Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

YARGITAY HGK.2010/1-55 E.-2010/64 İçtihat

Üyemizin Özeti
Asliye Hukuk Mahkemesince karar verilinceye kadar Sulh Hukuk mahkemesinin görevli olduğu ileri sürülüp itiraz da bulunulabilir.Ancak karar verildikten sonra davanın sulh mahkemesinin görevi içinde olduğu ileri sürülerek bu konu temyiz nedeni yapılamaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 7/3. maddesi: "Bir dava, asliye mahkemesinde hükme bağlandıktan sonra, davanın sulh mahkemesinin görevi içinde olduğu ileri sürülerek üst mahkemede itirazda bulunulamaz."


Somut olayda da asliye hukuk mahkemesince ilk karar verilinceye kadar görev itirazında bulunulmadığına göre, artık sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görev itirazında bulunulamaz.
(Karar Tarihi : 10.02.2010)
Asliye hukuk mahkemesince karar verilene kadar sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu ileri sürülüp itiraz da bulunulabilinirse de karar verildikten sonra davanın sulh mahkemesinin görevi içinde olduğu ileri sürülerek bu konu temyiz nedeni yapılamaz. Somut olayda da karar asliye hukuk mahkemesince verilmiş olduğundan ve ilk karar verilene kadar da görev itirazında bulunulmadığına göre artık sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görev itirazında bulunulamaz. İlk kararın bu nedenle temyiz edilmiş olması sonucu değiştirmez.

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasındaki "Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Akhisar 2.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 23.07.2008 gün ve 2007/51 E.-2008/284 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 19.02.2009 gün ve 2009/691-2053 sayılı ilamı ile; (...Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, davacıların davada miras payları oranında tapu iptal ve tescil isteğinde bulundukları görülmektedir. Mahkemece yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu, dava konusu taşınmazın değerinin 11.320.-YTL, davacıların miras payları toplamının ise 3/21 olduğu, bu durumda iptal edilen dava konusu payların değerinin 1.617.14.-YTL'yi bulduğu görülmektedir.

Davacı vekili keşiften sonra, davaya bakma görevinin sulh hukuk mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle görev itirazında bulunmuştur.

Bu durumda, HUMK.nun 8. maddesini değiştiren 17.4.2004 tarihli 5219 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince davaya bakma görevinin sulh hukuk mahkemesine ait olduğu kuşkusuzdur.

Öte yandan; kabul tarzı itibarı ile de, davada pay oranında tapu iptal ve tescil isteğinde bulunulduğu gözetilerek, taşınmazın iptal edilen payların değeri üzerinden taraf yararına harç ve vekalet ücreti takdiri gerekirken, fazla harç ve vekalet ücreti takdiri de doğru değildir.

Hal böyle olunca, dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden davacıların iptal ve tecil talep ettikleri miras paylarının toplam değeri dikkate alınarak davaya bakma görevinin sulh hukuk mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmiş olması doğru değildir. Davalının bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN : Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.

Davacılar vekili, davacıların murisinin mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak 429 ada 52 parsel sayılı taşınmazını davalı kızına satış göstererek temlik ettiğini ileri sürüp, miras payları oranında satışın iptali ile adlarına tescilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, murisin taşınmazlarını mirasçıları arasında paylaştırmayı amaçladığını, davacıların babasının kök muristen hakkını aldığını bildirip davanın reddini savunmuştur.

Yerel Mahkemenin davanın kabulüne dair verdiği ilk karar davalının temyizi üzerine Özel Dairece eksik araştırma nedeniyle bozulmuş, bozmaya uyularak davanın kabulüne dair verilen karar davalının temyizi üzerine Özel Dairece yukarıdaki gerekçe ile bozulmuş, yerel mahkeme ilk karardan sonra artık görev itirazı yapılamayacağı gibi mahkemenin de resen görevsizlik kararı veremeyeceği gerekçesi ile kararında direnmiştir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki görev kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, Yerel Mahkemenin davanın kabulüne yönelik önceki kararının esastan bozulmasına ilişkin Özel Daire bozmasına uymuş olması bu yönden taraflardan biri yararına usulü kazanılmış hak doğurmaz; uyulan bozmadan sonra dahi uyuşmazlığın görev yönünden değerlendirilmesi usulen olanaklıdır.

Ancak Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 7/3. maddesi aynen "Bir dava, asliye mahkemesinde hükme bağlandıktan sonra, davanın sulh mahkemesinin görevi içinde olduğu ileri sürülerek üst mahkemede itirazda bulunulamaz." şeklindedir.

Madde metninden de anlaşılacağı üzere ancak asliye mahkemesinde karar verilene kadar sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu ileri sürülüp itiraz da bulunulabilinirse de karar verildikten sonra davanın sulh mahkemesinin görevi içinde olduğu ileri sürülerek bu konu temyiz nedeni yapılamaz.

Somut olayda da karar asliye hukuk mahkemesince verilmiş olduğuna ve ilk karar verilene kadar görev itirazında bulunulmadığına göre artık sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görev itirazında bulunulamaz. İlk kararın bu nedenle temyiz edilmiş olması sonucu değiştirmez. Direnme kararı bu nedenle yerindedir.

Ne var ki davalı vekilinin sair temyiz nedenleri özel dairece incelenmemiş olduğundan, dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.

KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle direnme uygun bulunduğundan dosyanın davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için 1.Hukuk Dairesine gönderilmesine, 10.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.
İlgili Mevzuat Hükmü : Hukuk Muhakemeleri Kanunu MADDE 2 :Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.

Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.



 
Şerhi Ekleyen Üyemiz:
Mehmet KARAUSTA
Hukukçu
Şerh Son Güncelleme: 03-06-2013

THS Sunucusu bu sayfayı 0,02075410 saniyede 8 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.