Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yargıtay 13. H.D 2006/3913 E. 2006/8569K İçtihat

Üyemizin Özeti
Bir alacak için başlatılan icra takibinin itiraz edilmeksizin kesinleşmesi, o alacak için açılan menfi tespit davasında borçlunun borcu ikrar ettiğine dair karine teşkil etmemelidir. Menfi tespit davasının davalısı konumundaki alacaklının alacağını ispat etmesi gerekir.
(Karar Tarihi : 26.05.2006)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Karar: Davacı, oğlu S.'nin ortaklarıyla birlikte bankadan kredi çekebilmeleri için teminat amaçlı boş senet imzalayıp verdiğini, kötü niyetli ortak V.'nin sonradan 200.000.000.000 TL. bedel üzerinden doldurularak takibe geçildiğini, hileli borçtan kurtulmak, korunmak için oğlunun iş arkadaşı davalı ile itimada dayanan bir borçlanma yaparak, borçlu imiş gibi icra müdürlüğünde aldatılarak işlem yaptırdığını, iradesinin serbest olmadığını, yeni prostat ameliyatı olup idrar torbası ile icra dairesine gittiğini takip talebine borç sebebi nakit karşılığı yazıldığını, gerçekte nakit alış verişi olmadığını, sonra taşınmazlarına haciz konulup kıymet takdir raporuna gelince olaya vakıf olduğunu ileri sürerek, Ağlasun İcra Müdürlüğünün 2005/15 sayılı takip dosyası ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının %40 tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı duruşmalara katılmamış, mahkemeye verdiği cevap layihası ile davalının takip dosyasında borcu kabul edip itiraz ve ödeme sürelerinden feragat ettiğini, iddianın yazılı belge ile ispat edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, ispat külfeti davacı-borçluda olup iddiasını ispatlayamadığı, davalı alacaklıya yemin dahi teklif etmediğinden, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davalı alacaklı tarafından Ağlasun 2005/15 sayılı icra dosyasında 180.000.000.000 liralık alacağının tahsili için ilamsız icra takibine girişildiği, takipte borcun sebebi olarak nakit karşılığına dayanıldığı ve ödeme emrinin davacı borçluya aynı gün tebliğ edilmek, itiraz edilmemekle kesinleştiği dosya kapsamı ile anlaşılmaktadır.

Eldeki dava ise; kesinleşen bu takibe karşı, davacı borçlu tarafından açılan menfi tespit davasıdır. Dava konusu olayda icra takibi bir belgeye dayanmamaktadır. Ödeme emrine itiraz edilmemesi sonucu ilamsız icra takibinin kesinleşmesi, takip hukuku yönünden sonuç doğurur. Bu husus, borçlunun, borcu olduğunu ikrar ettiğine dair maddi hukuk yönünden bir karine teşkil etmez. O halde, davalı alacaklı davacı borçludan alacaklı olduğunu ispat etmekle yükümlüdür. Alacaklı olan davalının icra takibinde herhangi bir belgeye dayanmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalı, takip tarihi olan 01.03.2005 tarihinden önce alacaklı olduğunu yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. Diğer taraftan genel hükümler uyarınca ispat yükünün dağıtımında objektif iyi niyet kurallarının da göz önünde tutulması gerekir. Alacaklı davalının herhangi bir belgeye dayanmayarak, icra takibinin kesinleştiğini ileri sürmekle, davacı borçlunun, borçlu olmadığını ispat etmesi olumsuz olayların ispatındaki güçlük ve çoğu zaman imkânsızlık göz önüne alınırsa, borçluyu olumsuz bir olayın ispatına zorlamak olur ki, bu objektif iyi niyet kuralları ile bağdaşmaz.

Mahkemece, değinilen bu yön gözetilerek, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, ispat yükü ters çevrilerek ve davacı borçluya yüklenerek davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

KARAR : Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.05.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.
İlgili Mevzuat Hükmü : İcra ve İflas Kanunu MADDE 72 :(Değişik madde: 18/02/1965 - 538/43 md.)

Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.

İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.

İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.

(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare: 6352 S.K.-02.07.2012/m.15) "yüzde yirmiden" aşağı tayin edilemez.

(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare: 6352 S.K.-02.07.2012/m.15) "yüzde yirmisinden" aşağı olamaz.

Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.

Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir.

Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur.



 
Şerhi Ekleyen Üyemiz:
Av.Barış TİRYAKİ
Hukukçu
Şerh Son Güncelleme: 06-01-2011

THS Sunucusu bu sayfayı 0,05526209 saniyede 8 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.