Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Dava Dilekçesindeki Sözler Hakaret Sayılır mı? Manevi Tazminat Davası açılır mı?

Yanıt
Old 28-02-2007, 11:54   #1
ağaoğlu

 
Varsayılan Dava Dilekçesindeki Sözler Hakaret Sayılır mı? Manevi Tazminat Davası açılır mı?

Merhaba,
Müvekkil boşanma davasının davalısı. Birçok diğer sebebin yanında, müvekkilin başka erkeklerle birlikte olduğu iddiası da dava dilekçesinde yer almaktaydı. Boşanma kararı verildi, ancak gerekçede "davalının başka erkeklerle birlikte olması" sebebi yer almıyor, başka genel sebepler zikredilmiş. Davalı müvekkil, boşandığı eşine karşı bu isnattan dolayı manevi tazminat davası açmak istiyor. Ne dersiniz? Benzer bir dava ya da ilgili bir Yargıtay kararı bilen meslektaşım varsa, şimdiden teşekkür ederim..
Old 28-02-2007, 18:37   #2
Noyan Yiğit

 
Varsayılan

Kendi fikrimi söylüyorum.Elimde bir Yargıtay ilamı yok benzer bir davamda olmadı. Boşanma kararı ile ilgili gerekçede geçip geçmemesi değil,.u isnadın gerçekte olup olmadığı önemli bence. Eğer gerçekten böyle bir şey yok da müvekkilinize bir isnatta bulunulmuş ise ve isnatta bulunan bunu ispat edecek durumda değil ise ortada bir iftira var demektir. Bu durumda hem Savcılığı bir dilekçe vererek şikayette bulunabileceğiniz gibi, hukuk mahkemesinde de çok onur kırıcı ve kişilik haklarına bir tecavüz olduğu için manevi tazminat davası açıp bu davayı da kazanabileceğinizi düşünüyorum.
Old 28-02-2007, 20:07   #3
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan ağaoğlu
Merhaba,
Müvekkil boşanma davasının davalısı. Birçok diğer sebebin yanında, müvekkilin başka erkeklerle birlikte olduğu iddiası da dava dilekçesinde yer almaktaydı. Boşanma kararı verildi, ancak gerekçede "davalının başka erkeklerle birlikte olması" sebebi yer almıyor, başka genel sebepler zikredilmiş. Davalı müvekkil, boşandığı eşine karşı bu isnattan dolayı manevi tazminat davası açmak istiyor. Ne dersiniz? Benzer bir dava ya da ilgili bir Yargıtay kararı bilen meslektaşım varsa, şimdiden teşekkür ederim..

Sayın ağaoğlu,

Önce TCK nın ilgili maddesini aktarıyorum.

Alıntı:
İddia ve savunma dokunulmazlığı

MADDE 128 - (1) Yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında, kişilerle ilgili olarak somut isnadlarda ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması halinde, ceza verilmez. Ancak, bunun için isnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir.


Bence boşanma davasında söylenmiş bu sözler için dava açarsanız, reddolur. Yukarıdaki maddenin eski hali daha açıklayıcı idi. Ancak gerekçesini okuyunca, eski maddeye benzer gerekçeler bulunmaktadır.

Dava boşanma davası, davacı boşanma nedenlerinden birisi olarak, eşinin kendisini aldattığını söylemektedir. Bunu kanıtlayamaması kendi aleyhine kullanılamaz.İddia ettiği olay, dava ile ilgilidir. Boşanma kararı verilebilmesi için en önemli sebeplerden birisi de "aldatma olgusu"dur. Uyuşmazlıkla doğrudan ilintilidir ve iddianın dokunulmazlığına girmektedir.

Saygılarımla
Old 01-03-2007, 14:53   #4
Av. Salim

 
Varsayılan

Sayın Suat Ergin'in eklediği TCK 128. maddesinin son cümlesi : "... ceza verilmez. Ancak bunun için isnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir."

"İsnat ve ve değerlendirmelernin somut vakıalara dayanması" Bunu nasıl anlayacağız. Ben sayın Ergin gibi kesin olarak reddedileceği kanaatinde değilim. Mesela boşanma dosyasında hiç bir somut vakıa ortaya konmamasına rağmen (mesela davalının şüphe verecek şekilde başka kadınlarla gezerken görülmesi falan gibi) hiç bir şüpheli durum kanıtlanamadığı halde bu ağır iddia salt bir iddia olarak kalmışsa bence bu iftira suçundan ziyade hakaret suçunu oluşturur ve tazminat davası açılabilir. Maddeyle ilgili yargıtay kararı bulan arkadaşlar yazarsa iyi olur.

Çünkü çok yaşadığımız bir olgu bu. Mesela bazan savcılığa verilen bir şikayet dilekçesinde hiç bir somut delil de olmadağı halde ağır ithamlar yazıldığını görüyoruz. Ortada hiç bir somut durum yokken birine sokakta "sen şu işi yapıyorsun, şöylesin demek" hakaret suçunu oluşturuyor, ama bunu şikayet dilekçesiyle veya dava dilekçesiyle yazarsak olmuyor, bu çok mantıklı olmasa gerek diye düşünüyorum.
Old 01-03-2007, 17:08   #5
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Salim
Sayın Suat Ergin'in eklediği TCK 128. maddesinin son cümlesi : "... ceza verilmez. Ancak bunun için isnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir."

"İsnat ve ve değerlendirmelernin somut vakıalara dayanması" Bunu nasıl anlayacağız. Ben sayın Ergin gibi kesin olarak reddedileceği kanaatinde değilim. Mesela boşanma dosyasında hiç bir somut vakıa ortaya konmamasına rağmen (mesela davalının şüphe verecek şekilde başka kadınlarla gezerken görülmesi falan gibi) hiç bir şüpheli durum kanıtlanamadığı halde bu ağır iddia salt bir iddia olarak kalmışsa bence bu iftira suçundan ziyade hakaret suçunu oluşturur ve tazminat davası açılabilir. Maddeyle ilgili yargıtay kararı bulan arkadaşlar yazarsa iyi olur.

Çünkü çok yaşadığımız bir olgu bu. Mesela bazan savcılığa verilen bir şikayet dilekçesinde hiç bir somut delil de olmadağı halde ağır ithamlar yazıldığını görüyoruz. Ortada hiç bir somut durum yokken birine sokakta "sen şu işi yapıyorsun, şöylesin demek" hakaret suçunu oluşturuyor, ama bunu şikayet dilekçesiyle veya dava dilekçesiyle yazarsak olmuyor, bu çok mantıklı olmasa gerek diye düşünüyorum.

Sayın Av.Salim,

Ben de mesajımı yazarken yeni TCK'daki maddenin, eski TCK'daki kadar açık ve net olmadığını belirtmiştim. Maddenin gerekçesini okuyunca aslında eski maddenin aynısının konulmak istediğini görüyoruz. Yine kanun tekniği açısından berbat bir maddedir bu(Ceza Hukuk Çalışma Grubu'muza atfen)...

Maddenin son cümlesini tekrar alıntıladım:

Alıntı:
Ancak, bunun için isnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir.

İncelediğim tüm yargıtay kararlarında "uyuşmazlıkla bağlantılı olması" halinde iddianın ve savunmanın dokunulmazlığı ilkesi gereğince suç olmayacağı hüküm altına alınmıştır.

Yani maddenin bu son cümlesi şu şekilde olmalıydı:

Alıntı:
Ancak, bunun için isnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması VEYA uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir.

O zaman bir tereddüt kalmayacaktı.

Sizin verdiğiniz örnekler ise, somut olayla örtüşmemektedir. Somut olayda şiddetli geçimsizlik nedeniyle dava açılmış; davacı bir cok nedenin yanısıra eşinin kendisini aldattığını iddia etmiştir. Tamamen uyuşmazlıkla ilgili bir iddiadır.

Oysa taraflar arasındaki bir eşya davasında bu sözler söylenmiş olsaydı; haklı olacaktınız. Çünkü eşyayla ilgili davalarda davanın konusu malın mülkiyetinin kime ait olduğu ile ilgilidir.Tarafların kişiliğinin önemi yoktur. Böyle bir davada davacı "eşim bu malları beni aldattığı erkeklerle yiyecek" gibi bir söz söyleseydi; tabii ki 'iddianın dokunulmazlığı'ndan söz etmek olanaksız olacaktı.

Hala Yargıtay kararı isterseniz, aktarırım.

Saygılarımla
Old 01-03-2007, 19:01   #6
Av. Salim

 
Varsayılan

Teşekkürler sayın Ergin. Bu konuda yargıtay kararlarını inceleyemedim ama maddenin yazımındaki ve/veya hatası beni bu yoruma ulaştırmıştı. Ama uygulama biçimini gösteren yargıtay kararlarında herhangi bir değişiklik olana kadar kanunu böyle yorumlamak ya da uygulamak durumundayız. Katkınız için teşekkürler.
Old 21-06-2010, 12:57   #7
Av.salih büyüksoy

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 1999/9769
K. 1999/12123
T. 10.11.1999
• TANIK BEYANLARI ( Aile Birliğinin Temelinden Sarsılması Nedeniyle Boşanma Davasında )
• AİLE BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI ( Tanık Beyanlarının Boşanmaya Etkisi )
• TAZMİNATA HÜKMEDİLMESİ ( Boşanma Davasında )
• BOŞANMA DAVASINDA TAZMİNATA HÜKMEDİLMESİ ( Şartları )
743/m.134,143
ÖZET : Dinlenen davacının tanıklarının sözlerinin bir kısmı Medeni Kanunun 134/1 maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla davanın reddi gerekir. Kusursuz taraf boşanma davasında maddi ve manevi tazminat talep edebilir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm tazminat ve nafaka yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

KARAR : Tanıkların davacıdan naklen bildirdiği olaylar sabit kabul edilemez. Terk sebebine dayalı olarak usulüne uygun açılmış bir dava yoktur.

Medeni Kanunun 134/1-2. maddesi uyarınca; boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, müşterek hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davacının tanıklarının sözlerinin bir kısmı Medeni Kanunun 134/1 maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Ancak boşanma temyiz edilmediğinden bu yön bozma nedeni yapılmamış, yanılgıya işaret olunmakla yetinilmiştir.

Tazminat ve nafakadan temyize gelince;

1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2- Boşanma nedeni olamayan hallerde davalı kusurlu kabul edilemez. Medeni Kanunun 143/1-2. maddesi koşulları oluşmadığına göre maddi ve manevi tazminata hükmolunması doğru değildir.

SONUÇ : Temyiz edilen kararın 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının 1. bentte gösterilen sebeple reddi ile hükmün bozma dışında kalan ve temyize konu edilen nafaka ile ilgili bölümünün ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oybirliğiyle karar verildi. 10.11.1999.

yarx
Old 21-06-2010, 18:37   #8
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.salih büyüksoy
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 1999/9769
K. 1999/12123
T. 10.11.1999
• TANIK BEYANLARI ( Aile Birliğinin Temelinden Sarsılması Nedeniyle Boşanma Davasında )
• AİLE BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI ( Tanık Beyanlarının Boşanmaya Etkisi )
• TAZMİNATA HÜKMEDİLMESİ ( Boşanma Davasında )
• BOŞANMA DAVASINDA TAZMİNATA HÜKMEDİLMESİ ( Şartları )
743/m.134,143
ÖZET : Dinlenen davacının tanıklarının sözlerinin bir kısmı Medeni Kanunun 134/1 maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla davanın reddi gerekir. Kusursuz taraf boşanma davasında maddi ve manevi tazminat talep edebilir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm tazminat ve nafaka yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

KARAR : Tanıkların davacıdan naklen bildirdiği olaylar sabit kabul edilemez. Terk sebebine dayalı olarak usulüne uygun açılmış bir dava yoktur.

Medeni Kanunun 134/1-2. maddesi uyarınca; boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, müşterek hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davacının tanıklarının sözlerinin bir kısmı Medeni Kanunun 134/1 maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Ancak boşanma temyiz edilmediğinden bu yön bozma nedeni yapılmamış, yanılgıya işaret olunmakla yetinilmiştir.

Tazminat ve nafakadan temyize gelince;

1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2- Boşanma nedeni olamayan hallerde davalı kusurlu kabul edilemez. Medeni Kanunun 143/1-2. maddesi koşulları oluşmadığına göre maddi ve manevi tazminata hükmolunması doğru değildir.

SONUÇ : Temyiz edilen kararın 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının 1. bentte gösterilen sebeple reddi ile hükmün bozma dışında kalan ve temyize konu edilen nafaka ile ilgili bölümünün ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oybirliğiyle karar verildi. 10.11.1999.

yarx

Bu kararın forum konusuyla ilgisi bulunmamaktadır.
Old 21-06-2010, 18:47   #9
avukat.derviş.yıldızoğlu

 
Varsayılan

Dikkat edilecek olursa; verilen cevapların çoğu, ceza davaları ile hukuk davaları arasındaki bağlantıya temas etmektedir. Bu bağlamda; ceza mahkemelerinde verilen kararın hukuk mahkemeleri açısından bağlayıcı olup olmadığı hususu ön plana çıkmaktadır.
Yani; örneğin, yapılan şikayet sonucunda şikayet edilen şahıs hakkında hakaret veya iftira suçundan ceza davası açıldığını ve TCK 128/1. maddesi gereğince beraat ettiğini düşünelim. Şimdi bu durumda; hukuk mahkemesinde manevi tazminat davası açma yolu kapanmış mıdır? Biraz da olayın bu yönde tartışılmasının isabetli olacağını düşünüyorum.
Nacizane bu konudaki fikrime gelince; hukuk yargılamasındaki ispat sorunu, ceza yargılmasındaki ispat sorunu kadar katı değildir. Yani olayımızdaki hukuk yargılamasında ispat yükü davalıya ait olacaktır. Çünkü, davacı kendisi hakkındaki iddiaların olmadığını ispat etmek durumunda değildir. Buradaki iddiaların sahibi olan davalı, bu iddiaları ispat etmelidir. Aksi takdirde hukuki açıdan sorumlu olacaktır.
Old 22-06-2010, 15:33   #10
Av. Mehmet Demirezen

 
Varsayılan

Alıntı:
İncelediğim tüm yargıtay kararlarında "uyuşmazlıkla bağlantılı olması" halinde iddianın ve savunmanın dokunulmazlığı ilkesi gereğince suç olmayacağı hüküm altına alınmıştır.

Yani maddenin bu son cümlesi şu şekilde olmalıydı:

Alıntı:



Ancak, bunun için isnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması VEYA uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir.



O zaman bir tereddüt kalmayacaktı.

Sayın Ergin madde metnindeki bağlacın veya olarak değisitirilmesi halinde somut vakıalara dayanan ancak uyuşmazlıkla bağlantılı olmayan iddia ve isnadların önünü açacağından çok ciddi sorunların çıkacağı kanısındayım.

Çünkü veya bağlacı ile isnadın uyuşmazlıkla bağlantılı olması şartı kaldırılacak, uyuşmazlıkla bağlantılı olmasa da maddi olgulara dayanması yeterli olacaktır.

İsnadın uyuşmazlıkla bağlantısı yok ise dilekçe ve savunmalarda olmasıda gereksiz ve anlamsız olacaktır diye düşünüyorum.
Old 26-08-2010, 09:21   #11
remedy

 
Varsayılan

İyi günler,
Bu siteye katkıda bulunan herkese çok teşekkürler öncelikle.

Bir sorum olacaktı.
Davacısı olduğumuz boşanma davasında davalı taraf,müvekkilim hakkında 'özgüven eksikliği nedeniyle sürekli müvekkilimi aşağılayıcı bir tavır sergilemektedir' gibi bir ifade kullanmıştır.Dilekçenin bir yerinde ise 'davalının kendisine duyduğu güvensizliğin bu duruma neden olduğunu düşünmekteyiz.'demiştir.
Müvekkilim,bu durumdan çok rahatsız olmuştur.Tazminat davası açmak istemektedir.Ben emin olamadım hakaret sayılıp sayılmayacağı konusunda,fikirlerinizi paylaşırsanız çok sevinirim.
Old 26-08-2010, 12:55   #12
Av.Özgür KARABULUT

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan remedy
İyi günler,
Bu siteye katkıda bulunan herkese çok teşekkürler öncelikle.

Bir sorum olacaktı.
Davacısı olduğumuz boşanma davasında davalı taraf,müvekkilim hakkında 'özgüven eksikliği nedeniyle sürekli müvekkilimi aşağılayıcı bir tavır sergilemektedir' gibi bir ifade kullanmıştır.Dilekçenin bir yerinde ise 'davalının kendisine duyduğu güvensizliğin bu duruma neden olduğunu düşünmekteyiz.'demiştir.
Müvekkilim,bu durumdan çok rahatsız olmuştur.Tazminat davası açmak istemektedir.Ben emin olamadım hakaret sayılıp sayılmayacağı konusunda,fikirlerinizi paylaşırsanız çok sevinirim.

Sn. Remedy;

"Özgüven eksikliği" psikolojik ve/veya psikiyatrik bir olgu olmakla hakaret sayılmaması gerekir. Öte taraftan içinde kullanılan cümleler de hakaret içerikli cümleler gibi de durmuyor.

Çekişmeli bir boşanma davasından, geçimsizlikten söz ediyorsak bu geçimsizliğin taraflar arasındaki sebeplerini/yansılamalarını da irdelemek gerekebiliyor. Bende, sözünü ettiğiniz cümlelerin bu niyetle kurulduğu izlenimi doğdu. Yok eğer "davacı delinin tekidir" dense idi belki farklı düşünülebilirdi.

Saygılarımla...
Old 01-12-2010, 18:55   #13
ADVOCATEMHC

 
Varsayılan

KONUYLA İLGİLİ TCK M. 128 İN GEREKÇESİ:
"İddia ve savunma haklarının kullanılması bağlamında, kişiler açısından somut isnat ifade eder nitelikte maddi vakıaların ortaya konulması ya da kişilerle ilgili olumsuz değerlendirmelerde bulunması mümkündür.bu somut isnatlar veya olumsuz değerlendirmeler, iddia ve savunma hakkının kullanılmasıyla ilişkilendirilememesi durumunda, hakret ve hatta iftira suçu oluşturur.
iddia ve savunma kapsamında, k,işilerle ilgili olan somut isnatların gerçek olması ve yapılan olumsuz değerlendirmelerin somut vakıalara dayandırılması gerekir. keza, bulunulan somut isnatların ve yapılan olumsuz değerlendirmelerin uyuşmazlıkla ilşkili olması gerekir; ancak uyuşmazlığın çözümü açısından faydalı olması aranmamalıdır."
(TBMM, Dönem:22, yasama yılı:2, sıra sayısı:664, sh. 538 v.d.) bilginize...
Old 01-12-2010, 21:37   #14
BALDIRAN

 
Varsayılan

Boşanma davasında dava yada cevap dilekçesinde, karşı tarafı olumsuzlayan her cümlenin, o olay boşanma davasında ispat edilemese bile, kişilik haklarını ihlal etmediği/boşanmaya sebep olan olaylarla ilgili olduğu ve bire bir somut olgulara dayandığı hallerde, iddialar ispat edilemese bile bunun tazminata konu olmayacağını, iftira suçunu oluşturmayacağını düşünüyorum.Sonuçta benim eşim çok iyidir diyerek boşanma kararı alamayız.Elbette, karşı tarafta var olduğunu ve geçimsizliğe sebep olduğunu düşündüğümüz olguları/sebepleri yazmak zorundayız kanımca. Burada sınır karşı tarafı rencide etmemek/kişiliğini zedelememek olmalı kanımca.Saygılar
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
maddi manevi tazminat haklarından feragat - Bilahare Dava Açmak madvocate Meslektaşların Soruları 8 30-01-2012 15:22
İş Kazasından Doğan Maddi, Manevi Tazminat Davası üye8180 Meslektaşların Soruları 13 12-05-2010 12:15
"Amir"e Manevi Tazminat Davası Açılır mı? prag Meslektaşların Soruları 2 28-02-2007 03:50
İşverene Manevi Tazminat Davası Açılabilir Mi? ayças Hukuk Soruları Arşivi 2 31-10-2004 22:22
Maddi Ve Manevi Tazminat Davası kamilserdar Hukuk Soruları Arşivi 1 17-02-2002 01:50


THS Sunucusu bu sayfayı 0,13538408 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.