Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yargıtay 1.Hukuk Dairesi 2015/6895 Esas 2018/582 Karar İçtihat

Üyemizin Özeti
Mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

Muris uzun süre yatalak kalmıştır. Davalı kardeşin bu süreçte murise baktığı, bütün ihtiyaçlarını karşıladığı davacının diğer kardeşleri tarafından tanık ifadeleri ile aktarılmıştır.

Temliklerin mal kaçırma amaçlı olmadığı anlaşılmaktadır. Davanın reddine karar verilmelidir.
(Karar Tarihi : 31.01.2018)
Dava: Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ____'un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
 
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
 
Davacı, mirasbırakan kardeşi____.'nin 866 ada 7 ve 886 ada 9 parsel sayılı taşınmazlarını, mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla kardeşi olan davalıya satış suretiyle devrettiğini, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tesciline, olmazsa taşınmazların rayiç bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
 
Davalı, mirasbırakan ile kardeş olmaları sebebiyle çok uzun süre birlikte yaşadıklarını, 1992 yılında ____ merkezde mirasbırakan ile ½ şer pay oranında ev aldıklarını, bu evin bedelinin tamamının tarafından ödendiğini, mirasbırakanın felç olduğunu, bakımı ve tedavisi ile ilgilenip tedavi masraflarını karşıladığını, dava konusu taşınmazları bedelini ödemek suretiyle satın aldığını, satış bedelinin bir kısmının mirasbırakanın borçlarına mahsup edilip, kalan bedelin mirasbırakana ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
 
Mahkemece, temlik işleminin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
 
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, mirasbırakan ____'nin maliki olduğu 866 ada 7 ve 886 ada 9 parsel sayılı taşınmazlarını dava dışı kızkardeşi _____'ye verdiği vekalet ile 28.07.2009 tarihinde davalı kızkardeşi ____'ye satış suretiyle temlik ettiği, 1933 doğumlu murisin 17.12.2012 tarihinde öldüğü, geride mirasçıları olarak dava dışı kardeşleri ____ ile davacı kardeş _____ ile davalı kardeşi _____'in kaldıkları anlaşılmaktadır.
 
Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
 
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunun 706., Türk Borçlar Kanunun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
 
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
 
Somut olaya gelince; murisin dava dışı diğer kardeşleri yani taşınmazda hak sahibi olacak isimler dahi, _____'nin felç geçirdiğini, uzun süre yatalak kaldığını, _____'nin bakımının masraflı olduğunu, bu süre zarfında davalının muris kardeş ____'ye baktığını, bütün ihtiyaçlarını karşıladığını, Silivri'de alınan evin bedelinin tamamını ____'in ödemesine rağmen ½ payını muris ____ adına tescil ettirdiğini, murisin de bunların karşılığı ve minnet duygusu ile taşınmazları davalıya temlik ettiğini beyan etmişlerdir. Bu durumda davalı ____'e yapılan temliklerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı yapılmadığı dolayısı ile muvazaalı olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
 
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
 
KARAR : Davalının yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 31.01.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
İlgili Mevzuat Hükmü : Türk Borçlar Kanunu (Yeni) MADDE 19 :Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.

Borçlu, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı, bu işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamaz.



 
Şerhi Ekleyen Üyemiz:
Av.Ufuk BOZOĞLU
Hukukçu
Avukat
Şerh Son Güncelleme: 26-07-2018

THS Sunucusu bu sayfayı 0,01695800 saniyede 8 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.