Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

esrarda kişisel kullanım miktarı ne kadar?

Yanıt
Old 15-10-2010, 19:25   #1
akarsu

 
Varsayılan esrarda kişisel kullanım miktarı ne kadar?

Herkese merhabalar;
Sanığın evinde yaklaşık 20 kg esrar bitkisi ele geçiriliyor.Bu bitkilerden 670 gr toz esrar elde edilebiliyor.Ben içmek amacıyla ektim ve biçtim evde bulunduruyorum diyor.Bunun dışında delil yok.
Sanığın ticaret kastından bahsedilebilir mi? (Ayrıca suç tarihi 2004, dava 2010 Eylülünde açıldı,eyleme hangi yasa uygulanır, zamanaşımı varmıdır)
Old 15-10-2010, 20:35   #2
Av.Bülent AKÇADAĞ

 
Varsayılan

Sayın meslektaşım,

Sanırım miktar konusunda yanlış yazdınız. Zira 20 kg kubar esrardan yaklaşık 12-13 kg toz esrar çıkarıldığı yönünde rapor verilmektedir. (Gerçeği yansıtmamaktadır ancak emniyet birimlerinin takdiri bu yöndedir)

Bu bağlamda belirtilen miktar kişisel kullanım sınırının bayağı üzerinde olması nedeni ile "Bağımlıyım, bu da yıllık kullanım bedelime yetiyor" ifadesi pekte gerçekçi olmayacaktır.

Yargıtay, 1.500 gr ile 1.700 grama kadar olan oranları "kişinin yıllık kullanımına eş değer" olarak kabul etmektedir.

Son olarak 5237 sayılı TCK 2005 yılında yürürlüğe girmesi ve somut olayınızda işlenen suçun tarihinin 2004 olması sebebi ile 765 sy TCK'ya göre yargılama yapılacaktır. Ancak her iki kanunda lehe olan hükümler müvekkiliniz için uygulanacaktır.
Old 15-10-2010, 23:36   #3
BALDIRAN

 
Varsayılan

Kanımca, suç tarihi eski olduğudan, lehe olan kanun olan 765 say.TCK.nın muhtemelen 403/5 maddesinden yargılanacaktır.Dava zamanaşımı 102/3 e göre 10 yıldır.bende sayın Bülent bey gibi,bu miktarda bir uyuşturucunun kişisel kullanım iddası gerçekçi kabul edilmez diye düşünüyorum.
Old 16-10-2010, 11:33   #4
Sinerji Hukuk Yazılımları

 
Varsayılan

T.C. YARGITAY
Ceza Genel Kurulu

Esas: 2004/10-107
Karar: 2004/136
Karar Tarihi: 15.06.2004

SATMAK İÇİN ESRAR BULUNDURMAK SUÇU - SANIĞIN KÜLLİYETLİ MİKTARDA KENEVİR BİTKİSİ EKTİĞİ - BULUNDURULAN MİKTARIN KİŞİSEL KULLANIM İÇİN YÜKSEK OLDUĞU - EYLEMİN UYUŞTURUCU MADDE BULUNDURMAK SUÇUNU OLUŞTURDUĞUNUN KABULÜ GEREĞİ

ÖZET: Sanığın külliyetli miktarda kenevir bitkisi ektiği yolundaki ihbar nedeniyle yakalanması, uyuşturucu maddenin elde edildiği yer ve bulundurulan miktarın sanığın kişisel olarak tüketebileceği miktarın çok üzerinde olması karşısında, bulundurmanın kullanma amacına yönelik olmadığı belirlenmiştir. Sanığın saptanan bu eyleminin uyuşturucu madde bulundurmak suçunu oluşturduğunun kabulü gerekir.

(765 S. K. m. 403, 404, 405)

Satmak için esrar bulundurmak suçundan sanık Cumhur G......'in beraatına ilişkin İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 27.11.2000 gün ve 406-409 sayılı hüküm C.Savcısı tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 20.05.2002 gün ve 188821-19114 sayı ile;

<Narkotik şube görevlilerince esrar içtiği ve külliyetli miktarda kenevir bitkisi ektiği öğrenilen sanığın yakalandığında bu bilgiyi doğrulayarak Gaziemir otoban yolu altında dere yatağında ekip yetiştirdiği ve bir kısmı kurumuş, bir kısmı kurutulmaya bırakılmış, işlenmemiş halde toplam daralı 90 kilogram (işlendiği takdirde net 26.670 kilogram esrar elde edilebilecek nitelikteki) uyuşturucu maddenin yerini gösterip ele geçmesini sağladığı anlaşılan olayda, edinilen istihbari bilginin mahiyetine ve ele geçen suç konusu maddenin kişisel kullanım miktarının üzerinde olmasına göre sanığın eyleminin satmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak olarak değerlendirilip TCK.nın 403/5, 405/2. maddeleri ile cezalandırılması yerine yazılı şekilde beraatına karar verilmesi> isabetsizliğinden bozulmuştur.

Yerel Mahkeme 01.10.2003 gün ve 349-435 sayı ile;

<Sanık soruşturmanın başından beri gerek emniyette, sulh ceza hakimliğinde ve mahkememizdeki ifadesinde esrar satışı yapmadığını, içici olduğunu ve içmek amacıyla yakalanan hint kenevirini ektiğini söylemiş olup, soruşturmanın tüm aşamalarında ifadelerinde hiçbir sapma yapmamıştır.

Yüksek Yargıtay 10. Ceza Dairesi bozma ilamını iki gerekçeye dayandırmıştır. Bunlar;

a- Edinilen istihbari bilginin mahiyeti,

b- Ele geçen suç konusu maddenin miktarının kişisel kullanım miktarının üzerinde bulunması,

Her ne kadar Yüksek Yargıtay yukarıda (A) kısmında belirtilen elde edilen istihbari bilginin mahiyeti nedeni ile kararın bozulmasına karar vermiş ise de dosyada bulunan istihbari bilginin düzenlendiği 09.08.2000 tarihli olay tespit, yakalama ve zapt etme tutanağının tetkikinden de anlaşılacağı üzere sanığın esrar içtiği ve külliyetli miktarda kenevir bitkisi ektiği bilgileri alınmış ve bu istihbari bilgi ışığında sanık takibe alınmıştır. Tutanak mümzileri komiser Numan D., polis memuru Hüseyin T. mahkememizde tanık sıfatı ile dinlenmiş olup, bu tanıklar da sanığın esrar içtiği ve kenevir bitkisi ektiği yolunda duyumlar aldıklarını söyleyerek düzenlenen tespit tutanağının doğru olduğunu belirtmişlerdir. Bu itibarla sanık hakkında alınan istihbari bilgilerde sanığın esrar sattığı veya satmak için kenevir bitkisi ektiği yolunda hiçbir bilgi yoktur.

Yüksek Yargıtay’ın yukarıda (B) bölümünde belirttiği ve suç konusu maddenin miktarı itibariyle kişisel kullanım miktarının üzerinde bulunması gerekçesine gelince; yukarıda da izah edildiği üzere sanık yakalandığında içmek maksadı ile hint keneviri ektiğini güvenlik güçlerine söylemiş ve güvenlik güçleri de sanığın gösterdiği yerde kenevir bitkisini elde etmiştir. Ekspertiz raporuna göre bu kenevir bitkisinden 26 kilo 670 gram net esrar elde edilebileceği anlaşılmaktadır.

Sanığın esrar sattığı veya satmak için bu kenevir bitkisini ektiğine dair savunmasının aksine hiçbir kanıt yoktur. Sırf miktara bakılarak bu esrar maddesinin satılmak için bulundurduğu sonucuna varılması, miktar dışında sanığın sattığına veya satmak için kenevir ektiğine dair başkaca bu iddiayı doğrulayan kanıtlar elde edilemediğinden miktara bakılarak bunu içmek için değil, satmak için bulundurduğu sonucuna varılmasının doğru olmadığı kanaatine varılmıştır. Sanık esrar içicisi olduğuna göre uzun bir süre ihtiyacını karşılayacak kadar ekmiş olabileceğini düşünmek gerekir.> gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.

Bu hükmün de C.Savcısı tarafından süresi içinde temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C. Başsavcılığının <bozma> istekli 7.5.2004 gün ve 60140 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.

CEZA GENEL KURULU KARARI

İnceleme Konusu olayda;

Kolluk tarafından düzenlenen yakalama, yer gösterme, arama ve zapt etme tutanaklarında;

Kaçakçılık ve İstihbarat Şube Müdürlüğü görevlilerince yapılan istihbari çalışma sonucunda B........'da lastik tamirciliği yapan Cumhur isimli kişinin esrar içtiği ve külliyetli miktarda kenevir bitkisi ektiği bilgisinin edinilmesi üzerine takibe alınan bu kişinin 9.8.2000 günü yakalandığı, üzerinde yapılan aramada suç unsuruna rastlanmadığı, konu kendisine açıklandığında doğrulayarak esrar içicisi olduğunu, halen Gaziemir Otoban yolu altında dere yatağına kenevir ektiğini, yeri göstereceğini açıklaması üzerine tarif ettiği yere gidildiği, dere yatağında bir kısmı kesilerek kurumuş halde, bir kısmı da yeni kesilerek kurutulmaya bırakılmış toplam daralı ağırlığı 90 kg kadar gelen kenevir bitkisi uç kısımlarının elde edilerek zaptedildiği, bu kişiyle yapılan görüşmede, esrar içicisi olduğunu, pahalı olduğu için almaya gücünün yetmediğini, bundan dolayı ekmek zorunda kaldığını, kimseye vermediğini söylediği, evinde yapılan aramada suç unsuruna rastlanmadığı belirtilmiştir.

İzmir Polis Kriminal Laboratuarınca düzenlenen 9.8.2000 gün ve 619 sayılı raporda; incelenmek üzere gönderilen toplam net 88 kilogram 900 gram ağırlığındaki maddenin esrar ihtiva eden ve esrar elde etmede kullanılabilen taze durumdaki hint keneviri bitkisinin gövde ve uç kısımları olduğu, kurutulduktan sonra eleme usulü ile yapılan miktarsal çalışmalar sonucu, bu miktardan %30 oranında olmak üzere net 26 kilogram 670 gram esrar elde edilebileceği belirtilmiştir.

Sanık tüm aşamalarda benzer biçimde; esrar içtiğini, pahalı olduğundan almaya gücünün yetmediğini, bu nedenle içmek amacıyla kenevir bitkisi ektiğini, ekim yaptığı yeri polislere gösterdiğini, esasen dışarıdan görünmediği için esrar ektiği yeri çitlerle kapatmaya gerek duymadığını, zaman zaman buraya gidip kendisi için kesip kurutarak esrar içtiğini, kimseye satmadığını, dere yatağı sulak olduğu için kenevirlerin çok büyüdüğünü, bundan dolayı fazla miktarda yakalattığını savunmuştur.

Kolluk görevlisi tanıklar Numan D. ile Hüseyin T. ise tutanak içeriğindeki bilgileri tekrarlayarak doğrulamışlardır.

TCY'nın 403. maddesinin 5. fıkrası, uyuşturucu maddeyi <yanında veya başka bir yerde> bulunduranların cezalandırılmalarını öngörmektedir. Öte yandan, 404. maddenin 2. fıkrası kullanma maksadıyla uyuşturucu madde bulundurma eylemini ayrıca suç olarak düzenlemiş ve çok daha az bir yaptırımla karşılamıştır.

Görüleceği üzere, uyuşturucu madde bulundurma eyleminin nitelendirilmesinde belirgin rol oynayan husus, bulundurmanın gayesidir. Kullanma amacıyla uyuşturucu madde bulun-durma eylemi 404. maddenin 2. fıkrasında yazılı suçu oluşturacaktır. 403. maddenin 5. fıkrasında yazılı bulundurma eylemi ise, kullanma maksadının dışında kalan bulundurma fiillerine münhasırdır.

Uyuşturucu madde bulundurmanın kullanma maksadına matuf olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması gereken ve öğreti ile uygulamada da kabul görmüş olan bazı kriterler bulunmaktadır.

Bunlardan ilki; failin bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma, devir veya tedarik etmek hususunda herhangi bir davranış içine girdiğinin tespit edilememesidir.

İkinci kriter, bulundurulan yer ve bulunduruluş biçimidir; kişisel kullanım için uyuşturucu madde bulunduran kimse, bunu her zaman kolaylıkla erişebileceği bir yerde, örneğin genellikle evinde veya işyerinde bulundurur, yine uyuşturucunun çok sayıda küçük paketçikler halinde olması, kullanım dışında bir amaçla bulundurulduğu hususunda önemli bir belirtidir.

Üçüncü kriter de, bulundurulan miktardır. Özellikle uyuşturucu maddelerden esrarın elde edilmesinde kullanılan kenevir bitkisi ülkemizin kimi yörelerinde yılda birkaç kez ekilmesine karşın bazı bölgelerde yılda bir kez ekilmektedir. Öte yandan gerek esrarın temin edilmesinde, gerekse özelliğini yitirmeden çok uzun süre muhafaza edilmesinde çeşitli güçlükler bulun-maktadır. Yine Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında esrar kullananların her defasında 1-1,5 gram olmak üzere günde üç kez esrar tüketebildikleri bildirilmektedir. Esrar kullanma alışkanlığı olanların bunları gözönüne alarak, bir yıllık ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda esrar maddesini ihtiyaten yanlarında veya ulaşabilecekleri bir yerde bulundurabildikleri de bilinen bir husustur. Buna göre, esrar kullanan faillerin, yukarıda nedenleri açıklanan ve olağan sayılan bu süre içinde kişisel olarak kullanıp tüketebilecekleri miktarın üzerinde esrar maddesi bulundurmaları halinde, bulundurmanın kişisel kullanım amacına yönelik olmadığı kabul edilmelidir.

Somut olayda, zaman zaman esrar kullandığı ve geçmişte evinde saksı içinde kenevir bitkisi ekerek kişisel kullanımı için esrar elde ettiği bilinen sanığın, bu kez şehir dışında, otoban köprüsünün altındaki dere yatağında kenevir bitkisi yetiştirdiği ve bir kısmını keserek kurutmaya bıraktığı, yakalanan bitki gövde ve uç kısımlarından toplam net 26 kilogram 670 gram esrar maddesi elde edilebileceği anlaşılmaktadır. Sanığın külliyetli miktarda kenevir bitkisi ektiği yolundaki ihbar nedeniyle yakalanması, uyuşturucu maddenin elde edildiği yer ve bulundurulan miktarın sanığın kişisel olarak tüketebileceği miktarın çok üzerinde olması karşısında, bulundurmanın kullanma amacına yönelik olmadığı belirlenmiş olup, sanığın saptanan bu eylemi TCY'nın 403. maddesinin 5. fıkrasında düzenlenen uyuşturucu madde bulundurmak suçunu oluşturmaktadır. Bu itibarla, sanığın uyuşturucu madde bulundurmak eyleminin kullanma amacına yönelik olduğuna ilişen Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 15.06.2004 günü tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programları
Old 16-10-2010, 11:37   #5
Sinerji Hukuk Yazılımları

 
Varsayılan

T.C. YARGITAY
10.Ceza Dairesi
Esas: 2006/3894
Karar: 2007/573
Karar Tarihi: 29.01.2007

SATMAK AMACIYLA UYUŞTURUCU MADDE BULUNDURMAK SUÇU - DİŞİ HİNT KENEVİRİ BİTKİSİNİN ELE GEÇİRİLMESİ - ELE GEÇEN MADDE MİKTARININ BİR YILLIK KİŞİSEL KULLANIM İHTİYACININ ÇOK ÜZERİNDE OLMASI

ÖZET: Sanığın bahçesinden dişi hint keneviri ektiği, kısa bir süre önce topladığı ve satma gayreti içerisinde olduğu yönünde edinilen bilgi üzerine başlatılan soruşturma sırasında, sanığın evinde yapılan aramada kurumaya bırakılmış dişi hint keneviri bitkisi ele geçirilmiş ise de, ele geçen madde miktarının bir yıllık kişisel kullanım ihtiyacının çok üzerinde olması karşısında, sanığın bu maddeyi satmak amacıyla bulundurduğunun kabul edilmesi gerektiğinden, satmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan cezalandırılması yerine, yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırıdır.

(5237 S. K. m. 191)

Dava: Satmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık H. F. G. hakkında Bafra Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 21.10.2005 tarihinde 2005/185 Esas, 2005/140 karar sayı ile kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan mahkumiyet kararı verildiği, hükmün sanık tarafından süresi içinde temyiz edildiği, Yargıtay C.Başsavcılığınca onama isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 21.03.2006 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;

Karar: Dosya kapsamına göre; görevlilerce yapılan istihbari çalışmalarda, sanığın bahçesinden dişi hint keneviri ektiği, kısa bir süre önce topladığı ve satma gayreti içerisinde olduğu yönünde edinilen bilgi üzerine başlatılan soruşturma sırasında, sanığın evinde yapılan aramada kurumaya bırakılmış 2.164 gr. (1.500 gr toz esrar elde edilebilir) dişi hint keneviri bitkisi ele geçirilmiş ise de, ele geçen madde miktarının bir yıllık kişisel kullanım ihtiyacının çok üzerinde olması karşısında, sanığın bu maddeyi satmak amacıyla bulundurduğunun kabul edilmesi gerektiğinden, satmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan cezalandırılması yerine, yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerine görülmüş olduğundan, hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, yeniden hükmü kurulurken CMUK. nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 29.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programları
Old 16-10-2010, 15:57   #6
hakikiavukat

 
Dikkat Mahkemenin takdiri

Davanıza benzer bir işi halen takip etmekteyim. Mahkeme ihbar üzerine yakalanan yüksek miktarların doğrudan satmak için bulundurulduğunu varsayıyor. Eski içtihatlarda 2000-2500 gr kullanmak için bulundurulabilir denirken yeni içtihatlarda 200-300 gram kişisel kullanım miktarının üst sınırı kabul ediliyor. Birçok yerel mahkemenin de bu yönde tavır sergilediğine bizzat şahit oldum. Ancak ele geçirilen madde tek paket halinde ele geçirilmiş , muhbir belli değil , sanık kullanıcı ve satıma ilişkin soyut ihbardan başka herhangi bir delil yoksa kullanmak için bulundurma savunması yapılabilir. Zira satım yapıldığının sübutu için mahkemeler tanık yoksa , ele geçirilen maddenin birçok parça ve paketlere ayrılmış olmasını arıyor. Bu halde sanık kullanıcı ise savunmanız işe yarayabilir diye düşünüyorum.Saygılarımla.
Old 09-10-2015, 16:15   #7
Av.Özlem Ay Bilgin

 
Varsayılan

Daire:CGK
Tarih:2013
Esas No:2012/10-1335 Karar No:2013/423
Kaynak:UYAP
İlgili Maddeler:TCK 188
İlgili Kavramlar:UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ
T.C.
YARGITAY
Ceza Genel Kurulu


Esas No : Karar No : İtirazname :
2012/10-1335 2013/423 2008/17878


Y A R G I T A Y K A R A R I


Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 10. Ceza Dairesi
Mahkemesi :...1. Ağır Ceza
Günü : 06.11.2007
Sayısı : 25-369
Davacı : K.H.
Sanık : ...
Uyuşturucu madde ticareti suçundan sanığın TCK'nun 188/3, 62/1, 52/2, 53/1, 54 ve 63. maddeleri uyarınca beş yıl hapis ve 4.000 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 06.11.2007 gün ve 25-369 sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 07.12.2011 gün ve 5259-58263 sayı ile;
"İstanbul'dan esrar getirerek satacağı ihbarı üzerine, iskelede feribottan inen ve kendisini almaya gelen araca binmek üzereyken yakalanan sanığın, elinde bulunan poşet içerisinde net miktarı 345,510 gramdan ibaret esrarı, satma veya başkasına verme gibi kullanma dışında bir amaç için bulundurduğuna ilişkin delil elde edilemediği, sanığın fiilinin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden uyuşturucu madde ticareti suçundan hüküm kurulması" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 04.01.2012 gün ve 17878 sayı ile;
"Sanıkla ilgili yapılan ihbar ayrıntılı olup, eşkâl bilgilerini, ihbar anında bulunduğu yerin yanı sıra temin ettiği esrarı satmak amacıyla getirdiğini de içermektedir.
Geçmiş hükümlülüklerine bakıldığında aynı suçu daha önce de işlediği ve alışkanlık haline getirdiği görülecektir. Olayın hemen sonrasında düzenlenen ekspertiz raporunda net 811,2 gram olarak belirtilen esrarın ele geçiriliş yeri ve şekli göz önüne alındığında kullanım amacıyla bulundurma sınırlarının üzerinde olup, ihbarın içeriğini doğrular mahiyettedir. Eylemi ticari amaçla uyuşturucu madde bulundurmak suçunu oluşturmuştur" düşüncesiyle itiraz kanun yoluna başvurarak, yerel mahkeme hükmünün onanması isteminde bulunmuştur.
CMK'nun 308/1. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 02.10.2012 gün ve 19376-14671 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmemesi üzerine dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanığın uyuşturucu madde ticareti suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda, Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın fiilinin uyuşturucu madde ticareti mi, yoksa kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunu mu oluşturacağının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Emniyet Müdürlüğü görevlilerince düzenlenen ihbar, olay ve yakalama tutanağının; "Emniyet Müdürlüğünü telefonla arayan ve kimliğini açıklamak istemeyen, sesinden orta yaşlarda olduğu tahmin edilen erkek bir şahsın, kırk beş elli yaşlarında, orta boylu, saçları hafif kır, üzerinde kumaş pantolon, mavi mont bulunan erkek şahsın esrar getirerek piyasaya satacağını, feribotta bulunduğunu, aracının olmadığını, iskeleden kendisini birinin alacağını bildirmesi üzerine, ihbarın doğruluk derecesini araştırmak üzere oluşturulan ekiple feribot iskelesine intikal edilerek tertibat alınmış, alınan eşkâl üzerine çalışmalara başlanmış, eşkâle uyan bir şahsın elinde siyah renkli, dolgun, ağzı kapalı bir poşetle feribottan indiği görülmüş, fiziki takibe alınarak nereye gideceği, kiminle buluşacağı öğrenilmeye çalışılmış, feribot çıkışında minibüs durağında beklediği ve beyaz renkli bir minibüsün durağa geldiği görülmüş, minibüse doğru hareket ederek binmeye çalıştığı sırada kaçma ihtimaline binaen yakalanmış, araçta bulunanların üst aramalarında herhangi bir suç unsuruna rastlanmamış, şüpheli şahsın elindeki siyah poşet rızası ile açıldığında iki ayrı poşet halinde, siyah poşetin içinde beş yüz oniki, beyaz torbada sekiz yüz elli sekiz gram olmak üzere toplam bin üç yüz seksen gram ağırlığında, renk, koku ve görünüm itibarıyla esrar olduğu tahmin edilen yeşil bitki parçacıkları ele geçirilerek muhafaza altına alınmıştır" şeklinde olduğu,
Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuarları Dairesince düzenlenen raporda; yeşil renkli bitki parçalarının, uyuşturucu maddelerden tetrahydrocannabinol ihtiva eden, esrar elde etmeye elverişli hint keneviri bitkisi parçaları olduğu,
Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporda; tüm miktarlar dâhil olmak üzere, toplam net ağırlığı 1.335 gram bulunan maddenin kenevir bitkisi olduğu, elemek suretiyle 345.510 gram toz esrar elde edilebileceğinin belirtildiği,
Sanığın; uyuşturucu kullandığını, olay günü de kullanmak amacıyla esrar almak için İstanbul'a gittiğini, dönüşte kayınbiraderini arayıp kendisini iskeleden almasını istediğini, kayınbiraderinin hasta olduğu için kaynını gönderdiğini, iskelede minibüse bineceği sırada polislerin kendisini yakaladığını, araçta bulunan diğer kişilerin uyuşturucu maddeyle ilgileri bulunmadığını, uyuşturucu maddeyi satmak amacıyla değil kullanmak amacıyla satın aldığını savunduğu,
Olay gecesi sanığın bineceği minibüsün içerisinde bulunan ve haklarında uyuşturucu madde ticareti suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen tanıklar ile uyuşturucu madde ticareti suçundan hakkındaki beraat hükmü temyiz edilmeksizin kesinleşmiş bulunan Ertan Yüklen'in, sanığın üzerinde yakalanan esrar maddesi ile ilgilerinin bulunmadığını beyan ettikleri,
Anlaşılmaktadır.
TCK'nun 188. maddesinin üçüncü fıkrasında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçu; "uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, beş yıldan onbeş yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır" şeklinde hüküm altına alınmış, madde gerekçesinde, üçüncü fıkrada uyuşturucu ve uyarıcı madde ticaretine ilişkin eylemlerin ayrı bir suç olarak tanımlandığı belirtilmiştir. Buna göre uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içerisinde satışı, satışa arzı, başkasına verilmesi, nakli, depolanması ya da kazanç amacıyla satın alınması, kabul edilmesi ya da bulundurulması, uyuşturucu madde imal, ithal ya da ihraç etme suçlarını düzenleyen bir ve ikinci fıkralara göre ayrı bir suç oluşturmaktadır.
191. maddenin birinci fıkrası ise; "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır" şeklinde düzenlenmiş olup, bu fıkranın gerekçesinde de; izlenen suç politikası gereği uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak değil, kullanmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak fiilleri suç olarak kabul edilmiştir.
Fiilin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu mu, yoksa uyuşturucu madde ticareti suçunu mu oluşturacağının belirlenmesinde etkin rol oynayan husus, sanığın amacıdır.
Uyuşturucu madde bulundurmanın kullanma amacına yönelik olup olmadığının tespit edilmesinde dikkate alınması gereken ve öğreti ile uygulamada da kabul görmüş olan bazı ölçütler bulunmaktadır.
Bu ölçütlerden ilki; failin bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma ya da devir veya tedarik etme hususunda herhangi bir davranış içerisine girip girmediği, ikincisi; uyuşturucu veya uyarıcı maddenin bulundurulduğu yer ve bulunduruluş biçimidir. Şahsi kullanımı için uyuşturucu madde bulunduran kimse, bunu her zaman kolaylıkla erişebileceği bir yerde, örneğin evinde veya işyerinde bulundurmaktadır. Uyuşturucu maddenin çok sayıda ve özenli olarak hazırlanmış küçük paketçikler halinde bulunması, her paketçiğin içine hassas biçimde yapılan tartı sonucu aynı miktarda uyuşturucu madde konulmuş olması, uyuşturucu maddenin ele geçirildiği yer veya yakınında hassas terazi ve paketlemede kullanılan ambalaj malzemelerinin bulunması, kullanım dışında bir amaçla bulundurulduğu hususunda önemli bir belirti olacaktır. Kabul edilen üçüncü ölçüt ise bulundurulan uyuşturucu veya uyarıcı madde miktarıdır. Şahsi kullanım için kabul edilebilecek miktar, kişinin fiziksel ve ruhsal yapısı ile uyuşturucu veya uyarıcı maddenin niteliği, cinsi ve kalitesi ile somut olayın özelliklerine göre değişiklik gösterebilmektedir.
Adli Tıp Kurumu tarafından esrar kullananların her defasında bir ila bir buçuk gram olmak üzere günde üç kez esrar tüketebilecekleri değerlendirilmektedir. Yine esrar kullanma alışkanlığı olanların, birkaç aylık ihtiyacı karşılayabilecek miktarda esrar maddesini ihtiyaten yanlarında ya da kolay ulaşabilecekleri bir yerde bulundurabildikleri adli dosyalara yansıyan ve bilinen bir husustur. Buna göre esrar kullanan faillerin, olağan sayılan bir süre içerisinde kişisel olarak kullanıp tüketebilecekleri miktarın üzerinde esrar maddesi bulundurmaları durumunda, bulundurmanın kişisel kullanım amacına yönelik olmadığı, ancak uyuşturucu maddenin ticaret amacıyla bulundurulduğuna ilişkin başkaca somut delil yoksa şahsi ihtiyaç ya da daha az miktarda uyuşturucu madde bulundurulmasının kullanmak amacı taşıdığı kabul edilmelidir.
Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de, insan haklarına dayalı, demokratik rejimle yönetilen ülkelerin hukuk sistemlerinde bulunması gereken, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" şeklinde, Latincede ise "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi açısından gözönünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlak surette sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ya da gerçekleştiriliş şekli hususunda herhangi bir şüphe belirmesi halinde uygulanabileceği gibi, suç niteliğinin belirlenmesi bakımından da geçerlidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Bir ihbar üzerine yakalanan sanığın üzerinde taşıdığı poşetin içerisinde ele geçirilen kenevir bitkisi dışında, uyuşturucu madde ticareti yaptığı yolunda teknik ya da fiziki takip, tanık beyanı, iletişimin tespiti v.b gibi somut, yeterli, her türlü şüpheden arınmış, kesin ve inandırıcı herhangi bir delil elde edilememesi, uygulamada ilke olarak kabul edilen yıllık uyuşturucu madde kullanım miktarı göz önünde bulundurulduğunda, adli raporda belirtilen 345,510 gramlık esrar maddesinin yıllık şahsi kullanım sınırları içerisinde olması, sanığın uyuşturucu maddeyi satmak için değil kullanmak amacıyla satın aldığı yönündeki aksi kanıtlanamayan istikrarlı savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği şüphe boyutundan öteye geçememektedir.
Bu itibarla; sanığın sübuta eren eyleminin kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu yönündeki Özel Daire bozma ilamında bir isabetsizlik bulunmadığından, itirazın reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan onbir Genel Kurul Üyesi; "sanığın eyleminin uyuşturucu madde ticareti suçunu oluşturacağı, dolayısıyla itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği" görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.10.2013 tarihinde yapılan müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 22.10.2013 günü yapılan ikinci müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.
T.C. YARGITAY Ceza Genel Kurulu Esas No : Karar No : İtirazname : 2012/10-1335 2013/423 2008/17878 Y A R G I T A Y K A R A R I Kararı Veren Yargıtay Dairesi : 10. Ceza Dairesi Mahkemesi :...1. Ağır Ceza Günü : 06.11.2007 Sayısı : 25-369 Davacı : K.H. Sanık : ... Uyuşturucu madde ticareti suçundan sanığın TCK'nun 188/3, 62/1, 52/2, 53/1, 54 ve 63. maddeleri uyarınca beş yıl hapis ve 4.000 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 06.11.2007 gün ve 25-369 sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 07.12.2011 gün ve 5259-58263 sayı ile; "İstanbul'dan esrar getirerek satacağı ihbarı üzerine, iskelede feribottan inen ve kendisini almaya gelen araca binmek üzereyken yakalanan sanığın, elinde bulunan poşet içerisinde net miktarı 345,510 gramdan ibaret esrarı, satma veya başkasına verme gibi kullanma dışında bir amaç için bulundurduğuna ilişkin delil elde edilemediği, sanığın fiilinin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden uyuşturucu madde ticareti suçundan hüküm kurulması" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 04.01.2012 gün ve 17878 sayı ile; "Sanıkla ilgili yapılan ihbar ayrıntılı olup, eşkâl bilgilerini, ihbar anında bulunduğu yerin yanı sıra temin ettiği esrarı satmak amacıyla getirdiğini de içermektedir. Geçmiş hükümlülüklerine bakıldığında aynı suçu daha önce de işlediği ve alışkanlık haline getirdiği görülecektir. Olayın hemen sonrasında düzenlenen ekspertiz raporunda net 811,2 gram olarak belirtilen esrarın ele geçiriliş yeri ve şekli göz önüne alındığında kullanım amacıyla bulundurma sınırlarının üzerinde olup, ihbarın içeriğini doğrular mahiyettedir. Eylemi ticari amaçla uyuşturucu madde bulundurmak suçunu oluşturmuştur" düşüncesiyle itiraz kanun yoluna başvurarak, yerel mahkeme hükmünün onanması isteminde bulunmuştur. CMK'nun 308/1. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 02.10.2012 gün ve 19376-14671 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmemesi üzerine dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Sanığın uyuşturucu madde ticareti suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda, Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın fiilinin uyuşturucu madde ticareti mi, yoksa kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunu mu oluşturacağının belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; Emniyet Müdürlüğü görevlilerince düzenlenen ihbar, olay ve yakalama tutanağının; "Emniyet Müdürlüğünü telefonla arayan ve kimliğini açıklamak istemeyen, sesinden orta yaşlarda olduğu tahmin edilen erkek bir şahsın, kırk beş elli yaşlarında, orta boylu, saçları hafif kır, üzerinde kumaş pantolon, mavi mont bulunan erkek şahsın esrar getirerek piyasaya satacağını, feribotta bulunduğunu, aracının olmadığını, iskeleden kendisini birinin alacağını bildirmesi üzerine, ihbarın doğruluk derecesini araştırmak üzere oluşturulan ekiple feribot iskelesine intikal edilerek tertibat alınmış, alınan eşkâl üzerine çalışmalara başlanmış, eşkâle uyan bir şahsın elinde siyah renkli, dolgun, ağzı kapalı bir poşetle feribottan indiği görülmüş, fiziki takibe alınarak nereye gideceği, kiminle buluşacağı öğrenilmeye çalışılmış, feribot çıkışında minibüs durağında beklediği ve beyaz renkli bir minibüsün durağa geldiği görülmüş, minibüse doğru hareket ederek binmeye çalıştığı sırada kaçma ihtimaline binaen yakalanmış, araçta bulunanların üst aramalarında herhangi bir suç unsuruna rastlanmamış, şüpheli şahsın elindeki siyah poşet rızası ile açıldığında iki ayrı poşet halinde, siyah poşetin içinde beş yüz oniki, beyaz torbada sekiz yüz elli sekiz gram olmak üzere toplam bin üç yüz seksen gram ağırlığında, renk, koku ve görünüm itibarıyla esrar olduğu tahmin edilen yeşil bitki parçacıkları ele geçirilerek muhafaza altına alınmıştır" şeklinde olduğu, Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuarları Dairesince düzenlenen raporda; yeşil renkli bitki parçalarının, uyuşturucu maddelerden tetrahydrocannabinol ihtiva eden, esrar elde etmeye elverişli hint keneviri bitkisi parçaları olduğu, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporda; tüm miktarlar dâhil olmak üzere, toplam net ağırlığı 1.335 gram bulunan maddenin kenevir bitkisi olduğu, elemek suretiyle 345.510 gram toz esrar elde edilebileceğinin belirtildiği, Sanığın; uyuşturucu kullandığını, olay günü de kullanmak amacıyla esrar almak için İstanbul'a gittiğini, dönüşte kayınbiraderini arayıp kendisini iskeleden almasını istediğini, kayınbiraderinin hasta olduğu için kaynını gönderdiğini, iskelede minibüse bineceği sırada polislerin kendisini yakaladığını, araçta bulunan diğer kişilerin uyuşturucu maddeyle ilgileri bulunmadığını, uyuşturucu maddeyi satmak amacıyla değil kullanmak amacıyla satın aldığını savunduğu, Olay gecesi sanığın bineceği minibüsün içerisinde bulunan ve haklarında uyuşturucu madde ticareti suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen tanıklar ile uyuşturucu madde ticareti suçundan hakkındaki beraat hükmü temyiz edilmeksizin kesinleşmiş bulunan Ertan Yüklen'in, sanığın üzerinde yakalanan esrar maddesi ile ilgilerinin bulunmadığını beyan ettikleri, Anlaşılmaktadır. TCK'nun 188. maddesinin üçüncü fıkrasında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçu; "uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, beş yıldan onbeş yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır" şeklinde hüküm altına alınmış, madde gerekçesinde, üçüncü fıkrada uyuşturucu ve uyarıcı madde ticaretine ilişkin eylemlerin ayrı bir suç olarak tanımlandığı belirtilmiştir. Buna göre uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içerisinde satışı, satışa arzı, başkasına verilmesi, nakli, depolanması ya da kazanç amacıyla satın alınması, kabul edilmesi ya da bulundurulması, uyuşturucu madde imal, ithal ya da ihraç etme suçlarını düzenleyen bir ve ikinci fıkralara göre ayrı bir suç oluşturmaktadır. 191. maddenin birinci fıkrası ise; "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır" şeklinde düzenlenmiş olup, bu fıkranın gerekçesinde de; izlenen suç politikası gereği uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak değil, kullanmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak fiilleri suç olarak kabul edilmiştir. Fiilin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu mu, yoksa uyuşturucu madde ticareti suçunu mu oluşturacağının belirlenmesinde etkin rol oynayan husus, sanığın amacıdır. Uyuşturucu madde bulundurmanın kullanma amacına yönelik olup olmadığının tespit edilmesinde dikkate alınması gereken ve öğreti ile uygulamada da kabul görmüş olan bazı ölçütler bulunmaktadır. Bu ölçütlerden ilki; failin bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma ya da devir veya tedarik etme hususunda herhangi bir davranış içerisine girip girmediği, ikincisi; uyuşturucu veya uyarıcı maddenin bulundurulduğu yer ve bulunduruluş biçimidir. Şahsi kullanımı için uyuşturucu madde bulunduran kimse, bunu her zaman kolaylıkla erişebileceği bir yerde, örneğin evinde veya işyerinde bulundurmaktadır. Uyuşturucu maddenin çok sayıda ve özenli olarak hazırlanmış küçük paketçikler halinde bulunması, her paketçiğin içine hassas biçimde yapılan tartı sonucu aynı miktarda uyuşturucu madde konulmuş olması, uyuşturucu maddenin ele geçirildiği yer veya yakınında hassas terazi ve paketlemede kullanılan ambalaj malzemelerinin bulunması, kullanım dışında bir amaçla bulundurulduğu hususunda önemli bir belirti olacaktır. Kabul edilen üçüncü ölçüt ise bulundurulan uyuşturucu veya uyarıcı madde miktarıdır. Şahsi kullanım için kabul edilebilecek miktar, kişinin fiziksel ve ruhsal yapısı ile uyuşturucu veya uyarıcı maddenin niteliği, cinsi ve kalitesi ile somut olayın özelliklerine göre değişiklik gösterebilmektedir. Adli Tıp Kurumu tarafından esrar kullananların her defasında bir ila bir buçuk gram olmak üzere günde üç kez esrar tüketebilecekleri değerlendirilmektedir. Yine esrar kullanma alışkanlığı olanların, birkaç aylık ihtiyacı karşılayabilecek miktarda esrar maddesini ihtiyaten yanlarında ya da kolay ulaşabilecekleri bir yerde bulundurabildikleri adli dosyalara yansıyan ve bilinen bir husustur. Buna göre esrar kullanan faillerin, olağan sayılan bir süre içerisinde kişisel olarak kullanıp tüketebilecekleri miktarın üzerinde esrar maddesi bulundurmaları durumunda, bulundurmanın kişisel kullanım amacına yönelik olmadığı, ancak uyuşturucu maddenin ticaret amacıyla bulundurulduğuna ilişkin başkaca somut delil yoksa şahsi ihtiyaç ya da daha az miktarda uyuşturucu madde bulundurulmasının kullanmak amacı taşıdığı kabul edilmelidir. Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de, insan haklarına dayalı, demokratik rejimle yönetilen ülkelerin hukuk sistemlerinde bulunması gereken, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" şeklinde, Latincede ise "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi açısından gözönünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlak surette sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ya da gerçekleştiriliş şekli hususunda herhangi bir şüphe belirmesi halinde uygulanabileceği gibi, suç niteliğinin belirlenmesi bakımından da geçerlidir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Bir ihbar üzerine yakalanan sanığın üzerinde taşıdığı poşetin içerisinde ele geçirilen kenevir bitkisi dışında, uyuşturucu madde ticareti yaptığı yolunda teknik ya da fiziki takip, tanık beyanı, iletişimin tespiti v.b gibi somut, yeterli, her türlü şüpheden arınmış, kesin ve inandırıcı herhangi bir delil elde edilememesi, uygulamada ilke olarak kabul edilen yıllık uyuşturucu madde kullanım miktarı göz önünde bulundurulduğunda, adli raporda belirtilen 345,510 gramlık esrar maddesinin yıllık şahsi kullanım sınırları içerisinde olması, sanığın uyuşturucu maddeyi satmak için değil kullanmak amacıyla satın aldığı yönündeki aksi kanıtlanamayan istikrarlı savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği şüphe boyutundan öteye geçememektedir. Bu itibarla; sanığın sübuta eren eyleminin kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu yönündeki Özel Daire bozma ilamında bir isabetsizlik bulunmadığından, itirazın reddine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan onbir Genel Kurul Üyesi; "sanığın eyleminin uyuşturucu madde ticareti suçunu oluşturacağı, dolayısıyla itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği" görüşüyle karşı oy kullanmışlardır. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.10.2013 tarihinde yapılan müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 22.10.2013 günü yapılan ikinci müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.
Old 13-10-2015, 15:38   #8
Av. Bahadır PARS

 
Varsayılan

1. olayda zaman aşımı yoktur.
2. ceza hukukunda suçun işlendiği andan, infaz olunan cezanın sona erme gününe kadar geçen sürede mevcut yasalardan hangisi şüpheli/sanık lehineyse o yasa hükümleri uygulanır.
3. kişisel kullanım miktarı genellikle 100-200 gr'dır. Fazlası için ticaret hükümleri uygulanır.
Old 14-10-2015, 15:00   #9
AvukatHakan

 
Varsayılan

YCGK

Esas : 2014/10-7
Karar : 2014/322
Tarih : 10.06.2014

UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ SUÇU
UYUŞTURUCU KULLANIMI / SATMA OLGULARININ BELİRLENMESİ

Uyuşmazlık; sanığa isnat olunan uyuşturucu madde ticareti suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

Uyuşturucu madde bulundurma eyleminin, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu mu, yoksa uyuşturucu madde ticareti suçunu mu oluşturduğunun tespitinde belirgin rol oynayan husus, bulundurmanın amacıdır.

Hakkında uyuşturucu bulundurmaktan işlem yapıldığı için bilinen ve tanınan sanığın, olay tarihinde uyuşturucu maddeyi kolaylıkla satabileceği köylü garajında yakalanması, yapılan üst aramasında montunun cebinde satışa hazır dokuz ayrı pakete sarılı esrar maddesinin bulunması, sanığın yaklaşık altı ay önce de yakalandığı yerin yakınlarında benzer şekilde satışa hazır beş ayrı pakete sarılı esrar maddesiyle yakalanmış olması göz önüne alındığındığında uyuşturucu madde ticareti yapma amacıyla bulundurduğu kabul olunmalıdır.
. jct
TCK.188, 191
---

DAVA VE KARAR:
Uyuşturucu madde ticareti suçundan sanık F...`in beraatine ilişkin, ...4. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 31.05.2007 gün ve 84-138 sayılı hükmün Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 15.10.2012 gün ve 11616-15291 sayı ile;

“Olay tutanağı, sanık savunması ve dosya kapsamına göre, montunun cebinden 9 paket halinde kağıda sarılı halde esrar elde edilen sanığın eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında yazılı gerekçe ile beraat kararı verilmesi” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel mahkeme ise 21.02.2013 gün ve 385-109 sayı ile;

“Sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti ile cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış, sanık savunmasında atılı suçu işlemediğini, uyuşturucu madde ticareti yapmadığını, uyuşturucu madde kullandığını belirtmiştir.

Mahkememizin 31.05.2007 tarih ve 2007/138 karar numaralı ilamı ile sanığın savunmasına itibar edilerek uyuşturucu madde ticareti suçundan dolayı beraat kararı verilmiş, uyuşturucu madde kullanmak suçundan dolayı da Cumhuriyet Savcılığı`na suç duyurusunda bulunulmuştur.

Dosya içerisinde sanığın savunmasının aksine maddi bir delil bulunmamaktadır. Sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair önceden yapılmış bir ihbar, Narkotik görevlilerce yapılmış teknik takip ya da fiziki takip bulunmamaktadır. Sanık Asayiş görevlilerince yakalanmış, bilahare Narkotik görevlilerine teslim edilmiştir. Evinde yapılan aramada uyuşturucu madde ele geçmemiştir.

Ceza hukukunun temel amacı maddi gerçeği hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarmaktır. Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması soyut iddiadan öte maddi ve denetlenebilir delillerle desteklenmelidir.

Dosya kapsamında yukarıda belirtildiği üzere sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair Yargıtay`ın yerleşik içtihatlarıyla da belirlenen kriterler çerçevesinde maddi bir delil bulunmamaktadır. Bu itibarla sanığın savunmasına itibar etmek gerekmiştir.

Şüpheden sanık yararlanır ilkesi ceza hukukunun temel ilkelerinden birisidir. Sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair şüpheden uzak kesin ve inandırıcı maddi bir delil elde edilemediğinden beraatine karar verilerek mahkememizin 31.05.2007 tarih ve 2007/84-138 esas karar sayılı ilamıyla kurulan hükümde direnilmesine karar vermek gerekmiştir” gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.

Bu hükmün de Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay C. Başsavcılığının 02.01.2014 gün ve 111909 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
YARGITAY CEZA GENEL KURULU KARARI:

Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat olunan uyuşturucu madde ticareti suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından;

18.03.2007 tarihinde düzenlenen tutanağa göre; görevli polislerin asayiş ekibi olarak ring görevi ifa ettikleri sırada, ... Mahallesi köylü garajında daha önceden uyuşturucu madde bulundurmak ve kullanmaktan kaydı bulunan sanığı gördükleri, yapılan üst yoklamasında montunun altında kabarıklık görüldüğü ve ne olduğu sorulduğunda sanığın cebinden çıkarıp polislere vermiş olduğu poşette dokuz adet beyaz kağıtlara sarılı içinde esrar maddesi bulunan paketler görülerek muhafaza altına alındığı,

Kriminal Polis Laboratuvarının 09.04.2007 gün ve 1225 sayılı raporuna göre; ele geçen 27 gram kenevir bitki parçalarından 9,5 gram esrar elde edilebileceğinin tespit edildiği,

Sanığın incelemeye konu eylemden yaklaşık 6 ay kadar önce de üzerinde beş ayrı kağıt parçasına sarılmış, brüt 7, net 2.5 gram esrarla yakalandığı,

İncelemeye konu uyuşturucu ticareti suçundan açılan davada, yerel mahkemenin tensip tutanağıyla sanık hakkında kullanmak amacıyla uyuşturucu bulundurma suçundan suç duyurusunda bulunduğu,

Anlaşılmaktadır.

Sanık aşamalarda; üzerinde yakalanan esrar maddesinin kendisine ait olduğunu, haftada bir esrar kullandığını, olay günü tanımadığı kişilerden esrar aldığını, eve giderken polislerin yakaladığını beyan etmiştir.

5237 sayılı TCK`nun “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” başlıklı 188. maddesinin 3. fıkrası; “Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, beş yıldan onbeş yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır” biçiminde olup, madde gerekçesinde de vurgulandığı gibi üçüncü fıkrada, uyuşturucu ve uyarıcı madde ticaretine ilişkin çeşitli fiiller, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Buna göre; uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satışı, satışa arzı, başkalarına verilmesi, nakli, depolanması ya da kazanç amacıyla satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması, bir ve ikinci fıkralara göre ayrı bir suç oluşturmaktadır.

Aynı Kanunun “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak” başlıklı 191/1. maddesi ise; “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” şeklinde düzenlenmiş olup, gerekçesinde de belirtildiği üzere, madde metninde, izlenen suç politikası gereği olarak, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak değil, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak fiilleri suç olarak tanımlanmıştır.

Uyuşturucu madde bulundurma eyleminin, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu mu, yoksa uyuşturucu madde ticareti suçunu mu oluşturduğunun tespitinde belirgin rol oynayan husus, bulundurmanın amacıdır. Ceza Genel Kurulunun 15.06.2004 gün ve 107-136 ile 06.03.2012 gün ve 387-75 sayılı kararları başta olmak üzere bir çok kararında da belirtildiği üzere, uyuşturucu madde bulundurmanın, kullanma maksadına matuf olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması gereken ve öğreti ile uygulamada da kabul görmüş olan bazı kriterler bulunmaktadır.

Bunlardan ilki; failin bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma, devir veya tedarik etmek hususunda herhangi bir davranış içine girip girmediğidir.

İkinci kriter, uyuşturucu maddenin bulundurulduğu yer ve bulunduruluş biçimidir. Kişisel kullanım için uyuşturucu madde bulunduran kimse, bunu her zaman kolaylıkla erişebileceği bir yerde, örneğin genellikle evinde veya işyerinde bulundurmaktadır. Buna karşın uyuşturucunun ev veya işyerine uzakta, çıkarılıp alınması güç ve zaman gerektiren depo, mağara, samanlık gibi bir yere gizlemesi kullanma dışında bir amaçla bulundurulduğunu gösterebilir. Yine, uyuşturucunun çok sayıda özenli olarak hazırlanmış küçük paketçikler halinde olması, her paketçiğin içine hassas biçimde yapılan tartım sonucu aynı miktarda uyuşturucu madde konulmuş olması, uyuşturucu maddenin ele geçirildiği yerde veya yakınında, hassas terazi ve paketlemede kullanılan ambalaj malzemelerinin bulunması, kullanım dışında bir amaçla bulundurulduğu hususunda önemli bir belirtidir.

Üçüncü kriter de, bulundurulan uyuşturucu maddenin çeşit ve miktardır. Uyuşturucu madde kullanan kimse genelde bir ya da benzer etki gösteren iki değişik uyuşturucu maddeyi bulundurur. Bu nedenle değişik nitelikte ve farklı etkileri olan eroin, kokain, esrar ve amfetamin içeren tabletleri birlikte bulunduran sanığın bunları satmak amacıyla bulundurduğu kabul edilebilir. Kişisel kullanım için kabul edilebilecek miktar, kişinin fiziksel ve ruhsal yapısı ile uyuşturucu veya uyarıcı maddenin niteliğine, cinsine ve kalitesine göre değişiklik göstermekle birlikte, Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında esrar kullananların her defasında 1-1,5 gram olmak üzere günde üç kez esrar tüketebildikleri bildirilmektedir. Esrar kullanma alışkanlığı olanların bunları gözönüne alarak, birkaç aylık ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda esrar maddesini ihtiyaten yanlarında veya ulaşabilecekleri bir yerde bulundurabildikleri de adli dosyalara yansıyan ve bilinen bir husustur. Buna göre, esrar kullanan faillerin olağan sayılan bu süre içinde kişisel olarak kullanıp tüketebilecekleri miktarın üzerinde esrar maddesi bulundurmaları halinde, bulundurmanın kişisel kullanım amacına yönelik olmadığı kabul edilmelidir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Emniyet görevlilerince daha önce hakkında uyuşturucu bulundurmaktan işlem yapıldığı için bilinen ve tanınan sanığın, olay tarihinde uyuşturucu maddeyi kolaylıkla satabileceği köylü garajında yakalanması, yapılan üst aramasında montunun cebinde satışa hazır dokuz ayrı pakete sarılı esrar maddesinin bulunması, sanığın yaklaşık altı ay önce de yakalandığı yerin yakınlarında benzer şekilde satışa hazır beş ayrı pakete sarılı esrar maddesiyle yakalanmış olması göz önüne alındığında, ele geçen net olarak 9,5 gram esrar elde edilebilecek toplam 27 gram uyuşturucu maddeyi uyuşturucu madde ticareti yapma amacıyla bulundurduğu kabul olunmalıdır.

Bu itibarla, Özel Daire bozma kararı yerinde olup, yerel mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan Genel Kurul Başkanı ve dokuz Genel Kurul üyesi ise; "Sanık tüm aşamalarda içmek için kimliğini bilmediği kişilerden aldığı esrarla eve giderken yakalandığını savunmuş, savunması doğrultusunda esrar kullanmadan hüküm giymiştir. Bu durumda ayrıca uyuşturucu madde ticaretinden de sanık aleyhine hüküm kurmak hak ve nesafet kurallarına uygun olmadığından, sanık savunmasına ve yakalanma yerine, şüpheden sanık yararlanır ilkesine göre isabetli olan yerel mahkeme hükmünün onanması gerektiği" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
1- ...4. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.02.2013 gün ve 385-109 sayılı direnme hükmünün, sanığın eyleminin uyuşturucu madde ticareti suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,

2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.

YCGK 10.06.2014 E.2014/10-7 - K.2014/322
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Esrar maddesinde bir yıllık kişisel kullanım sınırları Suç ve Ceza Meslektaşların Soruları 7 01-09-2011 13:47
Nafakanın Faizi Hesabı, Temyiz Sonucu Gelene Kadar Nafaka Miktarı? Konuk Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) 1 25-08-2010 01:50
Kiracının işyeri önünü kullanım hakkı ve kullanım alanıyla ilgili kat maliklerine .. ozguruyumaz Meslektaşların Soruları 1 31-05-2010 11:25
Tedbir Nafakası Nasıl Tahsil Edilir Yoksulluk Nafakasının Miktarı Ne Kadar Olur? Konuk Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) 1 22-11-2009 23:04
tazminat miktarı ne kadar olmalı av.sevgi Meslektaşların Soruları 1 14-01-2008 10:49


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06522894 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.