Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

TCK md 180 "TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TAKSİRLE TEHLİKEYE SOKMA"

Yanıt
Old 04-04-2007, 00:00   #1
metinunal83

 
Varsayılan TCK md 180 "TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TAKSİRLE TEHLİKEYE SOKMA"

Merhaba değerli Türk hukuk sitesi üyesi meslektaşlarım.Geçenlerde bir müvekkilimiiz ile ilgili bir olay nedeniyle dikkatimi çeken bir hususu burada tartışmaya açmak istiyorum.
Konu şu;
TCK md. 180 de "Deniz, hava veya demiryolu ulaşımında, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye taksirle neden olan kimseye üç aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir" deniyor.Ancak karayolu ulaşımı suç tanımında yeralmamış.Bunun nedeni nedir?Daha doğrusu burada kanun koyucunun bilinçli bir yaklaşımımı söz konu yoksa dikatinden mi kaçmış?
Bu soruma yanıt ararken şu husularıda değerlendirmenizi rica ediyorum;
1- TCK md 180/2 de aynı suçun kasti hali düzenlenmiş ve oradaki suç tanımında karayolu ulaşımıda yer almış.
2- TCK md 180/2 de suçun kasti hali için öngörülen hapis cezası 1 aydan(süreli hapis cezaları tck 49 gereği 1 aydan başladığı için) 2 yıla kadar iken , TCK md 180 deki taksirli hali için öngörülen hapis cezası 3 aydan 3 yıla kadar dır.
Yani kişi (karayolu ulaşımı dışında) bu suçu kasten işlediğinde daha az ceza görme durumuyla karşı karşıya..
Benim görüşüm kanunkoyucunun gözünden kaçan bir durumun söz konusu olduğu şeklinde.Sizler bu konuda ne düşünüyorsunuz merak ediyorum..
hepinize meslek hayatınızda başarılar diliyorum.
Old 04-04-2007, 00:19   #2
Av.Gülsüm Sezen

 
Varsayılan

Sayın Ünal; bu konuda Yargıtay'ın da belirttiğiniz çelişkiye iyice dikkat çeken bir kararı mevcut maalesef...Bolu ve Bingöl'de yaralamalı 2 motosiklet kazası söz konusu oluyor ve yaralılar şikayetçi oladığından dava 'taksirle tehlikeli araç kullanmak'tan açılıyor. Sonuç:Arz ettiğiniz nedenle onanmış bir beraat kararı

Ancak ayrıca;
"Her kara yolu kazasının bu bölümde belirtilen suçların kapsamına girmesini istemeyen yasa koyucu bu iradesi göstermek amacıyla, trafik güvenliğinin taksirle tehlikeye sokulmasını düzenleyen 180. maddeye kara yolu ulaşımını özellikle koymamış ve böylece taksire dayalı kazaların bu bölüme göre soruşturma konusu kapsamına girmesi engellenmiştir. Kara yolunda meydana gelen kaza sonucunda yani failin taksirli hareketi ile trafik güvenliği tehlikeye düşmüş ise suç oluşmayacaktır. Zira 179/2 de yer alan suç kasıtlı bir suçtur ve taksirle işlenmesi hali 180. maddede sayılmıştır ve 180. maddede kara yolu trafiği düzenlenmemiştir. Böylece kara yolunda meydana gelen maddi hasarlı trafik kazalarının önemli bir bölümünün suç olmaktan çıkarılması ve adliyelerin iş yükünde bir azalma olması istenmiştir. Kaza sonucunda bir yaralanma veya ölüm var ise zaten ortada bir zarar suçu olduğundan, ölüm ve yaralamaya ilişkin hükümler uygulama yeri bulacaktır.

Bu anlamda;

-Yolda giden iki aracın takip mesafesini dikkate almaması nedeniyle çarpışmaları,

-Dönüş kurallarına dikkat edilmemesi nedeniyle kazanın meydana gelmesi,

-Trafik ışık ve işaretleri aykırı bir biçimde araç kullanılması

gibi hallerde bir kaza olsa da olmasa da, meydana gelen kazada yaralanan ve/veya ölen kişiler olsa da olmasa da 179/2 uygulanmaz. Sadece maddi hasarlı bir trafik kazası oluşmuş ise ortada bir suç yoktur ve mağdur failden tazminat talep edebilir. Trafik Kanundan kaynaklanan idari para cezaları saklıdır.

Bununla birlikte;

-Bağdat caddesinde iki aracın yarış yapması ve bu şekilde trafik güvenliğini tehlikeye düşürmesi,

-Otoyolda bulunan tünellere tehlikeli yük taşıyan araçların girmesi yasak olmasına rağmen bir tankerin bu şekildeki yükü ile tünele girmesi,

-Taşıdığı akaryakıt veya sıvı yağın delinen depodan akıp yola dökülmesi sonucunda yolun kayganlaşması,

-Sahibinin bakım ve teknik kontrollerini ihmal ettiği kamyonun kırılan aks ve dingilinden fırlayan tekerleklerin yoldan geçen araçlar için tehlike oluşturması,

gibi durumlarda failin bu eylemi nedeniyle bir kaza olması bile, trafik güvenliği tehlikeye düşeceğinden eylem 179/2 olacaktır. Yani halk arasındaki deyimle “facianın eşiğinden dönüldü, büyük tehlike atlatıldı” gibi durumlar söz konusu ise somut tehlike suçu vardır.

Kısaca söylemek gerekir ise; 179/2 de yer alan suçun oluşabilmesi için bir kazanın meydana gelmesi gerekli olmadığı gibi, bir trafik kazası meydana gelse bile 179/2 de yer alan suç oluşmayabilecektir.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 83. maddesinin bu suç açısından bir etkisi de yoktur. Zira, maddi hasarlı basit bir trafik kazası olduğunda mağdur şikayetçi olsa da olmasa da 179/2 de yer alan suç oluşmayacağından şikayetin önemi yoktur. Eğer fail eylemi ile trafik güvenliğini tehlikeye sokmuş ise ve tehlike sonucunda bir kaza da olmuş ise artık mağdurun şikayetçi olmaması da sonucu değiştirmeyecektir. Zira, 179/2 de yer alan suç genel tehlike suçu olarak düzenlenmiş olup şikayet şartına bağlı tutulmamıştır. Bu suçun mağdurunun somut bir kişi olmaması nedeniyle şikayet şartına bağlı tutulması da beklenebilir bir durum değildir. 2918 sayılı KTK nun 83. maddesi TCK nun 565. maddesine atıf yapmakta olup belirtildiği gibi 565. maddenin yeni yasada karşılığı yoktur. Bu nedenle 565. madde şikayet yoksa uygulanamaz şeklindeki KTK hükmünün de anlamı yeni düzenleme karşısında anlamını kaybetmiştir." -Murat Aydın (Adana Hakimi)

Saygılarımla...
Old 04-04-2007, 00:33   #3
metinunal83

 
Varsayılan

Sayın Sezen öncelikle açtığım konuya alakanız ve bu kadar kısa bir zamanda yanıt eklemenizden dolayı teşekkür ederim.Bizim müvekkilimiz de maddi hasarlı trafik kazasına maruz kalmıştı.Savcılık bu suçun taksirli hali düzenlenmediği için kamu davası açılmasına yer olmadığı kararı verdi.Zaten bunun üzerine konu benim dikkatimi çekti.
Bahsettiğiniz yazıda geçen hakim beyin görüşleri belli bir noktaya kadar kabul edilebilir belki ama suçun taksirli halinin kasti halinden daha az cezayı gerektirmesinde bir gariplik yok mu sizce?
Old 04-04-2007, 00:40   #4
Av.Gülsüm Sezen

 
Varsayılan

Sayın Meslektaşım;
Öncelikle rica ederim efendim, neden uyumadık sanıyorsunuz?
Bu konuda kesinlikle size katılmakla beraber; 'olmayacağı' gibi basit bir kelimenin dahi 'olmıyacağı' şeklinde kaleme alınarak yürürlüğe giren kanunlarımızda ne çok benzer durum var. Sanırım bizim aklımız yetmiyor!?
Ayrıca tazminat haklı saklı bir durum oluyor ya;"Nasıl olsa mağdurun tazminat hakkı saklıdır,sanık da boşu boşuna işgal etmesin şimdi güzelim cezaevini; hem belli mi olur belki çook önemli bir şahsiyetin oğlu da son model otosuyla taksirli bir kaza yapar da, ceza verirsek kalbini kırmış oluruz!!" diye iyi niyetli düşünelim artık?!!
Saygılarımla...
Old 04-04-2007, 00:44   #5
metinunal83

 
Varsayılan

Teşekkür ederim sayın meslektaşım.size teşekkür mesajı eklemiştim ancak yanlışlıkla enter'a basınca yarım yamalak oldu kusura bakmayın
Sizide uykunuzdan ettik size iyi çalışmalar diliyorum...
Old 04-04-2007, 00:53   #6
Av.Gülsüm Sezen

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan metinunal83
Teşekkür ederim sayın meslektaşım.size teşekkür mesajı eklemiştim ancak yanlışlıkla enter'a basınca yarım yamalak oldu kusura bakmayın
Sizide uykunuzdan ettik size iyi çalışmalar diliyorum...
Estağfurullah efendim..Bilakis teşekkür mesajınızı aldım, endişelenmeyin Nezaketinizin bekası dileklerimle..Başarılar...
Old 26-04-2007, 13:14   #7
Hasan Bahadır Büyükavcı

 
Varsayılan

Tartışmaya Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi olarak bende bilgim dahilinde katılayım.

Boluda meydana gelen "yaralamalı trafik kazasından" bahsetmişsiniz.Yaralamalı bir trafik kazasına sebebiyet verme fiilinin söz konusu olduğu bir durumda (yani örnekteki Boludaki olay) madde 180'in uygulanma kabiliyeti yoktur.
Neden derseniz madde 180 açıkça belirttiği üzere;

Trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma
Madde 180- (1) Deniz, hava veya demiryolu ulaşımında, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye taksirle neden olan kimseye üç aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

demektedir.Burada bir zarar suçu tanımı söz konusu değildir.Bilindiği üzere suçlar zarar ve tehlike suçları olmak üzere tasniflendirilmektedirler.
Zarar suçlarında zarar neticesinin gerçekleşmesi aranırken
tehlike suçlarında zararın meydana gelmesi aranmamaktadır.
180. madde bir "tehlike suçu"dur.Bu şekilde kaleme alınmıştır.
Bu nedenle "yaralamalı" yani zararın meydana geldiği bir fiilde artık bu madde sebebiyle bir hüküm kurulamayacaktır.Artık taksirle adam yaralama hükmü cari olacaktır.
Madde 180 açıkça "güvenliğin tehlikeye sokulmasından" bahsetmiştir.Yani zararın(yaralamanın) meydana gelmesine yer vermemiştir.

Yani sizin söylediğiniz gibi karayolunda yaralamalı trafik kazası olayında bir kanun boşluğundan söz etmek bence doğru değildir.

Kanun koyucu deniz,hava ve demiryolunu zikretmiş ancak karayolunu zikretmemiştir.Kanımca burada bir unutma söz konusu değildir.
İzlenen suç siyaseti gereği kara yolunda güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması Ceza Hukuku anlamında bir değere şayan görülmemeiş olabilir.

Saygılar...
Old 27-04-2007, 00:24   #8
yargıç isa

 
Varsayılan ......

Alıntı:
Yazan metinunal83
TCK md. 180 de "Deniz, hava veya demiryolu ulaşımında, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye taksirle neden olan kimseye üç aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir" deniyor.Ancak karayolu ulaşımı suç tanımında yeralmamış.Bunun nedeni nedir?Daha doğrusu burada kanun koyucunun bilinçli bir yaklaşımımı söz konu yoksa dikatinden mi kaçmış?

Burada dikkatten kaçan birşeyler olduğunu zannetmiyorum. Çünkü, karayolu ulaşımı sistemi , diğer dahsedilen ulaşım yollarından çok çok farklıdır. Deniz , hava ve demir yolu ulaşımı belli bir sistematik(kural) içerisinde sağlanmaktadır ki, bu kuralların ihlali gerçekten büyük tehlikelere yol açabilmektedir.Karayolunda ise kurallar daha bir fazladır, bu kurallarla hergün milyonlarca kişi muhattap olmaktadır ve ihlaller adeta KAÇINILMAZDIR. Eğer ki karayolunuda bu madde kapsamında değerlendirirseniz, kanaatimce Türkiyede hüküm giymeyen kalmaz Örneğin, 50 ile gidilmesi gereken bir yolda 80 le giderseniz bu maddeye göre 3 aydan 3 yıla kadar hapisle muhattapsınız. Yol boştu ve kırmızı ışığı görmeden geçtiniz, dalgınlığınız dolayısı ile dönülmez levhasını görmeden döndünüz, vs... hepsinde doğruca mahkemeye giderdik. Hepimizin başına gelebilen cinsten olaylar bunlar. Bu nedenle yasakoyucu taksirle trafik güvenliğini tehlikeye sokmayı yargılamakta fayda görmemiş, neticesinde bir zarar aramıştır. Yani zarar suçunun konusunu oluşturmaktadır. Bu halde, trafikte kusurluluk dercesi ne olursa olsun, herhangibir zarar vuku bulduğunda , suç tipinde belirtilen cezaya hükmolunacaktır.

saygılarımla...
Old 27-04-2007, 22:34   #9
metinunal83

 
Varsayılan

Sayın Yargıç İsa öncelikle konuya olan ilginize teşekkür ederim.Sizin bu yanıtınızdan anladığım kadarıyla karayolunda aracı kullanma konusunda ehil olduğuna dair belge almasına rağmen(aynen bir doktorun hasta muayene edebilmesi için gereken diploma gibi) trafik güvenliğini tedbirsiz ve özensiz şekilde araç kullanarak tehlikeye sokmak hoş karşılanabilir,cezalandırılması gerekmeyen bir davranış biçimi.Gerekçeniz ise bu kişileri adliyeye taşıyıp gereksiz yere cezalandırmamak.O zaman şöyle düşünebiliriz; niçin basit bir sövme fiilinde kişileri yargılıyoruz?mağdur gitsin hakkını hukuk mahkemelerinde tazminat davası açmak suretiyle arasın değilmi?Şöyle çevremize baktığımızda sövmeyen kimse kalmamış ama herne hikmetse bu kişilerin bir çoğu yargılanmıyor.Bence bu noktada bahsettiğiniz gerekçe en azından fiili şikeyete tabi suç olarak düzenlemek suretiyle geçerli kılınabilirdi.
Bunun dışında kusurdan bahsetmişsiniz.Trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma suçunda da herhangi bir zarar doğmamasına karşın kişi cezalandırılmaktadır.Bu da sanırım kusurla ilgili tezinizi çürütecektir.Aynı şekilde zarar doğarsa kişi cezalandırılır demişsiniz;karşılaştığım olayda taksirle trafik güvenliğinin tehlikeye sokulması söz konusu,müvekkilimizin aracına çarpılıyor ve savcılığın kararı;böyle bir suç tck da düzenlenmediği için takipsizlik kararı veriliyor.demekki zarar doğsada ceza yok...
Bu konuyu açarken siz arkadaşlarıma yol göstermesi için ikinci bir noktaya temas etmiştim.sanırım onu gözden kaçırdınız.Tekrar buraya aktarayım;
Bu soruma yanıt ararken şu husularıda değerlendirmenizi rica ediyorum;
1- TCK md 180/2 de aynı suçun kasti hali düzenlenmiş ve oradaki suç tanımında karayolu ulaşımıda yer almış.

2- TCK md 180/2 de suçun kasti hali için öngörülen hapis cezası 1 aydan(süreli hapis cezaları tck 49 gereği 1 aydan başladığı için) 2 yıla kadar iken , TCK md 180 deki taksirli hali için öngörülen hapis cezası 3 aydan 3 yıla kadar dır.
Yani kişi (karayolu ulaşımı dışında) bu suçu kasten işlediğinde daha az ceza görme durumuyla karşı karşıya..
Bahsettiğiniz açıklama bir ölçüde kabul edilebilir varsaysak bile bu ikinci nokta göstermektedirki yasa koyucunun gözünden kaçan bir düzenleme söz konusu.Bu maddeye ilişkin gerekçeyi,meclis tutanaklarını tek tek inceledim ve niçin karayoluna ilişkin düzenleme yapılmadığını bulamadım.Kanun koyucu bilerek böyle bir düzenleme yapmadıysa bunu madde gerekçesinde zikretmeliydi diye düşünüyorum.
saygılarımla....
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Savcının görevi "suç isnat etmek" mi, yoksa "suç ispat etmek" mi olmalı? sibelniko Hukuk Sohbetleri 21 30-09-2013 08:43
Stj. Av. ne "ofisboy"dur, ne de adliyedeki caycinin "ciragi..." metin karadag Hukuk Stajı ve Meslek Seçimi 26 28-07-2007 20:47
FSEK anlamında"eser"; "Mezdeke"oryantal grup adı ve oluşturdukları karakter eser mi? Aslı Hukuk Soruları Arşivi 6 27-12-2006 00:32
Gelin, Şu "ilk Adımı" Atalım Artık;"stajyer Avukatların Sosyal Güvenlik Sorunları&quo metin karadag Hukuk Stajı ve Meslek Seçimi 0 05-03-2003 14:18


THS Sunucusu bu sayfayı 0,10879707 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.