Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Avukattan Töre Savunması

Yanıt
Old 05-04-2007, 14:44   #1
uye8490

 
Varsayılan Avukattan Töre Savunması

Töre cinayeti duruşmasında şok savunma!

Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde 12 yaşındayken berdel usulüyle evlendirilen, imam nikahıyla birlikte yaşadığı Ö.Ş.'tan erkek çocuk doğurmadığı için baskı görünce ayrılmak isteyen, ancak "töre gereği" öldürülen G.G (20) cinayetiyle ilgili davanın duruşmasında sanık avukatının savunması şoke etti. Avukat Z.Y.'nın "Öldürülen kadın masum değildir. Bu nedenle müvekkillerimin tahliyesini istiyorum" sözleri, kadın müdahil avukatları şaşkınlığa uğrattı.
Sırımkesen köyünde 22 Temmuz 2006'da annesinin evinde gizlendiği çeyiz sandığında kalaşnikofla taranarak öldürülen Gümüş cinayetiyle ilgili davaya Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Haklarında "Töre saikiyle yakın akrabayı öldürmek" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle dava açılan tutuklu sanıklardan Ö.Ş.T., kardeşleri M.Ş. ve H.t.ile G.nin amcasının oğlu B.G. katıldı.
Müdahil avukat M.B. dosyanın özellikli bir dosya olduğunu, cinayetin de normal bir vaka olmadığını belirterek şunları söyledi:

"Caydırıcı ceza olmalı"
"Namus adına işlenen cinayetlerde ciddi yaralanmalar var. Kamu vicdanı gerçekten zarar görüyor. Cinayetlerin ne kadar vahim olduğunu hep birlikte görüyoruz. İlk kez Türkiye’de resmi anlamda bir genelge yayımlandı. Herkese ciddi görevler yüklenmiştir. Bunlardan biri de Adalet Bakanlığı’dır. Caydırıcı cezalarla bu tip suçlar önlenebilir. Bu tip suçlar bir ya da iki kişinin kararıyla işlenmiyor. Genel karar olduğunu hepimiz biliyoruz. Dosyadaki dilekçelerin tümünde 'namus meselesi' diye bir cümle var. Sanıklar töre değil, namus adına işlendiğini iddia ediyor. Namus denilince akan sular durmaktadır. Böyle bir haklılık olamaz. Ailesi her şeyi göze alarak gördüklerini anlattı."

"Bu Allah aşkı gibi birşey"
Sanık avukatı Y.ise, kadının 10 ya da 20 kişinin organize edeceği şekilde öldürülecek biri olmadığını ileri sürerek şöyle konuştu:
“Tabiri caizse, kafeste bir kuştur. 20 avcı olmaz. Bir silah yakalanmıştır. O silahı kullanan suçunu itiraf etmiştir. O da Mehmet Şah Taş’tır. Diğer sanıklarla ilgili dosyada çelişkiler vardır. Sadece bizim bölgede değil, dünyanın neresine gidilirse gidilsin, bu durumlar vardır. Bu vatan aşkı gibi, Allah aşkıdır. Burada bazı kesimler namuslarını candan öte görür. Bu kadının öldürülmesi de basit bir namus cinayeti değildir. Bizim de bir yere kadar dilimiz dönmektedir. Bazı şeyler bunun da ötesinde. Ama şunu söyleyebiliyoruz. Ölen kadın masum değildir. Bu nedenle Bahattin Gümüş ve Hamdullah Taş’ın tahliyelerini, olmazsa kefaletle serbest kalmalarını talep ediyoruz.'' Avukatın savunması karşısında kadın müdahil avukatlar şaşkınlıklarını gizleyemedi. Kısa bir ara veren mahkeme, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi. Milliyet
Old 05-04-2007, 16:55   #2
av.fundasin

 
Varsayılan

Değerli meslektaşlarım.Nedir namus.namuslu olmanın ölçütü nedir ve bu ölçütü kim, neye göre belirliyor.Namus kavramının anlamını bilmeyerek sadece kadının taşımasıması gerekli bir haslet olduğunu sanan,bir kadının kadın olarak dünyaya gelmekle en büyük günahkar olduğunu düşünen kişilerden oluşmuş ülkemizde bu düşünce biçimi canımı acıtıyor.Hayata at gözlükleriyle bakan,toplu iğne başı kadar bile ufku olmayan insanları toplumda her statüde görmek üzücü.Sanık müdafii avukat meslektaşımın şahsını tenzih etmekle beraber savunmasında kullandığı cümleler bir kadın ve avukat olarak beni çok incitti.
Old 05-04-2007, 18:21   #3
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

CEDAW Komite,
GENEL TAVSİYE NO:19 (11.oturum,1992)

(ii) Kadın aile bireyinin öldürülmesi veya saldırıya uğraması durumunda namus savunmasının yasalardan çıkarılması

Saygılar
Old 05-04-2007, 18:55   #4
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Savunmanın sınırı ve meslek ilkeleri

Basında yazılanların doğru olduğunu kabul edilir ise:

Avukatın yaptığı savunma açıısından müvekkile özdeşleşme yasağı ihlal edilmiş midir?

Kadınlara karşı öldürme eylemi meşru sayılmış ve bir şekilde öldürme eylemi övülmüş müdür?

CEDAW ve diğer temel hak anlaşmaları sadece hükümetleri mi bağlar,avukatlar CEDAW aykırı savunma yapma hakkına sahip midir?

Ne dersiniz?

Saygılar
Old 05-04-2007, 19:03   #5
persona

 
Varsayılan

bence bu tur davalarda, danimarkalilarin yaptigi gibi,(orada yasayan turk aile , -namus cinayeti-diye bilinen sucu islemisti) , butun aileye ceza verilmeli ki, kanunun caydiricilik ozelligi ortaya ciksin.. aksi halde namus cinayeti altinda , ailenin en kucugunun hapse gidip 5-10 yil hapis cezasi cektikten sonra ciktigi yonundeki haberleri daha cok okumaya devam ederiz...

Avukat meslektasimiz hakkinda yorum yapmaya gerek yok gibi, bence sayin Habibe yilmaz kayar in yazdigi tum ilkeleri ihlal etmistir...
Old 07-04-2007, 00:27   #6
AV.ZEYNEP ERTUNÇ

 
Varsayılan

Sayın Kayar;belirttiğiniz ilkelerin tümünün ihlal edildiğini düşünüyorum..Evet;bir olguyu anlatmanın yolu bu olmamalı..Özellikle hakların savunulmasını bir iş olarak icra eden bizlerin en başta konusu " yaşam hakkı " olan bir davada meselenin ortaya konulmasında bu kadar dar kapsamlı,sığ bir yaklaşımı olamaz..Olmamalı
Maddi yaşamdan ayakları kopmuş törelerin hala töre olarak ortaya konulması,üstelik hukuk kurallarınca belirlenmiş alanların her nedense hala törelerle düzenlendiğinin ifade edilmesi ve en önemlisi en temel doğal haklarımız içinde olan "yaşam hakkı" üzerinde bu denli sorumsuzca laflar edilebilmesine son verilmesi gerekmektedir.
Bu bizim öncelikle yasalara karşı sorumluluğumuz ancak en önemlisi insan sorumluluğumuz ve en basit düşünüşle kamusal hizmetimiz kapsamındaki sorumluluğumuzdur görüşündeyim.
Old 07-04-2007, 10:33   #7
Av.Bektaş Salim Topbaş

 
Varsayılan savunma dokunulmazlığı

Konunun özellik arzetmesi ve aydınlanmacı kadınların töre ve namus cinayetlerine ilişkin tepkilerini doğru bulmakla beraber sanıklar avukatının da savunma hakkına saygı duyulması gerekir düşüncesindeyim.Avukat savunma hakkını özgürce kullanabilmelidir.Avukatın savunmasının içeriğini özgürce belirleyebilmelidir.Ayrıca kusur avukatın savunmasında aranacağı yerde şu noktalarda aranırsa daha köklü çözümler üretilebilir:
-olayda öldürülen kadın ailesi ve aile bireyleri tarafından öldürülmüştür.Bir ailenin böyle bir karar vermesi ve uygulamasının o aile için de büyük ızdırap kaynağı olacağı değerlendirilmelidir.
-eğer namus vb kavramlar bazı yörelerde yaşam hakkından önde tutuluyorsa bu durumun sürmesinde bölgedeki aşiretçi feodal yapının kırılamamış olması dikkate alınmalıdır.
-Ayrıca son dönemde tv lerde aşiret töre içerikli dizilerin izleyicilere bir eğlence olarak sunulması sonra bu dizilerin de etkisiyle meydana gelen üzücü olayların magazinvari bir şekilde -şok- başlıkları altında haber olarak sunulmasının medyanın işleviyle ne kadar bağdaştığı,
-ayrıca batının özünü kavrayamadığı ve anlam veremdiği yöreye özgü bu tür cinayetlerin yine savunmada batının namus kavramına istinat edilmesinin yasaklanması önerisiyle çözülemeyeceğinin,
-yüzyıllardır bu tür üzücü olaylara sahne olmasına rağmen aynı olayların sürgit devam etmesinin ailede namus vb değerlerin bölge kadını tarafından bölge erkeğiyle benzer değerlendirildiği düşünmeden,
meseleye sadece aydın kadın bakış açısıyla ve ağır cezalarla çözüm bulunamayacağı kanaatindeyim.
Old 07-04-2007, 11:16   #8
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Sn.Topbaş

Yaygın ve sürekli olan kadın katliamının nasıl çözümleneceğine ilişkin bir çok tartışma bu alanda yapılmıştır ve devam edecektir.

Bu başlıktaki tartışma özel bir konuya değinmektedir.Bu konu da namus suçlarının savunma sırasında haklı görülüp görülemeyeceği ve savunulup savunulamayacağıdır.

Yine savunma hakkının uluslararası hak belgelerinini yok sayarak hatta belgelerde belirtilen temel hakların ortadan kaldırılmasının savunulup savunulamayacağı tartışmamızı oluşturmaktadır.


Sorumuzu daha sadeleştirir isek:
Müvekkil ile özdeşleşerek yaşam hakkının ve diğer temel hakların ihlalini savunmak savunma sınırları içinde midir?

Saygılarımla
Temel hakların
Old 07-04-2007, 11:58   #9
ragıp

 
Varsayılan

Be n bu savunmayı çok sevdim. Gerçi çok az ceza davası alıyorum ama yeni bir şey öğrendim. "Kabahat ölendedir" Bu savunmayı hep yaparım artık. Mağdur hayat kadınıydı derim; işsizdi,serseriydi derim; evine bakmazdı,kumar oynardı derim. Derim nasılsa savunma kutsal.
Hatta hukuk davalarında da kullanılabilir bak. Diyelim borçlu vekiliyim. Zaten alacaklı, karaborsacı kazıkçının tekiydi ödememize gerek yok derim olur biter.
Şaka bir yana da, savunmada bence 3 temel hata var.
1- Mağdurun kişiliği suçta etkili olamaz. Yani haketti mantığı hukukta kabul edilemez
2-Meşru olmayan indirim sebepleri kabul edilemez. İndirim sebepleri, yasada belirtilir
3- İştirak,azmettirme vs. gibi temel hukuk ilkeleri gözardı edilmiştir.
Old 07-04-2007, 12:05   #10
Admin

 
Varsayılan

Merhaba,
Alıntı:
Müvekkil ile özdeşleşerek yaşam hakkının ve diğer temel hakların ihlalini savunmak savunma sınırları içinde midir?
Konu aynen Sayın Kayar'ın isabetle altını çizdiği bu noktada düğümleniyor.

Elbette savunma hakkı kutsaldır, elbette bir avukat müvekkilinin haklarını savunacaktır. Ancak burada savunulanın müvekillin "hakkı" olduğunu unutmamak gerekir. Savunma kutsallığı kavramı arkasına sığınarak bir avukatın canının (veya müvekkilin canının) istediğini söyleme hakkı olduğunu düşünmüyorum.

Daha radikal örneklerden gidelim:

A, B'yi "zenci" olduğu için öldürmüştür. Savunma avukatı savunmasında "zencilerin öldürülmesi gerektiğini" ileri sürebilir mi? Bu tip bir iddia savunma hakkının kutsallığı kapsamında mıdır?

Ve tabii yasal düzenlemeleri de unutmayalım:

Avukatlık Kanunu:

Alıntı:
Genel olarak:
Madde 34 - (Değişik: 02.05.2001-4667/21 md.) Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.


İşin reddi zorunluluğu :
Madde 38 - Avukat;
..a) Kendisine yapılan teklifi yolsuz veya haksız görür yahut sonradan yolsuz veya haksız olduğu kanısına varırsa,
....
Teklifi reddetmek zorunluluğundadır.


Avukatlık Meslek Kuralları:
Alıntı:
3- Avukat mesleki çalışmasını kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür.

4- Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır. Avukat özel yaşantısında da buna özen göstermekle yükümlüdür.
5- Avukat yazarken de, konuşurken de düşüncelerini olgun ve objektif bir biçimde açıklamalıdır. Mesleki çalışmasında avukat hukukla ve yasalarla ilgisiz açıklamalardan kaçınmalıdır.

6- Avukat iddia ve savunmanın hukuki yönü ile ilgilidir
Old 07-04-2007, 14:46   #11
Av.Bektaş Salim Topbaş

 
Varsayılan

Sorumuzu daha sadeleştirir isek:
Müvekkil ile özdeşleşerek yaşam hakkının ve diğer temel hakların ihlalini savunmak savunma sınırları içinde midir?

cevap:bu soru aslında soru değildir.cevabı baştan belli ve yönlendirici bir anekdottur.Dolayısıyla tartışma götürmez.Eğer soruya evet cevabı verebilecek gafleti gösteren olursa ki sanmıyorum sayın admin yukarda olduğu gibi bir hukukçunun önüne her avukat tarafından bilinmesi zaruri kanun maddelerini dökecektir.saygılarımla.
Old 07-04-2007, 17:33   #12
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Evet,avukatlar her aşamada avukatlık kanunu ve meslek ilkelerine uygun davranmalıdır.

Töre/namus bahaneli öldürme eylemi sanığın savunmasında da....

Saygılarımla
Old 07-04-2007, 17:39   #13
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

12 yaşında evlendirilip, 20 yaşında öldürülen bir kadının hikayesi.

12-20 yaş aralığında yaşadıkları "her ne olursa olsun", öldürülenin masum olmadığından söz etmek mümkün mü?

Masumiyet tartışması yapılabilir mi? Konu her ne ise, 12 yaşında evli bir kadına dönüşen küçük bir kız çocuğu ne yaşadıklarından ve ne de yaşattıklarından sorumlu olamaz. Eğer yanlış varsa, bu da içinde yaşadığı ortamdakilerin, onu büyütüp yetiştirenlerin yanlışı olabilir ancak. 12 yaşındaki bir çocuk eş, sanık vekilinin isabetle söylediği yegane sözdeki gibidir:

"Kafesteki kuş"



"Kafesteki kuşu vurdum/k, çünkü o benim/bizim hükümranlık sahamda,benim kafesimdeydi ve ben ötüşünü hiç beğenmedim"

demek gibi...


*


Savunma sınırları aşılmış mıdır tartışmasına gelince. Adam öldürmenin birlikte değil, tek bir kişi tarafından gerçekleştirildiği savunması çerçevesinde ilk kısımlardaki mecaza katılmamak mümkün değil. Ancak öldürülenin masum olmadığı savunması ve akabinde bu nedenle tahliye isteminin , Allah aşkı gibi tanımlarının , dünyanın -her yerinde şimdi dillerinin bir yere dek dönebildiği için tümüyle açıklayamadıkları- durumların varlığı iddiası, TCK.m.130/1 de düzenlenen suçu anımsattı.


Alıntı:
Madde 130 - (1) Bir kimsenin öldükten sonra hatırasına en az üç kişiyle ihtilat ederek hakaret eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Ceza, hakaretin alenen işlenmesi halinde, altıda biri oranında artırılır.

(2) Bir ölünün kısmen veya tamamen ceset veya kemiklerini alan veya ceset veya kemikler hakkında tahkir edici fiillerde bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.


Ve iddia ve savunma dokunulmazlığı:


Alıntı:
Madde 128 - (1) Yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında, kişilerle ilgili olarak somut isnadlarda ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması halinde, ceza verilmez. Ancak, bunun için isnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir.



Müdahil avukatı olsaydım, öncelikle ölenin neden masum olmadığının GERÇEK ve SOMUT vakıalarla açıklatılmasını ister, soyut ve hakaretamiz isnadlarla ilgili olarak suç duyurusunda bulunur ve UYUŞMAZLIKLA BAĞLANTI kavramını da Mahkemenin takdirine bırakırdım. (Masum olmayan öldürülebilir mi?)

Saygılarımla...
Old 07-04-2007, 18:49   #14
AV.ZEYNEP ERTUNÇ

 
Varsayılan

Meslektaşlarım;
Burada şekli hukuk kurallarının çok ötesinde bir şeyi konuşuyoruz diye düşünüyorum.Avukatlık mesleği ve savunma sınırları ile ilgili kurallara uyulmuş olsa bile bu içerikteki bir savunmanın doğru olduğunu kabul edecek miyiz?
Mesele tabii ki şekli hukuk kurallarının çok ötesinde...Tabii ki sadece aydınlanmacı kadın hareketinin çok ötesinde..İnsanın yaşam hakkından bahsediyoruz.. 20.yaşındaki taptezecik bir hayatın yok edilmesinden bahsediyoruz..İNSANIN VAROLUŞA SAYGISININ; CAN'A SAYGISININ YOK EDİLMİŞ OLMASIYLA İLGİLİ BİR ŞEYDEN BAHSEDİYORUZ..!! Ve maalesef buna sebep olan tüm sosyo-ekonomik-kültürel-psikolojik vs..sebepleri anlamak bunun gerçekleşmesini önleyemiyor..İnsanın zamana,mekana,miktara bağlı değişebilir birtakım değer ve yargılarının ve üstelik artık tümüyle temellerinden kopmuş hallerine rağmen hala iş görmesi,bir hayatı yargılayıp yok etmesinden bahsediyoruz..
Bu çok önemli bir konu!!!Ve biz avukatlar açısından mesleğimizin icrası kapsamında derinleştirilmesi,üzerinde çok konuşulması,bazı ilke kararların alınması gerekli bir konu..Sadece savunmanın kutsallığı gibi içeriğinden uzaklaştırılmış ,sloganlaştırılmış bir ifade ile geçiştirilmemeli...Samimiyetimle..
Old 07-04-2007, 19:25   #15
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Alıntı:
Avukatlık mesleği ve savunma sınırları ile ilgili kurallara uyulmuş olsa bile bu içerikteki bir savunmanın doğru olduğunu kabul edecek miyiz?

Böyle bir savunma avukatlık meslek kurallarına rağmen yapılabilir mi?

Yani bu yöndeki savunma ile meslek ilkeleri bir arada olabilir mi?

Önce doğru yanıtı vermeliyiz.

Bu alandaki tartışmayı konunun içeriğinden boşaltılması ve sloganlaştırılması olarak değil,tam da içeriğinin doldurulması olduğunu düşünüyorum.

Saygılarımla
Old 08-04-2007, 00:10   #16
AV.ZEYNEP ERTUNÇ

 
Varsayılan

Sayın kayar ilk mesajımda bunu avukatlık meslek kurallarına uygun bir savunma olarak değerlendirmediğimi belirttim..Bunu tekrarlıyorum..
Bunun yanında konunun içeriğinden boşaltılması tanımlamam doğru anlaşılmamış olsa gerek; çünkü bu forumda bunu yapıyoruz,yahut yapıyorsunuz demiyorum..Tam tersine "savunma hakkı kutsaldır,ne yapılsa mübahtır .." diyerek bu konunun derinliğine tartışılmasının önünün kesilmesi hali için kullandım sloganlaştırma kavramını..
Tekralıyorum;ben böyle bir savunma biçimini doğru olmadığını söylüyorum..Hukuki bulmadığımı söylüyorum..Yaşam hakkının sonlandırılması; "idam cezasının " bile bütün gelişmiş toplumların hukuk sistemlerinden kaldırıldığı bir çağda hala törelerden ve öldürülenin masum olmadığından bahisle bir meşru müdafaa hali yaratılamaz..Bir masumiyet savunmasında bulunulamaz..
Old 10-04-2007, 16:18   #17
aslıhankart

 
Varsayılan

bana göre mesele tamamen mantalitede,düşünce biçiminde bitmektedir.
kadınların "gezmeyi çok seviyordu",tecavüze uğradığında ise "kendisini kirletti"diye öldürüldüğü;
küçücük çocukların kendilerinden yaşça büyük adamlara satıldığı;
zorla delirtilerek intihar etmelerinin sağlandığı;
bir kadının namus(!)unun evin babasının,oğlunun,amcasının hatta mahallelinin namusu sayıldığı;
yapılan araştırmalara göre töre cinayeti işleyenlerin 51'inden yalnızca üçünün pişman olduğu ve diğerlerinin "yine olsa yine yaparım" dediği;
kadın bir hakimin "evinde oturup,çocuk doğursun" denilerek hem de mahkeme salonunda dövüldüğü bir ülkede,bu kişilere karşı, cezalar ne kadar caydırıcı,hukuk ne kadar acımasız olursa olsun,anlayış değişmedikçe, bunlar hiç bir işe yaramayacaktır ne yazık ki.
hele de bunlar çok büyük kitle iletişim araçlarıyla(bilerek veya bilmeyerek)güzel kızlar,yakışıklı erkekler ve göz kamaştıran bir şatafatla anlatılarak
destekleniyorsa,bu anlayışın çözülmesini beklemem biraz hayalperestliktir sanırım...
öyle ki bu ülkede "cinsel saldırıya uğrayan kadını namus yüzünden öldüren aile bireyleri yargılanırken tahrik indirimi uygulanmayacak" hükmü 2004 yılında getirilmiştir.ne mutlu ki sonunda eklenmiştir .ancak bunun 2004 yılında yapılmış olması da son derece düşündürücüdür.
söz konusu olaya gelince;bir avukatın yalnızca müvekkilini savunmak uğruna insani değerleri bu kadar ayaklar altına alması elbette içler acısıdır.bu,yalnızca masum bir savunma değildir.aynı zamanda,ne acı ki,kendisinin düşüncesini de açıkça ortaya koymaktadır."kafeste kuş","allah ve vatan aşkı" benzetmesi de kendisinin olaya ne derece gözü kapalı ve sakat baktığını zaten göstermektedir.
ama her şeye rağmen en acı olan,hala bu insanlara hak veren,kadını et ve zardan ibaret gören çok büyük bir kesimin bulunması;bunun ise kolay kolay aşılamayacak olmasıdır.

saygılarımla...

ASLIHAN KART
Old 10-04-2007, 23:53   #18
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Alıntı:
Yaşam Hakkı İhlalini Savunan Avukatlar Var

"Namus vatan aşkı Allah aşkı gibidir" savunmasını yorumlayan Avukat Beştaş, Tanrıkulu, Sarıhan ve Yalçındağ, "cinayete namus indirimi" isteyen savunmayı eleştiriyor, savunma hakkının yaşama hakkını ihlal edemeyeceğini söylüyor.

--------------------------------------------------------------------------------
BİA Haber Merkezi
06/04/2007 Ayça ÖRER ayca@bianet.org
--------------------------------------------------------------------------------
BİA (İstanbul) - Avukatlar, "öldürülen Gülistan Gümüş masum değildir" savunmasını eleştiriyor.

Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde, "töre" bahanesiyle öldürülen Gülistan Gümüş'ün davasında sanık avukatı Zafer Yaşlı "Burada bazı kişiler namuslarını candan öte görürler. Bu, vatan aşkı gibi, Allah aşkı gibidir. Bu kadının öldürülmesi basit bir cinayet değildir. Öldürülen Gülistan Gümüş masum değildir. Bu nedenle suçunu kabul eden Mehmet Şah Taş ile eşi Ömer Taş haricindeki diğer 2 sanığın tahliyesini talep ediyoruz" savunmasını yaptı.

bianet'in görüştüğü avukat Şenal Sarıhan, "Avukatlık yemini insan onuru ve insan hakkı üzerinedir. Namus gerekçe gösterilerek bir indirim talebi bile olamaz" diyor. İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkan Yardımcısı Avukat Reyhan Yalçındağ, Yaşlı'nın savunmasının kadın hakları savunucularının, akademisyenlerin çalışmalarını görmezden geldiğini belirtirken, Diyarbakır Barosu Başkanı Sezgin Tanrıkulu, baro bünyesinde verilen eğitimlere rağmen avukatlar üzerindeki geleneksel zihniyetin kırılamadığını anlatıyor.

Olay nasıl gerçekleşti?

Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde "berdel" usulüyle evlendirilen ve "erkek çocuk doğuramadığı" gerekçesiyle eşinin ailesi tarafından gördüğü baskılara dayanamayıp İstanbul'a yerleşen Gümüş, "berdel" bozulur düşüncesiyle köyüne geri dönmüştü.

Burada kardeşinin kendisini öldürmesi tehdidi nedeniyle sandıkta saklanan Gümüş, uzun namlulu silahla taranarak öldürülmüştü. Olayla ilgili açılan davada, 4'ü tutuklu 8 sanık yargılanıyor.

Dava Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülüyor.davanın dün (5 Nisan) görülen duruşmasında Gümüş'ün imam nikahıyla birlikte yaşadığı eşi Ömer Taş, Mehmet Şah Taş, Hamdullah Taş, Bahattin Gümüş ile tutuksuz sanıklar Abdurrahim Gümüş, maktul Gümüş'ün kardeşi Memduh Gümüş, amcası İdris Gümüş ve kayınbiraderi İzzettin Taş hazır bulundu.

Sanık avukatı Yaşlı, maktul Gümüş'ün 8 kişi tarafından organize bir şekilde öldürülecek biri olmadığını söylemiş, "tabiri caizse kafeste bir kuştur, bunun için 20 avcı olmaz" demişti.

Beştaş: Namus savunmasının haklılığı olamaz

Gümüş'ün annesinin avukatı Meral Danış Beştaş, savunmasında "töre saikiyle kasten insan öldürmenin" karşılığının "ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası" olduğunu hatırlatıyor.

Yaşlı'nın savunmasına karşılık Beştaş şu açıklamayı yapmış:

"Dilekçelerde olayın namus meselesi olduğu söyleniyor. Bu savunma "töre" kavramına uygulanan ağır cezadan kurtulmak için yapılıyor. Namus denince akan sular durmaktadır. Böyle bir haklılık olamaz."

Beştaş özellikle "namus" bahanesiyle işlenen cinayetlerde caydırıcılığın çok önemli olduğuna dikkat çekiyor, ceza indirimi uygulanmamasını talep ediyor.

Tanrıkulu: Eğitim çözüm değil

Savunma hakkının sınırlarının yaşam hakkıyla sınırlı olduğunu dile getiren Tanrıkulu, "Hepimizin önlemeye çalıştığı geleneksel bir yapı, o yapının ürettiği sorunlar var" diyor.

Diyarbakır Barosu avukatlara Başbakanlık Genelgesi hakkında eğitim çalışmaları düzenlemiş. Fakat eğitim çalışmaları gönüllülük temelinde düzenlendiği için, katılmayan avukatlar var. Tanrıkulu, bu nedenle eğitimin başlı başına bir çözüm olmayacağını yineliyor.

Diyarbakır Barosu'na henüz Yaşlı'nın savunması hakkında bir şikayet başvurusu olmamış. Ama olursa bu şikayet "savunma etiği" çerçevesinde değerlendirilecek.

Sarıhan: Avukat yaşam hakkı üzerine yemin eder

Yaşlı'nın savunmasında, "insan ve yaşam hakkı ihlali" olduğuna işaret eden Sarıhan, avukatlık yemininin de aynı haklar üzerine kurulduğunu hatırlatıyor.

Başbakanlık Genelgesi'nin yayınlanmasının ardından yasa uygulayıcılarda eksikliklerin giderilememesi Sarıhan'ın dikkat çektiği bir diğer konu:

"Sözde etkinlikler yapılmış gibi görünüyor. Olumlu çalışmalar yok. Yargıçlara, savcılara ve avukatlar yönelik barolarda çalışmalar başlamadı. Adalet Bakanlığı insan hakları konusunda ciddi çalışmalar yaptı ama kadının insan hakları ve bunun yasal olarak adalet düzeyinde yansıması konusunda çalışmaların yapılmadığı çok açıktır."

Yalçındağ: Yaşlı'nın savunması aktivistleri görmezden geliyor

Yalçındağ, Yaşlı'nın savunmasıyla kadın hakları konusunda çalışanları, akademisyenleri görmezden geldiğini aktarıyor:

"Tecavüz dosyalarında özellikle kadın avukatlar olarak bu tarz savunma yapanlarla karşı karşıya geliyoruz. Bu tavır erkek egemen bakış açısının ne kadar yaygın ve mahkum edici olduğunu gösteriyor. Böylesi bir durumda bile kalkıp 'kadın suçlu' demek, aktivistleri, akademisyenleri görmezden gelmek demek."

Bu savunmanın hukuksal bir yaptırımı var mı?

Tanrıkulu, Yalçındağ ve Sarıhan, avukatların bu tarz savunmalarının herhangi bir hukuki yaptırımı olmadığını açıklıyor. Yaptırım uygulama hakkı bir tek barolara ait. Barolar da, avukatlık etiğine göre soruşturma açabiliyor.

Yalçındağ ve Sarıhan bu noktada, yaptırım uygulanmasından çok zihniyet sorgulaması yapılması gerektiğini ekliyor.

Berdel nedir?

Berdel kız değişimine dayanan ve aynı anda iki kadın iki erkeği dünya evine sokan bir evlilik yöntemi. Başlık parasından kurtulmak için uygulanan yöntem genellikle iki kardeşle iki kardeşin ya da yakın akrabaların evlenmesi şeklinde gerçekleşiyor. Yöntem akrabalık bağı olmayanlar arasında da görülebiliyor.(AÖ)
http://www.bianet.org/index_root.htm
Old 10-04-2007, 23:54   #19
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Alıntı:
Şok töre savunması tartışılıyor




Türk Hukuk Sitesi'ne üye avukatlar, Diyarbakır'da çeyiz sandığı içinde saklanırken kalaşnikofla taranarak öldürülen Gülistan Gümüş'le ilgili davada "bu kadın masum değildi, burada töre cinayeti işlemek vatan, Allah aşkı gibidir" türünden "şok edici" cümlelerle müvekkilini savunan Avukat Zeki Yaşlı'nın savunmasını tartıştı.


Ölen kadın masum değil


Tartışma bir avukatın şu sorusuyla başladı:

"Avukatın yaptığı savunma açısından müvekkile özdeşleşme yasağı ihlal edilmiş midir? Kadınlara karşı öldürme eylemi meşru sayılmış ve bir şekilde öldürme eylemi övülmüş müdür? CEDAW (Kadınlara karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi) ve diğer temel hak anlaşmaları sadece hükümetleri mi bağlar,avukatlar CEDAW aykırı savunma yapma hakkına sahip midir?"

Ve diğer avukatlar tartışmaya şöyle katıldı:

BİR KADIN VE AVUKAT OLARAK ÇOK İNCİNDİM

Değerli meslektaşlarım. Nedir namus, namuslu olmanın ölçütü nedir ve bu ölçütü kim, neye göre belirliyor? Namus kavramının anlamını bilmeyerek sadece kadının taşıması gerekli bir haslet olduğunu sanan,bir kadının kadın olarak dünyaya gelmekle en büyük günahkar olduğunu düşünen kişilerden oluşmuş ülkemizde bu düşünce biçimi canımı acıtıyor. Hayata at gözlükleriyle bakan, topluiğne başı kadar bile ufku olmayan insanları toplumda her statüde görmek üzücü.Sanık müdafii avukat meslektaşımın şahsını tenzih etmekle beraber savunmasında kullandığı cümleler bir kadın ve avukat olarak beni çok incitti.

TÜM AİLE CEZALANDIRILMALI

Bence bu tür davalarda, Danimarkalıların yaptığı gibi (Orada yaşayan Türk aile, namus cinayeti diye bilinen suçu işlemişti) bütün aileye ceza verilmeli ki kanunun caydırıcılık özelliği ortaya çıksın. Aksi halde, namus cinayeti altında, ailenin en küçüğünün hapse girip beş on yıl yattıktan sonra çıktığı yönündeki haberleri daha çok okuyacağız.

BÖYLE SIĞ BİR SAVUNMA OLAMAZ

Belirtilen ilkelerin tümünün ihlal edildiğini düşünüyorum. Evet; bir olguyu anlatmanın yolu bu olmamalı.Özellikle hakların savunulmasını bir iş olarak icra eden bizlerin en başta konusu "yaşam hakkı" olan bir davada meselenin ortaya konulmasında bu kadar dar kapsamlı, sığ bir yaklaşım olamaz.Olmamalı. Maddi yaşamdan ayakları kopmuş törelerin hala töre olarak ortaya konulması, üstelik hukuk kurallarınca belirlenmiş alanların her nedense hala törelerle düzenlendiğinin ifade edilmesi ve en önemlisi en temel doğal haklarımız içinde olan "yaşam hakkı" üzerinde bu denli sorumsuzca laflar edilebilmesine son verilmesi gerekmektedir.

AVUKAT SAVUNMASINDA ÖZGÜR OLMALI

Konunun özellik arzetmesi ve aydınlanmacı kadınların töre ve namus cinayetlerine ilişkin tepkilerini doğru bulmakla beraber sanıklar avukatının da savunma hakkına saygı duyulması gerekir düşüncesindeyim.Avukat savunma hakkını özgürce kullanabilmelidir.Avukatın savunmasının içeriğini özgürce belirleyebilmelidir. Ayrıca kusur avukatın savunmasında aranacağı yerde şu noktalarda aranırsa daha köklü çözümler üretilebilir:

-olayda öldürülen kadın ailesi ve aile bireyleri tarafından öldürülmüştür. Bir ailenin böyle bir karar vermesi ve uygulamasının o aile için de büyük ızdırap kaynağı olacağı değerlendirilmelidir.

-eğer namus vb kavramlar bazı yörelerde yaşam hakkından önde tutuluyorsa bu durumun sürmesinde bölgedeki aşiretçi feodal yapının kırılamamış olması dikkate alınmalıdır.

-Ayrıca son dönemde tv'lerde aşiret töre içerikli dizilerin izleyicilere bir eğlence olarak sunulması sonra bu dizilerin de etkisiyle meydana gelen üzücü olayların magazinvari bir şekilde -şok- başlıkları altında haber olarak sunulmasının medyanın işleviyle ne kadar bağdaştığı,

-ayrıca batının özünü kavrayamadığı ve anlam veremdiği yöreye özgü bu tür cinayetlerin yine savunmada batının namus kavramına istinat edilmesinin yasaklanması önerisiyle çözülemeyeceğinin,

-yüzyıllardır bu tür üzücü olaylara sahne olmasına rağmen aynı olayların sürgit devam etmesinin ailede namus vb değerlerin bölge kadını tarafından bölge erkeğiyle benzer değerlendirildiği düşünmeden, meseleye sadece aydın kadın bakış açısıyla ve ağır cezalarla çözüm bulunamayacağı kanaatindeyi

ÖLÜMÜ SAVUNMAK ÖZGÜR SAVUNMA MI?

Yaygın ve sürekli olan kadın katliamının nasıl çözümleneceğine ilişkin bir çok tartışma bu alanda yapılmıştır ve devam edecektir. Bu başlıktaki tartışma özel bir konuya değinmektedir.Bu konu da namus suçlarının savunma sırasında haklı görülüp görülemeyeceği ve savunulup savunulamayacağıdır.

Yine savunma hakkının uluslararası hak belgelerinini yok sayarak hatta belgelerde belirtilen temel hakların ortadan kaldırılmasının savunulup savunulamayacağı tartışmamızı oluşturmaktadır. Sorumuzu daha sadeleştirir isek: Müvekkil ile özdeşleşerek yaşam hakkının ve diğer temel hakların ihlalini savunmak savunma sınırları içinde midir?

BEN BU SAVUNMAYI HEP YAPARIM ARTIK

Ben bu savunmayı çok sevdim. Gerçi çok az ceza davası alıyorum ama yeni bir şey öğrendim. "Kabahat ölendedir." Bu savunmayı hep yaparım artık. Mağdur hayat kadınıydı derim; işsizdi, serseriydi derim; evine bakmazdı,kumar oynardı derim. Derim nasılsa savunma kutsal.Hatta hukuk davalarında da kullanılabilir bak. Diyelim borçlu vekiliyim. Zaten alacaklı, karaborsacı kazıkçının tekiydi ödememize gerek yok derim olur biter. Şaka bir yana da, savunmada bence 3 temel hata var.

1- Mağdurun kişiliği suçta etkili olamaz. Yani haketti mantığı hukukta kabul edilemez

2- Meşru olmayan indirim sebepleri kabul edilemez. İndirim sebepleri, yasada belirtilir.

3- İştirak,azmettirme vs. gibi temel hukuk ilkeleri gözardı edilmiştir.

ZENCİLERİ ÖLDÜRMEK SAVUNULABİLİR Mİ?

Elbette savunma hakkı kutsaldır, elbette bir avukat müvekkilinin haklarını savunacaktır. Ancak burada savunulanın müvekillin "hakkı" olduğunu unutmamak gerekir. Savunma kutsallığı kavramı arkasına sığınarak bir avukatın canının (veya müvekkilin canının) istediğini söyleme hakkı olduğunu düşünmüyorum.Daha radikal örneklerden gidelim:

A, B'yi "zenci" olduğu için öldürmüştür. Savunma avukatı savunmasında "zencilerin öldürülmesi gerektiğini" ileri sürebilir mi? Bu tip bir iddia savunma hakkının kutsallığı kapsamında mıdır?

Ve tabii yasal düzenlemeleri de unutmayalım:

http://www.hurriyet.com.tr/kadin/6297110.asp?gid=159
Old 14-04-2007, 21:18   #20
Av. Adil Giray ÇELİK

 
Varsayılan Savunma

Sevgili Meslektaşlarım;

Öncelikle Sn. Ragıp ve Sn. Kayar ın önemli bir konuda aynı görüşte olmalarından mutlu olduk.

Bu arada değerlendirmeler, konu başlangıcında geçen meslektaşın ifadelerinin doğru olduğu varsayılarak yapmılmaya çalışılmıştır.

Avukatlık hukuku adına çok önemli bir ilke olan müvekkil ile ÖZDEŞLEŞME YASAĞININ olayımızda ihlal edildiğini görmekteyiz.

Alıntı:
Ölen kadın masum değildir.


Temel ve evrensel hukuk normunun reddettiği bir cinayetin mağduru hakkında sanık vekilinin kendi düşüncesi ile değerlendirme yapması kabul edilemez.

Savunma tekniklerinden KOPUŞ SAVUNMA TEKNİĞİNDE sistemi reddeden, onu yargılayan ve mahkum etmeye çalışan bir teknik kullanılmaktadır. Böyle bir teknikte dahi SAVUNMA MÜVEKKİLİ ADINA BEYANDA BULUNUR.

SAVUNMA yargının kurucu unsurudur. Bizler, yargının diğer kurucu unsuru olan iddia makamının hukuka uygun olmayan, eblek, hukuku katleden taleplerine nasıl karşı çıkmış isek, çağdaş, evrensel hukuk normlarına aykırı görüş bildirem meslektaşlarımızın bu tür beyanlarına da karşı çıkmalıyız.
Old 17-04-2007, 16:02   #21
uye8490

 
Varsayılan

Zordur kana bulanmış bir dünyada kadın olmak...Hüzünlerden damıtılan gülümseyişlerle yaraları sağaltmak...

Kadınsan çünkü,kırık bir kanatla çıkmışsındır yola .Payına, yazgı diye düşen ,vakitsiz kuş ölümleri olmuştur hep.Avuçlarında çocukluk düşlerinden arta kalan bayram sevinçleri saklıyken,bir bayram sabahı kırık kanadından vuruluvermişsindir kadınsan.

Azrail kimi zaman baba,kimi zaman kardeş,kimi zaman eş ama hep bir ölüm fermanı olarak dikilmiştir karşına.

Sorgusuz sualsiz vacip olan katlini töre diye çeyiz sandığına koymuştur çünkü karanlığın bekçileri....Avuçlarındaki sevinçlere kanayan düşler bulaşmıştır.Çeyizindeki aklara karanlıklar...Töre diye diye kanayan karanlık bir yolculuğa uğurlanmışken bir gece vakti yarınsızlığa gebe çığlıklar doldurmuştur acının sarnıcını...

Kadınsan sözün bittiği yerdesindir buralarda...Bakışların körleştiği ,umudun hüzne sevincin yeise bulandığı yerde....Kana bulanmış bir kapıda ve töre diye kalakalmıştır yaşanmamış tüm dakikaların...Tüm sokak başlarında vurulmuşsundur.Adını bile yazdıramamışsındır mezar taşına.

Bazen genç bir kızsındır bazen minik bir yavru bazen de sayısını eşinin bile unuttuğu doğumlarla cebelleşmiş bir ana...Doğurdukların büyümüş okumuş da adam olmuş...Ve bir bahar sabahı ansızın, senin kanayıp duran yarana kalemini batırmaktan çekinmeyen bir edayla son sözü söylemiş: “Masum değildir!!!”
Old 21-04-2007, 11:13   #22
ragıp

 
Varsayılan

Sevgili giray
senin gözünden de bir şey kaçmıyor yani. ne yapalım şimdi? Karizmayı mı çizdirdik?
Şaka bnir yana da; Bu konu gerçekten önemli. Bursada karşılaştığım bir svunmayı gördükten sonra, Burdaki meslektaşımıza hak vermem gerekecek sanırım. Burdaki meslektaşımız, hiç olmazsa maktulün masum olmadığını falan söylemiş.
Bursada bir 18 yaşından küçük kızla ilgili fuhşa teşvik, alıkoyma ve tecavüz davasındaki savunma:
"Mağdur, evden kaçmayı alışkanlık haline getirmiştir. Daha önce de alıkonma ve tecavüz nedeniyle dava açılmıştır. ....AĞIR CEZA MAHKEMESİNDE dava görülmektedir." diye savunma yapıldı.
Dikkat edin, mağdur müşteki olduğu bir dosya, aleyhine kanıt olarak sunuluyor.
Yukarda yazdığın gibi, bu savunmayı çok sevdim. Demek ki, kişi aşeyhine bir suç işlenmişse, herkes o kişi aleyhine suç işleyebilir. Güzel savunma.
Old 30-05-2007, 19:45   #23
avasas

 
Varsayılan

gecikmeli de olsa konuya dair kısa bir değinmede bulunmak istiyorum. bu konu, ekşi sözlük'te "bazı kesimler namuslarını candan öte görürler" başlığı ile işlediğim bir konuydu. oradaki entryimde de bahsettiğim gibi malum savunmada bazı şifre/tabu sözcükler var. bunlar öyle sözcükler ki kullanımı ve içselleştirilmesi zihniyetle alakalı. bu konuda emel armutçu'nun çok güzel bir yazısı var. esaslı bir suç duyurusu olacak nitelikte. ve yine o başlıkta henüz üniversite öğrencisi olan (hukuk öğrencisi değil) bir sözlük yazarı olayı kısa ve net belirtmiş. kendisine katılıyorum. verdiği tek bir bakınız ile isabetli bir yorum yapmış olmuş: "suçu ve suçluyu övmek"

sözlükteki başlık için: http://www.eksisozluk.com/show.asp?t...ote+go rurler
emel armutçu'nun suç duyurusu için: http://www.hurriyet.com.tr/kadin/627...id=0&oid=0&l=1
Old 31-05-2007, 09:57   #24
uSaRe01

 
Varsayılan

Ben de bizzat şahit olduğum bir olayı anlatayım.Baştan söyleyeyim kahramanlar hukukçu değil. Ancak ülkemizde halen geçerli anlayışı gözler önüne sermek için iyi bir örnek. Bir gün siyasi bir partinin lokaline ziyarete gittim orada genç üç kişi oturuyorlar biri bayan ikisi erkek. Erkeklerden birisi aşiret anlayışına sahip güneydoğuda yaşayan vatandaşlardan.amus meselesinden söz açılınca bu arkadaşımız başından geçen olayı anlattı bize: Amcasının oğlunun bir kızı sevdiğini,kızın babası vermeyince kaçırdığını, ailelerin neredeyse silahlı çatışmaya girme derecesine geldiklerini ancak kızın babasının ....cu olduğundan araya girerek barıştırdıklarını anlattı. Buraya kadar normal.Ancak arkasından, kendi öz amcasının kızının aşiret dışından birine aşık olduğunu, aile meclisinin buna izin vermediğini ve kızın aşık olduğu erkekle kaçtığını, aylarca izini sürdüklerini, bir yerde izini bulduklarında kızı ve çoçuğu barışacağız diye kandırıp pusuya düşürerek satırlarla (tabancayla falan değil) ikisini de öldürdüğünü anlattı.Hem ben hem aynı amaca hizmet ettiği yanındaki iki arkadaşı şok olmuştuk.Üstüne üstlük bu arkadaşımız kur'andan bir ayet okuyarak yaptığını dinde olan bir uygulama olarak göstermeye kalkışmasın mı. Tabii ayetin hangi surette geçtiğini sorduğumuzda cevabını veremedi.Zira öyle bir ayet yoktu.Kendisi bunu uydurmaktaydı. Görüldüğü üzere asırlardır bu zihniyet maalesef düzelmedi,halen devam ediyor. Aynı mahiyetteki iki olay karşısında tamamen zıt iki davranış şekli. hem de aynı insanlardan çıkıyor. Demek ki istedikleri takdirde doğru olanı yapma iktidarına sahipler ama saplantılarını aşamamaktalar. Hem de din adına, millet adına, allah adına bu işi yaptıklarını söylemeleri yokmu asıl bu kısmı insanı yıkıyor. Milletini,dinini,Allahını seven insanlara zarar veriyor. Buradaki yazım hiç bir görüşteki,milliyetteki veya yöredeki insanları tahkir ve tazyif etmek maksadıyla yazılmamış olup sadece şahit olduğum ve var olan bir gerçeği dile getirmekten ibarettir. Saygılar...
Old 24-12-2008, 14:27   #25
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu Kararı

Karar tarih no: 08.10.2008
Karar no:2008/319


Şikayetçi E.A 'nın 06.04.2007 tarihli ve İstanbul Barosu üyesi Av.H.Y.K'ın Baromuz Başkanlığına hitaben yadığı 07.04.2007 tarihli e-mailleri ile Baromuz üyesi Z.Y. hakkında şikayette bulunmuşlardır.Baromuz Başkanlığının 11.04.2007 tarih ve 2007/87 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile muhakkik olarak görevlendirilen Av.B.D.'ın 20.09.2008 tarihli muhakkik raporu ile şikayetli avukat hakkında disiplin yönünden gereğinin yapılması görüşülüp kararlaştırıldı.

KARAR:
.....

Soruşturma dosyasındaki belge ve bilgiler incelendiğinde Av.Z.Y.nın duruşmada yaptığı savunmada kendince bölgenin ve bölge insanının bakış açısını değelendirmiştir.Bu benzetmeler ve değerlendirmeler kaba ve yanlış olabilir ama şikayetli avukatın müdafiliğini yaptığı sanıkların hukuki durumlarını değerlendirirken savunma dokunulmazlığı sınırlarını aşmadığı ve savunma çerçevesinde kaldığı,Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Meslek Kurallarına aykırılık teşkil eden yönü bulunmadığından Av.Z.Y hakkında gerek soruşturmacı Av.B.D.'ın 30.09.2008 tarihli muhakkik raporu gerekçe 1136 sayılı Avukatlık Yasasının disipline ilişkin hükümleri uyarınca DİSİPLİN KOVUŞTURMASI AÇILMASINA YER OLMADIĞINA..
Old 08-05-2009, 21:57   #26
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu Kararı gereği verilen Disiplin Kovuşturması Açılmasına Yer Olmadığına ilişkin karar şikayetçi H.Y.K.ve Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı tarafından:şikayetlinin savunma sınırlarını aşmak sureti ile Meslek Kurallarına aykırı davrandığını,bu davranışın disiplin cezası gerektirdiğini belirterek karara itiraz etmişlerdir.

Türkiye Barolar Birliği
Yönetim Kurulu Kararı


Özet:

Kurulumuzca yapılan incelemede:
Dosyadaki bilgilere göre,G.G.'ün 12 yaşında berdel usulü ile evlendirildiği,bir erkek çocuk doğurmadığı için baskı gördüğü,eşinden ayrılmak istediği ve annesinin köyündeki evine saklandığı,sandığın içinde kalesnikoflarala taranarak öldürüldüğü,Diyarbakır 1.Ağır Ceza Mahkemesinin ....E sayılı dosyası ile sanıklar hakkında açılan ceza davasında ,şikayetli avukatın sanıklar vekili olarak "tabiri caizse kafeste bir kuştur,20 avcı olmaz,bir silah yakalanmıştır ve o silahla yakalanan suçunu itiraf etmiştir.Dünyanın her yerinde bu durumlar vardır,bu vatan aşkı gibi,Allah aşkıdır,buralarda bazı kesimler namuslarını canlarından öte görürler,bu kadının öldürülmesi de basit bir namus cinayeti değildir.Bizim de bir yere kadar dilimiz dönmektedir,ölen kadın masum değildir"şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır.

Şikayet konusu 1136 sayılı Avukatlık Yasasının 142/2 maddesi uyarınca incelenmeye değer mahiyette bulunduğundan itirazın KABULÜNE karar vermek gerekmiştir.

Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulunun Disiplin Kovuşturması Açılmasına yer olmadığına ilişkin 08.10.2008 günlü ve 2008/319 Karar sayılı kararın kaldırılmasına,şikayetli hakkında 1136 sayılı Avukatlık Yasası'nın 34 ve 134 maddeleri ile Meslek Kurallarının 3,4,5 ve 6.maddeleri gereğince değerlendirme yapılmak üzere disiplin kovuşturması açılmasına karar verilmesi için dosyanın Diyarbakır Barosu Başkanlığı'na gönderilmesine,17.04.2009 günlü katılanların oybirliği ile karar verildi.
Old 26-03-2012, 13:16   #27
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Diyarbakır Barosu

Disiplin Kurulu

Karar

Özet:
"tüm dosya kapsamı dikkate alındığında baromuz üyesi Av.Z.Y.nin töre cinayeti nedeniyle yargılanmakta olan müvekkillerinin savunmasında hakkında disiplin soruşturması açılmasını gerektiren sözlerin savunma hakkı kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği kuurlumuzda tartışılmış olup 1136 sayılı Avukatlık kanununun 158 maddesi esas alınarak şikayetli avukatın TBB meslek Kurallarının 3,4,5,ve 6.maddeleri ile Avukatlık kanununun 34.maddesi gözönünde bulundurulduğunda yapılan savunmanın ilgili maddeleri ihlal ettiği kanaatine varılmış ve kullanılan sözlerin savunma hakkı kapsamında düşünülmesine olanak görülmemiştir.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Diyarbakır Barosuna ..... sicil numarası ile kayıtlı şikayetli avukat Z.Y. hakkındaki şikayetin dosya kapsamındaki belge bilgi ve deliller ışığında sabit olan eylemi Avukatlık Yasası 34.ve 134 maddelerine ve Meslek Kurallarının 3,4,5 ve 6 maddelerine açıkça aykıırlık teşkil ettiğinden kabulü ile ... sicil numarası ile Baromuza kayıtlı Av.Z.Y.nın Avukatlık kanunu 135/1 maddesi uyarınca UYARMA cezası ile cezalandırılmasına.....08.06.2011
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Avukattan Polise Suç Duyurusu Av.Suat Ergin Hukuk Haberleri 10 09-01-2008 23:03
Avukattan 'Siz erkek değil misiniz' Sözüne Dava Seyda Hukuk Haberleri 0 30-12-2006 10:16
Avukattan Asker Göndermeye Dava Av. Galip DAĞTEKİN Hukuk Haberleri 0 30-08-2006 10:20


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07533908 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.