.

Mahkemece davalı sigorta şirketinin acentesi hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davalı sigorta şirketi hakkındaki davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bilindiği gibi Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası KTK'nın 91/1. maddesi uyarınca işletenlerin aynı Kanun'un 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanması için yaptırılması zorunlu bir sigorta türüdür. KTK'nın 85/1. maddesinde ise bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde araç işleteninin bu zarardan sorumlu olacağını öngörmüştür. Yani TTK'nın 91. maddesine göre zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacı, işletenin yasadan kaynaklanan hukuki sorumluluğunu belirli limitler içinde üzerine almış bulunmaktadır. Sigortacının bu kapsamdaki sorumluluğunu sınırlayan aynı Yasa'nın 92. maddesinde araç sürücüsünün bu kapsam dışında kaldığına ilişkin hüküm bulunmadığı gibi, genel şartlarda da bu yolda bir sınırlama getirilmemiştir. O halde sürücünün ölümü nedeniyle işletenin ve onun sigortacısının sorumluluğu ilke olarak benimsenmelidir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus, zarar verici bir olay sonucu ölen sürücünün ekonomik desteğinden yoksun kalanların uğradıkları zarar ölen sürücünün değil, destekten yoksun kalanların, bir başka ifadeyle işletene göre üçüncü kişi konumunda olanların üzerinde doğan dolaylı ve yansıma yoluyla meydana gelen zarardır ve destekten yoksun kalanlar bu zararlarının tazmini için zarar sorumlusundan istemde bulunabilirler. Ancak, yansıma yolu ile zarar görmüş olan destek tazminatı isteyenlerin kendilerine destek sağlayan kişinin sahip olduğu haktan fazlasına sahip olabilmeleri hukuken mümkün bulunmayıp, sürücünün ve dolayısıyla destek tazminatında bulunanların kendi kusurlarından yararlanamayacak olmalarına, bu itibarla işletenin destek sağlayan kişiye karşı öne sürebileceği defileri destekten yoksun kalanlara karşı da ileri sürebilecek olmasına göre, işleten zararın oluşumunda sürücünün de birlikte kusurlu olduğunu ileri sürerek, Borçlar Kanunu'nun 44/1. maddesi gereğince tazminatın, sürücünün kusuru oranında indirilmesini isteyebilir. Açıklanan bu ilkeler karşısında, trafik kazası sonucu ölen sürücünün desteğinden yoksun kalanların sorumluluk sigortacısına yöneltebilecekleri yansıma yoluyla oluşan zararla ilgili tazminat istemlerinin tutarı işletene karşı ileri sürebilecekleri tutar kadardır. Dairemizin son uygulaması bu yöndedir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, dava konusu olayda, davacıların murisi Yaşar'ın kullandığı araçla tam kusurlu olarak tek taraflı kaza sonucu ölümü nedeni ile davacıların talep ettikleri destekten yoksunluk tazminatından işletenin, dolayısıyla onun sorumluluğunu üstlenmiş Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısının sorumlu tutulması mümkün olmadığı halde, sürücü Yaşar'ın ölümü nedeni ile bir kısım davalılar yararına destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.07.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Old 28-11-2008, 14:20   #6
Av.Şenel DELİGÖZ

 
Varsayılan

T.C. YARGITAY
11.Hukuk Dairesi

Esas: 2007/2596
Karar: 2008/9393
Karar Tarihi: 15.07.2008

ÖZET: Somut olayda davacıların murisinin kullandığı araçla tam kusurlu olarak tek taraflı kaza sonucu ölümü nedeniyle davacıların talep ettikleri destekten yoksunluk tazminatından dava dışı işletenin dolayısı ile onun sorumluluğunu üstlenmiş zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumlu tutulması mümkün değildir.

(2918 S. K. m. 85, 91, 92) (818 S. K. m. 44)

Dava: Taraflar arasında görülen davada Şişli Asliye 1. Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.10.2006 tarih ve 2006/85 - 2006/420 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Karar: Davacılar vekili, davacılardan Canan’ın eşi ve diğer davacının babası olan Murat Oral’ın sürücüsü bulunduğu aracın tek taraflı olarak meydana gelen kazada yoldan çıkması ve takla atması sonucu öldüğünü, aracın dava dışı Tuba Oral tarafından davalıya trafik sigorta poliçesi ile sigorta ettirildiğini, araç sürücüsünün işleten karşısında 3 üncü kişi olduğunu, davacıların murisin desteğinden yoksun kaldıklarını ileri sürerek, şimdilik 10.000.-YTL maddi tazminatın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili sürücünün tam kusurlu olmasının işletenin dolayısıyla onun trafik sigortacısının sorumluluğunu ortadan kaldırdığını, bu durumda davacıların destek tazminatı talep haklarının bulunmadığını, talebin teminat dışı kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece dosya kapsamına toplanan kayıtlara göre araç sürücüsünün taleplerinin trafik sigortacısının sorumluluğu dışında kaldığına yönelik bir sınırlamanın KTK’nda getirilmediği bu durumda sürücünün ölümü nedeniyle bu sigortacının sorumluluğunun ilke olarak benimsenmesi gerekir ise de, sürücünün tam kusurlu olması halinde, işletenin ve dolayısıyla onun sigortacısının da sorumluluklarının ortadan kalkacağı, buna göre muris sürücünün tam kusuru nedeniyle davacıların destek tazminat talep haklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.

Dava, zorunlu mali sorumluluk sigortacısından destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.

Bilindiği gibi Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası KTK’nun 91/1 nci maddesi uyarınca işletenlerin aynı Kanun’un 85/1 nci maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanması için yaptırılması zorunlu bir sigorta türüdür. KTK’nun 85/1 nci maddesinde ise bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde araç işleteninin bu zarardan sorumlu olacağını öngörmüştür. Yani KTK’nun 91 nci maddesine göre zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacı, işletenin yasadan kaynaklanan hukuki sorumluluğunun belirli limitler içinde üzerine almış bulunmaktadır. Sigortacının bu kapsamdaki sorumluluğunu sınırlayan aynı Yasa’nın 92 nci maddesinde araç sürücüsünün bu kapsam dışında kaldığına ilişkin hüküm bulunmadığı gibi genel şartlarda da bu yolda bir sınırlama getirilmemiştir. O halde sürücünün ölümü nedeniyle işletenin ve onun sigortacısının sorumluluğu ilke olarak benimsenmelidir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus zarar verici bir olay sonucu ölen sürücünün ekonomik desteğinden yoksun kalanların uğradıkları zarar ölen sürücünün değil destekten yoksun kalanların bir başka ifadeyle işletene göre üçüncü kişi konumunda olanların üzerinde doğan dolaylı ve yansıma yoluyla meydana gelen zarardır ve destekten yoksun kalanlar bu zararlarının tazmini için zarar sorumlusundan istemde bulunabilirler. Ancak yansıma yolu ile zarar görmüş olan destek tazminatı isteyenlerin kendilerine destek sağlayan kişinin sahip olduğu haktan fazlasına sahip olabilmeleri hukuken mümkün bulunmayıp sürücünün ve dolayısıyla destek tazminatında bulunanların kendi kusurlarından yararlanamayacak olmalarına, bu itibarla işletenin destek sağlayan kişiye karşı öne sürebileceği defileri destekten yoksun kalanlara karşı da ileri sürebilecek olmasına göre, işleten zararın oluşunda sürücünün de birlikte kusurlu olduğunu ileri sürerek Borçlar Kanunu’nun 44/1 nci maddesi gereğince tazminatın sürücünün kusuru oranında indirilmesini isteyebilir. Açıklanan bu ilkeler karşısında trafik kazası sonucu ölen sürücünün desteğinden yoksun kalanların sorumluluk sigortacısına yöneltebilecekleri yansıma yoluyla oluşan zararla ilgili tazminat istemlerinin tutarı, işletene karşı ileri sürebilecekleri tutar kadardır. Dairemizin son uygulaması bu yöndedir.

Somut olayda davacıların murisi Murat’ın kullandığı araçla tam kusurlu olarak tek taraflı kaza sonucu ölümü nedeniyle davacıların talep ettikleri destekten yoksunluk tazminatından dava dışı işletenin dolayısı ile onun sorumluluğunu üstlenmiş zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumlu tutulması mümkün değildir.

Bu açıklamalara ve hüküm yerinde yazılı diğer gerekçelere göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması gerekmiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.80.-YTL temyiz ilan harcının temyiz edenden alınmasına, 15.07.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Old 28-11-2008, 14:21   #7
Av.Şenel DELİGÖZ

 
Varsayılan

T.C. YARGITAY
11.Hukuk Dairesi

Esas: 2005/4340
Karar: 2006/4645
Karar Tarihi: 25.04.2006

ÖZET: İşletenin ve sürücünün aynı derecedeki yakınları trafik sigortası karşısında, bedensel zararlar bakımından üçüncü kişi durumunda olduklarına göre, sürücü murisin kusuru ile işletenin varsa ayrıca oluşan kusuru toplamı kadar hukuki sorumluluk üstlenen trafik sigortacısından bu toplam kusur oranına isabet eden destek tazminat miktarından poliçe limitini geçmemek kaydı ile sigortacı sorumlu tutulmalıdır. Zira işleten ve sürücü yakınlarının murisin ölümünden doğan zararlarına ilişkin istemleri üçüncü kişi olmaları nedeniyle, miras hukuku ilişkisinden bağımsız istemler olup, sigorta hukuku ilkeleri çerçevesinde ele alınması gerekeceğinden murisin kusuru oranından yararlanmamaları gerektiği artık söylenemeyecektir.

(2918 S. K. m. 85, 91, 92)

Dava: Taraflar arasında görülen davada A. Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 09.02.2005 tarih ve 2004.583-2005.42 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş; ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin murisinin meydana gelen kazada öldüğünü, davalının zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında ölüm teminatı olan 18.000.000.000 TL.'nın ödemesi gerekirken ödemediğini ileri sürerek, şimdilik 4.500.000.000 TL. destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt faiziyle birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili müvekkilinin sigortalısı olan davacının murisinin kazada öldüğünü, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları uyarınca işleten tarafından ileri sürülecek taleplerin teminat kapsamında olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacıların murisinin işleten olduğu, kazada üçüncü kişi konumunda olmadığı, araç malikinin ölümünden davalının sorumlu olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.

Dava destekten yoksun kalma tazminat istemine ilişkindir.

Davacılardan Z. nin eşi ve diğer davacıların babası olan Ş.'nin işleteni olduğu araç davalı şirkete zorunlu trafik sigortası sözleşmesi ile sigortalı olup, aracın işleteni olan murisin yolcu olarak araçta bulunduğu ve H. Ş. 'nin aracı kullandığı sırada. H.'nin tam kusuruyla meydana gelen trafik kazasında: muris işleten ile birlikte sürücü H.'de ölmüştü.

Uyuşmazlık, açıklanan bu olay sonrasında, araçta yolcu iken ölen işletenin mirasçılarının davalı sigortadan tazminat isteyip isteyemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Bilindiği üzere, zorunlu trafik sigortasında sigortacı, işletenin 2918 sayılı KTK'nun 85/1 nci madde hükmünde yazılı hukuki sorumluluğunu aynı Kanunun 9.1/1 nci maddesi uyarınca; üstlenmiş olup gerek 85/1 nci madde hükmü gerekse zorunlu trafik sigortası poliçesi genel şartlarının 1 nci madde hükmü ölüm veya cismani zararlar yanında ancak bir şeyin zarara uğraması halinin teminat kapsamında olduğunu öngörmüştür. Aynı Kanun'un 92 b ve poliçe genel şartlarının 92/3-c bent hükümlerinde, işletenin; eşinin usul ve fürunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürülebilecekler taleplerin teminat dışı olduğu hüküm altına alınmıştır. Bu hüküm, ZMSS'nin asıl amacının üçüncü kişilere verilecek zararların güvence altına alınması ilkesinin bir tekrarı olmaktadır.

Ne var ki, sözü edilen maddede bedeni zararlardan söz edilmemiş, sadece mal zararlarının güvence dışı olduğu hükme bağlanmış bulunmaktadır. Doktrinde, bu tarz düzenleme nedeniyle işletenin yasada sayılan yakınlarının uğramış oldukları bedensel zararların ZMSS. güvencesi içinde kaldığı kabul edilmektedir. (Bkz. Dr. S.Arkan. Sigorta Hukuk Dergisi C.1,sayı 3-4, Sh.260, Ç.A.Ascıoğlu, Trafik Kazalarında Hukuki Sorumluluk ve Tazminat Davaları. Ank. 1989. sh. 86 vd. Işıl Ulaş Uygulamalı Sigorta Hukuku Mal ve Sorumluluk Sigortaları, 3.Bası, Ankara, Ekim 2002, sh. 669 ) Dairemizin 16.2.1990 tarih ve 825-963, 11.07.2005 tarih ve 10789-7481, 27.10.2005 tarih ve 12632-10414 sayılı ilamları da bu yöndedir.

İşletenin ve sürücünün aynı derecedeki yakınları trafik sigortası karşısında, bedensel zararlar bakımından üçüncü kişi durumunda olduklarına göre, sürücü murisin kusuru ile işletenin varsa ayrıca oluşan kusuru toplamı kadar hukuki sorumluluk üstlenen trafik sigortacısından bu toplam kusur oranına isabet eden destek tazminat miktarından poliçe limitini geçmemek kaydı ile sigortacı sorumlu tutulmalıdır. Zira işleten ve sürücü yakınlarının murisin ölümünden doğan zararlarına ilişkin istemleri üçüncü kişi olmaları nedeniyle, miras hukuku ilişkisinden bağımsız istemler olup, sigorta hukuku ilkeleri çerçevesinde ele alınması gerekeceğinden murisin kusuru oranından yararlanmamaları gerektiği artık söylenemeyecektir.

Bu durumda, yukarıdaki açıklamalara göre, davacıların davalı sigortadan tazminat talep etme haklarının bulunduğunun kabulü ile mahkemece istenilen tazminatın neye dayandığı ve zararın ne olduğunun açıklattırılması bu yönde gösterecekleri delillerin toplanması tazminat hesabına ilişkin olarak uzman bilirkişiden rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde olaya uygun düşmeyen gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine 25.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Old 28-11-2008, 14:29   #8
Av.Şenel DELİGÖZ

 
Varsayılan

işverenin iş kazası sonucu meydana gelen zararlar nedeniyle hukuki sorumluluğu, yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında "ilke olarak" iş akdinden doğan işçiyi gözetme (koruma) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluk olup Yukarda ki içtihatların 2005 tarihli olanını incelediğinizde sürücünün tam kusurlu olması halinde dahi ZMMS'den tazminat alınabileceği benimsenmiş iken, sonradan bu uygulama kaldırılmıştır. Dolayısıyla sigorta şirketinden tazminat talep edemeyeceğinizi düşünüyorum. Diğer yandan, olay iş kazası sayılsa da işçinin ya da üçüncü kişinin tam kusurlu olduğu hallerde sorumluluğun koşullarından olan zararlandırıcı eyleme sonuç arasındaki illiyet bağı (nedensellik bağı) kesildiğinden işverenin sorumluğu söz konusu olamaz. Somut olayda işçi tam kusurlu ise işverenin de sorumluluğu söz konusu olmayacaktır.
Old 28-11-2008, 14:33   #9
Av.Şenel DELİGÖZ

 
Varsayılan

Yukarda ki içtihatların 2005 tarihli olanını incelediğinizde sürücünün tam kusurlu olması halinde dahi ZMMS'den tazminat alınabileceği benimsenmiş iken, sonradan bu uygulama kaldırılmıştır. Dolayısıyla sigorta şirketinden tazminat talep edemeyeceğinizi düşünüyorum. işverenin iş kazası sonucu meydana gelen zararlar nedeniyle hukuki sorumluluğu, yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında "ilke olarak" iş akdinden doğan işçiyi gözetme (koruma) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluk olup olay iş kazası sayılsa da işçinin ya da üçüncü kişinin tam kusurlu olduğu hallerde sorumluluğun koşullarından olan zararlandırıcı eyleme sonuç arasındaki illiyet bağı (nedensellik bağı) kesildiğinden işverenin sorumluğu söz konusu olamaz. Somut olayda işçi tam kusurlu ise işverenin de sorumluluğu söz konusu olmayacaktır.
Old 28-11-2008, 14:38   #10
miss_lawyer

 
Varsayılan

Sn Şenel Deligöz, verdiğiniz bilgilerden dolayı çok teşekkür ederim.iyi çalışmalar
Old 28-11-2008, 15:15   #11
m_argun

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
21. HUKUK DAİRESİ
E. 2005/7447
K. 2005/7199
T. 7.7.2005
• TRAFİK KAZASI SONUCU YARALANMA ( İş Kazası Niteliğinin Tesbiti Talebi - Vergi Kaydı Bulunmasının Tek Başına Davacıyı Bağ-Kur Sigortalısı Yapmayacağı/Davacının SSK'lı Sayılması Zorunluluğu )
• İŞ KAZASI NİTELİĞİNİN TESBİTİ TALEBİ ( Trafik Kazası Sonucu Yaralanan Davacının Vergi Kaydı Bulunmasının Bağ-Kur Sigortalısı Sayılması İçin Yeterli Olmaması - Olayın SSK Kapsamında İş Kazası Olarak Tesbiti Gereği )
• ADİ ORTAKLIK İLİŞKİSİNİN SENETLE İSPATI ZORUNLULUĞU ( Vergi Kaydı Bulunmasının Tek Başına Ortaklık İlişkisini Göstermemesi ve SSK Sigortalılığına Engel Teşkil Etmeyeceği )
• BAĞ-KUR KAYDININ BULUNMAMASI ( Vergi Kaydı Bulunan Davacının Aynı Zamanda SSK Sigortalısıyken Geçirdiği Trafik Kazası Sonucu Malul Kalması - SSK Kapsamında İş Kazası Niteliğinin Tesbiti Gereği )
506/m.11
1479/m.26,Geç.18
ÖZET : Dava davacının geçirdiği trafik kazasının iş kazası olarak tespiti istemine ilişkindir. Davacının olay tarihini de kapsayan dönemde vergi kaydı bulunmaktadır. Uyuşmazlık; davacının kaza tarihinde Bağ-Kur'lu mu, yoksa SSK'lı mı olduğu hususundadır.

Vergi mükellefiyet kaydı olan bir kimse Bağ-Kur'lu sayılmakla birlikte kanuna uygun bir sigortalılıktan söz edilebilmesi için sigortalı olarak kuruma kayıt ve tescil edilmiş olması da gerekir. Kayıt ve tescil yükümlülüğü öncelikle sigortalıya daha sonra kurum olarak Bağ-Kur'a verilmiştir. Olayda, davacı kayıt yaptırmadığı gibi Bağ-Kur da davacıyı re'sen kayıt ve tescil etmemiştir.

Bağ-Kur'un davaya katıldığı tarihten önce yürürlüğe girmiş olan 4956 sayılı yasayla 1479 sayılı yasaya eklenen geçici 18. madde ile bu kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin 04.10.2000 tarihinde başlayacağı düzenlendiğinden ve kaza bu tarihten önce olduğundan davacı Bağ-Kur'lu sayılamaz.

Ayrıca, davalı yanca varlığı ileri sürülen ortaklığın varlığının ancak senetle ispatı mümkün olup davalı tarafından ortaklık senetle ispatlanamamıştır.

Buna göre, davacı, davalı yanında hizmet akdine dayalı olarak 506 sayılı Yasa kapsamında çalışmakta iken ve davalının işinin görülmesi sırasında trafik kazasına maruz kaldığından dava konusu olay SSK kapsamındaki iş kazası niteliğindedir.

DAVA : Davacı, 26.08.2000 tarihinde geçirdiği kazanın trafik kazasının iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme bozma üzerine ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.

Hükmün, davacı ile davalılardan S.S.K. Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Sultan Namazcı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

KARAR : 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre SSK'nın tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Davacının temyizine gelince;

Davacı, 26.8.200 tarihinde meydana gelen ve sağ kolunun kopması ile sonuçlanan trafik kazasının ""iş kazası"" olduğunun tespitini istemiştir.

Mahkemece, davaya Bağ-Kur'un da dahil edilmesini öngören bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının olay tarihini de kapsayan 21.2.2000 - 31.12.2000 tarihleri arası vergi kaydının bulunması nedeniyle Bağ-Kur sigortalısı olduğu Bağ-Kur'lu olan davacının aynı zamanda SSK'lı olamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de yanılgılı değerlendirme ile varılan bu sonuç dosya içeriğine usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.

İddia savunma ve toplanan deliller ile tüm dosya içeriğine göre; davacının kendi nam ve hesabına bağımsız faaliyetinden ( oto kaportacılığı ) dolayı 21.2.2000 - 31.12.2000 tarihleri arası vergi mükellefiyet kaydının bulunduğu ve fakat Bağ-Kur'a kayıt ve tescilli olmadığı, vergi kaydının devam ettiği sırada 26.8.2000 tarihinde davalı Cemal Mengü'ye ait 16 GM 384 plaka sayılı kamyonetle madeni yağ pazarlaması için seyir halinde iken aracın şarampole yuvarlanması şeklinde meydana gelen trafik kazası sonucu sağ kolunun koptuğu olay esnasında araç sürücüsünün ( şoförünün ) davacı olduğu ve kazanın meydana geldiği işin vergi kaydına esas olan kendi adına bağımsız çalışması ile ilgili olmadığı SSK'ca vergi kaydı nedeni ile Bağ-Kur'lu olan bir kimsenin aynı zamanda SSK'lı olamayacağı gerekçesiyle olayın iş kazası sayılmadığı anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlık; davacının kaza tarihinde Bağ-Kur'lu mu yoksa SSK'lı mı olduğu davacı ile davalı Cemal Mengü arasındaki ilişkinin adi ortaklığa mı yoksa hizmet akdine mi dayandığı ve giderek olayın 506 sayılı yasanın 11. maddesi kapsamında iş kazası sayılıp sayılmayacağı notlarında toplanmaktadır.

Davacının 21.2.2000 - 31.12.2000 tarihleri arasında kendi nam ve hesabına oto kaportacılığı işinden dolayı vergi mükellefiyeti kaydı bulunduğu fakat buna rağmen Bağ-Kur'da kayıt ve tescilli olmadığı çekişmesizdir. Gerçekten vergi mükellefiyet kaydı olan bir kimse Bağ-Kur'lu sayılır. Ancak kanuna uygun bir sigortalılıktan söz edilebilmesi için sigortalı olarak kuruma kayıt ve tescil edilmiş olmak da gereklidir. 1479 sayılı yasanın ""yazılma"" başlıklı 26. maddesindeki düzenlemeye göre kayıt ve tescil yükümlülüğü öncelikle sigortalıya daha sonra kurum olarak Bağ-Kur'a verilmiştir. Davacının anılan maddede öngörülen yükümlülüğe uymadığı, Bağ-Kur'un da davacıyı re'sen kayıt ve tescil etmediği görülmektedir. Bağ-Kur'un davaya katıldığı 25.10.2004 tarihinden önce 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 4956 sayılı yasayla 1479 sayılı yasaya eklenen geçici 18. madde ile ""Bu kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04.10.2000 tarihinde başlar...."" hükmü getirilmiştir. Bu hükme göre davacı Bağ-Kur'a kayıt ve tescil edilse bile hak ve yükümlülük doğuran Bağ-Kur sigortalılığının 04.10.2000 tarihinden önce başlatılması ve giderek davacının 26.8.2000 kaza tarihinde Bağ-Kur sigortalısı sayılması mümkün değildir. Bu nedenle davacının geçirdiği trafik kazasının vergi kaydından dolayı Bağ-Kur'lu olması sebebiyle iş kazası sayılamayacağına ilişkin SSK işlemi ve mahkemenin gerekçesi dayanaksız kalmaktadır. Davacının 16 GM 313 plaka sayılı kamyonette 20.7.2000 tarihinden itibaren şoför olarak çalışmaya başladığı iddiasına karşı davalı Cemal Mengü olay tarihinden 4 gün önce kendisi davacı ve dava dışı Fazlı Bilgen arasında madeni yağ ticareti yapmak üzere ortaklık kurduklarını savunmuş ancak bu konuda belge düzenlemediklerini ve olay günü ortaklık nedeni ile kendisine ait aracın şoförlüğünü davacının yaptığını bildirmiştir. Adi ortaklık sözleşmesi maddi hukukta geçerlilik yönünden herhangi bir şekle bağlı tutulmamıştır. Sözleşmesinin varlığının inkarı halinde ortaklığın var olduğunu ileri süren kişinin bu olguyu usul hukuku kurallarına göre ispat etmesi gerektiği tartışmasız olup HUMK'nın 288. maddesi gereğince değeri tanıkla ispat sınırını aşan sözleşmelerin varlığının senetle ispat edilmesi zorunludur. Somut olayda davalı yanca varlığı ileri sürülen ortaklığın mahiyeti nazara alındığında varlığının ancak senetle, ispatı mümkündür. Davalı Cemal Mengü ortaklığı senetle ( belgeyle ) kanıtlayamadığına ve olay günü aracının sürücüsü davacı olduğuna göre iddiaya değer verilerek davacı ile davalı Cemal Mengü arasındaki ilişkinin hizmet akdine dayandığının kabulü gerekir. Bursa 13. Noterliğinde 11.09.2000 tarihinde düzenlenmiş olan ""ibraname"" başlıklı belge ile tanık anlatımları varılan bu sonucu destekler niteliktedir. Bir işverene ait işyerinde hizmet akdiyle çalışan kişi 506 sayılı yasanın ikinci maddesi gereğince SSK kapsamında sigortalı olup davacı, davalı Cemal Mengü yanında hizmet akdine dayalı olarak 506 sayılı yasa kapsamında çalışmakta iken ve davalının işinin görülmesi sırasında trafik kazasına maruz kaldığından dava konusu olan 506 sayılı yasanın 11. maddesine uygun bir iş kazası olduğu açıktır.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 07.07.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

yarx
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
iş kazası ve trafik kazası av.birsenavcı Meslektaşların Soruları 5 08-12-2011 17:05
trafik kazası ve zorunlu trafik poliçesi er_han49 Meslektaşların Soruları 5 07-02-2008 12:48
trafik kazası Av. Nurgül Meslektaşların Soruları 3 30-07-2007 18:59
Zorunlu Mali Trafik Sigortasi - Trafik Kazası - Temlik sözleşmesi AV.SANEM Meslektaşların Soruları 5 21-02-2007 16:50
Trafik kazası onurel Hukuk Soruları Arşivi 1 11-02-2002 23:55


THS Sunucusu bu sayfayı 0,14525390 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.