Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, Esas: 2003/512, Karar: 2003/738 İçtihat

Üyemizin Özeti
Kararın sonucu ile ilgisi bulunduğu kabul edilerek davaya davalı idare yanında katılmasına karar verilen şirkete, kararda yer verilmemesi; adı geçen müdahilin kararın kendisine tebliği ile karardan bilgi sahibi olmasını engellediğinden ve dolayısıyla davalı idare ile birlikte hareket ederek kararı temyiz etmek hakkından mahrum bırakılmış olması sonucunu doğuracağından bozma nedenidir.
(Karar Tarihi : 16.10.2003)
"İstemin Özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 06.11.2002 günlü, E: 2001/1627, K: 2002/4187 sayılı kararının iptale ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması davalı idare tarafından istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Aylin Bayram'ın Düşüncesi: Danıştay Onuncu Dairesince davaya davalı idare yanında katılmasına karar verilen şirketin, nihai kararda yer almadığı ve kararın müdahile tebliğ edilmediği anlaşıldığından, bu eksiklik giderilmek üzere Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Bilgin Arısan'ın Düşüncesi: Davacı şirketin, 506 sayılı Kanunun Ek 37 inci maddesi uyarınca sigortalı ve emeklilerin özürlü çocuklarının gelişim ve eğitimlerine yapılacak yardımların usul ve esaslarının belirlenmesine ilişkin Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının 09.05.2001 günlü, 3-181 Ek sayılı Genelgesinin 1 inci, 7 inci, 8 inci, 9 uncu, 10 uncu, 12 inci, 13 üncü, 14 üncü, maddeleri ile 18 inci maddesi b-d-e fıkraları ve 19 uncu maddelerinin iptali talebiyle açılan dava üzerine dava konusu genelgenin 1 inci, 7 inci, 8 inci, 9 uncu, 10 uncu, 12 inci maddeleri ile 18 inci maddesi b-d-e fıkralarını iptal eden ve dava konusu Genelgenin 14 üncü ve 19 uncu maddelerinin iptali talebine ilişkin kısmını red eden Danıştay 10 uncu Dairesi kararının temyizen incelenerek bozulması talep edilmektedir.

Dava konusu genelgenin iptali istenen 1 inci, 7 inci, 8 inci, 9 uncu, 10 uncu, 12 inci, maddeleri ile 18 inci maddesi b-d-e fıkraları sosyal bir yardımın ödenmesini zorlaştırıcı ve uygulamada karışıklığa yol açacak düzenlemeler içerdiğinden ve 506 sayılı Kanunda ve bu Kanunun atıfta bulunduğu 2001 yılı Bütçe Uygulama Talimatında öngörülmeyen hususlara yer verilmiş olması sebebiyle, 506 sayılı Kanuna ve Bütçe Uygulama Talimatı hükümlerine, aykırı bulunmaktadır. Ayrıca ilgili mevzuatla diğer kurumlara ait yetki ve görev alanına girilmesi yoluyla yetki aşımında bulunulmuş olması da aynı maddeler yönünden yetki unsurunu sakatlayıcı nitelikte bulunmamaktadır.

Açıklanan sebeplerle dava konusu genelgeyi kısmen iptal eden ve davayı kısmen reddeden Danıştay 10. Daire kararı 506 sayılı Kanunun Ek 37 inci maddesi amir hükümlerine uygun bulunduğundan hukuki mesnedi bulunmayan temyiz talebinin reddi ile Danıştay 10. Dairesi kararının tasdiki gerekeceği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca, dosyanın tekemmül ettiği görülmekle davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi görüşülmeyerek, dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Davacı şirketin; 506 sayılı Yasanın Ek 37. maddesi uyarınca sigorta ve emeklilerin özürlü çocuklarının gelişim ve eğitimlerine yapılacak yardımların usul ve esaslarının belirlenmesine ilişkin Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının 09.05.2001 günlü, 3-181 Ek sayılı Genelgesinin 1, 7, 8, 9, 10,12, 13,14, 18/b-d-e ve 19 uncu maddelerinin iptali istemiyle açtığı davada; Danıştay 10. Dairesince verilen ve dava konusu genelgenin 1, 7, 8, 9, 10, 12, ve 18/b-d-e maddelerinin iptaline, genelgenin 14 ve 19 uncu maddelerine yönelik davanın reddine ilişkin bulunan 06.11.2002 günlü, E: 2001/1627, K: 2002/4187 sayılı kararın iptale ilişkin kısmını davalı idare temyiz etmektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştay'ın; a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerine uyulmamış olunması, sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı hükmü yer almaktadır.

2577 sayılı Yasanın 31. maddesi ile atıfta bulunulan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 53. maddesinde; hakkı veya borcu bir davanın neticesine bağlı olan üçüncü şahsın, iki taraftan birine iltihak için davaya müdahale edebileceği, 56. maddesinde; müdahale talebinin kabulü halinde müdahilin ancak davayı bulunduğu noktadan itibaren takip edebileceği, 57. maddesinde de, müdahilin iltihak ettiği tarafla birlikte hareket edeceği hükme bağlanmıştır.

Dosyanın incelenmesinden, ____ Özel Sağlık ve Eğitim Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekili Av. ____ tarafından verilen 04.01.2002 günlü dilekçe ile davaya, davalı idare yanında müdahil olarak katılmak isteminde bulunulduğu, Danıştay 10. Dairesinin 31.01.2002 günlü kararı ile, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 53. maddesi hükmü uyarınca davalı idare ile birlikte hareket etmek üzere davanın bulunduğu noktadan itibaren istemin kabulüne karar verildiği, ancak temyize konu 06.11.2002 günlü, E: 2001/1627, K: 2002/4187 sayılı Danıştay Onuncu Dairesinin nihai kararında katılma istemi kabul edilen adı geçen şirketin yer almadığı ve dolayısıyla kararın anılan şirkete tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, ____ Özel Sağlık ve Eğitim Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin kararın sonucu ile ilgisi bulunduğu kabul edilerek davaya davalı idare yanında katılmasına karar verilmekle birlikte, kararda yer verilmediğinden adı geçen müdahilin kararın kendisine tebliği ile karardan bilgi sahibi olmak ve dolayısıyla davalı idare ile birlikte hareket etmek iradesini kullanmak suretiyle kararı temyiz etmek hakkını kullanmaktan mahrum bırakılmış olması nedeniyle kararda usule uygunluk bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, davalı Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı tarafından verilen temyiz dilekçesinde de belirtildiği üzere, dava konusu Genelgenin 13. maddesinin de iptalinin istenilmiş olmasına karşın, Danıştay Onuncu Dairesince anılan madde ile ilgili bir değerlendirme yapılıp bu konuda herhangi bir karar verilmediği anlaşılmaktadır.

KARAR : Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 6.11.2002 günlü, E: 2001/1627, K: 2002/4187 sayılı kararının belirtilen eksiklikler tamamlanmak üzere bozulmasına, 16.10.2003 günü oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :

1 - Danıştay Onuncu Dairesince davaya davalı idare yanında katılmasına karar verilen ____ Özel Sağlık ve Eğitim Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin temyize konu kararda yer almaması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisine uymadığından, işin esasının incelenmesi suretiyle temyiz istemi hakkında karar verilmesi gerektiği oyu ile, Daire kararının bu nedenle bozulması yönündeki çoğunluk kararına katılmıyorum.

2 - 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinin yollama yaptığı HUMK'un 56. maddesinde, katılma kabul edildikten sonra müdahilin davayı bulunduğu noktadan itibaren takip ve 57. maddesinde, katıldığı tarafla birlikte hareket edebileceği öngörülmektedir. 2577 sayılı Yasanın 25. maddesinde de, kararların taraflara bildirileceği açıklanmıştır. Aynı yasanın 48. maddesinin 5. fıkrası yürütmenin durdurulması istekli temyiz dosyalarında tebligatın temyiz yerince yapılacağı şeklindedir.

Bu durumda müdahilin davayı izleme hakkı olduğuna ve tarafla birlikte hareket edeceği kuşkusuz bulunduğuna göre; yargılamanın her aşamasından bilgisi olması ve karar metninde yanlışlıkla yazılmamış bulunsa bile tebligatın müdahile de yapılması gerektiğinde kuşku yoktur. Tersi durumda, müdahil yargısal gelişmeden habersiz kalacağı gibi, kararda yazılmaması halinde taraflara da tebligat yapılmaması sonucunun da doğacağı açıktır.

Öte yandan, İdari Yargılama Usulü Kanununun 30. maddesinde iki tarafın ad ve soyadı ile ilgili yanlışlıkların, yanlışlıkların düzeltilmesi yoluyla giderilebileceği açıklanmaktadır. Eksiklik ve yanlışlık yanında, ismin hiç yazılmamış olmasının da yanlışlık kapsamında değerlendirilmesi yasanın güttüğü amacın doğal sonucudur.

Açıklanan nedenlerle dosyanın Dairesine gönderilmesi olanağı kullanılmadan temyize konu kararın diğer tebligatlarla beraber müdahile de bildirimi yapılarak, yanlışlığın düzeltilmesi ya da temyiz istemi olduğu takdirde konunun değerlendirmeye bırakılması böylece temyiz aşamasıyla ilgili yargısal akışın sürdürülmesi gerektiği oyuyla karara karşıyız."
İlgili Mevzuat Hükmü : İdari Yargılama Usulü Kanunu MADDE 31 :1. Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak (Değişik ibare: 6352 S.K.-02.07.2012/m.59) "işlemler ile elektronik işlemlerde" Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygunlanır. (Ek cümle: 5/4/1990 - 3622/11 md.;Değişik:10/6/1994-4001/14 md.) Ancak, davanın ihbarı ve bilirkişi seçimi Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re'sen yapılır.

2. Bu Kanun ve yukarıdaki fıkra uyarınca Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa atıfta bulunulan haller saklı kalmak üzere, vergi uyuşmazlıklarının çözümünde Vergi Usul Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.



 
Şerhi Ekleyen Üyemiz:
Av.Nevra ÖKSÜZ
Hukukçu
Avukat
Şerh Son Güncelleme: 24-02-2011

THS Sunucusu bu sayfayı 0,05675101 saniyede 8 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.