Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

T.C. YARGITAY Hukuk Genel Kurulu (Esas: 2001/4-654 Karar: 2001/717) İçtihat

Üyemizin Özeti
İddia ve savunmalara ilişkin olup da dava dosyasına sunulacak dilekçelerde; davanın aydınlığa kavuşmasında ve hakkın meydana çıkarılmasında hiçbir olumlu etkisi olmayan, başkalarının kişilik haklarına saldırı oluşturabilecek yazı ve sözlerin kullanılmamasına özen gösterilmelidir.
(Karar Tarihi : Karar Tarihi: 17.10.2001)
Dava: Taraflar arasındaki "manevi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Beyoğlu Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kısmen kabul, karşı davanın reddine dair verilen 28.9.1999 gün ve 1998/668 - 1999/493 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili de davalı asıl tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 18.4.2000 gün ve 2000/745-3627 sayılı ilamiyla; (...1- Dosyadaki yazılara, kararın kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı ve karşı davacı Ç. A.'nın karşı davaya yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir.

2- Davalının esas davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince;

Dava, kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekili müvekkili S.'nin İ. Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalında Öğretim Üyesi olduğunu ve çeşitli davalarda bilirkişilik yaptığın, Beyoğlu Asliye 3. Hukuk Mahkemesinin 1995/344 Esas sayılı dosyasında gerekli incelemeyi yaparak raporunu verdiğini davalı taraf vekili olan davalının 21.5.1998 tarihli itiraz dilekçesi verdiğini, ancak bu dilekçesinin itiraz dilekçesi değil müvekkiline hareket dilekçesi olduğunu ileri sürmüştür.

Davalı ise davacı bilirkişinin dava konusu kaseti incelemeden rapor düzenlemesinin doğru olmadığını, itiraz dilekçesinde bu hususun dile getirildiğini, nitekim ikinci raporun bu konuda kendilerinin haklı olduğunu ortaya koyduğunu savunmuştur.

Mahkemece dilekçede yer alan "Eseri görmeden mütalaa veren ilk bilirkişi olarak tanıdığımız Doç. Dr.", "Sayın bilirkişinin Talk Show denilen sohbet programına çıkan dizi oyuncularının sözlerine bakarak sonuca varmasının programının sunucusu Sn. C. Ö.'nün güldürülerinden kalır başka yanı yoktur", "bilirkişinin yaptığı gibi görmeden ahkam kesmiyor" şeklindeki ifadelerin kişilik haklarına saldırı oluşturduğu, davacının gerekli belgeleri toplamadan birinci raporu düzenlemiş olmasının da tazminat miktarının tayininde etkili olacağı gerekçesiyle istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Oysa davacının bilirkişi olarak dava konusu bandı izlemeden rapor düzenlemiş olması, itiraz dilekçesinin yazılmasına neden olmuştur. Ayrıca dilekçede yazılanlar savunma hudutları içinde bulunup kişilik haklarına saldırı oluşturacak ifadelere yer verilmemiştir.

Şu durumda davanın tümden reddi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabul edilmiş olması bozmayı gerektirmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Temyiz Eden: Davalı-karşı davacı

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Karar: Davacının, davalının vekil sıfatı ile takip ettiği 1995/344 esas sayılı davada bilirkişilik yaptığı ve anılan dava sebebiyle davalı vekili olarak savunma görevinin gereği olarak verdiği ve bilirkişi raporuna yönelik itirazlarını içeren 21.5.1998 havale tarihli dilekçesinde "Eseri görmeden mütalaa veren ilk bilirkişi olarak tanıdığımız Doç. Dr. S." sayın bilirkişinin Talk Show denilen sohbet programına çıkan dizi oyuncularının sözlerine bakarak sonuca varmasının program sunucusu Sn. C. Ö.'nün güldürülerinden kalır başka yanı yoktur" ve "bilirkişinin yaptığı gibi görmeden ahkam kesmiyor" şeklindeki beyanlarının davacının kişilik haklarına saldırı teşkil edip etmediği, savunma sınırlarının aşılıp davacıyı aşağılama ve onunla alay etme düşüncesinin bulunup bulunmadığı irdelenmelidir.

Savunma hakkı 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36. maddesinde, "herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir..."biçiminde düzenlenmiştir. Görüldüğü gibi iddia ve savunma hakkının kullanılması ancak meşru vasıta ve yollardan yararlanmak suretiyle olmalıdır. Tarafların yargı Mercileri önünde iddia ve savunmalarını hiçbir endişeye kapılmadan serbestçe yapmaları gerekir. Ancak bu serbesti, dava konusu olayın aydınlığa kavuşması, bir başka anlatımla, hakkın meydana çıkarılmasına vesile olması amacına hizmet etmelidir. O dava sebebiyle söylenmesinde ve yazılmasında yarar bulunmayan, diğer bir deyişle davanın aydınlığa kavuşmasında ve hakkın meydana çıkarılmasında hiçbir olumlu etkisi olmayan, başkalarının kişilik haklarına saldırı oluşturabilecek yazı ve sözlerin kullanılmasında haklı bir gerekçe vardır denilemez. Avukatlık mesleğinin icrasında yüksek özen gösterilmesi gerekir. Avukat dilekçeyi yazarken düşüncelerini olgun ve objektif bir biçimde açıklamalıdır. Meslek çalışmasında hukuka ve yasalara ilgisiz açıklamalardan kaçınmak ve savunma heyecanına rağmen karşı tarafı ve davada yer alan bilirkişiyi incitici davranışlardan sakınmak zorundadır. Davalının yukarıda anılan sözcükleri kullanmadan da pekala müvekkilinin üstün haklarını savunma olduğu göz ardı edilmemelidir.

Bu nedenlerle davalının 21.5.1998 tarihli dilekçede kullandığı sözcüklerin savunma hudutları içinde kaldığının yorumlanması olanağı yoktur. Davalının dilekçedeki sözlerinin davacıya yönelik, onun kişilik hakkının koruduğu manevi değerlerine (onur, saygınlık) bir saldırı olduğu neticesine varılmıştır. Sözcüklerin esas anlamları ve olaya aktarılış biçimi bunu açıkça ortaya koymaktadır. O halde tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında ve yukarıda açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.

KARAR : Davalı-karşı davacının temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına 17.10.2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
İlgili Mevzuat Hükmü : (Eski) Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu - Mülga MADDE 78 :Hakim muhakeme adabı haricinde çıkan tarafı meneder.

Okunamıyan veya münasebetsiz olan evrak iade edilir. Ve yeniden tanzim için münasip bir mühlet verilir. Bu mühlet zarfında tanzim olunmazsa yeniden mühlet verilemez.



 
Şerhi Ekleyen Üyemiz:
Av.Özgür KARABULUT
Hukukçu
Avukat
Şerh Son Güncelleme: 19-05-2010

THS Sunucusu bu sayfayı 0,02652502 saniyede 8 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.