Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

YARGITAY HGK. 2008/19-294 E.-2008/291 K. İçtihat

Üyemizin Özeti
Bozulan önceki kararın gerekçesinde, feragat beyanının maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceği, temyize konu kararın gerekçesinde ise, anılan feragatin derdest dava yönünden kesin ve güçlü delil oluşturacağı belirtilmiştir.

Gerekçelerin farklı olduğu böyle bir durumda,yerel mahkemenin verdiği kararın gerçekte bir direnme kararı olmayıp, farklı bir gerekçeyle oluşturulmuş yeni bir hüküm niteliğinde bulunduğunun kabulüyle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarını inceleme görevi Hukuk Genel Kurulu'na değil, Özel Daireye ait bulunduğundan, dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
(Karar Tarihi : 02.04.2008)
YARGITAY İLAMI

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy Asliye 4.Ticaret Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 30.6.2005 gün ve 2004/1135-2005/486 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 8.12.2006 gün ve 2006/4625-11739 sayılı ilamı ile; ("...Dava, itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davalının müvekkilinden aldığı borç para karşılığı 29.06.2001 tarihli 48.000.000.000.-TL.'lık çeki verdiğini, bankaya ibraz edildiğinde çekin karşılığının olmadığının anlaşıldığını, yapılan ilamsız takibin davalı borçlunun itirazı üzerine durduğunu belirterek itirazın iptalini ve %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, çek vasfını kaybetmiş, zamanaşımına uğramış çek ile takip yapıldığını, soyisimleri aynı olmasa da davacı ve davalının kardeş olduğunu, 35 yıl öncesine ait bir çekin doldurularak alacak iddiasında bulunulduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davalının daha öncede Kadıköy 2.Ticaret Mahkemesi'nin 2001/537 Esas, 2002/954 Karar sayılı dosyasında menfi tespit davası açtığını ve davalının davadan feragat etmesi nedeni ile davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, feragatın kati bir hükmün hukuki neticelerini doğuracağından davalının bu çekten dolayı borçlu olduğunun kabulü gerektiğinden itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren %43 ve değişen oranlarda reeskont faizi uygulanmasına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davalı keşideci C.U. 23.05.2001 tarihinde Kadıköy 2.Ticaret Mahkemesi'nde menfi tespit davası açmış, ayrıca İcra Tetkik Mercii'nde de şikayet yolu ile takibin iptalini istemiştir. İstanbul 6. İcra Tetkik Mercii 07.06.2002 gün ve 2002/703 Esas, 2002/759 sayılı kararı ile takibin iptaline karar verince, davalı keşideci Cemşit Ulufi vekili "icra Tetkik Mercii'nde verilen karar Yargıtay tarafından onanmıştır. Bu nedenle davanın konusu kalmadığından davadan feragat ediyoruz" şeklinde beyanda bulunmuş, Ticaret Mahkemesi de feragat nedeniyle davanın reddine karar vermiştir.

HUMK.nun 95/1. maddesine göre, feragat kati bir hükmün hukuki neticesini hasıl eder ise de, feragatın maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmesi müddeabbihi, dava sebebi ve tarafları aynı olan yeni bir dava içindir. Feragat nedeniyle reddedilen dava ile ikinci davanın müddeabbihi farklı ise feragat ikinci davada kesin hüküm teşkil etmez. (Bknz. Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt IV Sh.3635).

Somut olayda, davacının aynı çeke istinaden yaptığı ilamsız takibe itiraz üzerine, itirazın iptali davası açılmış olup, davanın hukuki sebebi ile davacı ve davalısı farklı olduğundan menfi tespit davasındaki feragatın itirazın iptali davası yönünden kesin hüküm teşkil etmesinden söz edilemez.

Davalı keşideci, çekin zamanaşımına uğradığını savunduğundan ve dava konusu çekin zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından, zamanaşımına uğrayan çekin HUMK.nun 292. maddesi uyarınca yazılı delil başlangıcı olarak kabulü ile bu yönde inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir...") gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, zamanaşımına uğramış çek bedelinin tahsili için yapılan ilamsız icra takibinde, borca itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davacı M.G.U.VEKİLİ; davalının, kardeşi olan davacıdan borç para alıp, karşılığında 29.6.2001 keşide tarihli, 48.000.000.000 TL. tutarlı çeki verdiğini, ödeme için bankaya ibraz edilen çekin karşılıksız çıkması üzerine, çek bedelinin tahsili için davalı aleyhine ilamsız icra takibi yapıldığını, davalının haksız şekilde borca itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, asgari %40 oranında icra ve inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı C.U. vekili, davacının zamanaşımına uğradığı için çek vasfını kaybeden bir belgeye dayanarak ilamsız icra takibi yaptığını, davalının borca haklı olarak itiraz ettiğini, takip dayanağı belgenin çek vasfını kaybederek, yazılı delil başlangıcı haline geldiğini, böylesi bir belgeye dayalı olarak sadece bir alacak davasıyla ve borcun sebebinin ispatlanması suretiyle hak talep edilebileceğini cevaben bildirmiştir.

Yerel Mahkeme; davalının, eldeki davanın konusunu oluşturan çekle ilgili olarak Kadıköy Asliye 2.Ticaret Mahkemesinin 2001/537 esas, 2002/954 karar sayılı dosyasıyla menfi tespit davası açtığı ve o davanın 22.10.2002 tarihli oturumunda vekilinin davadan feragat ettiği, feragat nedeni ile davanın reddine karar verildiği, hükmün kesinleştiği; anılan davadaki feragat HUMK.nun 95. maddesi gereğince kesin bir hükmün hukuki neticelerini doğuracağından ve maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden, davalının artık davacıya bu çekten dolayı borcu bulunduğunun kabulü gerekeceği, bu durumun tanık Halil İbrahim Yener'in beyanıyla da doğrulandığı gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin 48.000.000.000 TL. üzerinden takip tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmak suretiyle devamına, asıl alacağın tutarının %40'ı kadar icra inkar tazminatının da davalıdan tahsiline karar vermiş; hüküm Özel Dairece metni yukarıda bulunan ilamla bozulmuş; Yerel Mahkeme, bozulan önceki kararında kesin hüküm gerekçesine değil, güçlü-kesin delil olgusuna dayanıldığını, feragatin maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceği olgusuna vurgu yapıldığını; menfi tespit davasındaki feragat beyanının kat'i bir hükmün hukuki neticesi olarak alacağın varlığına kesin ve güçlü delil oluşturacağını gerekçe göstererek, direnme kararı vermiştir.

Özetlenen içeriklerinin açıkça ortaya koyduğu üzere, Yerel Mahkemenin bozulan önceki kararında; eldeki davadan daha önce davalı tarafından açılan menfi tespit davasından feragat edildiği davanın feragat nedeniyle reddine dair hükmün de kesinleştiği belirtildikten sonra, söz konusu feragat beyanının HUMK.nun 95. maddesi gereğince kesin bir hükmün hukuki neticelerini doğuracağı ve maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceği, davalının artık davacıya bu çekten dolayı borcu bulunduğunun kabulü gerekeceği açıklanmış ve böylece, davanın kabulüne dair kararın gerekçesi kesin hüküm olgusuna dayandırılmıştır. Temyize konu kararın gerekçesinde ise, bu kez, menfi tespit davasındaki anılan feragatin ve kesinleşen ret kararının, eldeki dava yönünden kesin ve güçlü delil oluşturacağı belirtilmiştir.

Bu durumda, temyize konu kararın gerçekte bir direnme kararı değil; bozulan önceki karardaki gerekçeden tamamen farklı bir gerekçeyle oluşturulmuş, yeni bir hüküm niteliğinde bulunduğunun kabulü gerekir.

Yeni hükme yönelik temyiz itirazlarını inceleme görevi Hukuk Genel Kurulu'na değil, Özel Daireye ait bulunduğundan, dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.

KARAR : Açıklanan gerekçeyle, temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın 19.HUKUK DAİRESİ'NE gönderilmesine, 02.04.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İlgili Mevzuat Hükmü : (Eski) Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu - Mülga MADDE 439 :(DEĞİŞİK MADDE RGT: 07.10.2004 RG NO: 25606 KANUN NO: 5236/16) (YÜRÜRL. TARH.: 01.06.2005)
Yargıtay ilgili dairesinin tamamen veya kısmen bozma kararı, başvurunun bölge adliye mahkemesi tarafından esastan reddi kararına ilişkin ise, bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak dosya, kararı veren ilk derece mahkemesine veya uygun görülecek diğer bir ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği de bölge adliye mahkemesine gönderilir.

Bölge adliye mahkemesinin düzelterek yeniden veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir.

Bölge adliye mahkemesi, 426/D maddesi uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya çağırıp dinlendikten sonra Yargıtayın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir.

Yargıtayın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir.

İlk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi kararında direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır.

Hukuk Genel Kurulunun verdiği karara uymak zorunludur.



 
Şerhi Ekleyen Üyemiz:
Mehmet KARAUSTA
Hukukçu
Şerh Son Güncelleme: 27-08-2010

THS Sunucusu bu sayfayı 0,02660203 saniyede 8 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.