Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

5941 S.lı Çek Kanunu GEÇİCİ MADDE 2
(1) 3167 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinde tanımlanan suçtan dolayı, 1/11/2009 tarihi itibarıyla, haklarında soruşturma veya kovuşturma başlatılmış ya da kesinleşmiş bir hükümle mahkûm olan kişilerin;
       a) Şikâyetçi ile belirledikleri miktarın belirli vadelerde ödenmesi hususunda anlaşmaya varmaları ve anlaşmanın bir nüshasının şikâyetçi veya yasal temsilcisi tarafından Cumhuriyet başsavcılığına veya mahkemeye verilmesi hâlinde, anlaşmada öngörülen süre kadar soruşturma veya kovuşturmanın durmasına, hükmün infazının ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilir. Anlaşmaya varılmış olması, şikâyetçi bakımından şikâyetin geri alınması sonucunu doğurmaz.
       b) Bu Kanunun 6 ncı maddesi hükmüne göre ödenmesi gereken miktarı belirli vadelerde ödeyeceğini taahhüt etmesi ve taahhütnamenin, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından Cumhuriyet başsavcılığına veya mahkemeye verilmesi hâlinde, anlaşma aranmaksızın, taahhütnamede belirtilen süre kadar, soruşturma veya kovuşturmanın durmasına, hükmün infazının ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilir. Bu durumda, ödeme süresi, taahhütnamenin yapıldığı tarihten itibaren iki yılı geçemez. Taahhütnamede yer alacak birinci yıl taksidi, borcun üçte birinden az olamaz. Taahhütnamenin bir örneği alacaklıya gönderilir.
       (2) Birinci fıkrada yazılı anlaşma veya taahhütnamenin en geç 1/4/2010 tarihine kadar düzenlenmiş ve mercîlerine verilmiş olması şarttır. Birinci fıkranın (b) bendinden yararlanan kişi, taahhütnamede belirttiği süre içinde şikâyetçi ile anlaşmaya varması ve bu anlaşmanın bir nüshasının şikâyetçi veya yasal temsilcisi tarafından mercilerine verilmiş olması hâlinde, aynı fıkranın (a) bendi hükmünden yararlanır.
       (3) Soruşturma veya kovuşturmanın durması hâlinde dava zamanaşımı; hükmün infazının ertelenmesi veya durdurulması hâlinde ise ceza zamanaşımı işlemez.
       (4) Anlaşmanın gereği gibi ifa edilmiş veya bu Kanunun 6 ncı maddesi hükmüne göre ödenmesi gereken miktarın ödenmiş olması hâlinde; kovuşturmaya yer olmadığına, davanın düşmesine veya hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilir.
       (5) Şikâyetçinin başvurusu üzerine, anlaşma veya taahhüde uyulmadığının tespiti hâlinde, soruşturmaya, kovuşturmaya veya hükmün infazına devam edilir.
       (6) Soruşturma veya kovuşturması durdurulan ya da hükmün infazı ertelenen veya durdurulan kişi hakkında Ceza Muhakemesi Kanununun 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan adlî kontrol tedbirine karar verilebilir.

Tek taraflı beyanla askı rejimine geçiş hakkında bir inceleme

Üyemizin Notu: YENİ ÇEK YASASI VE ASKI REJİMİ


Uzun zamandır gündemde olan çek yasası nihayet yasalaştı. Kanun, iyiniyetli olan ancak global ekonomik krizin tetiklediği ülkedeki kriz karşısında ödeme güçlüğüne düşen çek keşidecilerine piyasada bilinenin aksine önemli kolaylıklar getirdi.

Getirilen kolaylık “askı rejimi” dediğimiz hukuksal yapıya geçilmesine yönelik oldu. Askı rejimi “alacaklı ile anlaşmaya varılması” yahut belli koşullar altında “tek taraflı beyanda bulunulması” ile yürürlüğe girecek. Bu durumda karşılıksız çek keşide etmek suçundan dolayı haklarında dava açılanların dava devam ediyorsa haklarındaki yargılamanın durmasına, karar kesinleşmiş ise infazın durdurulmasına karar verilecek. Anlaşma yahut tek taraflı beyanın şartları ihlal edildiği taktirde ise yargılamaya kaldığı yerden devam edilecek veya hükmün infazına devam edilecek. Biz aşağıda tek taraflı beyanla geçilen askı rejimi hakkında hukuksal görüş ve yorumlarımızı yazdık.

I-TEK TARAFLI BEYANLA ASKI REJİMİNE GEÇMENİN KOŞULLARI.

1-) Süre Yönünden:

a-) Soruşturma veya kovuşturmanın başlangıç tarihi yönünden:
Keşideci hakkındaki karşılıksız çek şikayetinin 01/11/2009 tarihinde veya bu tarihten önce yapılmış olması şartı aranmaktadır.

b-) Tek taraflı beyanın verilme tarihi yönünden:
Sanık tarafından bizzat düzenlenecek olan ve yasadaki unsurları taşıyan tek taraflı beyan en geç 01/04/2010 tarihine kadar soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Başsavcılığına yahut kovuşturmayı yürüten veya hükmü veren mahkemeye teslim edilmiş olmalıdır.

2-) Şekil Yönünden:

a-) Tek taraflı beyanın bizzat sanık tarafından düzenlenmesi:
Kanunun geçici 2. maddesi “haklarında soruşturma veya kovuşturma başlatılmış ya da kesinleşmiş bir hükümle mahkûm olan kişilerin” demek suretiyle taahhütnamenin bizzat “sanık” tarafından düzenlenmiş olmasını aramakta, bu hususta sanık vekilinin vereceği taahhütnameyi geçersiz saymaktadır. Ceza ve İnfaz hukukuna özgü özel bir düzenleme olması hasebiyle ve verilecek olan taahhütnamenin sonuçta “özgürlüğü kısıtlayıcı” neticeler doğuracak bir işlem olması nedeniyle bizzat sanık tarafından düzenlenmeyen taahhütnamelere itibar olunmayacaktır. Bizzat sanık tarafından düzenlenmiş taahhütnameler ise sanık vekili tarafından bir dilekçe ile ilgili merciine sunulabilecektir.

b-) Tek taraflı beyanın yazılı olması:
Tek taraflı beyan (taahhütname) yazılı olarak düzenlenecek, CMK da yer alan sözlü müracaat usulleri kullanılamayacaktır.

3-) İçerik Yönünden:

a-) Ödenecek Miktar:
Verilecek olan Tek taraflı beyanda (taahhütname) sanık kanun hükmüne göre “Karşılıksız kalan çek bedelini, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticarî işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte tamamen” ödeyeceğini taahhüt etmek zorundadır. Buna göre sanığın ödemesi gereken tutar şu şekilde olacaktır;

aa-) Karşılıksız kalan çek bedelinin tamamı.

Sanık çeke mahsuben kısmi ödeme yapmış ise yahut hesabında mevcut olan kısmi paranın ödenmesi nedeniyle çek kısmen karşılıksız kalmış ise ancak bu kısmı ödemekle yükümlü olacaktır. Aksi taktirde çekin tamamını ödeyecektir.

bb-) Keşide tarihine nazaran kanuni İbraz tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek Merkez Bankası avans faizi.

Burada kastolunan faizin başlangıç tarihinin çekin bankaya fiilen ibraz tarihi olmayıp üzerinde yazılı tarihe nazaran hesaplanacak kanuni ibraz tarihidir. Bilindiği üzere eski kanun döneminde “çekte vade olmaz” prensibi geçerli idi ve ileri vadeli çeklerin gününden önce bankaya ibrazı ile yazdırılması mümkün idi. Kanun, bu nedenden dolayı sanığın ödeyeceği faiz miktarını belirlerken eski kanun döneminde yazdırılıp takibe konu edilmiş çeklerle alakalı olarak fiili ibraz tarihini değil kanunen ibraz edilmesi gereken tarihi esas almıştır. Bir başka deyişle çekin üzerinde yazılı tarihe itibar olunmuştur.

b-) Azami Ödeme Süresi:

Kanun tek taraflı beyanla askı rejimine geçebilmek için sanığın vereceği taahhütnamenin süre yönünden kısıtlanması hükmünü getirmiştir. Taksit miktarları açısından sanığa çok geniş taktir yetkisi tanınmış iken süre yönünden kısıtlama getirilmiştir. Kanun hükmüne göre taahhütnamenin azami süresi iki yılı geçemez.

c-) Taksit sayısı ve miktarı:

Kanun taksit sayısını mealen ikiden az olmamak koşuluna bağlamıştır. Keza, ilk yıl taksitleri toplamının da borcun üçte birinden az olamayacağı hükme bağlanmıştır. Kanun şöyle demektedir; “ödeme süresi, taahhütnamenin yapıldığı tarihten itibaren iki yılı geçemez. Taahhütnamede yer alacak birinci yıl taksidi, borcun üçte birinden az olamaz.”

Sanık, kendi ekonomik durumuna ve ödeme gücüne göre yukarıdaki koşullara uymak kaydıyla vereceği tek taraflı beyanla askı rejimine geçebilecektir.




II- TEK TARAFLI BEYANLA ASKI REJİMİNE GEÇMENİN SONUÇLARI

1-) Soruşturma aşamasında bulunan davalar hakkında:
Davanın soruşturma aşamasında bulunması demek (5271 S.K. m.2/e) lehdarın karşılıksız çek şikayetinde bulunması üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan, şikayete ilişkin delillerin toplanması, müşteki ve sanığın ifade ve savunmalarının tespiti vb. gibi yüzlerce usuli işlemin yapıldığı ancak henüz iddianamenin mahkemece kabul edilerek davanın açılmadığı hazırlık işlemlerinin yapılması demektir. Bu aşamada yukarıda bahsettiğimiz koşullara uygun tek taraflı beyan Cumhuriyet Başsavcılığına verildiği taktirde aynı merci tarafından “soruşturmanın durmasına” karar verilecektir.

2-) Kovuşturma aşamasında bulunan davalar hakkında:

Davanın kovuşturma aşamasında bulunması ise (5271 S.K. m.2/f) iddianamenin kabulü ile başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar geçen yargılama sürecini anlatmaktadır. Bu aşamada yargılamayı yapan mahkemeye verilecek olan taahhütname üzerine mahkeme tarafından;

a-) Yargılama henüz devam ediyor ve nihai karar verilmemiş ise yargılama faaliyetine son verilerek kovuşturmanın durdurulmasına,

b-) Yargılama sona ermiş ve nihai karar verilmiş olması durumunda ise, temyiz süreci başlamış ise bu süreci de kapsar şekilde kovuşturmanın durdurulmasına,

karar verilecektir.

3-) Kesinleşmiş davalar hakkında:

Yargılama sona ermiş ve gerek onama kararı gerekse de temyiz etmeme nedeniyle kesinleşmiş bir hükmün bulunması halinde ise,

a-) Hükmün infazına başlanmış ise infazın durdurulmasına ve eğer sanık cezaevindeyse derhal tahliyesine,

b-) Hükmün infazına başlanmamış ise infazın ertelenmesine,

karar verilecektir.

Kanun, tüm bu hallerde sanık hakkında “Yurtdışına çıkış yasağı” getirilebileceğini de hükme bağlamaktadır.

III- TEK TARAFLI BEYANA UYMAMANIN SONUÇLARI

Yukarıda anlatıldığı şekilde tek taraflı beyanla soruşturma ve kovuşturmanın durdurulmasına yahut infazın ertelenmesine yahut durdurulmasına karar verildiği hallerde ise “Şikâyetçinin başvurusu üzerine, anlaşma veya taahhüde uyulmadığının tespiti hâlinde, soruşturmaya, kovuşturmaya veya hükmün infazına devam edilir” hükmünü getirmektedir.

IV-SONUÇ

Kanun, tek taraflı beyanla askı rejimine geçiş sistemini getirmekle beraber bunun uygulamada özellikle müştekiler açısından bir çok sorun doğuracağını hesaba katmamıştır. Ayrıca teknik yönden bir çok tartışmanın doğacağı uygulamada bir çok sorunlar yaşanacağı dikkatli nazarlardan kaçmayacaktır. Örneğin taahhüde uyulmadığının tespitinin nasıl yapılacağı, takibe konu olmuş ve bir çok ödemeler yapılmış bir dosyada karşılıksız kalan kısmın nasıl tespit edileceği, askı rejimine geçişte sanığa ihtarat yapılması gereği olup olmadığı gibi ceza usul hukukunun ince ayrıtılarına ilişkin bir çok husus düzenleme dışı bırakılmıştır. Bir kanunun hayatın tüm alanlarını ve gerçekleşmesi mümkün tüm ihtimalleri düzenlemesi ne mümkündür ne de yasama tekniğine uygundur. Ancak hukuk nizamına çok önemli bir istisna getirilirken oldukça hassas ve titiz davranılması da bir zorunluluktur.

Ebrûzenler âharlı kağıdı kağıdı serdikten sonra çıkacak şeklin aslında kendi hünerleri olmadığını tam bir gönül huzuru ve teslimiyet içinde beyan babından derler ki “bakalım ne olacak”. Evet, bakalım ne olacak!

Av.Serhat Tuğral

Ankara, 16/01/2010


 
Şerhi Ekleyen Üyemiz:
Av.Serhat TUĞRAL
Hukukçu
Avukat
Şerh Son Güncelleme: 18-01-2010

THS Sunucusu bu sayfayı 0,02146196 saniyede 8 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.