Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Alacak Davası vs. Sebepsiz Zenginleşme

Yanıt
Old 06-06-2007, 17:43   #1
Av.Eren Şener

 
Varsayılan Alacak Davası vs. Sebepsiz Zenginleşme

Genç bir avukat olarak üstatlara akıl danışmak istedim.
Müvekkilimiz çeşitli sebeplerden dolayı farkında olmadan kira parasını 2 yıl boyunca kira sözleşmesinde gösterilen meblağdan fazla olarak ödemiştir.
Şİmdi biz bu fazla ödenen paranın iadesi için dava açacağız. Genel olarak bilgim olmakla birlikte pratikte sebepsiz zenginleşmeye dayanan dava ile sözleşmeye dayanan alacak davası arasında bir fark olup olmadığını bilmiyorum. Örnek olarak hazırlayacağım dilekçenin konu kısmında "sözleşmeye bağlı/tabi alacağımızın tahsili" gibi bir ifade ile mi talepte bulunmalıyım yoksa bütün çatıyı sebepsiz zenginleşme üzerine mi kurmalı. Öğrendiğimize ve benim de gördüğüme göre sözleşmeye dayalı alacak davası, alacaklının iyiniyet engeline takılmamasından ötürü daha avantajlı.
Konu ile ilgili yorumlarınızı bekliyorum.
Old 06-06-2007, 18:19   #2
köktaş

 
Varsayılan

Üstad olmasam da sorunuza yanıt vermek istedim.Davayı kira kontratına dayanarak alacak davası açmanız daha sağlam olacaktır.Zira ödeme belgeleri(dekont vs.) elinizdedir sanırım.Ancak bu davayı açmadan önce bence bir tespit yaptırsanız daha iyi olur.daha sonra elınızdeki tespiti eda davası şekline dönüştürebilirsiniz.bir de bu dediğiniz olayın zamanı hakkında bilgi verirmisiniz?
Old 06-06-2007, 20:10   #3
Av.Adnan Koray

 
Varsayılan

Merhaba

Sözleşmeye dayanırsanız sebepsiz zenginleşmeye dayanamazsınız. Sebepsiz zenginleşmeye dayanırsanız, sözleşmeye dayanamazsınız.Çünkü sözleşmeye dayanırsanız artık bir sebebiniz vardır. Sebebininiz sözleşmedir.

Buna doktrinde hakların yarışması ya da yarışamaması denmektedir.İleri sürülen bazı istisnalar dışında sebepsiz zenginleşmeye dayanan taleplerle sözleşmeye dayana talepler yarışmaz.Çünkü sözleşmeden doğan taleplerin varlığı aynı konuda sebepsiz zenginleşmenin gerçekleşmesine engel olur.(Oğuzman-Borçlar Hukuku.shf.708)

Olayınıza gelirsek, çeşitli sebeplerden demişsiniz ama ne olduğunu açıklamamışınız. işte bu sebepler önemli. Hataen fazla yapılan ödemeler, genellikle sebepsiz zenginleşmeye neden olur ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edilir, diye düşünüyorum.


Örnek:

T.C.

YARGITAY

13. HUKUK DAİRESİ

E. 2002/3835

K. 2002/6857

T. 7.6.2002

• FAZLA ÖDENEN KİRANIN İSTİRDADI TALEBİ ( Borçlu Olmadığı Şeyi İhtiyarı İle Veren Kimse Hataen Kendisini Borçlu Olduğunu Zannederek Verdiğini İspat Etmedikçe Onu Geri İsteyemeyeceği )

• SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME ( Fazla Ödenen Kira Parasının Geri Ödenmesi Talebi - Hataen Ödeme Yaptığını İspat Ettiği Taktirde İsteyebileceği )

• BORÇLU OLUNMYAN ŞEYİN İSTİRDADI TALEBİ ( Hataen Kendisini Borçlu Olduğunu Zannederek Verdiğini İspat Etmedikçe Onu İstirdat Edemeyeceği )



ÖZET : Davacı kiracı, 4531 sayılı yasada kira artışının 2000 yılı için %25, 2002 yılı için % 1O olarak belirlendiğinden bahisle fazla ödediği paranın iadesini dava etmiştir.
BK. 62/1'inci maddesi "borçlu olmadığı şeyi ihtiyarı ile veren kimse hataen kendisini borçlu olduğunu zannederek verdiğini ispat etmedikçe onuistirdat edemez" hükmü getirmiştir. Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz. 4531 sayılı yasa çıktıktan yaklaşık 9 ay sonra davacı dava açarak yasayı bilmeden ödeme yaptığı beyanı nazara alınmaz. Kaldı ki davacı hataen ödeme yaptığını iddia ve ispat edememiştir. Bu sebeple mahkemenin fazla ödenen paranın iadesine ilişkin kararının bozulması gerekir.
DAVA : Taraflar arasındaki uyarlama davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili Av. Ö. A. Geldi, davalı taraftan gelen olmadığından onların yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak, dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı, davalıya ait işyerinde 1.3.1999 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiracı olduğunu, sözleşmede kira artış oranının %70 öngörüldüğünü, ancak 4531 Sayılı Yasada kira artışının 2000 yılı için %25, 2002 yılı için % 1O olarak belirlendiğini ileri sürerek fazla ödediği 3.465.000.000 TL'nin tahsiline, ödenecek kira bedelinin ise aylık 1.375.000.000 TL olduğunun belirlenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 2000 yılı kira dönemine ait aylık kiranın 4531 sayılı kanuna göre 1.375.000.000 TL. olarak belirlenmesine. fazla ödenen 3.465.000.000 TL'nin tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, 1.3.2000 tarihinde başlayan kira döneminde 16.2.2000 tarihine çıkan ve yürürlüğe giren yasaya göre %25 artış yaparak aylık 1.375.000.000 TL ödemesi gerekirken sözleşmede kararlaştırılan %70 oranında artış yaparak bulunduğundan 7 aylık fazla ödeme tutarı olan 3.461 TL'nin tahsilini ve aylık kira bedelinin 1.375.001 olarak belirlenmesini istemiştir. BK. 62/1 maddesi "Borçlu olmadığı şeyi ihtiyarı ile veren kimse hataen kendisinin borçlu olduğunu zannederek verdiğini ispat etmedikçe onu istirdat edemez" hükmü getirmiştir. Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz. 4531 sayılı yasa çıktıktan yaklaşık 9 ay sonra davacı dava açarak yasayı bilmeden ödeme yaptığı beyanı nazara alınmaz. Kaldı ki davacı hataen ödeme yaptığını iddia ve ispat da edememiştir. Öyleyse mahkemece bu yönler gözönüne alınarak davanın kısmen kabulü ile aylık kira bedelinin 2000 yılı için 1.375.000.000 TL olduğunun tesbiti ile yetinilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 250.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 7.6.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.



Old 06-06-2007, 21:45   #4
Admin

 
Varsayılan

Sayın Korayad'a aynen katılıyorum. Bu olayda asıl düğüm noktasının da "çeşitli sebepler" sözünüz olduğunu düşünüyorum. Bu çeşitli sebeplerin neler olduğunu bilmeden yorum yapmak pek güç. Ancak genel olarak ister sözleşmeye dayalı alacak davası açın, ister sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanmayı deneyin (ki ben de bunun mümkün olmadığı kanaatindeyim) bu davayı kazanma şansınızı da pek yüksek görmüyorum. Eğer kiracı olarak aylarca aynı miktar kirayı yatırmışsanız, bu normal şartlar altında kira bedelinde "çeşitli sebeplerle" artış yaptığınız anlamına gelir. Daha sonra sözleşmede miktarın daha düşük olduğundan bahisle herhangi bir talepte bulunamayacağınızı düşünüyorum çünkü bu hayatın normal akışına aykırı. Tek bir ay söz konusu olsaydı "hata" gerekçesine dayanmak mümkün olabilirdi ama her ay aynı miktarı ödediyseniz, artık ortada bir hata olmadığı, tam aksine şifahi bir anlaşma ve müvekkilinizin bu miktarı kabulü olduğu da bence açık.
Old 07-06-2007, 17:36   #5
Av.Eren Şener

 
Varsayılan

Önce cevaplar için herkese teşekkür ederim. (Özellikle birebir Yargıtay İçtihatı için Korayd'a)
"Çeşitli sebeplerin ne olduğunu açmam istenmiş"
Müvekkilim yabancı kökenli ve yüzyüze konuşurken dahi türkçesinin zayıflığı anlaşılmaktadır. Ayrıca hataen yaptığı ödemelerin bir çoğu elden doğrudan taşınmaz sahibine yapılmış ve bu aşamalardan bire bir taşınmaz sahibinin haberi vardır. (Diğer bir deyimle bankaya otomatik yatırma söz konusu değil) Kira sözleşmesinin metni ise çok kötü kaleme alınmış. Öyle ki dikkatlice okuyunca fark edilebilecek bir nüans bulunmaktadır. Ancak bu noktada belirtmeliyim ki yoruma açık kapı bırakmayacak şekilde ve net olarak zammın sözleşmenin 2. üçyılının başında yapılacağı belirtilmiş yani hakimin sözleşmeyi yorumlamasına gerek yok, açık bir şekilde sözleşme metni bizim yanımmızda. Ayrıca çocuklarının yaşantısının bozulmasından çekindiği için ses çıkaramamış ve ancak sözleşmenin bitim tarihinde yeniden uzayacağı 2. 3yıllık dönem için bilgi almak üzere şans eseri büroma geldiği sırada olaydan haberdar olunmuştur. Ayrıca karşı tarafın olay ile ilgili gönderdiği ihtarnamelerde zımni bir artış konusunda anlaştıklarına dair en ufak bir ifade yok. Israrla (2 ihtarname gönderdi) sözleşmede o şekilde ifade edilmediğini ve zamlı ödemenin doğru olduğu belirtilmiş.
Bu ek bilgilerim ışığında sonkez sormak isterim;
Dava dilekçemin çatısını sözleşmeye dayalı alacak davası üzerine mi kurmalıyım yoksa doğrudan sebepsiz zenginleşmeye mi dayanmalıyım, yoksa dilekçe metnini muğlak bir ifadede mi bırakmam gerekir.
daha Basite indirgersem, "sözleşmeye dayalı alacak hakkımın tahsilinin talebine" ilişkin bir ifade kullanmam, yargılama süreci esnasında sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanmamı engeller mi ?
Kesin bir yanıtı olmadığını bildiğim için meslektaşlarımın her türlü yorumunu okumak beni çok memnun edecektir.
Teşekkürler
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Sebepsiz zenginleşme davası ve somut örnek üzerinden ispat sorunu Av.Bülent Özkan Meslektaşların Soruları 20 13-07-2013 16:11
Sebepsiz zenginleşme mi? Av. Caner Arıcı Meslektaşların Soruları 2 19-08-2011 21:04
yasal sürede istirdat davası açılmaması halinde tazminat ya da sebepsiz zenginleşme . altiokebru Meslektaşların Soruları 21 23-07-2010 11:50
itirazın iptali Davası - Islah - Sebepsiz Zenginleşme Davasına Dönüştürme Ersin KUŞ Meslektaşların Soruları 5 12-10-2009 11:54


THS Sunucusu bu sayfayı 0,11147189 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.