Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Site Lokali Edebiyat, Müzik, Spor, Sinema, Bilgisayar.. Site üyelerimizin hukukla ilgisiz konularda sohbetleri için. [Siyaset ve din bu sitede konu dışıdır!]

Anılarla TRABZON...

Yanıt
Old 26-04-2007, 09:49   #1
Av.Duygu Keleş

 
Varsayılan Anılarla TRABZON...

Değerli site sakinleri,
Yoğun talep üzerine artık Trabzon da yaşayan Temel-Fadime fıkralarına konu olan gerçek şahısları ve olayları burada anlatmaya karar verdim.

Eğer sizlerinde birebir yaşadığı yahut şahit olduğu olaylar varsa katılmanızı rica ederim.

Zira biz Trabzonlular Türkiyenin hemen hemen her yerini istila etmiş,mantıkdışı faaliyetlerimize son hızla devam etmekteyiz.))

İyi eğlenceler...)))
Old 26-04-2007, 10:09   #2
Av.Duygu Keleş

 
Varsayılan

Dağınıklık olmasın diye önce bizim köyde ki kişi ve olayları anlatmaktan başlayalım:Köyümüz Trabzon da merkeze bağlı 100 haneli 3 nüfuslu bir köyKöyde sadece 3 tane ninemiz yaşıyor.Onun dışındaki haneler fındık zamanı dolar.Bizim evde bunlardan bir tanesi.Bahsettiğim 3 ninem de babamın yengeleri ve 3 kardeş.Biri 90-biri 88-bir de 86 yaşında.Kendilerini köyün bekçisi ilan etmişler ve araba sesi duyduklarında yolunu kesip kim oladuğuna bakmadan,arama yapmadan köye girmeniz mümkün değil.

Artık başlayabiliriz.

Bizim köyde küçük bir bakkal var.Evet buraya kadar normal gibi görünüyor.Ama adı şaheser.TİRİLİM MARKETHiç bir manası yok.Köy halkı bu ismi verdi.))

Köyümüze yeni bir imam geldi.Yalnız bu arkadaş biraz agresif.Tüm ahali ilk başladığı gün köye gittik.Camide vaaz veriyor.Başladı kadınların açık giyinmesinden.Babamın ilk tepkisi,amcama dönüp "Eyvahhh,kesin bizim hanımla kızı gördü." Yandaki akrabalarımızdan biri "Eyvahh Bizim kızı gördü" vs vs.Herkes kendi üstüne alındı.Bu duruma sinirlenen babam vaaz sonunda hocayı kenara çekip:"Bana bak hoca efendi.Bir daha bizim köyün kadınları kızları için ileri geri konuşursan yakında sürerler seni köyden.Biz sosyetikbir köyüz.Alış ve değiştirmeye çalışma"demiş.Hoca bir daha ağzını açamadı.))

bizim köyün en renkli zamanları fındık aylarında olur.Fındıklar toplanmaya başladığında gece gündüz bir neşe bir curcuna alır yürür.Köy işlerinden haz etmeyen ben hadi fındık toplamaya dendiğinde fındığı koparmak yerine tüm dalı kökünden alark her seferinde bahçeden kovulmayı başarmışımdır.

Bizim öyle büyük bahçelerimiz yok ve işçiler gelir toplar fındığı.Bi sabah yine işçi bekliyoruz.Uzaktan gelenleri gördük.Ancak bitmiyorlardı.Geliyorlar,geliyorlar,geliyorlar.... Bitmiyor.İşçiler harmana geldiğinde her ağaca bir işçi düşüyordu ve tam 3 saatte toplama işi bitmişti.O sene fındıktan aldığımız parayı sadece işçi yevmiyelerine verdik.))

Fındık toplanıp kuruduktan sonra patos dediğimiz kabuğundan çıkarma işlemi vardır.Köyün girişinde bir büyük pusuya yatar ve patos aletini yakaladığı gibi köye getirir.Aksi halde günlerce gelmesini bekleriz.Sabahtan ertesi sabaha kadar tüm köy imece usulü herkesin harmanındaki fındığının patos edilmesine yardım eder.Bu sene çok renkli bir patos gecesiydi.Köye patos geldi herkes sıraya girdi.Babam evin önünde olduğu için önce bizimkini yapalım sonra devam ederiz dedi.Ama amcasının oğlu bağırmaya başladı.Babam bir türlü ikna edemedi ve amcasının oğluna kızdı.Adam bir den ağlamaya başladı ve söylenen söylene gitti.Neyse bizimki yapıldı onlarınkine sıra geldi babam çıkaramıyor adamı dışarı.Ağlıyor gelmem diye.Her olaydan bir espri çıkarabilmeyi başaran babişkom,bizim hocayı kolundan tuttuğu gibi mahallenin başına dikti."Bana bak hoca burda durup sabaha kadar tüm köyü okuyacaksın.Bunların hepsi delidir.(Hatta kendi tabiri ile bizim köyde bir horonluk deli var" baktık fayda etmiyor ben seni ev ev gezdirip içerden okuyacaksın.Tabi burda ağlayan amcam da dahil olmak üzere kahkahalar patladı.
Old 26-04-2007, 10:15   #3
Av.Duygu Keleş

 
Varsayılan

Babamın belediye başkanlığı yapan ve çok komik bir arkadaşı vardı.Zamanında çok hovardalık etmiş sonra tövbe edip hacca gitmiş.Akşam arkadaşlarıyla eğlenmeye gitmişler.Buna ısrar etmişler iç iç iç diye.Bizimki de ellerini havaya kaldırmış gözlerini yukarı dikmiş:-Sen demedin mi kul hakkıyla gelme ben kalanını affederim diye.Şimdi bu kadar adamın günahıyla gelsem kesin cehenneme yollarsın beni demiş ve içmiş.)))

O gece o kadar sarhoş olmuş ki bana taksi çağırın demiş ancak ilçede o saatte taksi bulmak ne mümkün.Arkadaşları bir el arabası alıp üstüne tabure koymuşlar.Bunu oturtmuşlar.Başlamışlar sürmeye.Bizimki okadar sarhoş ki kendini hakikatten takside sanıyor.Başlamış söylenmeye şoför bey şu ön camları kapatalım.Arkaya çok rüzgar geliyor)))
Old 26-04-2007, 10:19   #4
Av.Duygu Keleş

 
Varsayılan

12 sene önce dedem vefat ettiğinde başsağlığı için gelenlerden usanmış olan ben artık isyan boyutundaydım.her gelen bizim kapıyı çalıyordu.Babannemi soruyorlar bende üst katta olduğunu söylüyordum.yine kapı sanırım o gün 40.kez çaldı.Kapıda bi kadın "yengem nerde dedi." gözü könen bende "ben tanımam yengeni çık yukarda babannem var.bak bakalım yengen o mu?"Kadıncağız dumura uğramış bir şekilde yukarı çıkmış,babanneme senin torun biraz seyif galiba " demiş
Old 27-04-2007, 13:29   #5
Av.Duygu Keleş

 
Varsayılan

Fareli köyün kavalcısını hepimiz okumuşuzdur.Bugün tüm kurum bir kavalcı arıyoruz.Evet.Kurumu fareler bastı.Tadilat yapıldığı için buzdolabını yerinden oynattığımızda Miki ve ailesinin orada yaşadığını farkettik.Görüşmeyeli 7 evlat sahibi olmuş bizim Miki.Gerçi bir tanesi artık aramızda bulunmuyor ama Nurdan ablanın süpürgesinin telleri arasında acıyla can verdi.Bunu gören kardeşleri naaşı kaldırmak için üzerimize yürüdüklerinde en son hatırladığım herkesin en yakın masa sandalye keson ve sehpa üzerine kendini attığıydı. Farelerden korkmayan ve tiksinmeyen ben ise rahmetlinin naaşı başında otopsiye hazırlanıyordum.

Şaka bir yana acil kavalcıya ihtiyacımız var.Tanıyan bilen varsa lütfen haber versin
Old 27-04-2007, 16:27   #6
Av.Turhan Demiroğlu

 
Varsayılan

Alıntı:
acil kavalcıya ihtiyacımız var
Karadenizde zor bulursunuz değerli meslektaşım,

Kemençe sesi kesin çözüm gibi.
Derhal meydana dökülürler, gerisini Nurdan Abla halleder, merak buyurmayın.
(Millet hala masaların üstünde mi?)
Old 27-04-2007, 16:37   #7
Av.Duygu Keleş

 
Varsayılan

Artık masaların üstünde değiller zaten bizim Miki ve ailesi ikametgahlarına çekildiler.Şimdilik ortalık süt limanZaten Nurdan abla da süpürgesi ile buzdolabı nöbetinde
Old 27-04-2007, 16:50   #8
Av.Orhan

 
Varsayılan

Sayın Duygu Keleş beni oyle zamanlara oyle duygulara götürdünüz ki anlatamam. Fındık, harman, patos... Uzun yıllar oldu fındık bahcesine girmeyeli, şöyle akşam üzeri gün batmadan harmanda; bütün günün yorgunluğunun üzerine, cuvallardan yeni boşaltılmış ama henüz dağıtılmamış taze cotanak'ın (kapsül'ün) yaydığı o kokuyu içime çeke çeke yorgunluk cayı içmeyi ne kadar özlemişim. Orda yapılan sohbetleri, hiç değişmeyen, amcamgillerin harmanında ki kayanın altında olduğu iddia edilen gömü'ye ilişkin hikayeleri, cıkarma planlarını, vs.vs.vs.

İnanmıyorum, fındık toplamayı bile özlemişim.
Old 27-04-2007, 17:11   #9
Av.Duygu Keleş

 
Varsayılan

Benimde çocukluğuma dair en çok özlediğim şey: Babannemin harmandan fınduık yemeyin daldan koparmayın yerden toplayın nidaları patos vurulurken arkadan püsküren zulufların altında tozdan kapkara olana kadar tepinmek tanelenen fındık harmandayken üstüne basıp her tarafın acıyana kadar düşmek ve kırılan fındıklar yüzünden babannemden azar işitmekyağmur un ikide bir yağıp bizimle alay edercesine fındıkların üstünü kapatıp açmak ve kurusun diye güneş duası yapmak komşuların bahçelerinde ganzilis yapmak ... vs vs. bu sene fındığa gidiyorum ben ve bu dediklerimin hepsini yapmak istiyorum.
Old 27-04-2007, 17:26   #10
Av.Turhan Demiroğlu

 
Varsayılan

Alıntı:
kurusun diye güneş duası yapmak
Ben de fındık harmanında niye yağmur yağmaz bizim buralara der dururum bunca yıldır. Seyiflik işte.
Old 27-04-2007, 22:19   #11
Av.Duygu Keleş

 
Varsayılan

Tüm Karadenizde olduğu gibi bizim sülalede de bir yaş takıntısı vardır ki sormayın.Kimse gerçek yaşını kabul etmez.Babannem hala 60 yaşında olduğunu iddia ediyor ki babam 50 yaşında varın siz tahmin edin.Bugün bir iş için nüfus kayıt örneği çıkardım babaanneme.ay çıkarmaz olaydım ailece birbirimize girdik.Babannem nüfusta 1940 doğ.lu gözüküyor.1954 de ise evlenmiş.Yani yaş 14.Ancak dış kaynaklardan aldığımız bilgiye göre babannem 21 yaşında evlenmiş.Bu durumda tarafımdan yapılan hesaplamalara göre babaannem 1933 doğumlu.yani 74 yaşında.YANİ Rahmetli dedemdem 1 yaş büyük.Ay hesaplamaz olaydım,dilim tutulaydı da evde söylemez olaydım.Babannem beni camdan fırlatıyordu Aynen tepkiyi anlatıyorum:

Ben hararetli hararetli anlatırken bana sadece yan gözle bakıyordu.Dedemden 1 yaş büyük deyince olan oldu.
-Heeeeeeeeee!Gonişma fazla.Beşuğumi mi salladun.Yanniş yazmişler.Deden askere gittuğunde ben bubamun evinde uşacuğidim.

Bizim yaş savaşları hiç bitmez.Tüm aile bir araya geldi mi mutlaka bu konuyu açarım herkesi birbirine düşürürüm.))
Old 28-04-2007, 15:55   #12
yakanmoz

 
Varsayılan

duygu hanım öyle şeyler yazmış, öyle bir konuya değinmişsinizki insanın içi cız ediyor ve derin bir ah çekiyor. ben bayağı bir süreden beri bu anlattığınız şeylere uzağım. Ama inşallah bu sene bende fındık harmanı sohbetlerine katılacağım, tabi yıllık iznimi denk getirebilirsem. Ben birçok yer gezdim ama trabzon gibisi yok. Fındık toplama esnasındaki muhabbeti hiçbirşeye değişmem ve yaz aylarındaki yayla şenliklerinide unutmamak lazım. Trabzon kırsal alanları kadar yaylalarıylada ünlüdür ve eğer yaz ayında sakin bir ortam istiyorsanız kendinizi yaylalara kaçırmanızı tavsiye ederim. Tabi şimdide kimbilir ne kadar güzeldir oralar.Açıkçası önceleri fındık toplamayı pek sevmezdim ve kaçmaya çalişırdım. Genelde dolu çuvalları erkekler taşıdığı için zor gelirdi. Malum arazi dağlık olunca ve sırtında taşıyınca bayağı zor olur. Ama şimdi onu bile özledim.
Old 28-04-2007, 16:13   #13
yakanmoz

 
Varsayılan

Fındık ayında demek herkesın Babaannesinin ve büyüklerinin, harmandan ve daldan fındık yeme konusuna tavrı aynıymış, biz yaz aylarında genelde arkadaşlarla bir araya geldiğimizde muhabbet etmek için yer arardık ve her zaman en iyi yer fındık dallarının altıdır ve serindir.Tabi ortam serin muhabbette koyu olunca kimse oturduğu yerden kalkmaz ve yavaş yavaş herkes daldan Fındık toplayıp yemeye başlar ve yemenin sonu ancak daldaki bütün fındıklar bitince son bulur ve o sırada halamız baskın yapınca herkes kaçmaya başlar tabi en duyduğumuz ''Gaybananın uşakları dalda fındık bırakmamişlar, toplamaya sıra gelince bi tane toplamazsınız'' tabi biz o sırada oradan kaçmış muhabbetin devami için başka bir Fındık ağacının altında toplanmışızdır. Tabi ordanda baskın yiyene veya daldaki bütün fındıkları bitirene kadar kalkmazdık
Old 28-04-2007, 23:03   #14
Av.Duygu Keleş

 
Varsayılan

EN çok da fındık dallarının çekilmesi sorunu yaşanır.Eğer "çakıldak" diye tabir ettiğimiz alçak fındık ağaçları yoksa,ağaçlar yaşlı dallar yüksek ve kalınsa o fındığı toplamak oldukça zahmetlidir.Öncelikle kasları gelişimiş bir erkek kurban "gugar"(ağaçtan yapılmış 1(rakam)e benzer.)ile dalı çeker.Ailenin irili ufaklı dalı yere yakın tutabileceği en az 2 adet çocuğuda dalın üstüne itina ile bırakılır.Bizim fındıklıktaki ufak çocuk ben diğeri ise iri amcamın oğludur. O dal bitirilene kadar o iki çocuk dalın üstünde oturur.Tabi bunun keyifli yanları olduğu gibi,tatsız sonuçlarıda vardır.Keyifli yanları tepeden topladığınız fındıkları aile fertlerinin üstüne fırlatarak eğlenebilir,fındık sepetlerini hedef alarak 3 sayılık atışlar yapabilirsiniz.Peki ya sizin ya da diğer küçük kurbanın dengesi kaybolursa Ortaya iki sonuç çıkıyor ve şahsen ikisinide acı ile tecrübe etmiş bulunmaktayım.Sizin dengeniz kaybolursa ya yere ya da en yakın büyük kurbanın tepesine iniverirsiniz.Ya daaaaa dalda duran diğer ufaklık dengesini kaybeder yere düşerse hafifleyen dalla beraber olduğunuzdan aksi yöne savrulabilirsiniz.Bu savrulma esnasında ağaçın dalları tarafından yüzünüz gözünüz sıyrılabileceği gibi normalden 2 kat hızla yere düşersiniz.

Ben denedim ikisinde de canınız acır.Bu yaz fındık toplayacakları uyarırım Kurban olarak seçildiğinizi anladığınızda ızla fındıklığı terkedin
Old 29-04-2007, 00:40   #15
şenay

 
Varsayılan

Bir Trabzonlu olarak bu sayfayı çok sevdim Eeee artık çayın ilk sürgün zamanı geldi bir ara gidip kırmak lazım; yaza da fındığa çıkılır. Hele yazın yaylada olmak gibisi var mıdır ? Trabzon' u bir ara anlatmaya devam ederim ama başımdan geçen kısa komik bir hikayeyi paylaşmak istiyorum. Trabzon' da bir yer arıyoruz. Yol sormamız lazım. Arabayla bir amcaya yanaştık ve yeri sorduk. Önce derin derin düşündü, sonra elini kaldırıp şurdan gidin burdan gidin diyerekten tarife başladı ama tarifteki tuhaflık üzerine amcaya "siz yeri biliyor musunuz ? " diye sorma ihtiyacı hissettik. Hiç duraksamadan cevap verdi - yooo bilmiyorum... yurdum insanı seviyorum
Bir de köy anılarım var. Hemşehrilerimiz bilir eski köy evlerinin çoğunun lavabo ve banyosu evin dışındadır. Mezarlık kavramı da pek gelişmediğinden ölülerimizi de evin bahçelerine gömeriz Eskiden öyleymiş )) Köye ilk gidişim köy evinde kalacak olma fikri zaten biraz germiş beni. Köye vardık. Büyük halamız ile oturduk sohbet muhabbet eskilerden hikayeler dinliyorum keyifle, bir ara arka bahçeye doğru çıktım. Orada bir mezar olduğunu görünce korktum. Halama kimin mezarı diye sordum bana hüzünlü bir sesle; "rahmetli dayının evladım" dedi, "ama sağolsun rahmetli öldükten sonra beni hiç rahatsız etmedi" dediği an benim rengim değişti, nasıl yani ölüler rahatsızlıkta mı veriyor ? sorusunu hiç sormamış olmayı tercih ederdim. Evin en güzel odasını kendime seçmiştim ama rahmetli dayımın o yatakta öldüğünü söyledikleri zaman en güvenli yerin çoçukluğumdan beri olduğu gibi babannemin yanı olduğuna karar verdim. Tabi bu arada bu olay zamanında çoçuk değilim 18 yaşındayım. Vakit yatma vakti olmuş herkes yatağına çekilmiş ben de babanneme sarılmış yatıyorum tıkırtılar duymaya başladım tabi kafamdan da senaryolar çiziyorum.
- Hala bu sesler ne ?
- Fareler kızım korkma
Dışardan korkunç bir ses geliyor !
- Hala bu ses ne ?
- Kızım korkma çakal kurt inmiştir !!!

Gecenin bir yarısı lavaboya gitme ihtiyacı şiddetle oluşunca bende; evin dışındaki lavaboda fare, sıçan, kurt,çakal ve rahmetli dayımla karşılaşma ihtimalini de göz önüne alarak babamı ve banannemi kaldırdım törenle lavaboya gitmeye hazırdım. hatta bir ara babama kapı arkasındaki tüfeği de mi alsak diye sordum ? )))

O geceden sonra bir çok güzel anıma ev sahipliği yaptı o ev...
Old 29-04-2007, 01:03   #16
Av.Duygu Keleş

 
Varsayılan

Bizim buralarda arazi dar.Mevcut yerlerde tarla fındıklık.Herkes arazisinde küçük bir alan ayırıyor mezarlık için.Ee mezarlık doluncada başlıyoruz harmanda tek sıra halinde dizilmeyeBabannem öldüğümde beni kocamın yanına gömün diye vasiyet etti.Yalnız sorun şu ki dedemin yanında yer yok.Değil yanında mezarlıkta yer yok.En son dedemle Ebru ablamın arasına nasıl becerdilerse eyüp dedeyi koyuvermişler.Babannem inat edince babamda eyüp amcamın yanına koyamayız seni babam kızar dedi Bende dayanamayıp napacan orda babanne çok kalabalık orası gel seni harmanın ortasına koyalım yola bakarsın gelen giden hem biz geldiğimizde de haberin olur))

Banyo tuvalet mevzusuna da bilahare değinirim.Tıpkı Şenay hanım gibi kafile halinde tuvalet ziyaretlerim çok olmuştur
Old 29-04-2007, 20:40   #17
yakanmoz

 
Varsayılan

Duygu hanım bahsetmiş olduğunuz erkek kurbana benimde bir önerim var bence kesinlikle kaçsın en sonunda hep zararlı o çıkar. Kendi hatasıyla o daldan düşmesede kesin onu birisi düşürür. En azından beni düşürürlerdi. Hatta birgün fındık toplamaya gelen ablalardan birkaçı ağaçtan düşecekmi düşmeyecekmi diye iddiaya giriyorlar. Bende akşama kadar daldan düşmeyince düşecek diyenlerden birisi bastığım dalı çekerek iddiayı kazanıyor ve hiçbirşeyden haberi yokmuş gibi aaa düştü demeleri yokmu?

Küçükken kendi fındığımız bitince yardım için anneanneme giderdik. Annemin köyü bize uzak değil Şana kaşüstü mevkii ve köy iki dağın arasında vadinin içinde kalıyor. Anneannemin evi eski ve çift girişi olan evlerdendi ve malesef onunda tuvaleti dışardaydı ve tam tuvalet ile ev arasına anneannemin köpeği bağlıydı. Malesef o köpek beni bir gün ordan geçirmedi. Hatta köpeği başka birisi vurmuş. Bu işe en çok üzülen anneannem tabiki onlara belli etmesem ve üzülmüş gibi yapsamda en çok sevinen ben olmuştum.
Old 30-04-2007, 10:57   #18
Av.Duygu Keleş

 
Varsayılan

Köydeki evin tuvaleti dışarda olduğundan geceleri sürü psikolojisi ile hareket ederdik.Tuvalet içinde kertenkeleden tutunda kısa bir doğa belgeseli çekecek kadr haşerat ve canlı örneği mevcuttur.Benim en çok korktuğum ise duvardan gözlerini kırpa kırpa bakan kertenkelelerO yüzden babam eve ekleme yaparak içinden girilen bir tuvalet inşa ettirdi.Takiiii 3 hafta öncesine kadar.Yoldan geçen kamyondan düşen kaya bizim ekleme tuvaleti ayakta tutan direklerden birine çarpınca bizim tuvaletimiz olduğu gibi bahçeye inmişSanırım bu yaz yine dışardaki ile idare edecez
Old 30-04-2007, 11:16   #19
tiyerianri

 
Varsayılan

Memleket hikayeleri okumak gerçekten güzel.Ben de karadenizliyim hatta bir tarafım da sürmeneli.Son trabzon anımı hiç unutmam canımı zor kurtarmıştım.yıl 2002 Fener-Trabzon maçı kalktık trabzona gittik.Şehrin girişinde bizi binlerce polis karşılayınca durumun vehametini anlamaya da başladık.Neyse stadın içine girdiğimizde işlerin hiç de yolunda gitmeyeceği aşikardı.Netice olarak trabzon tribünlerinden kafama gelen eşyalar hayli ilginçti.Kemençe, ev telefonu,tırnak makası,sürmene bıçağı vb.gibi alet ve edevatlar.Çıkışta otobüsümüze atılan taşlar da cabasıydı.Neticede böyle şeyler oluyor canımı zor kurtarmıştım ama çok eğlenceliydi.Keşke onların yerine lahana sarması,mısır ekmeği,kuymak hamsili pilav atsalardı...Ama en kısa zamanda trabzona yine gideceğim sırf akçaat köfte yemek için...Tüm karadenizlilere selam
Old 30-04-2007, 19:51   #20
Av.Elvan Akkaya

 
Varsayılan

yaff ben bi tek giresunda yaşıyoruz bunları sanıyodum.
demek trabzonda da aynı hikayeler

gerçi ben memur çocuğu olduğum ve üniversite sonra iş derken hiç amelelik yapmadığım için sizin kadar anım yok ama, dedemlerin bahçeye piknik niyetiyle giderdim yine de.
tabi dedem ırgat bulmuş bırakır mı!
sabah altıdan akşam altıya kadar topuklarımız sızlayana kadar fındık toplardık.(lisedeyim o zaman.çok yer gezdin uzak kaldın diye yakaladılar beni) ameleler iyi çalışmaz dal kırar diye dedem başlarında nöbetçilik ederdi.biz tabi dedemin görüş alanından çıkmayla sepetleri bırakıp muhabbete koyulurduk.zaten sepeti en son dolan ben oluyodum nedense.

örümcekten böcekten nefret ettiğim için sadece gözlerim ve ellerim açık kalacak şekilde giyinir,bahçenin rüküşü olurdum.
dedemin sesinin duyulmasıyla herkes ocakların başına..
"siz hala aynı sırayı mı topluyosunuz bakiim!!!"
sonra gelsin öğle yemeğinde dolmalar cırıtlalar(krep) karpuz peynirler...
patozdan sonra koruk seçme işinde çok iyiydim.bi yandan koruk ayıklarken bi yandan yerdim.
ama dedem fındıklar satılınca kıyamaz,herkesin topladığı çuvalı belirler,parasını bize verirdi. ne tatlı olurdu o fındık parasını yemek

artık fındık toplamaya gitmiyorum.fındık bahçesi olanların bitmeyen davalarına bakıyorum(((((
Old 30-04-2007, 21:57   #21
yakanmoz

 
Varsayılan

Fındık toplamanın şüphesiz en berbat tarafı, fındık toplarken veya dalları toplamak için aşağıya çekerken yüzünüze düşen böceklerdir.Tabiki daha kötüsüde vardır, kesin o fındıklık içersinde herhangi bir yerde arı yuvası vardır. Ne yazıkki bende hep onlardan nasibimi almışımdır. Neden fındık toplamanın bütün anıları kazalar vaya talihsizliklerle dolu. Güzel yanlarıda var. Mesela sabahtan akşama kadar fındık toplayıp ter içersinde kaldıktan sonra akşam saatlerinde yapılan bir deniz sefası mükemmel olur. Tabiki bundan genelde erkekler faydalanır, kızlar bu konuda biraz şanssız oluyorlar. Veya yazın o sıcağında , kızgın güneşin altında fındık toplarken bir anda bastıran ve bardaktan boşanırcasına yağan yaz yağmurunun altında ıslanmak. Bunları hiçbirşeye değişmem. Hatta bu güzelliklere fındık toplama esnasında yapılan muhabbetleride ekliyebiliriz. Zaten muhabbet olmazsa akşamda olmaz.
Bazen fındık bahçeleri evlere uzak olur ve yakınlarında tuvalet olmaz.İşte o zaman o belgeselleri andıran tuvaletleri bile çok ararsınız. Ve daha kötüsü eviniz dağın tepesinde ,fındık topladığınız yer daha aşağılarda ise işiniz iki misli zordur. İşte o zaman o böcekler ve kertenkeleler sevimli bile gelir insana.
Old 30-04-2007, 22:25   #22
Av.Duygu Keleş

 
Varsayılan

Benim bir arı bir de böcek hikayem mevcut.Medeniyete alışmış ve doğal ortamı yadırgayan ben dalda kıpkırmızı parlayan elmayı nasıl düşürürüm diye ağzım bir karış açık havaya bakarken pat diye dilimin üstüne bir şey düştüğünü hissettim.Ağzıma düşen minik sevimli ve bir o kadar da acımasız böcekcik yaşadığı travmanın şokuyla kırt diye dilimi ısırmaz mıTükürdüm tükürmesine ama dilimin üstünde 1 hafta o şirin şeyin izini taşıdım

Harmandan yola çıkan merdivenleri kullanmak yerine içini safari ruhu doldurmuş genç ve talihsiz kız(ki bu yine ben oluyorum)yola harmanın köşesinden tırmanarak çıkmaya çalışırken,sağ ayağını yukarı atmak için kaldırdığını Arı Maya ve ailesinin yaşadığı kovuğun üstüne bastığını farkeder.Ancak olan olmuş,iş işten geçmiş Arı Maya ve ailesi tüm insansavar ve nükleer silahlarını kuşanarak hücuma kalkmıştır bile.Tam tamına 1 kovan arı tarafından sokulmam 5 dakikamı aldı.Arılar bunun işi bitti geri çekilebiliriz diyene kadar ben çığlıklarımla tüm köyü başıma toplamıştım.Komik geliyor şimdi bana ama tüm vücudum okadar çok sokulmaktan şişmiş ve çatlayarak kanamaya başlamıştı.O yarıkları kapatmak ve şişleri indirmek tam 1 ayımızı aldı.Tam olarak iyileştikten sonra kuzenlerle tüm kovanı yaktık
Old 30-04-2007, 22:51   #23
yakanmoz

 
Varsayılan

arı sokmasıyla ilgili bir anımıda ben anlatmak istiyorum. Daha ilkokul çağlarında fındık toplamak için fındıklığa gittiğimizde büyükler fındık toplarken ben, abim ve kardeşim oyun oynuyorduk. Tam osırada bir arı yuvası gördük.Bizde haylazlık varya arının balını alacağız. Tabi bu bahsettiğim yaban arısı ve yaban arısının balı olmadığını o günden sonra öğrendim. Neyse biz elimize ne geçirdiysek yuvayı kurcalamaya başladık. Tam bu sırada arılardan biri kardeşimi gözünden vurarak onu saf dışı bıraktılar.Abim ve ben tabiki devam ettik. Ama yuvayı karıştırırken benimde gözümün yanından birşey geçtiğini hissettim. Bunun üzerine yuvayı bırakıp gittik . Ama süpriz sonraki gün oldu . Olay zaten akşama doğru olduğu için eve gidince uyumuştuk. Sabah kalkınca kardeşimin ve benim birer gözümüz öyle şişmiştiki açılmıyordu. Ve malesef Bizim o şekilde resmimizi çekmişlerdi. En şanslımız bal fikrini ortaya atanabim olmuştu. Onda birşey yoktu.
Old 01-05-2007, 08:17   #24
tiyerianri

 
Varsayılan

Madem trabzon'dan bahsediliyor bir temel fıkrası iyi olur diye düşündüm.Bugün okduğum bir fıkrayı naklediyorum
Köyün birinde bir çukur varmış ve pek çok kişi içine düşüp yaralanıyormuş. Köyün ileri gelenlerinden üç kişi toplanmış ve çözüm aramaya başlamışlar.
Birincisi demiş ki:
"Çukurun yanında bir ambulans beklesin ve düşenleri hemen hastaneye yetiştirsin ."
İkincisi..
"Çukurun yanına hastane kuralım düşenleri yetiştirmesi vakit almaz."
Üçüncüsü, Temel..
"Kafanız hiç çalışmıyor. Gidelim hastanenin yanında bir çukur açalım!.."
Old 02-05-2007, 11:17   #25
Av.Duygu Keleş

 
Varsayılan

Babamın çocukluk anılarını dinlemeye bayılıyorum.Bu yaşa geldim ve binlerce kez dinledim.Hala aynı şekilde kahkaha atabiliyorum.Biraz size de bahsedeyim

Babam köyde doğmuş ve ortaokul yıllarına kadar da köyde yaşamış.Dolayısıyla bizim oyuncaklarımız dağ taş ağaçlardı der hep.Yokluk zamanlarında da yaşamış varlık zamanlarında da.O yüzden daldan elmaikümesten yumurta,tarladan mısır,bostandan salatalık vs aklınıza ne gelirse çetesiyle(Babam ve kuzenleri)aşırırmış.Bizim köyde bir amcanın vişne ağacı varmış.Kimselere yedirmiyormuş.Bir gece babam ve çetesi ağaca çıkıp tüm dalları kesmişler sürükleyip kıranın ortasına getirmişler po gece bütün ağaçtaki vişneyi bir güzel yemişler ertesi sabah hepsini hastaneye kaldırmışlar)))Eeee suç ve ceza

Büyük dedemin kümesinden yumurtaları alan babam evden de biraz tereyağ ve tava aşırdıktan sonra çetesiyle beraber mısır saplarından oluşturulan ve kızılderili çadırına benzeyen yığının içine gizlenmişler ateş yakmışlar yumurtaları pişirmek için kiiiii "PUFFFFFFF" bütün balyalar bir anda alev almış)))Büyük dedem dumanı gördüğünde bizim çete elemanları çoktannnn kuytulara saklanmışlar.Olay faili meçhul olarak büyük dedenin aylarca övgülü sözlerine mazhar olmuş

2 sene önce babam arabayla köye giderken yola atlayan bir köpeğe çarpmış.Kahveye uğramış.Bizim akrabalardan biri söyleniyor.Noldu diye sormuş,başlamış küfretmeye.Köpeğime çarpmışlar ayağı kırılmış,yapanın edenin bilmem nenin.Babam dayanamamış.Niye öyle söylüyorsun belki kaza olmuştur.Yok adam hakaret küfür devam ediyor babam yapma etme demiş olmamış en sonunda dayanamamış.Ben yaptım yahuuu ne kıymetli köpeğin var.Gören de safkan asil birşey zanneder.Babamın çarptığını dutyan adam.Amannnnnn hocam,alt tarafı bir it senden değerli mi? Getireyim üstünden geç bir daha demiş))))

Bizim köyün tavukarı da bir alem yolun kenarında eşelenirken arabayı gördüklerinde panikle üzerinize doğru koşarlar) Eğitelim trafik kurallarını öğretelim dedim ama muhtar ve heyeti bana deli muamelesi yaptılar

Annem ehliyetini aldı araba kullanmaya başladı acemi diye babam sürekli köyde kullandıryor ona.Köyün içinden geçerken bir evin önünde kadınlar toplanmış oturuyorlar.Yaz camlar açık.Kadınlar biri aynen şu tepkiyi verdi:Uuuuyyyyyyyyyyyyyyyy garii araba süriiiiyyyyyyyyy.Daş yağacak başimuzaaaa)))

Köyden dönüyoruz.Dar bir yola gireceğiz ki babam karşıdan eski vos vos dediğimiz arabalardan geliyor dedi.Sağa yanaştık bekliyoruzzzz.Bekle bekle 5 dak. yok araba falan.babam allah allah diyor anlamadım.Virajı sırtında saman balyası ile gelen bir kadın alıyor.Sevgili babişgomun gördüğü vosvos Çakır babanne çıkıyor.Bunu kendisine söylediğimizde babamın kafasına bir şamar indirdi ve "Utanmaysııınnn süt anneni gavuurrr icatına benzetmeye deee miiiiiii?"))))
Old 02-05-2007, 11:51   #26
Av.Duygu Keleş

 
Varsayılan

Beraber büyüdüğüm kuzenim ile köyde ki evlerimiz yan yana.Babamla kapının önünde oyun oynuyoruz.Sanırım ilkokul çağlarımız falan.Gülden avazı çıktığı kadar bağırıp üstümüze koşuyor.Tevfikkk amcaaaaaaaaaa teviiiikkk amcaaaaaaaaaaa kurtarr beniiii imdat.babam panikle njoluyor diye Güldene koşuyor ve Gülden can havliyle babamın üstüne atlıyor.Babm güldeni kaldırdığı gibi arkada korkudan donmuş kuzucuğu görüyor.Bizim kuzeni gören minik kuzucuk oyun olsun diye güldeni kovalamaya başlayınca bizimki korkudan çıldırıyor.))) Gören arkadan Fredyy Krugar geliyor zanneder
Old 02-05-2007, 16:27   #27
Av.Duygu Keleş

 
Varsayılan

Bir akşam telefon çaldı.Babam baktı,biraz konuştu,kahkahalar atarak içeri geldi.Noldu diye sorduk.Asiye babannenin çok selamı var.Senden talepleri var dedi ve anlatmaya başladı.Bu arada Asiye Babannene bizim köyün en yaşlıosı.90 küsür yaşlarında ve beni de çok sever.Muhatara gitmiş bizi aratmış.3 senedir çalışıyor benim kuzucuğum.Bana etek bluz bir de hırka alsın yollasın.Torun parası yiyelim demiş.Ertesi gün siparişleri elindeydi.
Old 03-05-2007, 13:32   #28
Av.Duygu Keleş

 
Varsayılan

ÇOk amiyane bir tabir vardır "Şapa oturmak" diye.Bu sözün doğruluğunu bir olayla kanıtladık

Kurumda tadilat yapılıyor ve alt kat zeminini laminant yapacakları içn şap dökmüşler.Bizim yöneticilerden biri de aşağısı ne alemde diye bakmak için iniyor son basamaktan ayağını zemine attığı gibi hala ıslak olan zeminde kayıyor ve hoooooppppppppppp şapın üstüne boylu boyunca uzanıyor.Alttan küüütttttttt diye bir sese hepimiz aşağı koşuyoruz ki adamcağız bembeyazzzz.Allahtan bir tarafına bir şey olmadı.Döndü şapa oturmak demekki buymuş dedi.Hepimiz gülmeye başladık.))=)
Old 04-05-2007, 21:44   #29
yakanmoz

 
Varsayılan

Fındık mevsiminin güzel bir tarafıda o zamanlarda hemen hemen bütün meyveler olgunlaşmıştır. Küçükken nerde bir meyve olgunlaşmışsa, bizde o meyve ağacının üzerindeyizdir. Genelde 4 kişilik bir grup gezerdik. Zaten amca çocuklarım 4 üde. Birgün bir istihbarat geldi. Dedemin bahçesindeki kirazın kızardığı konusunda, tabiki bizde istihbaratı değerlendirdiğimizde doğru olduğunu anladık ve ağaca tırmanmaya başladık. Tabiki benim uyanık amcamın oğlu ben ağaca çıkamam diyerek bizim ona kiraz atmamızı istedi. Bizde inanarak ve onu kıramayarak kiraz atmaya başladık. O sırada yakınlardan bize doğru havlayarak gelen köpeğin sesi amca oğlunu tedirgin etti, çünkü gerçekten köpekten çok korkar. Ama o sırada şunu gördükki ağaca çıkamam diyen arkadaş korkudan ağacın en uç kısmına kadar çıktı. Ama cezasını tabiki buldu. Fazla uç kısma çıkmış. Dal kırıldı ve yere düştü. Düşme sonucu birşey olmadı ama amca oğlu bayağı koşmuştu. Köpek sağolsun
Old 04-05-2007, 22:04   #30
yakanmoz

 
Varsayılan Düşmek acıdır

Mağlum Trabzon fazla ağaçlık bir olduğundan bizimde çoğu maceramız ağaçlarda ve o ağaçlardan düşerek geçti. Bu ağaçtan düşmeler acı olduğu kadarda komiktirler. Birkeresinde aşırı yağmurlar sonrası yan yatan bir erik ağacına bayağı fazla kişi tırmanmıştık. Tabiki kendisini taşımayamayan ağaç bizide sırtında bulunca pes etti ve kökünden koparak yere yapıştı. Tabi ağaç yere yapışınca bizde düşmenin ve yuvarlanmanın etkisiyle ağacın hemen yan tarafındaki derenin içini boyladık. Tabiki bu yuvarlanma esnasında herkes dereye düşmedi. Ama herkes ıslanmıştı. Çünkü ıslanmayanlar bize çok gülmüşlerdi ve bizde dayanamayarak onları zorla suya attık. Kimse pişman değil, bilerek ve isteyerek yaptık.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Trabzon Adliyesinde Dosya İncelenecek Kadir COŞKUN Şehirlerarası Nöbetçi Avukat 6 05-04-2007 13:09


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07419300 saniyede 16 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.