Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Kooperatif borcu- tasfiye edilmiş kooperatife açılmış tazminat davası

Yanıt
Old 27-05-2008, 21:50   #1
Av.Kemal

 
Dikkat Kooperatif borcu- tasfiye edilmiş kooperatife açılmış tazminat davası

sevgili meslektaşlarım;bu konuda açılmış bir çok soru var,çoğunu okudum,değerli bilgilerinizden istifade ettim ve teşekkürlerimi samimi olarak ifade edeiyorum.
ancak nevi şahsına münhasır aşağıdaki olay nedeniyle bir kez daha değerli yardımlarınıza ihtiyacım var-teşekkürlerimi iletirim.
--1998 yılında Koop.inşaatında iş kazası oluyor.işçi vefat ediyor.iş kazası SSK müfettişleri tarafından tahkik ediliyor.tutulan Tutanak ,SSK müfettişi ile o sırada Kooperatifin 3 Yönetim Kurulu Üyesinden İkisi tarafından imza ediliyor.
--Koop.2002 yılında tasfiyesi tamamlanarak Tic.Sicil kaydı kapanmış.Tapular üyelere dağıtılmış.(Not: Tasfiye memurları, iş kazası nedeniyle Tutanak tutulduğu tarihteki 3 Yön.Kurulu üyesidir aynı zamanda.)
--Koop.tasfiye edilmiş durumdayken: SSK tarafından (ölen işçinin haksahiplerine bağlanan gelirlerin tahsili için) kooperatifin kurumda kayıtlı adresinden yürüyerek ,Kooperatif aleyhine Rücu'an tazminat davası açılıyor ve dava 35 tebligat vs.yoluyla devam ederek ,koop. aleyhine tazminata hükmedilerek bitiyor.
--yine ayrıca 2.bir dava (tazminat değeri ve fark gelirler nedeniyle) daha 2005 yılında Koop.Tüzel kişiliği aleyhine dava açılıyor,aynı şekilde dava,Koop.aleyhine tazminata hükmedilerek bitiyor.
--ilk Mhk.kararı Koop.Tüzel Kiş.aleyhine ilamlı takibe konuluyor,bu aşamada Tic.Sicil mem.dan istenen belgelerden, Koop'in 2002 yılında tasfiye edildiği anlaşılıyor. Bu durumda:
--tasfiye memurları ve Tic.Sicil Mem. aleyhlerine Kooperatifin Tasfiyesinin İptali, İhya davası- Asliye Ticaret Mahkemesinde açılacak.
--tapu kayıtlarının iptali ile Koop. adına tescili yapılacak ( bunu tasfiye memurları re'senmi yapacak, yoksa Tapu İptal Tescil davası mı açılacaktır )
veya İhya davasında aynı zamanda bu da talep mi edilecektir.
-- Burada özellikle sizlere sorum,sizlerinde tahmin ettiği üzere: Açılmış olan ve karara çıkmış olan Tazminat davalarının (dava tarihinde tüzel kişiliği olmayan Koop.aleyhine açılan ) durumu ve bu karara dayalı açılan İlamlı İcra takibinin durumu ne olacaktır.
--: Yön.Kur.Üyelerinin Koop.'i tasfiye etmiş olmaları, İş kazasından haberleri olması nedeniyle usülsüz tasfiye olup tasfiyenin geçersiz olması neticesini doğururmu.
Olayın gelişiminden doğan sorunları düşünerek yardımınızı bekliyorum,ümit ediyorum.
sevgi ve saygılarımla
Old 28-05-2008, 22:40   #2
Av.Kemal

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Köktaş
T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2003/6314
K. 2004/1181
T. 12.2.2004
• KOOPERATİFİN SİCİLDEN TERKİNİNİN İPTALİ ( Kooperatiflerin Tasfiyesinde Tasfiye İşlemleri Ortaklarla Üçüncü Kişiler ve Kooperatif Arasında Hukuken Sona Ermedikçe Kooperatifin Sicilden Silinemeyeceği )
• TASFİYE ( Kooperatif Tüzel Kişiliğin Sona Ermesi İçin Tasfiye İşlemlerinin Eksiksiz Olarak Tamamlanması Gereği - Bu Nedenle Menfaati Olanlar Tüzel Kişiliğin İhyasını İsteme Hakkına Sahip Olduğu )
• TÜZEL KİŞİLİĞİN İHYASI ( Kooperatif Tüzel Kişiliğin Sona Ermesi İçin Tasfiye İşlemlerinin Eksiksiz Olarak Tamamlanması Gereği - Bu Nedenle Menfaati Olanlar Tüzel Kişiliğin İhyasını İsteme Hakkına Sahip Olduğu )
• HUSUMET ( Kooperatifin Sicilden Terkininin İptali - Tüzel Kişiliğin İhyası İçin Tasfiye Kurulu İle Ticaret Siciline Husumet Yöneltilerek Dava Açılması Gereği )
....................................Kooperatifin tüzel kişiliği, ticaret sicilinden silinmesi ile sona erer. Kooperatiflerin tasfiyesinde, tasfiye işlemleri ortaklarla üçüncü kişiler ve kooperatif arasında hukuken sona ermedikçe, kooperatifin sicilden silinmesi mümkün değildir. Bir başka ifadeyle, tüzel kişiliğin sona ermesi için, tasfiye işlemlerinin eksiksiz olarak tamamlanması gerekir. Bu nedenle, menfaati olanlar tüzel kişiliğin ihyasını isteme hakkına sahiptir. Tüzel kişiliğin ihyası için, tasfiye kurulu ile ticaret siciline husumet yöneltilerek dava açılması gerekir. ................
soruma cevap oluşabilmesi için yukarıdaki karar incelendiğinde ( mavi kısım) Kooperatifin tüzel kişiliğinin sona erdiği sırada açılmış ve karara bağlanmış olan her iki dava, '' Koop.Yön.Kur.Üyelerinin '' iş kazasını bilmelerine rağmen gerçekleştirdikleri tasfiyenin yok hükmünde olacağını düşünmek ve bunu hukuken iddia etmek mümkünmüdür, buna dayanarak, karara bağlanmış olan her iki davanın ( ve bu arada ilk karara dayanarak açılmış olan ve halen derdest olan icra takibinin ) kooperatife karşı hüküm ifade ettiği sonucuna varmak mümkünmüdür ?
-- Bir yardımcı husus daha ( kOOP.TASFİYE İŞLEMLERİNİN HUKUKEN TAMAMLANMAMASI UNSURUNA ESAS OLMAK ÜZERE DESTEKLEYİCİ HÜKÜMLER: :KOOP.TASFİYESİ İŞLEMLERİ ( HUKUK DOKTORU : ...............kooperatif alacaklıları ilan yolu ile alacaklarını bildirmeye çağrılır. kooperatif defter ve belgelerinden alacaklı oldukları anlaşılanlar ve ikametgahı bilinen kişiler taahhütlü mektupla; diğer alacaklılar ise ilan yoluyla alacaklarını bildirmeye davet edilir (TK.m.445/I ; KoopK.m.98). Ayrıca tasfiye memurları, ortakların borçları da dahil olmak üzere tüm kooperatif alacaklarını takip ve tahsil ederler.
Sahipleri bilinen ve herhangi bir ihtilafa konu olmayan muaccel kooperatif borçları ödenir. Müeccel (vadeli) veya ihtilaflı borçları karşılayacak tutarda bir para notere tevdi edilir (TK.m.445/III ; KoopK.m.98). Eğer alacaklılara yeterli güvence verilmiş veya tasfiye bakiyesinin bölüşülmesi alacakların ödenmesinden sonraya ertelenmiş ise tevdi zorunluluğu yoktur. Varlığı kesin olduğu halde sahibi başvurmayan alacakların notere tevdi edilmesi zorunludur (TK.m.445/II ; KoopK.m.98)..............)

-- birde bu yönden düşünerek yardımcı olacak ve görüşlerini paylaşacak arkadaşlarımıza teşekkürlerimi iletirim.
sevgiler..
Old 28-05-2008, 23:11   #3
Ekin EKŞİ YILMAZER

 
Varsayılan

ben ihya kurumunu hala anlamış değilim. ölmüş birşey diriltilemez zaten. bence adaletin geç işlemesinden dolayı idari tazminat yoluna başvurmak gerekir.Ben de hep bu konuyu merak etmişimdir. yanıtları izlicem.
Old 29-05-2008, 17:32   #4
Av. Nurten Kozan

 
Varsayılan

Sayın Meslektaşım;
Kooperatiflerin tasfiyesinde, kesin ve muaccel borçların yanısıra, vadesi gelmemiş ve ihtilaflı borçları dahi gözönüne alınarak paylarının ayrılması zorunludur. Ayrıca, tasfiye memurlarının öncelikli görevi "alacaklıların korunması" olarak belirlenmektedir. Buna göre olayınızda, kooperatifte bir iş kazası olmakla, buradan dolayı kooperatifin bir ihtilafa düşeceği açıktır. Kaza tutanağında imzası olan memurlar aynı zamanda tasfiye memuru olarak görev yapmalarına göre, bu durumu bilebilecek durumdadırlar. Kaldı ki, pek çok yargıtay kararında kooperatifin sicilden terkin edilmesini, tüzelkişiliğin sonlanmış olduğunun kabulü olarak kabul etmemekte ve MENFAATİ OLAN HERKESİN KOOPERATİFİN İHYASINI isteyebileceğini belirtmektedir. Buna göre olayınızda;
Kooperatifin eski adresine göre yapılan tebligatların usulsüz olduğunu düşünüyorum. Kooperatifin sicilden kaydı dava açıldığı zaman terkin edilmiş durumda olduğuna göre, davalar USULÜNE UYGUN ŞEKİLDE TARAF TEŞKİLİ SAĞLANMADAN yargılama yapılmış ve hüküm verilmiş demektir ki, bu durum yoklukla malullül sonucunu doğurur ve yargılamanın iadesi nedenidir. Bence burada; öncelikle taraf teşkilinin sağlanması için kooperatifin ihyasının istenmesi gerekir. kesinleşmiş hükümler HUMK 445/8 ve 450 maddelere göre; taraf teşkili sağlanmadan tesis edilen kararlar olduğu için öncelikle hükümlerin iptaliyle yargılamanın iadesi istenmek zorundadır. Aksi halde, mevcut duruma göre kooperatif sicilden terkin edilmiş durumda olduğuna göre, bu kararla herhangi bir icrai takibat yapılamayacaktır. taraf teşkilini sağlayabilmek için kooperatifin ihyası gerekir. Taraf teşkili sağlandıktan sonra hüküm tesis edilmelidir.
Diğer yandan, kooperatif ferdileşmeye geçerek ortaklarına tapularını vermiş olması burada çok önemli değil diye düşünüyorum. Çünkü; kooperatifin kendi mal varlığı ile alacağın tahsil edilememesi halinde, ortaklara gidilebilir. Bu durumda, yönetim kurulu üyeleri olan ortakların doğrudan sorumluluklarına gidilebilir diye düşünüyorum. Aşağıda ki karar örnekleri umarım yararlı olur.
İyi çalışmalar dilerim.

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU
Tarih: 27.1.1999 Esas: 1999/10-1 Karar: 1999/1

Tüzel Kişiliğin Sona Ermesi İçin Tasfiye İşleminin Eksiksiz Yerine Getirilmesi Gerektiği - Hataya Dayalı Şeklen Gerçekleştirilen Tasfiyenin Kaldırılabileceği


Özet:Uyuşmazlık, tasfiye ile kişiliği sona ermiş bulunan kooperatife, ihya yolu ile tasfiye kararı kaldırılarak, yeniden tüzel kişiliğin kazandırılıp kazandırılamayacağı noktasının belirlenmesinde toplanmaktadır. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işleminin eksiksiz olarak tamamlanması gerekir. Tasfiye işlemi tamamlanmadan tüzelkişi ticaret sicilinden silinse bile tüzel kişilik sona ermez. Somut olayda eksik kalan işlemler tasfiye kurulunca yürütülmektedir. Bir tüzelkişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi, borçlar hukukuna göre aynı zamada bir hukuki muamele olup, bu karar ve işlem bir hataya dayalı ise gerçek manada bir tasfiyeden bahsedilemez. Hataya veya kasda dayalı şeklen gerçekleşmiş bir tasfiyenin kaldırılabilmesi mümkündür. Dava, tüzelkişiliğin sona ermesi nedeniyle tasfiye memurları ve emanet komisyonu aleyhine açılmıştır. Tüzelkişi aleyhine açılması gereken davada husumetin temsilcide hata ile yanlış tevcih edildiği sonucuna varılarak mahkemece, tüzelkişiliğin ihyası için tasfiye memurları ve ticaret siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılabilmesi için mehil verilmesi gerekir. Dava açıldığı takdirde, alınacak sonuca göre bu davaya devam edebilme imkânı olduğu takdirde, tüzelkişiliğe tebligat yapılarak davaya devam edilmesi gerekir.




- 1086 sayılı HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU m.39,40
- 1163 sayılı KOOPERATİFLER KANUNU m.20,29,31,98



Taraflar arasındaki "rücuan tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Van Asliye 1. Hukuk (İş) Mahkemesi`nce davanın reddine dair verilen 6.2.1998 tarih ve 1997/320, 1998/8 sayılı kararın incelenmesi, davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi`nin 30.4.1998 tarih ve 1998/3053-3217 sayılı ilamı ile; (... Zararlandırıcı sigorta olayı 18.11.1991 tarihinde sınırlı sorumlu B. Yapı Kooperatifi işyerinde meydana gelmiş; ancak dava tarihinde kooperatifin tüzel kişiliğinin sona ermiş olması sebebiyle red edilen davadan sonra bu defa husumet tasfiye kurulu üyelerine tevcih edilmek suretiyle dava açılmıştır. Mahkeme tüm kooperatif üyelerinin davaya dahil edilmeleri için verilen (önelin) mehilin davacı tarafça yerine getirilmediği, oysa bu tür davalarda üyelerin tamamının davalı saflarında gösterilmesi gerektiği, bu nedenle de işin esasına girilemeyeceği gerekçesiyle, tasfiye ile görevli bir kısım üyeler aleyhine açılan davanın reddine karar vermiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, kooperatifin 29.12.1993 tarihinde tasfiyeye uğradığı, ticaret sicilindeki kaydının da terkin edildiği, böylece tüzel kişiliğinin de ortadan kalktığı görülmekte ise de, tüzel kişiliğin hukuken sona erdiğinin kabul edilebilmesi için tasfiye işleminin eksiksiz olarak tamamlanması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri tümüyle tamamlanmamış ve tasfiyede kimi işlemler eksik kalmışsa, bu bağlamda ticaret sicilindeki kayıt silinmiş olsa bile, tasfiyenin gerçekleştiğinden ve kooperatif tüzel kişiliğinin sona erdiğinden söz edilemez.
Müşahhas olayda ise kooperatifin eksik kalan işlerinin, davalı tasfiye kurulunca emanet usûlüyle yürütülmekte olduğu, bu nedenle tasfiyenin de henüz tam olarak gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.
Öte yandan ticaret ortaklıkları gibi kooperatifin de bir tüzel kişiliği olduğu kabul edildiğine göre, esasen sorumluluğunun sınırlı olduğunda çekişme bulunmayan, kooperatifin borcundan dolayı ortaklarının bireysel olarak sorumlu tutulamayacağı ve sorumluluğun kooperatif tüzel kişiliğine ait olduğu gerçeği de yadsınamaz.
Bu durumda kooperatif tüzel kişiliğinin yeniden ihya edilmesi, ihya için ise tasfiye kurulu ile ticaret siciline husumet tevcihi zorunludur.
Dava sadece tasfiye kurulu üyeleri aleyhine açılmış olmasına göre, mahkemece yapılacak iş; husumetin ayrıca ticaret sicili memurluğuna da yöneltilmesi sağlanarak kooperatifin yeniden ihyası halinde işin esasına girilerek yapılacak yargılama sonucunda kooperatif tüzel kişiliğinin, kusuruna göre sorumlu tutulmasından ibarettir.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözardı edilerek eksik soruşturma ile yazılı biçimde davanın husumet yönünden red edilmesi usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde davacı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili.
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulu`nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
1- Davacı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bentte gösterilen bozma sebebi dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davadaki uyuşmazlık davacı SSK`nin S. S. B. Konut Yapı Kooperatifi`nin tüzel kişiliğinin devam ettiği sırada bir işçinin iş kazası sebebiyle ölümü sonucu, ölenin hak sahiplerine ödenen tazminatın 506 Sayılı Yasa`nın 26. maddesi hükmü gereğince davalılara rücuundan kaynaklanmaktadır. Ne var ki davada asıl sorumlu olması gereken, anılan tüzel kişiliğinin bu davadan önce 27.3.1995 tarihinde Ticaret Sicili Kooperatif gazetesinde ilan edilmek suretiyle son bulduğu anlaşılmaktadır. O nedenle de dava kooperatifin tüzel kişiliği aleyhine açılamamış, tasfiye ve emanet komisyonu üyeleri olan davalılar aleyhine şahsen açılmış bulunmaktadır.
Özel Daire ile mahkeme arasındaki çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, tasfiye ile kişiliği sona ermiş bulunan kooperatife, -ihya yolu ile tasfiye kararı kaldırılarak- yeniden tüzel kişiliğinin kazandırılıp kazandırılamayacağı noktasının belirlenmesinde toplanmaktadır. Hemen belirtelim ki 1163 Sayılı Kooperatifler Yasası`nın 28. maddesi hükmüne göre, kooperatif alacaklarına karşı öncelikle kooperatif tüzel kişiliği sorumludur. Kooperatifin mal varlığı bu borcu karşılayamadığı takdirde ortaklara ancak aynı yasanın 29 ve 20 ve 31. madde koşullarının oluşması halinde başvurulabilir.
Bir tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi, borçlar hukukuna göre aynı zamanda bir hukuki muamele olup, bu karar ve işlem bir hataya dayalı ise gerçek anlamda bir tasfiye işleminden söz edilemez. Hataya veya kasda dayalı şeklen gerçekleşmiş bir tasfiyenin kaldırılmasının gerek o işlemi gerçekleştirenlerce, gerekse bundan zarar görenlerce istenebilmesi, borçlar hukukunun temel kurallarından biridir. Buna yönelik bir düzenleme ne 1163 Sayılı Yasa`da, ne de anılan yasanın 98. maddesi hükmü yollaması ile Türk Ticaret Kanunu`nun anonim şirketlere ilişkin hükümlerinde bulunmamaktadır. O nedenle TTK`nin 1. maddesi yollaması ile Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde hataya dayalı bir hukuki işlemin düzeltilmesine imkân tanınması kaçınılmazdır. Nitekim, aynı sonuca bu tür uyuşmazlıkların çözümlenmesinde görevli olan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi`nce varıldığı gibi (Y. 11. HD.`nin 15.3.1993 tarih ve 1993/555-1765 sayılı kararı) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu`nca da aynı görüş benimsenmiştir (YHGK`nin 17.9.1997 tarih ve 1997/11-441-649 sayılı kararı).
Görülmekte olan dava, kooperatifin tüzel kişiliğinin sona ermesi sebebiyle tasfiye ve emanet komisyonu üyesi olan davalılar aleyhine açıldığına göre, tüzel kişiliğin aleyhine açılması gereken davada husumetin temsilcide hata ile yanlış tevcih edildiği sonucuna varılarak mahkemece, tüzel kişiliği sona eren kooperatifin tüzel kişiliğinin sona ermesine ilişkin kararının kaldırılarak, ihyası için tasfiye memurları ile ticaret siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa HUMK`nin 39 ve 40. maddeleri hükümleri uyarınca uygun bir önel verilmesi ve bu dava açıldığı takdirde, alınacak sonuca göre bu davaya devam edebilme imkânı olduğu takdirde tüzel kişiliğe tebligat yapılarak davaya devam edilmesi gerekir.
O halde, ilke olarak benimsenen Özel Daire`nin bozma kararına uyularak, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda mahkemece işlem yapılması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usûl ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı HUMK`nin 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 27.1.1999 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.
Karşı Oy Yazısı
Kooperatifler Kanunu`nun 82. maddesi uyarınca kooperatifin intisahı ilan edilmiş tasfiye tamamlanmıştır. MK 50 ve 51. maddesi uyarınca şahsiyet sona ermiştir. Kooperatifler Kanunu`nun 27 ve müteakip maddeleri çerçevesinde bundan böyle ortakların sorumluluğundan söz edilebilir. Ölü kişi gibi dağılan hükmü şahıs aleyhine dava açılamaz, açılmışsa dinlenemez. 4.5.1978 tarihli 4/5 sayılı (İçtihadı Birleştirme Kararı mahkemenin red kararı doğrudur) karar onanmalıdır.
Tahir Alp - 2. Hukuk D. Başkanı

Karşı Oy Yazısı
Davada belirtilen kooperatif, sınırlı sorumludur. Kooperatif tüzel kişiliği son bulduğuna göre ortaklara haksız (sebepsiz) iktisap kuralları uyarınca başvurulabilir. Bu bakımdan usûl yönünden davanın reddine karar verilmesi doğrudur. Yerel mahkeme kararının onanması gerektiği görüşündeyim.
Erbay Taylan - 19. Hukuk D. Üyesi




Yargı Dünyası, 2008
http://www.yargidunyasi.com.tr/


YARGITAY HUKUK GENEL KURULU
Tarih: 17.9.1997 Esas: 1997/11-441 Karar: 1997/649

Ticaret Sicilindeki Kaydın Silinmesinin Kooperatif Tüzel Kişiliğini Sona Erdirmeyeceği - Ortakların Kooperatif Borçlarından Sorumluluğu


Özet:Kooperatif mamelekiyle sorumludur. Kooperatifin sorumlu olduğu hususlarda ortaklara gidilebilmesi için, kooperatifin tasfiye edilmiş, sicilden silinmiş olması yeterli değildir. Kooperatif ortaklarına gidilebilmesi için, koo-peratif aleyhine takip yapılmış ve sonuç alınamamış olması gerekir. Tasfiye memurları alacaklıların haklarını korumakla yükümlüdür. Borçlu kooperatifin sicilden kaydının silinmesi tüzelkişiliği sona erdirmez. Bu nedenle alacaklı vekiline süre verilerek, tasfiye işlemleri ve ortaklarla ilişkileri tam olarak sona ermediği için, tüzelkişiliğin yeniden ihyası hakkında tasfiye kurulu ile ticaret sicili memurluğuna husumet tevcihi suretiyle, dava açmasının sağlanması, dava açıldığında sonucunun beklenmesi gerekir.




- 1163 sayılı KOOPERATİFLER KANUNU m.28,29,30
- 6762 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m.179,224,445



Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bolu Asliye 1. Hukuk Mahkemesi`nce davanın husumet yönünden reddine dair verilen 19.9.1995 tarih ve 1994/1323 E., 1995/675 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi`nin 9.6.1996 tarih ve 1996/2687-3274 sayılı ilamı ile; (... Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı kooperatif üyeliğinden haksız yere çıkarılmalarına dair yönetim kurulu kararının Yargıtay aşamasından geçerek kesinleşen dava sonunda iptal edilmesine rağmen, ortaklık hakları olan Dairelerin verilmediğini ileri sürerek, müvekkilleri adına birer Dairenin verilmesinin sağlanmasını, bu mümkün olmaz ise her bir müvekkili için 300.000.000 TL`nin 26.12.1995 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili müvekkilinin kooperatif başkanı olmadığını, kooperatifin 8.3.1993 tarihle tasfiye edildiğini, zamanaşımının dolduğunu ve davacıların yükümlülüklerini yerine getirmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, dava tarihinde ortada tüzel kişiliğe haiz bir kooperatif bulunmadığından, davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
Davalı kooperatif dava tarihinden önce sicilden terkin edildiğine göre, mahkemece; tüzel kişiliği sona ermiş kooperatif aleyhine açılan davada, usûlünce taraf teşkilinin sağlanabilmesi için sicildeki kaydı ihya etmek amacıyla terkin kaydının kaldırılması konusunda dava açmak üzere davacı tarafa münasip bir önel verilmesi sonucu, Dairesinde tüzel kişiliğin canlandırılması ve taraf teşkilinin sağlanması halinde işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalının tüzel kişiliğinin bulunmadığından bahisle davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi doğru olmadığından, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacılar vekili.
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulu`nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, kooperatif üyeliğinden ihraç edilen ortağın, ihraç kararının iptali üzerine, kooperatiften Daire verilmesi, olmadığı takdirde 600.000.000 TL`nin tahsili istemine ilişkindir.
Davacıların 15.7.1985 tarihinde davalı kooperatif yönetim kurulu kararı ile ortak oldukları, parasal yükümlülüklerini yerine getirmedikleri gerekçesiyle 3.10.1989 tarihinde ihraç edildikleri, ihraç kararının iptali istemiyle 5.12.1990 tarihinde dava açıldığı, ihraç kararının iptaline karar verilip kararının 19.5.1994 tarihinde kesinleştiği, iş bu davanın da 16.11.1994 tarihinde açıldığı, davalı kooperatifin amacı gerçekleştiği gerekçesiyle tasfiye edilip 8.3.1993 tarihinde Ticaret Sicili`nden silindiği hususunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, tasfiye edilip Ticaret Sicili`nden silinen kooperatifin davada husumet ehliyetine sahip olup olmadığı ve bu durumda bulunan kooperatifin ihyasının mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu`nun 1. maddesinde, kooperatifin tanımı yapılmış, 3. maddesinde kooperatifin kuruluşu hükme bağlanmış, 16/son maddesi ile ortaklıktan çıkarma kararı kesinleşinceye kadar ortaklık hak ve yükümlülüklerinin devam edeceği, 28. maddede kooperatifin sorumluluğu, 29. maddede sınırsız, 30. maddede sınırlı sorumluluğu, 31. maddesinde de ek ödeme yükümlülüğü hükme bağlanmıştır.
Öncelikle, belirtelim ki davacıların ihracı ile ilgili karar iptal edildiğine göre, davacıların kooperatifin ortakları olup, 1163 sayılı kanunun 16/son maddesine göre hak ve yükümlülükleri devam etmektedir. Hal böyle olunca, kooperatifin amacının gerçekleştiğinden söz edilemez. O nedenle tasfiyenin sona ermediğinde kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır. Kooperatifin Ticaret Sicili`nden silinmesi işlemi, kurucu değil, açıklayıcı nitelik taşır. Diğer bir anlatımla ancak gerçek durumu yansıttığı ölçüde hüküm doğurur.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu`nun 28. maddesine göre kooperatif mamelekiyle sorumludur. Kooperatifin sorumlu olduğu hususlarda ortaklara gidilebilmesi için, kooperatifin tasfiye edilmiş, sicilden silinmiş olması yeterli değildir. Kooperatifler Kanunu`nda TTK 179. maddesinden farklı bir hüküm getirilmiştir. Ancak, kooperatif aleyhine gerekli takibat yapılır, sonuç alınamaz ise sorumluluk durumlarına göre, ortaklara müracaat edilebilir. 1163 sayılı kanunun 98. maddesi delaletiyle TTK`nin 224 ve 445 maddeleri uyarınca tasfiye memurları alacaklıların haklarını korumak zorundadırlar. Borçlu Kooperatifin Ticaret Sicili`nden silinmesi tüzel kişiliğini sona erdirmez, bu nedenle davacı vekiline uygun süre verilerek, tasfiye işlemleri ve ortaklarla ilişkileri tam olarak sona ermediği için, kooperatif tüzel kişiliğinin yeniden ihyası hakkında tasfiye kurulu il ticaret sicili memurluğuna husumet tevcihi suretiyle, dava açmasının sağlanması, dava açıldığı takdirde bu davanın sonucunun beklenmesi kooperatifin yeniden ihyası halinde, Hukuk Genel Kurulu`nca da benimsenen Özel Daire bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eski kararda direnilmesi doğru değildir. O halde, usûl ve yasaya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK`nin 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 17.9.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Old 29-05-2008, 18:36   #5
Ekin EKŞİ YILMAZER

 
Varsayılan

ben ise sona eren bir kooperatifin resmi miras hükümlerine göre üyelerine tasfiye edildiğini düşünüyorum.eğer kooperatiften bir alacağınız var ise külli ve cüzi haleflik prensiplerine göre mirasçılar dediğimiz kooperatif mallarını resmen devralanlara karşı dava açmanız gerektiğini düşünüyordum. Ancak ihya yolu mirasçı dediğimiz kooperatifin resmi alıcılarına tek tek dava açmayı önleyen yargıtay içtihatı ile kurulmuş bir tüzel kilik oluyor(mahiyet itibari ile).aslında resmi tereke veya iflasta iflas idaresi dediğimiz kurum. bunun da süresine dikkat etmek gerekiyor.her zaman açabileceğiniz bir dava olmasa gerek
Old 30-05-2008, 09:37   #6
Av. Nurten Kozan

 
Varsayılan

Sevgili Ekin;
Medeni hukukta miras hukuku ile, kooperatifin tasfiyesini benzeştirmen, halefiyet yönünden bakarak benziyor gibi görünsede, temel prensip ve ilkeleri, dayandıkları hukuk mantığı ve normatif yapı tamamen farklı. Ortağın tasfiyede ortaklık payı almasını, miras hükümleriyle çözemezsin. Kaldı ki, ferdileşmeye geçme kooperatiflerde tüzel kişiliği sonlandıran bir eylem değildir. Diğer taraftan en önemli konuda; İhyayı tüzel kişiliği tekrar diriltme olarak yorumlamamalısın. burada tüzel kişiliğin tasfiyesi için yapılan işlemlerin gereği gibi yaplımadığının tespiti yapılıyor.Yoksa hukuki açıdan eksiksiz olarak tamamlanmış, tüm alacak ve borçlar tasfiye edilmiş ise artık o tüzel kişiligi ihya ile diriltmek olası değildir. Miras hukuku ile benzetirsek, gaiplik düzenlemelerini benzetebiliriz
Unutma ki, miras hukukunda tereke bir bütündür tüm aktif ve pasifleriyle. Mirası kabul eden mirasçı, terekenin borçlarından sadece terekenin aktifiyle sorumlu olmaz, mirası kabul ettiği an, aktifinden fazla, pasifi olsa bile kül halinde geçer tüm pasif terekeyi kabul eden mirasçıya yüklenir ve artık onun borcudur. Ama kooperatiflerde, kooperatif mamelekiyle sorumludur, ortaklar ise sadece koydukları veya koymayı taahhüt ettikleri sermaye payıyla sorumludur (sınırlı sorumluluk). Bu konuyu halefiyetten yola çıkarak, miras hükümleriyle çözmeye çalışırsan,sınırlı sorumluluk ortadan kalkar. Kaldı ki, kooperatiflerde tüzel kişiliği temsil eden yöneticilerin şahsi sorumluluklarını da ortadan kaldırmış olursun. Kooperatifin hiç bir mal varlığı tespit edilimediği durumlarda, ortakların sorumluluğuna ve öncelikle yönetici ortakların sorumluluğuna elbetteki gidilebilmektedir.
Bu arada, buraya konu ile ilgili bir örnek karar daha ekliyorum.
İyi çalışmalar, kolaylıklar dilerim.


YARGITAY 10.HUKUK DAİRESİ
Tarih: 11.10.2004 Esas: 2004/6230 Karar: 2004/8769

Tasfiye İşlemleri Eksiksiz Tamamlanmamış İse Sicilinden Terkin Edilse Bile Kooperatif Tüzel Kişiliğinin Hukuken Sona Erdiği Kabul Edilemez


Özetava, iş kazası sonucu oluşan kurum zararının rücuan tahsili talebine ilişkindir. Davalı kooperatif tasfiye edilerek ticaret sicilinden terkin edilmiştir. Tüzel kişiliğin hukuken sona erebilmesi için tasfiye işleminin eksiksiz tamamlanmış olması gerekir. Tasfiye işlemlerinde eksiklik varsa ticaret sicilinden terkin edilse bile tüzel kişiliğin sona erdiği kabul edilemez. Bu durumda tüzel kişiliğin ihyası için davacıya mehil verilmelidir.




- 506 sayılı SOSYAL SİGORTALAR KANUNU m.26
- 1086 sayılı HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU m.38,39



Davacı, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler ile yapılan harcama ve ödemeler nedeniyle uğranılan kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hükmün, davacı ve davalılardan Mustafa ile Metin`in avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H.K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, 24.09.1992 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden sigortalı işçi Mehmet`in hak sahiplerine kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının davalılardan rücuan tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Yasanın 26. maddesidir
Tüzel kişiliği olan davalı S.S. Yapı Kooperatifi`nin tasfiye edildiği ve ticaret sicilindeki kaydının terkin edildiği anlaşılmaktadır. Tüzel kişilik ticaret sicilindeki kaydının terkini ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona erdiğinin hukuk açısından kabul edilebilmesi için tasfiye işleminin eksiksiz tamamlanmış olması gerekir. Eğer tasfiye işlemleri gerçek olarak tamamlanmamış ve tasfiyede gereken hususlar eksik bırakılmışsa tüzel kişilik ticaret sicilinden terkin edilse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinden söz edilemez. Bu itibarla davacı kurum vekiline uygun süre verilerek tüzel kişiliğinin yeniden ihyası hakkında dava açmasının sağlanması ve dava açıldığı taktirde bu davanın sonucunun beklenmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.10.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 15.HUKUK DAİRESİ
Tarih: 30.5.2006 Esas: 2006/422 Karar: 2006/3181

Tasarrufun İptali - Kesinleşmiş Borçlarını Ödemeden Ferdileştirme ile Ortaklarına Tapu Devreden Kooperatif İşlemi İptale Tabi Bir Tasarruftur


Özet:Davacı, davalı kooperatif aleyhine icra takibi yaptığını, kooperatifin tek malvarlığı olan taşınmazını ferdileştirmeye geçerek kooperatif ortaklarına dağıttığını iddia ederek tasarrufun iptali talebinde bulunmuştur. Davalı kooperatifin hükmi şahsiyeti devam etmekte ise de davacıya olan kesinleşmiş borçlarını ödemeden ortaklarına tapuda devir yapması ve borcunu ödememesi iyi niyetli bir davranış olarak kabul edilemez. Kooperatif ortakları da kooperatifin borçlarını bilmesi gereken kişilerdir. Bu durumda borçlu kooperatifin ortaklarına yaptığı tasarrufun iptali gerekir.



- 2004 sayılı İCRA İFLAS KANUNU m.277,280




Hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kâğıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar
Dava, İİK`nun 277 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan tasarrufun iptâli istemine ilişkindir.
Davacı, davalı kooperatiften olan alacağının tahsili için icra takibi yaptığını, davalı kooperatifin tek malvarlığı olan 3 pafta, 237 parselde bulunan taşınmazını ferdileşmeye geçerek ortaklarına dağıttığını iddia ederek, yapılan tasarrufun iptâlini istemiş, mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
İİK`nun 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilir hükmü getirilmiştir.
Davalı kooperatifin hükmü şahsiyeti devam etmekte ise de, davacıya olan kesinleşmiş borcunu ödemeden ortaklarına tapuda devir yapması ve borcunu ödememesi iyi niyetli bir davranış olarak kabul edilemez. Davalılar kooperatif ortakları olup borcun varlığını bilmesi gereken kişilerdir. O halde borçlu kooperatifin bu kişilere yapmış olduğu tasarruf İİK`nun 280. maddesi gereğince iptâle tabidir.
Kooperatif üyelerinden M. kendisine devri yapılan taşınmazı 21.01.2003 tarihinde davalı K`ya devrettiği, ancak M`nin davalı olarak gösterilmediği anlaşılmaktadır. İİK`nun 282. maddesi gereğince iptâl davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan kimseler yanında kötü niyetli üçüncü kişiler aleyhine açılır. Doğrudan doğruya borçludan değil de, borçlunun sattığı şahıstan mal iktisap edenler hakkında iptal kararı verilebilmesi, ancak kötü niyetli olduklarının kanıtlanması halinde mümkündür. Kötü niyetten maksat borçlunun durumunun satın alan tarafından bilinmesi veya bilinebilecek durumda olmasıdır. Kötü niyeti kanıtlama yükümlülüğü ise davacı alacaklıya düşer. Kötü niyetin kanıtlanamaması halinde dava bedele dönüşür.
O halde davalı K`ya satış yapan M`ye dava dilekçesi tebliğ edilmek suretiyle davaya katılması sağlanmalı, K`nın da iyi niyetli olup olmadığı araştırılarak dava sonuçlandırılmalıdır.
Mahkemece yerinde olmayan gerekçelerle haklarında davadan feragat edilmeyen davalılarla ilgili davanın da reddedilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerden dolayı kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 30.05.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.



Yargı Dünyası, 2008
http://www.yargidunyasi.com.tr
Old 30-05-2008, 13:07   #7
Av.Kemal

 
Varsayılan kooperati borcu- kooperatifin tasfiyesi

değerli meslektaşım Nurten Kozan,size ve kooperatifler hakkındaki forumlarda sundukları bilgi ve belgelerden istifade ettiğim diğer meslektaşlarıma öncelikle teşekkür ederim.
--burada son bir soru aklıma takılıyor,görüşlerinizi paylaşırsanız sevinirim:
--1998 tarihli iş kazasında Koop.yöneticisi A (Tüz.kişilik mevcut )
--1999- 2002 (tasfiye tarihine kadar süre ) yeni yöneticiler: B-C- D ,
--Koop.'i tasfiye edenlerde B- C -D ( 2002 yılında)
--iş kazası olayı hepsi tarafından bilinen bir olay olduğu gibi, B-C-D yöneticiliği zamanında SSK müfettişlerince olay tahkiki yapılıyor ve Tutanak tutuluyor (B ve C yöneticileri bunu imzalıyor.) yine zarardan-olaydan bilgileri var.
--bunlara rağmen B-C-D nin tasfiyeyi yapmaları, sizinde eklediğiniz kararlara göre,'' tasfiyenin tüm yönleriyle gerçekleştirilmemesi nedeniyle tüzel kişiliğin sona ermemiş sayılacağı '' gerekçesini dikkate alırsak;Koop.Tüzel Kişiliği İHYA edildiği takdirde;
1) Usülsüz tasfiyeden sonra açılmış olan iki adet tazminat davasının ve
2) ilk davaya dayalı ilamlı icra takibinin hukuki geçerliliği - geçerli bir dava ve takip oldukları düşünülebilirmi ?
sevgi ve saygılar
Old 30-05-2008, 13:28   #8
Av. Nurten Kozan

 
Varsayılan

Sayın meslektaşım;
Bence, kooperatif yöneticileri tüzel kişilik devam ederken meydana gelen iş kazasını bildiklerine göre, kooperatifinde bu olayı ve bundan dolayı borç oluşacağını bilmeleri zorunludur.Dolayısıyla tüm yöneticiler ve hatta tüm ortaklar yönünden bilindiği kabul edilmek durumundadır. Çünkü, kooperatifler her yıl düzenli genel kurul yapmak zorunda ve bu genel kurullara katılmak ortaklar yönünden sadece bir hak değil aynı zamanda görevdir. Bu itibarla, genel kurulda kooperatif ortaklarınında kooperatife ilişkin tüm olaylardan, borçlardan, alacaklardan bilgilenmesi esastır. Olay bir bütün olarak değerlendirildiğinde, kooperatife ait tasfiyenin usulsüz olduğunun kabulü zorunludur diye düşünüyorum.
Açılan ve hükme bağlanan davalar yönünden ise;
HUMK da davanın incelenebilir olması için taraf teşkili zorunludur. Oysa olayda, dava açıldığı tarihte kooperatif sicilden terkin edilmiş yani tesfiye edilmiş. Tasfiye usulsüzde olsa, şeklen mevcut. Davanın görülebilir olması için, önce kooperatifin ihya edilmesi gerekirdi. Bu yapılmayarak, yargılamaya devam olunmuş olduğuna göre, mevcut yargılama ve hüküm HUMK 445/8 de düzenlenen, "tarafın yada yetkili temsilcisinin olmadan" yargılama yapılmış olmaktadır ki, hiç bir şarta ve süreye tabii olmadan HUMK 450 ye göre direk hükmün iptali ve yargılamanın iadesi nedenidir. Bu nedenle bu kararların ve icra takibinin geçerli olmayacağını düşünüyorum. Bu aşamada, kooperatif sicilden terkin edilmiş olduğuna göre, icra takibine devam edebilmek için öncelikle kooperatifin ihyasını talep edeceksiniz. Ancak, ihya ile birlikte, yargılama taraf teşkili sağlanmadın yapılmış olması nedeniyle yargılamının iadesiyle karşılaşır diye düşünüyorum.
Kolaylıklar dilerim
Old 22-02-2013, 09:49   #9
hülya er

 
Varsayılan

Ayrı başlık halinde de açmıştım ama bu başlık altında tam olarak benim takıldığım noktaya gelindiğinde konu kapanmış.

Kooperatif hakkında açılan ihya davası kabul edilerek ihyasına karar verildi.

İhya edilmeden önceki tasfiye memurunun görevi, şirketin ihyası ile sona erer diye biliyorum.

Ancak ihya edilen (yeniden canlanan)kooperatif hakkında devam eden davada tasfiye memuruna da duruşma günü tebliğ edilmiştir.

1) Tasfiye memuru vekili olarak dosyaya tasfiye memurunun, şirketin ihyası ile birlikte görevinin sona erdiğine dair bir dilekçe vermem yeterli olur mu?

2)Şirketin ihyası sonucu şirketi yeniden ticaret siciline kaydetme görevi kimdedir?

Teşekkürler.
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
tasfiye edilmiş şirkete karşı takip ve haciz yapılabilir mi? Av.Y.Selim ÜSTÜN Meslektaşların Soruları 2 03-10-2009 11:15
Kooperatif Üyeliğinin Tespiti/ Üyelik Devrinin Kooperatife Bildirilmemesi lawyeresen Meslektaşların Soruları 7 07-04-2008 13:50
Kooperatif üyeliğinden ihraç kararı ipal edilmiş ama... Av.Mesut AVCI Meslektaşların Soruları 1 10-01-2008 21:06
kooperatif ortaklarının kooperatife icra takibi avyusuf Meslektaşların Soruları 0 09-10-2007 14:40
kooperatif tüzel kişiliğine karşı alacak davası, kooperatifin sorumluluğu ve tasfiye seanlee Meslektaşların Soruları 1 10-06-2007 21:59


THS Sunucusu bu sayfayı 0,11201811 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.