Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Senette malen Kaydının yazılmış olması

Yanıt
Old 18-12-2007, 23:21   #31
korayoz

 
Varsayılan

medeni kanun m.6 da belirtildiği gibi ileri sürdüğü olaydan kendi lehine haklar çıkaran kimse ileri sürdüğü olayları kanıtlamak zorundadır. siz bir delili ileri sürerek ispat yükünü değiştiremezsiniz sadece ileri sürdüğünüz olayı karşı tarafın başka bir delil ileri sürmemesi durumunda kanıtlamış olursunuz. yani değişen ispat yükü değildir delilin ileri sürülmesi yüküdür. umarım anlatabilmişimdir.
Old 18-12-2007, 23:28   #32
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Bu açıklamanızdan sonra ben bir şey yazmayayım. Ne diyeyim ki. )
Bir ara göz atarsınız.


Alıntı:
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 1985/11-17
K. 1986/388
T. 9.4.1986
• MENFİ TESPİT DAVASI ( Senedin Karşılıksız Çıkması )
• BONO İPTALİ ( Bedelsizlik Nedeniyle )
• BEDELSİZLİK NEDENİYLE BONO İPTAL DAVASI ( Senedin Bedelsizliğini Kanıtlama Yükümlülüğü )
• İSPAT YÜKÜ ( Senedin Bedelsizliğini Kanıtlama Yükünün Davacıda Olması )
• YENİ BİR BORÇ SEBEBİ GÖSTERME ( İspat Yükünün Yer Değiştirmesi )
6762/m.688
ÖZET : Bedelsizlik sebebiyle bono iptali davalarında, senedin bedelsizliğini kanıtlama yükü kural olarak davacıya düşer. Ancak davalı, senetlerin düzenlenme sebebi malen olarak belirtildiği halde, davacıya nakit para verdiğini savunmakla, yeni bir borç sebebi göstermiş olduğundan, ispat yükü davalı tarafa geçer.

DAVA : Taraflar arasındaki "menfi tesbit ve istirdat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; KARAMÜRSEL Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 23.12.1983 gün ve 301-395 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. H.D. 4.5.1984 gün ve 2517-2601 sayılı ilamı:

( ...Dava, evvelce davacı ile ortaklık ilişkisi olan ve ayrıca bu ortaklığın mali işlerini yürüten davalıya sırf ortaklık işlerinde kullanılmak gayesiyle vade ve bedel kısımları boş olarak verilen ve sonradan içerisi doldurulan toplam ( 73.000 ) liralık senetlerin karşılıksızlığı nedeniyle iptali isteğine ilişkindir.

Kural olarak, ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden davacı tarafa aittir. Ancak, dava konusu 15.4.1978-10.7.1979 vadeli senetlerin düzenlenme sebebi ( malen ) olduğu halde, davalı vekili gerek 25.4.1983 tarihli dilekçesinde ve gerekse 23.12.1983 tarihli oturumda, karşılıksız olması sebebiyle iptali istenen senetlerin, davacının, müvekkilinden ( borç ) olarak aldığı para karşılığında düzenlenmiş senetler olduğunu ( HUMK. 151. maddesine uygun imzalı beyanında ) açıklamak suretiyle "talil" etmiş ( borç sebebini göstermiş ) bulunduğundan, davalı taraf, senetlerde yazılı parayı davacıya ( nakten ) verildiğini ve senetlerin verilen borç para karşılığı düzenlendiğini yazılı bir belge ile kanıtlayamamış duruma girmiştir. Bu durumda kanıt yükü davalıya düşer.

Ayrıca, davalı da davacı taraf ile birlikte aralarında evvelce ( adi ortaklık ) ilişkisi olduğunu bildirdiğine nazaran, mahkemece HUMK.nun 230. maddesine göre adi ortaklık ve özellikle Borçlar kanunun 530. maddesine hükmü de gözönünde bulundurularak senet tarihlerinde idareci şerikin davalı olup olmadığı tarafların adi ortaklığı tasfiye ettikleri sırada herhangi bir tasfiye protokolü düzenleyip düzenlemedikleri, dava konusu senetlerle ilgili bir hususun o protokolda yer alıp almadığı diğer delillerle birlikte incelenmek ve senet karşılığında davacı ve ( borç verildiği konusunda başka delilleri olup olmadığı ) davalıdan sorulup, kabule şayan bulunduğu takdirde toplanarak sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, eksik, incileme ve iddiasını ispat edemediğinden bahisle davalı tarafa hatırlatılan yemin kabul edilmediği ve davacının da yemini karşı taraf reddetmesi söz konusu olmadığı halde, HUMK.nun 347. maddesi uyarınca davalının iddiasını davacının ikrar etmiş sayılacağı şeklindeki yanlış bir değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü :

KARAR : Davacı, üç adet senedin bedelsiz olduğunu iddia ederek, bu senetlerin iptalini istemiştir. Kural olarak isbat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden davacıya düşer ( Medeni Kanunun m. 6 ). Ancak davalı; senetlerin düzenlenme sebebi ( malen ) olduğu halde, bunların borç para karşılığında verildiğini savunmakla, senedi talil etmiş olduğundan ispat yükü yer değiştirerek davalıya düşer ( Hukuk Genel Kurulu'nun 26.3.1986 gün ve 786/296 sayılı kararında da aynı esas benimsenmiştir ).

O halde; mahkemece davalıya bu imkan tanınarak hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmelidir.

Her ne kadar, Özel Daire bozma ilamında, tarafların bir tasfiye protokolü düzenliyip düzenlemedikleri hususunun da araştırılmasına değinilmiş ise de, bozmadan sonra mahkemece alınan taraf beyanlarından böyle bir protokolün düzenlenmediği anlaşıldığından, protokolle ilgili kısmın çıkartılması suretiyle bozma ilamında gösterilen ve yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı usul ve yasaya aykırı olan direnme kararının bozulması gerekir.

SONUÇ : Davacı vekilinin temiyz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 9.4.1986 gününde bozmada oybirliği ve nedeninde oyçokluğu ile karar verildi.

KaZancı yayınlarından alınmıştır.
Old 18-12-2007, 23:40   #33
Av.Ergün Vardar

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan korayoz
medeni kanun m.6 da belirtildiği gibi ileri sürdüğü olaydan kendi lehine haklar çıkaran kimse ileri sürdüğü olayları kanıtlamak zorundadır. siz bir delili ileri sürerek ispat yükünü değiştiremezsiniz .
Syın korayoz,A,bedeli malen ahzolunmuştur şeklinde belirtilen bir bono ile ilgli olarak B aleyhine icra takibinde bulunduğunda,buna karşılık B menfi tespit dava açarsa ve A'da bu bonoda ben nakden alacaklıyım şeklinde bir itirazda bulunursa,artık ispat külfeti yer değiştirmiş olur.A bu bonodan dolayı alacaklı olduğunu ispat etmek durumundadır.Buna ispat yükümlülüğünün yer değiştirmesi denir.Size göre ise B iddiada bulunacak,A delil ileri sürmezse B iddiasını ispatlamış olacaktır.
Old 19-12-2007, 00:00   #34
korayoz

 
Varsayılan

ispat yükünü ifade eden objektif ispat yükü yer değiştirmez, oysa delil gösterme yükünü ifade eden sübjektif ispat yükü duruma göre yer değiştirir. buna rağmen zaman zaman uygulamada yanlış bir şekilde bu ayrım yapılmadan ispat yükünün yer değiştireceğinden söz edilmektedir. örneğin: 4630 sayılı yasa ile değişik 5826 sayılı kanun'un 76/son maddesinde yer alan...hükmü uyarınca,mahkemece,davalıya mehil verilerek, hasıl olacak sonuç çerçevesinde davacının korunmaya değer haklarının kapsamının belirlenmesi gerekirken, bu husus üzerinde durulmaksızın ve ispat yükü ters çevrilerek, yazılı şekilde ve noksan incelemeyle hüküm tesisi hatalı olmuştur... 11.HD, 02.11.2004, 14404/10751 (Legal FSHD 2005/1, s.198)
uygulamanın düştüğü hataya düşmeyin
Old 19-12-2007, 00:49   #35
korayoz

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Ergün Vardar
A,bedeli malen ahzolunmuştur şeklinde belirtilen bir bono ile ilgli olarak B aleyhine icra takibinde bulunduğunda,buna karşılık B menfi tespit dava açarsa ve A'da bu bonoda ben nakden alacaklıyım şeklinde bir itirazda bulunursa,artık ispat külfeti yer değiştirmiş olur.
burada genel kural uygulanır ve A ileri sürdüğü iddiasından kendi lehine hak çıkardığına göre bu iddiasını kanıtlamalıdır. belirttiğim gibi kanunda açık olmamakla beraber ispat yükü düzenlenmiştir ve bunun yer değiştirmesi söz konusu değildir. hukuk genel kuruluda menfi tespit davasında ispat ile ilgili sorunlar ve çözüm yollarını 17.11.2003, 19-781/68 sayılı kararıyla iyi bir şekilde açıklamış. bulabilirseniz bir göz gezdirmenizi tavsiye ederim.
Old 19-12-2007, 01:03   #36
Av.Ergün Vardar

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan korayoz
burada genel kural uygulanır ve A ileri sürdüğü iddiasından kendi lehine hak çıkardığına göre bu iddiasını kanıtlamalıdır. belirttiğim gibi kanunda açık olmamakla beraber ispat yükü düzenlenmiştir ve bunun yer değiştirmesi söz konusu değildir.
Burada genel kural senede karşı senetle ispat zorunluluğu gereği B in iddiasını ispatlamasıdır.İspat külfeti B nin dir.Çünkü A nın elinde bono vardır.B borçlu olmadığını iddia ediyorsa bunu ispat etmelidir.Bu genel kuraldır.AŞ bononun sebebini talil etmekle genel kural artık uygulanmayacaktır.Elinde bono olan A,başlangıçta ispat zorunluluğu olmadığı halde,artık genel kuralın dışına çıkarak ispat külfetini üzerine almıştır.ispat külfeti yer değiştirmiştir.Sözün bitttiği yer de burasıdır.Esen kalın.
Old 19-12-2007, 01:42   #37
korayoz

 
Varsayılan

yukarıda belirttiğim HGK kararıda tam sizin bahsettiğiniz duruma ilişkin: "takibin dayanağını teşkil eden dolayısıyla da alacaklının alacağını ispat aracı durumundaki bonoda bulunan "malen" kaydının doğru olmadığı yönündeki borçlu iddiası alacaklı yancada kabul edilmiştir (borcun nedeninin nakit olarak verilen para olduğu). kendi dayanağı olan senetteki sebebten ayrılarak elden para verildiği iddiasını ortaya atarak bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf davalı/alacaklı bu vakıayı ispat etmeye mecburdur. alacaklının bonodaki malen kaydına karşın alacak borç ilişkisinin mal alışverişine dayanmadığı yönündeki kabulü karşısında davacı/borçlunun iddiası bu noktada sabit olmaktadır." yani borçlu alacaklının ikrarı karşısında kendi dayandığı olayı ispat etmiştir. artık alacaklı kendi dayandığı olayı ispat etmelidir.
Old 19-12-2007, 02:15   #38
Av.Ergün Vardar

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan korayoz
borçlu alacaklının ikrarı karşısında kendi dayandığı olayı ispat etmiştir. artık alacaklı kendi dayandığı olayı ispat etmelidir.
Borçlu neye dayanmaktadır?Mesela,borçlu B,"Bonoyu teminat olarak verdim,A ise sözleşmeye uymadı,malı teslim etmedi,ben de menfi tespit davası açtım"demektedir.Alcaklı A'da "ben bu bonoyu nakit karşılığı aldım"demektedir.Burada size göre alacaklının ikrarı karşısında borçlu B, kendi dayandığı olayı,bononun teminat senedi olarak verildiğini ispatlamış durumdadır.Burada yanılıyorsunuz.Yeniden esen kalın.
Old 19-12-2007, 09:27   #39
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Sayın Korayoz sanıyorum almış sazı eline, tıngırdatıyor. 1000 yıllık hukuk kuralarını kafasına göre şekilden şekile sokmaya çabalıyor.
Old 19-12-2007, 10:58   #40
korayoz

 
Varsayılan

saim bey ben yüksek lisans öğrencisiyim bunlar okullarda hocaların yargıtay kararları ile karşılaştırarak öğrettikleri şeyler. tabi sizin okul biteli 20 sene olmuştur sizin için pek önemli şeyler değil bunlar ama ben bunları bilmek zorundayım. bu durumu kabul etmemeniz bana çok garip geliyor kusura bakmayın ama bilmiyorsanız bile neden öğrenmeye çalışmıyorsunuz ki .
Old 19-12-2007, 11:05   #41
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Sayın Korayoz,

Yüksek lisans öğrencisi olmanız doğru bildiğiniz anlamına gelmez. Benim öğrenipöğrenmediğimi anlamanız için en azından doktoranızı da bitirmeniz gerekecek. Bu böyle anlaşılıyor. Allah hocanıza sabır versin diyeyim. Bu polemik de artık bitsin lütfen.
Old 19-12-2007, 11:07   #42
halit pamuk

 
Varsayılan

Sayın Korayoz,

Bırakın Yüksek lisans öğrencisi olmayı, profesör olsanız dahi iddialarınızı (ki çok farklı ve hatta bize göre yanlış da olabilir.) hukuki dayanaklarıyla ileri sürmeniz gerekir. Yani doktrinden, içtihatlardan,hatta mukayesili hukuktan gelen dayanaklarıyla ileri sürmeniz gerekiyor.

Ya değilse, siz yanlış biliyorsunuz zaten uygulama da yanlış herşey yanlış, tek doğru benim söylediklerim demek, doğru olmasa gerek.
Old 19-12-2007, 11:15   #43
korayoz

 
Varsayılan

hayla anlamamak için direniyorsunuz bunlar benim görüşlerim değil prof. ların görüşü. ayrıca doktrinde tartışmalı bişeyde değil. burda bana tepki göstermek yerine lütfen bikaç kitap karıştırın.
Old 19-12-2007, 11:39   #44
Av.Ergün Vardar

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan korayoz
hayla anlamamak için direniyorsunuz bunlar benim görüşlerim değil prof. ların görüşü. ayrıca doktrinde tartışmalı bişeyde değil. burda bana tepki göstermek yerine lütfen bikaç kitap karıştırın.
Siz bu söylemleriniz de ciddimisiniz?
Old 19-12-2007, 11:57   #45
Av.Cengiz Aladağ

 
Varsayılan

Alıntı:
ispat yükü hiçbir zaman yer değiştirmez. yer değiştiren delil ikame yüküdür.

Alıntı:
medeni kanun m.6 da belirtildiği gibi ileri sürdüğü olaydan kendi lehine haklar çıkaran kimse ileri sürdüğü olayları kanıtlamak zorundadır. siz bir delili ileri sürerek ispat yükünü değiştiremezsiniz sadece ileri sürdüğünüz olayı karşı tarafın başka bir delil ileri sürmemesi durumunda kanıtlamış olursunuz. yani değişen ispat yükü değildir delilin ileri sürülmesi yüküdür.

Alıntı:
ispat yükünü ifade eden objektif ispat yükü yer değiştirmez, oysa delil gösterme yükünü ifade eden sübjektif ispat yükü duruma göre yer değiştirir. buna rağmen zaman zaman uygulamada yanlış bir şekilde bu ayrım yapılmadan ispat yükünün yer değiştireceğinden söz edilmektedir.

Sayın korayoz bu konuda haklı kanımca. Zira ispat yükü Medeni Kanun'un 6. maddesinde düzenlenmiştir ve başlığı ile birlikte şu şekildedir:

İSPAT YÜKÜ
Madde 6 - Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.

Delil gösterme yükümlülüğü ise Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun "Deliller ve İkamesi" başlıklı 8. Fasılında ve özellikle 239. maddede düzenlenmiştir. İlgili madde:

Madde 239 - Delil ikamesiyle mükellef olan veya meşhur ve maruf bir vakaya istinat eden tarafın iddiası hilafını ispat için hasmı delil ikame edebilir. Fakat mücerret bu talebiyle beyyinenin kendisine müteveccih olduğunu kabul etmiş addolunamaz.

Yargıtay ve Mahkemeler genellikle ispat yükü ve delil gösterme yükümlülüğünü eş anlamda kabul ederek uygulama yapmaktadır. Oysa bu iki kavram, anlam, etki ve düzenlendikleri yasa açısından birbirinden farklıdır.

Saygılarımla.
Old 19-12-2007, 12:21   #46
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Benim 30 numaralı mesajımda, farklı bir iddia dile getiren korayoz'un bu iddiasının dayanaklarını belirtmesini rica etmiştim. Yine şunu demiştim: Bu teori size mi aittir?

Verdiği cevaplar yukarıdadır. "Öğrenin, kitap karıştırın, 20 yıldır okumuyorsunuz" manasında saygı sınırlarını sonuna kadar zorlayan ve biraz (açık söyleyeyim) komik duran sözcükler dile getirdi.

İnsan bir iddia dile getirirken bunun dayanaklarını belirtir. Gerekçelerini sunar ve tartışmak ister. Yahut Yargıtay kararları ve yaygın görüş böyle dese de aslında, şunu dile getiren görüşler de vardır.. manasında ifade etmek gerekir.

Burada yazan kişiler en az korayoz kadar bilgilidir. En az diyorum...

HUmk.239 maddenin doğrudan bu iddiaya dayanak olacağını düşünmüyorum. Gerekçemi bayram sonrası belirteceğim. Şu an yola çıkmam gerekiyor.

Ama şu da önemlidir: üslubunu düzeltmek kaydıyla farklı iddiaları dile getirmek korayoz'un bilgisini artırabilir.
Old 19-12-2007, 12:33   #47
korayoz

 
Varsayılan

kitap karıştırmak size komik geliyor olabilir ama bi baksanız yeticek burada boşu boşuna tartışıyoruz aslında genede sizi kırdıysam çok özür dilerim bazen yazışırken karşımdakinin beni yanlış anlayabileceğini farkedemiyorum.
Old 19-12-2007, 12:38   #48
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Sevgili Korayoz kardeşim,

Ben size çok samimi olarak bir soru yönelttim. Bu yeni bir teori midir? dedim. Çünkü böyle bir yaklaşımı ilk defa duymuştum. Sizin meslektaşalrınıza karşı biraz daha özenli olmanız gerekiyor. Araştırmanız, kurulu düzene kayıtsız koşulsuz boyun eğmemeniz çok güzel. Ama bunu yaparken muhataplarınızı üzebilecek şeyler yazmamalısınız. Evet, 20 yıl kadar oldu fakülteyi bitireli. Ancak en (azından) benim kitap okumadığımı iddia etmeniz haksızlık olur. Keşke herkes benim kadar kitap karıştırsaydı.

Neyse umarım ben yanılıyorumdur. Umarım yeni bir şeyi (gerekçesi doğru olmak kaydıyla) öğrenmiş olurum.

Ayrıca kitap karıştırmak değil komik olan, başka bir şey!

Neyse ben sizin iyiniyetinize inanıyorum. Sorun üslup farklılığında..
Old 19-12-2007, 12:51   #49
korayoz

 
Varsayılan

yargıtay kararların da ispat yükünün yer değiştirmesinden bahsetmesi sadece cümlelerin özensiz seçilmesinden. prof dr Hakan Pekcanıtez, prof dr Oğuz Atalay, s. 398: objektif ispat yükünün değişmeyeceğini bilmek gerekir. zira ispat yükü maddi hukuk temellidir. maddi hukuka dayanan kural değişmedikçe, onun belirleyeceği koşul vakıadaki lehine hak çıkaran taraf de değişmeyecektir. oysa bir vakıadaki delil ikame yükü vakıadan, yani maddi hukuk kuralından daha bağımsız delille ilgilidir, duruma göre değişebilir.
bakın ben hocalarımın yalancısıyım lütfen artık bana tepki göstermeyin
Old 19-12-2007, 13:02   #50
Av.Cengiz Aladağ

 
Varsayılan

Alıntı:
objektif ispat yükünün değişmeyeceğini bilmek gerekir. zira ispat yükü maddi hukuk temellidir. maddi hukuka dayanan kural değişmedikçe, onun belirleyeceği koşul vakıadaki lehine hak çıkaran taraf de değişmeyecektir. oysa bir vakıadaki delil ikame yükü vakıadan, yani maddi hukuk kuralından daha bağımsız delille ilgilidir, duruma göre değişebilir.

Bir başka deyişle; ispat yükü maddi hukuka, delil gösterme yükümlülüğü ise usul hukukuna ilişkindir.
Old 19-12-2007, 22:39   #51
sailor1981

 
Varsayılan

""tapuda bedel alınmıştır kaydı bedelin ne şekilde alındığına dair bir bilgi içermiyor"
Syn korayoz teorik tartışmalar bır yana soruna yaklaşımınız ılgınç yukarıdakı cümlenıze dıyecek sözum gayrımenkul satış tarıhı 1975 dolayısıyla 2006 yılına bono düzenlenmesı mantık dışı....cevaplar ıçin herkese teşekkur...
Old 19-12-2007, 22:44   #52
korayoz

 
Varsayılan

elvette eski tarihli bono verilmedi zaten verilen açık bono yani bono vasfına haiz olmayan imzalanmış senet. ayrıca bu kayıt kesin delil niteliğini taşıyabilecek kadar hukuki işlemin içeriğini belirtmiyor. inşallah hakim farklı düşünür ne diyim.
Old 19-12-2007, 23:07   #53
korayoz

 
Varsayılan

ancak bu kayıt yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilebilir. ozaman tanık dinletebilirsiniz veya başkaca bir takdiri delilden faydalanabilirsiniz.
Old 08-03-2010, 11:13   #54
gonovenkov

 
Varsayılan

arkadaşlar benim de bu konu ile ilgili bir problemim mevcut:müvekkil borçluya borç para vermiş ve kendisinden senet almıştır.Fakat senet düzenlenirken malen kaydını zuhulen koymuşlardır.Borçlu şuan menfi tespit davası açmış ve malen kaydına dayanmaktadır.Aslında ortada ticari bir ilişki bulunmamaktadır.Bu durumda ben nasıl bir yol izlemeliyim.Bana bu konuda yardımcı olursanız sevinirim.
Old 13-10-2011, 15:50   #55
MiMi

 
Varsayılan

Benim de sayın gonovenkov ile benzer sorum olacak.. Müvekkilim olan alacaklı ile borçlu arasında herhangi bir ticari ilişkisi olmamasına karşın dostluğa binaen borçluya borç vermiş, bunun karşılığında "borçlu tarafından malen kaydı düşülerek tanzim edilmiş" bir senet verilmiştir. Arada herhangi bir mal teslimi yok, dolayısıyla fatura da yok. Biz kambiyo senetlerine özgü takip yaptık ancak borçlu icra hukuk mahkemesine itiraz etti. İtirazında, senedin malen düzenlenmiş olduğunu ve mal teslim almadıklarını, bu nedenle borcun tamamına itiraz ettiklerini belirtmişlerdir. Benim sıkıntım "malen" ibaresi. Daha önce sunulmuş içtihatlardan çıkardığım sonuca göre, mal teslim almadığını ispat yükü davacıda, yani borçluda. Ancak bu bir menfi tespit davası olmadığı için basit yargılama usulünden dolayı nasıl bir yol izleyebilirim? Şayet yardımcı olabilirseniz çok mutlu olurum. Şimdiden herkese teşekkürler.
Old 21-05-2012, 16:58   #56
Av. Mehmet Aslan

 
Varsayılan

Tarafları tacir olmayan borç ilişkisinde tanzim edilen bonoda malen alındı kaydı var ise ispat sorunu nasıl olacaktır? Misal; bir gayrimenkulün tapuda devri esnasında alınan bonoda "malen alındı" kaydı var ise, tapudaki tescil işlemi malen alındığına dair kesin delil teşkil eder mi?
Old 18-06-2012, 16:47   #57
Av. Feyza Altun

 
Varsayılan

Benim de bu hususta bi sorum olacak:

Müvekkil daha önce karşılıksız çıkan çekinden yakalandığı sırada bu çeklere ödeme olarak senet vermiş. Oğluna da imza attırmış senet üzerine.

Sonra alacaklı senedin üzerini bedeli anlaştıkları gibi doldurmuş fakat malen kaydı koymuştur.

Elimde bir de borçlunun oğluna şahit olarak imza attırdıkları taahhütname var. (çeklere karşılık şu şu senedi verdim vs. gibi) Fakat bu taahhütnamedeki vade ve senetteki vade farklıdır.

Bu durumda dava açsam boşa mı kürek sallamış olurum acaba?
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
kira sözleşmesi-malen kayıtlı senet *sinequanon* Meslektaşların Soruları 6 14-09-2012 10:27
Tapunun Kaydının Hukuki Değerini Yitirmesi Av. Arzu Mercan Meslektaşların Soruları 6 24-11-2006 03:50
Bono-Malen kaydı-Tacir-İspat Yükü Av. Bülent Sabri Akpunar Ticaret Hukuku Çalışma Grubu 0 10-07-2006 13:55
ticari senette pul Desarac Meslektaşların Soruları 4 23-02-2006 13:15
Tapu Kaydının Geçerliliği ŞEN ÇELİK Meslektaşların Soruları 7 23-03-2004 22:54


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07267404 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.