Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Alo Şİddet Hatti

Yanıt
Old 01-03-2007, 10:08   #1
Av.Ceylan Pala Karadağ

 
Varsayılan Alo Şİddet Hatti

Başbakanlık 4 Temmuz 2006 tarih ve 17 sayılı genelgeyle ALO ŞİDDET HATTI oluşturuldu.
İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi ALO ŞİDDET HATTI’na ilişkin görüşlerini belirleyerek kamuoyuna açıkladı.
Söz konusu hat hakkında Kadın Hakları Merkezinin görüşleri şöyle:
1- Sosyal Hizmetlerin konuyla ilgili hattı vardır. Bu hattın kuvvetlendirilmesiyle ilgili çalışmalar yapılmalıdır.
2- Farklı genel bir hat olursa tüm valiliklerde böyle bir hat kurulabilir. Bu hat aile içi şiddeti içerdiğinden çocuklar konusunu da kapsamalıdır.
3- En önemli görev mutlaka her saatte cevap vermelidir.
4- Gece bağlantı yoksa telesekreter ne yapılması gerektiğini söyleyerek bilgi vermelidir.
5- Bilgilendirme kısa, öz ve açık olmalıdır.
6- Adli tıp konusuyla ilgili muayene gerekli ise bu mutlaka açıklanmalıdır.
7- İhbarda mutlaka bu durumda avukat talebi olup olmadığı konusu sorulmalıdır ve bu talebine cevap verilmelidir.
8- Cevap verecekler eğitimli olmalı ve bu hatta çalışılacak kişilere ve telefona bakanlara neler yapacakları konusunda özel eğitim verilmelidir.
9- Her il merkezinde bir hat olmalı ve bu hatta kadınlar çalıştırılmalıdır.
10- Hat sivil toplum örgütleri tarafından denetlenmelidir.
11- Bu birimde çalışacak devamlı bir avukat, bir polis görevlisi, adli tıp konusunda bilgi verecek birisi mutlaka olmalıdır.
12- Hattan alınacak ihbarda yönlendirilecek psikologlar veya bu konuda ulaşılacak yerler mutlaka belirtilmelidir


KAYNAK: http://www.istanbulbarosu.org.tr/Det...atID=1&ID=2579
Old 01-03-2007, 11:24   #2
Hekimbaşı

 
Varsayılan İstekler amaca ne kadar hizmet ediyor sizce

Sn.Pala, Katılımcılar,

(4) gece olsun, gündüz olsun, şiddetin polis müdahalesine konu olmasını kolaylaştırmak için 155 gibi polisin doğrudan haberdar edileceği bir biçime getirilmesi iyi olur. Sabit hatlarda arayan numaradan adres zaten biliniyor, cep telefonundan aramada da telefonun yeri oldukça yakın olarak biliniyor; istenirse GPS e yakın işaretleme mümkün, hemen yola çıkılabilir. İhbar kabul edip polisin müdahalesi için onu ara, bunu ara denmesini beklemeye gerek var mıdır? Yani bu işi otomatiğe bağlamak çok mümkün; tek mesele hatta bağlanana ilk önce bunun doğrudan ihbar olduğu uyarısını yapmak, niyeti o değilse, kapatmasını istemek. Sonra oradaki görevli isterse bilgi versin, konuşsunlar, cep telefonuysa tam yeri öğrenip ekibe telsizle bildirsin, vs.

(8) Sadece cevap verecekler değil, karakollarda bu işe özel ilave eğitim verilmiş polis memurları yetiştirilmeli ve bu eğitim tüm memurlar eğitimden geçene dek sürmeli. Bu elbette yetmez, yetişmekte olan memurların bu konuda ders almaları sağlanarak işin sürekliliği ve ciddiyeti kavratılmalı. Çünkü bir amaç için eşgüdüm yeteneği olan bir odak oluşturmak yetmez; bu günlük hayatın bir parçası; mutlaka karakollar düzeyinde organize edilmeli. Polisler zaten gece gündüz çalışıyorlar, onları olmaları gereken noktaya getirmek gerekir, madem bu ciddi bir toplumsal sorun. Belki dışarıdan bakanlar devlette işlerin nasıl yürüdüğü konusuna yeterince hakim değiller. Eğer bir konuda insanı eğitir ve eline eğitimi başarıyla tamamladığına dair belge verirseniz, ondan sonra ona 'üstelik de bu konuda pekiyi almışsın' diyebilir, daha etkin cezalar uygulayabilirsiniz. O da kendini işini daha ciddi yapmak zorunda hisseder. Üstelik, bu eğitimler sırasında eğitimi verenler kimin başarılı, kimin başarısız olduğuna karar verirken, öğrencinin o işi üstlenebilecek yapıda olup olmadığına da karar vermiş olacaklardır. Üzerinde durulduğu için söylüyorum; bir öğrenci kadınlara ikinci sınıf muamele yaptığını tavırlarıyla ortaya koymaktaysa, veya erkek düşmanıysa, başarılı demezsiniz, biter; sorun baştan çözülür, o bir daha bu tür görevlere verilmez.

(10) Gerçekleşmeyecek bir beklenti, veya sunum biçimi yanlış. Bu denetimi 'denetim' adı altında isteyince herkes farklı farklı şeyler anlar. Onun yerine, telefonlu merkezin bulunduğu yerde gönüllü sivil toplum örgütü temsilcilerinin de çalışmalarına izin verilmesi isteminde bulunmak daha akılcı. Aksaklık ve eksiklikler böylece resmi kanallar dışından da gözlenmiş olur, hepimiz duyarız. Durup dururken, gerekçesi olmayan bir güvensizliği dışa vurarak 'biz denetleyelim' diye atılmanın sonuca ulaşacağını düşünmüyorum. Üzüm mü yemek istiyoruz, bağcıyı mı dövmek?

(6, 7, 11, 12) vb durumları belirtmek yerine, müdahale ekibiyle ilgilenmek daha doğru bence. Şiddete uğrayanı kısaca bilgilendirmek, hemen müdahale etmek hedef olmalı. Durum saptanıp, şiddet mağduru güvenceye alındıktan sonra diğer konular için hareket alanı genişler, zaman daha rahat kullanılır. Ama esas sorun, şiddet mağduruna o zaman süresince sahip çıkacak mekanizmalar ve olanakların olup olmadığı. Avukat talebi var, avukat bulalım, psikolog lazım, psikolog bulalım, filan derken mağdur bir daha mağdur olur. Üstelik, ne zaman, kaç kişinin mağdur olacağını önceden bilmek mümkün olmadığı için, hepsi aynı ana denk geldiğinde, bunlar yapılamaz hale gelir. Özellikle tek merkezden yönlendirilen bu tür işlerde oldukça sık rastlanan bir durumdur bu. Onun için merkezin sadece dört şeyle ilgilenmesini sağlamak gerek:

1. İhbarın gerçek olduğunu saptamak
2. En yakın karakoldan görevli gitmesini sağlamak
3. Görevli gidene dek, eğer gerekiyorsa telefon temasını devam ettirmek
4. Kayda alınan görüşmeleri ve listesini akibetlerinin izlenebilmesi için sosyal hizmetlere devretmek

Böyle bir düzenlemede başka şeyler yüzünden merkezin hizmeti aksamaz, görevlinin de erkek veya kadın olması birşeyi değiştirmez, çünkü izlenecek. Olsa olsa psikolojik değerlendirmeyle işe uygunluğu güvenceye alınabilir. (Bkz. 8 ile ilgili bölüm)

Kimse esas konuyla ilgilenmemiş: bu hattın kapasitesi ve ücretlendirme. Büyük bir hat havuzundan yararlanan yapısı olmalı, kısıtlı ve sabit sayıda olmamalı. 155 i bile arasanız meşgul çaldığı zamanlar oluyor, inanmak güç.

Sosyal hizmetlerin hattı var, ama yine de bu hat kurulduğuna göre, bir yerlerde sakat var demektir. Çoğunlukla baştan iyi düşünmeyip; iyi niyetten de kaynaklansa, sapla samanı birbirine karıştırmaktan dolayı; hizmetleri istediğimiz hız, kalite ve etkinlikte yürütmeyi başaramıyoruz bence. Burası sosyal hizmetlerin psikolojik danışma hattı değil ki, adı üstünde ŞİDDET ACİL, yani şiddete maruz kalanlara acilen müdahale hedefleniyor. Yoksa ben mi yanlış anlıyorum?

Saygılarımla,
Old 03-03-2007, 13:45   #3
Nesl-i Han

 
Varsayılan

merhaba diyelim ki bütün bu söylenenler gerçekleşti kadın şikayet etti ne olacak yani kafam karışık. Sonrasında kadını tekrar koca baba ata şu bu şiddetinden kim koruyacak. Ya kadın sonrasında susup teslim olursa kim çözecek. kadınlar korkuyor 1. adımdan sonra pes edip dönen çok. saygılarımla
Old 03-03-2007, 16:59   #4
Hekimbaşı

 
Varsayılan

Sn.Nesl-i Han,

Sözünü ettiğiniz (1) in benim yazdığım görev yapısıyla ilgili olduğunu varsayarak söylüyorum: Korkup vazgeçenlere yapacak birşey yok. Hattın çalışma biçimi nasıl olursa olsun, dediğiniz olabilir. Ama benim önerdiğim yapıda hiç olmazsa devlet gövde göstermiş ve olayı kayda almış olur. Bu biraz psikolojik destek de sağlayacaktır sanırım.

Saygılarımla,
Old 07-03-2007, 18:31   #5
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Merhabalar,
Alo şiddet hattı elbette şiddetin önlenmesinde ve sonrası için etkin önlemler alınmasında önemli bir araç.

Fakat kadına yönelik şiddet sadece telefon ihbarı ile çözülecek bir konu değil.

Olması gereken ilgili bütün birimlerin koordineli ve ortak bir anlayış ile birlikte çalışması ve konunun gerektirdiği altyapı ve donanımın yeterli olmalıdır.

Örneğin,alo şiddet hattından gelen bir ihbar,kolluğu harekete geçirebilmeli,derhal müdahale edebilmeli,kolluk bu müdahalesinde şiddetin önlenmesine ilişkin eğitim almış olmalıdır.

Eşler arasındaki ilişkilere karışılmaz diyebilen bir kolluk görevlisi daha baştan sistemin karşısında yer alacaktır.

Diğer yandan şiddete uğrayan kadının bir sığınmaevine yerleştirilmesi gerekiyorsa,her zaman hazır bir kapasitenin bulunması gerekmektedir.

Belediyeler kanununa göre her 50 000 nüfusa bir sığınmaevi açmak gerekliliği şimdiye kadar yerine getirilmemiştir.

Şiddet bir hakkın ihlal edilmesidir ve kadının hukuki yardıma ihtiyacı olabilir.Derhal dava açması da gerekmez.Haklarının ve olanaklarının neler olduğunu bilmeli ve kararını verebilmek için yeterli veriye sahip olmalıdır.

Halen kolluğa başvuran kadınlara CMK gereğince bir avukat ataması isteme hakkı yeteri ve kadının anlayabileceği biçimde hatırlatılmamakta ve bu hak fiilen kullanılamamaktadır.Ayrıca Adli Yardım olanakları da kadınlarca bilinmemektedir..

Şiddet nedeni ile kadının tıbbi yardıma ihtiyacı olabilir.Başvurulacak merkezler şiddet konusunda duyarlı ve eğitimli olmalı ve bir yandan şiddet mağduruna tıbbi-psikolojik destek sunarken diğer yandan şiddetin delillerini usulüne uygun biçimde saklamayı da gerçekleştirmelidir.

Mevcut uygulamada kadına yönelik şiddet bir çok durumda sağlık personelince tanınmamakta ve verilerin tespiti ve saklanmasında ciddi sorunlar yaşanmaktadır.

Şiddetin soruşturulması ve kovuşturulması hızlı,etkin ve güvenilir olmalıdır.

Mevcut durumda kolluk aile içi şiddeti res'en Savcılığa bildirmemekte ,savcılar eğer bir bildirim olmuşşsa derhal aile mahkemesine başvuruyu yapmamaktadır.Daha da vahimi şiddete ilişkin şikayetler mevcut iş yükü nedeni ile sürüncemede kalabilmektedir.Olay üzerinden 8-10 ay geçmesine karşılık henüz dava açılmamış vakalara rastlanmaktadır.Bu da etkin iç hukuk yoluna başvurabilme hakkının ihlalidir.

Şiddet kadına yöneldiğinde çocuklara ve gençlere de yönelebilir.Bu durumda çocuk ve gençlik birimlerinin olayda paydaş olması ve gerekli önlemleri almasına olanak tanınmalıdır.

Mevcut durumda ancak basına yansımış vahim olaylarda bu tür korumaların sağlandığına tanık olunmakta ve iş saatleri dışında bu olanaklar çocu kez kullanılamamaktadır.

Yapılacak her iş mali bir karşılığı gerektirmektedir.

Mevcut durumda kadına yönelik bütçeden her hangi bir pay ayrılmış değildir.İyiniyet yeterli değildir.

Sonuç olarak şiddete karşı mücadele kararı ulusal bir eylem planı çerçevesinde kararlı biçimde yapılması gereken bir sorumluluktur.

Saygılar
Old 07-03-2007, 20:30   #6
Hekimbaşı

 
Varsayılan

Sn.Kayar,

Bütçeden aile içi şiddete pay ayrılmamış olması, bu işin ciddiye alınmadığının göstergesidir. İlgili kurum bütçelerindeki kalemleri bilmiyorum. Ancak, o kalemlerden ilgili kısımların tek, aynı ve karşılıklı bir kalemde toplanarak eşgüdümün sağlanmasıyla birlikte harekete geçirilmesi; en önemlisi de sığınmaevlerinin açılmasının sağlanması gerekir.

Ancak; sığınmaevlerinin her 50.000 nüfusa olduğundan emin misiniz; yoksa nüfusu 50.000 i aşan her belediyeden mi söz ediyoruz? Çünkü 50.000 nüfusa bir sığınmaevi çok fazla, işletmesi çok pahalı olur gibi göründü bana. Bu hesapça sadece İstanbul' da 10.000.000 / 50.000 = 200 rakkamına ulaşıyoruz. Finansal açıdan verimli bir sığınmaevinin en azından 300 kişilik olması gerekir. Bu da 300 x 200 = 60.000 kişilik yer demek oluyor.

Saygılarımla,
Old 07-03-2007, 20:41   #7
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

BELEDİYE KANUNU

Kanun No. 5215

Kabul Tarihi : 9.7.2004

Belediyenin görev ve sorumlulukları

MADDE 14.- Belediye, kanunlarla münhasıran başka bir kamu kurum ve kuruluşuna verilmeyen mahallî müşterek nitelikteki her türlü görev ve hizmeti yapar veya yaptırır, gerekli kararları alır, uygular ve denetler.

Belediye öncelikle imar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor; sosyal hizmet ve yardım, evlendirme, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır. Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 50.000’i geçen belediyeler, kadınlar ve çocuklar için koruma evleri açar.

Saygılar
Old 07-03-2007, 20:46   #8
Hekimbaşı

 
Varsayılan

Sn.Kayar,

Teşekkürler
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Mehmet Ali Birand ve KADINA YÖNELİK ŞİDDET! Programı= NİLGÜN SEYMEN Kadın Hakları Çalışma Grubu 0 11-12-2006 15:55


THS Sunucusu bu sayfayı 0,13482904 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.