Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Belediyenin düzenlediği Amme alacakları için ödeme emri- itiraz - süre - merci

Yanıt
Old 18-02-2007, 21:43   #1
Av.Bülent Özkan

 
Varsayılan Belediyenin düzenlediği Amme alacakları için ödeme emri- itiraz - süre - merci

Sayın meslekdaşlarım ;
Müvekkil adına x belediye tarafından amme alacakları için ödeme emri çıkarılmış olup bu ödeme emri 14.02. 2007 tarihinde müvekkile tebliğ edilmiştir. Ödeme emrinde
alacağın mahiyeti: para cezası
yıl taksidi : 2004/1
Vade günü : 23.2.2006
Miktar: x
Altta not olarak : daha önce yaptıgınız ödeme varsa makbuzları ile beraber belediyeye gelmeniz , tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde borcu ödemeniz ödemediğiniz taktirde haciz uygulanacağı.....


benzer soruyu sormuştum fakat mahiyeti farklı bu soruya acil olarak cevaplarınızı beklliyorum.

Bu ödeme emrine karşı izlenecek yol nedir?

Saygılarımla...
Old 18-02-2007, 22:03   #2
Av.Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Sayın Özkan,

Amme alacaklarının tahsili, ödeme emri çıkarılması ve itiraz usulü, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna tabidir. Kanun numarası 6183'tür.

Öncelikle yasanın 55 vd. maddelerine bir göz atın.

Saygılarımla.
Old 18-02-2007, 22:14   #3
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Sayın Av. Bülent Özkan

Eğer böyle bir borcun olmadığını düşünüyorsanız; ödeme emri gönderilemeyeceği kanısındaysanız ödeme emrinin iptali için (cezayı doğuran kabahate karşı başvuru yoluna gitmekten ayrı olarak) idare mahkemesinde dava açabilirsiniz. Yürütmenin durdurulmasını isterseniz, takip durur.

Eğer bu ödeme emri diğer bir başlıkta sorduğunuz hissedar müvekkilinize verilen imar para cezasıyla ilgili ise, ceza ihbarnamesinde yanlış yazılan 7 günlük süreyi de, ihbarname usulsuz olduğundan, buna dayanan ödeme emrinin de iptali gerektiğini dava dilekçenizde bir neden olarak gösterebilirsiniz.

Saygılarımla
Old 19-02-2007, 17:59   #4
Gratius

 
Varsayılan

[quote=Av.Armağan Konyalı]Sayın Av. Bülent Özkan

Sayın Av. Bülent Özkan;

Benzeer bir durumda;

Belediyece ÇTV sebei ile müvekkil adına tahakkuk et tirilerek 6183 e tabi ödeme emri gönderildi. Ancak müvekkil tahakkuk yapılan dönemde söz konusu meskenden ayrılmış, üstelik belediye sınırlarından taşındığı ve ÇTV hesabının kapatılması için dilekçe de vermiştir. (İdare İşlem dosyasında sundu bu dilekçeyi)
Açık bir şekilde ödeme emrinin iptali gerektiğinden Vergi Mahkemesine dava açtım. Ancak yargılama sonunda "önce Belediyeye idari başvuru yapmamış olduğumuzdan bahisle dava reddedildi. Daha da Kötüsü B.İ.M. söz konusu kararı onadı.

Mutlak bir işlem olarak "Ödeme Emri" gönderilmiş olunmasına rağmen "önce idareye başvur denildi kısacası. Daha önce benzer ödeme emirleri için açtığım hiç bir davada bu durumla karşılaşmamıştım. Sanırım ki yargıçlarımız "idareyi korumak adına, 50-YTL. ÇTV için 300 küsür lira masraf ve vekalet ücreti ödetmeyelim" diye düşündüler. Benim elimde bir çok benzer dosyada iptal kararları çıkmıştır.

Sanırım ki; Hukuk Fakültesi mezunu olmayanların neden hakimlik yapmaması gerektiğini bir kez daha anladım...

Kısacası; miktara göre önce bir idari başvuru yapıp, ancak süreyi kaçırmamak açısından yine de 7 gün içerisinde davanızı açmanız gerekecek. Saygılarımla.
Old 31-03-2010, 18:38   #5
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan gratius
Belediyece ÇTV sebei ile müvekkil adına tahakkuk et tirilerek 6183 e tabi ödeme emri gönderildi. ...ödeme emrinin iptali gerektiğinden Vergi Mahkemesine dava açtım.
Sizin işiniz vergi ile ilgili olduğundan doğru mahkemeye başvurmuşsunuz. Ama soru sahibi Sayın Av.Bülent Özkan'ın işi idari para cezası olduğundan ödeme emrinin iptali için de idare mahkemesine başvurmalıdır.

Vergi alacakları için gelen ödeme emirlerine itiraz vergi mahkemesinde
İdari para cezaları için gelen ödeme emirlerine itiraz idare mahkemesinde yapılır.
Old 13-02-2013, 10:32   #6
Av.Bilge KARAKAŞ

 
Varsayılan

Sayın meslektaşlarım,

Müvekkilime, Kasım 2012'de, 6183 sayılı yasanın 79. Md. gereği, borçlu işçisi A'nın 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının tahsili için Haciz Bildirisi tebliğ edilmiş. Müvekkilim, alacaklı SGK'ya süresinde, borçlu A'nın işçisi olduğunu, bundan böyle maaşının 1/3'ünü her ay kuruma yatıracağını bildirmiştir. Ancak 3 ay yatırmamıştır. Şimdi ise müvekkilime, borçlu işçi A'nın tüm vergi borcu olan 160.000 TL için ödeme emri tebliğ edilmiştir. Bu arada A, istifa etmek suretiyle işten ayrılmıştır.

Tarafımıza tebliğ edilen ödeme emrinde itiraz için dava yeri olarak İş Mahkemeleri gösterilmiştir. 6183 sayılı yasanın 58. Md'sinde de itiraz komisyonlarına başvurulabileceği ve bu komisyon kararının kesin olduğu belirtilmiş. Yine Danıştay emsal kararlarında benzer konularda İdare Mahkemesi'ne dava açıldığını da gördüm.

Değerli fikirlerinizi öğrenmek istiyorum. Ödeme emrine karşı itirazım için hangi usulü kullanarak hangi yargı yoluna başvurmalıyım?
Old 13-02-2013, 10:56   #7
Av.Bilge KARAKAŞ

 
Varsayılan

Meslektaşlarım,

Ben sorumun cevabını buldum. İhtiyacı olabilecek arkadaşlar için paylaşıyorum. Saygılar.

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2011/21-571
K. 2011/680
T. 2.11.2011
• ÖDEME EMRİNİN İPTALİ İSTEMİ ( Kurumun Davacıya Gönderilen Ödeme Emrinde İtiraz Yolu Olarak İş Mahkemelerine Dava Açılabileceği İhtarında Bulunmadığı - Kuruma Yaptığı Başvurunun Görevli Olmayan Yere Yapılan Başvuru Olarak Yedi Günlük Dava Açma Süresini Kestiği)
• AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN UYARINCA GÖNDERİLEN ÖDEME EMRİ ( Kurumun İtirazı Esastan İnceleyerek Reddine Karar Vermesi Karşısında Davacının Hak Arama Özgürlüğünün Zedelendiği - Yedi Günlük Dava Açma Süresini Kestiği)
• KURUM ALACAĞI ( 6183 S.K. Uyarınca Düzenlenen Ödeme Emrinin Tebliğinden İtibaren 7 Gün İçinde İş Mahkemesine İtiraz Davası Açılabileceği)
• YEDİ GÜNLÜK YASAL SÜRE ( 6183 S.K. Uyarınca Düzenlenen Ödeme Emrinin İptali Talebinde Kurumun İtirazı Esastan İnceleyerek Reddine Karar Verdiği - Kuruma Yaptığı Başvurunun Görevli Olmayan Yere Yapılan Başvuru Olarak Yedi Günlük Dava Açma Süresini Kestiği)
• DAVA AÇMA SÜRESİNİN KESİLMESİ ( 6183 S.K. Uyarınca Düzenlenen Ödeme Emrinin İptali Talebinde Kurumun Davacıya Gönderilen Ödeme Emrinde İtiraz Yolu Olarak İş Mahkemelerine Dava Açılabileceği İhtarında Bulunmadığı - Kurumun İtirazı Esastan İnceleyerek Reddine Karar Verdiği)
6183/m. 55, 58, 79
506/m. 80/5
5510/m.88
ÖZET : Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık 6183 sayılı Kanun uyarınca gönderilen ödeme emrinin iptaline ilişkin davanın anılan Kanun'un 58. maddesinde düzenlenen yedi günlük süre içinde açılıp açılmadığı noktasındadır. Kurum alacağı için anılan madde uyarınca 7 gün içinde iş mahkemesine itiraz davası açabilir. Davacı tarafından doğrudan iş mahkemesine dava açılmamış ise de, Kurumun davacıya gönderilen ödeme emrinde itiraz yolu olarak iş mahkemelerine dava açılabileceği ihtarında bulunmadığı, Kurumun davacının itirazını usul yönünden reddederek itiraz merciinin iş mahkemeleri olması gerektiği yönünde kanun yollarını açıkça gösterici işlem tesis etmeyip, davacıyı yanıltıcı şekilde itirazını esastan inceleyerek reddine karar vermesi karşısında, davacının hak arama özgürlüğünün zedelendiğinin ve Kuruma ödeme emrinin tebliğini takiben yaptığı başvurunun hatalı mercie ( görevli olmayan yere) yapılan başvuru olarak, yedi günlük dava açma süresini kestiğinin kabulü zorunludur.

DAVA : Taraflar arasındaki "ödeme emrinin iptali" davasında yapılan yargılama sonunda; ( Diyarbakır İkinci İş Mahkemesi)'nce davanın kabulüne dair verilen 21.07.2009 gün ve 2009/62 E., 2009/464 K. sayılı kararın incelenmesinin davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay Yirmibirinci Hukuk Dairesi'nin 21.10.2010 gün ve 2009/13882 E., 2010/10270 K. sayılı ilamı ile;

( ... Dava, davacı şirket yanında çalışan işçinin daha önce işveren olarak çalıştığı dönemdeki prim borcu nedeniyle davacı şirkete gönderilen haciz bildirisine itiraz edilmediği için Kurum tarafından gönderilen ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece istemin kabulü ile 27.11.2008 tarih 039133 sayılı ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden, Kurumun daha önce işveren olarak prim borcu bulunan M.Hadi'nin davacıya ait işyerinde çalıştığını tespit etmesi üzerine davacıya 23.11.2007 tarih ve 043560 nolu haciz bildirisi gönderdiği, haciz bildirisinin davacı şirkete 03.12.2007 tarihinde tebliğ edildiği ve 7 gün içinde itiraz edilmediği için borç davacı şirketin zimmetinde sayılarak davacıya ödeme emri gönderildiği, 27.11.2008 tarih ve 039133 sayılı ödeme emrinin davacıya 19.12.2008 tarihinde tebliğ edildiği, 05.02.2009 tarihinde dava açıldığı anlaşılmaktadır.

Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa'nın 80/5 ve 6183 sayılı Yasa'nın 58. maddeleridir. 506 sayılı Yasa'nın 80/5. maddesine göre "Kurumun, süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 51., 102. ve 106. maddeleri hariç diğer maddeleri uygulanır. Kurum 6183 sayılı Kanun'un uygulanmasında Maliye Bakanlığı, diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır. 6183 sayılı Yasa'nın 58/1. maddesine göre ise, "Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu ( İş Mahkemesi) nezdinde itirazda bulunabilir.

Somut olayda iptali istenen dava konusu 27.11.2008 tarih ve 039133 sayılı ödeme emrinin davacıya 19.12.2008 tarihinde tebliğ edildiği, davanın ise 05.02.2009 tarihinde açıldığı görülmektedir.

Mahkemece dava 6183 sayılı Yasa'nın 58. maddesinde öngörülen 7 günlük süre geçtikten sonra açıldığından reddi gerekirken, esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması, kabule göre de, 5502 sayılı Yasa'nın 36. maddesi gereğince Kurum harçtan muaf olduğu halde başvuru harcı yargılama giderleri içine katılarak Kurumun başvuru harcından sorumlu tutulması isabetsiz olmuştur.

Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.

Davacı vekili, işyeri çalışanının davalı Kuruma olan prim borcu nedeniyle gönderilen haciz bildirgesinin gereğinin yerine getirilerek, işçisinin ücretinden yapılan kesintilerin Kurum hesabına aktarıldığını ancak prim borçlusunun çalışmasının sona ermesinden sonra davalı Kurumca, daha önce hiçbir kesinti yapılmamış ve Kuruma ödenmemiş gibi ödeme emri gönderildiğini, Kurumca talep edilen kesintinin yapılması ve Kurumun bu kesintileri kabul etmesi nedeniyle adlarına gönderilen ödeme emrinin yasal dayanağı bulunmadığını, ödeme emrine itirazlarının reddine ilişkin Kurum kararını 02.02.2009 tarihinde tebliğ ettiklerini belirterek ödeme emrinin iptalini istemiştir.

Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili, davacının 6183 sayılı Kanun uyarınca gönderilen haciz bildirgesine yedi gün içinde cevap vermemesi nedeniyle borcun zimmetinde sayılarak, davacıya anılan Kanun'un 22. maddesi uyarınca ödeme emri gönderildiği ve yapılan itirazın 6183 sayılı Kanun'un 79. maddesi uyarınca reddedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Yerel mahkemece, davacının haciz bildirgesinin gereğini yaparak, kesintileri Kurum hesabına yatırdığı, borcun davacının zimmetinde sayılabilmesi için muhatap davacının haciz bildirgesine itiraz etmemesi veya gereğini yerine getirmemesi gerektiği, Kurumca yapılan kesintiler kabul edilmesine rağmen hiç kesinti yapılmamış gibi ödeme emri gönderilmesinin 6183 sayılı Kanun'un 79. maddesine uygun olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ve ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.

Davalı Kurum vekilinin temyiz üzerine Özel Daire'ce; yukarıda başlık bölümünde belirtilen gerekçelerle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel mahkemece, davacının ödeme emrinin tebliği sonrasında Kuruma müracaatta bulunduğu, bu talebin reddine ilişkin kararın davacıya 02.02.2009 tarihinde tebliğ edildiği, bu davanın ise 05.02.2009 tarihinde açıldığı belirtilerek ve önceki gerekçeler tekrarlanmak suretiyle ilk kararda direnilmiş, direnme hükmü davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 6183 sayılı Kanun uyarınca gönderilen ödeme emrinin iptaline ilişkin davanın anılan Kanun'un 58. maddesinde düzenlenen yedi günlük süre içinde açılıp açılmadığı noktasında toplanmaktadır.

Bilindiği üzere, "Türk Sosyal Sigortalar Sistemi" ağırlıklı olarak primli rejime dayanmaktadır. Kurumun sosyal sigorta yardımlarını sağlaması, en önemli gelir kaynağı olan sigorta primlerinin zamanında ve eksiksiz olarak ödenmesine bağlıdır.

Bu konudaki ilk yasal düzenlemeyi içeren mülga 506 sayılı Kanun'un 80. maddesinin ilk şeklinde prim alacağının tahsili İcra İflas Kanunu hükümlerine göre yapılmakta iken, 01.12.1993 gün ve 3917 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca yapılan değişiklik ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun hükümlerine tabi kılınmış; 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 88. maddesinde de Kurumun prim ve diğer alacaklarını 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun uyarınca takip ve tahsil edeceği düzenlemesine yer verilmiştir.

Prim borçları, bu düzenlemeler ile kamu alacağı derecesine getirilerek, takip ve tahsilinde, icra ve iflas hukukuna göre çabukluk ve sadelik sağlanmak istenmiştir. Gerek mülga 506 sayılı Kanun, gerekse yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanun'da yer alan aynı yöndeki düzenlemeler primlerin zamanında ve düzenli olarak tahsilini sağlamaya yöneliktir. Takip yetkisinin bizzat Kuruma tanınmış olması da aynı amaca hizmet etmektedir.

Bu doğrultuda 6183 sayılı Kanun'un "Üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczi" başlıklı 79. maddesi düzenlemesine göre:

Üçüncü şahıslardaki menkul malların haczi, borçlu veya zilyed olan veyahut alacak ve hakları ödemesi gereken gerçek ve tüzel kişilere, kurumlara haciz keyfiyetinin tebliği suretiyle yapılır. Tahsil dairesi tarafından tebliğ edilecek haciz bildirisi ile; bundan böyle borcunu ancak tahsil dairesine ödeyebileceği ve amme borçlusuna yapılacak ödemenin geçerli olmayacağı veya elinde bulundurduğu menkul malı ancak tahsil dairesine teslim edebileceği ve malın amme borçlusuna verilmemesi gerektiği, aksi takdirde amme borçlusuna yapılan ödemeler ile malın bedelini tahsil dairesine ödemek zorunda kalacağı ve bu maddenin üç, dört ve beşinci fıkra hükümleri üçüncü şahsa bildirilir... Haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise durumu, haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmek zorundadır. Üçüncü şahsın süresinde itiraz etmemesi halinde, mal elinde ve borç zimmetinde sayılır ve hakkında bu Kanun hükümleri tatbik olunur.

Herhangi bir nedenle itiraz süresinin geçirilmesi halinde üçüncü şahıs, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorundadır.

Üçüncü şahsın bu Kanun hükümleri uyarınca takibata tabi tutulması hükmü zimmetinde sayılan borç nedeniyle hakkında 6183 sayılı Kanun'un 54 ve devamı maddelerdeki "Cebren Tahsil ve Takip Esasları" hükümlerinin uygulanmasını zorunlu kılmaktadır.

Bu kapsamda üçüncü şahsa karşı zimmetinde sayılan borçtan dolayı cebren tahsile geçilmeden önce anılan Kanun'un 55. maddesi hükmünde öngörülen bilgilerin tümünü içeren bir ödeme emrinin tebliğ edilmesi zorunludur. Kamu alacağı için ödeme emri çıkarılmadan haciz uygulanması ve diğer cebren tahsil yollarına başvurulması kanuna aykırıdır.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesine göre; kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi ( 7) gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. İtiraz etmezse borç kesinleşmiş olur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.04.2001 gün ve 2002/21-201 E. 2002/297 K.; 24.03.2004 gün ve 2004/10-164 E. 2004/170 K. sayılı kararlarında da benimsendiği üzere itiraz davası için öngörülen yedi ( 7) günlük sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu konusunda kuşku bulunmamaktadır.

Hak düşürücü süre, niteliği itibariyle def'i değil, bir itiraz olup; sonuçlarını kendiliğinden meydana getirir ve re'sen gözönünde tutulmalıdır.

Kurum alacağı için 6183 sayılı Kanun'un 55. maddesi uyarınca düzenlenip, tebliğ edilen ödeme emrine karşı borçlu, anılan Yasa'nın 58. maddesi uyarınca 7 gün içinde iş mahkemesine itiraz davası açabilir.

Anılan madde metninde itirazın "vergi itiraz komisyonuna yapılacağı" hükmü yer almakta ise de, mülga 506 sayılı Kanun'un 80. maddesinin "Kurum alacaklarının tahsilinde 21.07.1953 tarih ve 6183 sayılı Kanun'un uygulanmasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde, alacaklı Sigorta Müdürlüğü'nün bulunduğu yer İş Mahkemesi yetkilidir" düzenlemesi ve yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesinin "Kurumun prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un uygulamasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde Kurumun alacaklı biriminin bulunduğu yer iş mahkemesi yetkilidir" hükümleri ile birlikte davalı Kurum bünyesinde 6183 sayılı Kanun'un itiraz mercii olarak belirttiği vergi itiraz komisyonunun bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, maddede belirtilen vergi itiraz komisyonuna itiraz yolunun; Sosyal Güvenlik Kurumu alacaklarının tahsili yönünden 6183 sayılı Kanun'un uygulanmasından doğacak uyuşmazlıklarda iş mahkemesine dava açılması yolu olarak kabulü zorunludur.

Nitekim bu husus Hukuk Genel Kurulu'nun 26.04.2006 gün ve 2006/21- 198 E. 2006/249 K. sayılı kararında da belirtilmiştir.

Uyuşmazlığın çözümü için Anayasal "hak arama özgürlüğünün" de değerlendirilmesi gerekmektedir.

2709 sayılı T.C. Anayasası'nın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesi uyarınca; "Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir."

Maddeye 03.10.2001 tarihli 4709 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile eklenen 2. fıkra uyarınca "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilerine başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır".

Bu bağlamda anılan madde hükmüyle hak arama özgürlüğü Anayasal bir kurum olarak, diğer temel haklar gibi düzenlenmiş ve Anayasa güvencesine bağlanmış, Anayasa'da kişinin hak arama özgürlüğü ile kişilik değerleri güvence altına alınmıştır.

Vatandaşlara hak arama özgürlüğü konusunda Anayasal bir hak tanınırken, Devlete de, onların bu haktan yararlanmayı sağlayacak şartları hazırlama görevi yüklenmiştir. Devlet için öngörülen bu zorunluluk ilgilinin Anayasal haklar içinde yer alan hak arama özgürlüğünün yaşama geçirilmesini sağlayacaktır.

Bu Anayasal görevin yerine getirilmesi için getirilen yasal düzenlemeler ve kurulan kurumların görevleri de bu bilinçle değerlendirilmelidir.

Bu kapsamda Anayasal teminat altına alınmış hak arama özgürlüğünden bahsedebilmek için Devletin işlemlerinde işleme karşı başvuru yollarını ve süresini açıkça, vatandaşında kuşku ve tereddüt uyandırmayacak şekilde göstermesi gerekmektedir.

Bu görevin yerine getirildiğinin kabulü için SGK alacaklarının tahsiline yönelik işlemlerin tamamında ilgili mevzuatın vergi alacaklarının tahsili ile SGK alacaklarının tahsiline ilişkin olarak uygulanmasındaki farklılıklar da dikkate alınarak ilgiliye, işleme karşı başvurabileceği kanun yolu ve süresinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

Anılan zorunluluk karşısında, Kurum alacaklarının tahsiline ilişkin olarak, 6183 sayılı Kanun'un 55. maddesi uyarınca, Kurumca düzenlenen ödeme emrinin ilgilinin başvurabileceği kanun yolu ve süresini açıkça gösterir ve özellikle mevzuatta açıklık bulunmaması nedeniyle 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesi ile öngörülen itiraz hakkını kullanabilmesi için yedi günlük süre içinde iş mahkemesine dava açabileceği ihtaratını da içeren şekilde düzenlenmesi gerekmektedir.

Somut uyuşmazlığın incelenmesinde, davacının 58. maddede öngörülen süre içinde Kuruma itirazda bulunduğu açıktır.

Davacı tarafından doğrudan iş mahkemesine dava açılmamış ise de, Kurumun davacıya gönderilen ödeme emrinde itiraz yolu olarak iş mahkemelerine dava açılabileceği ihtarında bulunulmayıp, aksine sadece vergi itiraz komisyonundan bahseden 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı ihtarında bulunması; Kurumun davacının itirazını usul yönünden reddederek itiraz merciinin iş mahkemeleri olması gerektiği yönünde kanun yollarını açıkça gösterici işlem tesis etmeyip, bir anlamda davacıyı yanıltıcı şekilde itirazını esastan inceleyerek reddine karar vermesi karşısında, davacının hak arama özgürlüğünün zedelendiğinin ve Kuruma ödeme emrinin tebliğini takiben yaptığı başvurunun hatalı mercie ( görevli olmayan yere) yapılan başvuru olarak, yedi günlük dava açma süresini kestiğinin kabulü zorunludur.

Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, bu kabul hukukun toplumsal yaşamı düzenleme ve ilişkilerden doğacak sorunları giderme görevine uygun bir çözüm anlayışının doğal sonucu olduğu gibi, Anayasal hak arama özgürlüğü de zedelenmemiş olacaktır.

Yukarıda belirtilen maddi ve yasal olgular dikkate alındığında; yerel mahkemenin açılan davanın süresinde olduğuna ilişkin kabulü ve bu değerlendirme ile ilk kararda direnmesi yerindedir.

Ne var ki, Yüksek Özel Daire bozma nedenine göre, somut uyuşmazlıkta işin esasına ilişkin olarak 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesinde belirtilen haller doğrultusunda inceleme yapılmadığından bu yöne ilişkin diğer temyiz itirazları konusunda inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daire'ye gönderilmesi gerekir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle direnme uygun bulunduğundan, davalı Kurum vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YİRMİBİRİNCİ HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 02.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.

yarx
Old 05-06-2013, 06:32   #8
lawstudent

 
Varsayılan

Değerli meslektaşlarım,
peki idare mahkemesinde açılacak ödeme emrine itiraz davasında, ilgili idareye başvuru ve başvurunun reddedilme şartı aranmakta mıdır? Sonuçta haciz tatbik tehdidi söz konusudur ve bu süreleri beklemek,davanın anlamsızlığına sebep olacaktır.
Old 05-06-2013, 07:26   #9
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan lawstudent
idare mahkemesinde açılacak ödeme emrine itiraz davasında, ilgili idareye başvuru ve başvurunun reddedilme şartı aranmakta mıdır?
İdari para cezalarına ilişkin ödeme emirlerinin iptali için idare mahkemesine açılacak davalarda ilgili idareye başvurma koşulu bulunmamaktadır. Doğrudan iptal davası açılabilir.

Saygılarımla
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Belediyeler Amme Alacakları İçin Haciz Yapabilirmi? Brusk Meslektaşların Soruları 2 20-12-2011 13:59
idari para cezasında ödeme emri. avmeralarslan Meslektaşların Soruları 3 04-03-2009 09:40
ilan-reklam vergisi (ödeme emri) avenginakbaba Meslektaşların Soruları 3 05-02-2007 15:24
6183 sayılı kanun ve ödeme emri papoose Meslektaşların Soruları 3 28-12-2006 08:05
6183 Sy.Amme Alacakları Kanununa Göre Ödeme Emrine İtiraz Yapılabilirmi? aristo Meslektaşların Soruları 1 29-04-2002 23:19


THS Sunucusu bu sayfayı 0,10536003 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.