Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

boşanmaya yeterli sebep olabilir mi?

Yanıt
Old 14-05-2007, 11:11   #1
av.füsun kimiran

 
Varsayılan boşanmaya yeterli sebep olabilir mi?

Halen derdest olan bir davamda sizinde fikirlerinizi almak istiyorum.Taraflardan her ikisi de üniversite mezunu olup, kadın doktorasını da yapmış bir yüksek mühendistir.Evlilik öncesi dönemde kadın önemli bir firmada çalışır iken evlenmeden kısa bir süre önce istifa etmiş ve eşinin talebi olmamasına rağmen evkadını olmuştur.Erkek çok faal iş hayatı olmasına rağmen kadın kendini iyice eve kapatmış ve tabiyki aralarında kadından kaynaklanan kıskançlıklar başlamıştır.Kadın çocuk istemekte erkek ise çocuk sahibi olmayı şiddetle reddetmektedir.Erkek yurtdışına gitmiş, karısını da götürmüş mesleği ile ilgili kadını dil kursuna yazdırmış, kadın 1 gün kursa devam etmiş bırakmış ve tekrar eve kapanmıştır.Kadın temiz titiz eğitimlidir,ancak erkek için bu yeterli değildir.Erkek savaşçı, kendi ayakları üzerinde duran, birlikte yol alabileceği bir kadın zannederek evlendiği bu kadınla artık evli kalmak istemez evi terkeder ve boşanma davası açar.Dava da ne tartışılmalı sizce.Bu sebep boşanma için yeterlimidir?
Old 28-05-2007, 09:43   #2
muratsadioğlu

 
Varsayılan Yuvada Huzur Şart..

Alıntı:
Yazan Av.F.Kimiran
Erkek savaşçı, kendi ayakları üzerinde duran, birlikte yol alabileceği bir kadın zannederek evlendiği bu kadınla artık evli kalmak istemez evi terkeder ve boşanma davası açar.



Sayın Kimiran,

Yazacaklarım,eminim bildiğiniz şeyler.
Ne var ki,bunlar hem TMK 166.maddesinin,hem de Yüksek Mahkemenin öngördüğü ilkeler:''Evlilik birliğinin sürdürülmesinin her iki yan için çekilemez bir hal alması''.
Bence bunu olayınızda tesbit etmek zor.Kadın,tam da anacıl duygularla,yuvasının kadını ve anne olmak ister.Buna karşın erkek de,iş yaşamında,sosyal ilişkilerinde,eşinin yanında,arkasında olmasını ister.
Ama bizim konumuz evlilik birliği..birlikteliği.
O,çekilmez bir hal almış,her iki taraf için yaşam bir kabus halini almış mı?.Ona bakacağız.
Belki de aşkla başlamış,fakat bu gün taraflar için dayanılmaz bir azap halini almış bir evliliğin artık bir an bile sürdürülmesinin kimseye yararı yok.
Kanımızca,bu ölçütlere göre,her iki tarafın da dava hakkı var.Erkek açmıştır bile.
Saygılarımla.
Old 12-06-2007, 21:38   #3
tolgaaltun

 
Varsayılan

Burada ortak hayatın çekilmezliği durumu var bence.erkek eş açısından evlilik istenmeyen ve yürütülmesi zor bir müesseseye dönüşmüş diyebiliriz.kadın nbelliki evlenip kendini güvenceye aldıktan sonra çalışmaya gerek görmemiş ve ortak paylaşılması gereken evliliğin maddi sorumluluğunu eşinin üstüne yıkarak kendisini geri çekmiştir. bu da erkek için haklı bir sebeptir.öyle ya belki de erkek eş evliliği ancak eşinin çalışması durumunda göğüsleyebileceğini düşünmüş ve buna göre evliliğe karar vermiş olabilir.ya da çalışan, para kazanmanın ne demek olduğunu bilen bir kadınla evlilik yapmak istemiştir.kadının kendini eve kapatıp adeta asosyal bir hale gelmesi koca için çekilmez ve istenmeyen bir durum olabilir.bu gayet doğaldır.artık günümüzde birçok erkek eşinin çalışmasını, kendisine maddi anlamda yardımcı olmasını istemektedir.bu ve benzeri sebepler mahkemede ileri sürülebilir diye düşünüyorum.
Old 12-06-2007, 23:37   #4
Av.Gülsüm Sezen

 
Varsayılan

Burada kanaatimce evlilik müessesinin sosyo-psikolojik yönü de dikkate alınarak, yola çıkılması gereken husus, kadının da boşanmayı isteyip istememesidir. Zira bu hususun cevabına göre izlenecek yol değişecektir.Ancak net olan bir durum vardır ki, o da erkeğin boşanmayı istediğidir. Burada erkek bakımından konuyu ele aldığımızda; boşanma dilekçelerimizde pek sıkça telaffuz ettiğimiz "Fikren ve ruhen anlaşmazlık" durumu söz konusudur. Evliliğin çekilmez hal alması ise, somut olayın ayrıntılarına değerlendirilmelidir. Zira sosyal açıdan ele aldığımızda; şiddetli geçimsizlik, ahlaki problemler, kültür çatışması gibi sebepler olmadıkça söz konusu durum "evliliğin çekilmez hale gelmesi ve/veya temelinden sarsılması" kapsamında ele alınamayabilecektir. Bu nedenle kadın bakımından kanaatimce konunun ayrıca değerlendirmesi gerekmekle birlikte; tarafların ortak zeminde buluşması mümkün olmuyor ve evlilik birliği ciddi anlamda yürümez bir hal alıyorsa (ki olayda erkek açısından durum bu şekilde görünmektedir), yukarıda da arz ettiğim gibi "fikren ve ruhen anlaşmazlık, aykırılık" olduğu aşikar bulunmaktadır. Saygılarımla...
Old 13-06-2007, 02:37   #5
avayhanuygur

 
Varsayılan

Öncelikle belirtmek isterim ki, erkeğin dilekçesindeki boşanma nedenleri TMK'nın aradığı hukuki nedenlerden değil. Bu haliyle dava reddedilmeye mahkum görünüyor. Aralarındaki sorun bence hayata ve evliliğe bakış açılarının farklılığından kaynaklanmakta. Fakat TMK bunu bir boşanma nedeni olarak görmemekte. Yargıtay kişilik uyuşmazlığı gibi bir nedeni de boşanma nedeni olarak görmüyor. Aslında tipik bir kanser evlilik. Tam da boşanmayla sonuçlanması gereken bir evlilik kanımca. Ama Türk Hukuk Sistemimiz boşanmaları elinden geldiğince zorlaştırarak kendince aile birliğini kurtardığını sanmakta, aksine bu yolla travmatik ilişkilerin, sorunlu çocukların yetiştiği ailelerin oluşmasına zemin hazırlamaktadır. Yanlış bence şurda; boşanmak her zaman menfi algılanmakta, aslında boşanmanın bazen yeni bir başlangıç, beyaz bir sayfa veya taraflar için bir kurtuluş olduğu gözden kaçmaktadır. Aslında, taraflardan birinin sevgisinin bitmesi olması gereken en önemli boşanma nedenlerinden biri olmalıdır. Davanıza gelince, bence bu haliyle davanın reddine karar verilir büyük ihtimalle.Kadın boşanma talebi olmadan müstakil bir nafaka davası açmalı kanımca. Başarılar diliyorum...
Old 13-06-2007, 10:24   #6
av.semire nergiz

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.füsun kimiran
Evlilik öncesi dönemde kadın önemli bir firmada çalışır iken evlenmeden kısa bir süre önce istifa etmiş ve eşinin talebi olmamasına rağmen evkadını olmuştur."""&quot""" ""Erkek savaşçı, kendi ayakları üzerinde duran, birlikte yol alabileceği bir kadın zannederek evlendiği bu kadınla artık evli kalmak istemez evi terkeder ve boşanma davası açar.
Bana göre bu hususlar hiç inandırıcı değil.Evlenmeden önce kadın istifa ettiğine göre neden evlenmekten vazgeçmemiş davacı koca.Pek tabi ki kendisi için kadının çalışmasını olmasza olmaz koşul olarak görüyorsa evlenmeme yönünde karar alabilirdi.Belli ki davacı koca değerli meslektaşımızı mağduriyetine inandırmış.Sağlıklı karar verebilmemiz için acele etmemek lazım gelir ,kadının da konuşmasını beklemek lazım gelir kısaca karar vermeden önce bir süre daha beklemek gerek.Eminim ki gerçek senaryo davacı kocanın anlattığından çok çok farklıdır.
Old 13-06-2007, 13:42   #7
av.semire nergiz

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.füsun kimiran
Halen derdest olan bir davamda sizinde fikirlerinizi almak istiyorum.Taraflardan her ikisi de üniversite mezunu olup, kadın doktorasını da yapmış bir yüksek mühendistir.Evlilik öncesi dönemde kadın önemli bir firmada çalışır iken evlenmeden kısa bir süre önce istifa etmiş ve eşinin talebi olmamasına rağmen evkadını olmuştur.Erkek çok faal iş hayatı olmasına rağmen kadın kendini iyice eve kapatmış ve tabiyki aralarında kadından kaynaklanan kıskançlıklar başlamıştır.Kadın çocuk istemekte erkek ise çocuk sahibi olmayı şiddetle reddetmektedir.Erkek yurtdışına gitmiş, karısını da götürmüş mesleği ile ilgili kadını dil kursuna yazdırmış, kadın 1 gün kursa devam etmiş bırakmış ve tekrar eve kapanmıştır.Kadın temiz titiz eğitimlidir,ancak erkek için bu yeterli değildir.Erkek savaşçı, kendi ayakları üzerinde duran, birlikte yol alabileceği bir kadın zannederek evlendiği bu kadınla artık evli kalmak istemez evi terkeder ve boşanma davası açar.Dava da ne tartışılmalı sizce.Bu sebep boşanma için yeterlimidir?
Bu mesajı tekrar okuyunca Diyarbakırlıların deyimiyle "Niye bu kadın delidir" demek geldi içimden.( bu sözün meali 'bu kadın deli midir ki böyle davranıyor'dır )HERKESE TEBESSÜMLÜ GÜNLER
Old 13-06-2007, 17:37   #8
muratsadioğlu

 
Varsayılan Geçimsizlik:Boşanma nedenlerinin anası..

Gün ortasında bir haber:
Alıntı:
Yazan Basın
Ayrı partiden aday oldular, ayrıldılar!..
İZMİR’de, iki ayrı partiden milletvekili aday adayı olan, ancak partileri tarafından aday listelerine alınmayan X Parti üyesi Avukat N.A.E. ile Y Parti üyesi 7 yıllık eşi İnşaat Yüksek Mühendisi Ö.E.,5 dakika süren davada tek celsede boşandı
Dışarıdan bakınca,bir aile 3-5 günlük bir siyasal gelişme sonucu yıkılmış gibi görünüyor..Bu olay hakkında bir anket yapacak olsak neler denirdi:
1-Siyasal hırs gözlerini bürümüş,
2-Seçilebilmek için yuvasını yıktı,
3-İyi bir gelir uğruna yuvayı yıktı..
4-Aile içi siyasi kıkançlık;sen-ben kavgası,
5-Bu siyaset daha çok yuvayı yıkar..olasılıkları daha da arttırabiliriz.
Çok azımız,bunun dayanma gücünü taşıran son damla olduğunu düşünür..
İşte haberin devamı,konuşan herhalde eşlerden meslektaşımız olanı.Çünkü sözcükler belli ki özenle seçilmiş:
Alıntı:
E., geçimsizlikleriyle ilgili yaptığı açıklamada, “Eşler farklı siyasi partilerde olunca problem çıkıyor. Bizim de öyle oldu.Evliliğimizde tek problem siyasi görüş ayrılığı değildi. Bu sadece bardağı taşıran son damla oldu. Ben eşimin siyasi geleceği için kendi kariyer hedefimden vazgeçerdim, ancak buna değecek evlilik olması lazım. Milletvekili olabilmek için evliliğimi sona erdirecek biri değilim. Dava açmamın tek sebebi ayrı siyasi görüş değil. Aramızda şiddetli geçimsizlik ve kişilik uyuşmazlığı var. Yürümeyen bir evlilikti. Boşanmak istiyorum'' dedi


Görüldüğü gibi,boşanma davalarında gerçek nedeni bulmak,bazan bizim için de Yargıç için de çok zor..
İyi ki oldukça reel bir ölçüt getirilmiş:evlilik birliği her iki yan için dayanılmaz bir azap halini aldı mı?..Kesip atacaksın..Kanserli,gangren olmuş bir vucut parçası gibi.Yoksa bütün vücut -toplum- bundan zarar görür.
Bizce dayanılmaz geçimsizlik,boşanma nedenlerinin anası'dır.Ve her nedende ondan izler var..
Saygılarımla.
Old 25-06-2007, 12:48   #9
Adalet Bakanı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.füsun kimiran
Halen derdest olan bir davamda sizinde fikirlerinizi almak istiyorum.Taraflardan her ikisi de üniversite mezunu olup, kadın doktorasını da yapmış bir yüksek mühendistir.Evlilik öncesi dönemde kadın önemli bir firmada çalışır iken evlenmeden kısa bir süre önce istifa etmiş ve eşinin talebi olmamasına rağmen evkadını olmuştur.Erkek çok faal iş hayatı olmasına rağmen kadın kendini iyice eve kapatmış ve tabiyki aralarında kadından kaynaklanan kıskançlıklar başlamıştır.Kadın çocuk istemekte erkek ise çocuk sahibi olmayı şiddetle reddetmektedir.Erkek yurtdışına gitmiş, karısını da götürmüş mesleği ile ilgili kadını dil kursuna yazdırmış, kadın 1 gün kursa devam etmiş bırakmış ve tekrar eve kapanmıştır.Kadın temiz titiz eğitimlidir,ancak erkek için bu yeterli değildir.Erkek savaşçı, kendi ayakları üzerinde duran, birlikte yol alabileceği bir kadın zannederek evlendiği bu kadınla artık evli kalmak istemez evi terkeder ve boşanma davası açar.Dava da ne tartışılmalı sizce.Bu sebep boşanma için yeterlimidir?


kadının evlenmeden önce işinden istifa etmesi, evliliğin devamı sırasında da çalışmayacağına ve bu durumun erkek tarafından kabul edildiğine karinedir bence.

ayrıca kadının çocuk yapma isteğini aile olmanın bi gereği gibi görmek gerektiği kaanatindeyim. eğer çocuk yoksa ve istenmiyorsa birlikteliği resmileştirmenin de önemi olmaması gerektiği şahsi fikrimdir. bu nedenle kusurun kadında değil erkekte olduğunu düşünüyorum

son olarak paylaşmak istediğim bir düşüncem var onu da aktarayım. "evlilik birliğinin her iki taraf için de çekilmez bir hal alması"nın delillerle ispat edilmesi istenir ya hep. aslında taraflardan birinin "ben onunla yaşamak istemiyorum artık" anlamında boşanma davası açması bence hem temelden sarsılmayı hem de çekilmez halin en azından başlangıcını oluşturmaktadır.

burada olaya hukuki değil aile birlikteliği olarak bakıyorum. başka türlü anlaşılmasın. istenmeyen kişi ilan edilen kişi için artık çekilmezlik hali başlamış bulunmaktadır bence. bu nedenle başka bir sebep aramaya bile gerek yok. ama usuli yönlerden davanın reddi hali müstesna tabi ki.

ayrıca "boşanma" olgusuna menfi yaklaşanlardan biriyim. boşanmanın her zaman yeni bir başlangıç olmayacağına da inanıyorum. özellikle çalışmayan ve cahil bırakılan kadınlar için. "dul kadın" imajı ile yaşamak anadolu da oldukça zor..

bu nedenle elimizdeki boşanma davalarında tarafları bir araya getirip "hadi barışma yollarını bi arayalım" demeyi adet edindim. önceleri kendi müvekkilimiz bile bizi yargılıyordu bu hareketimizden dolayı ama zamanla taraflar bu çabamıza bi anlam yüklemeye çalışıyorlar.

yani eğer "pek fena muamele" ve benzeri durumlar yok ise avukat gibi değil de hiç olmazsa dava açılmadan veya sona yaklaşmadan evvel evlilik danışmanı gibi davranmanın çoğu kez faydalı olabildiğine hem bizzat hem de duyum ile tanık oldum.

bence denemeye değer... zira aile çok kutsal bir müessesedir. korumaya değer..
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
atiye bırakmak vekalet ücretine sebep olur mu? avenginakbaba Meslektaşların Soruları 20 18-06-2016 11:52
Emekli Maaşı için Muvazaalı Boşanmaya Yargıdan Darbe ahmetsacit Hukuk Haberleri 39 26-03-2014 16:21
İşçinin Sebep Olduğu Ölümlü Trafik Kazası-İşverenin Sorumluluğu Av. Arzu Erkol Dursun Meslektaşların Soruları 16 11-12-2011 20:38
Tehlike Sorumluluğu İle Olağan Sebep Sorumluluğunun Yarışması(?) knight_law Hukuk Sohbetleri 1 28-04-2002 21:13
Boşanmaya Davalıda Razı Olursa Serap YILMAZ Hukuk Soruları Arşivi 1 02-03-2002 01:43


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07512307 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.