Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Yalan yeminin davaya etkisi

Yanıt
Old 29-05-2008, 09:50   #1
Av. Rahşan KÜPELİ

 
Varsayılan Yalan yeminin davaya etkisi

Merhabalar,

ziynett alacağı ile ilgili davada davalı, yemin metnini aynen okuyor ve yeminini ediyor. Yeminden sonra hakim bir kaç soru daha sorduğunda davalı yemin altında sorulara cevap veriyor.
Ancak yalan söylediği ve yalan yere yemin ettiği bu noktada ortaya çıkıyor. Zira yalanını ortaya koyan, 10 yıl önce kollukta alınmış ifadesi mevcut.Davalı hakkında yalan yere yeminden suç duyurusunda bulunuldu.

Ziynet davasında soruşturma dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep etmeyi düşünüyorum. Karşı taraf ise yeminin kesin delil olduğunu ve davacının yemin ettiğini davanın reddi gerektiğini savunuyor.
Acaba böyle bir durumda ne olur?
İlgilenip, cevap verenlere şimdiden teşekkürler.

Saygılar
Old 01-06-2008, 16:51   #2
ışk

 
Varsayılan

bekletici mesele konusundaki düşünceniz kesinlikle doğru.Ceza koğuşturması sırasında Yalan yere yemin ettiği anlaşılıp mahkumiyet karraı veridiğinden bu karar bağlayıcı olacağından bekletici mesele yapılmasını talep etmelisiniz .
Yalan yere edildiği düşünülen bir yemin davayı sonuçlandırmaya elverişli bir usul işlemi olmaktan çıkar.
Old 02-06-2008, 08:07   #3
halit pamuk

 
Varsayılan

HUMK.m 349'da unutmamak lazım.
Madde 349 - Teklif olunan yemin eda edildikten sonra diğer tarafın, yeminin yalan yere olduğu hakkındaki davası esas davanın tehirini istilzam etmez.

Yani, Yalan yere yemin nedeniyle açılan ceza davası, bekletici mesele yapılmaz.

Ancak, Bekletici mesele yapılamasa bile, Ceza kesinleştiğinde yargılanmanın iadesi yoluna gidilebilir, diye düşünüyorum.
Old 02-06-2008, 17:44   #5
ışk

 
Varsayılan

Bahsedilen suç duyurusunu hakim mi yaptı?Hakimlik yaptı ise ki sorudan öyle anlaşılıyor o zaman Koray Bey' in bildirdiği kanun maddesi kapsamında kalınmadığını düşünebilir miyiz?
Old 02-06-2008, 18:08   #6
Av. Rahşan KÜPELİ

 
Varsayılan

Hayır hakim yapmadı. Ben yalan yemine ilişkin beyanda bulununca yazılı beyan için süre verdi. Bende haman suç duyurusunda bulundum.
Davalının yalan söylediğini kanıtlayan belge delillerimiz arasındaydı, dosyaya sunulmuştu. Yani yalan yemin dosya içeriğine göre de sabit.
Old 02-06-2008, 18:13   #7
avensis

 
Varsayılan

Davanin Bekletİcİ Mesele Yapilmasina Gerek OlmadiĞini DÜŞÜnÜyorum.sadece Yalan Yere Taniklik Yapan Kİmsenİn TanikliĞi Nazara Alinmaz VermİŞ OlduĞu Beyanlarin Yok Sayilmasi Gerekmektedİr. Cezaİ Boyutu Farkli Bİr Durumdur.
Old 02-06-2008, 18:16   #8
Av. Rahşan KÜPELİ

 
Varsayılan

Sayın avensis,
yalan yere yemin eden tanık değil, davalı ve yalan yere yemin ettiği resmi belge ile sabit.

saygılar
Old 02-06-2008, 18:45   #9
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan Katkı

T.C.
YARGITAY
İÇTİHADI BİRLEŞTİRME GENEL KURULU
E. 1940/19
K. 1941/12
T. 2.4.1941
• YALAN YERE YEMİN ETMEK ( Hukuk Mahkemelerinde - Ceza Hakimlerinin Yazılı Delil Arayıp Ona Göre Hüküm Vermeleri Gereği )
• YAZILI DELİLE GÖRE HÜKÜM VERME GEREĞİ ( Ceza Hakimlerinin - Hukuk Mahkemelerinde Yalan Yere Yemin Etmek )
765/m.287,509
1412/m.254
ÖZET : Yazılı belge ile kanıtlanması gereken işlerde hukuk mahkemelerinde yalan yere yemin etmekten sanık olan kimselerin ceza mahkemelerindeki duruşmalarında ceza hakimlerinin yazılı delil arayıp ona göre hüküm vermeleri gerekir.

DAVA : Hukuk davaların müddei veya müddealeyh sıfatını veya müddealeyh sıfatını haiz olduğu halde yalan yere yemin eden kimsenin Türk Ceza Kanunu'nun 287. maddesine tevfikan cezalandırılması için ceza mahkemesinde yapılacak duruşmasında ceza hakiminin bir nevi beyyine ile takavvüt edip etmiyeceği hakkında hususi ve sarih bir kayıt yoktur.

Gerçi Ceza Muhakeme Usulü Kanunu'nun 254. maddesinde, ( Mahkeme irad ve ikame edilen delilleri duruşmadan ve tahkikattan edineceği kanaata göre takdir eder. ) denilmiş ise de, bu ıtlak diğer suçlardan bariz hususiyetlerle farklı bulunan yalan yere yemin suçuna da şamil olmaması iktiza eder. Çünkü, Hukuk Davaları Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 287. maddesinde sırf intizamı amme mülahazasiyle, ( kanunun bir delil ile ispatını emreylediği hususların başka suretle ispat olunamıyacağı ) kat'iyetle ifade edilmiş ve yine hukuk usulünün 445. maddesinin altıncı bendinde, ( Mahkumunaleyhin yalan yere yemin ettiği ikrarı veya beyyinei tahririyle ile sabit olmuş olması ) diye yazılı bulunması da yalan yere yemin suçunun ancak ikrar veya beyyinei tahririyle ile ispat edilmesi lüzumuna işaret mahiyetinde bulunmuştur. Ceza Muhakemeleri Usulü'nün sakit bulunduğu hususlarda daha umumi bir usulü kanuni olan Hukuk Muhakemeleri Usulü'nün hükümlerine müracaat olunmak mutat bulunmasına göre Ceza Usulü Muhakemesi Kanunu'nun zikri geçen 254. maddesinin ıtlak ibaresi yalan yere yemin suçunun sübut sebeplerinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleriyle ceza hakimini takayyüt etmesini kabulde ehemmiyetli bir mahzur tasavvur olunamaz. Aksini iltizamda ise hukuk mahkemesinde kanunun emreylediği yazılı beyyineyi hukuki münasebetin teessüsünde ihmal eden bir tarafın hasmına yemin verdirdikten sonra ceza mahkemesine müracaatla şahit ikame etmek ve binnetice tazminat adı altında isteyeceği ( hakkı şahsi ile hasmımı mahkum ettirerek iadei muhakeme yolunu fiilen ref' ettirmek ve cezaya da çarptırmak iktidaı ve bu suretle nizamı amme için konulan bir müeyyideyi kıymetsi bir hale koymak fırsat ve salahiyeti bahşedilmiş, diğer taraftan da kanuni tahdidata riayet etmeyenlerin elinde yalan yere yemin suçunun bir tehdit vasıtası olarak kullanılmasına revaç verilmiş olur. Bundan başka iki mahkemenin kararları arasında taraflara müessir bir takım tezatların ve kanunların hükümleri arasında bazı ahenksizliklerin husulüne sebebiyet verilmiş olur. Hukuk mahkemesinde tekevvün eden ve diğer suçlara nazaran bir hususiyet arzeden bu suçun, meznunun ceza mahkemesindeki duruşmasında ceza hakiminin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yazılı tadilata tabi tutulmamasından doğacak mahzurlar daha mühim olduğundan bu husus da ceza hakiminin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yazılı tahdidata tabi tutulmamasından doğacak mahzurlar daha mühim olduğundan bu husus da ceza hakiminin Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun vazeylediği tahdidat ile mukayyet olmasını kabul ile derpiş edilen mahzurlara meydan bırakmamak icap eder.

SONUÇ : Binaenaleyh tahriri vesaikla ispatı lazım gelen meselede hukuk mahkemelerinde yalan yere yemin etmekle meznunualeyh olan kimselerin ceza mahkemelerindeki duruşmalarında ceza hakimlerinin Hukuk Davaları Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 287, 288. 289 ve 290. maddeleri hükümleriyle mukayyet olarak yazılı delil arayıp ona göre hüküm vermeleri lazım geleceğine 2.4.1941 gününde ekseriyeti sülüsan ile karar verildi.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
kat mülkiyeti yasasındaki değişikliğin derdest davaya etkisi mnokay Meslektaşların Soruları 6 16-04-2008 09:14
yalan tanıklık tuba Meslektaşların Soruları 1 05-03-2008 16:00
Yalan Tanıklık av.gzm Meslektaşların Soruları 3 17-09-2007 11:17
Yeminin Reddi/Kabulü ve Eda Edilmesi Emin Cihan UYSAL Medeni Usul, İcra ve İflas Hukuku Çalışma Grubu 1 14-07-2007 14:14


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04599595 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.