Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

kredi kartından dolayı açılacak itirazın iptali davasında görevli mahkeme

Yanıt
Old 25-05-2009, 16:49   #1
av.h.şahin

 
Varsayılan kredi kartından dolayı açılacak itirazın iptali davasında görevli mahkeme

Merhabalar, müvekkil bankadan kredi kartı almış dava dışı 3.kişi borcunu ödemeyince garantör sıfatıyla sözleşmeyi imzalamış kişi, yapılan takibe itiraz etti ve takip durdu. Tarafımca İtirazın İptali davası açılacak ama görevli mahkeme konusunda tereddütlerim var. Tüketici mahkemesi mi sulh hukuk mu. Bu konuda yardımcı olursanız sevinirim.
Old 25-05-2009, 17:27   #2
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

4077 Sayılı Yasaya, 4882 Sayılı Yasa ile eklenen 10/A maddesinde, kredi kartı ile mal ve hizmet alımı sonucu nakdi krediye dönüşen veya kredi kartı ile nakit çekimi suretiyle kullanılan kredilerin tüketici kredisi hükümlerine tabi olduğu, aynı yasa ile değişik 23..maddesinde ise bu kanunun uygulamasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara Tüketici Mahkemelerinde bakılacağı hükme bağlandığından Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunu söyleyebiliriz.
Old 25-05-2009, 17:38   #3
Hasan Bahadır Büyükavcı

 
Varsayılan

Kefaletten farklı olarak asıl borç ilişkisinden tamamen bağımsız nitelikteki garanti sözleşmesi söz konusu olduğu için burada 4077 sayılı kanun kapsamında bir işlem söz konusu değildir. Bu nedenle Sulh Hukuk Mahkemesinde açılması gerekir kanaatindeyim.
Old 25-05-2009, 18:53   #4
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

Aşağıdaki kararlar incelenirse , konu daha iyi anaşılabilir.

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2004/218
K. 2004/221
T. 14.4.2004

DAVA : Taraflar arasındaki "menfi tesbit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Yerköy Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 17.4.2002 gün ve 362-210 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 1.12.2003 gün ve 8166-12010 sayılı ilamı ile;

( ...Dava konusu uyuşmazlık, banka kredi kartı borcundan kaynaklanmaktadır.
4077 Sayılı Yasaya, 4882 Sayılı Yasa ile eklenen 10/A maddesinde, kredi kartı ile mal ve hizmet alımı sonucu nakdi krediye dönüşen veya kredi kartı ile nakit çekimi suretiyle kullanılan kredilerin tüketici kredisi hükümlerine tabi olduğu, aynı yasa ile değişik 23..maddesinde ise bu kanunun uygulamasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara Tüketici Mahkemelerinde bakılacağı hükme bağlanmıştır.

Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir ve görev konusunda taraflar için müktesep hak doğmaz. Bu nedenle sonradan çıkan bir kanunla kabul edilen görev kuralı geçmişe etkili bir biçimde uygulanır ve davanın açıldığı andaki kurallara göre görevli olan mahkeme yeni kanunla görevsiz hale gelmiş ise görevsizlik kararı verilmesi zorunludur. Bu durumda 4077 sayılı Yasaya 4822 Sayılı Yasa ile eklenen 10/A ve aynı yasa ile değişik 23.maddesi gereğince davaya bakmakla Tüketici Mahkemesi görevli olduğundan mahkemenin görevsiz olması nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.

Davacılar vekili; Davalı banka tarafından, dava dışı Orhan S'a kredi kartı verilmesi sırasında 17.02.1998 tarihli sözleşmede kefil olarak müvekkillerinin imzasının bulunduğunu; kefalet limiti belirli olmadığından Borçlar Kanunu'nun 483 ve devamı maddeleri uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığını, ancak Bankanın geçersiz sözleşmeye dayanarak müvekkilleri aleyhine icra takibine giriştiğini ileri sürerek davalı Bankaya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemiştir.

Davalı Banka vekili; Davacıların sözleşmeyi garanti eden sıfatı ile imzaladıklarını ve limit artışlarının davacılara bildirildiğini; Borçlar Kanunu'nun 110.maddesi uyarınca davacıların borcun tamamından sorumlu olduklarını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemenin; "Kredi kartı üyelik sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan davacıların ödeyeceği muayyen miktarın gösterilmemesi nedeniyle sözleşmenin Borçlar kanununun 484.maddesi gereğince geçersiz olduğu" gerekçesiyle "davanın kabulüne" dair verdiği karar, Özel Dairece yukarıda açıklanan nedenle bozulmuş; Mahkemece "uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinin görevine girmediği" gerekçesiyle önceki kararda direnilerek, esasa ilişkin hüküm verilmiştir.

Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık; davaya bakmakla Asliye Hukuk yada Tüketici Mahkemesinin mi görevli olduğu noktasındadır.

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair 4822 sayılı Kanunun 10/A maddesinde kredi kartı ile yapılan harcamalar ve kullanılan nakit krediler tüketici kredisi kapsamına alınmış, aynı kanunun 10'uncu maddesine atfı gereği tüketici kredileri için getirilen korumalardan, kredi kartı kullanıcılarının yararlandırılması amaçlanmıştır.

Yasanın açık hükmüne göre; Kredi kartı ile mal veya hizmet alımı sonucu nakdi krediye dönüşen veya kredi kartı ile nakit çekim suretiyle kullanılan kredilerin 10'uncu madde hükümlerine tabi olması nedeniyle, tüketiciler kredi kartı kullandıklarında tüketici kredileri için getirilen korumalardan yararlanırlar.

Bu noktada, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 10/A maddesinin atfı gereği, 10'uncu maddesine göre; Sözleşmede bazı bilgilerin yer alması ( m 10-I, c, d, e, f, g ); Muacceliyet kaydındaki sınırlayıcı hallerin uygulanması ( m 10/111, c.1-2 ); Tüketici kredilerindeki kefaletin adi kefalet olma zorunluluğu ( m 10/III, c.3 ) öngörülmüştür.

Somut olayda; borçlu Orhan Savaş'ın "Kredili Bankomat Başvuru Formu"nu imzaladığı, hesabın çalışma şeklinin "Kredi kartı" olarak belirtildiği, borçluya "Bankomat-724" kredi kartı verildiği ve "Kredili Bankomat Kart Sözleşmesi"nde borçlu ile birlikte davalılarında imzasının bulunduğu çekişmesizdir.

Öte yandan, mevcut banka kayıtlarından ve icra dosyasından borçlu-kart hamilinin bankomat/kredi kart hesabından kredi kartı ile para çektiği ve davalı bankanın "Kredili Bankomat Kart Sözleşmesinden doğan borcun" ödenmemesi nedeniyle kart hamili borçlu ve kefili olan davacılar aleyhine icra takibine girişmesi üzerine bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, görülmekte olan davaya konu uyuşmazlığın, banka kredi kartı borcundan kaynaklandığı, dolayısıyla, tüketici mahkemesinin görev alanı içerisinde olduğu kuşku ve duraksamadan uzaktır.

Diğer taraftan, görev kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkeme görevli olup olmadığını yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetir ve görevli olmadığı kanısına varırsa kendiliğinden görevsizlik kararı verir ( HUMK. m 7/1 ).

Bu itibarla görev konusunda taraflar için kazanılmış hak doğmaz ve yeni bir kanunla kabul edilen görev kuralları, geçmişe de etkilidir ( HUMK. m 578/1 ).

Eş söyleyişle, davanın açıldığı andaki kurallara göre görevli olan mahkeme yeni bir kanunla görevsiz hale gelmişse, görevsizlik kararı verilmesi zorunludur.

Dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 4822 sayılı Yasayla değişik 23.maddesinde; Bu kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü uyuşmazlıklara Tüketici Mahkemelerinde bakılacağı hükme bağlandığından, davanın Asliye mahkemesinde görülmesine olanak bulunmamaktadır.

O halde, 4077 sayılı Yasanın 4822 sayılı Yasa ile eklenen 10/A ve aynı Yasa ile değiştirilen 23.maddeleri uyarınca, davaya bakma görevi Tüketici Mahkemesine aittir. Her ne kadar, direnme kararında Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin aksi yöndeki 8.5.2003 gün ve Esas: 2002/10150, Karar: 2003/4910; 9.5.2003 gün ve Esas: 2002/5655, Karar: 2003/4957; 5.6.2003 gün ve Esas: 2003/4138, Karar: 2003/6020 sayılı kararlarına atıf yapılmış ise de; 4077 sayılı Yasada değişiklik yapan ve içeriği yukarıda açıklanan 4822 sayılı Yasa, 14.6.2003 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 19. Hukuk Dairesinin anılan kararları, bu değişiklikten önceki tarihlere ait ve doğal olarak değişiklikten önceki yasal durum esas alınmak suretiyle oluşturulmuş bulunduklarından, eldeki dava yönünden emsal niteliğinde değildir. Nitekim, görülmekte olan davada da, Özel Daire temyiz aşamasında yasa değişikliğinden önceki düzenlemeyi esas alarak Yerel Mahkemenin görevli olduğunu benimsemek suretiyle işin esasını inceleyip onama kararı vermiş; karar düzeltme aşamasında ise, sonradan gerçekleşen yasa değişikliği nedeniyle hükmü bozmuştur.

Yerel Mahkemece aynı yöne işaret eden ve Hukuk Genel kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyularak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K. nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 14.4.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

13. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/15469

K. 2005/3121

T. 2.3.2005

• MENFİ TESPİT DAVASI ( Davalı Banka ile Akdedilen Bankomat Sözleşmesine İstinaden Kredi Kullanan Davacının 4822 Sayılı Yasa Hükümlerinden Faydalanma Talebi )

• BANKOMAT KARTI SÖZLEŞMESİ ( Tüketci Mahkemelerinin Görevli Olması-Kredi Kartı ile Mal ve Hizmet Alımı Sonucu Nakdi Krediye Dönüşen veya Kredi Kartı ile Nakit Çekim Suretiyle Kullanılan Kredilerin Tüketici Kredisi Hükümlerine Tabi Olması )

• TÜKETİCİ MAHKEMESİ ( Kredi Kartı ile Mal ve Hizmet Alımı Sonucu Nakdi Krediye Dönüşen veya Kredi Kartı ile Nakit Çekim Suretiyle Kullanılan Kredilerin Tüketici Kredisi Hükümlerine Tabi Olması )

2004/m.72

4822/m.1

4077/m.10/A

ÖZET : 4822 sayılı yasa ile 4077 sayılı yasaya eklenen 10/a maddesi ile kredi kartı ile mal ve hizmet alımı sonucu nakdi krediye dönüşen veya kredi kartı ile nakit çekim suretiyle kullanılan kredilerin tüketici kredisi hükümlerine tabi olduğu kabul edilmiştir.

DAVA :
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:

KARAR :
Davacı, davalı banka ile dava dışı Erol Özmaç'in arasında akdedilen Bankomat 7/24 sözleşmesine istinaden kredi kullandırıldığını, Erol Özmaç'inin borcu ödememesi nedeniyle sözleşmede müştereken ve müteselsilen kefil olması nedeniyle haklarında icra takibine geçildiğini, 4822 sayılı yasadan yararlanmak için davalı bankaya müracaat ettiğini, bankanın bankomat 7/24 kartının kredi kartı hükmünde olmadığından bahisle başvurusunu işleme koymadığını ileri sürerek 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi gereğince borcunun tespiti ile 12 eşit taksit ile ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, Davalının lehine kefil olduğu dava dışı Erol Özmaçin'e verilen Bankomat 7/24 kartının kredi kartı niteliğinde değerlendirilemeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, banka ile bankomat 7/24 kartı borçlusuna kefil olan davacı arasında ve ödenmeyen kart borcu ile ilgilidir.4822 sayılı yasanın 16. maddesiyle, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki kanuna 10/A maddesi eklenmiş ve bu madde ile "kredi kartı ile mal ve hizmet alımı sonucu nakdi krediye dönüşen veya kredi kartı ile nakit çekim suretiyle kullanılan kredilerin tüketici kredisi hükümlerine tabi olduğu" hükmü getirilmiştir. Somut uyuşmazlıkta davacılar ile davalı arasında 4077 sayılı yasanın değişik 10/A maddesi kapsamında sözleşme ilişkisi bulunduğu davaya bakmaya Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece işin esasına girilerek taraf delilleri toplanıp sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

SONUÇ :
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 2.3.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2006/9307

K. 2006/10424

T. 7.11.2006

• İTİRAZIN İPTALİ DAVASI ( Kredi Kartı Sözleşmesinden Kaynaklanan Uyuşmazlık - Hamili Tarafından Kartı Veren Kuruluşa Karşı Açılacak Davalarda Tüketici Mahkemesinin Görevli Olduğu )

• KREDİ KARTI SÖZLEŞMESİ ( Kredi Kartı Hamili Tarafından Kartı Veren Kurumu Karşı Açılacak Davalarda Tüketici Mahkemesinin Görevli Olduğu )

• KREDİ KARTI HAMİLİ VEYA KEFİLİ TARAFINDAN KARTI VEREN KURULUŞA AÇILACAK DAVALARDA GÖREVLİ MAHKEME ( Tüketici Mahkemesi )

1086/m.1

2004/m.67

5464/m.44

ÖZET : Kredi kartı hamilleri veya kefilleri tarafından kartı veren kuruluşlara karşı açılacak davalarda Tüketici Mahkemeleri görevlidir.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasında, davacı, kart hamiline kefil olan kişidir. Dava dilekçesinin görev yönünden reddi ile mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekir.

DAVA :
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR :
Uyuşmazlık temelde kredi kartı sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 44. maddesi uyarınca kart hamili tarafından açılacak davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir. Somut olayda davacı, kart hamiline kefil olan kişidir. O halde, dava dilekçesinin görev yönünden reddi ile mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ :
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün ( BOZULMASINA ), bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 25-05-2009, 22:35   #5
Hasan Bahadır Büyükavcı

 
Varsayılan

Kefalet sözleşmesi hususunda yukarıdaki kararlara katılmakla beraber garanti sözleşmesi hususunda farklı düşünüyorum.
Buna göre garanti veren bağımsız bir borç altına girmekte olup bu yükümlülüğün bir başka borç ile ilgisi yoktur. Kefalette ise asıl olan bir başka borcun (temel ilişki) olması ve verilen teminat ile o borcun ödenmesinin sağlanmasıdır.
Bu nedenle kefalet ilişkisinde kefil, tüketici kredisini asıl borçlunun ödememesi halinde krediyi bankaya ödemeye borçlanırken; garanti sözleşmesinde garanti veren, asıl borçlunun borcunu ödemeyerek bankada yarattığı zararı ortadan kaldırmayı taahhüt etmektedir. Bu nedenle artık burada kredi sözleşmesinden soyutlanan ayrı bir zarar tazmin borcu doğmaktadır. Bu nedenle görevli mahkeme sulh hukuktur demekteyim.
Old 26-05-2009, 00:10   #6
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

Garanti sözleşmeleriyle kefalet arasında benzerlikler ve farklılıklar varsa da, Yargıtay'ın kredi kartlarından kaynaklanan ve banka aleyhine açılan davalarda görev konusunda bir ayırım yapmadığı garanti anlaşmalarında dahi görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu kararlaştırdığı anlaşılmakta.

T.C.
YARGITAY
Onbirinci Hukuk Dairesi

Esas No
: 2003/7215
Karar No
: 2004/1671
Tarih
: 24.2.2004

ÖZET :
Kredi kartı üyelik sözleşmesine verilen garantörlüğe dayalı davaya bakma görevi 4077 sayılı Kanun'un 3, 10 ve 23/1. madde hükümleri karşısında tüketici mahkemesi'nin görevine girmektedir. Mahkemece, HUMK.nun 7 ve 193. maddesi hükümleri uyarınca görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, esasa girilip hüküm tesisi doğru olmamıştır. DAVA :
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 7.Ticaret mahkemesi'nce verilen 27.03.2003 tarih ve 2002/158 - 2003/156 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR :
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ile dava dışı A. arasında yapılan kredi kartı üyelik sözleşmesinde 100.000.000.-TL limit ile garantör olmasına rağmen, haciz tehdidi altında 1.420.000.000.-TL ödemek sorunda kaldığını ileri sürerek, 1.320.000.000.-TL.nın temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının dava dışı A. ile müvekkili arasında yapılan kredi kartı üyelik sözleşmesini garanti eden sıfatı ile imzaladığını, borcun tamamından sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara göre, davacının haciz baskısı altında borçlu olmadığı bir miktarı ödediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1.063.931.250.-TL temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, kredi kartı üyelik sözleşmesine verilen garantörlüğe dayalıdır. 4077 sayılı Kanun'un 3, 10 ve 23/1 nci maddesi hükümleri karşısında, bu davaya bakmak tüketici mahkemesi'nin görevine girmektedir.
O halde, mahkemece, HUMK.nun 7 ve 193 ncü maddesi hükümleri uyarınca görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, esasa girilip hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2-Yukarıdaki açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin ( esasa ilişkin )diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ :
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.02.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi
Old 26-05-2009, 00:25   #7
Hasan Bahadır Büyükavcı

 
Varsayılan

Yargıtay kararı açıkça görevli mahkemenin Tüketici mahkemesi olduğunu belirtiyor. Karar için teşekkürler.
Old 19-04-2012, 18:28   #9
Av.S.A

 
Varsayılan

Yalnız bu kararlarda davacı "tüketici"dir. Davacının "Banka" olduğu ve kredi kartından kaynaklanan ihtilaflarda "genel mahkemeler" görevlidir.

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU


E. 2007/19-50, K. 2007/50, T. 7.2.2007


• İTİRAZIN İPTALİ ( Banka Kredi Kartı Borcundan Kaynaklanması ve Davacının Banka Olması Nedeniyle Görevli Mahkemenin Genel Mahkemeler Olduğu )

• BANKA KREDİ KARTI BORCUNDAN KAYNAKLANAN DAVA ( İtirazın İptali - Davacının Banka Olması Nedeniyle Görevli Mahkemenin Genel Mahkemeler Olduğu )

• GÖREV ( İtirazın İptali - Banka Kredi Kartı Borcundan Kaynaklanması ve Davacının Banka Olması Nedeniyle Görevli Mahkemenin Genel Mahkemeler Olduğu )

• İŞBÖLÜMÜ İLİŞKİSİ ( Asliye Hukuk Mahkemesi Davada Görevli ise de Bu Mahkeme İle Arasında İşbölümü İlişkisi Bulunan Asliye Ticaret Mahkemesine Usulünce Yapılmış İşbölümü İtirazı Bulunmadığından Davaya Asliye Ticaret Mahkemesince Bakılmaya Devam Olunacağı )


2004/m.67,5464/m.44,4077/m.22,23

ÖZET : Dava, 2004 sayılı İcra ve iflas Kanunu'nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava konusu uyuşmazlık banka kredi kartı borcundan kaynaklanmaktadır. Davacının banka olması nedeniyle 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 44. maddesi dikkate alındığında görevli mahkeme açıkça Genel Mahkemelerdir.

Dava değerine göre davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesinin ise de bu mahkeme ile arasında işbölümü ilişkisi bulunan Asliye Ticaret Mahkemesine usulünce yapılmış işbölümü itirazı da bulunmamakla davaya Asliye Ticaret Mahkemesince bakılmaya devam olunmalıdır.

DAVA : Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Adana Asliye 2.Ticaret Mahkemesince dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine dair verilen 28.02.2006 gün ve 2005/378-2006/61 sayılı kararın incelenmesi Davacı/alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 28.06.2006 gün ve 4898-7064 sayılı ilamı ile;
( ... Davacı vekili, müvekkili banka ile davadışı Sabit Zile arasında akdedilen kredi sözleşmesinde davalının da kefil olarak yer aldığını, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle aleyhlerine başlanılan takibe davalı borçlunun itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek itirazın iptali, takibin devamı ve %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, akdedilen kredi sözleşmesinin tüketici kredisi olduğunu bildirerek mahkemenin görevli bulunmadığını savunmuştur.

Mahkemece; davalı yanın tüketici sıfatına sahip olduğu gerekçesiyle uyuşmazlığın çözüm yerinin Adana Tüketici Mahkemesi olduğu belirtilerek dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı yanca temyiz edilmiştir.

Dava konusu uyuşmazlık banka kredi kartı borcundan kaynaklanmaktadır.

Temyiz aşamasında 01.03.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun 44. maddesinde "Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili uyuşmazlıklarda kart hamilinin tüketici olması halinde 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 22. ve 23. maddesi hükümlerinin kart çıkaran kuruluşlar tarafından kart hamilleri aleyhine açılacak davalarda 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.

Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her safhasında res'en dikkate alınması gerekir. Görev kurallarının kamu düzenine ilişkin olmasının bir başka sonucu da görev konusunda taraflar için bir müktesep hakkın doğmayacağı ilkesidir. Nitekim 4.2.1959 tarihli ve 13/5 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında bu ilke çok açık ve kesin biçimde vurgulanmıştır. Bu nedenledir ki, sonradan çıkan bir kanunla kabul edilen görev kuralı geçmişe etkili bir biçimde uygulanır ve davanın açıldığı andaki kurallara göre görevli olan mahkeme yeni bir kanunla görevsiz hale gelmiş ise görevsizlik kararı verilmesi zorunludur.

Somut olayda davacının sıfatına göre, davanın genel mahkemede görülmesi gerektiğinden 5464 Sayılı Yasanın 44. maddesi uyarınca görevsizlik kararı verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir... ),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, 2004 sayılı İcra ve iflas Kanunu'nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davacı/alacaklı banka ile dava dışı borçlu Sabit Z.arasında 10.06.2002 tarihinde düzenlenen kredili mevduat hesabı ( KMH ) sözleşmesinde davalı/borçlu Seyfi A.'nın garantör sıfatıyla imzası bulunmaktadır.

Adana 7.İcra Müdürlüğünün 2005/5425 sayılı takip dosyasında davacı/alacaklı banka asıl borçlu Sabit Z., garantör sıfatıyla imzası bulunan Seyfi A. ve Haydar Z. Aleyhine 23.06.2005 tarihinde ilamsız takibe girişerek 11.692.60 YTL asıl alacak 608.98 YIL işlemiş yıllık %75 faiz-13.06.2005 t.den itibaren- 30.45 YTL ®5.00 BSMV olmak üzere toplam 12.332.03 YTL alacak için takibe girişmiş; ödeme emri asıl borçlu ve diğer garantör Sabit Z. İle Haydar Z.'ye tebliğ edilememiş; garantör sıfatıyla sözleşmede imzası bulunan borçlu Seyfi A.'ya ise 04.07.2005 tarihinde bizzat tebliğ olunmuştur.

Seyfi A. vekili vasıtasıyla 06.07.2005 tarihinde itiraz ederek; takip ile ilgili borca itiraz etmiş; müvekkilinin alacaklı olduğunu iddia eden bankaya böyle bir borcunun olmadığını, ilgili kurumca Adana 3. Noterliğinden gönderilen 20.05.2005 tarihli ihtarnameye verdikleri cevapta borca dayanak gösterilen kredili mevduat hesabı sözleşmesinin müvekkilini taraf yapacak yasal şartları içermediğini, sözleşmedeki tarih, limit ve faiz oranının sonradan doldurulduğunu, hukuka aykırı hile ve haksız biçimde müvekkilinden tahsil imkanı sağlamak için böyle bir yönteme başvurulduğunu, 4077 sayılı Yasaya aykırı davranıldığını, açıkça bildirmelerine karşın bankaca müvekkili aleyhine takip başlatıldığını, borca dayanak gösterilen sözleşmenin BK.nun ilgili maddeleri ve ruhuna aykırı olduğunu, yasaya uygun şekilde düzenlenmiş bir sözleşme olmadığını, müvekkilinin sadece ll. sayfada tek bir imzası olup, diğer sayfalarda imzasının olmadığını, sözleşmenin limit ve tarih yazılan sayfasında müvekkilinin imzası olmadığını, imzası olmayan bu bölümlerden müvekkilinin sorumlu olmayacağını, takibin usul ve yasaya aykırı olduğunu, aleyhe yapılan takibin borçlu olmadıkları için ve borca itiraz ettiklerinden durdurulmasını istemiştir. İtiraz üzerine bu borçlu hakkındaki takibin durdurulmasına 06.07.2005 tarihinde karar verilmiş; 13.07.2005 tarihinde de aynı yönde karar oluşturulmuştur. Takip diğer borçlular yönünden devam etmektedir.

Takip dayanağı Kredili Mevduat Hesabı ( KMH ) Sözleşmesinde ilk sahifede 10.06.2002 tarihi ve 30030 hesap no, 20503677 müşteri no, 13.000.000.000 TL limit yazılı olup, İskarpine kaşesi ile üç adet imza, 10 sahifede müşteri Sabit Z. adres ve telefonları, ll. sahifede de davalı Seyfi A. ismi ve iki adet imza- ki adres bilgileri boş bırakılmış başkaca bilgi yoktur- ve garantör Haydar Z. adres, telefon ve imzaları ile yine aynı şirket -İskarpino kaşesi- ile bankanın onayı bulunmaktadır.
Davacı/alacaklı banka eldeki davayı 15.11.2005 tarihinde açarak itirazın iptali ile icra inkar tazminatı isteminde bulunmuştur. Açıklamalarında kullanılan kredinin şirket borçları için alındığı, ticari kredi olduğu, bireysel kredi olmadığı iddiasına dayanmış; davada 4077 sayılı kanunun uygulama yeri olmadığını bildirmiştir.

Davalı/takip borçlusu garantör Seyfi A. ise vekili vasıtasıyla verdiği cevapla sözleşmenin 4077 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olduğunu, mahkemenin görevsiz olup, Tüketici Mahkemesinin görevli olması nedeniyle görevsizlikle dosyanın Tüketici Mahkemesine gönderilmesini ve davanın reddi ile iyiniyetli olmayan alacaklı bankanın %40'tan aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini savunmuştur.

Mahkemece taraf delilleri toplanarak, taraf beyanları da alınmış ve heyetçe davanın Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerektiğine işaretle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.

Davacı alacaklı banka vekilinin temyizi üzerine karar Özel Dairece ilk karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 5464 sayılı Kanunun 44. maddesi ile yürürlükteki 4077 sayılı Kanunun 22 ve 23. maddeleri hükümleri de nazara alınarak bozulmuş; bozma ilamında davanın tüketici mahkemesi görevine girmediği, davacının alacaklı banka olduğu ve davacının bu sıfatına göre davanın genel mahkemede görülmesi gerektiğine işaret edilerek Ticaret Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi için karar bozulmuş; davacı alacaklı banka vekili bozmaya uyulmasını istemiş; davalı takip borçlusu vekili takdiri mahkemeye bırakmıştır.

Mahkemece, ilk karardan sonra yürürlüğe giren 5464 sayılı Kanun hükümleri de değerlendirilerek süresinde yapılmış iş bölümü itirazı bulunmadığından genel mahkemeye gönderilmek üzere görevsizlik kararı verilmesi olanağının da kalmadığı vurgulanarak önceki kararda direnilmiştir.

Hükmü temyize Davacı alacaklı banka vekili getirmektedir.

Böylece somut olaydaki uyuşmazlığın çözümünde ilk karardan sonra, bozmadan önce yürürlüğe giren 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 44. maddesinin nazara alınması gereği ve genel mahkemelerin kural olarak görevli olduğu hususu Özel Daire ve mahkeme arasında uyuşmazlık konusu değildir.

Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık; mahkemenin direnme biçimine göre, Ticaret Mahkemesinin işbölümü itirazı yapılmadığı halde görevsizlikle dosyayı görevli bulunan genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesine gönderme yönünde karar verip veremeyeceği noktasında toplanmaktadır.

İlkin belirtilmelidir ki, eldeki davaya Tüketici Mahkemesince bakılamayacağında kuşku bulunmadığı gibi bu husus uyuşmazlık konusu da değildir. Mahkeme ve Özel Dairenin de kabulünde olduğu üzere uyuşmazlığın banka kredi kartı borcundan kaynaklanması halinde dahi davacının banka olması nedeniyle 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 44. maddesi dikkate alındığında görevli mahkeme açıkça Genel Mahkemelerdir.

Ticaret Mahkemesi ile Genel Mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi arasındaki ilişki ise işbölümü ilişkisi olup, usulünce yapılmış bir işbölümü itirazı bulunmamakta bu nedenle eldeki davaya Ticaret Mahkemesince bakılması gerekmektedir.

Bu nedenledir ki, mahkemece direnme kararının gerekçesinde de davacısı banka olan eldeki davada açıkça tüketici mahkemelerinin değil genel mahkemelerin davaya bakma görevinin bulunduğunun kabul edilmesine karşın bununla çelişki oluşturacak biçimde davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemesine ait olduğundan bahisle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bozma ilamının "Somut olayda" ifadesiyle başlayan son cümlesinin davacının sıfatına göre, davanın genel mahkemede görülmesi gereğine işaret eden saptaması yerinde ise de "5464 sayılı yasanın 44. maddesi uyarınca görevsizlik kararı verilmek üzere hükmün bozulması" şeklindeki ifadesi sehve dayalı olup bozma metninden çıkarılmıştır.

Sonuç olarak; davacının sıfatına ve sözleşmenin niteliğine göre davaya bakma görevi Tüketici Mahkemesine ait olmayıp, genel mahkemelere aittir. Dava değerine göre davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesinin ise de bu mahkeme ile arasında işbölümü ilişkisi bulunan Asliye Ticaret Mahkemesine usulünce yapılmış işbölümü itirazı da bulunmamakla davaya Asliye Ticaret Mahkemesince bakılmaya devam olunmalıdır.

Yukarıda açıklanan tüm nedenlerle; Mahkemenin görevsizliğe ilişkin direnme kararının bozulması gerekir.

SONUÇ : Davacı/alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda açıklanan nedenlerle direnme kararının HUMK. 429. maddesi gereğince görev yönünden BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, 07.02.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
üniversite aleyhine açılacak alacak davasında görevli mahkeme neresidir a.lawyer Meslektaşların Soruları 8 19-03-2014 22:49
Bedaşa karşı açılacak menfi tespit davasında görevli mahkeme av.necla Meslektaşların Soruları 10 15-01-2009 17:39
Kooperatif, tapu iptali tescil davasında görevli mahkeme alperyldrm Meslektaşların Soruları 7 16-05-2008 14:00
Medaş'a karşı açılacak zarar-ziyan davasında görevli mahkeme hangisi? Sadık Meslektaşların Soruları 2 13-02-2008 09:05
Kooperatife açılacak Tazminat davasında Görevli mahkeme neresidir. barisugan Meslektaşların Soruları 3 31-01-2007 13:09


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05963898 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.