Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

YARGITAY 8. HD. 2014/22969 E. 2016/15798 K. İçtihat

Üyemizin Özeti
Dava konusu haciz, takip talebinde ve dayanak sözleşmede gösterilen adreste yapıldığı gibi haciz sırasında yapılan evrak araştırmasında borçluya ait sevk irsaliyeleri bulunmuştur. Öte yandan, ticaret sicil bilgilerine göre, davalı borçlu şirketin borcun doğum tarihinden sonra 25.7.2012 tarihinde adresini değiştirdiği ve değişiklikten önceki adresinin haciz adresi olduğu, aynı tarihte 3.kişi şirketin haciz adresinde aynı alanda faaliyete başladığı tespit edilmiştir. Tüm bu bilgiler ışığında, somut olayda, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. Bu yasal karinenin aksinin davacı üçüncü kişi tarafından güçlü ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davacı üçüncü kişi tarafından sunulan, isteyen her kişi adına düzenlenmesi olanaklı faturalar, yasal karinenin aksini ispata yeterli değildir. Kaldı ki,faturalar borcun doğumundan sonraya ilişkin olduğu gibi faturalarda malın ayırt edici özelliği de belirtilmediğinden, mahcuza ilişkin olup olmadığı kesin bir şekilde tespit edilememiştir. Sunulan kira sözleşmesi de adi yazılı olup borcun doğumundan sonra düzenlenmiştir. Yine davacı tarafından sunulan vergi levhası ise beyan üzerine düzenlenmiş ve karinenin aksini ispata yeterli değildir.
       
Tüm bu olgular karşısında, mülkiyet karinesinin aksini ispatlayamayan üçüncü kişi tarafından açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve Yasa'ya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
(Karar Tarihi : 17/11/2016)
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Davacı 3. kişi vekili, müvekkiline ait işyerinde haciz yapıldığını, işyerinin mal sahibinden boş olarak kiralandığını, işyeri açma ruhsatı bulunduğunu, hacze konu mahcuzların müvekkiline ait olduğunu açıklayarak davanın kabulü ile hacizlerin fekkini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı; davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu, usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine karşın duruşmaya katılmamış, cevap da vermemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacı 3.kişinin işyerini hacizden önceki bir tarihte açtığı,borçlu şirketin adresi ile davacı 3.kişi şirketin faaliyet adreslerinin farklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK'nun 96 vd maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dava konusu haciz, takip talebinde ve dayanak sözleşmede gösterilen adreste yapıldığı gibi haciz sırasında yapılan evrak araştırmasında borçluya ait sevk irsaliyeleri bulunmuştur. Öte yandan, ticaret sicil bilgilerine göre, davalı borçlu şirketin borcun doğum tarihinden sonra 25.7.2012 tarihinde adresini değiştirdiği ve değişiklikten önceki adresinin haciz adresi olduğu, aynı tarihte 3.kişi şirketin haciz adresinde aynı alanda faaliyete başladığı tespit edilmiştir. Tüm bu bilgiler ışığında, somut olayda, İİK'nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. Bu yasal karinenin aksinin davacı üçüncü kişi tarafından güçlü ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davacı üçüncü kişi tarafından sunulan, isteyen her kişi adına düzenlenmesi olanaklı faturalar, yasal karinenin aksini ispata yeterli değildir. Kaldı ki,faturalar borcun doğumundan sonraya ilişkin olduğu gibi faturalarda malın ayırt edici özelliği de belirtilmediğinden, mahcuza ilişkin olup olmadığı kesin bir şekilde tespit edilememiştir. Sunulan kira sözleşmesi de adi yazılı olup borcun doğumundan sonra düzenlenmiştir. Yine davacı tarafından sunulan vergi levhası ise beyan üzerine düzenlenmiş ve karinenin aksini ispata yeterli değildir.


Tüm bu olgular karşısında, mülkiyet karinesinin aksini ispatlayamayan üçüncü kişi tarafından açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve Yasa'ya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddeleri gereğinceYargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 118,35 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 17.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlgili Mevzuat Hükmü : İcra ve İflas Kanunu MADDE 97 :(Değişik madde: 18/02/1965 - 538/54 md.)

İstihkak iddiasına karşı alacaklı veya borçlu tarafından itiraz edilirse, icra memuru dosyayı hemen icra mahkemesine verir. İcra mahkemesi, dosya üzerinde veya lüzum görürse ilgilileri davet ederek mürafaa ile yapacağı inceleme neticesinde varacağı kanaate göre takibin devamına veya talikine karar verir.

İstihkak davasının sırf satışı geri bırakmak gayesiyle kötüye kullanıldığını kabul etmek için ciddi sebepler bulunduğu takdirde merci takibin taliki talebini reddeder.

Takibin talikine karar verilirse, haksız çıktığı takdirde alacaklının muhtemel zararına karşı davacıdan 36 ncı maddede gösterilen teminat alınır.

Teminatın cins ve miktarı mevcut delillerin mahiyetine göre takdir olunur.

(Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./9.mad) Takibin devamına dair verilen icra mahkemesi kararı kesindir.

Üçüncü şahıs, merci kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinde istihkak davası açmaya mecburdur. Bu müddet zarfında dava edilmediği takdirde üçüncü şahıs alacaklıya karşı iddiasından vazgeçmiş sayılır.

(Değişik ibare: 6103 S.K. m.41/2-g / Yürürlük: m.43-01.07.2012) “Kiralanan taşınmaz veya gemilerdeki” hapis hakkına tabi eşya ile ilgili istihkak davaları Borçlar Kanununun 268 inci maddesinin 1 inci fıkrasında yazılı hükümlere uygun olmadıkça talik emri verilemez.

Dava esnasında 106 ncı maddedeki müddetler cereyan etmez.

Yukardaki hükümler dairesinde kendisine istihkak talebinde bulunmak imkanı verilmemiş olan üçüncü şahıs, haczedilen şey hakkında veya satılıp da bedeli henüz alacaklıya verilmemişse bedeli hakkında, hacze ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içinde, icra mahkemesinde istihkak davası açabilir. Aksi takdirde aynı takipte bu iddiayı ileri sürmek hakkını kaybeder. Bu halde davacının talebi üzerine merci hakimi takibin talik edilip edilmemesi hakkında yukardaki hükümler dairesinde acele karar vermeye mecburdur. Bu karar diğer taraf dinlenmeksizin de verilebilir.

İstihkak davası neticelenmeden mahcuz mal paraya çevrilmiş bulunursa merci hakimi işbu bedelin yargılama neticesine kadar ödenmemesi veya teminat karşılığında veya halin icabına göre teminatsız derhal alacaklıya verilmesi hususunda ayrıca karar verir.

İstihkak davasına umumi hükümler dairesinde ve basit yargılama usulüne göre bakılır.

Mahcuz eşya ile ilgili olarak icra memuruna dermeyan edilen iddiada üçüncü şahıs ve borçlunun birleşmeleri alacaklıya müessir değildir. Üçüncü şahsın bu iddiasını ispat etmesi lazımdır. Ancak üçüncü şahsın mahcuz eşyanın kendisinin mülkü veya kendisine merhun olduğu hakkındaki iddiasının borçlu tarafından kabulü kendi aleyhine delil teşkil eder ve ileride bu ikrara aykırı hiçbir iddiada bulunamaz.

(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/11 md.) İstihkak davası üzerine takibin talikine karar verilip de neticede dava reddolunursa alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın (Değişik ibare: 6352 S.K.-02.07.2012/m.19) "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunur.

(Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./9.mad) Davanın reddi hakkındaki karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran istihkak davacısı icra dairesinden 36 ncı maddeye göre mühlet isteyebilir.

İstihkak davası sabit olur ve birinci fıkra gereğince istihkak iddiasına karşı itiraz eden alacaklı veya borçlunun kötü niyeti tahakkuk ederse haczolunan malın değerinin yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere itiraz edenden tazminat alınmasına asıl dava ile birlikte hükmolunur.

Koca aleyhine yapılmış bir hacizde karı şahsi malları üzerindeki haklarını Medeni Kanunun 160 ıncı maddesi hükmüne tabi olmaksızın kendisi takip edebilir.

İstihkak davasına karşı haczi yaptıran alacaklı bu kanunun 11 inci babı hükümlerine dayanarak ve muvakkat veya kati aciz belgesi ibrazına mecbur olmaksızın mütekabilen iptal davası açabilir. Dava ve mütekabil davada tarafların gösterecekleri bütün delilleri hakim serbestçe takdir eder.

İstihkak davaları süratle ve diğer davalardan önce görülerek karara bağlanır.


İSTİHKAK DAVALARINDA MÜLKİYET KARİNESİ:
MADDE 97/a.

(Ek madde: 18/02/1965 - 538/55 md.)

Bir taşınır malı elinde bulunduran kimse onun maliki sayılır. Borçlu ile üçüncü şahısların taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi mal borçlu elinde addolunur. Birlikte oturulan yerlerdeki mallardan mahiyetleri itibariyle kadın, erkek ve çocuklara aidiyetleri açıkça anlaşılanlar veya örf ve adet, sanat, meslek veya meşgale icabı olanlar bunların farz olunur. Bu karinenin aksini ispat külfeti iddia eden kişiye düşer.

İstihkak davacısı malı ne suretle iktisap ettiğini ve borçlunun elinde bulunmasını gerektiren hukuki ve fiili sebep ve hadiseleri göstermek ve bunları ispat etmekle mükelleftir.



 
Şerhi Ekleyen Üyemiz:
Av.Bülent AKÇADAĞ
Hukukçu
Avukat
Şerh Son Güncelleme: 12-02-2017

THS Sunucusu bu sayfayı 0,05697203 saniyede 8 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.