Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Belediye Encümen Kararı ile tebliğ edilen para cezası

Yanıt
Old 10-09-2008, 15:25   #1
Av. Yasemen

 
Varsayılan Belediye Encümen Kararı ile tebliğ edilen para cezası

Merhabalar,

Başlatmış olduğumuz inşai faaliyet nedeniyle, ilgili Belediye tarafından, çalışmalar esnasında yolda meydana gelen çökmelerden ötürü tarafımıza 50.000 YTL'ye varan miktarda para cezası kesilmiş olup, söz konusu karara karşı Sulh Ceza Mahkemesi'nde itirazda bulunduk. Encümen kararında 7 gün içinde Belediye veznesine ödeme yapmamız gerektiği de ayrıca belirtilmiştir.

Gerek forum içerisinde yapmış olduğum araştırmalardan gerekse de mevzuattan yapmış olduğum araştırmalar neticesinde, Sulh Ceza Mahkemesi'nde yapmış olduğumuz itirazın idari para cezasının kesinleşmesine mani olacağı yönünde kesin bir bilgiye ulaşamadım.

Sormak istediğim Sulh Ceza Mahkemesi'ne yapmış olduğumuz başvuru idari para cezasının icrasını durdurur mu? Ayrıca İdare Mahkemesi'ne başvurmak gerekir mi?

Henüz tarafımıza gönderilmiş bir ödeme emri olmadığını da ayrıca belirtmek isterim.

Teşekkür ederim.
Old 10-09-2008, 15:51   #2
BurakALTIPARMAK

 
Varsayılan

Kabahatler Kanunu
Madde 27 - (1) İdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir.
(2) Mücbir sebebin varlığı dolayısıyla bu sürenin geçirilmiş olması halinde bu sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde karara karşı başvuruda bulunulabilir. Bu başvuru, kararın kesinleşmesini engellemez; ancak, mahkeme yerine getirmeyi durdurabilir.

Umarım sorunuza cevap olur.
Old 10-09-2008, 22:58   #3
Av. Yasemen

 
Varsayılan

Cevabınız için teşekkür ederim, anladığım kadarıyla siz de Sulh Ceza Mahkemesi'ne başvurulması gerektiğini düşünüyorsunuz. Kabahatler Kanunu'nun ilgili maddeleri benim de dilekçemde hukuki dayanaklarım olmuştu. Yine de bu konuda bir takım pürüzler olduğu için ve söz konusu cezanın da ilgili Belediye'ye ödenmesi gerektiği tarafımıza bildirilmiş olduğu için ayrıca İdare Mahkemesi'ne başvuru yapmak gerekli mi açıkçası hala tereddüt etmekteyim.
Old 11-09-2008, 14:03   #4
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Sayın Av.Yasemin

1- Size tebliğ edilen encümen kararında hangi kanuna göre ceza verildiği yazıyor mu? Ceza verilen ilgili kanun hükümlerinde eğer başvuru yolu ve süresi gösterilmemişse Kabahatler Kanunundaki başvuru yolu ve süresi geçerlidir.

2- Ayrıca encümen kararında 7 gün içinde Belediyeye ödenmesine ilişkin ifade bulunması bana garip geldi. Ödeme emri gibi Encümen Kararı olmaz. Bu ifade ancak kararın ekindeki itiraz hakları yazısında belki (gereksiz bir bilgi olarak) yer verilebilir. Ve 7 gün olması için ceza bu hükmü içeren özel bir kanuna dayanmalı.

3- Aşağıda sunulan Kabahatler Kanunu'nun 17.maddesi gereğince Belediyelerin verdiği cezalarda mahkemeye başvurulması takip ve tahsil işlemlerini durdurmaz kanısındayım:

Kabahatler Kanunu Madde:17
(4) Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idari para cezalarına ilişkin kesinleşen kararlar, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairelerine gönderilir.

Sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idareler tarafından verilen idari para cezaları, ilgili kanunlarında aksine hüküm bulunmadığı takdirde, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre kendileri tarafından tahsil olunur.

Diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen ve Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi gerekmeyen idari para cezaları, ilgili kanunlarında özel hüküm bulunmadığı takdirde genel hükümlere göre tahsil olunur.
***

Yukarıdaki maddede görüleceği üzere genel bütçeye dahil olan devlet daireleri tarafından kesilecek cezalarda kesinleşme aranır. Buna karşın maddede mahalli idareler (belediyeler ve özel idareler) tarafından kesilen cezalarda kesinleşmeden söz edilmemektedir. Bu nedenle Belediye Encümeni'nin verdiği cezanın kesinleşmesi beklenmeksizin takip ve tahsil işlemleri sürer kanısındayım.

Saygılarımla
Old 12-09-2008, 10:10   #5
BurakALTIPARMAK

 
Varsayılan

Armağan Abi net bir şekilde açıklamış ve bizi bilgilendirmiş kendisine teşekkür ederim. Bence Mahkemeden ( para cezası için SUlh Ceza diye ısrar ediyorum ) para cezasının ödenmesinin ertelenmesi için tedbir talebinde bulunun..
Old 15-10-2010, 02:00   #6
GünHan

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Armağan Konyalı
Sayın Av.Yasemin

1- Size tebliğ edilen encümen kararında hangi kanuna göre ceza verildiği yazıyor mu? Ceza verilen ilgili kanun hükümlerinde eğer başvuru yolu ve süresi gösterilmemişse Kabahatler Kanunundaki başvuru yolu ve süresi geçerlidir.

2- Ayrıca encümen kararında 7 gün içinde Belediyeye ödenmesine ilişkin ifade bulunması bana garip geldi. Ödeme emri gibi Encümen Kararı olmaz. Bu ifade ancak kararın ekindeki itiraz hakları yazısında belki (gereksiz bir bilgi olarak) yer verilebilir. Ve 7 gün olması için ceza bu hükmü içeren özel bir kanuna dayanmalı.

3- Aşağıda sunulan Kabahatler Kanunu'nun 17.maddesi gereğince Belediyelerin verdiği cezalarda mahkemeye başvurulması takip ve tahsil işlemlerini durdurmaz kanısındayım:

Kabahatler Kanunu Madde:17
(4) Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idari para cezalarına ilişkin kesinleşen kararlar, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairelerine gönderilir.

Sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idareler tarafından verilen idari para cezaları, ilgili kanunlarında aksine hüküm bulunmadığı takdirde, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre kendileri tarafından tahsil olunur.

Diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen ve Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi gerekmeyen idari para cezaları, ilgili kanunlarında özel hüküm bulunmadığı takdirde genel hükümlere göre tahsil olunur.
***

Yukarıdaki maddede görüleceği üzere genel bütçeye dahil olan devlet daireleri tarafından kesilecek cezalarda kesinleşme aranır. Buna karşın maddede mahalli idareler (belediyeler ve özel idareler) tarafından kesilen cezalarda kesinleşmeden söz edilmemektedir. Bu nedenle Belediye Encümeni'nin verdiği cezanın kesinleşmesi beklenmeksizin takip ve tahsil işlemleri sürer kanısındayım.

Saygılarımla

Saygıdeğer Armağan Bey, Benim yaşadığım şehirde de, Belediye şu şekilde uygulama yapmaktadır, detaylıca size anlatıyorum, ve sonunda görüşümü ve hukuki yorumumu da sizin de değerlendirmeniz dileği ile ekleyeceğim:

1 - Belediye zabıtaları akşamları saat 8 gibi müvekkillerim olan otellerin önünden motorsiklet ile geçmektedirler ( bu oteller "otel,restaurant, bar" şeklinde üçü birlikte işyeri açma ve çalıştırma ruhsatlı turistik tesislerdir). Bir kaç hafta bu şekilde geçmelerin ardından,

2 - Müvekkillere bir adeti iki sayfadan ibaret olan, "idari yaptırım karar tutanakları ve ödeme emirleri" belediye zabıtalarınca getirilmektedir(şekillerini tarif edeceğim). Bunların sayısı bir defada yaklaşık 30-40 adettir, yani zabıtalar gelip bir seferde 30 ila 40 kadar bu belgelerden tebliğ etmektedir.

3 - Şimdi bu belgelerden her biri şu şekildedir: Belge iki sayfadan ibarettir. Birinci sayfada müvekkile idari para cezası verildiği ve bunun gerekçesi yazılıdır ve bu sayfa belediye encümen karar tutanağıdır. ikinci sayfa bunun üzerine zımbalanmış olan tek sayfadır ve bu sayfanın üst kısmında karar tebliğ tutanağı yazmakta ve encümen kararının yani cezanın miktarı ve kabahatin ne olduğu yazmaktadır. Bu aynı sayfanın alt yarısında ise bir başlık daha yer almaktadır: ÖDEME EMRİ. Bu başlığın altında ise yine cezanın miktarı yazıldır ve bu ceza tutarının 7 gün içerisinde ödenmesi gerektiği, 7 gün içerisinde mal beyanında bulunulması gerektiği geçeğe aykırı beyanda bulunulursa hangi yasaya göre ne olacağı yazılmaktadır. İtiraz süresi ve yeri Sulh Ceza Mahkemesi ve 15 gün olarak gösterilmektedir.

4 - Encümen kararında ise kabahatin PVSK 6. md'ye muhalefetten verildiği açıkça yazılmaktadır. Yani mevzuata aykırı işyeri işletme nedeni ile maddede belirtilen kadar para cezası verilecektir. Ancak encümen kararında ve belgenin hiçbir yerinde değinilmese de bu maddede görevli mahkemenin idare mahkemesi olduğu açıkça yazmaktadır. Fakat yukarıda da belirttiğim üzere ön sayfadaki yarısı encümen karar tebliğ tutanağı yarısı ödeme emri olarak yazılmış sayfada karara karşı SULH HAKİMİNE 15 GÜN İÇERİSİNDE MÜRACAAT YOLU İLE İTİRAZ HAKKI BULUNDUĞU YAZMAKTADIR. (Sulh mahkemesine başvurunca doğal olarak, Sulh Ceza mahkemesi yasadaki açık hüküm gereğince görevli mahkemenin idare mahkemesi olduğuna karar veriyor, ki bu konuda bir sorunum veya sorum yok.)

5 - Encümen kararı tebliği bu şekilde usule aykırı olduğu gibi, işin esasına gelince; Encümen kararında müvekkilin iş yerinde iZiNSiZ CANLI MÜZİK YAPILDIĞI, CANLI MÜZİK EŞLİĞİNDE MICHAEL JACKSON vs. GÖSTERİSİ YAPILDIĞI ve bu nedenle ilgili bakanlar kurulu kararınca canlı müziğin mülki amirden izin alınarak yapılabileceği, müvekkil bu izni almadığı için PVSK (Polis Vazife Salahiyet Kanunu) md. 6 ya muhalefetten kendisine ceza kesildiği yazmaktadır. ANCAK SAMiMiYETLE BEYAN EDEBİLİRİM Kİ; MÜVEKKİL, İŞLETMESİNDE KESİNLİKLE CANLI MÜZİK YAPMAMAKTADIR. YANİ GEREKÇE KOMİK VE GERÇEK DIŞIDIR. CANLI MÜZİKTE MICHAEL JACKSON GÖSTERİSİ YAPILAMAZ. Michael jackson veya animatör kim ise kendi CDsini getirir,CD player'da çaldırır, gösterisini yapar ve gösterisini tamamlar. Buna animasyon denir ve bunu yasaklayan bir yasa veya yönetmelik Türkiye'de henüz icat edilmemiştir . Yani belediye gerçek dışı gerekçe ile idari yaptırım kararı almaktadır. Tek delili iki satır laftan ibaret tutanaktır. Ama kesinlikle ve ben bizzat şahit olduğum için kesinlikle canlı müzik yapılmadığı için ne bir ölçüm, ne bir fotoğraf ne de bir kayıt vardır. Olmayan bir şeyin kaydedilmesi de zaten imkansızdır.

6 - Bu şekilde kabahatler yasasına aykırı nitelikte 30-40 adet karar müvekkile tebliğ edilmektedir. işin ilginç yanı yukarıda değindiğim üzere, encümen kararı ile ödeme emri de gönderilmektedir. Dahası bahsettiğim gibi ön sayfası iki bölümden ibaret olan belgenin encümen kararı tebliği tutanağı kısmına ayrı imza atılmakta, sayfanın alt yarısındaki ödeme emri başlık ve bölümünün altına ayrı imza atılmaktadır, belediye görevlileri isimleri matbu olarak yazılı şekilde. Muhakak dava açarken dava dilekçeme eklediğim danıştay kararlarında açıkça belirtildiği üzere, idari yaptırım kararı ile buna bağlı ödeme emrinin birlikte tebliğ edilmesi iptal sebibidir. ANCAK DAHA DA VAHİMİ,

7 - Müvekkile gelen bu kararlara karşı idare mahkemesine itiraz ettiğimiz halde (isabetli olarak görevsizlik verilmemektedir) BİR DAHA VE AYRI OLARAK BELEDİYECE TEKRAR FARKLI FORMATTA BİR ÖDEME EMRİ DAHA GÖNDERİLMEKTEDİR. Bu ödeme emrinde ise itiraz mercii ve süresi HİÇ GÖSTERİLMEMEKTEDİR. Bu sefer kesinleşmemiş amme alacağına ödeme emri gönderildi diye bunun da iptali talepli dava açmak zorunda kalıyoruz.

DONELER Bu ŞEKİLDE. ŞİMDİ Ben yorumumu söyleyeyim ve bu konuda sizinle fikir teatisinde bulunalım istiyorum Armağan Bey:

Ben sırf belediyeye fazladan vekalet ücreti ödetmeyeyim diye İLK ÖNCE encümen kararı ile aynı kağıtta tebliğ edilen ödeme emrine itiraz etmiyorum,prensip olarak. Çünkü Belediye arkadan şekil unsurları eksik olan bir ödeme emri daha gönderiyor (işlem numarası dahi koymuyorlar ödeme emirlerine). ben de tarih ve miktar bildirip dayanak encümen kararını belirterek dava açıyorum, ancak usuli eksiklikleri de yine emsal içtihat ışığında esasa müessir eksiklik olarak belirtip bu sebeple de iptalini talep ediyorum bu ikinci ödeme emirlerinin,itiraz mercii ve süresinin yazılı olmaması.

Sizce ilk gelen ödeme emirlerine de iptal davası açmalı mıyım? Yoksa zaten bizim vergilerimizle beslenen belediyeyi haklı da olsak (danıştayın istikarlı kararlarına göre karar ile ödeme emri aynı anda tebliğ edilemez, karar kesinleşmeden ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık yoktur şeklinde içtihatlar, gerekirse buraya da yüklerim)

İKİNCİ HUSUS ŞU ben geçenlerde bu şekilde 70 ayrı işleme karşı 70 ayrı dava açtım idare mahkemesinde. içerikleri ve yasal dayanakları son derece ayrıntılı fakat tekrarlamasız şekilde sade dava dilkeçeleri ile, özellikle Kabahatler kanununun 25. maddesinde kararın delile dayanması gerektiği, aksi halde geçersiz olacağı üzerine açıklamalarda bulunup,içtihatlar da ekleyerek...
FAKAT davalı Belediye bu gerçek dışı olduğunu herkesin bildiği kararları alırken ve 30 ar 40 ar adet müvekkillere bir anda tebliğ ederken kağıt ve kırtasiye masrafı dışında bir masraf yapmamaktadır. Üstelik zabıta arkadaşlar sormamız üzerine bizlere AÇIKÇA müvekkillerin canlı müzik yapmadıklarını kendilerinin de bildiklerini, ancak kendilerinin emir kulu olduğunu söylüyorlar. Müvekkiller ise belediyenin toplamda sadece belki 3-5 TL masraf yaparak tebliğ ettiği ve ortaya attığı kararlar nedeni ile karar başına sadece ortalama 200 TL çeşitli harç ve posta avansı masrafı ile idare mahkemesine hak arama başvurusunda bulunabiliyorlar. ŞİMDİ 40 tane karara itiraz edip iptalini sağlamak için vatandaş sadece 8.000 TL masraf yapıyor, avukatlık ücretleri hariç. Bliyorsunuz idare mahkemesinde her işleme ayrı dava açmak şart. Bu bedelleri ödeyebilecek insan var ödeyemeyecek insan var. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre idare mahkemeleri davalarında asgari 500 TL alındığını düşünseniz, 40 dava 20.000 TL eder. 8.000 TL de harç ve masraf toplam 28.000 TL insanlar para ödemek zorunda kalıyor. Bir de üstüne kesinleşmeyen bu para cezalarına ilişkin ödeme emirleri gelince onlara da dava açmak zorunda kalınca bir 28.000 TL daha harcanması gerekiyor. 56.000 TL. Şimdi vatandaştan bunları ödeyebilecek olan var ödeyemeyecek olan var. Belediye ise bir top kağıt parasına bu cezaları müvekkillere dayatabiliyor. Bu durum ne kadar hakkaniyetli ve ne başkaca yapılabilir tartışalım istiyorum. Biz noterle tespit de yaptırdık ceza yazılan bir çok gün için, canlı müzik yapılmadığına dair.

Bir de yukarıda arkdaşımızın belirttiği ve benim de yukarıda açıkladığım gibi para cezası kararı ile birlikte ödeme emri gönderildiği vakıalar ile ilgili ne düşünürsünüz, değerli fikirlerinizi paylaşmanızı saygıyla bekliyorum...
Old 21-11-2010, 18:53   #7
Adalet1969

 
Varsayılan Turizm belgeli tesis Canlı müzik yayını

Alıntı:
Yazan Türk oğlu Türk
Saygıdeğer Armağan Bey, Benim yaşadığım şehirde de, Belediye şu şekilde uygulama yapmaktadır, detaylıca size anlatıyorum, ve sonunda görüşümü ve hukuki yorumumu da sizin de değerlendirmeniz dileği ile ekleyeceğim:

1 - Belediye zabıtaları akşamları saat 8 gibi müvekkillerim olan otellerin önünden motorsiklet ile geçmektedirler ( bu oteller "otel,restaurant, bar" şeklinde üçü birlikte işyeri açma ve çalıştırma ruhsatlı turistik tesislerdir). Bir kaç hafta bu şekilde geçmelerin ardından,

2 - Müvekkillere bir adeti iki sayfadan ibaret olan, "idari yaptırım karar tutanakları ve ödeme emirleri" belediye zabıtalarınca getirilmektedir(şekillerini tarif edeceğim). Bunların sayısı bir defada yaklaşık 30-40 adettir, yani zabıtalar gelip bir seferde 30 ila 40 kadar bu belgelerden tebliğ etmektedir.

3 - Şimdi bu belgelerden her biri şu şekildedir: Belge iki sayfadan ibarettir. Birinci sayfada müvekkile idari para cezası verildiği ve bunun gerekçesi yazılıdır ve bu sayfa belediye encümen karar tutanağıdır. ikinci sayfa bunun üzerine zımbalanmış olan tek sayfadır ve bu sayfanın üst kısmında karar tebliğ tutanağı yazmakta ve encümen kararının yani cezanın miktarı ve kabahatin ne olduğu yazmaktadır. Bu aynı sayfanın alt yarısında ise bir başlık daha yer almaktadır: ÖDEME EMRİ. Bu başlığın altında ise yine cezanın miktarı yazıldır ve bu ceza tutarının 7 gün içerisinde ödenmesi gerektiği, 7 gün içerisinde mal beyanında bulunulması gerektiği geçeğe aykırı beyanda bulunulursa hangi yasaya göre ne olacağı yazılmaktadır. İtiraz süresi ve yeri Sulh Ceza Mahkemesi ve 15 gün olarak gösterilmektedir.

4 - Encümen kararında ise kabahatin PVSK 6. md'ye muhalefetten verildiği açıkça yazılmaktadır. Yani mevzuata aykırı işyeri işletme nedeni ile maddede belirtilen kadar para cezası verilecektir. Ancak encümen kararında ve belgenin hiçbir yerinde değinilmese de bu maddede görevli mahkemenin idare mahkemesi olduğu açıkça yazmaktadır. Fakat yukarıda da belirttiğim üzere ön sayfadaki yarısı encümen karar tebliğ tutanağı yarısı ödeme emri olarak yazılmış sayfada karara karşı SULH HAKİMİNE 15 GÜN İÇERİSİNDE MÜRACAAT YOLU İLE İTİRAZ HAKKI BULUNDUĞU YAZMAKTADIR. (Sulh mahkemesine başvurunca doğal olarak, Sulh Ceza mahkemesi yasadaki açık hüküm gereğince görevli mahkemenin idare mahkemesi olduğuna karar veriyor, ki bu konuda bir sorunum veya sorum yok.)

5 - Encümen kararı tebliği bu şekilde usule aykırı olduğu gibi, işin esasına gelince; Encümen kararında müvekkilin iş yerinde iZiNSiZ CANLI MÜZİK YAPILDIĞI, CANLI MÜZİK EŞLİĞİNDE MICHAEL JACKSON vs. GÖSTERİSİ YAPILDIĞI ve bu nedenle ilgili bakanlar kurulu kararınca canlı müziğin mülki amirden izin alınarak yapılabileceği, müvekkil bu izni almadığı için PVSK (Polis Vazife Salahiyet Kanunu) md. 6 ya muhalefetten kendisine ceza kesildiği yazmaktadır. ANCAK SAMiMiYETLE BEYAN EDEBİLİRİM Kİ; MÜVEKKİL, İŞLETMESİNDE KESİNLİKLE CANLI MÜZİK YAPMAMAKTADIR. YANİ GEREKÇE KOMİK VE GERÇEK DIŞIDIR. CANLI MÜZİKTE MICHAEL JACKSON GÖSTERİSİ YAPILAMAZ. Michael jackson veya animatör kim ise kendi CDsini getirir,CD player'da çaldırır, gösterisini yapar ve gösterisini tamamlar. Buna animasyon denir ve bunu yasaklayan bir yasa veya yönetmelik Türkiye'de henüz icat edilmemiştir . Yani belediye gerçek dışı gerekçe ile idari yaptırım kararı almaktadır. Tek delili iki satır laftan ibaret tutanaktır. Ama kesinlikle ve ben bizzat şahit olduğum için kesinlikle canlı müzik yapılmadığı için ne bir ölçüm, ne bir fotoğraf ne de bir kayıt vardır. Olmayan bir şeyin kaydedilmesi de zaten imkansızdır.

6 - Bu şekilde kabahatler yasasına aykırı nitelikte 30-40 adet karar müvekkile tebliğ edilmektedir. işin ilginç yanı yukarıda değindiğim üzere, encümen kararı ile ödeme emri de gönderilmektedir. Dahası bahsettiğim gibi ön sayfası iki bölümden ibaret olan belgenin encümen kararı tebliği tutanağı kısmına ayrı imza atılmakta, sayfanın alt yarısındaki ödeme emri başlık ve bölümünün altına ayrı imza atılmaktadır, belediye görevlileri isimleri matbu olarak yazılı şekilde. Muhakak dava açarken dava dilekçeme eklediğim danıştay kararlarında açıkça belirtildiği üzere, idari yaptırım kararı ile buna bağlı ödeme emrinin birlikte tebliğ edilmesi iptal sebibidir. ANCAK DAHA DA VAHİMİ,

7 - Müvekkile gelen bu kararlara karşı idare mahkemesine itiraz ettiğimiz halde (isabetli olarak görevsizlik verilmemektedir) BİR DAHA VE AYRI OLARAK BELEDİYECE TEKRAR FARKLI FORMATTA BİR ÖDEME EMRİ DAHA GÖNDERİLMEKTEDİR. Bu ödeme emrinde ise itiraz mercii ve süresi HİÇ GÖSTERİLMEMEKTEDİR. Bu sefer kesinleşmemiş amme alacağına ödeme emri gönderildi diye bunun da iptali talepli dava açmak zorunda kalıyoruz.

DONELER Bu ŞEKİLDE. ŞİMDİ Ben yorumumu söyleyeyim ve bu konuda sizinle fikir teatisinde bulunalım istiyorum Armağan Bey:

Ben sırf belediyeye fazladan vekalet ücreti ödetmeyeyim diye İLK ÖNCE encümen kararı ile aynı kağıtta tebliğ edilen ödeme emrine itiraz etmiyorum,prensip olarak. Çünkü Belediye arkadan şekil unsurları eksik olan bir ödeme emri daha gönderiyor (işlem numarası dahi koymuyorlar ödeme emirlerine). ben de tarih ve miktar bildirip dayanak encümen kararını belirterek dava açıyorum, ancak usuli eksiklikleri de yine emsal içtihat ışığında esasa müessir eksiklik olarak belirtip bu sebeple de iptalini talep ediyorum bu ikinci ödeme emirlerinin,itiraz mercii ve süresinin yazılı olmaması.

Sizce ilk gelen ödeme emirlerine de iptal davası açmalı mıyım? Yoksa zaten bizim vergilerimizle beslenen belediyeyi haklı da olsak (danıştayın istikarlı kararlarına göre karar ile ödeme emri aynı anda tebliğ edilemez, karar kesinleşmeden ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık yoktur şeklinde içtihatlar, gerekirse buraya da yüklerim)

İKİNCİ HUSUS ŞU ben geçenlerde bu şekilde 70 ayrı işleme karşı 70 ayrı dava açtım idare mahkemesinde. içerikleri ve yasal dayanakları son derece ayrıntılı fakat tekrarlamasız şekilde sade dava dilkeçeleri ile, özellikle Kabahatler kanununun 25. maddesinde kararın delile dayanması gerektiği, aksi halde geçersiz olacağı üzerine açıklamalarda bulunup,içtihatlar da ekleyerek...
FAKAT davalı Belediye bu gerçek dışı olduğunu herkesin bildiği kararları alırken ve 30 ar 40 ar adet müvekkillere bir anda tebliğ ederken kağıt ve kırtasiye masrafı dışında bir masraf yapmamaktadır. Üstelik zabıta arkadaşlar sormamız üzerine bizlere AÇIKÇA müvekkillerin canlı müzik yapmadıklarını kendilerinin de bildiklerini, ancak kendilerinin emir kulu olduğunu söylüyorlar. Müvekkiller ise belediyenin toplamda sadece belki 3-5 TL masraf yaparak tebliğ ettiği ve ortaya attığı kararlar nedeni ile karar başına sadece ortalama 200 TL çeşitli harç ve posta avansı masrafı ile idare mahkemesine hak arama başvurusunda bulunabiliyorlar. ŞİMDİ 40 tane karara itiraz edip iptalini sağlamak için vatandaş sadece 8.000 TL masraf yapıyor, avukatlık ücretleri hariç. Bliyorsunuz idare mahkemesinde her işleme ayrı dava açmak şart. Bu bedelleri ödeyebilecek insan var ödeyemeyecek insan var. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre idare mahkemeleri davalarında asgari 500 TL alındığını düşünseniz, 40 dava 20.000 TL eder. 8.000 TL de harç ve masraf toplam 28.000 TL insanlar para ödemek zorunda kalıyor. Bir de üstüne kesinleşmeyen bu para cezalarına ilişkin ödeme emirleri gelince onlara da dava açmak zorunda kalınca bir 28.000 TL daha harcanması gerekiyor. 56.000 TL. Şimdi vatandaştan bunları ödeyebilecek olan var ödeyemeyecek olan var. Belediye ise bir top kağıt parasına bu cezaları müvekkillere dayatabiliyor. Bu durum ne kadar hakkaniyetli ve ne başkaca yapılabilir tartışalım istiyorum. Biz noterle tespit de yaptırdık ceza yazılan bir çok gün için, canlı müzik yapılmadığına dair.

Bir de yukarıda arkdaşımızın belirttiği ve benim de yukarıda açıkladığım gibi para cezası kararı ile birlikte ödeme emri gönderildiği vakıalar ile ilgili ne düşünürsünüz, değerli fikirlerinizi paylaşmanızı saygıyla bekliyorum...

Sayın Türk oğlu Türk,

Sorununuzun 5. maddesi ile ilgili olarak 4 Haziran 2010 tarihli ''Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği'' madde 4 tanımlar bölümünde ''Canlı müzik'' tanımı yapılmış.
Burada; Gerçek enstrüman ve/veya seslerle veya banttan ya da elektronik olarak yükseltilmiş ses kaynağı kullanılarak yapılan müzik türünü, denilmiştir.
Bildiğim kadarıyla daha önceki tarihli mevzuatta böyle bir tarif yok.

Sorununuzun 1. madddesinde turistik tesis tabirini kullanmışsınız.
Eğer bu tesis Turizm Bakanlığından Turizm işletme belgesi almış bir tesis ise tabi olduğu ''Turizm Tesislerinin Belgelendirilmesine ve Niteliklerine ilişkin Yönetmelik'' hükümlerine tabii olup 2.bölüm madde 26'da Canlı yemek müziği çevreyi ve müşteriyi rahatsız etmeksizin yapılabilir denilmektedir. Eğer çevreden birinin veya müşterilerinizin şikayeti yoksa hukuka aykırılık yok olarak değerlendirilmelidir. Restaurant kısmında saat 20.00 yemek saati olup müşterilerinizin beğeni yaş ve milliyetine göre değişik dil ve türlerde canlı müzik yapabileceğinizi düşünüyorum.

Bu şekilde çevreden-müşterilerden bir şikayet olsa dahi Belediye zabıtası bu konu ile ilgili olarak en son aldığınız Turizm İşletme Belgesi gereği yaptığı tesbitleri gerekli işlem için Turizm Bakanlığına bildirmekle yükümlüdür. Encümen kararı alarak ceza uygulanması mevzuata uygun değildir. Mevzuata aykırı davranıp davranmadığınız ve ceza verilip velilmeyeceği ile ne ceza verileceği Turizm Bakanlığının konusunun uzmanı denetmenlerinin yetkisi dahilindedir.

PVSK madde 6 ''mevzuat hükümlerine aykırı olarak işletilen'' hükmü gerekçe gösterilerek işlem yapılamaz burada mevzuat tabiri genel bir tabirdir. Sizin durumunuz için Turizm işletme belgenizin tabii olduğu size özel ''Turizm Tesislerinin Belgelendirilmesine ve Niteliklerine İlişkin Yönetmelik'' ile ''İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin yönetmelik hükümleri çelişmekte olup hukukun temel kuralları gereği lehte olan ve size özel yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

Örneklendirecek olursak Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün 19.01.2006 tarihli ve ''B.05.0MAH.0.65.00.02/425-80186 (300-308)İşyeri'' sayılı Amasya Belediye Başkanlığına muhatap görüş yazısında özetle ''İçkili yerler bölgesi dışında dahi olsa turizm işletme belgeli işletmeler içki satışı yapabilirler, tabi oldukları özel yönetmelik hükümleri geçerlidir denilmektedir.''
Old 21-11-2010, 22:59   #8
GünHan

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Adalet1969
Sayın Türk oğlu Türk,

Sorununuzun 5. maddesi ile ilgili olarak 4 Haziran 2010 tarihli ''Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği'' madde 4 tanımlar bölümünde ''Canlı müzik'' tanımı yapılmış.
Burada; Gerçek enstrüman ve/veya seslerle veya banttan ya da elektronik olarak yükseltilmiş ses kaynağı kullanılarak yapılan müzik türünü, denilmiştir.
Bildiğim kadarıyla daha önceki tarihli mevzuatta böyle bir tarif yok.

Sorununuzun 1. madddesinde turistik tesis tabirini kullanmışsınız.
Eğer bu tesis Turizm Bakanlığından Turizm işletme belgesi almış bir tesis ise tabi olduğu ''Turizm Tesislerinin Belgelendirilmesine ve Niteliklerine ilişkin Yönetmelik'' hükümlerine tabii olup 2.bölüm madde 26'da Canlı yemek müziği çevreyi ve müşteriyi rahatsız etmeksizin yapılabilir denilmektedir. Eğer çevreden birinin veya müşterilerinizin şikayeti yoksa hukuka aykırılık yok olarak değerlendirilmelidir. Restaurant kısmında saat 20.00 yemek saati olup müşterilerinizin beğeni yaş ve milliyetine göre değişik dil ve türlerde canlı müzik yapabileceğinizi düşünüyorum.

Bu şekilde çevreden-müşterilerden bir şikayet olsa dahi Belediye zabıtası bu konu ile ilgili olarak en son aldığınız Turizm İşletme Belgesi gereği yaptığı tesbitleri gerekli işlem için Turizm Bakanlığına bildirmekle yükümlüdür. Encümen kararı alarak ceza uygulanması mevzuata uygun değildir. Mevzuata aykırı davranıp davranmadığınız ve ceza verilip velilmeyeceği ile ne ceza verileceği Turizm Bakanlığının konusunun uzmanı denetmenlerinin yetkisi dahilindedir.

PVSK madde 6 ''mevzuat hükümlerine aykırı olarak işletilen'' hükmü gerekçe gösterilerek işlem yapılamaz burada mevzuat tabiri genel bir tabirdir. Sizin durumunuz için Turizm işletme belgenizin tabii olduğu size özel ''Turizm Tesislerinin Belgelendirilmesine ve Niteliklerine İlişkin Yönetmelik'' ile ''İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin yönetmelik hükümleri çelişmekte olup hukun temel kuralları gereği lehte olan ve size özel yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

Örneklendirecek olursak Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün 19.01.2006 tarihli ve ''B.05.0MAH.0.65.00.02/425-80186 (300-308)İşyeri'' sayılı Amasya Belediye Başkanlığına muhatap görüş yazısında özetle ''İçkili yerler bölgesi dışında dahi olsa turizm işletme belgeli işletmeler içki satışı yapabilirler, tabi oldukları özel yönetmelik hükümleri geçerlidir denilmektedir.''
Saygı değer Adalet 1969, müvekkillerimden sadece bir tanesinin Turizm İşletme Belgesi var. O müvekkilde problem yok. Ancak diğer müvekkil şirketler ise dediğim gibi, otel bar restaurant olarak işletilen sıradan ve turizm amaçlı tesisler. Şİmdi davalı idare önce kanımızca hukuka aykırı "hiçbir somut delil olmayan ve buna dayandırılamayan" karar veriyor, sonra bu kararı ödeme emri ile aynı sayfada, aynı kağıtta tebliğ ediyor. daha sonra aradan bir ay geçince bir ödeme emri daha tebliğ ediyor... Buna ilişkin görüşleriniz nedir? Ayrıca değerli yanıtınız için çok teşekkür ederim.
Old 22-11-2010, 10:00   #9
Adalet1969

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Türk oğlu Türk
Saygı değer Adalet 1969, müvekkillerimden sadece bir tanesinin Turizm İşletme Belgesi var. O müvekkilde problem yok. Ancak diğer müvekkil şirketler ise dediğim gibi, otel bar restaurant olarak işletilen sıradan ve turizm amaçlı tesisler. Şİmdi davalı idare önce kanımızca hukuka aykırı "hiçbir somut delil olmayan ve buna dayandırılamayan" karar veriyor, sonra bu kararı ödeme emri ile aynı sayfada, aynı kağıtta tebliğ ediyor. daha sonra aradan bir ay geçince bir ödeme emri daha tebliğ ediyor... Buna ilişkin görüşleriniz nedir? Ayrıca değerli yanıtınız için çok teşekkür ederim.


Sayın Türk oğlu Türk,
Gerçekten de sadece sizin müvekkilleriniz değil birçok işletmeci ülke genelinde benzer problemler yaşamakta.

Belediyelere verilen yetkiler birçok yerde hazmedilememiştir. Asıl görevleri düzen sağlamakken yetkilerini gelir elde etmede ve hatta işletmecilerin mülkiyetine son vermeye varan yöntemlere kadar dayandırabilmekte bazen de seçim öncesi rakipleri ve siyasi görüşüne ters işletmeleri imha amaçlı kullanmaktadırlar.
Hakimlerin, Cumhuriyet Savcılarının bile yetkileri sınırlandırılmaktadır. Ağır cezaların ve işlemlerin hatasız yapılabilmesi için Mahkeme başkanlıkları kurulmakta heyet halinde görev yapmaktadır. Ancak 2 zabıta memurunun attığı imzaların sonucu verilecek Milyonlarca Tl delilden yoksun cezayı; onların konumlarıyla örtüştürmek mümkün değildir ve unutulmamalıdır ki Belediyeler yönetim ve icra kadrolarının en önemli bölümü siyasi secimle işbaşına gelen yerel yönetim birimleridir.

Muhtemelen müvekkillerinize tutulan tutanaklarda imzadan imtina etti şeklinde not düşülmüştür. Savunmanızda eğer birincide itiraz, imtina var ise neden ikinci sefer yapılan işlemde 2010 yılı teknolojik gerekleri ve imkanları yerine getirilip kamera ve herşeyden önemlisi gürültünün teknik cihazlarla tesbiti yaptırılmamıştır. İdarenin görevi, cezası katlanarak milyonları bulan işlemlerde yeterli derecede güvenilir ve şüphe götürmeyen delilleri toplamak değil midir? İdare sadece kaynak olarak gördüğü işletmelerden aldığı vergi ve harçlarla onlara adil hizmete yardımcı olacak araç ve gereçleri temin etmek zorundadır.

Saat 24.00 dan önce her tür sesi neredeyse canlı müzik tanımına sokarken amac şüphesizki çevreye ve müşterilere verilen rahatsızlığın önlenmesi değil midir? Kanun amacına aykırı kullanıldığının en güzel göstergesi teknik cihazlarla yapılmamış olan tespitlerdir.

Yakında bu sayfalarda, güzel bir haber alıp türkü söyleyen büfeciye yada dükkanı temizlerken teybin sesini açan garsondan dolayı da canlı müzik yapmaktan dolayı işlem yapıldığını duyarsak şaşırmayalım. Bu idari suçu da oluşturan maddi ve manevi unsurları olması ve ilgili yönetmelikte açıklanması gerekmez mi?

İnsanın herşeyini elinden alacak derecedeki bu yetki verilirken neden hukukun gereği olan delillendirme yapılmamaktadır. Hız cezası radarla yapılan kontrolü müteakip, alkollü araç kullanma cezası ise teknik cihazlarla üfleyerek yada kan aldırmak suretiyle yapılmakta ve hatta ölçüme itiraz ederek ikinci bir ölçüm isteme hakkı verilmektedir. Cezası 1000 Tl yi bulmayan bu suçlarda genel kolluğa kanaat yetkisi vermeyen sistemimiz milyonlarca lirayı 2 Belediye zabıta memurunun kanaatine bırakılmıştır. İdari mahkemelerimiz araçlara yazılan park cezasını araç sahibinin yüzüne yazılmadığı için iptal etmekte sedece fotoğraf tesbiti yapılmış park cezaları onaylanmaktadır. 3-5 liralık trafik cezalarındaki idari yargı mantığı belediyelerin fiillerinde neden işletilmemektedir.

Gelinen durumu da aşağıdaki sözler en güzel şekilde ifade etmekte.

Saygılarımla

“Anayasal Devlet İlkesi, siyasal gücü elinde bulunduran kimselerin bu güçlerini kötüye kullanabileceklerinin varsayılmasını şart koşar.”
John Stuart Mill

“Güç yozlaşma doğurur. Mutlak güç, mutlak yozlaşma demektir.”
Lord Acton

“Her gücü kendi sınırları içinde tutabilecek bir düzenleyici güce gerek duyulur.”
Montesquieu
Old 27-12-2010, 23:42   #10
GünHan

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Adalet1969
Sayın Türk oğlu Türk,
Gerçekten de sadece sizin müvekkilleriniz değil birçok işletmeci ülke genelinde benzer problemler yaşamakta.

Belediyelere verilen yetkiler birçok yerde hazmedilememiştir. Asıl görevleri düzen sağlamakken yetkilerini gelir elde etmede ve hatta işletmecilerin mülkiyetine son vermeye varan yöntemlere kadar dayandırabilmekte bazen de seçim öncesi rakipleri ve siyasi görüşüne ters işletmeleri imha amaçlı kullanmaktadırlar.
Hakimlerin, Cumhuriyet Savcılarının bile yetkileri sınırlandırılmaktadır. Ağır cezaların ve işlemlerin hatasız yapılabilmesi için Mahkeme başkanlıkları kurulmakta heyet halinde görev yapmaktadır. Ancak 2 zabıta memurunun attığı imzaların sonucu verilecek Milyonlarca Tl delilden yoksun cezayı; onların konumlarıyla örtüştürmek mümkün değildir ve unutulmamalıdır ki Belediyeler yönetim ve icra kadrolarının en önemli bölümü siyasi secimle işbaşına gelen yerel yönetim birimleridir.

Muhtemelen müvekkillerinize tutulan tutanaklarda imzadan imtina etti şeklinde not düşülmüştür. Savunmanızda eğer birincide itiraz, imtina var ise neden ikinci sefer yapılan işlemde 2010 yılı teknolojik gerekleri ve imkanları yerine getirilip kamera ve herşeyden önemlisi gürültünün teknik cihazlarla tesbiti yaptırılmamıştır. İdarenin görevi, cezası katlanarak milyonları bulan işlemlerde yeterli derecede güvenilir ve şüphe götürmeyen delilleri toplamak değil midir? İdare sadece kaynak olarak gördüğü işletmelerden aldığı vergi ve harçlarla onlara adil hizmete yardımcı olacak araç ve gereçleri temin etmek zorundadır.

Saat 24.00 dan önce her tür sesi neredeyse canlı müzik tanımına sokarken amac şüphesizki çevreye ve müşterilere verilen rahatsızlığın önlenmesi değil midir? Kanun amacına aykırı kullanıldığının en güzel göstergesi teknik cihazlarla yapılmamış olan tespitlerdir.

Yakında bu sayfalarda, güzel bir haber alıp türkü söyleyen büfeciye yada dükkanı temizlerken teybin sesini açan garsondan dolayı da canlı müzik yapmaktan dolayı işlem yapıldığını duyarsak şaşırmayalım. Bu idari suçu da oluşturan maddi ve manevi unsurları olması ve ilgili yönetmelikte açıklanması gerekmez mi?

İnsanın herşeyini elinden alacak derecedeki bu yetki verilirken neden hukukun gereği olan delillendirme yapılmamaktadır. Hız cezası radarla yapılan kontrolü müteakip, alkollü araç kullanma cezası ise teknik cihazlarla üfleyerek yada kan aldırmak suretiyle yapılmakta ve hatta ölçüme itiraz ederek ikinci bir ölçüm isteme hakkı verilmektedir. Cezası 1000 Tl yi bulmayan bu suçlarda genel kolluğa kanaat yetkisi vermeyen sistemimiz milyonlarca lirayı 2 Belediye zabıta memurunun kanaatine bırakılmıştır. İdari mahkemelerimiz araçlara yazılan park cezasını araç sahibinin yüzüne yazılmadığı için iptal etmekte sedece fotoğraf tesbiti yapılmış park cezaları onaylanmaktadır. 3-5 liralık trafik cezalarındaki idari yargı mantığı belediyelerin fiillerinde neden işletilmemektedir.

Gelinen durumu da aşağıdaki sözler en güzel şekilde ifade etmekte.

Saygılarımla

“Anayasal Devlet İlkesi, siyasal gücü elinde bulunduran kimselerin bu güçlerini kötüye kullanabileceklerinin varsayılmasını şart koşar.”
John Stuart Mill

“Güç yozlaşma doğurur. Mutlak güç, mutlak yozlaşma demektir.”
Lord Acton

“Her gücü kendi sınırları içinde tutabilecek bir düzenleyici güce gerek duyulur.”
Montesquieu

Üstadım değerli görüşleriniz ve yanıtlarınız için teşekkür ederim. idarenin bu neviden kararlarına dair, eski Sulh Ceza Hakimimiz tarafından "idari yaptırım kararına dayanak olarak somut bir delil tutulmaksızın tesis edilen işlemin hukuka uygunluğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığı, hukuk devleti ilkesi gereği idarenin işlemlerinin denetlenebilir olması gerektiği ve bunun için de kabahtler yasasının 25. maddesinin yasa koyucu tarafından ön görüldüğü, bu yasa hükmüne göre idari yaptırım kararı alınırken buna ilişkin delil olması gerektiği, bu nedenle davalı idarenin delile dayanmayan ceza işleminin iptaline karar verilmesi gerektiği" şeklinde kararlarımız mevcut. Ancak bu karar kesin bir karar ve son yasal değişikliklerden sonra, tüm idari para cezalarına karşı arık sulh cezada dava açılamıyor.
Ben son zamanlarda müvekkiller adına idare aleyhine açtığım davalarımda bu emsal yargısal kararı ek olarak idare mahkemesine sunsam da, bir de yukarıda belirttiğim ve sizin de değindiğiniz "teknolojik imkanlardan yararlanmaksızın , somut delillerden yoksun idari yaptırım kararı iptal edilir" şeklinde danıştay veya yargıtay kararına yani yüksek mahkeme kararına da ihtiyaç duyuyorum. Aradım ancak henüz bulamadım. şayet bu konuda emsal karar bulmama siz ve diğer forum dostlarımız yardımcı olabilirse çok mutlu olurum. Saygılarımla.
Old 08-05-2011, 13:03   #11
nasahnidya

 
Varsayılan sulh ceza mahkemesi kararı

Alıntı:
Yazan Türk oğlu Türk
Üstadım değerli görüşleriniz ve yanıtlarınız için teşekkür ederim. idarenin bu neviden kararlarına dair, eski Sulh Ceza Hakimimiz tarafından "idari yaptırım kararına dayanak olarak somut bir delil tutulmaksızın tesis edilen işlemin hukuka uygunluğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığı, hukuk devleti ilkesi gereği idarenin işlemlerinin denetlenebilir olması gerektiği ve bunun için de kabahtler yasasının 25. maddesinin yasa koyucu tarafından ön görüldüğü, bu yasa hükmüne göre idari yaptırım kararı alınırken buna ilişkin delil olması gerektiği, bu nedenle davalı idarenin delile dayanmayan ceza işleminin iptaline karar verilmesi gerektiği" şeklinde kararlarımız mevcut. Ancak bu karar kesin bir karar ve son yasal değişikliklerden sonra, tüm idari para cezalarına karşı arık sulh cezada dava açılamıyor.
Ben son zamanlarda müvekkiller adına idare aleyhine açtığım davalarımda bu emsal yargısal kararı ek olarak idare mahkemesine sunsam da, bir de yukarıda belirttiğim ve sizin de değindiğiniz "teknolojik imkanlardan yararlanmaksızın , somut delillerden yoksun idari yaptırım kararı iptal edilir" şeklinde danıştay veya yargıtay kararına yani yüksek mahkeme kararına da ihtiyaç duyuyorum. Aradım ancak henüz bulamadım. şayet bu konuda emsal karar bulmama siz ve diğer forum dostlarımız yardımcı olabilirse çok mutlu olurum. Saygılarımla.

Üstadım mesajınızda belirtmiş olduğunuz sulh ceza mahkemesi kararları elinizdeyese benim o kararlara ihtiyacım var gönderirmisiniz?
E mail: hasan@necdetbudak.av.tr

Tel: 0549 350 35 01

Saygılarımla......
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Yıkım ve para cezasına ilişkin İlçe Belediye Encümen Kararı Avasmer Meslektaşların Soruları 34 16-09-2012 04:41
belediye encümen kararları av.tuğbabal Meslektaşların Soruları 4 26-05-2008 16:00
Ret Edilen ancak Tebliğ Edilmeyen İhtiyati Haciz Kararı Zamanaşımını Keser mi Ersin KUŞ Meslektaşların Soruları 2 21-06-2007 10:47
Belediye Encümen Kararı - Parselasyon Av.Selim HARTAVİ Meslektaşların Soruları 3 28-12-2006 22:40
Belediye Encümen Kararı AV.SERTANn Meslektaşların Soruları 0 13-06-2005 14:04


THS Sunucusu bu sayfayı 0,15514398 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.