| Kanallar : Lütfen
Seçiniz |
|
|
|
|
|
|
|
Selamlar meslektaşlarım,
Müvekkillerin muris muvazası davası açma haklarından feragat etmeleri/bununla ilgili sözleşme yapmaları/arabuluculuk yoluyla anlaşmaları mümkün müdür? Ne kadar bağlayıcıdır? Bilgi verebilirseniz sevinirim, iyi çalışmalar dilerim
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhabalar,
Müvekkil(A) ile eşi(B) anlaşmalı boşanma ile boşanıyorlar.
Anlaşmalı boşanma protokolünde,
A ve B nin edinilmiş malı olan ve kredileri devam eden taşınmaz için ,
Kredi ödemelerinin bitmesi ardından taşınmazın satılarak bedelinin eşit olarak paylaştırılacağı , ortak karar alınırsa satılmayıp tapuda yarı yarıya mülkiyetin tescil edileceği kararlaştırılmış.
Taşınmaz B adına tescilli imiş bu süreç başında.
Krediler tamamlanmasına rağmen B taşınmazı satmaya yanaşmıyor veya yarı hissesini de müvekkil A ya devretmiyor.
Boşanmanın üzerinden 10 yıl geçmek üzere.
Meslektaşlarım bu taşınmaz üzerindeki hakkın elde edilmesi için;
1-Tapu İptal Tescil/Tescile zorlama davası
2-Taşınmazın yarı bedeli için alacak davası
3-İlamlı icra yolu ile taşınmazın satışı
seçenekleri aklıma geldi ancak emin olamadım.
Tarafların esas iradesi taşınmazın satışı olduğu için Tescile zorlama/Tapu iptal tescilden emin olamıyorum.
Tecrübesi ve bilgisi olan meslektaşlarım cevap verebilirse çok müteşekkir olurum.Saygılar
|
|
|
|
|
|
|
|
İyi günler müvekkilim yolcu koltuğunda otururken trafik kazası geçirdi sürücüden şikayetçi değil sürücünün aracının sigorta şirketine maddi tazminat davası açmak istiyoruz müvekkilimin bacağına tel takıldı ve yüzünde biraz iz var dosyası şu an savcılıkta savcı kati hekim raporu istedi olayın üzerinden 6 geçti ve doktor müvekkilimi geçen hafta muayene edip raporu yazıp göndereceğini söyledi şimdi dava öncesi sigortaya başvurmak için maluliyet raporu da almam gerekiyor değil mi? Bu raporu müvekkilim bireysel mi almalı yoksa savcıya dilekçe yazıp rapor için sevk isteyebilir miyim? Bu konuda bilgisi olan bir meslektaşım bana ulaşabilirse çok sevinirim
|
|
|
|
|
Yazan : abuj,
Tarih : 15-04-2026 18:35
|
Sayın Meslektaşlarım,
Trafik kazasında oluşan kalıcı sakatlığa ilişkin olarak; manevi tazminat davasını aracın şoförüne (aynı zamanda araç sahibine) açtık. Ancak mahkeme tarafımıza veraset ilamı almak için yetki vermek yerine, davamızı, dava açılan kişinin (davalının) dava tarihinden önce vefat etmiş olması nedeniyle usulden reddetti.
1) Mahkemenin kararı doğru mu? İstinaf yoluna giderek tarafımıza yetki verilmesini isteyebilir miyiz?
2) Davamızın zamanaşımının çok yakın olması nedeniyle davayı başlatmıştık. Usulden ret kararı verilmiş ancak kararın henüz tarafımıza tebliğ edilmemiş olması zamanaşımını keser mi veya durdurur mu?
3)Usulden ret kararına karşı istinaf yoluna başvurmadan önce, davacı taraf olarak veraset ilamı almak için müstakil bir dava açmamız doğru bir hamle olur mu?
Cevaplarınız için şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
Yazan : DamlaK.,
Tarih : 15-04-2026 11:46
|
MERHABALAR Meslektaşlarım
Tahliye taahhütnamesini alacaklı olarak kiralayan adına tahliye talepli icra takibi başlattım. Ancak gerçek malik kiralayanın kardeşi.
Kiralayanın devam eden ihtiyaç nedeniyle tahliye davası varmış. Şimdi bu tahliye takibini kiralayan adına açınca ihtiyaç hususu tehlikeye düştü.
Tahliye takibine itiraz edildi. İtirazın iptalini malik adına açmak için ne yapabilirim. Bu icra takibini de malik adına devretmemin yolu var mıdır?
taahhütnamenin 30 günlük süresi de geçmiş değiil. İtirazın iptali yerine sulh hukuka tahliye davası açsam mükerrer dosya sayılır mı?
(Kardeşler arsa tapulu bir binadaki daireleri sözlü bölüşmüşler ve kira bedeli malik adına yatıyor bankaya. )
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba. Borçlunun, borç içerik ve miktarını yazdıktan sonra imzalayarak verdiği adi yazılı senet için zamanaşımının dolmasına yakın zamanda dava açtık. Senette düzenleme tarihi bulunmakta olup vade bulunmamaktadır. Son duruşmada hakimin ihtar çekilip çekilmediğini sormasıyla ödünç sözleşmesi olarak mı kabul edecek diye tereddüde düştük. Bu ödünç sözleşmesi niteliğinde kabul edilerek ihtarın çekilmemiş olması sebebiyle dava reddedilebilir mi yoksa sadece faiz tarihi konusunda mı incelenir? Teşekkürler
|
|
|
|
|
|
|
Saygıdeğer Meslektaşlarım merhabalar.
Site yönetimince müvekkile yönelik aidat ve doğalgaz borçları bulunduğu iddiasıyla ilamsız icra takibi başlatılıyor. Usulsüz tebligat ile dosya kesinleştiriliyor ve banka hacizleri yapılıyor.
Banka hacizleri ile takipten haberdar olan müvekkil adına icra dosyasına; "tebligatın usulsüz olduğu, öğrenme tarihinin belirttiğimiz tarih olduğu" hususunda icra hukuk mahkemesinde dava açtığımızı, bu haliyle icra takibine itirazımızı sunuyoruz.
Aynı zamanda açtığımız usulsüz tebligata yönelik şikayetimizde icra dosyasının tedbiren durdurulmasını talep ediyoruz fakat icra hukuk mahkemesi tensiple talebimizi reddediyor.
Bunun üzerine icra dosyasın "ihtirazi kayıt" koyarak ödeme yapıyor ve hacizlerin kaldırılmasını sağlıyoruz.
Gelinen aşamada icra hukuk mahkemesi şikayetimizi kabul ediyor ve bildirdiğimiz öğrenme tarihini tebliğ tarihi olarak belirtip kesin nitelikli karar veriyor.
Ancak bu sırada icra dosyası infaz ile kapatılmış durumda. İcra dosyasından İİK 40 kapsamında eski hale getirme istememe rağmen bu maddenin olayımızda uygulanamayacağı hususunda tensip kuruluyor.
İcra hususunda çok tecrübeli olmadığımdan, ihtirazi kayıtla ödenen bu paranın geri alımı için nasıl bir yol izlenmesi gerektiği konusunda tecrübelerinizden yararlanmak isterim.
Cevap verenlere şimdiden teşekkür ederim.
Saygılarımla.
|
|
|
|
|
|
|
|
müvekkillerin bir işyeri var burada %50 tapuya sahipler kiracı yaklaşık 3 yıldır burada faaliyette ancak bu kiracı Ocak ayı kirasını da ödedikten sonra subat mart nisan aylarının kirasını ödemeyeceğini zira diğer kiraya verenlerle sözleşme yaptığını ve sadece onlara ödeme yapacağını söylüyor ihtarname gönderdik geri dönüş olmadı şimdi asıl sorum şu açılacak olan örnek No 13 tahliye talepli icra takibine itiraz durumunda sözlü kira sözleşmesi olduğu için arabuluculuk şartı var mı itirazın iptali ve tahliye davasını sulh hukukta mı açmalıyım ve daha önce gönderilen kira bedelleri kiracının oğlu tarafından açıklamasız olarak gönderilmiş burada ispat konusunda bir sıkıntı yaşar mıyım yardımcı olursanız çok sevinirim
|
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhabalar, meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında kusurlu aracın plakası poliçedeki plaka ile farklı ancak motor noları aynı. Sigortaya başvuru yapmamız için plakanın değişmesi gerekiyor ama karşı araç sürücüsü zeyil başvurusu yapmayacağını söylüyor. Nasıl bir yol izlemem gerekir? Yardımcı olursanız çok sevinirim🙏🏻
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhaba, müvekkilin annesinden miras kalan bağımsız bölüm için ortaklığın giderilmesi davası açtık. Baba tarafından muhdesat iddiasına bulunuldu ve aidiyetin tespiti için dava açıldı.
Bir kardeş iddiayı kabul ettiğine dair beyan dilekçesi sundu.
Diğer kardeşle babanın avukatı aynı ve avukat kardeş adına diğer müvekkili olan babanın muhdesat iddiasını kabul ettiğini beyan etti.
1- Bu durumda usule ilişkin bir aykırılık var mıdır?
2- İddiayı kabul eden diğer kardeşi tanık olarak dinletebilir miyiz? Mantığa aykırı bir durum olduğunu biliyorum fakat müvekkil ısrarlı bir şekilde mahkemede dinlenmesini talep ediyor. Fikri olan yol gösterirse sevinirim.
|
|
|
|
|
Yazan : yasminly,
Tarih : 11-04-2026 13:41
|
merhaba meslektaşlarım, müvekkilin kiracısı şirket sözleşme bitmeden evi tahliye etmiştir. müvekkil tarafından anahtar teslim tutanağı imzalanmış ve tutanakta "erken tahliyeden doğan her türlü maddi zarar ve dava açma hakları dahil olmak üzere tüm yasal hakları saklı tutulmuştur. " ibaresi yer almaktadır.
Taşınmaz 1 ay içinde kiralanmıştır. Müvekkil adına erken tahliye nedenli makul süre tazminatı istemli dava açtığımız takdirde, makul süreyi kiraya verilen tarihe kadar mı yoksa daha az belirleyebilirler mi? Bir de kiracının erken tahliyesi nedeniyle makul süre tazminatı istediğimiz içerir bir ihtarname göndermemiş olmamız dava açmamıza engel midir? tazminata ilişkin faiz anahtar teslimden itibaren mi dava açıldıktan sonra mı başlar?
|
|
|
|
|
|
|
iyi günler meslektaşlarım. Müvekkil maddi hasarlı trafik kazası geçirmişti. Araç mahrumiyet bedeli için rapor alıp, rapor doğrultusunda ilamsız icra takibi başlattım. Karşı taraf itiraz etti. İtirazın iptali davası açacağım. Ancak karşı vekalet ücreti çıkmaması adına itirazın iptali davasını belirsiz alacak davası şeklinde açabilir miyim? Daha önce bu konuyla ilgili itirazın iptali davası açan meslektaşlar fikir belirtirlerse çok makbule geçer.
|
|
|
|
|
Yazan : avebs,
Tarih : 10-04-2026 16:32
|
Selamlar,
TC kimlik numarası olmadan bir icra takibi açtım, borçlu önceden müvekkile eft yaptığından eft makbuzu ile hesabının bulunduğu özel bankadan TC kimlik numarasının istenmesi için müzekkere yazılmasını talep ettim, icra dairesi de yazdı.
Banka sır saklama yükümlülüğü olduğunu, icra dairesinin sadece mevcuda ilişkin araştırma yapabileceğini söyleyip bilgi vermedi.
Yarg. 12.HD 2024/5926E. 10436K. gibi pek çok içtihatta bilgi vermeleri gerektiğinden bahsediliyor.
Ancak bankanın yükümlü olduğu bu işi yapmamasının yaptırımının ne olduğunu bilemedim. Bankaya tekiden müzekkere yazılır da yine bilgi vermeyi reddederlerse buna karşı ne yapabiliriz? Banka keyfi olarak sonsuza dek icra dairesinin bilgi taleplerini reddedebilir mi?
|
|
|
|
|
Yazan : yasminly,
Tarih : 07-04-2026 21:58
|
merhaba meslektaşlarım, davacı vekiliyiz tensip zaptında "tensip zaptı ve dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde cevap dilekçesini vermediği takdirde dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılacağı, cevap verme süresinin uzatılmasını talep ettiği takdirde, taraf sayısı kadar tebligat masrafını talep ile birlikte yatırması gerektiği, aksi takdirde uzatma talebinin reddedileceği hususlarının İHTARINA, (HMK 94. Madde, HMK 127. Madde, HMK 194. Madde, HMK 318. Madde), (ihtarın bu tensip zaptı ile yapılmış sayılmasına)," şeklinde hüküm var.
Davalı taraf süre uzatım talebinde bulunuyor ve dosyada masraf yokken süre uzatım kararı veriliyor fakat masraf olmadığı için tebliğ yapılamıyor. Davalı ise süre uzatım talebinden sonra cevap dilekçesini sundu fakat süre uzatım kararının tebliğ edilmesini ön inceleme talep edip tekrardan sunabilir mi?
|
|
|
|
|
Yazan : parkhk,
Tarih : 06-04-2026 14:28
|
Müvekkil/ borçlu (kefil) hakkında kambiyo senedine bağlı icra takibi başlatılmış. Ancak icra takibinde 3 yıldır herhangi bir işlem yapılmadığından mevcut hacizlerin kaldırılmasını talep ettik nitekim kaldırıldı. Sormak istediğim soru şudur: İşbu icra takibini bertaraf etmek, alacaklının harç ödeyerek yenileme ile işlemlere devam etmesini engellemek adına icra hukuk mahkemesinde icranın geri bırakılması davası için hukuki yararımız var mıdır uygulamada karşılaşan bir meslektaşım yardımcı olursa sevinirim.
Öte yandan menfi tespit veya takibin iptali açılamayacağı kanaatindeyim aksi yönde içtihat var ise önerilere açığım. İyi çalışmalar dilerim.
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar Meslektaşlarım,
Müvekkilerim 3 kişi,6 Anneleri Vefat Ediyor ve ondan miras olarak bazı taşınmazlar kalıyor. Bunlar El birliği mülkiyetle mirasçıları 6 kardeş ve babanın üzerine geçiyor.
3 taşınmaz var ve bunların kira sözleşmeleri kayıp bulunamıyor kiracılar 10.000 TL benim kiram diyor ve o kadar ödüyor aralarındaki sözleşmeyi de vermiyor ne yapabiliriz bu durumda normal değeri oranın 50 60 bin TL
İyi çalışmalar
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar meslektaşlarım,
Boşanma davasının davalı tarafında olan müvekkil adayı cevap dilekçesinde delillerini ve talebini iletirken hukuki deliller, sonuç ve istem başlığı altında bahsetmemiştir. Bu haliyle 2. cevap dilekçemizde bunlardan bahsederek bu usulü eksikliği gidermemiz mümkün olur mu? Yoksa ıslah yoluna mı başvurmak gerekir? Yardımcı olabilirseniz sevinirim. Teşekkürler.
|
|
|
|
|
|
|
Değerli Meslektaşlarım,
Tüketici Mahkemesinde müteahhide karşı açacağım "ifa imkânsızlığı nedeniyle güncel rayiç bedelin (müspet zarar) tahsili" konulu belirsiz alacak davasını UYAP üzerinden tevzi ederken pratik bir sorunla karşılaştım.
TKHK m. 73/2 gereği müvekkilim tüketici olduğu için harçtan muafız. Ancak;
Dava türünü "Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)" veya "Tazminat" seçtiğimde sistem benden dava değeri girmemi istiyor ve başvurma/peşin harç tahakkuk ettiriyor.
Dava türünü "Tüketicinin Açtığı Sözleşmenin Uyarlanması" seçtiğimde sistem harç istemiyor ve sıfırlıyor. Ancak davamızın esası uyarlama değil, ifa yerine geçen müspet zararın tazmini olduğu için tensipte hakimi yanlış yönlendirmekten çekiniyorum.
Güncel UYAP pratiğine dair yönlendirmeleriniz için şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba meslektaşlarım,
Bir şirkete karşı iş kazası kaynaklı maddi-manevi tazminat konulu ilamlı takip açtık, sonrasında yapılan sorguda şirketin terkin edildiğini öğrendik. İhya yoluna başvursak da tahsil kabiliyeti olup olmadığından şüpheliyiz.
Sorum şu; şirketin son yetkilisi ve iş kazasına sebebiyet verenlere karşı harici bir dava yöneltip takibe girişsek mantıklı olur mu? Yoksa ihyasını talep etmek mi mantıklıdır?
Başka bir öneriniz varsa nedir?
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba meslektaşlarım, müvekkil iş akdini emeklilik nedeniyle feshetmiş, ancak işveren tarafından sgkya gerekli bildirim yapılmadığından emeklilik işlemlerini başlatamamış ve işverene ihtar göndermiş bu hususta, akabinde işçilik alacaklarının tahsili için dava açtık ve ilk derece mahkemesince ;
"Davacı işçi; iş akdinin emeklilik nedeniyle sonlandığını iddia etmiş ve davasını buna dayandırmıştır. Davalı vekili ise davacının iş sözleşmesinin başka bir işçi ile kavga etmesi nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini savunmaktadır.
Dosya kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu sicil dosyasında 16/06/2023 tarihli işten ayrılış bildirgesinde davacının işten ayrılış kodunun "45" olarak gösterildiği, işten ayrılış tarihinin 09/06/2023 olduğu, davalıya karşı keşide edilmiş .......... Noterliğinin 15.06.2023 tarihli ........ yevmiye numaralı ihtamamesi ile davacının emeklilik işlemleri için başvurusunu veremediği beyanı, dosya içerisinde davacının emeklilik başvurusunun yapıldığına ilişkin yazılı belgenin mevcut olmadığı, davacı işçi iş akdinin feshini emeklilik sebebine bağlamış olduğu, iş sözleşmesini fesheden tarafın ileri sürdüğü fesih sebepleri ile bağlı olduğu, bildirdiği fesih nedenini sonradan değiştirmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, emeklilik başvurusunda bulunduğunu ispatlayamadığı anlaşılan davacının feshinde haklı nedenin varlığından söz edilemeyeceğinden davacının kıdem tazminatı yönünden isteminin reddi gerekmiştir."
denilerek, kıdem tazminatı talebimizin reddine karar verdi. Ancak merak ettiğim husus şu ki müvekkil gerçekten de fesih tarihinde emekli olma hakkını elde etmiş olup, bu durum sgkdan gelen cevabi yazıyla da sabitti. Buna rağmen mahkemenin söz konusu gerekçesi hatalı değil midir?
|
|
|
|