Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Haberleri Hukuk Haberleri, duyuruları, güncel hukuki gelişmeler. [Haber Ekleyin]

Anket Sonucu: İş Mahkemeleri Kanununda getirilen Arabuluculuk sistemini
Olumlu buluyorum 35 35,71%
Olumsuz buluyorum 55 56,12%
Kararsızım 8 8,16%
Oy Verenler: 98. Bu ankette oy kullanamazsınız. (Anket no : 400)

İşçilik Alacakları ve İşe İade Davalarında Arabulucuya Başvuru Dava Şartı Oldu

Yanıt
Old 25-10-2017, 14:32   #1
Av.Duygu Işık Behrem

 
Varsayılan İşçilik Alacakları ve İşe İade Davalarında Arabulucuya Başvuru Dava Şartı Oldu

7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu
25.10.2017 tarihli Resmi Gazete'de
yayımlandı.


Pek çok yenilik içeren İş Mahkemeleri Kanunu'nda, Arabuluculuk ile ilgili düzenlemeler özellikle dikkat çekmektedir.

Yasanın üçüncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ve 01.01.2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere; "Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır."

Belirtilen dava türlerinde, Arabuluculuk yoluna başvurulmamış olması halinde dava, “dava şartı yokluğu” nedeni ile usulden reddedilecektir.

Aynı Yasanın 3. madde 3. fıkrası uyarınca, İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları, bu düzenlemenin kapsamı dışındadır.

Kaynak : Resmi Gazete
Old 26-10-2017, 11:12   #2
Av. Göztepeli

 
Varsayılan

Şahsi fikrimce, iş davalarında arabulucuya başvurma zorunluluğu getiren bu düzenleme Anayasa'nın 36ncı maddesinde koruma altına alınan hak arama hürriyetine aykırıdır. Arabuluculuk ancak ve ancak tarafların inisiyatifinde seçimlik bir tercih olabilir.

Bu düzenlemenin özellikle işçi tarafa külfetten başka birşey getirmeyeceği son derece açıktır.

İptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuru oldu mu?
Old 27-10-2017, 17:00   #3
Admin

 
Varsayılan

Bir anlaşmazlığı sonuca bağlamanın tek yolu olarak "mahkeme kapısını" görmek hukukçuların genlerinde olduğu için bu mesleki alışkanlığımızdan sıyrılmamız kolay olmayacak diye düşünüyorum. Dolayısıyla bu düzenlemeyi anayasaya aykırı görmeye eğilimli çok fazla meslektaşımız olacaktır buna şüphem yok. Sistem oturduktan on yıl sonra ise muhtemelen "arabulucuya gitmeden dava mı açılıyordu eskiden" diye şaşıran bir genç hukukçu meslektaş neslimiz olacak.

Ancak esasında bir uyuşmazlığı mahkemeye taşımadan önce tarafları aynı masaya oturtup uyuşmazlık çözümü konusunda uzman bir kişinin rehberliğinde 2 saat "konuşmalarını" sağlamak bence oldukça sağlıklı ve doğru bir çözüm. Bu konuşma sonucunda halen "anlaşmamayı" tercih edip, bu 2 saatlik zaman dışında hiçbir kayıpları olmadan konuyu mahkemeye taşıma özgürlükleri de mevcut. Üstelik anlaşamadılarsa süreçle ilgili hiçbir masraf da yapmıyorlar ve tüm giderleri devlet karşılıyorsa, bu çözüm yoluna uygulamada biraz daha şans vermemiz gerek diye düşünüyorum.

Arabulucuğun işçi tarafa külfet getireceği düşüncesinde de değilim, tam aksine birçok işçinin minimum 1,5 -2 yıl sürecek bir dava süreciyle uğraşmadan önce işvereni kendileriyle aynı masaya oturtup isteklerini ve taleplerini dinlemek zorunda bırakması açısından düzenlemenin daha çok işçi lehine olduğuna inanıyorum. Aynı şekilde "nasıl olsa bu kadarlık bir alacak için avukat tutup yıllarca mahkemelerde benle uğraşamaz" diye düşünen birçok işveren açısından da Adliye'nin atadığı resmi bir arabulucudan davet almak, işçinin haklarının teslimi konusunda tekrar değerlendirme yapılmasına yardımcı olacaktır.

Kanunun konuyu düzenlemesi bence son derece sağlıklı, ideal ve başarılı. Ancak ülkemizde son derece sağlıklı, ideal ve başarılı pekçok kanun maddesinin uygulamada istendiği ve amaçlandığı gibi yürümediği de bir gerçek. O nedenle yeni sistemi ancak çalışmaya başladıktan sonra doğru değerlendirebileceğiz sanırım. Burada sistemle ilgili kişilere (arabulucular, adliyelerin arabuluculuk büroları, bu konuyla ilgili kararlar ihdas edecek hakimler vs.) düşen çok sorumluluk ve iş olduğuna inanıyorum.
Old 30-10-2017, 10:11   #4
Adli Tip

 
Varsayılan

Ülkemizde yargının çok yavaş ilerlediğini, yargıya erişimin çok pahalı olduğunu, o kadar para ve zaman harcadığın yargılamadan da zaten çok da adil kararlar çıkmadığını tane tane söylerseniz acımasız bir muhalif durumuna düşersiniz.

Ama bu verileri arabuluculuğun avantajları şeklinde ifade ederseniz hiç başınız ağrımaz.
Old 30-10-2017, 16:04   #5
Av.Duygu Işık Behrem

 
Varsayılan

Herkese merhaba,

Ben ankette "kararsızım" şıkkını işaretledim. Sebebi uygulama aktifleştikten sonra ne yönde kullanılacağını bilememem ve amaca uygun işleyip işlemeyeceğini şimdiden kestirememem.

Ancak şunu da söylemeliyim ki bugüne kadar -henüz yasal bir zorunluluk olmamasına rağmen- yaklaşık 90 dosyayı (davası devam eden ya da davası henüz olmayan) Arabuluculuk yolu ile kapattık.

Kendim Arabulucu değilim, taraf vekili olarak görüşmelerde yer aldım. Buradan yola çıkarak, uygulamaya ilişkin gözlem yapma şansım oldu. Bu doğrultuda, konuya ilişkin görüşlerimi yazmak isterim.

* Karşılaştığımız Arabulucular, gerçekten objektif ve işini özenle yapan Arabuluculardı. Onlarla biraraya geldiğimiz süreler boyunca, Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın da konuya ne kadar dikkatli ve özenli yaklaştığına, sürekli bilgilendirmeler ile Arabulucuları aydınlattığına, uygulamanın çok yeni olması nedeni ile ikileme düşülen durumlarda Arabuluculara ciddi anlamda yardımcı ve yol gösterici olduklarına birebir şahit oldum ve doğrusu bu özveriye şaşırdım.

* Arabuluculuk yolu ile çözümlenen dosyalarda, eğer işçi "hakkının yendiği" duygusuna kapılmıyorsa ve adil bir şekilde el sıkışılmış ise gerçekten netice manevi olarak da olumlu oluyor. İşçi, işverenine küs ve öfkeli hissetmiyor. Hatta bana göre, dava sonucunda hissedeceği tatminden çok daha fazlasını hissediyor ve içi çok daha rahat şekilde iş hayatına devam ediyor.

Ben görüşmelere işveren vekili olarak katılmama rağmen, sonuçta anlaşma olsun olmasın, "hakkınızı helal edin" diyerek elimi sıkıp ayrılan çok sayıda işçi oldu.

Oturumlarda kimi zaman ortam gerilir gibi olsa da neticede oturum bitip de ayrılacağımız vakit gülüşerek hoşçakalın diyebilmek, uzlaşma kültürüne aslında zannettiğimiz kadar da uzak olmadığımızı hissettirdi.

Bu noktada, görüşmeyi gerçekleştiren taraflara ve Arabulucuya önemli görevler düşüyor.

* Katıldığımız tüm görüşmelerde, karşı yan vekilleri (farklı farklı avukatlar ile karşılaşmamıza rağmen) oldukça ılımlı ve pozitif bir yaklaşım sergiledi.

Bu noktada, özellikle de işveren vekili olarak hareket eden meslektaşlarıma şunu öneririm, karşınızdaki insanları sizinle anlaşmaya mecburmuş gibi hissettirmemek ve hatta artıları, eksileri bizzat ortaya koymak önemli. Herkes açısından, açıklık ve dürüstlük şart.

* İşveren açısından da kendisi için emek vermiş işçisi ile anlaşma ortamında vedalaşmak ve hatta sonrasında, ona hala referans olabilmek bana göre oldukça kıymetli bir durum.

* Son olarak, devam eden davaların duruşmalarında, "Arabuluculuk yoluna başvuracağız, süre talep ediyoruz" dediğimizde, Hakimin ve Mahkeme kaleminin mutluluğunu sizlere tarif edemem. Bir de süreç anlaşma ile neticelenip de o dosyalar kapanınca, mutluluk daha da katlandı elbette.

Arabuluculuk şayet amaca uygun işletilirse ve Arabulucu olarak görev yapacak kişiler bu sorumluluğu hakkı ile yerine getirirse, olumlu neticeler doğurmaması için hiçbir neden yok.

Ancak amacı dışında kullanılıp işveren hakimiyetine hizmet eden bir alan olur ise işlerliği söz konusu olamaz.

Umuyorum ki uzlaşı kültürü yargı sistemimizin olumlu bir parçası olarak zihinlerimize ve uygulamalarımıza yer eder.

Saygılarımla,
Old 01-11-2017, 18:22   #6
Av.Nazife Eytemiş BAŞAR

 
Varsayılan

Bu durumda HMK mı değişir?arabuluculuk mu yasaya aykırı olur?

Dava şartları

MADDE 114- (1) Dava şartları şunlardır:

a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.

b) Yargı yolunun caiz olması.

c) Mahkemenin görevli olması.

ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması.

d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması.

e) Dava takip yetkisine sahip olunması.

f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.

g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması.

ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi.

h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması.

ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.

i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.

(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.
Old 02-11-2017, 09:49   #7
Av.Duygu Işık Behrem

 
Varsayılan

Sayın Başar,

Kişisel düşüncem,

Alıntı:
(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.

kısmı yeterli olacaktır. Zira düzenleme İş Mahkemeleri Kanunu'nda "dava şartı" olarak düzenlenmiş oldu.

Ancak yine de HMK'da bir değişikliğe gidilerek bendler arasına eklenmesi daha uygun olur görüşündeyim.
Old 02-11-2017, 15:59   #8
Av. Engin EKİCİ

 
Varsayılan Tarafların Anlaşması Halinde Arabuluculuk Ücretinin Tahsili Hususu

İsteyenin arabulucuya başvurması, isteyeninse doğrudan dava açabilmesi şeklinde bir düzenleme yapılması gerekirken arabulucuya başvurunun zorunlu hale getirilerek dava şartı yapılmasını genel anlamda hukuka ve özelde de Anayasa'nın hak arama hürriyeti güvencesine aykırı buldum ve bu nedenle ankette "olumsuz buluyorum" seçeneğini tercih ettim.

Ancak burada konuya farklı bir açıdan, arabuluculuk başvurusunun ardından tarafların uzlaşmasıyla birlikte hak edilen arabulucu ücretinin tahsili noktasında çıkabilecek sorunlar yönüyle yaklaşmak istedim.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin (13). bendinde "...Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları halinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz...." denmektedir.

Yine (14.) bendinde "...Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hallerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları halinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..."

Taraflar uzlaştığında arabuluculuk ücreti aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde ödenecektir. Peki taraflar bu ücreti ödemediklerinde arabulucu, bu defa da enerjisini ücretin tahsili amacıyla yasal yollara başvurarak harcamak durumunda kalmayacak mıdır?

Ücretin yasal yollara başvurulmaksızın tahsiline yönelik bir düzenleme kanuna eklense idi, örneğin, tarafların uzlaşamaması sonucunda olduğu gibi öncelikle Adalet Bakanlığı'nca ödenip benzer şekilde bakanlık taraflara rücu etse idi daha iyi olmaz mıydı?

Saygılarımla..
Old 11-11-2017, 21:00   #9
Porsuk

 
Varsayılan Eksik ve belirsiz hususlar

Merhaba Sayın Meslektaşlarım; ben yasada eksik ve belirsiz birçok husus olduğunu düşündüğümden ve işçi-işveren ilişkisinin yarı kamusal niteliğini de gözönüne alarak olumsuz buluyorum şeklinde oy verdim.
Herşeyden önce zorunlu arabuluculuğun getiriliş amacının İş Mahkemelerindeki iş yükünün azaltılması olduğu kanaatindeyim. (ki bu hukuki bir neden değil, çare de değil. Ayrıca arabulucu yetki sorununu Sulh Hukuk Mahkemesi çözecek neden? İş Mahkemesi değil ? Sulh Hukuk mahkemesinin iş yükü yok mu ? )Bu neden haricinde "esas neden" olması gereken (alternatif çözüm vb ) nedenlerin tali olarak kaldığını düşünüyorum.
Arkadaşların dile getirdiği arabuluculuk ücretinin anlaşma halinde nasıl tahsil edileceği gibi konuların eksik bırakılması gibi doğrudan arabuluculukla ilgili eksiklikler olduğu gibi iş uyuşmazlıkları ile ilgili bir çok konunun düşünülmediği görülmektedir. Örneğin; halen açılmış olan kısmi davalarda kesinleşmeden sonra açılacak olan ek davalar ile ilamsız takip yolu ile talep edilecek işçilik alacaklarına itirazın iptali davaları ile ilgili yasada herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Ayrıca işverene karşı güçsüz durumda olan işçinin durumu gözetilerek yarı kamusal nitelik kazandırılan iş uyuşmazlıklarında güçsüz durumdaki işçi ( halen çalışanların büyük çoğunluğunun örgütsüz ve sendikasız olduğu gerçeği ile birlikte ) ile güçlü durumdaki işverenin uzlaşma masasında eşit hale geleceklerini düşünmek bence çok iyimser bir düşünce olur. İşçinin pazarlık kozu nedir? İşinden olmuş, yeni iş bulma ve evine ekmek götürme derdi ile boğuşan işçi işverene karşı pazarlık edebilecek midir ? Yoksa işverenin dayattığı şartlara razı mı gelecektir? Arabuluculuk "alternatif" çözüm yolu olarak düşünülmüş ise neden zorunlu ?İhtiyari olması neden yeterli değil ? Yoksa Başkentteki alternatif ulaşım anlayışı ile paralel bir çözüm anlayışı mı ? (Metro varsa otobüs yok, metroya bi-ne-cek-sin...) Eksiklikler, belirsizlikler işleyişte daha çok ortaya çıkacaktır. arkadaşların görüşleri geldikçe sorular ve çözümler de çoğalacaktır muhtemelen. Herkese kolay gelsin...
Old 14-11-2017, 13:34   #10
akrd61

 
Varsayılan

Öncelikle bu düzenlemenin zorunlu ve dava şartı olarak getirilmesi hususunda hak arama hürriyeti ihlal ettiği kanaatindeyim.Ancak bu zorunluluk ve dava şartı olmaktan çıkarılarak giderilebilir husus.
Diyelim ki zorunluluk olmaktan çıkartıldı,taraftar yine de bu düzenlemeye başvurma ihtiyacı duyacaklar mı?Bu düzenleme işçi işveren arasındaki sorunları ne kadar giderebilecek?

Şahsi kanaatim uzlaşma,anlaşma,müzakere kültürü gelişmemiş toplumlarda bu ve bunun gibi düzenlemeler pekte etkili olmayacaktır.Maalesef içinde yaşamaya çalıştığımız toplumda tartışma,müzakere etme,ve uzlaşma,anlaşma gibi eylemler pekte başvurulan yöntemler değil.Ancak Arabulucu sertifikasına sahip olan meslektaşlarım kızacak ama ,ben Arabuluculuğun başlı başına bir meslek olması, arabulucu olacak olanların sadece bu işle uğraşmasını ,hukuk bilgisi yanında psikoloji,sosyoloji alanında eğitimi de içeren üniversite eğitimi almaları,taraflara içinde bulundukları ve unsuru oldukları sorunların tartışma,müzakere etme ve uzlaşma,anlaşma ile çözülebileceğini hissettirmelereri halinde başarılı olacağını,yani Arabulucu karşısına gelecek olan taraflara büyük bir ihtimal ile çoğunluğunun anlamayacağı hukuk bilgisi yüklemeden önce onları psikolojik ve sosyolojik olarak çözümlemeli, içinde bulunduğu sorunun tartışma,müzakere etme ve uzlaşma ile giderilebileceği düşüncesini kabul ettirmesi ve son aşama olarak hukuk bilgisi vermesi gerektiği, aksi halde sadece hukuk bilgisi ile yapılacak Arabuluculuğun dava şartı tamamlamak için zoraki bir yol olmaktan öteye geçemeyeceği kanaatindeyim.

O nedenle OHAL ve ülkemiz adli ve idari yargısının içinde bulunduğu durum itibariyle gelececekte bu düzenlemenin geleceği hususunda yukarıda izah etmeye çalıştığım çekincem nedeniyle kararsızlık yönünde irademi belirterek katkıda bulunmaya çalıştım.

Tüm meslektaşlara,İyi çalışmalar diliyorum.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
İşçilik Alacakları-Husumet akrd61 Meslektaşların Soruları 1 06-09-2017 15:48
İdari yargıda ıslah ve dava öncesi başvuru şartı burakfatih Meslektaşların Soruları 2 28-09-2014 16:31
Tasarrufun iptali davalarında dava şartı nurigüzel Meslektaşların Soruları 8 02-02-2012 17:23
İşçilik alacakları talepli dava - sonradan açılan işe iade davası Av.Yüksel Eren Meslektaşların Soruları 2 27-03-2007 16:30
İşe İade - Ücret Ve Diğer İşçilik Alacakları Av. Hulusi Metin Meslektaşların Soruları 6 26-04-2005 18:40


THS Sunucusu bu sayfayı 0,12944603 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.