Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Sohbetleri Hukuki yorumlar, görüşler ve tartışmalar.. Soru niteliği taşımayan her türlü hukuki sohbet için.

Anket Sonucu: Ötanazi suç olmalı mıdır?
evet, ötanazi suç olmalıdır 13 30,95%
hayır, ötanazi suç olmamalıdır 29 69,05%
Oy Verenler: 42. Bu ankette oy kullanamazsınız. (Anket no : 28)

Ötenazi'nin Hukuki Statüsü

Yanıt
Old 18-06-2002, 00:27   #1
glossator

 
Mesaj Ötenazi'nin Hukuki Statüsü

merhabalar,

Uygar ülkelerde, normatif, toplumsal ve mahkeme içtihatlarında tartışma konusu yapılan "ötanazi" kavramı, ülkemizde henüz çok fazla gündeme gelmemiş bir konu. Kavram hakkındaki gelişime baktığımzda, belirli bir tartışma sürecinin sonucu.
biz neden bu konuda tartışmayalım?

ötanazi, öldürme mi, medeni bir hak mı, intihara yardım mı ve diğer seçenekler.....
saygılarımla.
Old 21-11-2006, 16:04   #2
minee.mine

 
Varsayılan

Bazen hepimiz hayattan şikâyetçi oluyoruz ama hiçbirimiz ölmek istemiyoruz.Ölsemde kurtulsam diyen insanlar bile doktor doktor dolaşıp yaşamak peşindeler. Çünkü insanın doğasında bu yaşama arzusu var.
Ama öyle bir an gelebilirki, yatağa bağlandığımız, acılar içinde kıvrandığımız ve çaresini bulamadığımızda...
Kendi adıma
Hem ruhsal hemde fiziksel acıların kölesi olmaktansa özgür kalıp en azından geride kalan sevdiklerim benimle yaşadıkları güzel anıları hatırlasınlar diye hayatı burada noktalamak isteyebilirim.
Bence ötenazi bir hak olmalı, sonuçta her isteyene iğneyi dayıyacaklar diye bir şey yok.Hastanın içinde bulunduğu durum çeşitli branşlardan doktorlarca ok almak durumundadır.
Old 21-11-2006, 17:21   #3
avien

 
Varsayılan

sn. minee.mine'nin söylediklerine, ek kelimesini bile değiştirmeden katılıyorum...
Old 21-11-2006, 18:48   #4
A.Turan

 
Varsayılan

Ötanazi, en basit tarifi ile intihara yardımdır. Ötanaziyi uygulayan kişi katildir. Şu an içim Türk hukuku bunu öngörmektedir. Bu son derece doğru bir tanımlamadır. Bu iş o kadar basit değildir. nereye gideceğini asla kimse kestiremez. İki satırlık yazı imza aldığınız her insana bunu uygulumaya kadar götürülebilir. Unutulmamaladır ki, 6 aylık bebekleri kürtaj ile alan kendilerini hekim olarak tanıtan ve hekimlik diploması da bulunan kimseleri duyuyoruz. E. varın ötanaziyi serbest bırakınca geresini siz tahmin edin.

ASLA UMUDUNU YİTİRMEMELİ İNSAN.
Old 21-11-2006, 18:56   #5
asiyeöngü

 
Varsayılan

Tedavisi mümkün olmayan, hortumlarla yaşamak zorunda kalan, kısacası yaşama şansı olmayan herkes için ötenazi ye EVET..
Old 21-11-2006, 19:42   #6
avien

 
Varsayılan

Sayın vedaist'in kaygıları elbette haklı kaygılardır.Ancak, Sn. Asiye'nin de belirttiği gibi hayatın devam ettirilmesi büyük bir sıkıntı haline gelen, aldığı her nefesin kendisine büyük acılar verdiği insanların bu hakka sahip olması gerekir.
Senaryo şu olsun: Ben tıbbın çözüm bulamadığı bir hastalığa yakalandım.Tüm tedavi yöntemleri denendi ancak sonuç alınamadı.Doktorlar beni eve gönderdi.Adı konmasa da 3 aylık bir ömrüm kalmış olsun.Şimdi hangi insan bana "Avien, sen kesinlikle öleceksin.Muhtemelen 3 ay içinde.Ve yakalandığın hastalık bu süre zarfında sana büyük acılar verecek.Ailen her gün sana bakacak ve üzülecek.Sen istesen de istemesen de bu acıları çekeceksin.Ötenazi mi.Hayır bu mümkün değil.Zira toplum yararı düşünülmek zorunda.Bu hakkın verilmesi şimdi ya da ilerde yanlış ellerde çok büyük sorunlar yaratabilir.Olmaz.Toplumun iyiliği için sen 3 ay daha acı çek..."

Hayır sn. Vedaist! Hiçbir toplumun hiçbir yararı bireye böyle bir acıyı çektirmeye değmez.Ve buna asla hakkı yok hiçbir insan kuralının.
(Siz bir hakim olsanız; konuyla ilgi bu dava önünüze gelse "Gereği düşünüldü.Avienin 3 ay daha evinde acılar çekmesine karar verildi." diyebilir misiniz.)

Kaygılarınızı anlıyorum ve fakat çözüm "olmaz,sakınca doğurabilir." deyip de bu fikri bir kenara atmak da değildir.
Old 21-11-2006, 20:48   #7
Av.Duygu Işık Behrem

 
Varsayılan

Küçük çaplı bir araştırmadan sonra ilginç şeylerle karşılaştım. Paylaşmak isterim.Ötanaziye dair;
*Neron’un hocası Seneca “ Bineceğim gemiyi, oturacağım evi seçiyorsam ölümümü de seçmeliyim” değişiyle bilinirmiş. Benim düşüncem odur ki, kendi ölümünü seçme hakkı kişilere veya varsa kanuni temsilcilerine hukuken ve tıbben tanınmış ise dahi çok sıkı kontrol ve denetimlere tabii olmalıdır. Yaşam hakkı insanın en biricik ve en temel hakkıdır; bu nedenle gereğince ve hak ettiği tüm değeri görerek korunmalıdır. Ötanazinin kabul edildiği ülkelerde denetim mekanizması sağlam şekilde kurulamadığı takdirde engellenemez ve önü kesilemez anlamda olumsuz sonuçlar doğurabilecektir.
Türkiye açısından değerlendirecek olursam; özellikle ülkemizdeki yoğun İslam inancı, ötanazinin her daim karşısında durmaktadır. Bu konudaki tartışmalarda ülkemiz düşünüldüğünde belki de bu yüzden olan hep şudur; önce dini inançlar sorgulanır,ardından ötanazinin tıbbi ve hukuki yönü konuşulur. Öyle sanıyorum ki her ülke ve her toplum kendine has özellik, inanç, yaşayış, görüş vs..özellikleri kapsamında ötanaziyi değerlendirmektedir. Dolayısıyla bu da insanın ölümüne dair bu şeyin yani ötanazinin, sadece hukuk ve tıp anlamında değerlendirilerek sonuca varmanın mümkün olmadığına dair en önemli belirtidir. Esasen ötanaziye "evet" ya da "hayır" konusu konuşulurken birtakım örnekler üzerinden gitmenin iyi olacağını düşünüyorum. Ve belki de en önemli soru...Kişinin bedeni sadece kendisine mi aittir yoksa beden ve o bedenin sürdüğü yaşam tüm topluma ya da bir din inancı düşünüldüğünde Tanrıya mı aittir? İşin bu kısmı felsefik gibi görünse de ötanazi bu soruya vereceğimiz cevap ile kuvvetli bağlarla ilintilidir. Bu sorunun cevabını net şekilde verebilmek oldukça zor; belki de bu yüzden ötanaziye evet ya da hayır demek bu denli kararsızlığa düşürebiliyor kişileri.
Örnekleyecek olursam,
"Bedenim sadece bana aittir dolayısıyla onun mevcudiyetine son verme konusundaki karar hakkı da sadece bana aittir." ya da "Bu beden bana ait değil,bedenim Tanrı'nın ruhuma verdiği kılıftır. Dolayısıyla onun mevcudiyetine son verme hakkım yok. Tanrı'nın takdiridir." vs...vs...Bu tür örnekler çoğaltılabilir.
*Ötanazi eski Yunan dilindeki kolay ve yumuşak anlamına gelen “eu” ve ölüm anlamına gelen “Thanato” kelimelerinden türemiş; sessiz ölüm anlamına gelmekte imiş... Oysa Türkçe'deki karşılığı "ölme hakkı". Biraz daha kapsamlı düşünecek olursak, "yaşamından ümit kesilen hastaların dayanılmaz boyuttaki acılarını dindirilebilmek maksadıyla doktor kontrolünde hayatlarına son verilmesi" anlamında kullanıldığını söyleyebiliriz. Kelimenin kökeni ile bugün -en azından- bizim dilimizdeki kullanım şekli dahi ötanaziye bakış hususunda yüzyıllar sonraki değişimi göstermektedir. Benim burada gözüme çarpan şey, Eski Yunan dilinde kelimenin kökeninin, kelimenin kendisini olumlamasıdır.Eski Yunan dilini ve kelimenin kökenini düşündüğümüzde "Sessiz ölüm,yumuşak ölüm..."ile karşılaşıyoruz. (Öyle sanıyorum ki önümüze seçenekler konulsa pek çoğumuz yumuşak ya da sessiz bir ölümü isteriz.) Oysa dilimizdeki anlamında ben bu olumlamayı göremiyorum. Kelimeyi algılayışımız, bireyi olarak yaşamakta olduğumuz toplumun duruma/olaya/şeye genel bakışı ile de şekilleniyor.Türkiye'nin ötanaziyi manevi anlamda kaldırabilecek bir ülke olduğunu düşünmüyorum. Bu ülkede ötanazi yasal bir hak olarak düzenleme altına alınırsa kopacak kıyametleri şimdiden görebiliyorum; göremediklerim içinse ancak hayal gücüm o kadarına yetmiyormuş diyebilirim

Kendime gelince,açıkçası bunları yazıp, biraz daha kafa yorduktan sonra dahi ötanazi konusunda net bir görüş belirtemiyorum! Gerçekten oldukça hassas bir konu. En iyisi ben gözlemlerimi belirtmiş olmakla yetineyim ve merakla sizlerin ötanazi konusundaki görüşlerini okuyayım
Sevgi ve saygılarımla.
Old 21-11-2006, 20:51   #8
Av.Duygu Işık Behrem

 
Varsayılan


Ramon'un 11 ölüm meleği
Ayşen GÜR

İspanyol Ramon Sampedro, yıllarca yalnız başını oynatarak yaşadı. Ötenazi hakkını kullanmak için mücadele verdi ama isteği mahkemece reddedildi. Sonunda 11 arkadaşı ona yardım etmeye karar verdiler ve onu hep birlikte öldürdüler: Biri siyanürü aldı, biri bardağa koydu... Vasiyetnamesi İspanya'yı altüst etti. Binlerce insan ‘‘Sampedro'nun ölümüne yardım ettim’’ diyerek dilekçe imzaladı.

Yirmi dokuz yıl önce Ramon Sampedro İspanya'nın Galicia bölgesinde yaşayan 26 yaşında bir denizciydi. Bir yardan denize atladı ve bel kemiğini kırdı. Boynundan aşağısı tutmuyordu, iyileşmesi imkansızdı.

Bu durumda tam 29 yıl yaşadı. Hayata yattığı yerden sadece yazı yazarak tahammül edebilirdi. Ağzıyla kalem tutmasını ve neredeyse yazı dersinden en yüksek notu alabilecek kadar okunaklı yazmasını öğrendi.

En kötü durumdaki hastaların bile mutlu olabileceğini, sürekli acıya mahkum olanların da güzel bir hayat kurabileceğini öne sürenlerin palavralarını dinledi. Sağlıklı insanların yaşamın kutsallığı üzerine attığı nutuklara dayandı.

Elinde olsaydı, çoktan hayatına son verecekti. Ama sadece kafasını oynatan bir insan nasıl intihar edebilir? İspanya'da yasalar, bütün dünyada olduğu gibi iyileşme ihtimali olmayan ve acı çeken hastaların intiharına yardım edenler için hapis cezası öngörüyordu: Yasaların ve Kilise'nin gözünde, bunun, yani ötanazinin, cinayetten farkı yoktu.

Ramon ölüm hakkını elde edebilmek için yıllarca uğraştı. Mahkemelere başvurdu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gitti, hep geri çevrildi.

ÖLÜM SENARYOSU

Kasım 1997'de Boiro kentinde 11 arkadaşıyla birlikte bir apartman dairesi kiraladı. Evinin anahtarını arkadaşlarından birine verdi. Herşeyi ayrıntılarıyla düşündü. 11 arkadaşından her birine bir görev verdi. Biri siyanürü satın aldı, öbürü suya kattı, üçüncüsü bardağı hastanın başucuna yerleştirdi, dördüncüsü içebilmesi için bardağa bir kamış koydu... Herkesin suçlanamayacak kadar küçük bir rolü vardı. Onbirinci kişiye bu olayı, bir eyleme dönüştürecek bir görev verildi: Ramon'u (dudaklarında bir gülümsemeyle) ölünceye kadar filme çekti. Ramon 12 Ocak'ta öldüğünde, 11 arkadaşı, hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmuşlardı.

İspanya Ceza Yasası'nın 143. maddesi bir kişinin intiharına yardım edenler için 2-5 yıl, eğer bu yardım ‘‘ölümü bilfiil gerçekleştirmeye’’ kadar vardıysa 10 yıl hapis cezası öngörüyordu. Savcı ne yapacağını bilemedi. 11 suçluyu bulsa da neyle suçlayacaktı? Hiçbirinin yaptığı, tek başına suç değildi. Savcı örnek olsun diye, Ramona Moneiro hakkında bir dava açtı. Bir fabrika işçisi olan Ramona, Ramon'la yıllar önce tanışmış, ona aşık olmuş ve hiç yanından ayrılmamıştı.

Birkaç hafta sonra, Ramon'un vasiyetnamesi İspanyol basınında yayınlandı. ‘‘Sayın Yargıçlar, Sayın Siyasi ve Dini Yetkililer...’’ diye başlıyordu vasiyetname.

‘‘Biraz önce seyrettiğiniz görüntülerden sonra (son anlarını gösteren film) size soruyorum; biçimsiz ve bozulmuş bir bedenin bekçisi olan bir insan için, yani benim için, saygınlık nedir?

Vicdanlarınızın vereceği cevap ne olursa olsun, benim için saygınlık bu değildir.

Ben, hayatı, özgürlüğü seven çoğu insan gibi, yaşamanın bir hak olduğuna, ama bir mecburiyet olmadığına inanıyorum. Buna rağmen bu duruma 29 yıl, dört ay ve birkaç gün boyunca tahammül etmek zorunda kaldım. Bunu daha fazla yapmayı reddediyorum!

Gördüğünüz gibi yanımda içinde siyanür potasyum bulunan bir bardak su var. Onu içtiğimde, kendi irademle, sahip olduğum en özel, en meşru mülkiyete; yani bedenime son vermiş olacağım.

Bu özgürlük eylemine sizler ‘‘intihara yardım’’ adını takmışsınız. Ben ise bu eylemi, bir insanın gerçekten ‘‘benim’’ diyebileceği tek şeye, yani bedenine ve onunla birlikte ne varsa, yani hayata, bilince egemen olmasına destek verenlerin insani yardımı olarak adlandırıyorum...

Sizler, beni seven, bu sevgisinde tutarlı olan, yani beni benmişim gibi seven yakınlarıma ceza verebilirsiniz.

Bütün bu sözlerime rağmen yine de ceza vermeyi kararlaştırırsanız, size şunu tavsiye ediyorum: Bacaklarını ve kollarını kesin yardım edenlerin / çünkü ben onlardan kaderimi paylaşmalarını istedim...’’

TOPLU DİLEKÇE

Bu vasiyetnamenin yankıları büyük oldu. Ramon'un hemşerileri örgütlendiler, basit bir metni imzaya açtılar: ‘‘Ramon Sampedro'nun ölümüne yardım ettim.’’ Bin kişinin imzaladığı metin, Ramon'un sevgilisi Ramona'nın avukatına ulaştırıldı. Artık o, suçlanabilecek tek kişi olmaktan çıkmıştı. Arkasından Saygın Ölme Hakkı (DMD) Derneği, benzer bir metni imzaya açtı. İspanya'nın her yerinden insanlar bu çağrıya cevap verdiler.

Gazeteler her gün ötanaziyi tartışıyordu. En zor durumda kalanlar, intiharı ve ötanaziyi günah sayan Kilise mensupları oldu. Örneğin Kilise Doktrini Piskoposlar Komisyonu Sekreteri Juan Antonio Martinez Camino şunları söylüyordu: ‘‘Ramon Sampedro'nun durumuna nesnel olarak saygı duymama ve Tanrı'nın nezdinde haklılığının kabul edilmesi için dua etmeme rağmen, vasiyetnamesindeki gerekçeleri yetersiz buluyorum. İşi, bedenin kişinin özel mülkiyeti olduğunu iddia etmeye kadar vardırıyor. Beden ne bir şirkettir, ne de bir banka hesabı...’’ Geçen hafta tartışma parlamentoya sıçradı. Muhalefetteki Sosyalist Parti'nin (PSOE) bu konuda özel bir komisyon kurulması yönündeki önerisi benimsendi. Böylece Sampedro, ötanazi hakkını savunanların sembolü oldu.

Hollanda'da serbest

Hiçbir ülkede ötanazi yasal değil. Ama Hollanda'da meşru. Ceza Yasası'nın 293. maddesi intihara yardım eden kişi için 12 yıl hapis cezası öngörüyor. Ama 1980'lerden beri hükümetin kontrolünde hekimler ötanazi uygulayabiliyor ve yargılanmıyor. Bunda Kasım 1984'deki Alkmaar vakasının büyük önemi var.

Alkmaar davasında kalçası kırık, sağır ve kör, 95 yaşındaki bir kadına ötanazi uygulayan bir hekim yargılanmıştı. Ancak Hollanda Yüksek Mahkemesi, ‘‘vicdanlı bir hekimin görevleri arasında, tercihini ölümden yana kullanmak da vardır’’ kararını verdi. 1993'de parlamento bir özel yasa kabul etti. Hasta ısrarla, tekrarlayarak ve özgürce ölmeyi istemeliydi. Ölümden başka hiçbir şeyle önlenemeyecek biçimde acı çekmeliydi. Hekim ötanaziden önce bir meslektaşından onay almalı ve durumu yetkililere bildirmeliydi... Bu durumda hekim, yargılanmadan ötanazi uygulayabilirdi.

Hollanda dışında, Avustralya'nın Kuzey Bölgesi Eyaleti ve ABD'nin Oregon Eyaleti de birkaç yıl önce referandumla ötanazi yasasını kabul ettiler. Ancak iki ülkede de Federal Yüksek Mahkeme, yasanın Anayasa'ya aykırı olduğuna karar vererek iptal etti. Gerekçe şuydu: Anayasa insanların haklarını garanti altına alır. Yaşamak bir insan hakkıdır, ama ölmek değil...


ÖTANAZİ SÖZLÜĞÜ

ÖTANAZİ Yunanca asıllı Fransızca kelime. Sözcük anlamı ‘‘iyi ölüm.’’
GÖNÜLLÜ AKTİF ÖTANAZİ Hastanın bilinçli onayıyla ölümüne neden olmak.
GÖNÜLSÜZ AKTİF ÖTANAZİ Hasta karar verecek durumdayken açıkça ölmeyi istemediği halde (ona sormaksızın) bilerek ölümüne yol açmak.
BİLİNÇSİZ AKTİF ÖTANAZİ Hasta karar verecek durumda değilken (örneğin komada) bilerek ölümüne yol açmak.
PASİF ÖTANAZİ Hastaya yaşam desteği sağlayan tedaviyi keserek ölümüne yol açmak.
DOLAYLI ÖTANAZİ Acı için ilaç verirken istemeden hastanın ölümüne yol açmak.
HEKİM DESTEKLİ İNTİHAR Hekimin hastanın intihar etmek istediğini bilerek ve onayını alarak ona bunu gerçekleştirecek ilaç, araç sağlaması.
Kaynak:http://arsiv.hurriyetim.com.tr/hur/t...dizi/01diz.htm

Old 21-11-2006, 21:23   #9
yargıç isa

 
Kitap ...........

Syn VEDAİST,

(1)Bütün vücudu birdaha iyileşmeyecek şekilde yanmış, hergün acılar içinde yatan hatta acıdan yatamayan ve ailesinin-çevresindekilerin maddi ve manevi desteğine ömür boyu ihtiyaç duyan, aynı acıları ömür boyu ailesine çektiren VE YAŞAMAK İSTEMEYEN

(2)Geçirdiği trafik kazasında çoğu organlarının ve duyularının çalışma yeteneğini kaybeden kişinin büyük acılar çekmesinin ve çektirmesinin önüne geçilemeyen VE YAŞAMAK İSTEMEYEN

(3)İnsanların kendisinden acıyarak söz etmesinden ayrıca acı duyan; her geçen dakika acıları dayanılamaz noktalara varan, ölüme ayrıca hayranlığı artan VE YAŞAMAK İSTEMEYEN

bir kişi için insan haklarının ikinci maddesinde ve anayasada belirtilen yaşama hakkının mutlaklığından ve vazgeçilmezliğinden söz edip korumaya almak ne derece doğrudur tartışılır. Zira önce yaşamanın bedensel olarak sadece nefes alıp verme işlemi olup olmadığı kesin bir sonuca bağlanmalıdır.

Gerekli düzenlemeler yapılır, başarılı bir şekilde uygulanabilirse ötenazi hakkının kötü niyetle kullanılmasının önüne geçilebilir.

saygılarımla
Old 22-11-2006, 11:14   #10
ISIL YILMAZ

 
Varsayılan

Sn.Vedaist'e bu kadar yüklenmeyelim. Öteneziye karşı olanların belirttiği ve rahatça aman deyilip geçilemeyecek bir konu var : Tıp gelişiyor ,ya yaşamına son verilen hastanın hastalığı ile ilgili öngörülemeyen bir gelişme olursa, o zaman ne olacak?

Ötenaziye "karşı olmayanların" ( taraftar sözcüğünden kaçınıyorum ) belirttiği uzman doktor görüşü çok da yaralara merhem olacak cinsten değil. Zira, bence uzman on doktordan biri dahi bu hastanın yaşatılması yönünde oy kullanırsa ötenazi uygulaması tartışılır hale gelecektir. Zaten kaç uzman doktora danışılacağı da ayrı bir problem.

Ötenazi tıp etiğinde de tartışılıyor bildiğim kadarıyla. Site üyesi olan doktorlar var mı? Bizi biraz bilgilendirebilirler mi acaba? Deontoloji ne diyor, bilmek iyi olurdu. Mesela pasif ötenazi diye bir konu var. Ötenazi konusunda hepimizin "vicdani" dayanağı olan , acıklı öykülerle beslenen fikirleri vardır, elbet. Ancak burada biraz ceza hukukçularını ve deontologların yazılarını izleyebilseydik çok verimli olurdu.

Bir savcının makalesinde okuduğuma göre Dünya Hekimleri Birliğinin Madrid'de yapılan 39 uncu genel kurulunda ötenazi etik-dışı bulunmuş.

Ben kişisel olarak yaşamıma son verme seçeneğim olsun isterim. Ama aynı seçeneği bir yakınım kullansa idi herhalde çok acı çekerdim.

Bir konu da ötenazi uygulamasının kötüye ullanılabilirliği olsa gerek. Bunu da gözden kaçırmamalıyız.

Saygılar.
Old 22-11-2006, 16:34   #11
avien

 
Varsayılan

Amaç sn. Vedaist'e yüklenmek değil burada.Konu üzerinde görüşler ortaya konmaya çalışılmış yorum yapanlarca.
Ötenazi konusunda doktorların ve hukukçuların söz söyleme hakları elbette ki daha fazladır.Ancak sıradan vatandaşların da en azından acıklı öykülerini anlatma hakları ve yine en azından 'ötenazinin bir hak olarak verilmesi gerektiğine dair isteklerini' dile getirebilme seçeneklerinin olması gerekir.
Kişisel olarak yaşamıma son verme seçeneğim olsun isterim.Ve aynı seçeneği bir yakınım kullansa idi çekeceğim acı, onun hastalığından dolayı çektiği acıyı izlerken duyacağım acıdan daha fazla olmazdı...

Saygılarımla...
Old 22-11-2006, 18:38   #12
Av.Elvan Akkaya

 
Varsayılan

açıkçası hukukçu olarak değil ama , insan olarak inançlarım nedeniyle ötenaziyi kabul etmeyenlerdenim...
Old 23-11-2006, 21:05   #13
yargıç isa

 
Kitap ............

Herşey insanlar içindir. Kanunlarda öyledir. "Bir insanın öldürülüp-öldürülmemesinde kanunların vaya inançların üstünlüğü, devletin aciz duruma düşeceği fikri önem taşımaktatır, bu kriterlere göre ötenazinin durumu belirlenmelidir." denebilir. Ama unutulmaması gereken birşey var ki HİÇ BİRŞEY, İNSANLARIN İNSANCA YAŞAMASINDAN VE ACI ÇEKMESİNDEN DAHA MÜHİM DEĞİLDİR.

saygılarımla...
Old 29-11-2006, 10:42   #14
massall

 
Varsayılan

hayat karşımıza her an neler çıkarabiliyoo bunu düşünelim önce.. kendimizii dibe vurmuş hissettiğimiz anlarda bilee ansızın bi umut ışığıyla karşılaşabiliyoruz.. küçük bi tebessüm, eski bi dost, hatırlanacak güzel bi kare bile insanı hayata bağlayabiliyo bazen.. ölümcül bi hastanın da yaşama dönebilmesi ve bunu başarabilmesi imkansız deil.. 100 de bir, 1000 de bir de olsaa umut vardırr , olmalıdırr.. umut bi filizdirr suyu kesilmemesi gereken ötenaziyi kabul etmek de tüm bunları yok saymak olur bi yerde.. ötenaziyi kabul ettik diyelim.. kaç hasta bilinçli bi şekildee ötenazi kurbanı olucak, insan hayatına son vermek basit bi irade açıklamasıyla ya da çoğu zaman hileli olarak alınan bi irade açıklamasıyla meşru hale gelicekkk????? sorarım......
Old 29-11-2006, 12:33   #15
yargıç isa

 
Kitap ............

Syn MASSALL;
Alıntı:
insan hayatına son vermek basit bi irade açıklamasıyla ya da çoğu zaman hileli olarak alınan bi irade açıklamasıyla meşru hale gelicekkk????? sorarım......

Sorunun yanıtı gayet açık. Gelmeyecek... Sadece hastanın iradesine bırakılmış bir şey olsa, bunların içine geçim sıkıntısı çekenler, sevgilisinden ayrılanlar, depresyona girenler vb. de dahil olur, nüfus yarıya iner.

***Hastanın çok acı çektiği önce normal bir insan tarafından gözlenebilir olmalı daha sonra bulunduğu hastahanenin BAŞ HEKİMİ (doktorlardan oluşan heyet ile birlikte) iyileşme ihtimalini, bu şekilde en fazla yaşayabilme zamanını, vb. ni içeren gerekli raporu vermelidir.

***Hastanın yakınlarından fikir alınmalı, görüşlerini beyan etmeleri sağlanmalıdır.

***Ötenazi kararı alınması ile birlikte, durum savcılığa bildirilmeli, savcılık ise yine savcılık tarafından kurulan, UZMAN KİŞİLERDEN OLUŞAN (tıpçılar ve psikologlar) kurul tarafından tekrar bir inceleme başlatılmalı ve rapor sunulmalıdir.

***En sonunda da savcılık hastahane ve kendi kurulu tarafından verilen raporları, yakınlarının irade açıklamalarını, varsa göz önünde bulundurulacak başka durumları değerlendirmeli, nihayetinde savcılık,kişiye ötenazi yapılmasında herhangibir hukuki engel olmadığı yönünde karar vermeli ve tekrar hastaya veya yakınlarına dönülmeli, SON KARAR VERİLMELİDİR.

Bukadar uzun bir işe hile bulaştırıp, kişinin ölümünden nasiplenecek kimse var mı bilmiyorum. Birinin ölümünden fayda sağlayacak kişiler için doğrudan adam öldürmenin çok da zor olmadığı kanısındayım.

saygılarımla...
Old 29-11-2006, 13:57   #16
massall

 
Varsayılan

evet söylediklerinize katılmıyor değilim, eğer bu şekilde bir düzenleme olacaksa herşey burda yazdıklarınız gibi sistematik ve düzenli bir şekilde işleyecekse neden olmasın..
ama biz türkiye de yaşıyoruz ve ne yazık ki herşey olması gereken gibi olmuyor.. olamıyor ya da..
Birinin ölümünden fayda saylayacak kişiler için doğrudan adam öldürmenin çok da zor olmadığını söylemişsiniz ama kasden öldürmee müebbet hapis cezasını doğurur.. ama herşeyi yoluna ve yordamına uydurarak( ki böyle bir düzenlemede bundan fayda saylayacak insanların hiç de azımsanmayacak sayıda olduklarını düşünüyorum!) kişinin içinde bulunduğu ruhsal durumdan da faydalanarak böyle bir irade açıklamasını almanın da çok zor olmadığı kanısındayım.. ve bu düzenleme eğer türkiyede de uygulanırsaa işte söylediğiniz gibi kasden öldürme fiilini işlemeye çoğu zaman gerek kalmaz..
saygılarımla..
Old 29-11-2006, 14:37   #17
allegria

 
Varsayılan

Bu konuda ben de net bir düşünce sergileyemiyorum malesef çok duygusal olduğum için duygularımla hareket etmeye kalksam ötenaziye karşıyım sonuçta bir insanın göz göre göre bilinçli olarak hayatına son verilmesine hoş bakamıyorum ama mantık çerçevesinde düşünürsek ve arkadaşlarımızın dediklerini de dikkate alırsak iyileşme ihtimali kesinlikle olmayan ve büyük acılar çeken hastalar açısından ve tabi ki uzman doktorların ve yakınlarının da onayıyla üstüne basarak söylüyorum kesinlikle iyileşmeyecek hastalara düşünülebilir.Tabi olayın sıradanlaşmaması da şart.
Old 29-11-2006, 14:57   #18
yargıç isa

 
Kitap ..........

Syn massal;
Alıntı:
ama biz türkiye de yaşıyoruz ve ne yazık ki herşey olması gereken gibi olmuyor
demişsiniz ve sonrasında,
Alıntı:
kasden öldürmee müebbet hapis cezasını doğurur
diye belirtmişsiniz.

Birincisi, türkiyede kasden öldürülmüş magdur sayısı ile, kasden adam öldürmeden hüküm giymiş yada müebbet hapis cezasına çarptırılmış kişi sayısını gerçekten merak ediyorum.

İkincisi, adam öldürmek kolay derken, kalkıp kişinin karşısına dikilip silahı anlına, bıçağı kalbine, vb şekilde yaparak öldürmesinden bahsetmedim.

Yani bu ülkede insanlar sabah işine giderken arabasının havaya uçması sonucu, akşam evine dönerken güvenlik tedbirlerinin alındığı sokakta kurulan pusu sonucu, gittiği sinamada koltuğa yerleştirilmiş ve ucu AİDS virüsü taşıyan bir iğnenin batması sonucu, yolda trafik kurallarına gayet uygun giderken akıl almaz, olması nerdeyse mümkün olmayan bir trafik kazası sonucu, böbrek yetmezliği için yattığı hastahanede solunun yetersizliği sonucu hayatlarını kaybetmekte.Bunlarda kararları başka kişiler tarafından alınan bir nevi ötenazi, yani zaten var bunlar. Basettiğim kolaylık bundan kaynaklanmaktadır. Adalet bunları ne yargılayabiliyor nede yakalayabiliyor.
Old 30-11-2006, 19:37   #19
massall

 
Varsayılan

evet sayın isaa
söylediğiniz ve sıraladığınız durumlar yani bu tip ölümler daha doğrusu öldürülmeler zaten var bunların ben de ayırdındayım.. işte ötenazi ülkemizde de meşrulaştırılırsaa tüm bu durumlara da bir yerde meşruluk kazandırılmış olacak.. sizin bu saydığınız durumaların vakaların ötenaziyle uzaktan yakından ilgi ve alakası olduğunu sanmıyorum, bunları ötenazi başlığı altında değerlendirmiyorum kanımca.. insan hayatı kişin kendisinin tasarrufta bulunamayacağı bir hak kaldı ki bu yetki üçüncü kişilere verilmiş olsun... verilmesi durumda bile yani aktif yada pasif ötenazinin kabul edilmesi durumda bunun büyük bi kaos yaratacağını düşünüyorum.. çünkü bu durum çok iyi ve vicdan sahibi bir tıp kadrosu, çok iyi yetimiş hukuk elemanları, iyi yapılacak bir prosedür, hastanın gerçekten ama gerçekten iyileşme olasılığının olmaması _kii bunu ispat etmek çok zor bencee tıbbın hergeçen günde ilerleme kaydettiğini de hesaba katarsak_ nı gerektirir.. yani imkansıza yakın bir durum.. hangi hakkımızı( yaşama, mülkiyet, haberleşme v.s) yeterince koruyoruz yada hangi hakkımız yeterince korunuyor?? kaldıkii ölül hakkı denen çok ciddi bir hak gereği gibi korunsun.. keşke demek geliyor içimden.. keşke olması gereken gibi olsa da olsa ama ben kesinlikle imkan vermiyorum bu duruma.. veremiyorum..
Old 01-12-2006, 12:35   #20
concardia

 
Varsayılan

evet insanlarının yaşama hakkı kutsaldır ve kanunlarca korunmaktadır evimizi arabamızı okulumuzu seçmek de en tabi hakkımızdır fakat hayatımız üzerinde tasarruf edebileceğimiz bi nesne değildir. kaldı ki ötenazide temel kriter acıyı dindirmektir peki bu acının ölçüsünü kim belirleyecek. hepimiz bir yerimiz ağrıdığında en şiddetli acıyı kendimizin çektiğine inanmaz mıyız? peki neden o an intihar etmeyiz? çünkü geçeceğine olan inancımız kuvvetlidir. ve şu an dünya hızla gelişiyor imkansız diyebileceğimiz şeyler gerçekleşiyor artık tıp dünyasında 1 yıllık bir zaman diliminde dahi mükemmel gelişmeler oluyor öyleyse iyileşme adına her an umudumuzun olması gerekmez mi? kaldı ki yazılarda hemen herkes bireysel düşünmüş ben özgürsem istiyorsam yapmalıyım... fakat ötenazi kanunlaştırılır yasal hale gelirse bundan en çok kimsesizler fakir fukara etkilenecektir türkiyede hala okuma yazma bilmeyen insanlarımız var fırsatçı bir insanın okuma yazmaya bilmeyen birine imza attırması hiç zor olmayacaktır. belki çok uç düşünüyorum ben de ölümümü seçmek isterim fakat bu bireysel bir kanun olmayacaktır ve çok büyük karmaşıklıklara neden olabilir.
Old 05-12-2006, 21:57   #21
adem can

 
Varsayılan

yıllardır anayasaların kanunların korumaya çaliştıkları şey hep insanın maddi ve manevi yaşamını geliştirmesi etrafında şekillendi! bunun yanında ilave kanunlarla hep insan hayatını korumaya çaliştık.... ama acı çeken bi insanın acı çekmesine seyirci kalmakta bi yerden sonra suçtur madem iyileşme şansı yok ötanaziye başvurmak hukuki bir hak olmalı... ama bunun kullanımı kanunda düzenlenmeli ve keyfiliğe yol açması engellenmelidir....
Old 10-12-2006, 22:50   #22
edumlu

 
Varsayılan

Bir kimsenin hayatına son verme arzusunun kamuyu ilgilendirmediğini düşünüyorum bu nedenle kişinin iradesine öncelik tanımak gerekir. Tabi ağır şekil şartı mutlaka olmalıdır yoksa suistimal kaçınılmaz olabilir. İnsandan değerli ne var ki sonuç olarak ,gidip bir yerden atlamasını mı bekleyelim ??
Old 11-12-2006, 01:20   #23
Jeanne D'arc

 
Varsayılan

Kanaatimce; insanlar, Tanrıcılık oynamamalıdır.
Old 11-12-2006, 01:24   #24
mutlakadalet

 
Varsayılan

Ötanazi ile ilgili olarak; ahlaki olup olmadığı ya da gerekli bir kurum olup olmadığı tartışmasını bir kenara bırakırsak; ötanazininin hukukumuzda “Dönmezer Tasarısı” ile de gündeme geldiğini belirtmekte fayda var. Bu tasarıda düzenleniş şekliyle ötanazi “acıyı dindirme saikiyle adam öldürme” başlığı altında düzenlenmişti. Bu düzenlemeye göre; acıyı dindirme saikiyle umutsuz bir hastayı öldüren kimseye ceza verilmektedir. Ancak bu ceza, adam öldürme suçuna verilen cezaya göre daha azdır. Tasarıdaki madde metni şu şekilde idi:
“İyileşmesi kabil olmayan ve ileri derecede ıztırap verici bir hastalığa tutulmuş bulunan bir kimsenin, şuuruna ve hareketlerinin serbestliğine tam olarak sahip iken yaptığı ısrarlı talepleri üzerine ve sadece hastanın ızdıraplarına son vermek maksadıyla öldürme fiilini işlediği sabit olan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.”

5237 sayılı TCK ise ötanaziyi düzenleyen bir hüküm barındırmamaktadır. Bu bakımdan ötanazi dolayısıyla verilecek ceza kasten adam öldürme hatta tasarlayarak adam öldürme dolayısıyla verilecek cezaya eş değer olabilecektir.

Old 11-12-2006, 12:20   #25
_serap_

 
Varsayılan

İspanyol Ramon Sampedro'nun hayatını ve acılarının son bulması için verdiği mücadeleyi konu alan filmi izlemiş ve çok etkilenmiştim.Açıkçası bu filmi izlemeden önce ötenazinin suç olması gerektiğine inananlardandım;ancak filmi izledikten sonra bu düşüncem büyük ölçüde değişti.Eğer insan hem bedenen hem de ruhen katlanılması zor acılar çekiyorsa,onu bu acıları çekmeye zorlamak bana göre insancıl bir yaklaşım değil.Ancak ötenazi gerçekten iyi işleyen bir sistemde düzenlenmelidir.Bu nedenle Türkiye'de ötenazinin suç olmaktan çıkması biraz zor görünüyor.
Old 11-12-2006, 15:04   #26
allegria

 
Varsayılan

Acının ölçüsü nedir? Ötenaziyi uygulayacak kişi o acının büyüklüğünü nerden bilebilir? Ve tamamen iyileşmeyecek bir hastalıksa diyoruz nerden bilinebilir ki bu hastalığın da tedavisinin bulunamayacağı? Tıp gün geçtikçe ilerliyor insanların yıllar önce ölümüne neden olan hastalıklar artık çok kolay tedavi edilebiliyor..

Ve de bu durumu kötüye kullanma durumu da ortaya çıkabilir.Ötenazi konusu ciddi bir sorumluluk bunu bizim ülkemizin kaldırabileceğini düşünmüyorum hem düşünce açısından hem de inançlar açısından..

Şöyle hepsini bir araya getirip düşündüğümde ben ötenaziye karşıyım diyebiliyorum artık..Bu konuda çok kararsız düşünüyordum ama artık kafamda şekillendi.Ötenazi suç olmalıdır..
Old 11-12-2006, 15:08   #27
Jeanne D'arc

 
Varsayılan

Forum başlığı değiştirilmiş ancak ankette halen yanlış olarak "ötanazi" yazıyor.

Bu konudaki duyarlılığı için, Sayın mutlakadalet'e teşekkürler!

Saygılarımla.
Old 11-12-2006, 15:43   #28
Av.Duygu Işık Behrem

 
Varsayılan

Sayın Jeanne D'arc,
TDK sözlüğüne göre kelimenin doğru kullanımı "ötanazi". Acaba ben mi yanlış biliyorum? Bir değişiklik mi yapıldı?Bu konuda bir değişiklik varsa hemen başlığı düzeltelim.
Old 11-12-2006, 16:29   #29
Jeanne D'arc

 
Varsayılan

Sayın Duygu Işık Poyraz,

Tamamen THS Türkçe Çalışma Grubu Yanlış Yazılan Kelimeler Forumu'nun yalancısıyım. Orada kelimenin doğrusu "ötenazi" ve yanlışı ise "ötanazi" olarak verilmiştir. Bir de bu bilgiye dayalı olarak, "ötanazi" olan bu forum başlığı da "ötenazi" şeklinde değiştirilince; site yönetimince doğrusunun yapıldığı ve ancak anket kısmının unutulduğu zannı ile uyarmak istedim, buna vesile olan üyeye de teşekkür ettim.

Olaydan tamamen sıyrılmamak adına, kendi suçumu da itiraf edeyim: Ben de doğrusunun "ötenazi" olduğunu düşünmüştüm ve ancak haklı uyarınız üzerine TDK'ya bakınca yanıldığımı anladım.

Doğrusunu öğrenmemi sağladığınız için tekkürler!
Old 11-12-2006, 19:39   #30
mutlakadalet

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Jeanne D'arc
Sayın Duygu Işık Poyraz,

Tamamen THS Türkçe Çalışma Grubu Yanlış Yazılan Kelimeler Forumu'nun yalancısıyım. Orada kelimenin doğrusu "ötenazi" ve yanlışı ise "ötanazi" olarak verilmiştir. Bir de bu bilgiye dayalı olarak, "ötanazi" olan bu forum başlığı da "ötenazi" şeklinde değiştirilince; site yönetimince doğrusunun yapıldığı ve ancak anket kısmının unutulduğu zannı ile uyarmak istedim, buna vesile olan üyeye de teşekkür ettim.

Olaydan tamamen sıyrılmamak adına, kendi suçumu da itiraf edeyim: Ben de doğrusunun "ötenazi" olduğunu düşünmüştüm ve ancak haklı uyarınız üzerine TDK'ya bakınca yanıldığımı anladım.

Doğrusunu öğrenmemi sağladığınız için tekkürler!

Sanırım bu küçük kargaşanın sorumlusuyum
Dün gece doğru kullanım olan "ötanazi"'yi eklediğimi sanıyordum; ancak -uyku sersemliği sanırım- "ötenaziyi" doğru kullanım olarak eklemişim; neyse ki şimdi düzelttim. Bu bakımdan özellikle Sayın Jeanne D'arc'tan ve THS Türkçe Çalışma Grubundan ve diğer ilgililerden özür diliyorum.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Ceza Muhakemesinde X haber elamanın hukuki statüsü nedir? Brusk Ceza Hukuku Çalışma Grubu 6 24-05-2007 18:53
Hasta Haklarına İlişkin Avrupa Statüsü(Ana Sözleşme) Av.Habibe YILMAZ KAYAR Hasta Hakları Çalışma Grubu 0 29-08-2006 23:58
Tanınmış Marka Statüsü pia Hukuk Soruları Arşivi 4 15-08-2006 22:47
idarenin hukuki sorumluluğu Av. Caner Arıcı Meslektaşların Soruları 2 15-08-2006 17:47
Milletvekillerinin Emeklilik Statüsü Av.Dr.Yahya DERYAL Meslektaşların Soruları 2 09-09-2002 16:17


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07900906 saniyede 17 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.