Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

İştirak Nafakası Yargıtay Kararları

Yanıt
Old 21-08-2020, 12:52   #31
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
38. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2020/389
KARAR NO : 2020/810
........................
Somut olayda; tarafların .....Karar sayılı ilamı ile anlaşmalı olarak boşandıkları, aralarında düzenledikleri 06/03/2014 tarihli "Boşanma Protokolüdür" başlıklı protokol hükümlerinin mahkemece aynen onandığı, protokolün 3. maddesinde; çocuğun tüm eğitim giderlerinin baba tarafından karşılanacağı, eğitim ve öğrenimine ilişkin okul seçimi ile diğer eğitim hususlarında ihtilaf çıkması halinde xxx xxx beyin görüşü ve tavsiyeleri dikkate alınarak uyuşmazlığın çözümleneceğinin düzenlendiği, davalı-davacının istinafa konu tahkim ilk itirazının da bu düzenlemeye dayandığı anlaşılmaktadır.

Taraflar düzenledikleri boşanma protolü uyarınca boşanmışlardır. O halde taraflar arasında yapılan bu protokol, aile hukukundan kaynaklanmakta olup, uyuşmazlığın çözümünde Aile mahkemeleri görevlidir. Görev kamu düzenindendir ve mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir (HMK m. 1). Gerçekleşen bu durum karşısında mahkemenin davayı görev yönünden reddetmemesinde hukuka aykırılık yoktur.

Protokol içerisinde belirlenen çözüm yolunun ise, HMK 407 ve devamı maddelerinde düzenlenen tahkim ile ilgisi yoktur. Tarafların, aralarında çözemedikleri aile hukukundan kaynaklı konuları direkt dava ederek mahkemece çözülmesini istemeleri mümkündür.

Yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında; davalı-davacının tüm istinaf taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, buna ilişkin aşağıdaki hükmün kurulması uygun görülmüştür.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davalı-davacının tüm istinaf taleplerinin REDDİNE

Not: Karar Temyiz yolu açık olarak verilmiş olup henüz kesinleşmemiştir.
Old 03-10-2020, 11:18   #32
avibrahimduran

 
Varsayılan

3. HUKUK DAİRESİ
E. 2018/7231
K. 2019/742
T. 6.2.2019
* BOŞANMADAN KAYNAKLANAN TAZMİNAT İSTEMİ ( Öncelikle İştirak Nafakası Yükümlüsü Olan Davalı Babadan Nafakanın Talep Edileceği - Eğer Davalı Babanın Sosyal ve Ekonomik Durumu Elverişli Değilse Ancak Bu Durumda Mirasçılıktaki Sıra Göz Önünde Tutularak Diğer Davalı Dededen Nafaka Talebinde Bulunulabileceği Kabul Edilmesi Gerektiği )

* DAVALI BABANIN SOSYAL VE EKONOMİK DURUMUNUN ELVERİŞLİ OLMADIĞI KANAATİNE VARILMASI ( Davalı Dedenin Yargılama Sırasında Vefat Ettiği Ve Mirasçısının Davaya Dahil Edildiği - Davalı Dedenin Nafaka Yükümlülüğüne Başvurulacak Olursa Küçüğün Aynı Zamanda Amcası da Olan Davalının Bu Aşamada Ancak Dedenin Öldüğü Tarihe Kadarki Dedenin Sorumlu Tutulabileceği Bir Nafaka Var İse Bu Nafakadan Mirasçı Olması Sıfatıyla Sorumlu Olabileceği )

* DEDENİN ÖLÜMÜ NEDENİYLE AMCANIN NAFAKA SORUMLULUĞU ( Küçüğün Aynı Zamanda Amcası da Olan Davalının Bu Aşamada Ancak Dedenin Öldüğü Tarihe Kadar ki Dedenin Sorumlu Tutulabileceği Bir Nafaka Var İse Bu Nafakadan Mirasçı Olması Sıfatıyla Sorumlu Olabileceği - Onun Dışında Henüz Baba ve Dedenin Nafaka Yükümlülükleri Tartışılmadan Amca Aleyhine Nafakaya Hükmedilmesinin Hatalı Olduğu/Açıklanan Nedenlerle Kararın Bozulması Gerektiği )

4721/m. 182, 327, 364, 365

ÖZET : Dava, boşanmadan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Olayda, öncelikle iştirak nafakası yükümlüsü olan davalı babadan nafakanın talep edilmesi, eğer davalı babanın sosyal ve ekonomik durumu elverişli değilse ancak bu durumda; mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak diğer davalı dededen nafaka talebinde bulunulabileceği kabul edilmelidir.

Davalı babanın sosyal ve ekonomik durumunun elverişli olmadığı kanaatine varılır da davalı dedenin nafaka yükümlülüğüne başvurulacak olursa; davalı dedenin yargılama sırasında vefat ettiği ve mirasçısının davaya dahil edildiği düşünüldüğünde; küçüğün aynı zamanda amcası da olan davalının bu aşamada olsa olsa ancak; dedenin öldüğü tarihe kadar ki, dedenin sorumlu tutulabileceği bir nafaka var ise bu nafakadan mirasçı olması sıfatıyla sorumlu olabileceği onun dışında henüz baba ve dedenin nafaka yükümlülükleri tartışılmadan amca aleyhine nafakaya hükmedilmesi hatalıdır. Açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın davalı ... yönünden feragat nedeniyle reddine, davalı ve mirasçısı yönünden kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde dahili davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı; küçüğün annesi olduğunu, davalı ile 12.12.2008 tarihinde kesinleşen karar ile boşandıklarını, boşanma davası sırasında karşılıklı dava ve tazminatlardan vazgeçtiklerini, ancak müşterek çocuğun otizm rahatsızlığı olup, özel bakım ve tedavi gerektiğini, tedavisi, okul masrafları, bakıcı gideri olmak üzere aylık ortalama 7.000 TL masrafı olduğunu, diğer davalının davalının babası olup ekonomik durumlarının çok iyi olduğunu, davalının Gürcistanlı bir kız ile evlendiğini, kendisinin de ikinci evliliğini yaptığını ve dokuz aylık bir bebeği olup boşanma davasının derdest olduğunu fakat nafaka almadığını iddia ederek, müşterek çocuk lehine aylık 5.000TL iştirak nafakasının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

Davalıya vesayeten, kendisine asaleten ...; öncelikle davaya husumet yönünden itiraz ettiklerini, davalı ...'ın vesayet altında olduğunu, vesayeti altındaki kısıtlının mal varlığını mahkemenin izni olmadan kullanamayacağını, kısıtlının şizofren hastası olduğunu, birlikte yaptıkları işi davacıya bıraktığını, tüm malvarlığını davacının üstüne geçirdiğini, vasi olan davalının ise emekli olup, mal varlığı olarak sadece evinin olduğunu, müşterek çocuğun otizim hastası olduğu iddiasının doğru olmadığını, davacının bu davayı intikam amacı ile açtığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; iştirak nafakası yükümlüsü olan davalının kısıtlandığı, bu kişi hakkında açılan davada vasi olan kişinin kanuni temsilci olarak gösterilmesi ve dava ile ilgili tebligatların bu sıfatla ilgiliye karşı yapılması gerektiği, davanın ise kısıtlı nafaka yükümlüsü ve vasinin davalı olarak gösterilmesi suretiyle açıldığı, bu nedenle davalıların pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hükmün davacı tarafça temyizi üzerine; Dairemizin 22.12.2014 tarih 2014/20406 E. - 17028 K. sayılı ilamı ile; “ Somut olayda; birinci davalı olarak küçüğün babası olan kısıtlı...'in gösterildiği, kanuni temsilcisi olarak da vasisi olan ...'ın adı, soyadı ve adresinin yazıldığı, ikinci davalı olarak ise küçüğün dedesi olanın gösterildiği, diğer bir anlatımla, davanın TMK.nun 328.maddesi uyarınca davalı ...'e, TMK.nun 365.maddesi uyarınca ise davalı ...'a yöneltildiği, bu durumda davalı tarafın husumet itirazının yerinde olmadığı, mahkemece; davada husumetin doğru kişilere yöneltildiği gözetilerek işin esasına girilmesi gerektiğinde” bahisle bozma kararı verilmiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyma kararı verilerek yeniden yapılan yargılama neticesinde; davacının iştirak nafakasına ilişkin davalı ... hakkında açmış olduğu davanın feragat nedeni ile reddine, yardım nafakasına ilişkin davalı ... ve mirasçısı ... aleyhine açmış olduğu davanın kısmen kabul kısmen reddine, dava tarihinden geçerli olmak ve daha evvel belirlenmiş olan tedbir nafakası ile tahsilde tekerrür etmemek kaydı ile aylık takdiren 400 TL yardım nafakasının dahili davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm; dahili davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.

Dairemizin 22.12.2014 tarih 2014/20406 E. - 17028 K. sayılı ilamında vurgulandığı üzere dava; davalı baba aleyhine açılmış iştirak nafakası ile TMK.nun 365.maddesi uyarınca diğer davalı dede aleyhine açılmış yardım nafakası isteminden ibarettir.

TMK'nun 182/2 maddesinde; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.

TMK'nun 364. maddesine göre; “Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklıdır.”

TMK'nun 365. maddesine göre de; “Nafaka davası, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır. Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın malî gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir. Nafakanın, yükümlülerin bir veya bir kaçından istenmesi hakkaniyete aykırıysa hâkim, onların nafaka yükümlülüğünü azaltabilir veya kaldırabilir... Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir...”

Temyize konu davada; davalılardan baba... kısıtlı olup diğer davalı onun babası ve aynı zamanda vasisidir. Yargılama sırasında davalı ... ... vefat etmiş, mirasçısı olan ... davaya dahil edilmiş, bunun yanında ... diğer davalı...'in de vasisi olarak atanmıştır. Yine yargılama devam ederken davacı tarafça davalılardan... aleyhine açılan davadan feragat edildiği, dahili davalı ...'ın küçüğün amcası olup kanunen yardım nafakası ile yükümlü olduğu iddia edilerek davanın dahili davalı amca açısından yardım nafakası olarak devam etmesini istedikleri belirtilmiş, mahkemece de; aylık 400 TL yardım nafakasının dahili davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

TKM'nun 327. maddesine göre; çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır. Yine yukarıda ki kanun hükümleri uyarınca nafaka davası mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır.

Tüm bu açıklamalar ışığında, somut olay incelendiğinde; öncelikle iştirak nafakası yükümlüsü olan davalı babadan nafakanın talep edilmesi, eğer davalı babanın sosyal ve ekonomik durumu elverişli değilse ancak bu durumda; mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak diğer davalı dededen nafaka talebinde bulunulabileceği kabul edilmelidir.

Bunun yanında; şayet davalı babanın sosyal ve ekonomik durumunun elverişli olmadığı kanaatine varılır da davalı dedenin nafaka yükümlülüğüne başvurulacak olursa; davalı dede ...... ...'ın yargılama sırasında vefat ettiği ve mirasçısı ...'ın davaya dahil edildiği düşünüldüğünde; küçüğün aynı zamanda amcası da olan davalının bu aşamada olsa olsa ancak; dedenin öldüğü tarihe kadarki, dedenin sorumlu tutulabileceği bir nafaka var ise bu nafakadan mirasçı olması sıfatıyla sorumlu olabileceği onun dışında henüz baba ve dedenin nafaka yükümlülükleri tartışılmadan amca aleyhine nafakaya hükmedilmesi doğru değildir.

O halde mahkemece; yukarıdaki açıklamalara dikkat edilmeden, yanılgılı değerlendirme ve yazılı gerekçe ile hüküm kurulmuş olası doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince temyiz eden davalı ... yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 Sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 Sayılı HUMK.nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 06.02.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Yoksulluk Nafakası Yargıtay Kararları Av.Habibe YILMAZ KAYAR Aile Hukuku Çalışma Grubu 43 03-10-2020 11:29
Tedbir Nafakası Yargıtay Kararları Av.Habibe YILMAZ KAYAR Aile Hukuku Çalışma Grubu 32 10-03-2014 13:45
İştirak nafakası- Velayet Av. Şehper Ferda DEMİREL Meslektaşların Soruları 3 18-12-2006 21:08
Anlaşmalı Boşanmada İştirak Nafakası denetim Hukuk Soruları Arşivi 6 18-03-2005 08:05
İştirak Nafakası Ödeme Şekli STARFISH Hukuk Soruları Arşivi 3 12-08-2002 22:38


THS Sunucusu bu sayfayı 0,03753209 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.