Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Danıştay 5. Daire 2013/940E. 2013/8210K. İçtihat

Üyemizin Özeti
Genelgeye karşı dava açmamış olan davacının, başka bir dava sonucunda bu düzenleyici işlemin iptali üzerine idareye başvurarak 2577 sayılı Kanunun 28 nci maddesi kapsamında parasal haklarının tazminini isteyebilmesi mümkün olmadığı gibi, bu davanın 2577 sayılı Kanunun 12 nci maddesinde belirtilen, iptal kararı üzerine açılmış bir tazminat davası olarak nitelendirilmesi olanağı da bulunmamaktadır.
(Karar Tarihi : 22.11.2013)
İsteğin Özeti: Ankara 13. İdare Mahkemesi'nce verilen 29/02/2012 günlü, E:2011/1284, K:2012/1839 sayılı kararın dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

Cevabın Özeti: Cevap verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi: Metin Gökdemir

Düşüncesi: İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesi'nce işin gereği düşünüldü:

Sağlık Bakanlığı bünyesinde radyasyonla çalışan sağlık personeli olarak görev yapan davacı, günlük çalışma saatlerini beş saatten dokuz saate çıkaran 08/10/2007 tarih ve 21025 sayılı Genelgenin yargı kararıyla iptal edildiğinden bahisle söz konusu Genelge uyarınca günlük beş saatin üzerinde kalan fazla çalışmalarının parasal karşılığının ödenmesi isteğiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ve hak edilen ödemelerin yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.

Temyiz edilen İdare Mahkemesi kararıyla; dava konusu işlemin iptaline ve fazla çalışmadan kaynaklanan parasal haklarının davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine hükmedilmiştir.

Davalı idare, Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmekte ve temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dava Açma Süresi" başlıklı 7 nci maddesinin birinci fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde idare mahkemelerinde altmış gün olduğu belirtilmiş; "Üst Makamlara Başvurma" başlıklı 11 nci maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı kurala bağlanmış; aynı Yasanın "İdari Makamların Sükutu" başlıklı 10 uncu maddesinde ise, ilgililerin, haklarında idari bir davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı ve ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay'a, idare 've vergi mahkemelerine dava açabilecekleri kuralı getirilmiş; "İptal ve Tam Yargı Davaları" başlıklı 12 nci maddesinde de, ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay'a ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilecekleri, bu halde de ilgililerin 11 inci madde uyarınca idareye başvurma haklarının saklı olduğu hükmü yer almıştır.

Dosyanın incelenmesinden; 2368 sayılı Sağlık Personelinin Tazminat ve Çalışma Esaslarına Dair Kanunun 2 nci maddesinin 28/03/2007 günlü, 5614 sayılı Kanun ile değiştirilerek kamu sağlık personelinin haftalık çalışma süresinin genel olarak 45 saat, mesai saatleri dışında serbest olarak çalışanların ise 40 saat olarak belirlenmesi üzerine, Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 08/10/2007 günlü, 21025 sayılı Genelgesiyle radyasyonla çalışan kamu sağlık personelinin mesailerinin, Kamu Sağlık Hizmetlerinde İyonlaştırıcı Radyasyon Kaynakları İle Çalışan Personelin Radyasyon Doz Limitleri Hakkında Yönetmelikte öngörülen doz limitleri içerisinde kalmak kaydıyla 45 saat, mesai saatleri dışında serbest çalışanlar için ise 40 saat olarak uygulanması hususunun Valiliklere duyurulması ile radyasyonla çalışan kamu sağlık personelinin günlük çalışma süresinin 08/10/2007 tarihinden itibaren 9 saat olarak uygulanmasına başlandığı, açılan bir davada söz konusu Genelgenin, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 01/05/2008 günlü, YD. İtiraz No:2008/417 sayılı kararıyla yürütülmesinin durdurulması üzerine Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nce yayımlanan 07/08/2008 günlü, 30218 sayılı Genelge ile, anılan yargı kararı gereğince radyasyonla çalışan kamu sağlık personelinin günlük mesailerinin 5 saat olarak düzenlenmesi hususunun Valiliklere duyurulması ile radyasyonla çalışan kamu sağlık personelinin günlük çalışma süresinin 9 saat olarak uygulanmasına son verilerek 07/08/2008 tarihinden itibaren 5 saat olarak uygulanmasına geri dönüldüğü; davacının 08/10/2007 tarih ve 21025 sayılı Genelge uyarınca günlük mesaisinin 5 saatten 9 saate çıkarıldığı dönemde yaptığı çalışmaların fazla çalışma kapsamında kaldığından bahisle söz konusu Genelge uyarınca günlük beş saatin üzerindeki fazla çalışmalarının parasal karşılığının ödenmesi isteğiyle yaptığı başvurunun reddi üzerine, söz konusu işlemin iptali ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle 24/05/2011 tarihinde temyizen incelenmekte olan davayı açtığı anlaşılmaktadır.

Dava, Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 08/10/2007 günlü, 21025 sayılı Genelgesinden kaynaklanan bir tam yargı davasıdır. Dolayısıyla, işlemden doğan tam yargı davasının, işlem tarihine göre hesaplanacak dava açma süresi içinde açılmış olması halinde uyuşmazlığın esası yönünden inceleneceği tabiidir. Anılan Genelge tarihinden itibaren tâbi olduğu çalışma saatlerindeki belirgin artış nedeniyle bu artışın nedenini oluşturan Genelgeden haberdar olan davacının, 2577 sayılı Kanunun 12 nci maddesi uyarınca, 08/10/2007 tarihinden itibaren altmış gün içinde, ya da yukarıda değinilen 11 nci maddeye göre idareye başvurduktan sonra aldığı cevaba göre hesaplanacak süre içinde söz konusu Genelgeden kaynaklanan zararlarının tazmini istemiyle dava açması gerekirken, bu sürelerin dolmasından çok sonra, 24/05/2011 tarihinde açmış olduğu tam yargı davasının esasının süre aşımı nedeniyle incelenmesine imkan bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, Genelgeye karşı dava açmamış olan davacının, başka bir dava sonucunda bu düzenleyici işlemin iptali üzerine idareye başvurarak 2577 sayılı Kanunun 28 nci maddesi kapsamında parasal haklarının tazminini isteyebilmesi mümkün olmadığı gibi, bu davanın 2577 sayılı Kanunun 12 nci maddesinde belirtilen, iptal kararı üzerine açılmış bir tazminat davası olarak nitelendirilmesi olanağı da bulunmamaktadır.

Tazminat isteği 2007 yılı Genelgesine dayandırıldığı için, davacının idareye yaptığı başvurunun dava konusu olabilecek bir işlem tesisi amacıyla yöneltilmiş bir başvuru olarak kabulü ve bu suretle 2577 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi kapsamında vasıflandırması da olanaksızdır.

Bu bakımdan, süre aşımı yönünden davanın reddi gerekirken işin esası yönünden karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle, Ankara 13. İdare Mahkemesi'nce verilen 29/12/211 günlü, E:2011/1284, K:2011/1839 saylı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanunla değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkeme'ye gönderilmesine, 22.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
İlgili Mevzuat Hükmü : İdari Yargılama Usulü Kanunu MADDE 12 :İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.



 
Şerhi Ekleyen Üyemiz:
Av.Can DOĞANEL
Hukukçu
Avukat
Şerh Son Güncelleme: 22-05-2017

THS Sunucusu bu sayfayı 0,04877901 saniyede 8 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.