Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Sohbetleri Hukuki yorumlar, görüşler ve tartışmalar.. Soru niteliği taşımayan her türlü hukuki sohbet için.

Anket Sonucu: Ceza hukukunda af müessesi
Hiç Olmamalı 471 49,37%
Olabilir 446 46,75%
Kararsız 37 3,88%
Oy Verenler: 954. Bu ankette oy kullanamazsınız. (Anket no : 285)

Suçluların Affedilmesi ve Ceza Hukukunda Af: Affetmeli Mi, Affetmemeli Mi?

Yanıt
Old 14-02-2010, 21:48   #31
Av.Barış

 
Varsayılan

sayın gemici,

özel af, genel af birde yargı affı denilen bir kavram var.
yıllardır mevcut olan sorunun yargıda ki son durumu.

her 100 bin kişine 9 hakim düşüyormuş ülkemizde.yargıtay'da şu anda 1 milyon dosya bekliyor. bunun adı "yargı affı"

ne kadar karşı olursak olalım artık her konuda af karşımıza değişik kimliklerde çıkmaktadır Malesef

http://www.sabah.com.tr/Gundem/2010/...fi_14532501250
Old 14-02-2010, 22:03   #32
Av.Cengiz Aladağ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Barış
sayın gemici,

özel af, genel af birde yargı affı denilen bir kavram var.
yıllardır mevcut olan sorunun yargıda ki son durumu.

her 100 bin kişine 9 hakim düşüyormuş ülkemizde.yargıtay'da şu anda 1 milyon dosya bekliyor. bunun adı "yargı affı"

ne kadar karşı olursak olalım artık her konuda af karşımıza değişik kimliklerde çıkmaktadır Malesef

http://www.sabah.com.tr/Gundem/2010/...fi_14532501250

Ben gizli af demiştim, şimdi yargı affı demişler. Aynı şey. http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=29341
Old 14-02-2010, 22:58   #33
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Cengiz Aladağ
Ben gizli af demiştim, şimdi yargı affı demişler.
Bir de USUL AFFI var:

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, teknik olarak af olmasa da, bende nedense tuhaf bir af duygusu uyandırıyor.

Şikayetçi vekili olarak bu olumsuz duygudan da şikayetçiyim.
Old 15-02-2010, 08:11   #34
GECE

 
Varsayılan

Birbirinden değerli görüşleriniz ile fikir zenginliği yarattığınız için hepinize teşekkür ederim. Af, psikolojik-felsefi-sosyolojik yönleri de ağır basan çok yönlü bir kavram. Bu tartışmayı başlatan ben, ne "af hiç olmamalı", ne de "kesnlikle olmalı" diyenlerdenim. Hassas ve tüm yönleri ile düşünülmesi gereken bir kavram. Genel olarak affedici ve insanlara ikinci bir şans verilmesi gerektiği görüşündeyim, zira hariçten gazel okumak kolaydır. Hayatında cezai bir yaptırım almamış birinin, alanları anlaması ve gerekli özveriyle yaklaşması pek mümkün olamıyor. Ancak bir de suç mağduru ve suçtan doğrudan-dolaylı zarar gören penceresi de var; af, bu kişiler üzerinde adalete olan inancı sarsar ve kişisel öce itebilir. Çünkü her ne kadar da her suçta devlet de mağdur olsa da yine de birinin evladını öldüren birini devletin affetme yetkisi olamaz. Affın kapsamı dar olmalı, her suç için af olmamalı, af siyasi gayelerle kullanılan bir kurum olmamalı, af getirilmeden önce toplumsal yansımaları da hesap edilmeli, af yeni suçlara kapı aralamamalıdır. Af yerine, uzlaşma kapsamı da genişletilebilir...
Old 15-02-2010, 10:38   #35
hidayet

 
Varsayılan

Af olabilir şıkkını işaretlerken affın sadece düşünçe ve ifade özgürlüğü kapsamında kalan suçlar yönünden olabileceği fikri ile işaretledim.Zira düşündüğünü ifade ettiği,yazdığı için çeşitli yaptırımlarla karşı karşıya kalan hükümlü yönünden af düşünülebilir.
Bunun dışındaki diğer bütün suçlarda af yetkisini tartışmak hukuk güvenliğini,toplumsal barışı olumsuz yönde etkileyen hususlardır.
Old 15-02-2010, 18:06   #36
Av. Fatih KARACA

 
Varsayılan

Sayın Üyeler,

Hemen herkes, devlete karşı işlenen suçlara af getirilebileceğini, kişilere karşı işlenmiş suçlarla alakalı olarak ise suçun mağduruna da danışılması gerektiğini belirtmiş. Bana göre ceza hukuku açısından yanlış bir fikirdir. Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, kamuoyunda "Af Yasası" olarak bilinen birçok kanun aslında şartlı salıverme yasasıdır. Tahliye edilenlerin bir kısmının da bir süre sonra cezaevine dönmesi bundan kaynaklanır.

Özel af, Sayın Gemicinin de belirttiği gibi cumhurbaşkanının yetkisindedir ve şartları da bellidir. Genel af ise esas üzerinde tartıştığımız, af denince akla gelen af türüdür. Af yetkisi usulen, doğal olarak yasama organı olan Türkiye Büyük Millet Meclisindedir.

Genel af, ceza hukukunun genel hükümleri açısından değerlendirildiğinde ne kadar faydalıdır, hukuk düzenini ne kadar bozar, gerekli midir tartışılır. Benim esas değinmek istediğim husus, devlete ve kişilere karşı işlenen suçlara getirilen afla ilgili fikirlerdir. Kanaatimi de üç madde olarak belirtiyorum:
  1. Devlete karşı işlenen suçlarda, suç aslında kamu düzenini de bozduğu için af yetkisi devletin yürütme organında değil, yasama organındadır. Kamuyu, halkın vekillerinin karar verici olduğu TBMM temsil edebilir diye düşünüyorum. TBMM tarafından çıkarılacak bir genel af yasası Anayasa Hukuku açısından sakınca doğurmadığı sürece uygundur (vicdani kanaat bakımından değerlendirme zaten siyaseten yapılır).
  2. Kişilere karşı işlenen suçlara getirilecek af bakımından ise, bu affın gündeme dahi gelmemesi gerektiğini düşünüyorum. Dikkat ederseniz, suçun mağduru affetmeli de demiyorum. Zira o suçtan zarar gören kimsenin de esasında af yetkisi olmadığı kanaatindeyim. Bu türden bir af yasasının yürürlüğe girdiğini ve mağdurunun affettiği hükümlülerin de salıverildiğini varsayalım (her ne kadar varsayımlarla hareket edemesek de). Dönecek pazarlıkları, ödenecek diyetleri ve "affetmeme"yolunu seçen mağdurlara karşı kan güdülmesi ihtimalini aklıma dahi getirmek istemiyorum. Yasama organı tarafından bu türden hükümlülerin affedilmesi, mağdurları ve toplumu rencide edecektir. Mağdura af yetkisi verilmesi ise hukuk sistemini alt üst edecektir.
  3. Genel af yasası ile mağdurlara af yetkisinin verilmesi, millet adına karar veren yargıçların ve yargılamayı yürüten mahkemelerin de yetkisinin gasbından başka bir şey değildir. Af iradesini elinde bulunduran mağdur, adeta yasama yetkisini de haiz olacaktır. Çünkü yasanın hem onanması hem yürütülmesi onun iradesine bağlı hale gelecektir. Madem öyle, bu kadar ceza mahkemesi, yargıcı ve usul yasası neden vardır?
Saygılarımla
Av. Fatih KARACA
Old 15-02-2010, 18:27   #37
Adli Tip

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan hidayet
Zira düşündüğünü ifade ettiği,yazdığı için çeşitli yaptırımlarla karşı karşıya kalan hükümlü yönünden af düşünülebilir.

"Af" değil de, suç olmamasını düşünmek de düşünülebilir değil mi?
Old 15-02-2010, 22:42   #38
ali ekmekçi

 
Varsayılan

Önce biraz gerçelklerden bahsedelim dostlar...af yasama organı tarafından çıkarılmaktadır.Yasama organı hakim Siyasi irade demektir.Siyasi irade ise siyasi sebeplerle bu hakkı sırf huhukş olduğu için kullanmaktadır.Kamu vicdanını düşünmek veya başka sebepler göremiyorum.Düşünsenize ceza yemiş bir kişi bile temyizden 2 seneden önce dönmeyeceği için temyiz hakkını kullanmakta ve bu arada af çıkacağını seçimlerin yaklaştığını vs. düşünmekte...Demekki masum birey için af huhuka güveni zedelemekte,suçlu içinse hukuka güveni sağlamakta...hangisini tercih etmeliyizin cevabını tartışacakmıyız ?Tartışalım ama..benim fikrim masum bireyin hukuka güvenini temin etmek olmalı yani af bizim kitapta yazmamalı arkadaşlar...Peki delil bulamama;hukuki yanlışlık vs'den mağdur olanlar ne olacak..Aklıma hemen gelen iadei muhakeme yolunun biraz daha esnek hale getirilmesi ...Af varsa şunlar yok arkadaşlar...Ceza maddesinin caydırıcılığı,ceza maddesinin sosyalize amacı yok.Hatta yargılamaya da gerek yok...Çünkü af var Hakim Bey sen kimi kandırıyorsun Hakim Bey diyecek toplumun büyük bir bölümü...Kader Mahkumumu buna inanırsak Hukukun Bilim olup olmadığını da tartışmalıyız gibime geliyor...Bence affı teklif dahi edenleri ihkakı hakkı azmettirme ve toplumu tahrik suçundan yargılamalı...Böyle bir suç yok öyleyse Yasama Organının ilk yapacağı iş bu suçu yaratmak olmalı..
Old 16-02-2010, 09:37   #39
Av.Bkr

 
Varsayılan

Herkese selamlar. Hayırlı Çalışmalar.Benim konuya yaklaşımımım biraz daha somut olacak. Örneğin bir kişinin yakının bir katil tarafından acımasızca öldürülmesinin tesellisi devlet tarafından hukuku uygulayarak o kişinin cezasının infaz ettirilmesidir. Peki siz o mağdurun yakını olsanız bu kişinin devletin çıkardığı afla insanların arasına tekrar dönmesini ve belki de o kişilerden herangi birine tekrar zarar vermesini ister misiniz? Belki de bazı aileler o kişiye devletin vermediği, veripte affettiği cezayı kendisi vermeye kalkışacaktır. Bu da toplumsal kargaşaya ve insanların intikam duygusunun kabarmasına neden olacaktır. Bu nedenle af yasası olabilir fakat suçlu ayrımı yapılmalıdır. Af yasasından yararlanacak kişilere yönelik olarak bence suçun sonucu yanısıra ne şekilde işlendiğine de ağırlık verilmelidir.
Old 18-02-2010, 15:36   #40
Academic

 
Varsayılan

Affetmek tek başına yeterli değildir. Affettiğiniz insanlara uygun koşulları sağlamadan çıkarılmış bir affın sonuçları defalarca gözlenmiştir ve affedilenler kısa sürede tekrar eski yerlerine dönmüşlerdir. Bir kere şunu iyi görmek gerekiyor. Ceza sisteminde amaç ıslah etme ve topluma kazandırma olsa da şu an işler olan sadece izole etmedir. Hiç bir şekilde ıslah edemediğiniz ve toplumca da toplum vicadnında affedilmeyen insanları topluma saldığınızda bu insanların tekrar suça karışmaktan başka bir çaresi de kalmayabilir. Konuyu bu boyutları ile de ele almak gerekir. Affettim seni hadi güle güle yaklaşımı yeni mağdurlar ve yeni suçlular yaratacaktır.

Ceza sistemini tartışırken tek bir boyutu ile değil tüm etkenleri ile bir bütün olarak ele almak gerekir. Tek boyutta ele alınan o an için mantıklı ve insanca görünse de sonuçları çok vahim olabilir. Bizim ülke ve toplum olarak en büyük hatamız olayları bir bütünlük içinde değil tek tek münferit olarak tartışmamız bana göre..

Saygılar..
Old 19-02-2010, 11:43   #41
GECE

 
Varsayılan

Sayın AKADEMİC'e genel itibariyle katılmakla birlikte şu hususa da dikkat çekmeden edemiyorum: Evet af olsun mu olmasın mı tartışması bir kenara, aftan yararlandıktan sonra tekrar suça yönelen insan sayısı hiç de azımsanacak bir rakam değil... Bunda toplum olarak bizlerin de payı var kanaatindeyim. Zira DAMGALAMAYI SEVEN, EMPATİDEN YOKSUN, HOŞGÖRÜŞÜZ bir toplumuz maalesef... Bir insan hayatında bir hata yapmışsa kendi hatalarımıza bakmadan, kendimizi onun yerine koymadan bir taş da biz atıyoruz. BENCE BİR İNSAN İÇİN EN BÜYÜK CEZA PİŞMANLIKTIR... Hata yapan gerçekten pişmansa onu yine de dışlamak yerine, kırıkları sarıp onarmasına köstek değil destek olmalıyız; onu yalnız bırakıp hatta dışlayıp aynı hataya tekrar itmemeliyiz...
Old 19-02-2010, 16:49   #42
gastamoney

 
Varsayılan af olmamalı ;çünkü

Ülkemizde eskiden beridir aralıklarla aflar çıkartılmaktadır. Aslında AF' ın mantığı suç sayılan fiilin toplum ve bireyler üzerindeki kötü etkilerinin uzun yıllar içinde değişmesi nedeniyle genel ya da özel olarak uygulamadır. Ancak ülkemizde daha çok siyasi nedenlerle kullanılagelmiştir. Suçlu kanunilik ilkesi gereğince önceden suç olarak belirlenmiş fiili işleyerek toplumda ve bireyler üzerinde zarar doğurmuştur.Onun affedilmesi ;ancak bu fiilin suç olarak değerlendirilmeyip toplumca normal görülmesi ya da uygulamadaki teknik nedenlerden dolayı suç olarak değerlendirilen fiilin bir anlamının kalmaması halinde mümkün olmalıdır. Örneğin 3167 s. çek kanununun 13 maddesi mülga olarak suç olmaktan çıkmıştır. Bu da bir nevi örtülü aftır.Zira uygulamada bu suçun cezası etkisiz kalmış adeta kalabalık etmeye başlamıştır. Ancak bireyler üzerinde daha bir etkili olan hiddet doğuran suçlarda af halkın adalete olan bakış açısını etkilemektedir. Özellikle terör suçlularının affı buna örnek verilebilir. 1991 ve 1999 afları halkta olumsuz etki yapmış hatta Tv lerde ''.. affından çıkanlar bir yıl içinde hapse geri döndü '' gibi haberler çok çıkmış ,bu da halkın güvenini zedelemiştir.Bu nedenle kanundaki tabiri ile genel af kabul görse de özel affa kesinlikle karşı olduğumu saygılarımla belirtmek isterim...
Old 19-02-2010, 23:49   #43
Gemici

 
Varsayılan Af olmalı mı, olmamalı mı?

Af olmalı mı, olmamalı mı?
Cevabım: af olmamalı, ama olmasından yanayım.
Cevabı çelişkili bulanlar için bu alandaki 24 no lu mesajımdan bir bölüm aktarıyorum:
Yasalarımız mı yetersiz, mahkemelerimiz ve hukuk sistemimiz mi ülke gerçekleri ile uyuşmuyor, toplulumuz büyük bir gelişme içinde ve hukuk sistemimiz bu gelişimeye ayak mı uyduramıyor, yasalarımız toplum yapımıza göre çok mu ileride, yasama organımız ülke gereksinimlerine cevap verecek yasaları çıkarmaktan aciz mi, demokrasimiz mi daha yerleşmemiş?

Ve bu aktarmaya şunu eklemek istiyorum: Çıkarılan her yasa, çıkarıldığı zamanki toplumsal gerçeğin bir yansımasıdır ve olmak zorundadır. Toplumsal gerçekler durağan değildir, değişim halindedir. Buna karşılık yasalar kendiliğinden değişmez ve toplumsal gerçeklere ayak uyduramaz; ancak belirli sürelerle ve görülen toplumsal gereksinimden veya dünya standartlarına uydurulmak amacı ile değiştirilip toplumsal gerçeğe uygun hale getirilebilirler. Toplumsal gerçeklere uymayan ceza yasalarına göre verilmiş cezaların affı bazı durumlarda toplumsal barışın kurulmasına yardımcı olabilir.

Affı sırf adi suçlulara, katillere, hırsızlara yönelik bir işlem olarak görmek isteyenlere, seçilmiş bir kaç ülkeden amnesti(genel af) örnekleri.


Genel Af
Uzbekistran: 01.01.2008, Ölüm cezasının kaldırılması ve politik tutuklulara af

Almanya: Silah affı, Evinde silah bulunduran Almanlar bu silahları temmuz 2009 dan 31.12.2009 a kadar cezalandırma korkusu olmadan devlete teslim edebilirlerdi. Beklenen başarının elde edilmediği, bu afla beraber, silah bulundurma suçunun cezaları ağırlaştırılmıştı. 2004 ile 2005 seneleri arasında yürürlükte olan vergi affı.
Kenya: Devlet Başkanı Kibaki 2007 yılında rüşvetçi politikacılar için çıkarılan bir af yasasını geri çevirmiş. Başkanın yasayı veto etmesinde, batılı devletlerin, af çıkarsa rüşvetçilere ödün verilmiş olur, demeleri büyük bir rol oynuyor.
Brezilya: Berzilya Hükumeti’nin Aralık 2009 da yayınladığı bir genelge çevre örgütleri tarafından protesto edildi. Genelde çevre kirletenlerin af edilmesini öngörüyor.
Nıkaragua: Muhafazakar partilerin 1990 ile 2007 yılları arasında rüşvet yemiş olan politikacılar için af planlarına karşı, öğrenciler, sendikalar ve sosyal örgütler 09.02.2010 tarihinde protesto gösterilerinde bulundu
Şili: Augusto Pinochet diktörlüğü zamanında suç işlemiş kişilerin affı için 1978 yılında çıkarılan af yasası. Bildiğim kadarı ile halen yürürlükte olan bu yasa gereği o zamanlar suç işlemiş kişiler hakkında dava açılamıyor. Sonuç olarak gerçeklerin ortaya çıkması, adaletin yerini bulması ve zarar gören kişilerin zarlalarının tazmini gerçekleşmiyor.
Peru: Peru Yüksek Askeri Mahkemesi ekim 2001 de eski başkan Alberto Fujimori’nin çıkardığı bir af yasasını iptal etmiş. Fujimori bu yasa ile 90 lı yıllarda politik rakiplerini öldüren yarı askeri ölüm bülüğü La Colina‘nın üyelerine ceza davası açılmıyacağı garantisi veriyordu.

Uruguay: Peru’dakine benzer bir durum Uruguay’da yaşanmış bundan bir yıl önce, parlamento 1973 ile 1985 yılları arasında idareyi elinde tutan askeri diktatörlüğün insan hakları ihlallerini af eden ve 1986 senesinden beri yürülükte bulunan yasayı iptal etmiş. Halk 1989 senesindeki bir referandumda yüzde 57 lik bir çoğunlukla yasayı onaylamış o zamanlar.

Arjantin: 1976 yılında İsabel Peron Hükumetini deviren askeri cunta büyük zorluklarla karşılaşmadan Arjantinde idereyi eline geçirdi. Cunta işbaşına geldiğinde ve ilk zamanlarda halktan destek görüyordu. Kısa bir süre sonra cunta gerçek yüzünü gösterdi ve ülkede bir terör havası estirdi. Gizli hapishaneler, işkence ve adam öldürmeler ülkenin gündemine oturdu. Ve devlet ülkeyi baskı altına alan ölüm bölükleri ile işbirliği yaptı. Öldürülen birçok kişi resmiyette kayıp diye kayıtlara geçti. Gelişini ülkedeki ekonominin bozukluğuna borçlu olan cuntanın kendisi 1983 yılında aynı ekonomik çöküntüden dolayı sona erdi. Seçimlerde Raoul Alfonsin başarılı olarak çıktı. Ama cunta gitmeden önce, seçimlerden sonra başına geleceklerden korktuğu ve yaptığı insanlık suçundan ceza almadan kurtulmak için, giderayak kendi kendisini af eden bir yasa çıkardı. Yeni seçilen demokratik parlamentonun ilk karalarından birisi bu yasayı iptal etmek oldu.

Güney Afrika: Güney Afrika tarihinde, dünyanın başka hiç bir ülkesi ile kıyaslanamıyacak bir insan hakları ihlallerine, ıkçı ayırıma, işkenceye, mecburi iskana sahne olmuş bir ülke. Sadece ordu, polis ve idare değil, devlet ve toplumun idareyi elinde tutan beyaz ırkı bile insanlık onuruna aykırı ırkçı bir ayırımcılık yapıyordu. Irkçı ayırıma (Apartheid=Afrikaan veya Hollandaca’dan gelme bir kavram ayırım ayırma anlamına geliyor) dayanan rejimde 1948 yılından sonra National Party (NP) kolonilik zamanından kalma ırkçı ayırım birçok yasal düzenleme ile pekiştirilmişti.Ülkede yaşıyan kişiler ‚beyaz‘ ve ‚renkli‘ sonraları ‚siyahi‘ olarak ayrılmştı. Bu ayırımdan kısa bir süre sonra siyah derililerin elinden seçme ve seçilme hakkı alınmıştı. Sonraları yasal düzenlemelerle iki ırkın tamamen birbirinden ayrılması gerçekleştirilmişti (sporda, parklarda, kiliselerde, lokantalarda, plajlarda ayrı ayrı yaşam, ırklar arası yasak evlilikler cinsel temasların cezalandırılması) Bu ayırıma karşı çıkan örgütler ve tek tek kişiler ağır cazalara çarptırılmıştı o zamanlar. İşkence, politik cinayetler, insanların ortadan kayboluşları politikanın gündeminde idi. Sistem değişikliğinden sonra yeni idareyi bekleyen en büüyük ödevlerin başında ülkede barışın temini konusu vardı. Bunu başarmak için önceki yönetimin suçlularının ve mağdurlarının affı gerekli idi. Bu af çıkarılmasa ve barış sağlanamazsa ülkenin geleceği tehlike altında idi. Yeni sistrem eskisinin yolundan giderek insan haklarına aykırı bir devlet mi olacaktı, yoksa insan haklarına saygı gösteren ve ülkenin birliğini koruyacak bir devlet mi. Güney Afrika ikinci yolu seçti. 1995 yılında çıkarılan bir yasa ile bir gerçek komisyonu kuruldu; komisyonun görevi politik af edilmeyi hak edenlerle hak etmeyenleri birbirinden ayırmaktı. Af edilmey hak etmeyenler politik olmayan adi suçları işleyen kimselerdi. Eski rejimim mağdurları ve ölenlerin yakınları aftan faydalanarak ceza almaktan kurtulanların cezalandırılmasını istiyor.

Burada sorulması gereken en başta gelen soru: İnsanlık suçu işlemiş olan kişilerin af edilemsi doğru mu?

Saygılarımla
Old 21-02-2010, 09:41   #44
ahmet atilla atabey

 
Karar

Af müessesesi ceza hukuku açısından tabiri caizse "tükürdüğünü yalamaktır". kişi suç işlemekle kamu düzenine ve güvenliğine karşı geldiğinden bunu koruyan yaptırım müessesesi de bu eylemi cezalandırıyor. işlenen her suçla kamu vicdanı daha çok yaralanıyor, verilen cezalar ise çoğu zaman bu yaraları tamamen kapatmıyor. Bu şekilde işleyen süreçte kamu vicdanındaki yaralar tamir edilemez hale geliyor. suç işleme oranları artıyor. süreç bü şekilde devam ederken, bunun üzerine bir de af müessesesi gelirse kamu vicdanı AĞIR YARALANIR.

Ancak ortada kaçınılmaz bir gerçek daha var, devletin imkanlarının yeterliliği,
bu nedenle eğer af müessesesi kullanılacaksa bunun tek sebebi devletin imkanlarının yetersizliği olmalıdır. bu nedenle üzülerek olabilir demekteyim,
Old 21-02-2010, 17:06   #45
Academic

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan GECE
Sayın AKADEMİC'e genel itibariyle katılmakla birlikte şu hususa da dikkat çekmeden edemiyorum: Evet af olsun mu olmasın mı tartışması bir kenara, aftan yararlandıktan sonra tekrar suça yönelen insan sayısı hiç de azımsanacak bir rakam değil... Bunda toplum olarak bizlerin de payı var kanaatindeyim. Zira DAMGALAMAYI SEVEN, EMPATİDEN YOKSUN, HOŞGÖRÜŞÜZ bir toplumuz maalesef... Bir insan hayatında bir hata yapmışsa kendi hatalarımıza bakmadan, kendimizi onun yerine koymadan bir taş da biz atıyoruz. BENCE BİR İNSAN İÇİN EN BÜYÜK CEZA PİŞMANLIKTIR... Hata yapan gerçekten pişmansa onu yine de dışlamak yerine, kırıkları sarıp onarmasına köstek değil destek olmalıyız; onu yalnız bırakıp hatta dışlayıp aynı hataya tekrar itmemeliyiz...

Sayın GECE 'ye bazı noktalarda katılmakla birlikte; ...Hata ve suç bana göre farklı kavramlardır. Elbette hata yapan affedilecek ve onarması için gereken fırsatlar tanınacaktır ancak suç bence biraz da farklı içeriktedir. Suç olarak nitelendirilen eylemlerden sonra verilen cezanın çekildiği süre bitmeden ve gereken rehabilitasyon sağlanmadan , topluma kazandırılmak için gerekli bilinç oluşturulmadan verilen af kararı daha önce de belirttiğim gibi yeni mağdurlar yaratacaktır. Elbette insanlar hata da işler ve bilerek ya da bilmeyerek suç da işler ( suçun bilmeyerek işlenmesi sorumluluğu ortadan kaldırmaz). Toplum bu insanlara empatik yaklaşarak gereken fırsatı tanımalıdır diye yaklaşabiliriz ve insani olan da budur. Ancak işin mağdur boyutu ve kamu vicdanı boyutundan baktığımızda bu insanların mağdurlarının böyle bir ikinci şansları olmamıştı ya da olamayacak. Bu vesile ile ben af konusunda belki katı görünse de böyle bir mekanizma işletmenin kamu vicdanında gedikler açtığını düşünüyorum. Af mekanizmasının ceza sistemi, cezalandırılanların topluma kazandırılmasının ne denli başarılı olduğu çerçevelerinde tartışılmasının daha mantıklı olduğunu düşünüyorum.

Old 21-02-2010, 19:03   #46
GECE

 
Varsayılan

SAYIN ACADEMİC,
Aslında son yazdığınıza da katılıyorum. bu konudaki son yazımı 15 şubat'ta yazdığıma ek olarak yazdığım için mağdur penceresinden olayı tekrar irdelememe gerek olmadığını düşündüm. 15 şubattaki yazımı da okursanız affa fail-mağdur-toplum üçgeni açısından baktığımı daha iyi anlarsınız. hata-suç ayrımı açısından da haklısınız...
Old 24-02-2010, 11:27   #47
oscar

 
Rahatsiz

Sayın Eren, fikrinize kesinlikle katılmıyorum. Çünkü gerekçeniz bir hukukçuya yakışır hukuki bir gerekçe değil, sadece fiziksel imkansızlık nedeniyle BİNALARIN (cezaevlerinin) rahatlaması amacını taşımaktadır. Bunu anlamak mümkün değil. Yani, cezaevi sayısı bugünkünün 2-3 katı kadar fazla olsa ve dolu olmayıp mahkumlar içeride rahat rahat yatsalar af gerekli olmayacak.Amaç sadece suçlularaın rahatlığını sağlamak ise ben o AFFA KARŞIYIM.Ki sizin gerekçeniz bu anladığım kadarıyla.
Adalet amacı nerede kaldı? Mağdurların hakları nerede kaldı? Rahşan affı sayesinde onbinlerce yeniden suç işlendi 100 lerce insan öldürüldü. Bu nasıl adalet anlayışıdır anlayamıyorum.Suçlu cezasını çekmeli.Ceza caydırıcı olmaz ise suç işleme eğilimini nasıl engelleyebiliriz? Bu soruya da bir yanıtınız vardır sanıyorum.
Biz hukukçularınade vatandaş gibi değil daha adaletli ve hukuka uygun düşünüp davranmamız gerektiği düşüncesindeyim. Aksi halde adaleti sağlayacak kimse kalmayacak.Sonuçta suş ile ceza arasında bir orantılılık olması gerekir. Aksi halde suçtan zarar görenlerin adalete olan güveni kalmayacağından herkes bireysel olarak cezalandırma yoluna gitmeye kalkar ki, bunun sonucunu herkes tahmin edebilir.
O nedenlerle sizin bu yanıtınızı bir talihsizlik olarak görüyorum.Devletin görevi suşluları rahat yaşatmak değil tüm bireylerin haklarını hak,hukuk, adalet çerçevesinde korumaktır.
Saygılarımla.
Av.Alev Tuna
Alıntı:
Yazan Av. Hakan EREN
Af olmalııdır; aksi halde cezaevleri dolup taşıyor.

Afla n'oluyor; cezaevleri biraz rahatlıyor, gerçi sonra gene doluyor ama olsun. En azından arada rahatlıyor.

Ah, gelmedi ki şöyle bir vicdan sahibi "first lady"; acısın cezaevlerindekilere, güzelce bir af yasası hazırlasın.

Sonra alışık olduğumuz üzere AYM eşitlik ilkesinden hareketle iptaller yapsın; herkes tahsliye olsun.

Cezaevleri rahatlas... (bunu söylemiştim galiba)

Evet, affa karşı olanlara karşıyım...

Özledik seni Rahşan...
Old 27-02-2010, 07:31   #48
zunabil

 
Varsayılan af toplumdaki adalet düşüncesini zedeliyor

sık sık af kanunları çıkartmak toplumda yapanın yanına kar kalıyor düşüncesinin gelişip yerleşmesini ve suç işlemedeki toplumsal önlemenin zedelenmesine sebep oluyor.Bu yüzden af olmamalı diye düşünüyorum.
Old 27-02-2010, 11:28   #49
gulcın erogul

 
Varsayılan gulçin

Alıntı:
Yazan akoguz
Hüküm giymiş birisi affedilebilir. Ancak burda toplumun vicdanı ile af yetkisinin kullanılması arasında bir bağlantı kurulmalıdır. Türkiye'de genelde yapılan kısmi aflarda, Devlet kendisine karşı işlenen suçlarda (TCK'nun tabiriyle) af yetkisi kullanmadığı halde kişilere karşı işlenen suçları af etme yetkisini kullanmaktadır. Oysa ki, düzenleme bir meclisin sahip olduğu bir yetki olmaktan çıkartılmalı ve bir hak olarak suçun mağduruna tanınmalıdır. Suçun mağduru affetmedikçe, Devlet bu yetkisini kullanamamalıdır. Ben tek başına Devletin af yetkisinin olduğu düzenlemeyi sağlıklı bulmuyorum.
Ayrıca, suç işleyen kişiye ceza müeyyidesinin kullanılmasının temel amacı kamu düzenini bozan kişiye karşı cezalandırma yetkisinin Devlette olmasını sağlamak suretiyle, kısasa kısas ilkesinin ortadan kaldırılması ile suç işleyen kişinin yine Devletin ilgili birimleri kanalıyla ıslah ederek topluma kazandırmak ve bu süre içerisinde de suçu işleyenleri kısmen topluma zarar veremeyecek şekilde izole etmektir. Ancak af yetkisinin kullanılması suç işleyende bir beklenti yaratmakta ve ıslah olmadan af sayesinde tekrar toplumsal yaşantıya dahil olmasını sağlamaktadır.
Devlet, dönem dönem (maalesef) yapmış olduğu kısmi af veya şartlı salıverme gibi adı ne olursa olsun örtülü aflarla, suçun mağdurlarının vicdanını yaraladığı gibi, Devlete ve yargıya olan güveni ve inancı zedelemektedir. Toplumda Rahşan affı olarak bilinen şartlı salıverme yasası amacına ulaşmamış ve suç işleyip de bu yasadan yararlanıp özgürlüklerine kavuşan çoğu hükümlü yeniden suça bulaşmak suretiyle affın bir çözüm olmadığını göstermişlerdir.
Basitçe sıraladığım bu nedenlerle, affın bir yetki olarak düzenlenmesini doğru bulmuyorum. Ancak başlı başına suçun mağdurları tarafından kullanılan bir hak olarak düzenlenmesinin sakıncalarının olabileceği düşüncesiyle, en azından bir hak ve yetki olarak Anayasada düzenlenmesi gerektiği kanaatindeyim. Saygılarımla...
Old 27-02-2010, 14:19   #50
onureyuboglu

 
Mutlu Aynen Katılıyorum

Alıntı:
Yazan Av. Hakan EREN
Af olmalııdır; aksi halde cezaevleri dolup taşıyor.

Afla n'oluyor; cezaevleri biraz rahatlıyor, gerçi sonra gene doluyor ama olsun. En azından arada rahatlıyor.

Ah, gelmedi ki şöyle bir vicdan sahibi "first lady"; acısın cezaevlerindekilere, güzelce bir af yasası hazırlasın.

Sonra alışık olduğumuz üzere AYM eşitlik ilkesinden hareketle iptaller yapsın; herkes tahsliye olsun.

Cezaevleri rahatlas... (bunu söylemiştim galiba)

Evet, affa karşı olanlara karşıyım...

Özledik seni Rahşan...

Bence de hatta içeride kalanlar da (kalırsa eğer) TOKİnin yapacağı 3+1 dairelerde güvenlikli havuzlu sitelerde çeksinler tatillerini. Olur da sıcak su falan kesilirse eylem yapıp bahçede barbekü falan yaparlar. Hoş olmaz mı???
Old 01-03-2010, 14:01   #51
tansfrom

 
Varsayılan

Alev Hanım,

Hakan Bey'in ordaki maksadı sanırım şakayla karışık bir sistem eleştirisi bu yüzden kızmamak lazım. Bence af müessesi olmalı çünkü insanlara değiştiklerini gösterebilmeleri için ikinci bir şansı vermek gerektiği kanaatindeyim.

Alıntı:
Yazan oscar
Sayın Eren, fikrinize kesinlikle katılmıyorum. Çünkü gerekçeniz bir hukukçuya yakışır hukuki bir gerekçe değil, sadece fiziksel imkansızlık nedeniyle BİNALARIN (cezaevlerinin) rahatlaması amacını taşımaktadır. Bunu anlamak mümkün değil. Yani, cezaevi sayısı bugünkünün 2-3 katı kadar fazla olsa ve dolu olmayıp mahkumlar içeride rahat rahat yatsalar af gerekli olmayacak.Amaç sadece suçlularaın rahatlığını sağlamak ise ben o AFFA KARŞIYIM.Ki sizin gerekçeniz bu anladığım kadarıyla.
Adalet amacı nerede kaldı? Mağdurların hakları nerede kaldı? Rahşan affı sayesinde onbinlerce yeniden suç işlendi 100 lerce insan öldürüldü. Bu nasıl adalet anlayışıdır anlayamıyorum.Suçlu cezasını çekmeli.Ceza caydırıcı olmaz ise suç işleme eğilimini nasıl engelleyebiliriz? Bu soruya da bir yanıtınız vardır sanıyorum.
Biz hukukçularınade vatandaş gibi değil daha adaletli ve hukuka uygun düşünüp davranmamız gerektiği düşüncesindeyim. Aksi halde adaleti sağlayacak kimse kalmayacak.Sonuçta suş ile ceza arasında bir orantılılık olması gerekir. Aksi halde suçtan zarar görenlerin adalete olan güveni kalmayacağından herkes bireysel olarak cezalandırma yoluna gitmeye kalkar ki, bunun sonucunu herkes tahmin edebilir.
O nedenlerle sizin bu yanıtınızı bir talihsizlik olarak görüyorum.Devletin görevi suşluları rahat yaşatmak değil tüm bireylerin haklarını hak,hukuk, adalet çerçevesinde korumaktır.
Saygılarımla.
Av.Alev Tuna
Old 04-03-2010, 14:45   #52
bilgin

 
Varsayılan

Ceza bir hınç alma yolu tabiiki olmamalı amaç o kişinin topluma kazandırılması ise öncelikle mağdurun ailesinden ve suçtan zarar görenden olur alınmalı ve kişi cezasının enaz 2/3 ünü çektikten sonra hapishane yetkilisi,savcı,baro temsilcisi ve psikologdan oluşan bir kurulca durumuna karar verilmeli
Old 08-03-2010, 18:40   #53
avukat ibrahim aycan

 
Varsayılan

Af sonucunda elde edilmesi muhtemel fayda çok önemlidir. Daha önceki af kanunları dikkate alındığında bu faydanın elde edilemediği, yeni bir affın hiçbir işe yaramayacağı görülmüştür. Ancak, eğer bir af çıkarılacaksa mutlaka ama mutlaka dar kapsamlı ve toplumsal barışa, suçtan arındırmaya yönelik olmalıdır.
Old 09-03-2010, 12:48   #54
Yaşar SÖNMEZ

 
Varsayılan

Af yetkisi o suçun ilgilisinde olmalı fakat bu konuda suçun ilgilisinin de sonsuz insiyatifte olmasının da sakıncaları olabileceğinden af için teklif devletten, onay ilgiliden olmalıdır. Ancak ikisi aynı anda gerçekleştiğinde suçlu af edilmelidir. Saygılarımla.
Old 10-03-2010, 15:48   #55
Av.Bülent Turhan Gündüz

 
Varsayılan

Toplumsal yaşam bileşik kaplar gibidir. Adalet duygusu yoksunluğunda, adalet duygusunun yeri acıma duygusuyla doldurulur.
Adalet duygusuna sahip olmayan, acıma duygusuyla yaşayan gelişmemiş toplumlarda, af bir sosyal düzenleme ve kendini yenileme yöntemi olarak hep vardır.
Acıma duygusuyla hareket eden gelişmemiş toplumlar, alıntı yaparak sahip olsalar bile en modern hukuk araçlarını, adalet duygusu yoksunu uygulayıcıları sayesinde yararlı ve gerektiği gibi kullanamazlar.
Önce mağdura duyulan acıma ile sanığa acımasız davranırlar (örneğin sanığı koruyacak yasal düzenlemeler olan usul hükümleri yokmuş gibi yargılama yaparlar), sonra da acımasız davranarak en olumsuz koşullarda cezalandırdıkları sanıklara acımaya başlar, yargılama sürecindeki acımasızlıkların suçluluk duygusu içinde onların bu acısına son vermenin çarelerini ararlar. Bunun sonrasında vicdanlarda şekil alan şey hep af müessesesi olur.
Af doğal ki, (belli koşulların gerçekleşmesi hali hariç) adalet duygusu gelişmiş toplumların başvuracağı bir yöntem değil.
Olması gereken adalet duygusunu oluşturmak, sanığa kızmadan onun haklarını koruyacak modern hukukun sağladığı usul hükümlerinden yararlandırmak ve sonuçlarına herkesin katlanmasını sağlamaktır.
Old 10-03-2010, 15:57   #56
Av.Bülent Turhan Gündüz

 
Varsayılan

Bir şeyi de belirtmeliyim ki, bu tartışma sırasında şartlı tahliye halinin de af müessesesi gibi görülme tehlikesi var gibi.
Şartlı tahliyenin af ile ilgisi olmadığı, cezadan beklenen amacın gerçekleşmesine bağlı bir hukuki sonuç olduğu açıktır.
Modern hukuk bunu kabul etmekte, adalet duygusu gelişmiş toplumlar bir müessese olarak bunu kurumsal olarak koşullarını yerine getiren hükümlülere uygulamaktadır.
Ancak yine adalet duygusu yerine acıma duygusuyla hareket eden toplumlarda, hukuki gerekçe yazmak zorluğu bertaraf edilerek, bir afmış gibi her hükümlüye uygulanan otomatik bir yönteme dönüştürülmektedir.
Sonucunda modern hukukun bir gereklilik olarak gördüğü bu yöntem, gelişmemiş toplumlarda af müessesesinin olumsuz etkilerini yaratarak amaçlanandan uzakta işlevselliğe sahip olmaktadır.
Gerekli koşulları oluşturmuş af hallarenin, mağdurlarının kararlarına terk edilmesi hali ise modern hukukun, yüzyıllardır doğal hukuk karşısında verdiği savaşı değersizliştireceği, insanın biriktirdiği bilgi birikimine hakaret olacağı düşüncesindeyim.
Old 10-03-2010, 21:10   #57
Gemici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Bülent Turhan Gündüz
Toplumsal yaşam bileşik kaplar gibidir. Adalet duygusu yoksunluğunda, adalet duygusunun yeri acıma duygusuyla doldurulur.
Adalet duygusuna sahip olmayan, acıma duygusuyla yaşayan gelişmemiş toplumlarda, af bir sosyal düzenleme ve kendini yenileme yöntemi olarak hep vardır.
Acıma duygusuyla hareket eden gelişmemiş toplumlar, alıntı yaparak sahip olsalar bile en modern hukuk araçlarını, adalet duygusu yoksunu uygulayıcıları sayesinde yararlı ve gerektiği gibi kullanamazlar.
Önce mağdura duyulan acıma ile sanığa acımasız davranırlar (örneğin sanığı koruyacak yasal düzenlemeler olan usul hükümleri yokmuş gibi yargılama yaparlar), sonra da acımasız davranarak en olumsuz koşullarda cezalandırdıkları sanıklara acımaya başlar, yargılama sürecindeki acımasızlıkların suçluluk duygusu içinde onların bu acısına son vermenin çarelerini ararlar. Bunun sonrasında vicdanlarda şekil alan şey hep af müessesesi olur.
Af doğal ki, (belli koşulların gerçekleşmesi hali hariç) adalet duygusu gelişmiş toplumların başvuracağı bir yöntem değil.
Olması gereken adalet duygusunu oluşturmak, sanığa kızmadan onun haklarını koruyacak modern hukukun sağladığı usul hükümlerinden yararlandırmak ve sonuçlarına herkesin katlanmasını sağlamaktır.
Sayın Av.Bülent Turhan Gündüz,

'Adalet duygusuna sahip olmayan, acıma duygusuyla yaşayan gelişmemiş toplumlar'a
ve
adalet duygusu gelişmiş toplumlar'a

birer örnek verebilir misiniz?

Her Devlet Başkanı seçildiğinde, özellikle trafik cezaları için, af çıkaran Fransa hangi kategoriye giriyor sizce?
43 nolu mesajımda saydığım devletler hangi kategoriye giriyor sizce?

Saygılarımla
Old 15-03-2010, 16:49   #58
peren

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Barış
ben her zaman uzlaşmanın genişletilmesi taraftarıyım. Af karşıtıyım.

Suç kime karşı işlenmişse bu hakkı belirli şartlarda bu kişiler bu hakları kullanabilmelidir.


Türk Milleti adına ceza verilirken, kendisine karşı suç işlenilen kişinin verilecek cezaya etkisi olmuyorsa af konusunda da bu kişilerin etkilerinin veya haklarının olacağını sanmıyorum.
Old 16-03-2010, 16:26   #59
Av. Ahmet GÜÇ

 
Varsayılan

suçun faili cezasını çekeck ki toplumda herkes o fiilin karşılığında o cezayı alacağını bilecek . af çıkacak askerlik düşecek. askerde ve cezaevindeiken kulağa hoş gelir. insan bir tuhaf olur mutlu olur.

ama eğer ki herkes ben toplumsal uzlaşı istiyorum diyorsa herkes ettiğinin karşılığı cezayı bulacak bulmalı.
Old 16-03-2010, 23:41   #60
Av.Bülent Turhan Gündüz

 
Varsayılan

Selam, Sayın Gemici her iktidar değişiminde Fransa'nın bir genel af çıkardığına dair (trafik cezalarına) bilgiye sahip değilim ne yazık ki!
Sadece Bastil gününde cezaevlerinde birikmiş yükleri hafifletmeye dönük bir af geleneğine uygudlarına, ancak bir süredir bunu da uygulamadıklarına dair bir bilgim var.
Bir devlet adı vermek yerine, yazdıklarımı belki biraz açmak daha isabetli olacaktır inancındayım. Adalet duygusuna sahip olmayan gelişmemiş toplumlarda, demokrasi kurumları oluşturulamamıştır. Var gibi görünenler çalışamaz/çalışmazlar/çalıştırılmazlar çünkü usul hukukunun hiçbir değeri yoktur. Oysa tüm hukukçular biliriz ki, sanığın haklarını koruyan hukuk esasa ilişkin normlar taşıyan yasalar değil, sanığın kendini korumasının ve ona adil yargılanma hakkı tanıyan hükümler taşıyan usul yasalarıdır!
Adalet duygusu gelişmemiş toplumlardaki hukuk yapılanması, "dosta hatır-düşmana kanun uygulanır" yargılanmaları olup güvenilmez ve hakim iktidarın suç işleyip işlemediğini gözetmeden cezalandırdığı insanların içine sokulduğu gayya kuyuları olduğundan, toplumsal algı bu insanların gerçekten suç işleyip işlemedikleri noktasında bir karanlık ifade ederler. Böyle olunca da uzayan cezalar toplumsal acıma duygusunu harekete geçirir ve çözüm; genel af olur. İktidar suçluları değil, kendi cezalandırdıklarını affetmektedir.
Genel Aflar hukuki olmaktan çok siyasi kararlardır. İçerikleri böyle olduğu gibi sonuçları da siyasidir. Çünkü genel afla elde edilmek istenen anlık siyasi çıkarların dışında, (bazı suçlar için söylüyorum) işlenen suç ile elde edilen haksız kazancın zenginleştirdiği çıkar grupları, siyasetçilerin, suç örgütlerinin korunması da yer alabilmektedir.
Faşizan devlet örgütlenmeleri suç örgütlerinin korunmasına dönük bu tür siyasi af kararları için bir laboratuar zenginliğinde verilere sahiptirler.
İhtilal sonrası genel afları tipik siyasi kararlar olarak görülmektedir. İhtilal yapanlar önceki iktidarın yokluğu, kendi iktidarlarının mutlaklığı üzerine bir gösteri yaparlar ve siyasi kazanım umarlar. Bu durum politik suçlular hakkında haklılık tartışması yaratmaz ama diğer suçlular açısından haklılık düşünülmez doğal ki.
Sizin mesajınızda bahsettiğiniz bazı devletler ve af konuları gözetildiğinde bu sonuç kendiliğinden açığa çıkıyor zaten
Almanya örneği diğerlerinden farklı bir amaca dönük bile olsa yine de tipik bir siyasi kararın, toplumsal barış girişimi olarak, kişisel silahlanmanın önlenmesine dönük bir karar olarak görülüyor.
Tek tek yakalamak için birçok kamu gelirini harcamak yerine, suça karışmamış insanların silahsızlanmasını teşvik eden bir girişim. Ancak sonrasındaki yargılamalar ve bu yargılamalara ilişkin kamusal tutum o devlet açısından ayırıcı bir değer yargısında bulunmamızı sağlayabilir. Yani ağırlaştırılmış cezanın verilmesinden önce sağına sağlanan usul hakları ve sonrasında onların topluca affedilip affedilmeyecekleri.
.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Ceza Hukukunda Temyİz lawyer35 Meslektaşların Soruları 14 25-06-2011 21:00
Ceza Hukukunda Şikayet ... Burak_Cu Meslektaşların Soruları 3 31-05-2009 14:32
Ceza Hukukunda Direnme Ve İtiraz Av. Hulusi Metin Meslektaşların Soruları 0 17-03-2005 05:46


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07401299 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.