Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yargıtay 3.Hukuk Dairesi 2017/16169 Esas 2018/6865 Karar İçtihat

Üyemizin Özeti
Erken tahliye halinde kural olarak Türk Borçlar Kanununun 325. maddesine göre kiracı anahtar teslim tarihine kadar kira bedelinden, anahtar teslim tarihinden itibaren ise kiralananın aynı şartlarda kiraya verileceği makul süre kira bedeli ile sorumludur.

Mahkemece yapılacak iş; mahallinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle keşif yapılarak dava konusu yerin aynı şartlarda ne kadar sürede kiraya verilebileceği hususunda denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
(Karar Tarihi : 20.06.2018)
Dava: Davacı ... ile davalı ... aralarındaki itirazın iptali davasına dair ... 5. Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 12/02/2015 günlü ve 2014/673 E. -2015/116 K. sayılı hükmün Bozulması hakkında dairece verilen 18.05.2017 günlü ve 2017/11770 E. - 2017/7544 K. sayılı ilama karşı davacı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.
 
Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
 
YARGITAY KARARI
 
Davacı; taraflar arasında imzalanan 01.02.2012 başlangıç tarihli 5 yıl süreli kira sözleşmesi ile kiralanan taşınmazın davalı tarafından kendi adıyla eczane olarak işletildiğini, davalının 2014 Haziran ayı kirasını ödemediğini, sözleşmenin 14. maddesindeki muacceliyet şartı gereği 2015 Ocak ayına kadar olan kira bedellerinin tahsili için davalı hakkında ... 26. İcra Dairesi'nin 2014/8173 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
 
Davalı; ilk birkaç aylık kira bedelini peşin vermek için davacıya 10.000 TL ve 2.500 TL depozito verdiğini, taraflar arasında ilk aylar kira bedelinin bu paradan mahsup edileceğinin kararlaştırıldığını ancak daha sonra davacının ihtiyacı olduğunu söylemesi nedeniyle aylık kiraların ayrıca ödendiğini, daha sonra kiralananın yanındaki hastanenin taşınması nedeniyle iş yapamadığından taşınmazı 01.06.2014 tarihinde tahliye ettiğini, davacının anahtar tesliminden imtina etmesi üzerine kiralananın anahtarlarının 09.07.2014 tarihinde anahtar teslim tutanağı ile Notere tevdii edildiğini belirterek davanın reddine ve lehine %20 icra tazminatına karar verilmesini istemiştir.
 
Mahkemece, davanın kabulü ile davalının ... 26. İcra Dairesinin 2014/8173 sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına dair verilen hüküm; taraflarca temyiz edilmiş ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 18.05.2017 gün, 2017/11770 Esas ve 2017/7544 Karar sayılı ilamı ile 'Davalı vekilinin temyiz itirazları incelendiğinde; Taraflar arasında 01.02.2012 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı alacaklı 25.06.2014 tarihinde başlattığı icra takibi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla aylık 3.262 TL hesabı ile 2014 yılı Haziran ayı ila 2015 yılı Ocak aylarına ilişkin 26.096 TL kira alacağının tahsilini talep etmiştir. Davalı borçlu alacaklıya hiçbir borcu bulunmadığını belirterek borca itiraz etmiştir. Kiralanan taşınmazın anahtarlarının Bornova 1. Noterliği'ne, 17357 yevmiye numaralı emanet tutanağı ile 09.07.2014 tarihinde bırakıldığı ve bu hususun davacı kiraya verene 14.07.2014 tarihinde tebliğ edildiğine göre, kiracının taşınmazı 14.07.2014 tarihinde tahliye ettiğinin kabulü gerekir. Bu itibarla kiracının tahliye tarihine kadar kira bedelinden sorumlu olduğu gözetilerek bu tarihe kadar olan alacağa hükmedilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile 2015 Ocak ayına kadar olan kira bedeline hükmedilmesi doğru değildir. 2-Davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davacı dava dilekçesinde kiracı olan davalı hakkında ödenmeyen kira alacağının tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek haksız itirazın iptalini ve asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Kira bedeli belli ve muayyen olup alacak miktarı belirlenebilir nitelikte bulunduğundan asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, icra inkar tazminatı isteminin şartları oluşmadığından bahisle reddine karar verilmesi doğru değildir.' gerekçesiyle bozulmuş, verilen bozma ilamına karşı bu defa davacı tarafça süresi içinde kararın düzeltilmesi istenmiştir.
 
Erken tahliye halinde kural olarak Türk Borçlar Kanununun 325. maddesine göre kiracı anahtar teslim tarihine kadar kira bedelinden, anahtar teslim tarihinden itibaren ise kiralananın aynı şartlarda kiraya verileceği makul süre kira bedeli ile sorumludur. Bununla birlikte Türk Borçlar Kanununun 112. maddesi göndermesi ile aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, davacı kiralayanın bu yerin yeniden kiralanması konusunda gayret göstermesi, böylece zararın artmasını önlemesi için kendisine düşen ödevi yapması gerekir. Bu durumda davacının zararı, tahliye tarihinden kiralananın aynı koşullarla yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar boş kaldığı süreye ilişkin kira bedelinden ibarettir.
 
Somut olayda; davacı, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan 01.02.2012 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesine dayanarak 25.06.2014 tarihinde başlattığı icra takibi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla aylık 3.262 TL hesabı ile 2014 yılı Haziran ayı ila 2015 yılı Ocak aylarına ilişkin 26.096 TL kira alacağının tahsilini talep etmiş, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Her ne kadar kiralananın 14.07.2014 tarihinde tahliye edildiği kabul edilerek tahliye tarihine kadar olan kira bedellerinden davalının sorumlu olacağı belirtilmek suretiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş ise de; karar düzeltme aşamasında yapılan incelemede, sözleşme süresine uyulmadan kiralanan tahliye edilmiş olduğundan davacının makul süre kira bedelini de talep etmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşılmaktadır. O halde Mahkemece yapılacak iş; mahallinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle keşif yapılarak dava konusu yerin aynı şartlarda ne kadar sürede kiraya verilebileceği hususunda denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, Mahkeme hükmü ve temyiz edenin sıfatına göre önceki bozma ilamında bu hususun inceleme dışında bırakılmış olduğu bu defaki incelemeden anlaşılmakla, davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile Mahkeme kararının ilk bozma gerekçesi yanında yukarıda açıklanan bu gerekçelerle de bozulması gerekmiştir.
 
KARAR : Mahkeme kararının ilk bozma gerekçeleri yanında yukarıda açıklanan bu gerekçe eklenerek de bozulması gerekmekte olup, bu yöne ilişen karar düzeltme talebinin kabulü ile Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 18/05/2017 tarih ve 2017/11770 E-2017/7544 K sayılı bozma ilamına ilave olarak mahkeme kararının yukarıdaki bentte açıklanan gerekçe ile de BOZULMASINA, peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde düzeltme isteyene iadesine, 20.06.2018 günü oybirliği ile karar verildi.
İlgili Mevzuat Hükmü : Türk Borçlar Kanunu (Yeni) MADDE 325 :Kiracı, sözleşme süresine veya fesih dönemine uymaksızın kiralananı geri verdiği takdirde, kira sözleşmesinden doğan borçları, kiralananın benzer koşullarla kiraya verilebileceği makul bir süre için devam eder. Kiracının bu sürenin geçmesinden önce kiraya verenden kabul etmesi beklenebilecek, ödeme gücüne sahip ve kira ilişkisini devralmaya hazır yeni bir kiracı bulması hâlinde, kiracının kira sözleşmesinden doğan borçları sona erer.

Kiraya veren, yapmaktan kurtulduğu giderler ile kiralananı başka biçimde kullanmakla elde ettiği veya elde etmekten kasten kaçındığı yararları kira bedelinden indirmekle yükümlüdür.

* 04.07.2012 tarih ve 6353 S.K. m.53 ile değiştirilen 31.03.2011 tarih ve 6217 S.K. Geçici 2. maddesi gereğince, “Kiracının Türk Ticaret Kanununda tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında, 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 323, 325, 331, 340, 342, 343, 344, 346 ve 354 üncü maddeleri 01.07.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanmaz. Bu halde, kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümleri tatbik olunur. Kira sözleşmelerinde hüküm olmayan hallerde mülga Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.



 
Şerhi Ekleyen Üyemiz:
Av.Ufuk BOZOĞLU
Hukukçu
Avukat
Şerh Son Güncelleme: 30-03-2019

THS Sunucusu bu sayfayı 0,01732612 saniyede 8 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.