Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yazdıklarımız - Yazdıklarınız. Üyelerimizin yazdığı ve bizlerle paylaştığı şiir, öykü, deneme ve diğer yazınsal türler.

Aşk Nedir Ne Değildir ?

Yanıt
Old 17-08-2006, 20:59   #1
Enderce

 
Varsayılan Aşk Nedir Ne Değildir ?

Aşk Nedir Nedeğildir
''Ask hayatin tekdüzeligine,bütün siradanligina en soylu baskaldiridir.Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakismaz.Ve elbetteAski suçlamak,yargilamak,karalamak inkar etmek de asla yakisik almaz''aşık olmak insanın bilincini iradesini ve yargılama yetisini askıya alır kişinin.Gerçek aşkın ve sevginin derinliğini kavramak herşeyden önce kendimizi bilmekden tanımakdan geçer. Sorularla varmamız lazım bu tanıma sürecine.İnsan nedir?sorusuna yada ,Yaşamın amacı nedir ?gibi sorulara ne kadar yanıt bulabiliriz ?Yoksa canlı kalmakiçin mi yaşıyoruz ?Gerçek aşkı ve sevgiyi bilmek anlatmak,kendimizi tanımakla eş değerdir.Kendimizi tanımak ise bir iki belirgin huyumuzu saymakla hiç alakası olmayan yada belirgin baskın öne çıkmış (Sosyal,Melankolik,Dışa dönük) özelliklerimizden ibaret değildir. Derinlemesine algılama ve bakışla tanımlanabilecek bir durumdur.Kendini tanımak ve bilmek aşkın karşılığını bilmekdir.İşde ozaman bir diğer parçamızı buluruz.Buda demekdir ki,herhangi bir sevdiğimiz insan,yada hoşlandığımız insan bir parçamızıdır diyemezyiz.Neden?dersek eger,çünkü karakteristik özelliğimiz'de yada beğenilerimiz veya kişiliğimiz'de baskın olan öne çıkan kriterlerimiz,arzularımız aklımızda karşıdaki kişiyi algılama da ilk izlenimi oluşturur ve bunun etkisi altına alır bizi.Hislerden dolayı karşı cinse bir yönelmenin içine gireriz,örneğin:Çok güzel alımlı bir bayan yada yakışıklı bir bay genellikle her iki cins tarafından etkilenebilecek bir görüntüdür,bizim için estetik anlamda güzel sempatik olan ve kalbimizde güzel bir yere koyduğumuz kişi özelde aslında bir çok yönünü bilmediğimiz biridir,yani Aysberg gibi buzdağının görünen küçük bir yüzüdür.Yada görünmeyen asıl olan gerçek en büyük yüzü nerdedir ? Denizin altındadır.Yada bunu tersi olarakda düşünebiliriz.Size kendisini begendirmek isteyen birisi,genel anlamda kabul gören beğenilen albenilerini ve artılarını kullanarak yaklaşım içerisine girer.Bu başlangıç noktasında diğer görünmeyen yönler artık perdelenmiş ve bizde ilk izlenimin etkisi altında kalmışızdır artık.Çünkü size verilmek istenen bir mesaj ve amaç doğrultusunda alınmak istenen bir mesaj vardır.Kendinisini Aşka ve Sevgiye vermiş gerçek olanı arayan kişiler,tanıma anlama kavrama süresini daha sağlıklı acele etmeden yaşamaya çalışırlar.Bunun faydası;örtüşüp örtüşmediğini anlamak,her anlamda karşılıklı uyumla Aşkın Mükemmelliğini ortaya koymakla beraber sevginin ve Aşkın gerçek ruhunu ortaya çıkarmakdır amaç.İnsan oğlu sahip olmadığı özellikleri aradığını bunlara sahip olsa arayacak hiç bir şeyi kalmayacağını ve kendinde olmayanı özelliklede olmadığı için sever,yani karşınızdaki kişinin sizdeki özellikleri kendisinde olmadığı için seversiniz.İnsanoğlu kendisini tam hissetmesi için önemli gördüğü özelliklerin peşinde koşar,çünkü kendini donatmak ve zenginleştirmek ister.Düz sıradan alışıla gelmiş hayatı klasik yaşayan ideali olmayan,birisi onun gerçek ruhunu çıkaramayacağından alternatifi olmadığı sürece yaklaşmaz ona.Eger bu aradıklarını bulamıyorsa da kendini ve ''İdeallerini Küçültür'', farkında olarak yada olmayarak yalnız kalmamak için bunu yapmak zorundadır.

Çünkü sevmek ve sevilmek Temel bir İhtiyaçdır.Sağlıklı tanıma süreciyle gerçekleşen sevgiler herzaman daha uzun ömürlü ve gerçekde uzun sürenlerdir.Tanrı evreni yaratırken insan ruhlarının kendi kendilerine hayran olarak Dünyada yaşamak üzere topluluklara bölündüğü anlatılır.Her ruh sanki yarısını kaybetmiş gibi birşeyler kaybettiğini,yani bir zamanlar kendi parçası olanı ve artık bulamadığını bulma ihtiyacındandır.''Aşk kaybedilmiş birliğin aranması,zıtlık ve benzerliğin uyumundan başka birşey değildir''.İki türlü aşkın olduğu bilinir.Platonik AŞK ve Tinsel AŞK.Ruhu bir zamnlar aradığını bulmaya yiten birincisidir,ikincisi ise zevkden cinsel tatminden iç güdülerinden,amaca ulaşmak için her yolu mübah kılan kazanmak,elde etmek için maske yüzlü bir açlıkdan başka bir şey değildir.Platon'un da dediği gibi aşk bilgelikdir.Aşk Enerjidir, Aşk benzerlikdir.Aşkın cansızlarda bile yaşam olduğunu söylemişdir.

Yine Platona göre Aşk Güzel ,Adil ,İyi ve Gerçeğe eşitdir.Başka türlüsünü yapamadığından peşinde koşar.Başka birisinde bizden eksilen ruhu yani bizim için İyi ,Güzel, Gerçek ,Adil olan herşeyi hayata geçiren birisini bulmak içindir bu Arayış ve Aranmak Sürecidir aynı zamanda.

Kaç kişi yada kaç çift ne kadar hayatının insanı gerçekde bulabiliyor ? kim bilir,çok çabuk yaşıyor ve hızlı tüketiyoruz,ilişikiler saman alevi bendenlere sıçrıyor ve sonra iyice Tanımadan,Tanınmadan anlık yada belli bir dönemin heyecanı yada boşluğuyla Evlilikler oluyor.Oysa gerçekler ise hep peşimizdedir.Elbet bir gün çıkacağını göz önüne alındığında başlıyor Gerçek Yüzler,dökülmeye başlıyor ilişikiler ve kavgalar ayrılıklarla son buluyor.Cesareti olanlar ayrılıyor ,olmayanlarda Aile, Sosoyal Çevre yada Çoçukları için ''Zindanına Zindan ekliyor''.Bu gün artık Türkiyede ve Dünyamızda sayısızca boşanmalar yaşanıyor.Nedeni ''Doğru Olduğu Sanılan Yanlış Başlangıçlar''.Anlık heyecanlar kişilerin karşılarındakini kaybedeceği korkusuyla,gerçeklerini saklamarı kendilerini beğendirme ve elde etme arzuları.Çünkü kendi beğendiklerini kendileri gibi yapmak ve kendilerine dönüştürmek istemeleri.Birnevi Egolarını tatmin etme arzusu.

Günümüzda artık insanlar Aşk'larında elele tutuşmanın heyecanından bile uzaklaşmışlarken,Hayatın Sihrini ve anlamını'da yaşadıkları hayat sanıyorlar ve bunada kendilerini inandırıyorlar. Bu gün böyle olmasının en etkili sebeblerinden biride ''Cinsel Devrimdir''.Çünkü insanların içini boşaltmışdır ve sonuçları bir facia olmuşdur.''Bugün seni seviyorum ama yarın kim bilir kimi.''Benim İçin Herşeyden Önemlisin''yada belli bir zaman sonra''Hiç Bir Değerin Yok ,''sen koşullarımın gereğisin üzgünüm sevdim sanmışdım''.Oysaki Aşk'ın BUGÜN,YARIN ve YAŞAM BOYUNCA sürecek bir Aşk olması gerekmezmi.Yani insanın bir diğer yarısıyla yaşlanmasının hiç bir önemi yokdur,çünkü bedenler ölür ama Aşk Asla Ölmez.
Öyleki Alevi Bektaşi inancında kutsal sayılan Turnalar bile
Mutluluğun,Sevginin ,Vefanın ,Onurun ,Özgürlüğün,Bilgeliğin simgesidir.Japonyadan bir çok ülkeye kadar Halk Kültüründe en kutsal sayılan Güvercin ve Turna gösterilir.Turnaların bu simgesel özelliğinin dışında Turnalar tek eşlidir ve yüzyıla kadar yaşadıkları anlatılan Turnalar,eğer eşleri ölürse bir daha asla eşlezmezler.Bu sevgide sonsuzlukdur,eğer bir avcı Turnalardan birini vurursa geride kalan eşlerden diğeri olan Turna yaşamaya devam edemez ve Ölümü seçer ve kendini suya bırakır.
Buaraya kadar yazdıklarımızda şu çıkıyorki AŞK aynı zamanda kendini ve derinliğini tanımakdır

''Ask hayatin tekdüzeligine,bütün siradanligina en soylu baskaldiridir.Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakismaz.Ve elbetteAski suçlamak,yargilamak,karalamak inkar etmek de asla yakisik almaz''aşık olmak insanın bilincini iradesini ve yargılama yetisini askıya alır kişinin.Gerçek aşkın ve sevginin derinliğini kavramak herşeyden önce kendimizi bilmekden tanımakdan geçer. Sorularla varmamız lazım bu tanıma sürecine.İnsan nedir?sorusuna yada ,Yaşamın amacı nedir ?gibi sorulara ne kadar yanıt bulabiliriz ?Yoksa canlı kalmakiçin mi yaşıyoruz ?Gerçek aşkı ve sevgiyi bilmek anlatmak,kendimizi tanımakla eş değerdir.Kendimizi tanımak ise bir iki belirgin huyumuzu saymakla hiç alakası olmayan yada belirgin baskın öne çıkmış (Sosyal,Melankolik,Dışa dönük) özelliklerimizden ibaret değildir. Derinlemesine algılama ve bakışla tanımlanabilecek bir durumdur.Kendini tanımak ve bilmek aşkın karşılığını bilmekdir.İşde ozaman bir diğer parçamızı buluruz.Buda demekdir ki,herhangi bir sevdiğimiz insan,yada hoşlandığımız insan bir parçamızıdır diyemezyiz.Neden?dersek eger,çünkü karakteristik özelliğimiz'de yada beğenilerimiz veya kişiliğimiz'de baskın olan öne çıkan kriterlerimiz,arzularımız aklımızda karşıdaki kişiyi algılama da ilk izlenimi oluşturur ve bunun etkisi altına alır bizi.Hislerden dolayı karşı cinse bir yönelmenin içine gireriz,örneğin:Çok güzel alımlı bir bayan yada yakışıklı bir bay genellikle her iki cins tarafından etkilenebilecek bir görüntüdür,bizim için estetik anlamda güzel sempatik olan ve kalbimizde güzel bir yere koyduğumuz kişi özelde aslında bir çok yönünü bilmediğimiz biridir,yani Aysberg gibi buzdağının görünen küçük bir yüzüdür.Yada görünmeyen asıl olan gerçek en büyük yüzü nerdedir ? Denizin altındadır.Yada bunu tersi olarakda düşünebiliriz.Size kendisini begendirmek isteyen birisi,genel anlamda kabul gören beğenilen albenilerini ve artılarını kullanarak yaklaşım içerisine girer.Bu başlangıç noktasında diğer görünmeyen yönler artık perdelenmiş ve bizde ilk izlenimin etkisi altında kalmışızdır artık.Çünkü size verilmek istenen bir mesaj ve amaç doğrultusunda alınmak istenen bir mesaj vardır.Kendinisini Aşka ve Sevgiye vermiş gerçek olanı arayan kişiler,tanıma anlama kavrama süresini daha sağlıklı acele etmeden yaşamaya çalışırlar.Bunun faydası;örtüşüp örtüşmediğini anlamak,her anlamda karşılıklı uyumla Aşkın Mükemmelliğini ortaya koymakla beraber sevginin ve Aşkın gerçek ruhunu ortaya çıkarmakdır amaç.İnsan oğlu sahip olmadığı özellikleri aradığını bunlara sahip olsa arayacak hiç bir şeyi kalmayacağını ve kendinde olmayanı özelliklede olmadığı için sever,yani karşınızdaki kişinin sizdeki özellikleri kendisinde olmadığı için seversiniz.İnsanoğlu kendisini tam hissetmesi için önemli gördüğü özelliklerin peşinde koşar,çünkü kendini donatmak ve zenginleştirmek ister.Düz sıradan alışıla gelmiş hayatı klasik yaşayan ideali olmayan,birisi onun gerçek ruhunu çıkaramayacağından alternatifi olmadığı sürece yaklaşmaz ona.Eger bu aradıklarını bulamıyorsa da kendini ve ''İdeallerini Küçültür'', farkında olarak yada olmayarak yalnız kalmamak için bunu yapmak zorundadır.

Çünkü sevmek ve sevilmek Temel bir İhtiyaçdır.Sağlıklı tanıma süreciyle gerçekleşen sevgiler herzaman daha uzun ömürlü ve gerçekde uzun sürenlerdir.Tanrı evreni yaratırken insan ruhlarının kendi kendilerine hayran olarak Dünyada yaşamak üzere topluluklara bölündüğü anlatılır.Her ruh sanki yarısını kaybetmiş gibi birşeyler kaybettiğini,yani bir zamanlar kendi parçası olanı ve artık bulamadığını bulma ihtiyacındandır.''Aşk kaybedilmiş birliğin aranması,zıtlık ve benzerliğin uyumundan başka birşey değildir''.İki türlü aşkın olduğu bilinir.Platonik AŞK ve Tinsel AŞK.Ruhu bir zamnlar aradığını bulmaya yiten birincisidir,ikincisi ise zevkden cinsel tatminden iç güdülerinden,amaca ulaşmak için her yolu mübah kılan kazanmak,elde etmek için maske yüzlü bir açlıkdan başka bir şey değildir.Platon'un da dediği gibi aşk bilgelikdir.Aşk Enerjidir, Aşk benzerlikdir.Aşkın cansızlarda bile yaşam olduğunu söylemişdir.

Yine Platona göre Aşk Güzel ,Adil ,İyi ve Gerçeğe eşitdir.Başka türlüsünü yapamadığından peşinde koşar.Başka birisinde bizden eksilen ruhu yani bizim için İyi ,Güzel, Gerçek ,Adil olan herşeyi hayata geçiren birisini bulmak içindir bu Arayış ve Aranmak Sürecidir aynı zamanda.

Kaç kişi yada kaç çift ne kadar hayatının insanı gerçekde bulabiliyor ? kim bilir,çok çabuk yaşıyor ve hızlı tüketiyoruz,ilişikiler saman alevi bendenlere sıçrıyor ve sonra iyice Tanımadan,Tanınmadan anlık yada belli bir dönemin heyecanı yada boşluğuyla Evlilikler oluyor.Oysa gerçekler ise hep peşimizdedir.Elbet bir gün çıkacağını göz önüne alındığında başlıyor Gerçek Yüzler,dökülmeye başlıyor ilişikiler ve kavgalar ayrılıklarla son buluyor.Cesareti olanlar ayrılıyor ,olmayanlarda Aile, Sosoyal Çevre yada Çoçukları için ''Zindanına Zindan ekliyor''.Bu gün artık Türkiyede ve Dünyamızda sayısızca boşanmalar yaşanıyor.Nedeni ''Doğru Olduğu Sanılan Yanlış Başlangıçlar''.Anlık heyecanlar kişilerin karşılarındakini kaybedeceği korkusuyla,gerçeklerini saklamarı kendilerini beğendirme ve elde etme arzuları.Çünkü kendi beğendiklerini kendileri gibi yapmak ve kendilerine dönüştürmek istemeleri.Birnevi Egolarını tatmin etme arzusu.

Günümüzda artık insanlar Aşk'larında elele tutuşmanın heyecanından bile uzaklaşmışlarken,Hayatın Sihrini ve anlamını'da yaşadıkları hayat sanıyorlar ve bunada kendilerini inandırıyorlar. Bu gün böyle olmasının en etkili sebeblerinden biride ''Cinsel Devrimdir''.Çünkü insanların içini boşaltmışdır ve sonuçları bir facia olmuşdur.''Bugün seni seviyorum ama yarın kim bilir kimi.''Benim İçin Herşeyden Önemlisin''yada belli bir zaman sonra''Hiç Bir Değerin Yok ,''sen koşullarımın gereğisin üzgünüm sevdim sanmışdım''.Oysaki Aşk'ın BUGÜN,YARIN ve YAŞAM BOYUNCA sürecek bir Aşk olması gerekmezmi.Yani insanın bir diğer yarısıyla yaşlanmasının hiç bir önemi yokdur,çünkü bedenler ölür ama Aşk Asla Ölmez.
Öyleki Alevi Bektaşi inancında kutsal sayılan Turnalar bile
Mutluluğun,Sevginin ,Vefanın ,Onurun ,Özgürlüğün,Bilgeliğin simgesidir.Japonyadan bir çok ülkeye kadar Halk Kültüründe en kutsal sayılan Güvercin ve Turna gösterilir.Turnaların bu simgesel özelliğinin dışında Turnalar tek eşlidir ve yüzyıla kadar yaşadıkları anlatılan Turnalar,eğer eşleri ölürse bir daha asla eşlezmezler.Bu sevgide sonsuzlukdur,eğer bir avcı Turnalardan birini vurursa geride kalan eşlerden diğeri olan Turna yaşamaya devam edemez ve Ölümü seçer ve kendini suya bırakır.
Buaraya kadar yazdıklarımızda şu çıkıyorki AŞK aynı zamanda kendini ve derinliğini tanımakdır

Ender Can Kayıhan
enderkayihan@gmail.com

Old 18-08-2006, 13:38   #2
NİLGÜN SEYMEN

 
İnceleme Aşk üzerine..YORUM!..

Aşk varolana saygıdır.Mükemmele,kusursuza,özlenene,ulaşılmaza,e le geçirilmesi imkansıza,insan zekası ve yüreğinin beyni ve de kalbini arasında kurulu bir halı tezgahı gibidir aşk.
O tezgahta en ilkel ve de kimi zaman en gelişmiş kişisel dokularla nakış nakış işlenir tutkular.
Aşk bir yaradılıştır.İnsanın yaşama ilk başlangıcı ile ana kokusunu soluduğu ilk andan itibaren ,tüm olumsuzluk ve güçlüklere rağmen yaşamla sıkı, sıkı bağlarını attığı ilk atkı ve çözgüler işte bu mekanizmada dokunmaya başlar ilmek ilmek..
Aşk,doğaya çiçeğe böceğe,yaprağa kozasından yeni çıkmış tırtıla,kelebek oluşumuna kadar geçirdiği o biçimsiz tasfirli silüetine ve sonrasında o muhteşem kanatları ile uçuşuna,suyun akışına,yamaçlardan başlayarak çağlayışına,derelerden yavaşça süzülüşüne,toprağın yağmur sonrası kokusuna,
çam ağacındaki gelişimini tamamlamamış bitkiye,dallardaki renk ahengine,
yeşilin tonlarındaki şahaserliğe,şu an karşımda duran akvaryumdaki balıkların
zerafetine,rastladığım tüm kainattaki eşsizliğe..,
herşeye duyulan hayretir ..AŞK..!

Ben aşka böyle bakıyorum.AŞK bence muhteşeme olan yegane saygıı ve de yaklaşımın ilk ve tek adımıdır.

SEVGİYLE KALINIZ
------------------

Uludağ Sarıalan'dan tasfirler/18.08.2006/13.37
B*U*R*S*A
Old 18-08-2006, 14:02   #3
Tractatus

 
Varsayılan

Herkes kendine göre bir tanım yapacaktır elbet.
Bana göre aşk, karşılığı olmayan, cinsellik temelli, çok yoğun ama geçici bir çocuksu duygudur.
Old 23-08-2006, 13:29   #4
Viyola

 
Varsayılan

Aşkın yüzyıllardır tanımı yapılmaya çalışılır.Yalnız yazarlar,şairler,bilimadamları değil belki her yeni aşık çift de kendilerince yeni bir tanım getirmeye çalışırlar.Bu da aşkın her zaman aynı olmadığını,zamana ve kişilere göre değişen bir duygu olduğunu gösterir.Ancak aşkın değişmeyen yönü iki insan arasında derin bir ilişkinin kurulmasıdır.
Hayatının şu yada bu döneminde herkesin tatmış olduğu bir duygudur bu;iki insan bir şekilde birbirlerine çekildiklerini hissederler.Aşk rastlantısal ve karşıkonulmazdır.Aşık olan kişi aşık olmaya karar verdiği için yapmaz bunu;hatta başlangıçta çok derin bir ilişki bile beklemiyordur.Aşk,planlanmamış,irade dışı gelişen duygusal bir harekettir.
Ünlü filozof Eflatun' un "Şölen" adlı eserinde şöyle bir efsane yer alır:insanlar başlangıçta küre biçiminde yaratıklardır ve öylesine becerikli,zeki,enerjik ve yaşam doludurlarki tanrılar kendilerini tehdit altında hissederler.Bu tehlikeden korunmak için bu küre biçimindeki insanları ortadan ikiye bölerler;insanın başlangıçtaki bütünlüğü kaybolur,biri dişi biri erkek iki tane yarım varlık çıkar ortaya.Bundan böyle bu yaratıklar hep yeniden bütünleşmeye,dişi ile erkeği birleştirmeğe çabalarlar;ve bütün enerjilerini de bu bütünleşme çabasında harcayıp tükettiklerinden ötürü de tanrılar için bir tehlike oluşturmaktan çıkarlar.
Bu, aşkla ilgili iki doğruyu dile getirmektedir. Birincisi,aşkın insanlara bir bütünlük kazandırdığıdır.Aşk insanları yarımlıktan kurtarırken,onlara yalnızken sahip olamayacakları bir sınırsızlık ve tamamlanmışlık duygusu vermektedir.Ama aynı zamanda bu bütünleşme insanların kendilerini harcamalarına tükenmelerine sebep olmaktadır.Aşık olan insanlar her ihtiyatı elden bıraktıkları,serveti ve başka alanlardaki başarıları bir kenara ittiklerinden zararlı çıkmaktadırlar.Ama büyük aşklar yaşadıkları halde yaşamın diğer alanlarında çok başarılı olanlarda kuşkusuz vardır. Belki söylenebilecek tek şey,aşkın öyle hafif ve iz bırakmadan geçmediğidir.
Old 23-08-2006, 15:25   #5
Veysel

 
Varsayılan Aşk nedir ? ne değildir ?

Merhaba ;
Aşk, sevgi temelinde yaşanan duygu yoğunluğudur. Karşılığı vardır, cinsellik ise ikinci plandadır. Ama geçicidir, hele çocuksu hiç değildir. Çünkü aşkın yeri, zamanı ve yaşı yoktur. Hastalık gibidir. Sizi nerede, ne zaman ve nasıl yakalayacağı hiç belli olmaz. Önemli olan aşık olunan şey değil, aşkın kendisidir. Geçicidir dedim, zamanla o da bitiyor. Zaten bittiği zaman da adına aşk denmiyor.
Aşkı yaşamak ve aşık olmak güzel de, bedene girmeyedursun... çıkarken yara-bere içinde bırakır.
İşin ilginç yanı, istediğinde hemen herşeye hükmedebilen o koca beden, nedense bir o aşk denen şeye hükmedemiyor.
Aşk, sonradan pişman olduğunu söyleyememektir.
Saygılarımla.
Old 04-09-2006, 00:34   #6
güler ataş

 
Varsayılan

veysel bey güzel bir tanımlama yapmışsınız..bir adım öne çıkıp aşk'ın sevginin bir adım önündeki zorlu yol diyorum..eğer sevgiye dönüştürülebilecek paylaşımlar yaşanırsa..aşk sonra ki evresinde adını sevgi diye değiştirebilir.yok paylaşımı sadece kısa vadeli yaşam gibi yaşanırsa,adı sadece aşk olarak kalacaktır..ve yaşam içinde aşk insanı insan yapan en güzel duygulardan biridir..midemize kramplar girdiği andan itibaren dünyanın tüm renklerini olduğu gibi görürüz..sadece pembe değil.siyahıyla birlikte..insan kimyasının üretebilidiği bu duygu günümüzde aşk yok, mantık var düşüncesi ile bitirilip değer ölçüsü olarakta yerine meta konmaktadır ki, dünyanın kötüye gittiğini gösterir..aşka inanların çoğalması dileğimle..
Old 09-09-2006, 19:08   #7
yağmurdamlası

 
Varsayılan

Aşk,insanın dudaklarından çıkardığı an bile bir aleve sahip olan bir duydu değil mi ki?İnsanın içine bir kor alev topu koyupta onu söndürememek değil mi ki?Bazen acısını çekmek istercesine üzerine gidilen gözyaşlarıyla devamı gelen duygu değil mi ki?Hepimizin yaşayıp da yaşamamışcasına inkar etmek istediğimiz gizli sandığımız olan değerliler değerlisi değil mi ki
EVETTTT...
İşte aşk bu...
Herkesin kalbine girip bir izi olan duygu..
Old 09-09-2006, 21:29   #8
güler ataş

 
Varsayılan

aşk kendini ona anlatamadığın, alfabelerin yetmediği, mevsimlerin anlam bulduğu an..
aşk aynada yansıma, aşk yağmurda ıslanmamak,aşk kırk derece sıcak ..
ve aşk yaşadığını anladığın yer,acısına bile seve seve katlandığın..
hayır diyerek koştuğun, dizginsiz bir tay..
aşk onsuz nefes alamadığınız bir ölüm..
Old 10-09-2006, 13:56   #9
mehmettas022

 
Varsayılan

aşk bir yaşam tarzıdır
aşk bir duygu yoğunludur
aşk başka insanın bedeninde kendini sevmesidir
aşk acı çekmektir her şeye rağmen
aşk mutluluktur
aşk özlemdir
aşk paylaşmaktır
aşk pişmanlıktır
aşk özürdür
aşk inançtır
aşk umuttur
aşk dünyaya meydan okumadır
aşk bülbül olmaktır bir gül yüzünden
aşk.................
....................
.......................
Old 13-09-2006, 14:08   #10
yağmurdamlası

 
Varsayılan

Aşk, başka bir bedende yaşamaktır,
Aşk, hayatı yeniden anlamaktır,
Aşk, mutluluk yağmuru yağarken yanmaktır,
Aşk, çocukluk heyecanına dalmaktır,
Aşk ,yeniden beyaz bir sayfa açmaktır,
Aşk,yalanda olsa gerçek olmasını istemektir,
Aşk,rabbine yakınlaşmaktır,
Aşk,yaşamın değerini tekrar anlamaktır,
Aşk,yaşanmaya değerdir,
ACISIYLA TATLISIYLA....
Old 15-09-2006, 13:00   #11
Viyola

 
Varsayılan

Neslihan hanım,yazıyı çok beğendim,özellikle son iki aşk tanımı bence süper
Old 15-09-2006, 13:01   #12
turanka

 
Mutlu aşk nedir?

AŞK: Sevgiyi dolu dolu her an yaşayabilmekdir.
Old 15-09-2006, 13:01   #13
yağmurdamlası

 
Varsayılan

SEVGİLİ AV.NESLİHAN,
Aşkta nesret etmek sizce ne zaman olur.Seni sevdiğini söyleyen insan onu kabul etmediğini söyleyince açıklama yapmana izin vermeyecek kadar nefrete boğulabilir mi?Belki zamana ihtiyacı olan yüreğin ona inanmak istemesine rağmen kabul edecek güç yoktur içerisinde ama bunu anlamak istemeyince nefret kalbine tohumlarını ekebilir mi ki?
Old 15-09-2006, 19:04   #14
mehmettas022

 
Varsayılan aşk

aşk acıdır bir insanın bir başka insana hesapsızca yaşatığı
aşk yanlızlığa meydan okumadır pervasızca
aşk düşünmeden ateşe atmaktır kendini aptalca
aşk prensiplerden hepsinden ödün vermektir
aşk dedimya kendisini bir başka bedende kendinden çok sevmektir
Old 19-09-2006, 13:33   #16
yağmurdamlası

 
Varsayılan

Aşk hayatı yeniden keşfetmektir...
Old 19-09-2006, 14:00   #17
AV.DEMİR

 
Varsayılan

aşk istenmeden alınan yüksek dozaj bir uyuşturucudur ve uyuşturucunun etkisinin geçiş zamanı da belli değildir......
Old 27-09-2006, 17:17   #18
yağmurdamlası

 
Varsayılan

Aşk başkadır..Tabii herkesin aşkı kendine göre en büyük aşktır..Aşk gururu ayaklar altına alabilmektir.Aşk sevdiğini mutlu görmek istemektir...Aşk nelere kadirdir...
Old 27-09-2006, 17:34   #19
güler ataş

 
Varsayılan

aşk bencildir...giydirilmeyi sevmez.

Aşk Çıplaktır

Aşkın yapıştırma
...........................Üstüme
Senin yoksulluğun
Benim en güzel şiirlerim
Sıcak soğuk iklimlerin / Karabasanı
Tarifsiz bir ikilem / Gidip geldiğin
Devasa bir sahnede
.............................Sana göre değilim

Yaşamın gerçeğiyse
.............................Oyun
Bir sahtecilik var / İdare ten giydirilmiş
Taklit bir kostüm gibi / Yırtıyorum
Antik bir tiyatro sahnesinde
..............................Tüm giysilerimi
Çırılçıplağım
Bütün perdeleri İndiriyorum
............................Yüzleşiyorum
Ay ışığı altında yansıyan
...........................gölgenle
Sen ki
ROMEO
Balkon altı sahnelerinin kahramanı
Alkış / Alkış
........................Ve yine alkış
Son perde
Son sahne
Yağmur yağıyor
Ve yıkanıyor sözcükler
Her damlada
Akıyor renkleri dudaklarının
.......................Çıplaksın
......................Utanmıyorum

14/ 09 / 2006
Aşkın ruhu çıplak olmaktır..

güler ataş
Old 30-09-2006, 18:53   #20
yağmurdamlası

 
Varsayılan

Aşkı sen anlayamazsan benim gibi ey yar,
Hasretinle yanan yüreğimin yaraları acıyor,
İstersen al beni yanına,
İstersen at beni de gurbet ele,
Ama ben de kalmadı mutluluk yaprakları,
Soldurdun sonbahar rüzgarlarıyla onları,
Şimdi güvenemem senin sözlerine,
Herkes acıyor bana ve akan yaşlarıma,
Sen gödün beni diri diri mezara,
Yolun açık olsun,
Çık artık şu seni seven yüreğimden,
Beni benle yalnız bırak...

AŞK BÖYLEDİR İŞTE ATAMAZSIN ONU..İZ BIRAKIR..
Old 30-09-2006, 23:31   #21
eylülkömürcü

 
Varsayılan

Aşk o varken nefes alabildiğini hissetmektir...
Old 04-10-2006, 20:15   #22
kum

 
Varsayılan

Sevgilinle öpüşürken gözlerini kapatıyorsan kalbinle öpüşüyorsundur işte aşk budur.
Old 07-10-2006, 14:58   #24
yağmurdamlası

 
Varsayılan

O kadar kelimeler düzdük aşkın tarifini yapmak için.O kelimeleri bir de süsledik o aşkın büyüsünü ifade etsin diye.Ama bir şey söyleyim mi sizlere arkadaşlar aşk görülemeyecek kadar küçüldü,sayılamayacak kadar azaldı..Sevgiden anlamayan ellerinde değerini kaybetti.Yani aşk aşk olmaktan çıktı..En iyisi mantık ilişkileri şimdi..
Old 07-10-2006, 23:52   #25
kaptan

 
Varsayılan

aşk dediğin matemetiksel olmalı sevinci çarpmalı üzüntüyü bölmeli geçmişi çıkarmalı yarını toplamalı kalbinin derinliklerindeki ihtihaçları hesaplamalı ve herzaman bütün parçalardan daha büyük olmalıte=yağmurdamlası]Aşk hayatı yeniden keşfetmektir...[/quote]
Old 08-10-2006, 15:46   #26
yağmurdamlası

 
Varsayılan

Güzel bir açıklama yapmışsınız...Evet haklısınız...
Old 08-10-2006, 17:15   #27
Av.Nuri YENİÇERİ

 
Varsayılan

Aşk kaybolmaktır,kendinden uzaklaşıp başka bir bedende can bulmaktır.ve başka beden gittiğinde arayış, neticesi ise haykırıştır.
Old 09-10-2006, 21:27   #30
yağmurdamlası

 
Varsayılan

Aşk anı yaşayıp geleceğin korkusunu taşımadan sevgiyi paylaşmaktır..
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Cumhuriyet Nedir? Batu Han Hukuk Sohbetleri 10 03-11-2013 14:28
Cmk kapsamında ''hüküm'' nedir? Av.Güçlü KERVAN Hukuk Sohbetleri 7 27-07-2013 09:21
Namus Nedir? Namussuzluk Nedir? Av.Habibe YILMAZ KAYAR Kadın Hakları Çalışma Grubu 47 15-01-2010 12:02
Barış nedir biliyormuyuz???? mustigocer Yazdıklarımız - Yazdıklarınız. 4 22-01-2007 20:25
Kamu Düzeni Nedir ? Av. Hulusi Metin Hukuk Sohbetleri 2 12-05-2002 06:58


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07116890 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.