Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

miras paylaşım sözleşmesi

Yanıt
Old 17-09-2007, 15:29   #1
Av. Ş. Sevi

 
Varsayılan miras paylaşım sözleşmesi

Sayın meslektaşlarım, soracağım soruyla ilgili pek çok konu başlığı var, ancak tam olarak cevabı veren bir yazı bulabilmiş değilim. 4 mirasçı muristen kalan 3 evi kendi aralarında imzaladıkları rızaen taksim sözleşmesiyle 3'ü arasında paylaştırılmasına karar vermişler. Bu rızai taksim sözleşmesine dayanarak tapuda evleri kendi üzerlerine geçirebilirler veya satabilirler mi? Bunun için yapmaları gereken bir prosedür var mı? Bazı yazılarda hakim kararı gerekir gibi birşeyler okudum ve tereddüte düştüm, yardımcı olursanız çok sevinirim.
Old 17-09-2007, 23:46   #2
Av.Ergün Vardar

 
Varsayılan

Öncelikle tüm mirasçıların miras taksim sözleşmesine katılmaları gerekir.Yazılı miras taksim sözleşmesi şekil şartı için yeterlidir.
Old 18-09-2007, 09:30   #3
Arif Aydın

 
Varsayılan

MİRASIN TAKSİMİ

a) Açıklama ve İstenen Belgeler
Tapu Sicil Tüzüğünün 21/c maddesine göre, "Miras taksimi noter tarafından yapılmış ise sözleşme; mirasçılar arasında yazılı olarak yapılmış olup da, mirasçıların imzaları noterce onaylanmamış ise tüm mirasçıların; imzaların bir kısmı onaylanmış ise imzaları onaylanmamış olanların başvuruları gerekir."
Miras iştirak halinde mülkiyet olarak mirasçılara intikal eder. İşte, iştirak halini ortadan kaldıran sebeplerden biri de taksimdir. Ortaklar böylece müşterek mülkiyete geçmeden müstakil mülkiyete geçerler.
Medeni Kanunun 676. maddesine göre "Yasal mirasçılar, gerek kendi aralarında, gerek atanmış mirasçılarla birlikte mirası aynı kurallara göre paylaşırlar.
Aksine düzenleme olmadıkça mirasçılar, paylaşmanın nasıl yapılacağını serbestçe kararlaştırırlar...”
Medeni Kanunun 676. Maddesinin 2. ve 3. Fıkraları ise şöyledir: “Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler.
Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.”
Medeni Kanunun bu maddesi, mirasçılar arasındaki taksim sözleşmesinin yazılı olmasını yeterli saymış, taksimin geçerli ve tapu siciline tescili için, ilgili tapu sicil müdürlüğünde, ayrıca resmi senet düzenlenmesini aramamıştır.
Ancak, Medeni Kanunun 676. maddesinde öngörülen bu taksim şekli mirasçılar için (intikal yapılmış olsun veya olmasın iştirak halinde mülkiyet için) öngörülmüştür. İştirak hali başka bir sebepten (ör./ adi şirket, mal ortaklığı, aile şirketi emvali gibi) doğuyorsa veya müşterek mülkiyete geçilerek paylar belirlenmişse artık 676. maddenin öngördüğü şekilde taksim sözleşmesinin adi yazılı olması yeterli değildir. Tapu Kanununun 26. maddesi gereği resmi senet düzenlenmesi gerekir.
Şunu da belirtelim ki, miras taksimlerinde adi yazılı şeklin yeterli olması, noterlerin veya tapu sicil müdürlüklerinin bu sözleşmeyi düzenleyemeyeceği anlamına gelmez.
Nitekim, Tüzüğün 21/c maddesinde; miras taksim sözleşmesinin;
1) Noter tarafından yapılabileceği,
2) Adi yazılı olarak mirasçılar arasında yapılabileceği belirtilmiştir.
Bunlarla beraber, bir mülkiyet nakli söz konusu olduğu için Tapu Kanununun 26. maddesi gereği tapu sicil müdürlüğü de miras taksim sözleşmesini resmi senet şeklinde düzenleyebilir. Bunun için tüm mirasçıların tapu sicil müdürlüğünden istemde bulunmaları gerekmektedir. Ancak noterce veya mirasçılar arasında yapılmış bir sözleşme ibraz edilirse, artık resmi senet düzenlenmesine gerek yoktur. Tescil istem belgesi düzenlenmesi yeterlidir.
Miras payı temlikine ilişkin sözleşmeler gibi miras taksimi sözleşmelerinin de terekeye dahil bütün taşınmaz malları kapsaması gerekmez (TKGM. 1985 T. 1478 sy. Gn.).
Miras taksiminde iştirakçilerden tümünün gayrimenkul veya hisse alması şart değildir. Mirasa dahil menkul mallar veya haklar da alınarak taksim yapılabilir. İştirakçilerden birine sadece intifa hakkı düşecek şekilde taksim yapılması da mümkündür. Genelde sağ kalan eş intifa hakkını seçerek taksime katılmaktadır.
(Taksim konusunda ayrıntılı bilgi için Akitli İşlemler bölümüne bakınız.)
b) Tescil İstem Belgesinin Yazımı
Yukarıda niteliği gösterilen taşınmaz mal verasette iştirak halinde Bahriye KÖSEREİS, İzzetin Sefa KÖSEREİS, Celal Özer KÖSEREİS, Sencer KÖSEREİS adlarına kayıtlı iken; adı geçenler tarafından yapılan Ankara 20. Noterince tanzim edilen 01/12/1994 tarih ve 49468 sayılı Miras Taksim Sözleşmesi ile yukarıda yazılı bağımsız bölümler musavatan (eşit olarak) İzzettin Sefa KÖSEREİS, Celal Özer KÖSEREİS ve Sencer KÖSEREİS adlarına isabet ettiğinden, adı geçenlerden Celal Özer KÖSEREİS’in Ankara 20.Noterliğinden verildiği 01/12/1994 tarih ve 49469 sayılı vekaletname ile ve Sencer KÖSEREİS’in Ankara 20.Noterliğinden verdiği 28/11/1994 tarih ve 48718 sayılı vekaletnameler ile vekilleri ben İzzettin Sefa KÖSEREİS bilvekale ve kendi adıma asaleten hareketle bahsedilen bağımsız bölümlerin beyan edilen değer üzerinden adı geçenler adına eşit hisselerle, taksim suretiyle tescilinin yapılmasını talep ile 492 sayılı Harçlar Kanununa göre yukarıda gösterilen değerin emlak vergisi değerine yeniden değerleme oranı uygulanmak suretiyle bulunacak değerden düşük olmadığını, aksi halde aradaki farkın V.U.K. na göre cezalı olarak tahsil edileceği hususunun Tapu Sicil Müdürü tarafından tarafıma bildirildiğini beyan ederim.
c) Tapuya Tescili
Miras taksimi noterce yapılmış ise sözleşmenin tapu sicil müdürlüğüne ibrazı zorunludur. Bu sözleşmenin tescil istemini de içermesi ve tescil işlemini kimin (veya taşınmaz kime isabet ettiyse o paydaşın) yaptırabileceğinin sözleşmede açıklanmış olması gerekir. Aksi halde, tüm mirasçıların bu sözleşmeyle beraber tapu sicil müdürlüğüne gelerek tescil isteminde bulunmaları zaruri olacaktır.
Miras taksimi mirasçılar arasında adi yazılı bir sözleşmeyle yapılmış ise bu sözleşmenin ibrazı ile beraber;
1) Mirasçıların imzaları noterce onaylanmamış ise tüm mirasçıların tapu sicil müdürlüğüne gelerek istemde bulunmaları lazımdır (MK. 1013).
2) Mirasçılardan bir kısmının imzaları noterce onaylanmış diğerlerinin ki onaylanmamış ise (ve imzası onaylananlar, onaylanmayanlara tescil isteminde bulunma yetkisi vermemiş ise) imzası noterce onaylanmamış olanların tümünün bizzat veya vekilleri aracılığı ile tapu sicil müdürlüğüne gelerek tescil isteminde bulunmaları gerekir.
Tescili isteme yetkisi devredilmiş ise yani bir temsil yetkisi verilmiş ise, temsilcinin istemiyle taksime konu tüm taşınmazların sözleşme uyarınca tescilleri yapılabilir. Tescili isteme yetkisi verilmiş ise, her paydaşın taksim sonucu kendisine düşen parseli adına tescil ettirmesi mümkündür. Bu halde taksim harcının hesabı sadece tescili istenen parselin değeri üzerinden yapılır.
Ancak, tapu sicil müdürlüğünün taksim sözleşmesinde tescili engelleyen bir kayıt olup olmadığına dikkat etmesi gerekir.
25.7.2000 6543

Tescile örnek: Bahriye KÖSEREİSuran kızı İntikal 2.2.199345 1255

İzzettin Sefa KÖSEREİSuran oğlu. İntikal 2.2.199345 1255

Celal Özer KÖSERİSuran oğlu ver. işt İntikal 2.2.199345 1255

Sencer KÖSEREİSuran oğlu İntikal 2.2.199345 1255



İzzettin Sefa KÖSEREİSuran oğlu 1/3 Taksim 25.7.2000 6543

Celal Özer KÖSERİSuran oğlu 1/3 Taksim 25.7.2000 6543

Sencer KÖSEREİSuran oğlu 1/3 Taksim 25.7.2000 6543

d) Tapu Senedinin Yazımı
İşbu taşınmaz malın tamamı verasette iştirak halinde Bahriye KÖSEREİS, İzzettin Sefa KÖSEREİS, Celal KÖSEREİS ve Sencer KÖSEREİS adlarına kayıtlı iken, aralarında yaptıkları miras taksimi sonucuna göre tesciline istinaden düzenlenmiştir.
e) İşlemin Mali Yönü
Taksim harcının oranı ortak mülkiyeti oluşturan sebebe göre değişmektedir. Ortak mülkiyet miras yolu ile oluşuyorsa, terekeye dahil taşınmaz malların iştirak halinde mülkiyet aşamasında iken, kanuni veya mansup (atanmış) mirasçılar arasında aynen veya ifrazen taksiminde, Harçlar Kanununa ekli (4) sayılı Tarifenin 6.b pozisyonu uyarınca, taksime giren parsellerin bildirilen değerleri üzerinden, Binde 9 oranında harç tahsili gerekir.
Ayrıca Döner Sermaye İşletmesince belirlenen Tarifeye göre taksim yevmiyesi için bir adet ücret tahsil edilir. Taksim işlemine konu olan parsel sayısının önemi yoktur.
Old 26-03-2008, 17:09   #4
pallanco

 
Varsayılan

Gerçekten gayet ayrıntılı yazmışsınız. Ama bir konu eksik. O da benim cevap bulamadığım bir soru: Taksim sözleşmesinde tescil istemek için ya da taksim sözleşmesi doğrultusunda taksim yapılsın diye mahkemeye başvurmak için zamanaşımı süresi var mıdır. Varsa ne zaman başlar ?
Old 26-03-2008, 17:22   #5
Av.Ergün Vardar

 
Varsayılan

T.C. YARGITAY
2.Hukuk Dairesi
Esas: 1998/11795
Karar: 1998/13642
Karar Tarihi: 15.12.1998
ÖZET: Taksim sözleşmesi tapu siciline tescil edilmedikçe paydaşların mülkiyetini lehtara geçirmez. Bu akit iltizamı bir akit olup, ifa isteme hakkı doğurur ve 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre ferağ elinde bulunan taşınmaz yonünden bu sebeple zamanaşımı işlemez.
(743 S. K. m. 5, 611, 633, 634) (818 SK m.125) (Tapu Sicil Tüzüğü m. 19)
Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkeemece verilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün "temyiz edenler vekili avukat N.Ç. geldi. Karşı taraf tebligata rağmen gelmediler. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: Taksim sözleşmesi hukuksal niteliği itibariyle bir borç doğurucu işlemdir. Sözleşmelerin doğumuna, ifasına ve sona ermesine ilişkin Borçlar Hukuku kurallarına tabidir (MK mad.5, MK mad. 611).Medeni Kanun'un miras yolu ile kazanılması hükümleri miras bırakanın ölümü ile ona ait taşınmazların mirasçılara intikali ile ilgili olup, mirasçılar arasında taksim yoluyla iktisap haline uygulanamaz. Zira yasada bu hal tescilsiz iktisap hali olarak öngörülmemiştir.

Tapu Sicil Tüzüğü'nün 19. maddesi tapuda yapılacak tescillerde tapu memurunun ne şekilde hareket edeceğine, hangi belgeleri arayacağına ilişkin olup, mülkiyetin iktisap anına dair değildir. Bu anı Medeni Kanun'un 633. maddesi gayrimenkul mülkiyetinin kazanılması için tapu siciline kayıt şarttır, şeklinde açıkça belirtilmiştir. Medeni Kanun'un 634. maddesi mülkiyeti nakleden akitlere aittir. Taksim mukavelesi mülkiyeti nakleden bir akit sayılamaz. Bu akit iltizami bir borç ilişkisini doğurur. Borç ilişkisinden doğan ifayı talep hakkı belli bir sürenin geçmesi nedeniyle zaman aşımına uğrayabilir. Borçlar Kanunumuz zaman aşımını borcu sona erdiren sebepler arasında saymıştır.

Miras taksim sözleşmelerinden doğan borçlar için kanunda özel bir zaman aşımı öngörülmediğinden 10 yıllık zaman aşımına tabidir (BK mad. 125). Zaman aşımını kesen ve durduran nedenlere ilişkin hükümler miras taksim sözleşmeleri için de geçerlidir.

Miras taksim sözleşmesinde zaman aşımının başlangıcını taşınmaz mal satış vaatleinde olduğu gibi ferağ ümidinin kesildiği an olarak kabul etmek gerekir. öyle ise miras taksim sözleşmesi ile mirasçılara verilmesi kararlaştırılan taşınmaz mallar üzerinde taksim sözleşmesine uygun olarak zilyetlik kurulmuşsa zaman aşımı işlemez.

Bu durumda dava konusu 13 sayılı parsele ait kadastro beyannamesi, tutanağı ve dosyası getirtilip, kadastro tespit tarihi belirlenip, payların teşkilinden sonra taksim sözleşmesine uygun olarak zilyetliğin kurulup kurulmadığını araştırmak, bütün bu deliller birlikte değerlendirilerek zaman aşımının geçip geçmediğini tespit etmek gerekirken, işaret edilen yönler üzerinde durulmadan, sözleşme tarihi itibariyle zaman aşımının gerçekleştiğini kabul etmek usul ve yasaya aykırıdır.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, duruşma için takdir olunan 20.000.000 lira vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacılara verilmesine, temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine, 15.12.1998 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Old 26-03-2008, 17:40   #6
FYLOZOF

 
Varsayılan

Sayın Ergün Vardarın belirrttiği gibi, tapuda rızai taksim için, bütün mirasçıların muvafakatı şart.Tapu müdürlüğünde, size taksim sözleşmesi vereceklerdir.Taksim sözleşmesini düzenleyip tapuya ibraz edeceksiniz.bir mirasçı bile taksim e rıza göstermez ise, tapuda taksim yapamazsınız. mecburen izale-i şuyuu davası açmak zorundasınız.
SAYIN Palllanco: taksim davası açmak herhangi bir üsreye tabi değildir.Mahkemede, izale-i şuyuu davası açmak suretiyle herzaman dava açılabilir.
Old 27-03-2008, 14:06   #7
pallanco

 
Varsayılan

Cevaplar için teşekkür ederim.

Sanırım biraz daha ayrıntıya girmem gerekir. Çünkü girift bir konu. 4 mirasçı ve 3 arsa var. 3 arsa da muris ve mirasçı çocukların (değişik varyasyonlarla) bir kısmı üzerine müştereken kayıtlı. Yani herkes her arsada hissedar değil. Birinde murisle beraber iki kardeş varsa, diğerinde mesela murisle beraber başka bir kardeş , veya sadece bir kardeş tek başına malik...Fakat tapu kaydında bir kısım kardeşler üzerine kayıtlı olsa bile gerçekte arsaların tamamının murislere ait olduğu konusunda(o kardeşlere de murislerden geçtiği için) herkes hemfikir. Bu nedenle de 4 kardeş 19 yıl önce biraraya gelip "müşterek malik olduğumuz arsaların taksimi"diye noterden bir taksim sözleşmesi düzenliyorlar. İlginç olan husus şu: arsa bazında paylaşım yok. Arsalardan bir tanesi için müteahhitle kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmış olduğu ve diğerleri için de imzalanması gündemde olduğu için herkesin kaç daire alacağı şeklinde bir paylaşım var. Arsa üzerinde o sırada evi olan kardeşe daha çok ev verilmesi kararlaştırılmış mesela. Aradan yıllar geçmiş. 3 arsanın ikisi üzerindeki inşaatlar bitmiş ve daireler sözleşmeye uygun şekilde paylaşılmış. Son arsa da 6 ay kadar önce bitmiş ve fakat o dairelerden müvekkile düşen daireler verilmiyor. Çünkü kardeşlerden birisi ölmüş ve onun çocukları da bizim böyle bir sözleşmeden haberimiz yok diyorlar. tabi gerçek sebep, oradaki dairelerin çok değerlenmiş olması... Ne yapılması gerektiğini bulmaya çalışıyorum.

a) Taksim sözleşmesine dayalı tapu iptal tescil veya tazminat olarak değerini istemek....Bu durumda zamanaşımı söz konusu olur mu ? Gönderilen Yargıtay kararında ferağ'dan ümidin kesilmesinden itibaren başlar diyor. Bu olayda aradan 19 sene geçmiş olmasına rağmen arsa üzerine yapılan bina yeni bittiği için dairelerin devri yeni mümkün hale geldi. Bu durumda zamanaşımı yeni başlamış olmaz mı ? Diğer yandan, sözleşmede daireler kat ve numara olarak değil de sadece kimin kaç daire alacağı sayı olarak belirtilmiş bu bir sorun olur mu ?

b) Muris muvazaasına dayalı tapu iptal davası açıp taksim sözleşmesine delil bazında dayanmak... Bu durumda zamanaşımı yok ama yine de sanki olmazmış gibi geliyor (neden böyle hissetiğimi bulamadım ama bi şekilde olmaz gibi)

c) Sebepsiz zenginleşmeye dayalı tazminat davası... Bunu da şunun için söylüyorum, bizim müvekkile verilecek daireler, müvekkilin inşaattan önce arsa üzerinde evi olmasından dolayı. Müvekkil kendisine daire verilecek ümidiyle evinin yıkılmasına izin vermiş, taksim sözleşmesine güvenmiş, ama şimdi kendisine daire verilmiyor. Müvekkil o evi yıkmak istemeseydi arsa maliki görünen kardeşler de yeni bina dikip daire sahibi olamayacaktı... (Not: müvekkil, evinin üzerinde olduğu arsada hissedar değil..)

d) Bütün bu gerekçeleri bir arada kullanmak...çelişki olur mu ?


Sizce Ne Yapılmalı ???????

Zamanınızı aldığım için şimdiden özür dilerim. Fikir cimnastiği gibi bir olay...İnsan yaratcılığı karşısında hukuk ne yapsın dediğinizi duyar gibiyim
Old 12-09-2011, 12:12   #8
Av.Serhat Doğan

 
Varsayılan

Üstad merhaba,

bence belirttiğiniz (a) şıkkındaki tercih yapılmalıdır.

Yani bir yazılı taksim sözleşmesine dayalı tapu iptal tescil veya tazminat olarak değerini istemek...

Bu durumda zamanaşımı söz konusu olur mu ? demişsiniz, bence sizin için bu sorun yok zira mezkur Yargıtay kararında da belirtildiği gibi zamanaşımı süresi "ferağ'dan ümidin kesilmesinden itibaren başlar".

Olayınızda aradan 19 sene geçmiş olmasına rağmen arsa üzerine yapılan bina yeni bittiği için dairelerin devri yeni mümkün hale geldi ki hem de hem ölen mirasçı hem de çocukları size daha önceki bir tarihte bu devri yapmayacaklarına ve böyle bir sözleşmeyi tanımadıklarına dair açık bir beyanda bulunmuşlar mıydı ki zamanaşımı süresi geçmiş olsun?

Evet, bence bu durumda zamanaşımı yeni başlamış olur?

Sözleşmede dairelerin kat ve numara olarak değil de sadece kimin kaç daire alacağı sayı olarak belirtilmiş olduğuna göre bu ayrı bir konu ve sorundur. Çoğun içinde az da vardır prensibi uyarınca en kötü ihtimalle en değersiz olanları müvekkiliniz için belirlenen sayıda mezkur dava açılarak elde etmek mümkün görünüyor. Fakat hak ve nesafet ilkeleri uyarınca herbirine hem değerli hem de düşük değerli dairelerden düşecek şekilde talepte bulunmak daha adil olacaktır.

Tabii ki siz elbette şu ana kadar uygulama yapmışsınızdır...
Siz hangi tercihi yaptınız ve sonuç ne oldu?
Old 12-09-2011, 13:29   #9
pallanco

 
Varsayılan

Maalesef bu sorunun çözümünü bulmak nasip olmadı Zira, vekalet ücreti konusunda anlaşamadığımız için davayı hiç alamadık
Old 22-05-2013, 17:34   #10
altiokebru

 
Varsayılan Bu başlık altında tartışılan zamanaşımı ile ilgili...

Benzer bir konuyu araştırırken Sn.Vardar'ın ilettiği Yargıtay kararını kullanabileceğimi düşündüm.Konuyu sizlerle de paylaşıp fikirlerinizi almak istedim. İlgilenenlere vakit ayıracakları için şimdiden teşekkür ederim. Benim olayım şöyle;MUrisin ölümünden sonra 1965 yılında çocukları(üç çocuk) ve eşi bir taksim senedi yapmışlar. Zaman içinde herkes senede göre kendine ait yerleri kullanagelmiş.İhtiyaç duydukça sanıyorum, taksim senedine konu bir kısım yerlerle ilgili senedi dayanak göstererek tapu iptali ve tescil davası açılıp bir kısım yerin senede uygun olarak hak sahibi adına tescili sağlanmış, zira çocuklardan biri taksim senedinin uygulanmasına yanaşmamış. Açılan ilk tapu iptali ve tescil davası 1975 senesinde,anne tarafından kızına açılmış ve kazanılmış. Yargıtayın da onadığı kararda, taksim senedinin kız tarafından bir takım gerekçelerle iddia edilenin aksine geçerliliği kabul edilmiş.Daha sonra 1986 yılında çocuklardan biri diğer çocuklara karşı dava açıp babaları adına olan tapunun iptali ile kendi adına tescil isteyip davayı kazanmış.Bu davada da önceki karardan ve kararda taksim senedinin geçerliliğinin tespit edildiğinden bahsetmiş.Son olarak yine bir parça taşınmaza ilişkin aynı kardeş 2009 yılında tapu iptali istemiş ancak bu dava kadastro tespitinin 24.08.1976 tarihinde kesinleştiği ve bunun üzerinden 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtiği için reddedilip Yargıtayca karar onanmış.Bu arada anne de ölmüş.Biz taksim senedinin uygulanması, senet gereği herkesin kendine ait yerin tapusuna kavuşması için bir dava açmak istiyoruz.Ancak artık tapu iptali tescil davası açmak mümkün görünmüyor.Taksim senedi doğrultusunda herkesin kendine düşen taşınmazı fiili kullanımı taksim yapılalı beri uzun yıllar devam edegelmiş.Taksim sözleşmesinin geçerliliği ile ilgili 10 yıllık zamanaşımı süresinin ileri sürülmesi halinde fiili kullanım ve zilyetliği ileri sürerek sonuca ulaşabilir miyiz, karşılaşacağım başkaca sorunlar neler olabilir, öngörü ve fikirlerinizi paylaşırsanız çok sevinirim.Şimdiden teşekkür ederim.Saygılar
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Yabancı Şahısların Türkiye'de Aldığı Taşınmaz Hakkında Miras Sözleşmesi Yapabilmesi Aybüke Kağan Meslektaşların Soruları 3 24-01-2008 17:22
Miras Paylaşım Sözleşmesi - görev ve yetki turbo Meslektaşların Soruları 2 08-05-2007 22:24
Miras Yoluyla Paylaşım Küpeli Hukuk Soruları Arşivi 1 21-02-2002 21:25


THS Sunucusu bu sayfayı 0,10230803 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.