Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Danıştay İDDK 2007/321 Esas 2011/1643 Karar İçtihat

Üyemizin Özeti
Davacının Eceabat Asliye Hukuk Mahkemesine işlemin tebliği üzerine idari dava açma süresi içinde dava açması, anılan Mahkemenin uyuşmazlığın görüm ve çözümünün idari yargı mercilerine ait olduğu gerekçesiyle verdiği görevsizlik kararı üzerine davacının dosyanın görevli İdare Mahkemesine gönderilmesi talebini içeren dilekçeyi otuz günlük süre içinde Mahkemesine vermesi, dosyanın İdare Mahkemesine intikali üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun benzer nitelikteki uyuşmazlıklarda verdiği kararlara uygun olarak İdare Mahkemesince dilekçenin reddine karar verilmesini takiben, süresi içinde usulüne uygun olarak düzenlenmiş dilekçe ile dava açılmış olması karşısında, bakılan davanın süresinde olduğu anlaşıldığından, idare Mahkemesince dosyanın tekemmül ettirilerek işin esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

Bu itibarla; davanın süreaşımı nedeniyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet görülmemiştir.
(Karar Tarihi : 22.12.2011)
İstemin Özeti: Bursa 3. İdare Mahkemesinin 2.11.2006 günlü, E:2006/2271, K:2006/1820 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması, davacı tarafından istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi B____ K____'ün Düşüncesi: 2577 sayılı Yasanın 9. maddesinde, adli yargı yerine açılan davanın görev yönünden reddine ilişkin kararın kesinleşmesi üzerine 30 gün içinde idari yargıya dava açılması öngörülmüştür. Anılan Yasa maddesinde adli yargı yerine açılan davanın, 2577 sayılı Yasanın 2. maddesinde sayılan dava türlerinden biri olması yönünden bir ayrım yapılmamıştır. Dolayısıyla, görevsiz yargı yerine açılan davanın, 2577 sayılı Yasının 2. maddesinde sayılan dava türlerinden biri olması yönünde bir sınırlama bulunmadığı açıktır. Esasen adli yargıda açılan davanın nitelendirilmesini yapmakla görevli olan adli yargı mahkemesinin bu nitelemeyi yaparak uyuşmazlığın idari yargının görevine girdiğinin belirlemiş olması ve idari yargı yerince de davanın idari yargının görevine girdiğinin kabul edilmesi durumunda artık adli yargı yerinde açılan davanın türünün idari yargı yerince yorumlanarak 2577 Sayılı Kanunun 9. maddesinin uygulanamayacağı gibi bir sonuca ulaşmak hukuken olanaklı değildir.

Bu nedenle; dava konusu olayda, davacının adli yargı yerinin görevsizlik kararının tebliğinden itibaren 30 gün içinde vermiş olduğu dilekçenin usulüne uygun düzenlenmemiş olması nedeniyle 2577 sayılı Yasanın 3. maddesi uyarınca reddi üzerine süresi içinde yenilenen ve usulüne uygun şekilde düzenlenen dilekçe ile iptal isteminde bulunulmuş olması karşısında, davanın süresinde olduğu anlaşıldığından, dava konusu olayda 2577 sayılı Yasanın 9. maddesinin uygulanmasına olanak bulunmadığından bahisle süre aşımı nedeniyle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.

Danıştay Savcısı M ____ Ç ____'nın Düşüncesi: İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme ısrar kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Dava; Çanakkale İli, Eceabat İlçesinde bulunan ve Hazinenin özel mülkiyetinde olan arabalı vapur iskelesinin intifa hakkının 6237 sayılı Yasanın 4. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu Kararı ile davacı belediyeye verildiği, ancak bahsi geçen iskelenin Belediye ile Türkiye Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürlüğü arasında yapılan protokol gereğince davacı belediyeye devredildiği, söz konusu protokole göre Türkiye Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürlüğü tarafından davacı belediyeye müruriye ve otopark geliri adı altında ödeme yapıldığından bahisle 1992 yılından itibaren davacı belediyeye ödenen toplam 286.418.853.621.- TL'nin 6237 sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca %10'unun hazine payı olarak ödenmesi yolunda 6183 sayılı Yasanın 37. maddesi uyarınca davalı idarece tesis edilen 20.12.2002 tarih ve 1314 sayılı işlem ile bu işleme karşı yapılan itirazın reddine ilişkin 27.12.2002 tarih ve 1325 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

Bursa 3. idare Mahkemesinin 10.1.2005 günlü, E.2005/4, K:2005/17 sayılı kararıyla; davacı belediye tarafından, dava konusu işlemle tahsili istenen otopark ücretinin iskele geliri olup olmadığı ve iskele geliri olan müruriye ücretinin beş yıllık süreyi aşan kısmının 6183 sayılı Yasanın 102. maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığından bahisle talep edilip edilemeyeceği hususunda taraflar arasında çıkan muarazanın giderilmesi istemiyle Eceabat Asliye Hukuk Mahkemesine açılan davanın görev yönünden reddine karar verildiği, söz konusu kararın kesinleşmesi üzerine 30 günlük süre içinde 20.12.2002 tarih ve 1314 sayılı işlem ile bu işleme karşı yapılan itirazın reddine ilişkin 27.12.2002 tarih ve 1325 sayılı işlemin iptali istemiyle dava açıldığı, 2577 sayılı Yasanın 9. maddesinde yer alan görevsiz yargı yerine başvurma tarihinin, Danıştay'a, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edileceği yönündeki hükmün, idari yargının görev alanına giren uyuşmazlıklarda uygulanabileceği, adli yargı yerine açılan muarazanın giderilmesi davasının, 2577 sayılı Yasanın 2. maddesinde sayılan idari dava türleri arasında yer almaması ve mahkemelerinde görülmekte olan bu dava ile konusunun aynı olmaması nedeniyle dava açma süresi yönünden 2577 sayılı Yasanın 9. maddesinin bu davada uygulanmasına hukuken olanak bulunmadığı, bu durumda 6.1.2003 tarihinde tebliğ edilen işlemlerin iptali istemiyle 23.9.2004 tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir.

Anılan karar, Danıştay Onuncu Dairesinin 28.6.2006 günlü, E:2005/4712, K:2006/4692 sayılı kararıyla; arabalı vapur iskelesinin Türkiye Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürlüğü tarafından işletilmesinden dolayı davacı belediyeye ödenen müruriye ve otopark gelirinin, 6237 sayılı Limanlar İnşaatı Hakkında Kanunun 4. maddesi uyarınca %10'unun hazine payı olarak ödenmesi yolunda 6183 sayılı Yasanın 37. maddesi uyarınca davalı idarece tesis edilen 20.12.2002 tarih ve 1314 sayılı işlem ile bu işleme karşı yapılan itirazın reddine ilişkin 27.12.2002 tarih ve 1325 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davanın idari yargının görev alanında bulunduğunun kuşkusuz olduğu; öte yandan, dava konusu işlemlerle istenen Hazine alacağı ile ilgili olarak taraflar arasında çıkan muarazanın giderilmesi istemiyle adli yargı yerinde açılan davanın görev yönünden reddi yolunda verilen kararın kesinleşmesi üzerine idari yargıda açılan davada, 2577 sayılı Yasanın 9. maddesinde öngörülen sürecin dava konusu olayda gerçekleşmesi nedeniyle görevsiz yargı merciine başvuru tarihinin idari yargı yerine başvuru tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, esasen 2577 sayılı Yasanın 9. maddesinde, adli yargı yerine açılan davanın türü yönünden bir ayırım yapılmaksızın verilen görev ret kararının kesinleşmesi üzerine 30 gün içinde idari yargı yerine dava açılmasına engel bir düzenleme bulunmadığı gibi, görevsiz yargı yerine açılan davanın, 2577 sayılı Yasanın 2. maddesinde sayılan dava türlerinden biri olması yönünde bir sınırlamanın da bulunmadığı; diğer taraftan, adli yargının görev alanına giren uyuşmazlıklarla ilgili olarak verilen görev ret kararı üzerine idari yargıda açılan davalarda, öncelikle görev sorununun incelenmesi ve çözümlenmesi gerektiği, yukarıda da belirtildiği üzere uyuşmazlığın çözümü idari yargının görev alanında bulunduğu açık olmakla birlikte, idare mahkemesince uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görevinde bulunmadığı, bu nedenle 2577 sayılı Yasanın 9. maddesinin dava konusu olayda uygulanmasına olanak bulunmadığı hususuna da yer verildiği görüldüğünden, mahkemece ulaşılan bu sonuca göre, öncelikle davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın süre aşımı yönünden reddi yolunda verilen kararda, bu yönüyle de hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle bozulmuş ise de; İdari Mahkemesi, adli yargı yerince verilen görevsizlik kararı üzerine de olsa, çözümlenmesi görevi idare mahkemelerine ait olan bir konuda davanın görev yönünden reddine karar verilmeyeceği, görev yönünden yapılacak incelemenin ise adli yargı yerinde açılan ve görev yönünden reddedilen dava ile değil, Mahkemelerinde açılan dava ile sınırlı olarak yapılacağı, buna göre, çözümlenmesi görevi idari yargı yerlerine ait bulunmayan "muazaranın giderilmesi" davasının Asliye Hukuk Mahkemesince görev noktasından reddedilmesi üzerine idari yargının görev alanında bulunan konuda açılmış olan davada dava açma süresinin hesaplanmasında 2577 sayılı Yasanın 9. maddesinin uygulanması olanaklı bulunmayıp, aynı Yasanın 7. maddesinin uygulanması ve davanın da "muarazanın giderilmesi" davasında verilen görevsizlik kararı üzerine Eceabat Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.9.2004 günlü, 2004/57 Muh. sayılı yazısı ile Mahkemelerine gönderilen dosyanın kayda girdiği 23.9.2004 tarihi olduğunun kabulü gerektiğini de belirtmek suretiyle bozma kararına uymayarak davanın süreaşımı nedeniyle reddi yolundaki ilk kararında ısrar etmiştir.

Davacı, Bursa 3. İdare Mahkemesinin 2.11.2006 günlü, E:2006/2271, K:2006/1820 sayılı ısrar kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu'nun 3622 sayılı Yasa ile değişik 9.maddesinde; çözümlenmesi Danıştay'ın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli ve askeri yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabileceği, görevsiz yargı merciine başvurma tarihinin, Danıştay'a, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edileceği hükmüne yer verilmiştir.

2577 sayılı Yasanın 2. maddesinde; idari işlemler hakkında, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından bahisle iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davası ile idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan ihlal edilenler tarafından açılan tam yargı davası ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davaların idari yargı yerlerince görülüp çözümleneceği kurala bağlanmıştır.

İdari işlemler ise, idari makamların idare işlevleriyle ilgili ve kamu gücüne dayanarak kamu hukuku alanında tesis ettikleri tek yanlı, doğrudan uygulanabilir nitelikte ve ilgililerin hukuki durumlarını etkileyen hukuki tasarruflar, irade açıklamaları olarak tanımlanmaktadır.

Bu işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka aykırı oldukları iddiasıyla iptali istemiyle menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davaların idari yargı yerlerinde görülüp çözümlenmesi gerekmektedir.

2577 sayılı Yasa'nın yukarıda açıklanan 9/1. maddesinde yer alan düzenlemeden anlaşılacağı üzere, adli yargı yerinde açılan bir davanın görev yönünden reddi halinde idari yargıdaki dava türlerinin de niteliği gereği 2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uygun hazırlanmış dilekçelerle görevli ve yetkili idari yargı yerinde yeniden dava açılması gerekmektedir.

Bu bağlamda; 2577 sayılı Yasa'nın anılan 9/1. maddesinde, adli veya askeri yargı yerlerine açılan ancak bu yargı yerlerince idari yargı yerlerinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi üzerine ilgililerin otuz gün içinde görevli idari yargı yerlerine dava açmaları öngörülmüş, dolayısıyla görevsizlik kararını veren adli veya askeri yargı yerlerince tarafların talebi üzerine veya mahkemelerce kendiliğinden dosyanın görevli idari yargı yerine gönderileceğine ilişkin bir usul hükmüne yer verilmemiştir. Aynı şekilde olay tarihinde yürürlükte bulunan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda da bu yönde bir hüküm bulunmamaktadır.

Buna rağmen, görevsizlik kararı veren adliye mahkemelerince tarafların talebi üzerine veya kendiliğinden dosyanın görevli idari yargı merciine gönderildiğine uygulamada rastlanılmaktadır.

Bu tür uygulamalarla sıkça karşılaşılması ve bu uygulamaların hak arama özgürlüğüne engel oluşturarak adil yargılanma ilkesini zedelemesi nedeniyle bu sorun, usul kuralları çerçevesinde yargı kararları ile çözüme kavuşturulmuştur.

Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31.5.2007 günlü, E:2006/4773, K:2007/1302 sayılı kararıyla; adli yargı yerinde açılan bir davanın görev yönünden reddi halinde idari yargıdaki dava türlerinin de niteliği gereği 2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uygun olarak hazırlanmış dilekçelerle görevli ve yetkili idari yargı yerinde yeniden dava açılması gerektiği, ilgililerin süresi içinde adli yargı yerine verdikleri dosyanın idari yargı merciine gönderilmesi istemini içeren dilekçelerin "dilekçenin reddi" kararı verilerek dava dilekçesi durumunu getirilmek suretiyle işin esasının incelenmesinin hukuken olanaklı olduğuna; diğer taraftan, görevsizlik kararını veren yargı yerinin kendiliğinden dava dosyasını idari yargı yerine göndermesi halinde dosyanın mahkemenin esasına kaydedilmeyerek, dosya sehven esasa kaydedilmiş ise dosya kaydının kapatılarak mahkemesine iadesi gerektiğine karar verilmiştir.

İncelenen olayda; davacının idari dava açma süresi içinde Eceabat Asliye Hukuk Mahkemesine açmış olduğu davada anılan Mahkemenin (Hakem Sıfatı ile verdiği) 18.2.2004 günlü, 2004/15 sayılı kararıyla; idare, bir idari işlemi, eylemi veya sözleşmeyi yaparken özel hukuk kişilerinin üstünde bir kamu tüzel kişisi olarak hareket etmiş ise uygulanacak hukukun idare hukuku olduğu, böyle bir idari işlem, eylem veya sözleşmeye ilişkin davanın idari yargı yerinde görüleceği, dava konusu olayda davacının, davalı tarafın bir kamu tüzel kişisi olarak hareket ederek yapmış olduğu bir işlemle ödenmesini istediği eksik bedelin istenemeyeceğinin tespitine ilişkin bir dava açtığı, bu durumda davalı tarafın yapmış olduğu işlem bir idari işlem olup, bu işleme karşı açılacak davaya idari yargı yerinde bakılması gerektiği gerekçesiyle Mahkemelerinin görevsizliğine, dosyanın tarafların başvurusu halinde görevli ve yetkili Bursa İdare Mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir.

Bu kararın davacıya tebliği üzerine davacı vekili 14.7.2004 tarihinde dosyanın görevli Bursa İdare Mahkemesine gönderilmesini talep etmiş, bunun üzerine idare Mahkemesine gönderilen dosya 23.9.2004 tarihinde Bursa 3. İdare Mahkemesinin esasına kaydedilmiştir. Bursa 3. idare Mahkemesi 18.11.2004 günlü kararı ile önce 2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uygun olmayan dilekçenin reddine karar vermiş, bu kararın tebliği üzerine davacı otuz gün içinde usulüne uygun düzenlenen dilekçe ile bakılan davayı açmış ise de, İdare Mahkemesince 2577 sayılı Yasanın 9. maddesinin bu davada uygulanamayacağı, dolayısıyla 6.1.2003 tarihinde tebliğ edilen işleme karşı 23.9.2004 tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Davacının Eceabat Asliye Hukuk Mahkemesine işlemin tebliği üzerine idari dava açma süresi içinde dava açması, anılan Mahkemenin uyuşmazlığın görüm ve çözümünün idari yargı mercilerine ait olduğu gerekçesiyle verdiği görevsizlik kararı üzerine davacının dosyanın görevli İdare Mahkemesine gönderilmesi talebini içeren dilekçeyi otuz günlük süre içinde Mahkemesine vermesi, dosyanın İdare Mahkemesine intikali üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun benzer nitelikteki uyuşmazlıklarda verdiği kararlara uygun olarak İdare Mahkemesince dilekçenin reddine karar verilmesini takiben, süresi içinde usulüne uygun olarak düzenlenmiş dilekçe ile dava açılmış olması karşısında, bakılan davanın süresinde olduğu anlaşıldığından, idare Mahkemesince dosyanın tekemmül ettirilerek işin esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

Bu itibarla; davanın süreaşımı nedeniyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; davacının temyiz isteminin kabulüne, Bursa 3. idare Mahkemesinin 2.1 1.2006 günlü, E:2006/2271, K:2006/1820 sayılı ısrar kararının bozulmasına, dosyanın adı geçen İdare Mahkemesine gönderilmesine, 22.12.2011 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 9/1. maddesi uyarınca, çözümlenmesi Danıştay'ın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli ve askeri yargı yerlerine açılmış olan davaların görev yönünden reddi halinde adli veya askeri yargının görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra idari yargı yerinde ayrı bir dava açılması gerekmektedir.

Dolayısıyla, dava dosyasının görevsizlik kararını veren adli veya askeri yargı yerince kendiliğinden veya tarafların talebi üzerine idari yargı yerine gönderilmesi hukuken olanaklı olmadığından, görevsizlik kararı üzerine dava dosyasının idari yargı yerine gönderilmesine ilişkin dilekçenin de idari yargı yerine açılan bir davaya ait dilekçe gibi değerlendirilerek, dilekçe ret kararı verilmek suretiyle dava dilekçesi şekline dönüştürülmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.

Bu durumda, 2577 sayılı Yasada görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine otuz günlük süre içinde idari yargı yerine ayrı bir dava açılması dışında bir usul öngörülmediğinden ve yorum yolu ile usul hükmü oluşturulması da mümkün olmadığından, Eceabat Asliye Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararının tebliği üzerine 2577 sayılı Yasanın 9/1. maddesinde öngörülen 30 günlük süre içinde gerekli İdare Mahkemesinde dava açılmamış olması karşısında, bakılan davanın süresinde olmadığı açıktır.

Bu nedenle, İdare Mahkemesinin verilen ısrar kararın yukarıda belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. (¤¤)
İlgili Mevzuat Hükmü : İdari Yargılama Usulü Kanunu MADDE 9 :1. (Değişik: 5/4/1990 - 3622/2 md.) Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli ve askeri yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir.

       2. Adli veya askeri yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra birinci fıkrada yazılı otuz günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabilir.



 
Şerhi Ekleyen Üyemiz:
Av.Mustafa GÖNÜLAL
Hukukçu
Avukat
Şerh Son Güncelleme: 14-02-2016

THS Sunucusu bu sayfayı 0,02388000 saniyede 8 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.